İlanen tebligat, muhatabın tebligata elverişli adresinin kanunda öngörülen yöntemlerle araştırılmasına rağmen belirlenemediği durumlarda başvurulan istisnai tebliğ usulüdür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28–31. maddeleri uyarınca, yalnızca gönderilen tebligatın iade edilmesi veya muhatabın adreste bulunamaması, doğrudan ilan yoluna başvurulması için yeterli değildir. Öncelikle uygulanabilir diğer tebliğ yolları değerlendirilmeli, gerekli adres araştırmaları tamamlanmalı ve tebliği çıkaran merci tarafından gerekçeli ilan kararı verilmelidir.
İlan yoluyla yapılan tebligatta muhatabın ilanı gerçekten okuyup okumadığı kural olarak araştırılmaz. Kanunun belirlediği ilan ve süre şartları yerine getirildiğinde tebligat yapılmış sayılır. Bu nedenle ilan, muhatabın hukuki işlemden fiilen haberdar olmasını güvence altına alan olağan tebliğ yöntemlerinden farklıdır. Özellikle dava dilekçesi, duruşma davetiyesi, gerekçeli karar ve icra takiplerine ilişkin bildirimlerde ilanen tebligat şartlarının doğru uygulanması, hukuki dinlenilme hakkı ve savunma hakkı bakımından belirleyici öneme sahiptir.
İlanen Tebligatın Hukuki Dayanağı
İlan yoluyla tebligatın temel dayanağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28, 29, 30 ve 31. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 48–52. maddeleridir. Bu düzenlemeler, ilanen tebliğe hangi koşullarda başvurulacağını, ilan kararının verilmesini, ilanı yapacak merci ve yayın mecralarını, ilanın zorunlu içeriğini ve tebliğ tarihini belirler.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 28 — İlanen tebligat: Adresi meçhul olanlara tebligat ilan yoluyla yapılır. Önceki maddeler uyarınca tebligat yapılamaması ve muhatabın ikametgâhının, meskeninin veya iş yerinin bulunamaması durumunda adresin meçhul olduğu kabul edilir. Tebliği çıkaran merci gerekli adres araştırmalarını yaptırır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 29 — İlan şekli: İlan, tebliği çıkaran merciin sebebini belirterek vereceği karar üzerine kanunda gösterilen yayın mecralarında gerçekleştirilir. Tebliğ evrakı ve ilan sureti merciin herkesin görebileceği bir yerine asılır. Gerekirse ikinci ilan yapılabilir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 30 — İlanın içeriği: İlanda muhatabın kimliğini, tebliğin konusunu ve sebebini, tebliği çıkaran mercii ve varsa davete ilişkin yer, tarih ve saat bilgilerini belirlemeye yarayan kayıtlar bulunmalıdır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 31 — Tebliğ tarihi: İlan yoluyla tebligat, son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. Merci daha uzun bir süre belirleyebilir; ancak bu süre on beş günü aşamaz.
Yönetmelik m. 48/4, ilanen tebligatın ancak ilgili araştırma ve tebliğ usulleri izlendikten sonra başvurulacak son çare olduğunu açıkça belirtmektedir. Böylece Kanun’un adresi meçhul olanlara ilişkin genel kuralı, uygulamada araştırma ve belgelendirme yükümlülükleriyle somutlaştırılmıştır.
7201 sayılı Kanun’un kapsamı ve genel tebliğ usulleri ilanen tebligatın hangi işlemlerde uygulanabileceğinin başlangıç noktasını oluşturur. Bununla birlikte vergi tebligatı gibi özel kanun hükümlerine tabi alanlarda, yalnızca Tebligat Kanunu’ndaki ilan şartlarına dayanılması yeterli değildir; ilgili özel düzenlemelerin de değerlendirilmesi gerekir.
İlanen Tebligat Hangi Şartlarda Yapılır?
İlanen tebligatın temel şartı, muhatabın adresinin hukuken meçhul olmasıdır. Adresin meçhul olması, adresin tebligatı isteyen kişi tarafından bilinmemesiyle aynı anlama gelmez. Tebligatı çıkaran merciin yapması gereken araştırmalar sonucunda da tebligata elverişli bir adres belirlenememiş olmalıdır.
Bu nedenle, tebligatın bir adresten iade edilmesi tek başına muhatabın adresinin meçhul olduğunu göstermez. İade zarfında yeni adres bilgisi bulunabilir; nüfus kayıtlarında yerleşim yeri adresi mevcut olabilir veya muhataba başka bir kanuni yöntemle tebligat yapılması mümkün olabilir.
Yönetmelik m. 48 uyarınca gerçek kişi muhatap yönünden ilanen tebligata başvurulabilmesi için, uygulanabilir olağan tebliğ usulleriyle sonuç alınamamış, adres kayıt sisteminde de yerleşim yeri adresi bulunamamış ve adres araştırması sonuçsuz kalmış olmalıdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 04.01.2022 tarihli, E. 2021/8068, K. 2022/88 sayılı kararında, gerekçeli kararın olağan yöntemlerle tebliğ edilememesi üzerine ilgili kişinin adresinin Yönetmelik m. 48 kapsamında araştırılması, araştırmadan sonuç alınamaması hâlinde ilanen tebligata başvurulması gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç olarak ilanen tebligat, olağan yöntemlere göre tebligatın güçleşmesi nedeniyle tercih edilebilen alternatif bir yol değil, kanuni koşullar gerçekleştiğinde uygulanabilen son tebliğ yöntemidir.
