İdari Sözleşme Nedir? Türleri, Unsurları ve Dava Yolu (2026)

İdari sözleşmeden doğan davalar; kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla yapılan idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargıda çözümlenmesini öngören dava türüdür. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-c maddesiyle düzenlenen bu dava türünde, sözleşmenin idari nitelik taşıyıp taşımadığının tespiti görevli yargı yolunu belirler. 2026 itibarıyla Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi içtihadı, kamu ihale sözleşmeleri ile imtiyaz sözleşmeleri arasındaki sınırı, tahkim istisnasını ve mali denge teorisinin uygulanma koşullarını netleştirmiş durumdadır.

İçindekiler

  1. İdari Sözleşme Nedir?
  2. İdari Sözleşmenin Unsurları
  3. İdari Sözleşme Türleri
  4. İdari Sözleşme — Özel Hukuk Sözleşmesi Ayrımı
  5. İdarenin Tek Yanlı Yetkileri
  6. Mali Denge (Imprévision) Teorisi
  7. Davada Usul: Görev, Yetki ve Tahkim
  8. Dava Açma Süresi
  9. Emsal Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları
  10. Sık Sorulan Sorular
  11. Sonuç

İdari Sözleşme Nedir?

İdari sözleşme; idarenin kamusal yetkiye dayanarak, kamu hizmetinin gerekleri ve kamu yararı amacıyla akdettiği, idareye özel hukuk yetkilerini aşan üstün hak ve yetkiler tanıyan sözleşmelerdir. İYUK md. 2/1-c uyarınca kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar idari dava kapsamında değerlendirilir; tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ise bu kapsamın dışındadır.

İdari sözleşme özel hukuk sözleşmesinden özünde ayrılır. Özel hukukta taraflar eşit konumda olup karşılıklı irade birliğiyle hukuki ilişki kurulur. İdari sözleşmede ise idare kamu yararını sağlamakla yükümlü üstün bir konumdadır; sözleşmeyi tek taraflı olarak değiştirme, denetleme ve feshetme yetkilerine sahiptir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (E. 2007/81, K. 2007/78, T. 14.02.2007) bu ayrımı şu şekilde ortaya koymuştur: özel hukukta taraflar arasında eşitlik esastır; idari sözleşmede ise kamu yararını sağlamakla yükümlü idare karşı tarafa karşı üstün bir konumdadır.

İdari Sözleşmenin Unsurları

Bir sözleşmenin idari nitelikte kabul edilebilmesi için doktrin ve yargı içtihadında üç kriterin bir arada bulunması gerektiği kabul edilmektedir. Bu kriterler Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü’nün (E. 2016/123, K. 2016/259, T. 09.05.2016) kararında da net biçimde ortaya konulmuştur.

1. Organik Kriter (Taraf)

Sözleşmenin taraflarından en az birinin kamu idaresi, kurumu veya kuruluşu olması şarttır. İki özel hukuk kişisi arasındaki sözleşme, konusu kamu hizmetiyle ilgili olsa bile idari sözleşme sayılamaz. Buna karşın kamu hizmeti yürütmekle görevlendirilmiş özel hukuk tüzel kişisinin —örneğin elektrik dağıtım şirketinin— yaptığı bazı sözleşmeler bu kriter çerçevesinde değerlendirilebilir.

2. Maddi Kriter (Konu)

Sözleşmenin doğrudan bir kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olması ya da bu hizmetin yürütülmesine katılım amacı taşıması gerekir. Devlet adına yapılan her sözleşme bu kriteri karşılamaz; idarenin taraf olduğu kira, satış veya sigorta gibi sözleşmelerin konusu kamu hizmetinin yürütülmesi olmadığından bunlar özel hukuk sözleşmesi sayılır.

3. Teknik Kriter (Üstün Yetki / Ayrıcalık)

Sözleşmede idareye, özel hukuk sözleşmelerinde rastlanmayan kamu gücüne dayalı ayrıcalıklar tanınmış olması gerekir. Tek taraflı fesih, denetleme, yaptırım uygulama, sözleşme hükümlerinde değişiklik yapma yetkilerinin sözleşmede yer alması bu kriterin karşılandığına işaret eder. Uyuşmazlık Mahkemesi, idarece matbu hazırlanan, kamu hizmeti amacı taşıyan ve tek taraflı fesih yetkisi içeren sözleşmeleri idari sözleşme olarak nitelendirmektedir.

