Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca, kendisine veya adresine daha önce kanuni usullere uygun tebligat yapılmış kişinin adresini değiştirmesi hâlinde yeni adresini tebligatı çıkaran mercie gecikmeksizin bildirme yükümlülüğüdür. Ancak adres değişikliğinin bildirilmemesi, her durumda eski adrese tebligat yapılabileceği anlamına gelmez. Gerçek kişilere TK m. 35 uyarınca kapıya asma suretiyle tebligat yapılabilmesi için daha önce ilgili adrese usulüne uygun tebligat yapılmış olması, muhatabın adresini değiştirip yenisini bildirmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi gerekir.
Bu şartlar gerçekleşmişse tebliğ evrakının bir nüshası eski adresin kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Şartlar gerçekleşmemişse kapıya asılması, tebligatı kendiliğinden geçerli hâle getirmez. Özellikle MERNİS adresi bulunduğu hâlde TK m. 35’e başvurulması, uygulamada önemli hak kayıplarına yol açabilmektedir. Tüzel kişilerin resmî sicil adresleri ve yurt dışında adres değiştiren Türk vatandaşları bakımından ise kanunda ayrıca düzenlenen kurallar bulunur.
Tebligat Kanunu m. 35 ve Yönetmelik m. 57
Adres değişikliğinin bildirilmesine ilişkin temel düzenleme 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesidir. Maddenin ikinci ve dördüncü fıkraları 6099 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle değiştirilmiş, yurt dışındaki Türk vatandaşlarına ilişkin beşinci fıkra aynı düzenlemeyle eklenmiştir. Değişiklikler 19 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu — Madde 35: Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti
Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.
Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşı, yurt dışı adresini değiştirir ve bunu tebliğ çıkaran mercie bildirmez, adres kayıt sisteminden de yerleşim yeri adresi tespit edilemezse, bu kişinin yurt dışında daha önce tebligat yapılan adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğunca 25/a maddesine göre gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendiği tarihten itibaren otuz gün sonra tebligat yapılmış sayılır.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 57, bu kanuni düzenlemenin uygulama ayrıntılarını belirler. Yönetmeliğe göre daha önce muhataba veya onun yerine tebligatı almaya yetkili kişiye usulüne uygun tebligat yapılmasından ya da Yönetmelik m. 31 kapsamında işlem gerçekleştirilmesinden sonra adres değişmişse yeni adresin bildirilmesi gerekir.
Yönetmelik m. 57/2, gerçek kişi bakımından yeni adres bildirilmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri bulunmaması koşulları gerçekleştiğinde, ek-1’deki (6) numaralı örneğe uygun tebliğ evrakının eski adresin kapısına asılmasını öngörür. Bu aşamada ayrıca yeni bir adres araştırması yapılmasına gerek olmadığı belirtilmekle birlikte, adres kayıt sisteminde yerleşim yeri bulunmadığı koşulunun gerçekleştiği önceden belirlenmiş olmalıdır.
Yönetmelik, kanunun düzenlediği bu şartları kaldırmaz. Özellikle tüzel kişilerin resmî kayıt adresleri bakımından TK m. 35/4’ün uygulanması, TK m. 10 ile tüzel kişilere ilişkin olağan tebliğ hükümlerinden bağımsız değerlendirilemez.
Önceden Usulüne Uygun Tebligat Yapılmış Olması Şartı
Gerçek kişilere TK m. 35 uygulanmasının ilk şartı, ilgili eski adrese daha önce kanunun öngördüğü usullerle geçerli bir tebligat yapılmış olmasıdır. Kanun, yalnızca adresin bir dilekçede, sözleşmede veya resmî kayıtta yazılı bulunmasını yeterli görmemiştir.
Önceki tebligatın mutlaka muhatabın eline şahsen teslim edilmiş olması gerekmez. Kanunun izin verdiği şekilde muhatap yerine tebellüğe yetkili kişiye yapılan veya ilgili tebliğ usulü tamamlanarak geçerlilik kazanan bir işlem de önceki tebligat şartı yönünden değerlendirilebilir. Ancak bu işlemin kanuni şartlarının gerçekten gerçekleşmiş olması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 11.12.2017 tarihli, E. 2016/24770, K. 2017/15408 sayılı kararında, ödeme emrine ilişkin tebligatların iade edilmesinin ardından gerçek kişi borçluya TK m. 35 uyarınca tebligat yapılması incelenmiştir. Daire, dosyada önceden geçerli bir tebligat bulunmaması ve borçlunun MERNİS adresinin mevcut olması nedeniyle TK m. 35 şartlarının gerçekleşmediği sonucuna ulaşmıştır.
Bu kararın pratik sonucu açıktır: Tebligatın eski adresinden iade edilmesi, o adrese daha önce usulüne uygun tebligat yapılmış olduğu anlamına gelmez. İade edilmiş ilk tebligat, tek başına TK m. 35’in uygulanmasına dayanak oluşturmaz.
Önceki tebligat hangi belgelerle belirlenir?
Önceki geçerli tebligatın varlığı, ilgili yargılama veya takip dosyasındaki tebliğ mazbatası ve gerektiğinde tebliğ işlemine ilişkin tamamlayıcı kayıtlarla denetlenir. Mazbatada tebliğin hangi adreste, hangi tarihte, kime ve hangi hukuki usulle yapıldığı anlaşılabilmelidir.
Önceki evrakta adreste bulunmama, yanlış kişiye teslim veya diğer usulsüzlük iddiaları bulunuyorsa, yalnızca mazbatada bir tebliğ tarihi yazılması yeterli değildir. İşlemin geçerliliği ayrıca değerlendirilir.
Başka bir dosyadaki tebligat yeterli midir?
Başka bir davada aynı adrese tebligat yapılmış olması, yeni davada kendiliğinden TK m. 35 uygulama yetkisi vermez. İlgili dosyada hangi adresin bilinen son adres olduğu, önceki tebligatın hukuki niteliği ve adres kayıt sistemi bilgileri ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 29.09.2016 tarihli, E. 2015/3986, K. 2016/15295 sayılı kararında, önceki davada kullanılan adrese dayanılarak yeni dava bakımından adres kayıt sistemi araştırılmadan TK m. 35 uygulanması savunma hakkını kısıtlayıcı bulunmuştur. Bu nedenle başka bir dosyadaki adres veya tebligat kaydı, yeni dosyanın tebliğ şartlarının yerine geçmez.
Yeni Adresin Bildirilmesi Yükümlülüğü
TK m. 35/1 uyarınca kendisine veya adresine kanuni usullerle tebligat yapılmış kişi, adresini değiştirdiğinde yeni adresini hemen tebligatı yaptıran yargı merciine bildirmekle yükümlüdür. Dava veya takip sürecinde bu yükümlülüğün yerine getirilmesi, sonraki tebligatların doğru adrese yöneltilmesini sağlar.
Kanunda adres bildirimi için belirli sayıda günlük bir süre öngörülmemiş, bunun yerine “hemen” ifadesi kullanılmıştır. Dolayısıyla adres değişikliğinden sonra bildirim makul olmayan biçimde geciktirilmemelidir.
Yeni adres nasıl bildirilmelidir?
Adres değişikliğinin ilgili dosyayla ilişkilendirilebilecek ve sonradan ispatlanabilecek biçimde bildirilmesi önemlidir. Mahkemeye veya icra dairesine verilen dilekçede dosya numarası, muhatabın kimliği, önceki adres ve yeni tebligat adresi açıkça gösterilmelidir. Usulün izin verdiği elektronik başvurular da kullanılabilir.
Bildirim dilekçesinin dosyaya girdiğini gösteren kayıt, olası bir tebligat uyuşmazlığında önem taşır. Sadece karşı tarafa sözlü olarak yeni adresin söylenmesi, merciye yapılan usulüne uygun adres bildirimiyle aynı hukuki güvenceyi sağlamaz.
Yeni adres bildirilmişse eski adrese tebligat yapılabilir mi?
Usulüne uygun biçimde bildirilen yeni adres, sonraki tebligatlar bakımından esas alınır. Merciin dosyasında yeni adres mevcutken yalnız eski adrese dayanılarak TK m. 35 işletilmesi, adres değişikliği bildirimine ilişkin birinci fıkranın amacıyla bağdaşmaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07.10.2010 tarihli, E. 2010/2552, K. 2010/4588 sayılı kararında, davalı vekilinin dosyaya sunduğu dilekçelerden yeni adresinin anlaşılmasına rağmen hükmün önceki adrese TK m. 35 uyarınca tebliğ edilmesi isabetsiz bulunmuştur.
Bu nedenle adres değişikliğinin bildirildiği dosyada, merci tarafından eski adrese gönderilen evrakın iade edilmesi tek başına TK m. 35’e dönülmesini haklı kılmaz. Öncelikle dosyada bilinen güncel adres dikkate alınmalıdır.
MERNİS Adresi Varken Madde 35 Uygulanabilir mi?
Gerçek kişinin adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilebiliyorsa TK m. 35/2 uyarınca eski adrese kapıya asma yoluyla tebligat yapılamaz. Bunun nedeni, 6099 sayılı Kanun’un adres kayıt sistemini tebligat hukukunun temel adres belirleme mekanizmalarından biri hâline getirmiş olmasıdır.
TK m. 10’a göre tebligat öncelikle muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen son adresin tebligata elverişli olmadığı anlaşılır veya burada tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen son adres kabul edilir.
Adres kayıt sistemindeki adrese tebligatın hangi koşullarla yapılacağı ise TK m. 21/2 kapsamında değerlendirilir. Bu yöntemde tebligatın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine çıkarıldığına ilişkin gerekli şerh ve teslim işlemleri bulunmalıdır. MERNİS adresine özgü tebligat usulü, TK m. 35’teki eski adrese kapıya asma işleminden farklıdır.
Adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi bulunduğu hâlde doğrudan TK m. 35’e başvurulması, önceki tebligat usulüne uygun yapılmış olsa bile kanuni şartları karşılamaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.02.2013 tarihli, E. 2012/33722, K. 2013/5970 sayılı kararında, satış ilanının TK m. 35 kapsamında tebliğinin değerlendirilmesi sırasında muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi ile önceki tebligat şartları birlikte ele alınmıştır. Daire, gerçek kişilere TK m. 35 uygulanması için önceden geçerli tebligat yapılmasını ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi bulunmamasını aramıştır.
Aynı yaklaşım Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.12.2023 tarihli, E. 2022/1019, K. 2023/1447 sayılı kararında da görülmektedir. Karara konu yargılamada davacının güncel MERNİS adresi mevcutken eski adrese TK m. 35 uyarınca yapılan tebligatlar usule aykırı bulunmuştur. Bu usulsüzlük nedeniyle davacının karar düzeltme hakkını kullanma olanağı sağlanmadan verilen ısrar kararı bozulmuştur.
Bu kararlar, TK m. 35’in yalnız hukuk mahkemelerinde veya icra takiplerinde değil, uygulanabilir olduğu idari yargı süreçlerinde de adres kayıt sistemi kurallarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Adres Kayıt Sistemi Araştırması ve İspat
TK m. 35/2’nin uygulanabilmesi için gerçek kişinin adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi gerekir. Bu durum, yalnızca muhatabın önceki adresten taşındığına ilişkin dağıtıcı şerhiyle ortaya konulamaz.
Dosyadaki adres kayıt sistemi sorgu sonuçları ve ilgili resmî bilgiler değerlendirilerek, TK m. 35’in uygulanacağı tarihte muhatabın kayıtlı yerleşim yeri adresinin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 04.07.2017 tarihli, E. 2016/904, K. 2017/5693 sayılı kararında, kimlik numarası dosyada mevcut olan gerçek kişinin adres kayıt sistemindeki adresi araştırılmadan gerekçeli kararın TK m. 35’e göre tebliğ edilmesi uygun görülmemiştir.
Uygulama Yönetmeliği m. 57/2’de yer alan “adres araştırması yapılmasına gerek kalmaksızın” ifadesi, MERNİS’te yerleşim yeri bulunmaması şartını ortadan kaldırmaz. Bu ifade, kanuni şartlar sağlandıktan sonra eski adrese kapıya asma aşamasında ayrıca yeni bir adres araştırması yapılmasının aranmadığını anlatır.
Dolayısıyla TK m. 35 işleminin geçerliliği tartışıldığında mahkemenin veya icra merciinin değerlendirmesi gereken temel soru, ilgili tarihte adres kayıt sisteminde muhataba ait bir yerleşim yeri adresinin tespit edilip edilemediğidir.
Eski Adresin Kapısına Asma ve Tebliğ Tarihi
Gerçek kişiler yönünden TK m. 35/2’nin bütün koşulları gerçekleşmişse tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır. Uygulama Yönetmeliği m. 57/2 uyarınca işlem, Yönetmelik ek-1’deki (6) numaralı örneğe göre düzenlenen tebliğ evrakıyla gerçekleştirilir.
Bu yöntemde kanun, tebliğ tarihini evrakın kapıya asıldığı tarih olarak belirlemiştir. Muhatabın evrakı daha sonra görmesi veya hiç görmemesi, usulüne uygun tamamlanmış TK m. 35 tebligatının tarihini tek başına değiştirmez.
Ancak tebliğ memurunun yalnızca “TK 35’e göre tebliğ edildi” biçimindeki soyut kaydı yeterli görülmemelidir. Kapıya asma işleminin hangi adres için, hangi tarihte ve hangi usulle yapıldığının tebliğ belgelerinden denetlenebilmesi gerekir.
Madde 35 ile madde 21 arasındaki fark
TK m. 21 ve TK m. 35 farklı hukuki durumları düzenler:
- TK m. 21/1: Muhatabın veya onun adına tebellüğe yetkili kişinin adreste bulunmaması yahut tebellüğden kaçınması durumunda, kanunun öngördüğü muhtara veya yetkili kamu görevlisine teslim ve kapıya ihbarname yapıştırma işlemleri uygulanır.
- TK m. 21/2: Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yönelik özel kurallar çerçevesinde, muhatap o adreste hiç oturmamış veya sürekli ayrılmış olsa bile kanuni teslim ve ihbarname işlemleriyle tebligat gerçekleştirilebilir.
- TK m. 35/2: Önceden geçerli tebligat yapılmış eski adresin değişmesi, yeni adresin bildirilmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri tespit edilememesi durumunda evrakın bir nüshasının eski adresin kapısına asılması suretiyle tebliğ tamamlanır.
TK m. 21’de kapıya yapıştırılan belge esas itibarıyla ihbarnamedir; evrak kanunda belirtilen kişiye teslim edilir. TK m. 35/2’de ise tebliğ evrakının bir nüshasının eski adresin kapısına asılması öngörülür. Her iki düzenlemede kapıyla bağlantılı işlem bulunması, usullerin aynı olduğu anlamına gelmez.
Özellikle adreste bulunmama ve tebellüğden imtina hâllerinde uygulanan TK m. 21/1 koşulları, adres değişikliğinin bildirilmemesine ilişkin TK m. 35 koşullarının yerine geçirilemez.
İade Edilen Tebligatın Madde 35’e Etkisi
Muhatabın bilinen son adresine gönderilen tebligatın “taşınmış”, “tanınmıyor” veya “adreste bulunamadı” gibi şerhlerle iade edilmesi, TK m. 35’in doğrudan uygulanabileceği anlamına gelmez.
İade şerhi öncelikle ilgili tebligat girişiminin sonuçsuz kaldığını gösterir. Sonraki aşamada izlenecek yol, muhatabın gerçek veya tüzel kişi olmasına, dosyada daha önce geçerli bir tebligat bulunup bulunmamasına, bilinen diğer adreslere ve adres kayıt sistemi bilgilerine göre belirlenir.
Örneğin gerçek kişi borçluya çıkarılan ödeme emri taşınma nedeniyle iade edilmişse, dosyada önceki geçerli tebligat bulunmadan aynı adrese TK m. 35 uygulanamaz. Muhatabın MERNİS adresi de mevcutsa TK m. 35/2 zaten uygulanabilir değildir.
Adres kayıt sisteminde hiçbir yerleşim yeri adresi tespit edilememesi de tek başına TK m. 35 şartlarının gerçekleştiğini göstermez. Önceden geçerli tebligat yoksa muhatabın adresinin gerçekten meçhul olup olmadığı ve gerektiğinde diğer kanuni tebliğ yollarının uygulanabilirliği incelenmelidir.
Bu nedenle tebliğ edilemeden dönen evrakın ardından izlenecek işlem sırası, adres değişikliği nedeniyle eski adrese kapıya asma yönteminden ayrı olarak değerlendirilmelidir.
Tüzel Kişiler ve Şahıs İşletmeleri Bakımından Ayrım
TK m. 35/4, tüzel kişiler yönünden gerçek kişilerden farklı bir düzenleme içerir. Kanun, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişilerin resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağını açıkça belirtmiştir.
Bu istisnanın nedeni, tüzel kişilerin adreslerinin ilgili sicil veya resmî kayıtlardan belirlenebilmesidir. Bununla birlikte önceki geçerli tebligat şartından istisna getirilmesi, olağan tebligat usullerinin tamamının ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Tüzel kişinin ticaret sicili adresine doğrudan kapıya asma yapılabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.06.2015 tarihli, E. 2013/2439, K. 2015/1732 sayılı kararı bu soruna açıklık getirmiştir.
Karara konu olayda davalı şirketin bazı adreslerine çıkarılan tebligatlar iade edilmiş; bunun ardından ticaret sicilinden öğrenilen başka bir adrese doğrudan TK m. 35 uyarınca tebligat yapılmıştır. Hukuk Genel Kurulu, sicilden öğrenilen bu adrese önce TK m. 10 kapsamında olağan tebligat çıkarılmamış olmasını usulsüzlük nedeni olarak değerlendirmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 11.10.2023 tarihli, E. 2022/1103, K. 2023/917 sayılı kararında da aynı ayrım korunmuştur. Kararda şirketin sicilde kayıtlı adresine önce olağan tebligat çıkarılması, tebligatın bu adresten iade edilmesi hâlinde TK m. 35/4 uygulamasının değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu yaklaşım uyarınca şirketin merkez adresini değiştirmesine rağmen sicil kaydını güncellememesi hâlinde, sicil adresine olağan usulle çıkarılan tebligatın sonuçsuz kalmasından sonra TK m. 35/4 gündeme gelebilir.
Tüzel kişinin adresinin doğru tespit edilmesi, tek başına tebligatın doğru kişiye teslim edildiğini göstermez. Olağan tebligatta yetkili temsilciye veya kanunen tebellüğe yetkili çalışana teslim şartları ayrıca uygulanır.
Tüzel kişilerin büyük bölümü bakımından TK m. 7/a kapsamındaki elektronik tebligat yükümlülüğü de dikkate alınmalıdır. Elektronik yolla tebligatın zorunlu olduğu bir durumda, fiziki tebligata başvurulmasını haklı kılan kanuni koşullar bulunmadan yalnız sicil adresine dayanılması yeterli değildir.
Şahıs işletmelerine TK m. 35/4 uygulanır mı?
Tek kişiye ait ticari işletme, sahibi gerçek kişiden ayrı bir tüzel kişilik değildir. İşletmenin ticaret unvanı kullanması, vergi kaydının bulunması veya ticaret siciline kayıtlı olması bu sonucu değiştirmez.
Dolayısıyla TK m. 35/4’ün tüzel kişilere tanıdığı önceki tebligat şartına ilişkin istisna, sırf işletme sahibi tacir olduğu gerekçesiyle gerçek kişiye genişletilemez.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesinin 13.11.2024 tarihli, E. 2022/819, K. 2024/1227 sayılı kararında, şahıs işletmesi niteliğindeki davalıya TK m. 35 uygulanmasının ve mevcut adres kayıt sistemi bilgilerinin göz ardı edilmesinin cevap dilekçesinin süresi bakımından doğurduğu sonuçlar incelenmiştir. Mahkeme, usulsüz tebligata dayanılarak zamanaşımı savunmasının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle reddedilmesini doğru bulmamıştır.
Bu ayrımda belirleyici olan ticari faaliyetin büyüklüğü veya tacir sıfatı değil, tebligat muhatabının bağımsız tüzel kişiliğe sahip olup olmadığıdır.
Ticaret Sicili, Fiilî Adres ve Diğer Resmî Kayıtlar
Ticaret sicilindeki adres ile fiilî faaliyet adresi farklıysa
Ticaret şirketinin fiilen faaliyet gösterdiği yer ile ticaret siciline kayıtlı merkez adresi farklı olabilir. TK m. 35/4 bakımından belirleyici kayıt, tüzel kişiye ait ilgili resmî sicil adresidir.
Şirketin bir fabrikada, depoda veya farklı bir şubede faaliyet göstermesi, bu adreslerin her durumda şirketin kayıtlı merkez adresiyle aynı hukuki nitelikte olduğu anlamına gelmez. Şirketin olağan tebligat adresi ve resmî sicil adresi somut dosyanın koşullarına göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Özellikle sicildeki adresin güncel olup olmadığı, bu adrese daha önce olağan tebligat çıkarılıp çıkarılmadığı ve sonuçsuz kalan işlemin hangi adrese ilişkin olduğu belirlenmelidir. Tüzel kişinin resmî sicil adresinde TK m. 35/4 uygulaması, gerçek kişilerin adres değiştirme yükümlülüğünden farklı ön koşullara sahiptir.
Her resmî kayıttaki adres TK m. 35’e dayanak olabilir mi?
Bir gerçek kişinin trafik tescilinde, vergi kayıtlarında, geçmiş ticari faaliyet belgelerinde veya başka bir idari kayıtta adresinin bulunması, o adrese doğrudan TK m. 35 uygulanabileceği anlamına gelmez.
Özellikle gerçek kişiler bakımından, kullanılan adresin ilgili dosyada daha önce kanuni usullere uygun tebligat yapılan adres olup olmadığı ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri bulunup bulunmadığı incelenmelidir.
Bir aracın trafik tescilinde kayıtlı adres, somut olay bakımından adresin belirlenmesine yardımcı olabilir. Ancak böyle bir kayıt, TK m. 35’in aradığı önceki geçerli tebligat ve yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi şartlarını kendiliğinden karşılamaz.
Aynı şekilde yıllar önce sona ermiş bir ticari faaliyetle ilişkili adresin başka bir davada kullanılmış olması, o adresin yeni uyuşmazlık bakımından tebligata elverişli olduğunu tek başına ispatlamaz.
Noter İhtarları ve Bağımsız Bölüm Sahiplerinde Özel Durumlar
Adres değişikliğinin bildirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar yalnız mahkeme kararları veya icra ödeme emirleriyle sınırlı değildir. Noter ihtarnameleri, sözleşmeden doğan bildirimler ve kat mülkiyeti ilişkileri bakımından da muhatabın hangi adreste ve hangi yöntemle bilgilendirildiği önem taşıyabilir.
Noter ihtarnamesinin eski adrese gönderilmesi
Bir sözleşmede yazılı adresin değişmiş olması, noter ihtarnamesinin doğrudan TK m. 35 usulüyle tebliğ edilebileceğini göstermez. Tebligatın niteliği, kanuni özel hükümler, sözleşmenin geçerli bildirim düzenlemeleri ve somut tebliğ koşulları birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle ihtarnamenin temerrüt, fesih veya başka bir hukuki sonucu başlatması amaçlanıyorsa, noter aracılığıyla yapılan bildirimin usulüne uygunluğu ile ihtarın maddi hukuk bakımından sonuç doğurması ayrı sorunlardır.
Kat malikinin adres değiştirmesi
7201 sayılı Kanun’un Ek Madde 1’i, Kat Mülkiyeti Kanunu’nun uygulandığı hâllerde ortak taşınmazda oturmayan bağımsız bölüm sahipleri için özel bir adres bildirme yükümlülüğü düzenler.
Bu yükümlülük, apartman yönetimi ve ortak giderlerle ilgili bildirimlerde Türkiye’de bir adresin yöneticiye yazılı olarak bildirilmesine ilişkindir. Adres bildirilmemesi veya bildirilen adrese tebligat yapılamaması durumunda Ek Madde 1’deki özel yöntem devreye girebilir.
Ancak bağımsız bölüm sahiplerine yönelik apartman yönetimi ve ortak gider bildirimi, TK m. 35’teki eski adrese kapıya asma yöntemiyle aynı değildir. Özellikle yargılamaya ve icra takibine ilişkin tebligatlarda her özel hükmün uygulama alanı ayrı belirlenmelidir.
Yurt Dışında Adres Değiştiren Türk Vatandaşları
TK m. 35’in son fıkrası, daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış Türk vatandaşının bu adresi değiştirmesine rağmen yeni adresini tebligatı çıkaran mercie bildirmemesi durumunu ayrıca düzenler.
Bu özel yöntemin uygulanabilmesi için şu koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir:
- Muhatabın Türk vatandaşı olması ve yurt dışındaki adresine daha önce kanuni usullere uygun tebligat yapılmış bulunması.
- Muhatabın yurt dışındaki önceki adresini değiştirmesi.
- Yeni adresin tebligatı çıkaran mercie bildirilmemesi.
- Adres kayıt sisteminden yerleşim yeri adresinin tespit edilememesi.
- Önceden tebligat yapılan yurt dışı adresine Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla TK m. 25/a kapsamında bildirim gönderilmesi ve bildirimin adrese ulaştığının belgelendirilmesi.
Bu şartlar gerçekleştiğinde TK m. 35’in son fıkrasındaki özel otuz günlük tebliğ sonucu gündeme gelir. Yurt içindeki eski adresin kapısına asma usulü, bu özel düzenlemenin yerine geçirilmemelidir.
Otuz günlük süre hangi tarihte başlar?
Kanunun aradığı başlangıç noktası, konsolosluğun bildirimi hazırladığı, postaya verdiği veya tebligatı çıkaran merciin evrakı sevk ettiği tarih değildir. TK m. 35’in son fıkrası bakımından otuz günlük sürenin dayanağı, TK m. 25/a’ya göre gönderilen bildirimin eski yurt dışı adresine ulaştığının belgelendiği tarihtir.
Bildirim ulaştığına ilişkin belge bulunmadan yalnız sevk tarihine dayanılarak otuz günlük sürenin tamamlandığı kabul edilemez.
Konsolosluk bildiriminin ulaşması nasıl ispatlanır?
Bildirimin gönderildiği ülkenin mevzuatına uygun yöntem kullanılmış olmalıdır. Bildirimin adrese ulaştığını gösteren yetkili posta veya tebliğ makamına ait teslim bilgisi ve diğer usule uygun belgeler, tebligatı çıkaran merci tarafından değerlendirilir.
TK m. 25/a’daki bildirim usulü ile TK m. 35’in son fıkrası birlikte uygulanırken, bildirimin içeriğinin, gönderildiği adresin ve belgelendirilmiş ulaşma tarihinin dosyada anlaşılabilir olması gerekir.
Muhatabın büyükelçilik veya konsolosluğa başvurması ve evrakı almaktan kaçınması gibi durumlarda TK m. 25/a’nın kendi özel kuralları da dikkate alınır. Tebellüğden kaçınma hâlinde tutanağın tarihi, söz konusu madde kapsamında tebliğ tarihi bakımından belirleyici olabilir.
Yabancı ülkedeki kişinin Türk vatandaşı olmaması, kullanılacak uluslararası tebligat yolunun farklılaşmasına neden olabilir. Bu durumda yabancı ülkenin yetkili makamı aracılığıyla tebligat ve uygulanabilir uluslararası sözleşme hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Tebligatın Geçerliliği Nasıl Denetlenir?
TK m. 35’e göre yapılan tebligatın geçerliliği yalnız sonuç belgesine bakılarak belirlenemez. İşlemin hangi koşullarda gerçekleştirildiği, muhatabın hukuki statüsü ve önceki tebligat kayıtları birlikte incelenmelidir.
Somut dosyada şu soruların cevaplandırılması gerekir:
- Muhatap kimdir? Gerçek kişi, tüzel kişi veya şahıs işletmesi sahibi midir?
- Önceki geçerli tebligat var mıdır? Gerçek kişi bakımından ilgili eski adreste kanuni usullere uygun önceki tebligat hangi belgelerle belirlenmektedir?
- Adres gerçekten değişmiş midir? Dosyadaki tebligat iadesi ve diğer bilgiler adres değişikliğini hangi ölçüde göstermektedir?
- Yeni adres bildirilmiş midir? Muhatap tarafından merciye sunulan adres bildirimleri veya dosyada mevcut güncel adres kayıtları var mıdır?
- MERNİS adresi var mıdır? İşlemin yapıldığı tarihte adres kayıt sisteminden yerleşim yeri adresi tespit edilebilmekte midir?
- İzlenen usul doğru mudur? TK m. 21 veya TK m. 35’ten hangisinin koşulları gerçekleşmiştir?
- İşlem belgelendirilmiş midir? Kapıya asma tarihi, adres ve tebliğ memurunun işlemleri tebliğ belgelerinden anlaşılabilmekte midir?
Bu denetimde yalnız tebliğ evrakının son sayfası değil; gerektiğinde önceki tebligat dosyaları, adres kayıt sistemi sorguları, ticaret sicili kayıtları, mahkemeye sunulmuş dilekçeler ve tebliğ işleminin bütününe ilişkin belgeler değerlendirilmelidir.
Bir tebligatın hangi tarihte, kime ve hangi şartlarda yapıldığının ispatı, tebligatın usulüne uygunluğunun denetlenmesinde merkezî öneme sahiptir. TK m. 35’in uygulanma şartlarının gerçekleşmiş olması, kapıya asma işleminin usulüne uygun şekilde gerçekleştirildiğinin de ayrıca belirlenmesi gereğini ortadan kaldırmaz.
Usulsüz Tebligatın Hukuki Sonuçları ve Başvuru Süreleri
TK m. 35’in şartları oluşmadan yapılan tebligat usulsüz olabilir. Ancak böyle bir işlem için her durumda ve her yargı kolunda “yok hükmündedir”, “hiçbir sonuç doğurmaz” veya “süresiz itiraz edilebilir” şeklinde tek bir sonuç belirlemek doğru değildir.
Usulsüz tebligatta öğrenme tarihi
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre usulüne aykırı tebligat, muhatabın tebliğden haberdar olması durumunda geçerli sayılır ve muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu — Madde 32
Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.
Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.
Bu nedenle TK m. 35’e göre kapıya asılan evrakın kanuni şartlara aykırı tebliğ edildiği belirlenirse, usulsüz tebligatın TK m. 32 kapsamında muhatap tarafından hangi tarihte öğrenildiği önem kazanır.
Muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi kural olarak esas alınır. Bununla birlikte daha önceki öğrenmenin dosyadaki yazılı delillerle ortaya konulması hâlinde bu beyanın aksinin değerlendirilmesi mümkündür. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 20.01.2014 tarihli, E. 2013/35528, K. 2014/1093 sayılı kararı bu ayrımı açıklayan örneklerdendir.
Usulsüz tebligatın öğrenmeyle geçerlilik kazanması ile başlangıçta usulüne uygun gerçekleştirilen TK m. 35 tebligatında kapıya asılma tarihinin esas alınması birbirinden farklı durumlardır.
Bu ayrımın hukuki dayanağı ve diğer tebligat türlerine yansıması, usulsüz tebligatın öğrenmeyle geçerlilik kazanması kapsamında değerlendirilir.
İcra takiplerinde şikâyet süresi
Ödeme emri veya başka bir icra tebligatının TK m. 35’e aykırı yapıldığı iddiası bakımından, kural olarak İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesindeki şikâyet usulü gündeme gelir.
İİK m. 16/1 uyarınca usulsüz tebligata ilişkin şikâyetin, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük sürede icra mahkemesine yapılması gerekir. Bu nedenle tebligatın usulsüzlüğünün öğrenilmesine rağmen hiçbir süreye bağlı olmaksızın şikâyet edilebileceği düşüncesi doğru değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 29.06.2022 tarihli, E. 2022/1088, K. 2022/8013 sayılı kararında, usulsüz tebligata ilişkin şikâyetin öğrenme tarihinden itibaren yedi günlük sürede yapılması gerektiği vurgulanmıştır.
İcra tebligatının geçerliliği ile takip işlemlerine karşı başvuru yolları birbirinden ayrılmalıdır. Ödeme emrinin tebliğ tarihi, itiraz süresi ve takibin ilerleyişi gibi sonuçlar ise icra takibindeki tebliğ işleminin niteliğine göre ayrıca belirlenir.
Usulsüz tebligat kararın kesinleşmesini engeller mi?
Bir mahkeme kararının veya kanun yoluna ilişkin evrakın usulsüz tebliğ edilmesi, ilgili başvuru süresinin başlangıcını ve kararın kesinleşme durumunu etkileyebilir. Bununla birlikte her tebligat usulsüzlüğünün bütün hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırdığı kabul edilemez.
Öncelikle hangi evrakın usulsüz tebliğ edildiği, muhatabın işlemden ne zaman haberdar olduğu ve ilgili usul kanununun hangi başvuru yollarını tanıdığı belirlenmelidir. Kararın kesinleşme koşulları ve başvuru süresi buna göre değerlendirilir.
Benzer biçimde usulsüz tebligatın, her durumda zamanaşımının hiç kesilmemesi veya bütün ilamlı icra işlemlerinin yapılamaması sonucunu doğurduğu söylenemez. Zamanaşımı ve infaz, ilgili maddi hukuk ve takip hükümlerine göre ayrıca incelenmelidir.
Hukuki dinlenilme hakkı
Anayasa m. 36 ile HMK m. 27 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma ve hukuki dinlenilme hakları, tarafın kendisini ilgilendiren yargılama işlemlerinden kanuni yöntemlerle haberdar edilmesini gerektirir.
TK m. 35’in ön koşulları bulunmadan eski adrese tebligat yapılması, kişinin dava veya kanun yolu sürecinden haberdar olmamasına ve savunma imkânının kısıtlanmasına yol açabilir.
Bu nedenle tebligat hukukunun adres belirleme, tebliğ tarihi ve hukuki dinlenilme hakkına ilişkin kuralları birlikte uygulanmalıdır. Şekil şartlarının amacı, yalnızca tebligatın tamamlandığını belgelemek değil, muhatabın hukuki süreçten haberdar edilmesini güvenceye almaktır.
Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Önceden tebligat yapılmış, MERNİS adresi bulunmuyor
Bir davalıya belirli bir adreste daha önce usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmiş olsun. Davalı daha sonra bu adresten taşınmış, yeni adresini mahkemeye bildirmemiş ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilememişse TK m. 35 kapsamında eski adrese tebligat yapılması gündeme gelebilir.
Bu durumda kapıya asma işlemi de usulüne uygun tamamlanmışsa asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Örnek 2: Önceki tebligat iade edilmiş, MERNİS adresi mevcut
Bir borçluya ödeme emri gönderilmiş, evrak “taşınmış” şerhiyle iade edilmiştir. Borçlunun başka bir yerleşim yeri adresi MERNİS’te kayıtlıdır. Bu durumda eski adrese doğrudan TK m. 35 uygulanamaz.
Merci, TK m. 10 ve ilgili tebligat kuralları çerçevesinde adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yönelik usulü değerlendirmelidir.
Örnek 3: Şirket merkezini taşımış fakat sicili güncellememiş
Bir limited şirket faaliyet merkezini başka bir adrese taşımış, ancak ilgili değişikliği ticaret siciline tescil ettirmemiştir. Sicildeki merkez adresine olağan usulle çıkarılan tebligat, şirketin taşınması nedeniyle iade edilmiştir.
Elektronik tebligat zorunluluğu ve diğer uygulanabilir özel kurallar gözetilmek kaydıyla, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ortaya koyduğu şartlar çerçevesinde sicildeki adrese TK m. 35/4 uyarınca tebligat yapılması değerlendirilebilir.
Örnek 4: Yurt dışındaki eski adrese gönderilen konsolosluk bildirimi
Bir Türk vatandaşının daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılmış, ancak kişi adresini değiştirerek tebligatı çıkaran mercie bildirmemiştir. Adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilememektedir.
TK m. 35’in son fıkrasındaki özel yönteme başvurulursa, eski yurt dışı adresine konsolosluk aracılığıyla gönderilen bildirimin adrese ulaştığının belgelendirilmesi gerekir. Otuz günlük tebliğ sonucu, yalnızca evrakın konsolosluk tarafından postaya verilmesiyle doğmaz.
Sıkça Sorulan Sorular
Adres değişikliğini bildirmezsem ne olur?
Daha önce ilgili adrese usulüne uygun tebligat yapılmışsa, adresinizi değiştirmiş ve yeni adresinizi bildirmemişseniz, ayrıca adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresiniz tespit edilemiyorsa TK m. 35 uyarınca eski adrese kapıya asma yoluyla tebligat yapılabilir. Bu koşullarda usulüne uygun gerçekleştirilen işlemde asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Adres değişikliğini bildirmek için kaç günüm var?
TK m. 35/1 belirli sayıda gün öngörmez; yeni adresin “hemen” bildirilmesini emreder. Bu nedenle adres değişikliğinin ilgili yargı merciine gecikmeksizin ve ispatlanabilir şekilde bildirilmesi gerekir.
Eski adrese ilk kez tebligat gönderilmişse madde 35 uygulanır mı?
Gerçek kişiler bakımından önceden geçerli tebligat şartı gerçekleşmeden TK m. 35/2 uygulanamaz. İlk tebligatın iade edilmesi bu şartı karşılamaz. Tüzel kişiler için TK m. 35/4’te ayrı bir istisna bulunur.
MERNİS adresim bulunduğu hâlde eski adresime kapıya asma yapılabilir mi?
Gerçek kişinin adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi tespit edilebiliyorsa TK m. 35/2 uygulanamaz. Kanunda belirtilen koşullar uyarınca adres kayıt sistemindeki adrese tebligat yapılması değerlendirilmelidir.
MERNİS kaydında adresimin bulunmaması yeterli midir?
Hayır. Bu, TK m. 35/2’nin şartlarından yalnızca biridir. Önceden geçerli tebligat yapılmış olması, adres değişikliği, yeni adresin bildirilmemesi ve kapıya asma işleminin usulüne uygun gerçekleştirilmesi de aranır.
Şahıs işletmesi sahibiyim. Şirketlere ilişkin madde 35/4 bana uygulanır mı?
Tek kişiye ait ticari işletme sahibi gerçek kişi, yalnızca tacir sıfatı veya ticaret sicili kaydı nedeniyle tüzel kişi sayılmaz. Bu nedenle TK m. 35/4’teki tüzel kişilere özgü istisna doğrudan uygulanamaz.
Şirketin ticaret sicili adresine ilk tebligat doğrudan madde 35’e göre yapılabilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2015 ve 2023 tarihli kararlarına göre sicil adresine öncelikle olağan usulle tebligat çıkarılması ve tebligatın bu adresten sonuçsuz dönmesi, TK m. 35/4 uygulamasında önem taşır. Ayrıca elektronik tebligat zorunluluğu ve ilgili diğer hükümler değerlendirilmelidir.
Dava sırasında yeni adresimi bildirdim. Eski adrese tebligat geçerli olur mu?
Yeni adresin ilgili dosyaya usulüne uygun bildirildiği durumda, sonraki tebligatların kural olarak bu adres esas alınarak yapılması gerekir. Bildirilen güncel adres göz ardı edilerek eski adrese TK m. 35 uygulanması usulsüzlük doğurabilir.
Madde 35’e göre kapıya asılan tebligat ne zaman yapılmış sayılır?
TK m. 35’in kanuni şartları gerçekleşmiş ve kapıya asma işlemi usulüne uygun yapılmışsa evrakın asıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Usulsüz tebligatta ise TK m. 32 kapsamında öğrenme tarihi kuralı gündeme gelebilir.
Yurt dışındaki eski adrese gönderilen bildirimin otuz günlük süresi ne zaman başlar?
TK m. 35’in son fıkrası uyarınca bildirim, Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla TK m. 25/a’ya göre gönderilir. Otuz günlük süre bakımından esas alınacak tarih, bildirimin eski yurt dışı adresine ulaştığının belgelendiği tarihtir.
Usulsüz madde 35 tebligatına istediğim zaman itiraz edebilir miyim?
Hayır. Başvuru yolu ve süresi, tebliğ edilen işlemin türüne ve uygulanacak usul kanununa göre belirlenir. Özellikle icra takibindeki usulsüz tebligat şikâyetinde İİK m. 16/1 kapsamında öğrenmeden itibaren yedi günlük süre kuralı dikkate alınmalıdır.
Tebligat usulsüzse davadaki bütün işlemler geçersiz olur mu?
Usulsüz tebligat yargılamayı ve tarafın usul haklarını etkileyebilir; ancak her durumda bütün işlemlerin kendiliğinden geçersiz olduğu söylenemez. Tebligatın konusu, öğrenme tarihi, ilgili usul kanunu, başvuru süresi ve işlemin yargılamaya etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç
Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti, tebligatın doğru adrese yöneltilmesini ve yargısal işlemlerin muhatabın adres değişikliğini bildirmemesi nedeniyle belirsiz biçimde sonuçsuz kalmamasını amaçlar. Bununla birlikte TK m. 35, eski olduğu bilinen her adrese serbestçe tebligat yapılmasına izin veren genel bir düzenleme değildir.
Gerçek kişiler bakımından önceki usulüne uygun tebligat, adres değişikliği, yeni adresin bildirilmemesi ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri tespit edilememesi şartları birlikte gerçekleşmelidir. Bu şartlar mevcutsa kapıya asma yöntemi uygulanabilir ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Tüzel kişiler bakımından resmî sicil adresine ilişkin TK m. 35/4 istisnası ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun olağan tebligat girişimine ilişkin yaklaşımı dikkate alınmalıdır. Yurt dışında adres değiştiren Türk vatandaşları yönünden ise TK m. 35’in son fıkrasında düzenlenen konsolosluk bildirimi ve otuz günlük süreye ilişkin belgelendirme koşulları belirleyicidir.
TK m. 35’e aykırı yapılan tebligatın hukuki sonuçları değerlendirilirken işlemin usulsüzlüğü, muhatabın öğrenme tarihi ve ilgili başvuru süresi birbirinden ayrılmalıdır. Somut dosyada geçerli tebliğ tarihinin doğru belirlenmesi, hem savunma ve kanun yoluna başvuru haklarının korunması hem de yargılama ve takip işlemlerinin hukuki güvenliği bakımından önem taşır.
Yazar Avukat Fatih SEFER