Adres Araştırması Nasıl Yapılmalıdır?
Adres araştırması, ilan yoluyla tebligatın en önemli ön koşullarından biridir. Tebligat Kanunu m. 28/3 uyarınca adresin meçhul olması tebliğ memuru tarafından muhtara şerh verdirilerek tespit edilir. Bunun yanında tebligatı çıkaran merci, adresi gerekli gördüğü resmî veya özel kurum ve dairelerden sorar ve kolluk aracılığıyla araştırılmasını sağlar.
Yönetmelik m. 48/2, muhatabın adresinin öncelikle resmî veya özel kurum ve dairelerden, bunlardan sonuç alınamadığında kolluk vasıtasıyla araştırılabileceğini düzenlemektedir. Araştırmanın somut kapsamı, dosyada bulunan bilgiler ve muhatabın durumuna göre belirlenir.
Hangi kurumlardan adres araştırması yapılabilir?
Somut dosyanın gerektirdiği ölçüde nüfus müdürlüğü ve adres kayıt sistemi, tapu müdürlüğü, belediye, vergi dairesi, ilgili meslek veya ticaret kayıtları, kişinin çalıştığı yahut bağlantılı olduğu kurumlar ve kolluk birimleri adres tespiti bakımından önem taşıyabilir.
Ancak her dosyada bütün kurumlara aynı içerikte yazı gönderilmesi şeklinde mekanik bir zorunluluk bulunmamaktadır. Önemli olan, dosyadaki mevcut bilgiler dikkate alınarak muhatabın tebligata elverişli adresinin bulunmasına gerçekten hizmet eden, makul ve yeterli bir araştırmanın gerçekleştirilmesidir.
Örneğin dosyada muhatabın belirli bir taşınmazla bağlantısı bulunduğu anlaşılıyorsa tapu kayıtlarının; faaliyet gösterdiği işletme biliniyorsa ilgili vergi veya sicil kayıtlarının incelenmesi gerekli olabilir. Buna karşılık hiçbir somut bağlantı bulunmayan kurumlara sırf şeklen yazı gönderilmesi, araştırmanın yeterliliğini kendiliğinden sağlamaz.
Yalnız kolluk araştırması yeterli midir?
Yalnızca tek bir kolluk araştırmasının olumsuz sonuçlanması, dosyada kullanılabilecek başka adres bilgileri bulunmasına rağmen ilanen tebligata geçilmesini haklı kılmaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.03.2025 tarihli, E. 2023/4627, K. 2025/1665 sayılı kararında, dava dilekçesinin iadesinden sonra usulüne uygun adres araştırması yapılmadan ilan yoluna başvurulması hukuka aykırı bulunmuştur. Kararda, önceki tebligat işlemlerinin usulsüzlüğünün sonraki kanun yolu başvurusunun süresine etkisi de değerlendirilmiştir.
Buna karşılık aynı Dairenin 18.12.2024 tarihli, E. 2023/1295, K. 2024/7775 sayılı kararında, tapu, nüfus, belediye ve vergi dairesi kayıtlarıyla birlikte kolluk araştırması yapılan bir dosyada, adres tespit edilememesi üzerine ilan yoluna başvurulması usulüne uygun kabul edilmiştir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde belirleyici ölçütün araştırmada kaç kurumun adının geçtiği değil, somut olayda ulaşılabilir adres bilgisinin yeterli şekilde araştırılıp araştırılmadığı olduğu görülmektedir.
Adres araştırmasının sonucu nasıl belgelenmelidir?
Resmî kurum cevapları, kolluk araştırma tutanakları, muhtarlık şerhleri, önceki tebligatların iade zarfları ve adres kayıt sistemine ilişkin sorgulama sonuçları dosyada bulunmalıdır. Tebliği çıkaran merci, ilan kararını bu belgeleri değerlendirerek vermelidir.
Özellikle tebliğ edilemeden iade edilen evraka ilişkin mazbata ve iade nedeni, sonraki işlemlerin belirlenmesi bakımından önemlidir. Evrakın hangi gerekçeyle iade edildiği incelenmeden ilan kararı verilmesi, henüz tüketilmemiş bir tebliğ yolunun gözden kaçırılmasına neden olabilir.
Gerçek Kişilerde İlana Başvurmadan Önceki İşlemler
Gerçek kişilere yapılacak tebligatta öncelikle muhatabın elektronik tebligat yükümlülüğü ve uygulanabilecek fiziki tebligat yöntemleri değerlendirilir. Elektronik tebligat zorunluluğu bulunan bir muhatap bakımından, 7201 sayılı Kanun m. 7/a’da düzenlenen istisnai durumlar dışında elektronik yolun göz ardı edilmesi doğru değildir.
Fiziki tebligatın uygulanacağı durumlarda Kanun m. 10 uyarınca temel hareket noktası muhatabın bilinen en son adresidir. Bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen en son adres kabul edilir.
Dolayısıyla bilinen en son adresin belirlenmesi, ilanen tebligat kararı verilebilmesinden önce çözülmesi gereken bir meseledir.
MERNİS adresi varsa ilanen tebligat yapılabilir mi?
Adres kayıt sisteminde tebligata esas alınabilecek bir yerleşim yeri adresi bulunduğu hâlde, bu adres için kanunun öngördüğü tebliğ usulü uygulanmadan doğrudan ilan yoluna gidilmesi kural olarak mümkün değildir.
7201 sayılı Kanun m. 21/2, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılacak tebligat için özel bir yöntem öngörmektedir. Bu yöntemde, kanuni şartlar ve gerekli meşruhat bulunması kaydıyla, muhatabın ilgili adreste hiç oturmamış veya adresten sürekli ayrılmış olması da tebligatın yapılmasına engel oluşturmaz.
Bu sebeple, muhatabın adreste bulunmadığının tespit edilmesi ile adresinin meçhul olduğunun belirlenmesi aynı hukuki sonuç değildir. Adres kayıt sistemindeki yere ilişkin özel teslim şartları, MERNİS adresine tebligat usulü kapsamında değerlendirilmelidir.
Adres değişikliği hâlinde doğrudan ilana gidilebilir mi?
Hayır. Muhatabın eski adresinden ayrılması, her olayda adresin meçhul olduğu anlamına gelmez. Daha önce kendisine usulüne uygun tebligat yapılmış kişinin yeni adresini bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilememesi durumunda, Tebligat Kanunu m. 35’in şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca incelenmelidir.
Kanun m. 35’e göre eski adrese tebligat yapılabilecek koşullar varsa, bu yöntem değerlendirilmeden ilanen tebligata geçilemez. Bununla birlikte adres değişikliğinin bildirilmesi yükümlülüğünün uygulanabilmesi için ilgili hükmün kendi ön koşullarının bulunması gerekir. Sırf dosyada eski bir adres bulunması m. 35’in uygulanmasına yeterli değildir.
Tüzel Kişilere İlanen Tebligat Yapılabilir mi?
Tüzel kişilere ilanen tebligat yapılması, gerçek kişilerdeki adres araştırması rejiminden farklı değerlendirilir. Ticaret şirketlerinin adresleri ticaret sicili gibi resmî kayıtlarda bulunduğundan, kural olarak öncelikle bu kayıtlardaki adres ve Tebligat Kanunu m. 35/4 dikkate alınır.
Kanun m. 35/4 uyarınca tüzel kişiler bakımından, daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile resmî kayıtlardaki adresler esas alınabilir. Bu nedenle tüzel kişinin sicilde adresi bulunduğu hâlde, sicil adresine ilişkin kanuni tebliğ imkânları değerlendirilmeden ilan yoluna geçilmesi usule aykırılık oluşturabilir.
Ticaret sicilinde kayıtlı adres fiziksel olarak mevcut değilse ne olur?
Sicilde yazılı adresin gerçekte hiç mevcut olmaması, m. 35’in uygulanma imkânını ortadan kaldırabilir. Bu durum, yalnızca şirketin adreste bulunmaması veya işyerini kapatmış olmasıyla karıştırılmamalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2020 tarihli, E. 2020/225, K. 2020/1002 sayılı kararında, ticaret siciline kayıtlı binanın fiziksel olarak hiç bulunmadığının muhtarlık kayıtlarıyla ortaya konulduğu bir uyuşmazlık incelenmiştir. Kurul çoğunluğu, gerçekte mevcut olmayan adreste m. 35’e göre tebligat yapılamayacağını, bu nedenle m. 28 uyarınca ilanen tebligat yolunun kullanılabileceğini kabul etmiştir.
Kararda ayrıca, tüzel kişiler için gerçek kişilere özgü geniş adres araştırmasının zorunlu olmadığı yönünde değerlendirme yapılmıştır. Bununla birlikte kararın karşı oylarında, tüzel kişinin fiilen faaliyet gösterebileceği başka adreslerin araştırılmasının savunma hakkı bakımından gerekli olduğu savunulmuştur. Bu görüş çoğunluk tarafından benimsenmemiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2019 tarihli, E. 2015/2878, K. 2019/456 sayılı kararında da ticaret sicilinde kayıtlı adresin fiilen mevcut olmaması nedeniyle m. 35’in uygulanamadığı durumda ilanen tebligata başvurulabileceği kabul edilmiştir.
Bu içtihatlardan çıkarılacak sonuç, ticaret sicil adresine yapılan her başarısız tebliğden sonra ilan yolunun açıldığı değildir. Öncelikle adresin fiziksel olarak mevcut olup olmadığı ve m. 35 kapsamında tebligat yapılmasının gerçekten mümkün bulunup bulunmadığı somut olayın özellikleriyle belirlenmelidir.
İlanen Tebligat Kararını Kim Verir?
İlanen tebligata karar verme yetkisi tebliğ memuruna değil, tebligatı çıkaran mercie aittir. Tebligat Kanunu m. 29 ve Yönetmelik m. 49 uyarınca ilgili merci, ilan yoluna başvurulmasını gerektiren nedenleri göstererek karar vermelidir.
Mahkeme, icra dairesi veya tebligat çıkarmaya yetkili diğer merci, dosyanın niteliğine göre bu kararı verir. Tebliğ memurunun muhatabın adresini bulamadığını bildirmesi, tek başına ilan kararının yerine geçmez.
Kararın gerekçesinde, en azından hangi tebliğ yollarının sonuçsuz kaldığı, adres araştırmasından ne sonuç alındığı ve neden ilan yoluna başvurulması gerektiği anlaşılabilir olmalıdır.
İlan kararı verilirken kullanılacak yayın mecraları, ilanın kapsamı, ikinci ilana gerek bulunup bulunmadığı ve Kanun m. 31 kapsamında genel yedi günlük süreden daha uzun bir tebliğ süresi belirlenip belirlenmeyeceği de değerlendirilmelidir.
Gerekçeli karar verilmesi, yalnızca şekli bir işlem değildir. İlanın gerekli olup olmadığına ilişkin yargısal denetimde, merciin bu yönteme neden başvurduğunun anlaşılmasını sağlar.
İlan Hangi Gazete, İnternet Haber Sitesi ve Portalda Yapılır?
Tebligat Kanunu m. 29/1’in 7418 sayılı Kanun’un 28. maddesiyle değiştirilen hükmü uyarınca ilan, muhataba ulaşması en muhtemel görülen yayın mecralarında, kanunun öngördüğü gazete ve internet haber sitesi ile ayrıca Basın İlan Kurumu İlan Portalında gerçekleştirilir.
Güncel kanuni düzenleme bakımından gazete, internet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu İlan Portalı birbirinin yerine kendiliğinden geçebilen seçenekler değildir. Kanunun öngördüğü yayın yükümlülüğü, her bir mecranın hukuki işlevi dikkate alınarak yerine getirilmelidir.
Kanun metnindeki yerel yayına ilişkin “varsa” ifadesi, ilanı çıkaran merciin bulunduğu yerdeki yayın imkânıyla bağlantılıdır. Bu ifade, kanunda öngörülen internet haber sitesi veya portal ilanının bütünüyle isteğe bağlı hâle geldiği şeklinde yorumlanamaz.
Gazete nasıl seçilir?
İlanın hangi gazetede yayımlanacağı belirlenirken muhatabın ilanı öğrenme ihtimalinin yüksek olduğu yayın dikkate alınır. Muhatabın son bilinen yerleşim yeri, iş veya sosyal bağlantıları ve tebliği çıkaran merciin bulunduğu yer bu değerlendirmede önem taşıyabilir.
Yalnızca ilan maliyetinin düşük olması, uygun yayın mecrasının seçilmesi bakımından tek belirleyici ölçüt değildir. Kanunun amacı, ilan yoluyla yapılan bildirimin muhatabın bilgisine ulaşma ihtimalini artırmaktır.
İnternet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu İlan Portalının rolü
7418 sayılı Kanun’la getirilen değişiklik, ilanen tebligatın çevrim içi yayım ayağını yeniden düzenlemiştir. İlgili ilanların Basın İlan Kurumu İlan Portalında duyurulması, geleneksel gazete ilanını destekleyen ayrı bir kanuni unsurdur.
Bu düzenleme, 18.10.2022 tarihli ve 31987 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7418 sayılı Kanun’un 28. maddesinde yer almaktadır.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 49’un gazete ve Basın İlan Kurumu üzerinden elektronik ilana ilişkin lafzı ile Kanun m. 29’un sonraki tarihli değişikliği birlikte okunmalıdır. Yönetmelikteki daha eski ifadeler, kanunla getirilen internet haber sitesi ve ilan portalı yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İlanın Tebliği Çıkaran Mercide Asılması
Gazete, internet haber sitesi ve ilan portalındaki yayınlar dışında, Tebligat Kanunu m. 29/2 gereğince tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti, tebligatı çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine asılır.
Yönetmelik m. 49/1-b uyarınca bu belgelerin bir ay süreyle ilgili mercide asılı tutulması gerekir. Böylece yalnız basılı veya çevrim içi ilanla yetinilmemiş, ilanı çıkaran mercide doğrudan bilgi edinme imkânı da düzenlenmiştir.
Uygulamada ilan suretinin ne zaman asıldığı, ilan yerinde ne kadar süre kaldığı ve ne zaman indirildiği kayıt altına alınmalıdır. Bu kayıtlar, tebligatın kanunun öngördüğü usule göre gerçekleştirildiğinin sonradan denetlenebilmesi bakımından önem taşır.
İlanın mercide bir ay asılı tutulması ile Kanun m. 31’deki yedi günlük tebliğ tarihi birbirinden farklı kurallardır. Bir aylık asma yükümlülüğü, her durumda tebligatın ancak bir ay sonunda yapılmış sayılacağı anlamına gelmez.
İlan Metninde Bulunması Gereken Bilgiler
İlanen tebligatta yalnız doğru yayın mecrasının kullanılması yeterli değildir. İlanın içeriği de muhatabın hangi işlem nedeniyle tebligata konu edildiğini anlayabilmesini sağlamalıdır.
7201 sayılı Kanun m. 30 ile Yönetmelik m. 51 uyarınca ilan metni, somut olayın özelliklerine uygun olarak şu bilgileri içermelidir:
- Muhatabın kimliği: İlgilinin adı ve soyadı veya tüzel kişi ise ayırt edilmesini sağlayacak unvan bilgisi.
- İş ve adres bilgileri: İlgilinin işi, eldeki kayıtlarla belirlenebilen yerleşim yeri, mesken veya işyeri adresi.
- Tebliğ evrakının özeti: Muhataba hangi evrakın bildirilmek istendiğini açıklayan yeterli içerik.
- Tebliğin konusu ve sebebi: Dava, takip, karar, davetiye veya ilgili diğer işlemin anlaşılabilir biçimde belirtilmesi.
- Tebliği çıkaran merci: İlanın hangi mahkeme, icra dairesi veya yetkili makam tarafından verildiği.
- Davete ilişkin bilgiler: İlan bir davet içeriyorsa ilgilinin nerede, hangi amaçla, hangi gün ve saatte hazır bulunması gerektiği.
Adresin meçhul olması nedeniyle ilan yapıldığından, muhatabın bilinmeyen güncel adresinin ilanda gösterilmesi beklenemez. Bununla birlikte eldeki kayıtlarla belirlenebilen adres veya kimlik bilgileri doğru şekilde kullanılmalıdır. Tebligatın konusu ile ilişkilendirilemeyecek eksik veya yanıltıcı bilgiler ilan amacını zedeleyebilir.
Duruşma günü ilanda nasıl gösterilmelidir?
İlan bir duruşmaya davet niteliğindeyse duruşmanın günü, saati, yeri ve davetin amacı açıkça yazılmalıdır. Muhatabın hangi tarihte hangi işlem için hazır bulunması gerektiğini anlayamayacağı bir ilan, bildirim işlevini gereği gibi yerine getirmez.
İlanın yayımlanması ile tebligatın yapılmış sayılması arasında geçecek kanuni süre de gözetilmelidir. Örneğin ilanın yayımlanmasından birkaç gün sonraya duruşma konulmuşsa, ilanen tebligatın yedi günlük kanuni süresi dolmadan duruşma yapılması savunma hakkı bakımından sorun doğurabilir.
Muhatabın adı veya unvanı yanlış yazılmışsa ne olur?
Muhatabın kimliğinin tespitini engelleyen yanlışlıklar, ilan işleminin usulüne uygunluğunu etkiler. Bununla birlikte her yazım hatasının somut olaydan bağımsız biçimde aynı hukuki sonucu doğurduğu söylenemez. Hatanın muhatabın belirlenmesini, ilan konusunun anlaşılmasını veya ilgili kişinin haklarını kullanmasını etkileyip etkilemediği değerlendirilmelidir.
Bu nedenle ilan metninin hazırlanması sırasında taraf bilgileri, dosya numarası, tebliğ konusu ve davete ilişkin bütün kayıtlar dosyanın resmî belgeleriyle karşılaştırılmalıdır.
İkinci İlan Zorunlu mudur?
İkinci ilan her ilanen tebligatta zorunlu değildir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 29 uyarınca tebliği çıkaran merci, işin gereğine göre ikinci kez ilan yapılmasına karar verebilir.
İkinci ilan yapılmasına karar verildiğinde iki ilan arasında en az bir haftalık süre bulunmalıdır. İkinci ilanın gerekli görülen durumlarda yabancı ülke gazetelerinde yapılması da mümkündür.
Burada birbirinden ayrılması gereken iki süre vardır. Birincisi, iki ilan arasındaki en az bir haftalık zaman aralığıdır. İkincisi, son ilan tarihinden başlayarak tebligatın yapılmış sayılacağı yedi günlük veya merci tarafından belirlenen daha uzun süredir.
Örneğin ilk ilan 1 Ekim tarihinde gerçekleştirilmiş ve ikinci ilan yapılmasına karar verilmişse, ikinci ilanın iki ilan arasındaki asgari bir haftalık süre gözetilerek yayımlanması gerekir. İkinci ilan 8 Ekim tarihinde usulüne uygun biçimde tamamlanmışsa, Kanun m. 31’deki olağan yedi günlük tebliğ süresi son ilan tarihinden itibaren hesaplanır.
İkinci ilan kararı verilmemişse, yalnızca ikinci bir yayın bulunmaması nedeniyle ilanen tebligat eksik sayılmaz. Ancak merci ikinci ilana karar vermişse, belirlenen işlemin yapılması ve kanuni aralığa uyulması gerekir.
İlanen Tebligat Ne Zaman Yapılmış Sayılır?
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 31’e göre ilanen tebligat, son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. Tebliği çıkaran merci işin özelliğine göre daha uzun bir süre belirleyebilir; ancak bu süre on beş günü aşamaz.
Buradaki yedi gün, doğrudan dava açma, itiraz etme veya kanun yoluna başvurma süresi değildir. Bu süre, ilanen tebligatın hangi tarihte yapılmış kabul edileceğini belirler. Tebliğden sonra başlayacak hukuki başvuru süresi ise ilgili usul kanununa göre ayrıca hesaplanır.
Yedi günlük süreye örnek
Kanuna uygun olarak yapılan son ilan tarihinin 1 Ekim 2026 olduğunu ve merci tarafından daha uzun süre belirlenmediğini varsayalım. Bu durumda tebligat, 8 Ekim 2026 tarihinde yapılmış sayılır.
Tebliğ edilen işlem bakımından ayrıca bir başvuru süresi öngörülmüşse, bu sürenin başlangıcı ve son günü ilgili usul kanununun hükümlerine göre belirlenir. Yedi günlük ilan süresi ile söz konusu başvuru süresi birbirine eklenerek tek ve değişmez bir süre kabul edilemez.
On beş günlük süre hangi durumda uygulanır?
On beş günlük süre, bütün ilanen tebligatlar için otomatik olarak uygulanmaz. Kanun m. 31’deki temel süre yedi gündür. Tebliği çıkaran merci, gerekli gördüğü durumda bu süreyi uzatabilir; uzatılan süre on beş günü geçemez.
Bu nedenle tebliğ tarihini belirlemek için yalnız yayın tarihi değil, ilan kararının içeriği de incelenmelidir. İlan kararında daha uzun bir sürenin açıkça öngörülüp öngörülmediği tespit edilmelidir.
Son ilan tarihi nasıl belirlenir?
Birden fazla ilan yapılması kararlaştırılmışsa tebliğ tarihinin hesabında son ilanın tarihi esas alınır. İlan işleminin farklı yayın mecralarında tamamlandığı durumlarda ilgili yayın kayıtları ve usulüne uygun son ilan tarihi birlikte değerlendirilmelidir.
İlanın yayımlandığını gösteren gazete nüshası, internet yayım kayıtları, Basın İlan Kurumu kayıtları ve merciin ilan tutanakları bu tarihin belirlenmesine hizmet eder.
İlan süresinin son gününün tatil gününe rastlaması ile tebligat sonrasında işlemeye başlayan başvuru süresinin son gününün tatile rastlaması aynı mesele değildir. Her iki süre, kendi hukuki niteliğine ve uygulanacak usul hükümlerine göre değerlendirilmelidir.
Yurt Dışında Bulunanlara İlanen Tebligat
Yurt dışında bulunan muhataplara ilişkin tebligatta, yalnızca kişinin Türkiye’de adresinin bulunmaması nedeniyle ilan yoluna başvurulamaz. Muhatabın yabancı ülkedeki adresi biliniyorsa öncelikle uygulanabilir milletlerarası tebliğ yolları değerlendirilmelidir.
7201 sayılı Kanun m. 25 kapsamında yabancı ülkenin yetkili makamı aracılığıyla tebligat yapılması veya ilgili milletlerarası anlaşmanın öngördüğü bir yöntemin uygulanması mümkün olabilir. Bu sebeple yabancı ülkedeki muhataba tebligatın hangi kanaldan yapılacağı, ilan kararı verilmeden önce belirlenmelidir.
Yurt dışında bulunan Türk vatandaşları bakımından ise koşulları varsa Kanun m. 25/a kapsamında Türkiye’nin büyükelçilik veya konsolosluğu aracılığıyla tebligat yapılması da mümkündür. Bu özel yöntemin varlığı, ilanen tebligatın yabancı ülkede yaşayan herkese doğrudan uygulanabilecek bir usul olmadığını göstermektedir.
Yurt dışındaki bilinen adrese ayrıca evrak gönderilmesi
Tebligat Kanunu m. 28’in son fıkrası, yabancı ülkede oturanlara ilanen tebligat yapılmasını gerektiren durumlar için ek bir işlem öngörmektedir.
Buna göre tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ve ilan suretlerini muhatabın yabancı ülkedeki bilinen adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyaya koyar.
Yönetmelik m. 49/2 de aynı doğrultuda, yabancı ülkedeki bilinen son adrese gönderim yapılmasını ve makbuzun dosyada saklanmasını düzenlemektedir.
Bu işlem, yabancı ülkede oturduğu bilinen muhatap için kanunun öngördüğü ek bir bilgilendirme güvencesidir. İlan yapılmasının yeterli görülerek mevcut yabancı ülke adresine hiçbir gönderim yapılmaması, söz konusu hükümlere uygun değildir.
Bununla birlikte muhatabın yabancı ülkedeki adresi de bilinmiyorsa fiilen mevcut olmayan bir adrese gönderim yapılması beklenemez. Böyle bir durumda hangi adres araştırmalarının yapıldığı ve neden bilinen bir yabancı ülke adresinin bulunmadığı dosyadaki belgeler üzerinden ortaya konulmalıdır.
Sonraki Tebligatlarda Yeniden Adres Araştırması Gerekir mi?
Bir kişiye daha önce ilanen tebligat yapılmış olması, sonraki bütün işlemlerin de otomatik olarak ilan yoluyla tebliğ edilebileceği anlamına gelmez.
Dava veya takip devam ederken muhatabın adresi öğrenilmiş, dosyaya yeni adres bilgisi girmiş ya da tebligata elverişli farklı bir yer tespit edilmiş olabilir. Bu durumda yeni tebliğ işlemi gerçekleştirilmeden önce mevcut adres bilgilerinin değerlendirilmesi gerekir.
Örneğin dava dilekçesi ilan yoluyla tebliğ edilmiş bir dosyada, yargılama sırasında davalının yeni adresi tespit edilmişse gerekçeli kararın da eski ilan gerekçesine dayanılarak otomatik biçimde ilanen tebliğ edilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.03.2025 tarihli, E. 2023/4627, K. 2025/1665 sayılı kararında, önceki ilanen tebliğ işlemlerinin ardından yapılan sonraki tebligatlar da denetlenmiş; gerekli araştırma yapılmadan gerçekleştirilen işlemler nedeniyle kararın kesinleşmesine ilişkin değerlendirme hukuka uygun bulunmamıştır.
Dolayısıyla ilan kararı, dosya bakımından muhatabın adresinin sonsuza kadar meçhul sayılmasını sağlayan bir tespit değildir. Her yeni tebliğ işlemi, o tarihte mevcut bilgilerin ve uygulanabilir tebligat usullerinin ışığında değerlendirilmelidir.
İlan Şartlarına Uyulmamasının Hukuki Etkisi
İlanen tebligatta adres araştırması yapılmaması, gerekçeli ilan kararı bulunmaması, kanunun öngördüğü yayın yöntemlerinin eksik uygulanması veya ilan içeriğinin zorunlu unsurları taşımaması, tebliğ işleminin usulüne uygunluğunu etkileyebilir.
Ancak ilan şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi ile yapılmış olan usulsüz bir tebligatın hukuki sonuçlarının belirlenmesi ayrı meselelerdir.
Tebligat Kanunu m. 32, usulüne aykırı yapılan tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesi hâlinde geçerli sayılacağını ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihinin tebliğ tarihi kabul edileceğini düzenlemektedir.
Bu nedenle ilanen tebligatın şartlarına uyulmaması, her durumda tebligatın mutlak olarak yok hükmünde olması veya o tebligata dayalı bütün işlemlerin kendiliğinden ortadan kalkması anlamına gelmez. İşlemin niteliği, muhatabın tebliği öğrenmesi, ilgili usul kanunu ve başvuru koşulları birlikte değerlendirilir.
Özellikle ilan yoluyla yapılan tebligatın usulsüzlüğü, öğrenme tarihi ve başvuru yolları, ilanın olağan yapılma şartlarından ayrı bir hukuki inceleme gerektirir. Tebligat Kanunu m. 32’nin genel uygulama ilkeleri de usulsüz tebligatın hukuki sonuçları kapsamında önem taşır.
İlanen tebligatın doğru yapılmasının önemi, yalnız uyuşmazlığın muhataba bildirilmesiyle sınırlı değildir. Tarafların usulüne uygun bilgilendirilmesi, sürelerin hukuken belirlenebilir olması ve yargılama işlemlerinin geçerliliği, tebligat hukukunun temel güvenceleri arasında yer alır.
İlanen Tebligat Dosyasında Bulunması Gereken Kayıtlar
İlanen tebligatın usule uygun olarak yapılıp yapılmadığının dosyadan denetlenebilmesi gerekir. Bu amaçla ilgili merci tarafından yapılan işlemler ve elde edilen belgeler düzenli biçimde kayıt altına alınmalıdır.
Özellikle şu kayıtlar önem taşır:
- Önceki tebligatların iade zarfları ve iade gerekçeleri.
- Muhatabın bilinen adreslerine ilişkin dosya kayıtları.
- Gerçek kişi bakımından adres kayıt sistemi araştırmasının sonucu.
- İlgili resmî veya özel kurumlara gönderilen araştırma yazıları ve cevapları.
- Gerekli hâllerde kolluk araştırması ve muhtarlık şerhleri.
- İlanen tebligat yapılmasını gerektiren nedenleri gösteren merci kararı.
- Gazete, internet haber sitesi ve Basın İlan Kurumu İlan Portalındaki yayına ilişkin belgeler.
- İlanın tebliği çıkaran mercide asıldığını ve asılı tutulduğunu gösteren kayıtlar.
- İkinci ilana karar verilmişse ikinci ilanın yayım tarihi ve belgeleri.
- Yurt dışındaki bilinen adrese ayrıca gönderim gerekiyorsa posta makbuzu ve gönderim belgeleri.
- Son ilan tarihi ve Kanun m. 31’e göre belirlenen tebliğ tarihi.
Bu kayıtların bulunması, dosyaya bakıldığında tebligatın hangi gerekçeyle ilan yoluna çevrildiğinin, ilanın nasıl yapıldığının ve tebliğ tarihinin hangi esasa göre belirlendiğinin anlaşılmasını sağlar.
İlanen Tebligat Hakkında Sık Sorulan Sorular
İlanen tebligata doğrudan başvurulabilir mi?
Kural olarak hayır. İlanen tebligat, muhatabın adresi meçhul olduğunda ve uygulanabilir diğer tebliğ yolları ile gerekli adres araştırmalarından sonuç alınamadığında başvurulan istisnai yöntemdir. Muhatabın adresinin yalnızca tebligatı isteyen kişi tarafından bilinmemesi yeterli değildir.
İade edilen tebligattan sonra hemen ilan yapılır mı?
Hayır. Önce iade nedeni incelenir. Bilinen başka bir adresin, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin veya uygulanabilir özel bir tebliğ yönteminin bulunup bulunmadığı araştırılır.
MERNİS adresi bulunan kişiye ilanen tebligat yapılabilir mi?
Adres kayıt sisteminde tebligata elverişli hukuki bir yerleşim yeri adresi bulunduğu hâlde, Kanun m. 10 ve m. 21/2 kapsamında uygulanması gereken usuller göz ardı edilerek ilan yoluna başvurulamaz.
İlanen tebligat için hangi kurumlara yazı yazılır?
Araştırılacak kurumlar somut dosyanın özelliklerine göre belirlenir. Nüfus, tapu, belediye, vergi dairesi ve ilgili diğer kurumların kayıtları ile gerektiğinde kolluk araştırması kullanılabilir. Asıl ölçüt, adresin yeterli ve amaca uygun biçimde araştırılmasıdır.
İlanen tebligatı kim yapar?
İlanen tebligata başvurulmasına tebligatı çıkaran yetkili merci karar verir. İlanın yayımlatılması ve diğer işlemler de bu merci tarafından, kanunda ve yönetmelikte belirlenen usule göre yürütülür.
İlanen tebligat yalnız gazetede yayımlanarak yapılabilir mi?
Hayır. Tebligat Kanunu m. 29’un güncel düzenlemesi, gazete ve internet haber sitesi ile Basın İlan Kurumu İlan Portalına ilişkin yayın yükümlülüklerini düzenlemektedir. Ayrıca tebliğ evrakı ve ilan suretinin ilgili mercide asılması gerekir.
İkinci ilan her durumda yapılmak zorunda mı?
Hayır. İkinci ilan, tebliği çıkaran merciin gerekli görmesine bağlıdır. İkinci ilan kararı verilirse iki ilan arasında en az bir hafta bulunmalıdır.
İlanen tebligat kaç gün sonra geçerli olur?
Kanun m. 31 uyarınca son ilan tarihinden itibaren yedi gün sonra yapılmış sayılır. Merci daha uzun süre belirleyebilir; ancak bu süre on beş günü aşamaz. Tebligatın yapılmış sayılması ile tebliğ edilen işleme ilişkin başvuru süresinin bitmesi aynı şey değildir.
İlanın bir ay asılı kalması, tebligatın bir ay sonra yapılacağı anlamına mı gelir?
Hayır. Yönetmelik m. 49’da merciin ilanı bir ay süreyle asılı tutması düzenlenmiştir. Tebliğ tarihi ise ayrıca Kanun m. 31’e göre belirlenir.
Ticaret şirketine ilanen tebligat yapılabilir mi?
Evet, ancak ticaret sicilindeki adres ve Kanun m. 35’in uygulanma imkânı öncelikle değerlendirilmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2020 tarihli kararında, sicildeki adresin fiziksel olarak mevcut olmaması nedeniyle m. 35 uygulanamadığında ilan yoluna başvurulabileceği kabul edilmiştir.
Yurt dışında yaşayan kişiye doğrudan ilanen tebligat yapılabilir mi?
Yurt dışında yaşamak tek başına ilan sebebi değildir. Önce uygulanabilir milletlerarası tebliğ yolları değerlendirilir. İlanen tebligat koşulları gerçekleşmiş ve yabancı ülkede bilinen bir adres mevcutsa, Kanun m. 28 uyarınca evrak ve ilan sureti bu adrese ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderilir.
Bir kez ilanen tebligat yapılması sonraki işlemler için de yeterli midir?
Hayır. Sonraki işlemlerde muhatabın yeni adresinin öğrenilmiş olması veya tebligata elverişli başka bir adresin belirlenmesi mümkündür. Yeni tebliğ işlemleri, o tarihte mevcut adres bilgileri ve uygulanabilir hukuki usuller esas alınarak değerlendirilmelidir.
Sonuç
İlanen tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28–31. maddeleri ile uygulama yönetmeliğinde sıkı koşullara bağlanmış istisnai bir tebliğ yöntemidir. Muhatabın adresinin yeterli araştırmaya rağmen tespit edilememesi, ilan kararının gerekçeli olarak verilmesi, ilan mecralarının ve içeriğinin kanuni şartlara uygun olması ve tebliğ tarihinin doğru belirlenmesi bu yöntemin temel unsurlarıdır.
Gerçek kişiler bakımından bilinen adres, adres kayıt sistemi ve uygulanabilir diğer yöntemler; tüzel kişiler bakımından ise resmî sicil adresi ile Kanun m. 35’in uygulanabilirliği değerlendirilmeden ilan yoluna geçilmemelidir. Adresin meçhul olması, yalnızca önceki tebligatın başarısız kalmasıyla değil, gerekli araştırma ve hukuki değerlendirme sonucunda belirlenir.
İlanın yapılmış olması da tek başına bütün şartların yerine getirildiğini göstermez. İlan kararı, yayımlanma belgeleri, merciin ilanı asma kayıtları, varsa ikinci ilan ve yurt dışına ek gönderim belgeleri dosyada denetlenebilir durumda olmalıdır.
Usulüne uygun ilanen tebligat, son ilan tarihinden itibaren kanunda belirlenen süre sonunda yapılmış sayılır. Bu tarihten sonra doğacak hak ve yükümlülükler ise tebliğ edilen işlemin niteliğine ve ilgili usul kanununa göre belirlenir. Böylece ilan yoluyla tebligatın istisnai niteliği korunurken, yargılamanın ilerlemesi ile muhatabın hukuki dinlenilme hakkı arasında kanunun öngördüğü denge sağlanmış olur.
Yazar Avukat Fatih SEFER