İdari Sözleşme Türleri

Türk idare hukukunda kabul gören başlıca idari sözleşme türleri şunlardır:

Kamu hizmeti imtiyaz sözleşmeleri: Bir kamu hizmetinin sermayesi, kâr ve zararı özel kişiye ait olmak üzere idarenin belirlediği şartlara göre özel hukuk kişilerince yürütülmesini sağlayan uzun süreli sözleşmelerdir. İdari sözleşmelerin prototipi kabul edilir. Tahkim öngörülmeyen hallerde bu sözleşmelerden doğan davalar ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülür.

Müşterek emanet sözleşmeleri: Kamu hizmetinin hâsılatı idareye ait olmak, giderler imtiyaz sahibi tarafından karşılanmak üzere kurulur. İmtiyaz sözleşmesine benzer ancak mali risk paylaşımı bakımından ayrılır.

İltizam sözleşmeleri: Kamu gelirlerinin toplanması görevinin belirli bir bedel karşılığında özel kişilere devredilmesine dayanan tarihi idari sözleşme türüdür. Günümüzde sınırlı uygulama alanı bulur.

İdari hizmet sözleşmeleri: Devlet ve tüzel kişiliğe sahip kamu kurum ve kuruluşlarında işçi statüsünde olmayan ve statü hukukuna tabi olmayan kamu görevlileriyle yapılan sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerin feshinden doğan uyuşmazlıklar idari yargıya tabidir.

Kamu istikraz sözleşmeleri: Devletin veya kamu kuruluşlarının genel giderlerini karşılamak üzere senet çıkarmak suretiyle halktan veya sermaye sahiplerinden borçlanmasını sağlayan sözleşmelerdir.

Orman işletme sözleşmeleri ve yeraltı-yerüstü servetlerinin işletilmesine ilişkin sözleşmeler: Devlete ait kaynakların özel kişilerce işletilmesini konu alan idari sözleşmelerdir.

İdari Sözleşme — Özel Hukuk Sözleşmesi Ayrımı

Bu ayrım yargı yolunun belirlenmesi bakımından hayati önem taşır. İdari sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda; özel hukuk sözleşmesinden doğanlar adli yargıda çözümlenir. Sınır tartışmalı olan iki kritik alan şunlardır:

Kamu İhale Sözleşmeleri

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu kapsamında akdedilen sözleşmeler kural olarak özel hukuk hükümlerine tabidir. 4735 sayılı Kanun md. 4 uyarınca sözleşmenin tarafları “eşit hak ve yükümlülüklere” sahiptir; bu düzenleme söz konusu sözleşmeleri üçüncü kriterin dışına çıkarmaktadır.

Danıştay içtihadı bu ayrımı iki aşamalı biçimde uygulamaktadır:

Sözleşme öncesi aşama (ihale süreci): İhale kararı, ihalenin iptali, teklifin değerlendirilmesi gibi ihale sürecindeki tek yanlı işlemler idari işlem niteliğinde olduğundan idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Danıştay 13. Dairesi (E. 2020/3377, K. 2020/3585, T. 08.12.2020) bu ilkeyi kesin biçimde hükme bağlamıştır.

Sözleşme sonrası aşama (ifa ve fesih): Sözleşme imzalandıktan sonraki hakediş, fesih, mücbir sebep, cezai şart gibi uyuşmazlıklar adli yargının görev alanındadır. Danıştay 13. Dairesi (E. 2021/5329, K. 2022/539, T. 17.02.2022), sözleşme imzalandıktan sonraki mücbir sebep uyuşmazlıklarının adli yargı görevinde olduğunu açıkça hükme bağlamıştır. Bununla birlikte idarenin kamu gücüne dayanarak tesis ettiği tek yanlı işlemler —örneğin usulsüzlük nedeniyle sözleşmenin feshi— istisnai olarak idari yargı denetimine tabi tutulabilmektedir.

Yap-İşlet-Devret (YİD) ve BOT Sözleşmeleri

Bu sözleşmeler en tartışmalı alandır. 3996 sayılı Kanun md. 5, YİD modeli çerçevesinde yapılan sözleşmelerin açıkça özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu belirlemektedir. Danıştay 13. Dairesi (E. 2019/80, K. 2019/730, T. 12.03.2019) bu kanun hükmüne dayanarak söz konusu sözleşmeleri kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi olarak nitelendirmemiştir.

Öte yandan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (E. 2021/2789, K. 2022/3872, T. 21.12.2022), YİD modeliyle imzalanan bazı sözleşmelerin kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi niteliği taşıdığını ve idari nitelikte olduğunu kabul etmiştir. Bu iki içtihat çizgisi arasındaki çelişki 2026 itibarıyla da sürmekte; her somut olay özelinde sözleşmenin gerçek niteliğine bakılması gerekmektedir.

Doktrin ise bu sözleşmelerin özünde birer kamu hizmeti imtiyazı barındırdığını ve idari yargı denetiminden tamamen kaçırılmaması gerektiğini savunmaktadır. YİD modellerinin hibrit yapısı, yargı yolunun tayininde gri alanlar yaratmaya devam etmektedir.

İdarenin Tek Yanlı Yetkileri

İdari sözleşmenin özel hukuk sözleşmesinden en belirgin ayrımı, idareye tanınan tek yanlı yetkilerde kendini gösterir. Bu yetkiler ikiye ayrılır:

Tek Yanlı Değiştirme Yetkisi

İdare, kamu hizmetinin değişkenliği ilkesi gereği sözleşmenin düzenleyici hükümlerinde —yani kamu hizmetinin nasıl yürütüleceğine ilişkin teknik ve işletme koşullarında— tek yanlı değişiklik yapabilir. Bu yetki kamu hizmetini çağın gereksinimlerine uyarlamak için zorunludur.

Ancak bu yetki sınırsız değildir. İdare, sözleşmenin mali hükümlerini —sözleşmeciye sağlanan garantiler, ödeme koşulları, fiyat, vergi muafiyetleri— tek yanlı olarak değiştiremez. Danıştay 13. Dairesi (E. 2020/276, K. 2021/2266, T. 16.06.2021), Hazine garantisi prensiplerini değiştiren protokol hükümlerini sözleşmenin “akit karakterini” zedelediği gerekçesiyle iptal etmiştir. Bu karar, mali hükümlerin dokunulmazlığı ilkesinin en güçlü içtihat dayanağını oluşturmaktadır.

Tek Yanlı Fesih Yetkisi

İdare, idari sözleşmelerde kamu yararı gerektirdiğinde veya yüklenicinin kusuru halinde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir. Bu yetki özel hukukta karşılığı bulunmayan bir kamu gücü ayrıcalığıdır.

Bununla birlikte fesih yetkisi belirli usullere tabidir. Danıştay 13. Dairesi (E. 2007/4148, K. 2008/3133, T. 11.03.2008) yükleniciye kusurlarını gidermesi için sözleşmede öngörülen sürenin verilmesi gerektiğini, aksi takdirde feshin hukuka aykırı olacağını hükme bağlamıştır. Haksız fesih halinde yüklenicinin tam yargı davası yoluyla tazminat talep etme hakkı saklıdır.

Feshin ardından açılacak davanın yargı yolu da sözleşmenin niteliğine bağlıdır: kamu ihale sözleşmelerinde fesih sonrası uyuşmazlıklar adli yargıya tabi iken (Danıştay 13. Daire, E. 2016/674, K. 2016/2040, T. 30.05.2016), idari hizmet sözleşmelerinin feshine ilişkin uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir (Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2025/111, K. 2025/259, T. 08.04.2025).

Mali Denge (Imprévision) Teorisi

Mali denge teorisi; idari sözleşmelerde sözleşenin öngöremeyeceği, olağanüstü ve dışsal ekonomik değişimler karşısında yüklenicinin korunmasını sağlayan mekanizmadır. Bu teori, idari sözleşmelerin özel hukuktan ayrılan en temel güvencelerinden birini oluşturmaktadır.

Teorinin uygulanabilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmesi aranır: sözleşme imzalandıktan sonra ortaya çıkması, taraflarca öngörülemeyen bir ekonomik değişim (aşırı enflasyon, devalüasyon, döviz kuru dalgalanması gibi) söz konusu olması, bu değişimin sözleşmenin mali dengesini esaslı biçimde bozmuş olması ve yüklenicinin bu değişime katkısının bulunmaması.

Bu koşullar gerçekleştiğinde yüklenici, idareden mali dengenin yeniden kurulmasını ya da sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (E. 2021/2789, K. 2022/3872, T. 21.12.2022), öngörülemeyen ekonomik değişimler nedeniyle mali dengenin bozulduğu hallerde yüklenicinin bu hakkını kullanabileceğini teyit etmiştir.

Doktrinde mali denge teorisinin iki görünüm biçimi ayırt edilmektedir. Birincisi idarenin düzenleyici değişikliğinden kaynaklanan denge bozulması olup burada denge yeniden kurulmak zorundadır. İkincisi ise dışsal ekonomik güçlükler nedeniyle ortaya çıkan öngörülmezlik halidir; bu durumda idare zararın bir kısmını taşımakla yükümlüdür ancak tam tazminat gerekmeyebilir. Her iki durumda da yüklenicinin mali denge talebiyle tam yargı davası açma hakkı bulunmaktadır.

Davada Usul: Görev, Yetki ve Tahkim

Görevli Mahkeme

İYUK md. 2/1-c uyarınca, tahkim istisnası dışında kalan kamu hizmetlerinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür. İmtiyaz niteliği taşımayan idari sözleşmelerde görevli yargı yeri idare mahkemesidir.

İlk derece mahkemesi olarak Danıştay: 2575 sayılı Danıştay Kanunu md. 24/1-f uyarınca, tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinden doğan davalar doğrudan Danıştay’da açılır. Bu davalar için idare mahkemesine başvurulursa görevsizlik kararıyla karşılaşılır.

Tahkim İstisnası

Anayasa md. 125 ve İYUK md. 2/1-c, kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinde milli veya milletlerarası tahkim yolunun öngörülebileceğini düzenlemektedir. Tahkim yolu öngörülen hallerde idari yargı görevsizdir; uyuşmazlık tahkim yoluyla çözümlenir.

Tahkim istisnası ancak kanuni yetki dahilinde uygulanabilir. 4501 sayılı Kanun bu konuda genel bir yetkilendirme yapmaktadır. Doktrinde tartışmalı olan husus ise idarenin kamu gücüne dayalı “ayrılabilir işlemlerinin” —örneğin idari para cezaları veya tek taraflı fesih kararının— tahkim kapsamına girip girmediğidir. Bazı görüşler bu işlemlerin iptali için yine de idari yargıya başvurulabileceğini savunmaktadır. 2026 itibarıyla bu tartışma doktrin düzeyinde sürmekte olup yerleşik bir içtihat henüz oluşmamıştır.

Yetkili Mahkeme

İYUK md. 32/1 uyarınca özel bir yetki kuralı yoksa yetkili mahkeme, idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Bu kural Danıştay 13. Dairesi’nin (E. 2018/2456, K. 2018/2336, T. 09.07.2018) kararıyla da teyit edilmiştir. Genel tam yargı davalarındaki özel yetki kuralları (hizmetin görüldüğü yer, davacının ikametgahı vb.) idari sözleşmelerden doğan davalar için geçerli değildir; bu davalarda yalnızca genel yetki kuralı uygulanır.

Dava Açma Süresi

İdari sözleşmelerden kaynaklanan tam yargı davalarında genel dava açma süresi 60 gündür. Süre, uyuşmazlığa konu işlemin tebliğ veya öğrenme tarihinden başlar.

Uygulamada dava açma süresinin başlangıcı sözleşmenin niteliğine ve uyuşmazlığın kaynağına göre değişir. İdarenin tek yanlı bir işlemiyle sözleşmeyi feshetmesi halinde süre fesih kararının tebliğinden; hakediş ödemesinin reddi gibi hallerde ret bildiriminden ya da zımni ret tarihinden işler. Sözleşme öncesi ihale kararının iptali isteniyorsa bu iptal davası için 60 günlük süre ihale kararının tebliğinden başlar; sözleşmenin imzalanmış olması bu süreyi etkilemez.

Emsal Danıştay ve Uyuşmazlık Mahkemesi Kararları

İdari sözleşmenin üç kriteri kümülatif olarak aranır. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, E. 2016/123, K. 2016/259, T. 09.05.2016 — İdarece matbu hazırlanan, kamu hizmeti amacı taşıyan ve tek taraflı fesih yetkisi içeren sözleşmeler idari nitelikte kabul edilir; organik, maddi ve teknik kriterlerin birlikte bulunması gerekmektedir.

Kamu ihale sözleşmesinin uygulanması aşaması adli yargıya tabidir. Danıştay 13. Daire, E. 2021/5329, K. 2022/539, T. 17.02.2022 — 4735 sayılı Kanun kapsamındaki sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıkan mücbir sebep uyuşmazlıkları, sözleşmenin özel hukuk niteliği nedeniyle adli yargının görev alanındadır.

Sözleşme öncesi ihale işlemleri her zaman idari yargıya tabidir. Danıştay 13. Daire, E. 2020/3377, K. 2020/3585, T. 08.12.2020 — İhale kararı ve ihale sürecindeki tek yanlı işlemler idari işlem niteliğini korur; sözleşme imzalanmış olup olmadığına bakılmaksızın bu işlemlere karşı idari yargıda iptal davası açılabilir.

İdarenin mali hükümleri tek yanlı değiştirmesi hukuka aykırıdır. Danıştay 13. Daire, E. 2020/276, K. 2021/2266, T. 16.06.2021 — Hazine garantisi prensiplerini değiştiren protokol hükümleri sözleşmenin akit karakterini zedelediğinden iptal edilmelidir; idarenin tek yanlı değiştirme yetkisi sözleşmenin mali hükümlerini kapsamamaktadır.

Fesihte yükleniciye süre verilmesi zorunludur. Danıştay 13. Daire, E. 2007/4148, K. 2008/3133, T. 11.03.2008 — Yüklenicinin kusuru nedeniyle sözleşme feshedilmeden önce sözleşmede öngörülen sürenin verilmesi gerekir; bu usul koşuluna uyulmadan yapılan fesih hukuka aykırıdır ve tam yargı davasına konu olabilir.

İdari hizmet sözleşmelerinin feshi idari yargıya tabidir. Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2025/111, K. 2025/259, T. 08.04.2025 — Kamu görevlisi statüsündeki personelin sözleşme feshinden doğan uyuşmazlıklar idari nitelik taşır ve idari yargıda çözümlenir.

Bayilik sözleşmeleri, tek yanlı fesih yetkisi nedeniyle idari sözleşmedir. Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, E. 2020/23, K. 2020/69, T. 27.01.2020 — Spor Toto bayilik sözleşmelerinde idareye tanınan tek yanlı fesih ve yaptırım uygulama yetkileri bu sözleşmeleri idari niteliğe taşımaktadır; uyuşmazlıklar idari yargıda görülür.

RES katkı payı anlaşmaları özel hukuk sözleşmesidir. Uyuşmazlık Mahkemesi, E. 2025/542, K. 2025/719, T. 24.11.2025 — TEİAŞ ile yapılan RES Katkı Payı Anlaşmaları idareye üstün yetki tanımadığından özel hukuk sözleşmesi niteliğindedir; uyuşmazlıkların adli yargıda çözümlenmesi gerekir.

YİD sözleşmelerinde niteleme ayrık olayda yapılır. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/2789, K. 2022/3872, T. 21.12.2022 — YİD modeliyle imzalanan bazı sözleşmeler kamu hizmeti imtiyaz sözleşmesi niteliği taşıyabilir; her sözleşmenin içeriği, idareye tanınan yetkiler ve hizmetin niteliği ayrıca incelenerek değerlendirme yapılmalıdır.

Sık Sorulan Sorular

İdari sözleşme ile özel hukuk sözleşmesi arasındaki fark nedir?

İdari sözleşmede taraflardan biri idare olup sözleşmenin konusu kamu hizmetinin yürütülmesidir ve idareye tek yanlı fesih, değiştirme ve denetim gibi üstün yetkiler tanınmıştır. Özel hukuk sözleşmesinde ise taraflar eşit konumdadır ve sözleşme Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir. Bu ayrım, uyuşmazlığın idari yargıda mı yoksa adli yargıda mı çözüleceğini belirler.

Kamu ihale sözleşmesinden doğan davayı nereye açmalıyım?

Sözleşme imzalanmadan önceki ihale sürecindeki işlemler (ihale kararı, ihalenin iptali vb.) idari işlem niteliğinde olduğundan bunlara karşı idare mahkemesinde iptal davası açılır. Sözleşme imzalandıktan sonraki hakediş, fesih, mücbir sebep gibi uyuşmazlıklar ise 4735 sayılı Kanun gereği özel hukuk hükümlerine tabi olup adli yargıda görülür.

İdare sözleşmeyi tek taraflı değiştirebilir mi?

Kısmen. İdare, kamu hizmetinin değişkenliği ilkesi gereği sözleşmenin düzenleyici —yani hizmetin nasıl yürütüleceğine ilişkin teknik— hükümlerinde tek yanlı değişiklik yapabilir. Ancak sözleşmenin mali hükümlerini (ödeme koşulları, garantiler, fiyat) tek yanlı olarak değiştiremez. Bu sınırın aşılması tam yargı davasına yol açar.

İdare sözleşmemi haksız yere feshetti; ne yapabilirim?

Öncelikle fesih kararının idari işlem niteliği taşıyıp taşımadığına bakılmalıdır. İdari sözleşme kapsamındaki haksız fesihte tebliğden itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde hem feshin iptali hem de uğradığınız zararın tazmini için tam yargı davası açabilirsiniz. Kamu ihale sözleşmesinde ise bu dava adli yargıda görülür. Her iki durumda da dava açma süresinin hak düşürücü niteliği nedeniyle uzman bir idare hukuku avukatına ivedilikle başvurulması önerilir.

Mali denge teorisinden nasıl yararlanabilirim?

Sözleşme imzalandıktan sonra tarafların öngöremeyeceği olağanüstü bir ekonomik değişim —aşırı enflasyon, döviz kuru dalgalanması, devalüasyon gibi— nedeniyle mali dengeniz bozulduysa idareden bu dengenin yeniden kurulmasını ya da sözleşmenin uyarlanmasını talep edebilirsiniz. Bu talep reddedilir ya da yanıtsız kalırsa idare mahkemesinde tam yargı davası açılabilir. Teorinin uygulanabilmesi için değişimin öngörülmez ve dışsal olması, mali dengeyi esaslı ölçüde bozması ve yüklenicinin bu değişime katkısının olmaması gerekir.

İmtiyaz sözleşmesinden doğan davada hangi mahkeme görevlidir?

Tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmeti imtiyaz sözleşmelerinden doğan davalar ilk derece mahkemesi olarak doğrudan Danıştay’da açılır. Tahkim yolu öngörülmüş ise idari yargı görevsizdir; uyuşmazlık tahkim yoluyla çözümlenir. Sözleşmenin imtiyaz niteliği taşıyıp taşımadığı tartışmalı ise somut koşullar değerlendirilerek yargı yolu belirlenmeli; yanlış mahkemede dava açılmasından kaynaklanan hak kayıplarının önüne geçilmelidir.

Sonuç

İdari sözleşmeden doğan davalar, idare hukukunun en teknik ve yargı yolu tayini açısından en riskli alanlarından birini oluşturmaktadır. Uyuşmazlığın idari mi yoksa adli yargıda mı görüleceğini belirleyen temel etken, sözleşmenin üç kriterin —taraf, konu ve üstün yetki— tümünü karşılayıp karşılamadığıdır.

Kamu ihale sözleşmelerinin sözleşme sonrası aşamada adli yargıya tabi olması, YİD sözleşmelerinin hibrit yapısı ve tahkim istisnasının kapsamına ilişkin belirsizlikler, 2026 itibarıyla hâlâ tartışmalı noktalardır. Yükleniciler açısından en önemli güvenceler; idarenin mali hükümleri tek yanlı değiştiremeyeceği ilkesi, haksız feshe karşı tam yargı davası hakkı ve öngörülmez ekonomik değişimler karşısında mali denge teorisidir. Bu güvencelerden yararlanmak için dava açma sürelerinin ve görevli mahkemenin doğru belirlenmesi zorunludur; idare hukukunun diğer alanları hakkında bilgi almak için İstanbul idare hukuku avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul