Kötü muamele yasağı, Anayasa’nın 17. maddesiyle güvence altına alınan ve hiçbir koşulda istisnası bulunmayan mutlak bir haktır; işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muamele hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Gözaltında darp edilmek, ceza infaz kurumunda insanlık dışı koşullarda tutulmak, sınır dışı edilirken gönderileceği ülkede işkence riskiyle karşılaşmak — bunların tamamı bu yasağın kapsamına girer. Bu makale, kötü muamele yasağının devlete yüklediği yükümlülükleri, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bu konudaki yerleşik içtihadını ve ihlal hâlinde başvurulabilecek yolları ele almaktadır.
1. Anayasal Dayanak ve Yasağın Mutlak Niteliği
Kötü muamele yasağı, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve kişinin maddi ve manevi varlığının dokunulmazlığını korur. Bu yasağın en belirgin özelliği mutlak oluşudur: Anayasa’nın 15. maddesi uyarınca savaş, seferberlik veya olağanüstü hâl dönemlerinde dahi bu yasağa istisna getirilemez. Terörle mücadele, kamu düzeni ya da milli güvenlik gibi gerekçeler kötü muameleyi meşrulaştıramaz.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 3. maddesi de aynı yasağı düzenlemektedir. AİHM içtihadına göre bu yasak demokratik toplumların en temel değerlerinden biridir ve toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbir istisnaya yer verilmemektedir.
Kötü muamele yasağının iki boyutu vardır: maddi boyut — devletin bizzat kötü muameleye sebep olmaması ve bireyleri üçüncü kişilerin kötü muamelesinden koruması; usul boyutu — savunulabilir bir kötü muamele iddiası karşısında etkili bir soruşturma yürütülmesi. Bu makalenin büyük bölümü, AYM içtihadında ağırlıklı yer tutan usul boyutuna ayrılmıştır.
2. Etkili Soruşturma Yükümlülüğü
Devlet, kötü muamele iddialarını etkili biçimde soruşturmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün kaynağı yalnızca Anayasa değil, aynı zamanda Türkiye’nin taraf olduğu İstanbul Protokolü’dür (Birleşmiş Milletler İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele veya Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu). Bu protokole göre açık bir şikâyet olmasa dahi kötü muamele yapıldığına dair belirtiler varsa devletin resen soruşturma başlatma yükümlülüğü doğar.
AYM içtihadında etkili soruşturmanın altı temel bileşeni bulunmaktadır: soruşturmanın derhal başlaması, yeterli olması, mağdurun sürece katılımının sağlanması, bağımsız yürütülmesi, makul sürede sonuçlanması ve sonuçta hesap verebilirliğin sağlanması. Aşağıda bu bileşenler ayrı ayrı ele alınmaktadır.
3. Soruşturmanın Resen ve Derhal Başlatılması
Soruşturma makamları, şikâyeti öğrenir öğrenmez ya da kötü muamele belirtisi açıklığa kavuşur kavuşmaz harekete geçmelidir. Soruşturmanın yalnızca kayıt altına alınması yeterli değildir; fiilen de derhal başlatılması gerekir. Bu kapsamda soruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların tespitine yarayabilecek tüm delilleri toplaması şarttır.
Gecikmeli başlatılan bir soruşturma, delillerin kaybolmasına ve tanıkların hafızasının bulanıklaşmasına yol açarak soruşturmanın etkisini baştan zayıflatır. AYM, soruşturmanın başlatılmasındaki gecikmeleri tek başına ihlal gerekçesi olarak kabul edebilmektedir.
4. Soruşturmanın Yeterliliği
Yeterli bir soruşturma; bağımsız, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Yetkililer, olay ve olguları ciddiyetle araştırmalı; soruşturmayı sonlandırmak için çabuk ve temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır. Görgü tanıklarının ifadeleri, kriminalistik bilirkişi incelemeleri ve konuyla ilgili tüm makul delil toplama tedbirleri alınmalıdır.
Soruşturma sonucunda alınan kararın, elde edilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayanması gerekir. Ayrıca karar, müdahalenin Anayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına dair bir değerlendirme de içermelidir.
5. Mağdurun Sürece Katılımı
Etkili bir soruşturmanın koşullarından biri de kamu denetimine açık ve şeffaf olmasıdır. Bunun gereği olarak mağdurların meşru menfaatlerinin korunması amacıyla sürece etkili katılımının sağlanması gerekir. Kötü muamele iddiasına sahip kişinin derhal yetkili makamlar önünde hukuka uygun şekilde ifadesinin alınması ve soruşturma dosyasına sunulan bilgilerden haberdar edilerek bunlara etkili biçimde itiraz edebilme imkânının tanınması bu kapsamdadır.
6. Soruşturma Makamlarının Bağımsızlığı
Devlet memurları tarafından yapılan kötü muamele iddialarını soruşturan kişilerin, olaylara karışan kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu bağımsızlık yalnızca hiyerarşik ya da kurumsal bağlantının bulunmamasını değil, aynı zamanda somut bir bağımsızlığı da gerektirir.
Örneğin bir Cumhuriyet Savcılığı bünyesindeki soruşturmada adli işlemleri yürüten kişilerin bizzat kötü muameleye ismi karışan kişilerden oluşması, soruşturmanın bağımsız ve tarafsız yürütülmesini engelleyebilir. Bu kişilerin kendi aleyhlerine olabilecek delilleri karartma, mağdur lehine delil toplama konusunda isteksiz davranma ya da tanık ve bilirkişileri yanlış yönlendirme riski bulunmaktadır.
7. Makul Sürede Sonuçlandırma
Kötü muameleye ilişkin şikâyetlerde yetkililerin hızlı davranması önem taşır. Belirli durumlarda soruşturmanın ilerlemesini engelleyen zorlukların bulunabileceği kabul edilse de yetkililer; hukuk devletine bağlılığı sağlamak, hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği izlenimini engellemek ve kamuoyunun adalet mekanizmasına güvenini sürdürmek için soruşturmayı azami hız ve özenle yürütmelidir.
8. Kamu Görevlileri İçin Soruşturma İzni
Kamu görevlileri hakkında adli soruşturma yürütülmesinin belirli bir makamın iznine bağlanması, hukuk devletinde kural olarak makul görülebilir bir düzenlemedir; çünkü görevlerinin ifası nedeniyle sık sık şikâyet ve soruşturma tehdidi altında kalma riskiyle karşı karşıyadırlar.
Ancak bu prosedürün uygulanış biçimi kritik önem taşır. Ön inceleme ve soruşturma izni verilmemesi işlemine karşı yapılan itirazları değerlendiren idari yargı organlarının, bu süreci ceza yargılamasını geciktirecek ya da kamu görevlilerinin soruşturmadan muaf tutulduğu izlenimi doğuracak şekilde işletmemesi gerekir. İzne tabi olmayan bir suç için izin prosedürünün işletilmesi ve bu nedenle soruşturma yapılmaması, başlı başına etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlalidir.
9. Cezasız Bırakmama ve Caydırıcı Yaptırım
Her soruşturmanın mahkûmiyetle sonuçlanması zorunlu değildir; ancak mahkemeler, yaşamı tehdit eden suçların ve fiziksel-ruhsal bütünlüğe yönelik ağır saldırıların cezasız kalmasına, affa ya da zamanaşımına uğramasına izin vermemelidir.
Aksi hâlde devletin, kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini kanunlar aracılığıyla koruma hususundaki pozitif yükümlülüğü yerine getirilmemiş olacaktır.
10. Devletin Koruma Yükümlülüğü
Anayasa’nın 17. maddesi, devlete yalnızca kötü muameleden kaçınma değil, aynı zamanda bireyleri kamusal makamların, üçüncü kişilerin ve hatta kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü de yüklemektedir. Devlet, bireyin maddi ve manevi varlığını her türlü tehlike, tehdit ve şiddetten korumakla yükümlüdür.
Bu koruma yükümlülüğü, yetkililerin bildikleri ya da bilmeleri gereken bir kötü muamele tehlikesini engellemek için makul tedbirleri almamaları hâlinde devlet sorumluluğunu doğurur.
11. Ceza İnfaz Kurumlarında Koruma
Devlet, ceza infaz kurumunda tutulan kişilerin insan onuruyla bağdaşır koşullarda tutulmasını sağlamak ve infaz sürecini, hapsedilmenin doğal olarak getirdiği sıkıntı seviyesinden daha fazla bir ızdıraba dönüştürmemekle yükümlüdür.
Bir kişi sağlıklı hâldeyken gözaltına alınmış ancak salıverildiğinde vücudunda yaralanma tespit edilmişse, bu yaralanmanın nasıl oluştuğuna dair makul bir açıklama getirme yükümlülüğü devlete aittir. Aynı ilke, ceza infaz kurumu yönetiminin sorumluluk ve kontrolü altındaki tutuklu ve hükümlüler için de geçerlidir.
Yaşlı ve ağır hasta mahkûmlar özel bir hassasiyet gerektirir. Hastalığa bağlı acının, tutma şartları nedeniyle katlanması ya da katlanma riski taşıması durumunda Anayasa’nın 17. maddesi devreye girer. Devlet, gerekli tedavilerin uygulanması yoluyla mahkûmun sağlığı için uygun tedbirleri almakla yükümlüdür; hasta bir kişinin uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulması kural olarak bu maddeye aykırılık oluşturur.
12. Gözaltında Koruma
Gözaltı sırasında dış dünyayla ilişkisi kesilen, doktor, avukat, aile yakını veya arkadaşlarıyla her an görüşme imkânı bulunmayan kişilerin kötü muamele iddialarını kanıtlaması özellikle güçtür. AYM bu tür başvurularda dosyadaki tüm verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
13. Kamu Görevlilerinin Güç Kullanımı
Bir kamu görevlisi tarafından hukuka aykırı biçimde ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal eder nitelikte bir muameleye tabi tutulduğuna dair savunulabilir bir iddia bulunması hâlinde etkili bir resmî soruşturma yapılması zorunludur.
Yakalama gibi işlemlerde güç kullanımı Anayasa tarafından yasaklanmamaktadır; ancak bu güç yalnızca kaçınılmaz olduğunda ve asla aşırı olmamak kaydıyla kullanılabilir. Kişinin kendi davranışı veya tutumu nedeniyle fiziksel güce başvurmak kesinlikle zorunlu hâle gelmedikçe, bu tür fiiller kural olarak kötü muamele yasağını ihlal eder.
14. Toplantı ve Gösteri Sırasında Güç Kullanımı
Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayı gerektiren durumlarda ve katılımcıların kendi tutumundan kaynaklanan hâllerde fiziksel güce başvurulabilir; ancak bu güç yalnızca kaçınılmaz hâllerde ve orantılı olmak koşuluyla kullanılabilir.
Örneğin biber gazı gibi toplumsal olaylara müdahale araçlarının kullanımı hukuka aykırı sayılmasa da bunun kullanım usullerinin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığı her somut olayda ayrıca incelenmelidir. Müdahalenin barışçıl biçimde toplanma özgürlüğünü kullanan kimselere yönelik olup olmadığı da bu değerlendirmede önemli bir ölçüttür.
15. Sınır Dışı Etme ve Kötü Muamele Riski
Devletin yabancıları sınır dışı etme konusunda takdir yetkisi bulunsa da bu işlem, Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturuyorsa bireysel başvuruya konu edilebilir.
Gönderildikleri ülkede kötü muameleye maruz kalabilecek yabancıların korunması, devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır. Bu kapsamda sınır dışı edilecek kişiye, ülkesinde karşılaşabileceği risklere karşı etkili bir “karşı çıkma imkânı” tanınmalıdır. Kötü muamele riski iddia edildiğinde idari ve yargısal makamlar, söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskinin bulunup bulunmadığını ayrıntılı biçimde araştırmalıdır.
Sınır dışı kararının kötü muamele yasağını ihlal edeceğine karar verilebilmesi için riskin bir olasılığın ötesinde “gerçek bir risk” seviyesinde olduğunun ispatlanması gerekir. İspat külfeti, iddianın niteliğine göre kamu makamlarına veya başvurucuya ait olabilir.
16. Geri Gönderme Merkezlerinde Tutma Koşulları
Geri gönderme merkezleri (GGM), sınır dışı edilmelerine karar verilen yabancıların barınma ve kontrol altında tutulmalarını sağlayan kurumlardır. İdari nedenlerle özgürlüğünden yoksun bırakılan yabancıların tutulma koşullarının “insan haysiyetiyle bağdaşmayan” muamele oluşturup oluşturmadığı değerlendirilirken kişi başına düşen alan, günlük açık havadan yararlanma imkânı, kapalı mekânların gün ışığı alma ve havalandırma durumu, temizlik ve sağlık hizmetlerine erişim gibi hususlar dikkate alınır.
17. Tazminat Miktarının Yetersizliği
Kötü muamele tespit edildiği hâlde hükmedilen tazminat miktarının düşük olduğu iddia edilen davalarda AYM, kendi içtihadında benzer olaylar için öngörülen tazminat tutarlarıyla somut olaydaki tutarı karşılaştırır. Derece mahkemesince hükmolunan tazminatın önemli ölçüde az olduğu ve manevi zararlar yönünden yeterli giderim sağlanmadığı sonucuna varılırsa bu durum ayrı bir ihlal kararına konu olabilir.
18. Ceza Yargılaması ve Tam Yargı Davası İlişkisi
Tutulma koşullarını ilgilendiren durumlar hariç olmak üzere kötü muamele vakaları kasıt unsuru taşıdığından ceza soruşturması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında en etkili yöntemdir. Ceza ve disiplin soruşturmaları ile tam yargı davası, birbirini tamamlayan ve birbirine etki eden bir zincirin halkalarını oluşturur.
Mahkûmiyetle sonuçlanmasa dahi ceza soruşturmasındaki eksiklikler diğer başvuru yollarına sirayet edebilir. Bu nedenle tam yargı davasına bakan idare mahkemelerinin, ceza soruşturmasında toplanan delilleri gözardı ederek çelişkili bir sonuca ulaşması, kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğü bakımından sorun oluşturabilir.
19. Kötü Muamele Yasağı ile Bağlantılı Etkili Başvuru
Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese, iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve ihlali önlemeye ya da sonuçlarını gidermeye elverişli idari ve yargısal yollara başvurma imkânı sağlar. Bu hak tek başına değil, başka bir anayasal hakla bağlantılı olarak ileri sürülebilir; kötü muamele yasağı bakımından savunulabilir bir iddianın varlığı yeterlidir.
Öngörülen yargı yolunun mevzuatta yer alması tek başına yeterli değildir; pratikte de başarı şansı sunması gerekir. Örneğin ceza infaz kurumunda barınma, beslenme, sağlık hizmeti gibi şikâyetlerin infaz hâkimliğinin görev alanına girmediği gerekçesiyle esasa girilmeden reddedilmesi, etkili başvuru hakkının ihlaline yol açabilir.
20. AYM Kararının Gereği Gibi İcra Edilmemesi
Bazı durumlarda AYM’nin ihlal kararı sonrası yapılan yeniden soruşturmalarda dahi ihlalin devam ettiği görülmektedir. Sorumlulara fiilleriyle orantısız derecede hafif cezalar verilmesi ya da yeniden yargılamanın makul olmayan bir sürede tamamlanmaması, ilk ihlal kararının gereğinin yerine getirilmediği ve kötü muamele yasağının usul boyutunun yeniden ihlal edildiği sonucuna yol açabilmektedir.
21. İhlal Hâlinde Ne Yapmalısınız?
Kötü muameleye maruz kaldıysanız: Mümkün olan en kısa sürede adli tabipliğe başvurarak rapor alın; yaralanma varsa fotoğraflayın, tanık bilgilerini not edin. Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunun ve soruşturmanın gecikmesi hâlinde itiraz yollarını kullanın.
Soruşturma etkisiz yürütülüyorsa: Soruşturmanın bağımsızlığını, hızını ve yeterliliğini sorgulayan bir dilekçeyle ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na ya da denetim mercilerine başvurun; kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edin.
Tazminat talep ediyorsanız: Ceza soruşturmasıyla eş zamanlı ya da sonrasında CMK 141 veya tam yargı davası yoluyla tazminat isteyebilirsiniz; idare mahkemesinin ceza dosyasındaki delilleri gözetmesini talep edin.
İç hukuk yolları tükendiyse: AYM’ye bireysel başvuru yapabilirsiniz. Başvuru süresi, nihai kararın tebliğinden itibaren kural olarak 30 gündür ve hak düşürücüdür.
Sık Sorulan Sorular
Kötü muamele yasağı hangi durumlarda uygulanır?
Kötü muamele yasağı; işkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muamele hâllerinin tamamını kapsar. Gözaltında darp, ceza infaz kurumunda insanlık dışı koşullar, kolluk tarafından orantısız güç kullanımı ve sınır dışı edilirken işkence riskiyle karşılaşma bu kapsamdaki başlıca örneklerdir.
Kötü muamele yasağının istisnası var mıdır?
Hayır. Bu yasak mutlak niteliktedir; savaş, seferberlik, olağanüstü hâl veya terörle mücadele gibi hiçbir gerekçe kötü muameleyi meşrulaştıramaz.
Gözaltında kötü muameleye maruz kaldığımı nasıl ispatlayabilirim?
Salıverildiğiniz anda adli tabipliğe başvurarak rapor almanız büyük önem taşır; AYM’ye göre sağlıklı hâldeyken gözaltına alınan ve sonradan yaralı çıkan kişi bakımından yaralanmanın nasıl oluştuğunu açıklama yükümlülüğü devlete aittir, bu nedenle tıbbi rapor delil değeri açısından kritik rol oynar.
Şikâyette bulunmazsam devlet soruşturma açar mı?
Açık bir şikâyet olmasa dahi kötü muamele yapıldığına dair belirtiler varsa yetkililerin resen soruşturma başlatma yükümlülüğü doğar; bu yükümlülük İstanbul Protokolü ve AYM içtihadıyla açıkça kabul edilmiştir.
Soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü düşünüyorum, ne yapabilirim?
Soruşturmanın gecikmesi, delil toplanmaması ya da tarafsız yürütülmediğine dair somut belirtiler varsa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde itiraz edebilir, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı sulh ceza hâkimliğine başvurabilir ve nihayetinde AYM’ye bireysel başvuru yapabilirsiniz.
Sorumlu kamu görevlisi hakkında dava açmak için önce izin mi almam gerekir?
Kamu görevlileri hakkında adli soruşturma açılması bazı hâllerde idari makamın soruşturma izni vermesine bağlıdır; ancak bu prosedür soruşturmayı geciktirecek ya da kamu görevlisini fiilen soruşturmadan muaf tutacak şekilde işletilemez.
Failin çok hafif bir ceza alması hak ihlali sayılır mı?
Evet, sayılabilir. AYM’ye göre suçun ağırlığıyla verilen ceza arasında açık bir orantısızlık bulunması, cezasızlık sonucu doğurarak kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlaline yol açabilir.
Ceza infaz kurumunda sağlık sorunlarım var, hangi haklarım bulunuyor?
Devlet, ceza infaz kurumunda tutulan kişilerin insan onuruyla bağdaşır koşullarda tutulmasını sağlamak ve gerekli tıbbi tedaviyi uygulamakla yükümlüdür; uygun olmayan fiziki ve tıbbi koşullarda tutulma kural olarak kötü muamele yasağına aykırılık oluşturabilir.
Gösteri sırasında polis biber gazı kullanabilir mi?
Biber gazı gibi araçların kullanımı tek başına hukuka aykırı sayılmaz; ancak kullanım usulünün orantılı olup olmadığı ve müdahalenin barışçıl katılımcılara yönelik olup olmadığı her olayda ayrıca değerlendirilir.
Sınır dışı edilirsem gideceğim ülkede kötü muamele göreceğimi nasıl ileri sürebilirim?
Sınır dışı kararına karşı etkili bir itiraz yolu kullanarak gönderileceğiniz ülkede karşılaşabileceğiniz gerçek riski somut delillerle ortaya koymalısınız; idari ve yargısal makamların bu riski ayrıntılı şekilde araştırma yükümlülüğü bulunmaktadır.
Geri gönderme merkezindeki tutma koşulları nasıl denetlenir?
Kişi başına düşen alan, açık havadan yararlanma imkânı, mekânın gün ışığı alması, temizlik ve sağlık hizmetlerine erişim gibi somut kriterler esas alınarak tutma koşullarının insan haysiyetiyle bağdaşıp bağdaşmadığı değerlendirilir.
Hükmedilen tazminat çok düşükse ne yapabilirim?
AYM’nin benzer olaylar için öngördüğü tazminat tutarlarıyla karşılaştırma yaparak yetersizliği somut biçimde ortaya koyabilir, bu yetersizliği ayrı bir ihlal iddiası olarak AYM’ye taşıyabilirsiniz.
AYM’nin verdiği ihlal kararına rağmen yeniden yargılama tatmin edici olmazsa ne olur?
Yeniden yargılamada da cezasızlık sonucu devam ediyorsa ya da makul olmayan bir sürede tamamlanmıyorsa bu durum AYM’ye yeniden bireysel başvuru konusu yapılabilir; AYM ilk kararın gereğinin yerine getirilip getirilmediğini bu başvuru üzerinden inceler.
Sonuç
Kötü muamele yasağı, insan onurunun dokunulmazlığını koruyan ve hiçbir istisnası bulunmayan bir anayasal güvencedir. AYM içtihadı, bu yasağın yalnızca devletin kötü muameleden kaçınmasıyla değil; savunulabilir her iddiayı derhal, bağımsız, yeterli ve makul sürede soruşturmasıyla, sorumluları caydırıcı biçimde cezalandırmasıyla ve mağdurlara etkili başvuru imkânı tanımasıyla yerine getirilebileceğini ortaya koymaktadır.
Kötü muameleye maruz kaldığınızı düşünüyorsanız ya da yürütülen soruşturmanın etkisiz kaldığı kanaatindeyseniz, sürecin doğru yönetilmesi hak kaybının önlenmesi açısından belirleyicidir. Hukuki süreçlerin yönetimi için İstanbul avukatı olarak büromuzdan destek alabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul