Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı: Kapsamı, Sınırları ve İhlal Halleri (2026)

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, Anayasa’nın 34. maddesiyle güvence altına alınan temel bir özgürlüktür; bu hakkın kullanımı hiçbir makamın önceden vereceği izne bağlanamaz. Barışçıl bir biçimde bir araya gelmek, ses vermek, tepkinizi sokağa taşımak — bunların tamamı anayasal koruma altındadır. Ancak uygulamada pek çok vatandaş izinsiz toplantı gerekçesiyle cezalandırılmakta, kollukla karşı karşıya gelmekte ya da sonradan idari para cezasıyla muhatap olmaktadır. Bu makale, hakkın kapsamını, sınırlarını ve ihlal hâlinde başvurulabilecek yolları Anayasa Mahkemesi (AYM) kararları ışığında açıklamaktadır.

1. Anayasal Dayanak ve Temel Güvenceler

Anayasa Madde 34: “Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.”

Anayasa’nın 34. maddesi iki temel güvence içerir: birincisi, toplantı ve gösteri yürüyüşü önceden izin almadan düzenlenebilir; ikincisi, bu hak yalnızca Anayasa’da sayılan belirli gerekçelerle ve kanunla sınırlandırılabilir. Herhangi bir idari makamın isteğe bağlı takdir yetkisiyle bu hakkı kısıtlaması anayasaya aykırıdır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesi de barışçıl toplanma özgürlüğünü güvence altına almaktadır. Türkiye’nin taraf olduğu bu sözleşme, iç hukukta doğrudan uygulanır ve AİHM içtihadı AYM kararlarında sürekli referans alınmaktadır.

2. Hakkın Kapsamı: Neler Korunuyor?

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı yalnızca fiziksel bir araya gelmeyi değil, bu sürecin tüm aşamalarını kapsar:

Hakkın öncesinde: Toplantıya ilişkin bildiri ve duyuruların dağıtılması, afişlerin asılması, çağrı yapılması — bunların tamamı hakkın ayrılmaz parçasıdır. AYM, bu hazırlık eylemlerine yönelik toplatma veya el koyma kararlarını da toplantı hakkı kapsamında denetlemektedir (Halkevleri Derneği, B. No: 2015/9174, 7/3/2019).

Hakkın kullanımı sırasında: Barışçıl gösteri, yürüyüş, oturma eylemi, basın açıklaması. Trafiği geçici olarak aksatmak veya gürültü çıkarmak gibi doğal sonuçlar hakkı “barışçıl olmayan” kategoriye sokmaz.

Hakkın kullanımından sonra: Katılımcılara yönelik ceza soruşturmaları, idari para cezaları ve disiplin işlemleri de hakkı sınırlayan müdahaleler sayılır. Yani gösteri dağıldıktan sonra da anayasal koruma devam eder.

AYM’nin tutarlı içtihadına göre demokratik bir toplumda devlet, barışçıl amaçlarla bir araya gelen kişilerin kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddet içermeyen davranışlarına sabır ve hoşgörü göstermek zorundadır.

3. İzin Yasağı ve Bildirim Sistemi

Anayasa’nın en net güvencelerinden biri şudur: toplantı ve gösteri yürüyüşü hiçbir makamın iznine bağlanamaz. Bu, sıradan bir kural değil; Anayasa’nın 13. maddesi anlamında ek güvencedir. AYM’ye göre bu güvenceyi ortadan kaldıran bir yasal düzenleme, Anayasa’nın 34. maddesindeki sınırlama sebeplerine dayansa bile “Anayasa’nın sözüne aykırı” olacaktır (Cihan Tüzün ve diğerleri [GK], B. No: 2019/13258, 10/11/2022).

Peki bildirim zorunluluğu nasıl değerlendirilmektedir? 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca toplantıdan en az 48 saat önce valiliğe ya da kaymakamlığa bildirim yapılması gerekmektedir. AYM bu zorunluluğu anayasaya aykırı bulmamıştır; çünkü bildirim sisteminde yetkili makamın onayı aranmamaktadır. Makam bildirimi alır, gerektiğinde bazı düzenlemeleri talep edebilir; ancak toplantıyı kendi takdirine göre yasaklayamaz.

Pratik not: Bildirimsiz yapılan toplantılar hukuki risk taşısa da bu tek başına toplantıyı “barışçıl olmayan” hâle getirmez ve kolluka otomatik müdahale yetkisi vermez. AYM, bildirimsizliği gerekçe göstererek verilen cezaların somut olayın koşullarını gözetmeden verilip verilmediğini ayrıca denetlemektedir.

4. Hangi Sınırlamalar Meşrudur?

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı sınırsız değildir. Anayasa’nın 34. maddesi dört gerekçeyle sınırlama yapılmasına izin vermektedir: millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ile genel sağlık ve başkalarının haklarının korunması. Ancak bir sınırlamanın meşru sayılabilmesi için şu koşulların tamamını taşıması gerekir:

Kanunilik: Sınırlama mutlaka kanunla öngörülmelidir. Valinin genelgesi, belediye kararı ya da idari makamın takdiri yeterli değildir.

Meşru amaç: Müdahalenin Anayasa’da sayılan gerekçelerden birine dayanması şarttır.

Zorunluluk ve orantılılık: Müdahale demokratik bir toplumda zorunlu olmalı ve hedeflenen amaçla orantılı olmalıdır. Daha az kısıtlayıcı bir tedbir mevcutsa ağır müdahaleye başvurulamaz.

İlgili ve yeterli gerekçe: Mahkemeler ve idari makamlar, müdahalenin neden gerekli olduğunu somut ve denetlenebilir bir gerekçeyle ortaya koymalıdır. Klişe ifadeler ve kalıp cümleler yeterli sayılmaz.

5. Kolluk Müdahalesi ve Güç Kullanımı

Barışçıl bir gösteri sırasında polisin müdahalesi nasıl değerlendirilir? AYM bu konuda ayrıntılı ilkeler geliştirmiştir.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir: kamu gücünü kullanan organların, mevzuatta öngörülen prosedürlere tam uyulmadığını ileri sürerek kanunları katı biçimde yorumlamaları, toplantının barışçıl niteliğini tek başına ortadan kaldırmaz. Örneğin gösteri güzergâhından sapılmış ya da bildirim eksik yapılmış olması, polise sert güç kullanma yetkisi vermez.

Kollukça kullanılan müdahalelerin Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele yasağının eşiğine ulaşmaması durumunda bile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlali ayrıca incelenebilir. Yani fiziksel şiddet boyutuna ulaşmayan müdahaleler de hak ihlali oluşturabilir (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015).

Gösteri sırasında meydana gelen olaylara ilişkin adli makamların soruşturmayı özenle yürütme yükümlülüğü vardır. Soruşturmanın etkisiz yürütülmesi de bağımsız bir ihlal gerekçesi olabilmektedir.

Şiddet kullanan ya da şiddete teşvik eden kişiler ise barışçıl toplanma kavramının koruması dışındadır. Hak, barışçıl katılımcıları korur; şiddete karışanları değil.

6. Caydırıcı Cezalar ve HAGB

Barışçıl bir gösteri için verilen hapis cezası, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) ya da erteleme kararları — bunların tamamı hak ihlali riski taşır. Neden? Çünkü bu tür yaptırımlar yalnızca ilgili kişiyi değil, gelecekte gösteriye katılmayı düşünen herkesi caydırır. AYM bu caydırıcı etkiyi hak ihlaline yol açan bağımsız bir gerekçe olarak kabul etmektedir (Dilan Ögüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017).

HAGB ve mağduriyet statüsü — güncel durum (2026): HAGB kurumu, 7499 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle 2024 yılı itibarıyla büyük ölçüde kaldırılmıştır. Ancak bu tarihten önce verilen HAGB kararları geçerliliğini korumaktadır. AYM’nin yerleşik içtihadına göre HAGB kararı verilmiş olsa dahi kişinin ceza tehdidi altında bulunması devam ettiğinden mağduriyet statüsü ortadan kalkmamaktadır. Dolayısıyla bu kişiler AYM’ye bireysel başvuru yapabilir.

AYM, HAGB kurumunun toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı başta olmak üzere temel hak ihlallerine yol açan yapısal sorunlar içerdiğini ve bu sorunların yalnızca yasal düzenlemeyle çözülebileceğini defalarca vurgulamıştır (Atilla Yazar ve diğerleri [GK], B. No: 2016/1635, 5/7/2022).

Derece mahkemelerinin barışçıl bir toplantıya katılım gerekçesiyle müdahalede bulunurken şu üç soruyu yanıtlaması gerekir: Müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılıyor mu? Kamu düzeni ile hak kullanımı arasında adil denge kurulmuş mu? Kararın gerekçesi ilgili ve yeterli mi?

7. İdari Para Cezaları

Gösteri sonrasında Kabahatler Kanunu uyarınca idari para cezası kesilmesi de toplantı hakkına müdahale sayılır. AYM bu noktada iki önemli ilke ortaya koymuştur:

Birincisi, hafif görünen bir idari para cezası bile haklarını kullanan kişilerde caydırıcı etki yaratabilir. Dolayısıyla para cezasının küçüklüğü onu hak ihlalinden muaf kılmaz.

İkincisi, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesindeki “emre aykırı davranış” kabahatinin oluşabilmesi için bazı koşulların birlikte bulunması şarttır: yetkili makamca hukuka uygun biçimde verilmiş bir emir, bu emrin kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlık amacıyla verilmiş olması ve emrin usulüne uygun ilan edilmiş olması gerekir. Gösteri sırasında gruba “dağılın” şeklinde yapılan ihtar, önceden ilan edilmiş bir emir niteliği taşımayabileceğinden emre aykırı davranış kabahatini oluşturmayabilir (Çağla Yolaşan Kurul [GK], B. No: 2021/29184, 27/9/2023).

AYM’ye göre idari para cezası uygulayan makamın, ilgili kabahatin unsurlarının somut olayda bulunup bulunmadığını gerekçelendirmesi zorunludur. Gerekçesiz ya da kalıp ifadeli para cezaları hak ihlali oluşturur (Adnan Vural ve diğerleri [GK], B. No: 2017/36237, 10/3/2022).

8. İdare Tarafından Yasaklama

Valilik ya da kaymakamlık belirli bir toplantıyı yasaklayabilir mi? Evet — ancak bu yetki kesinlikle istisnaidir ve ağır koşullara bağlıdır.

AYM’ye göre bir toplantının tamamen yasaklanabilmesi için kamu düzenini bozacak nitelikte somut bir tehlike veya açık ve yakın bir tehdit bulunması şarttır. Teorik kaygılar, genel güvenlik endişeleri ya da toplumun bir kısmının tepkisi bu eşiği karşılamaz. Nitekim yalnızca toplumun büyük bir kısmı tarafından gösterilebilecek bir tepki veya doğabilecek gerilim, toplantı hakkını ortadan kaldırmak için tek başına yeterli değildir.

İdare, yasaklamaya başvurmadan önce daha az kısıtlayıcı tedbirlerin (güzergâh değiştirme, süre kısıtlama, güvenlik önlemi artırma vb.) yeterli olup olmayacağını değerlendirmelidir. Yasak ancak bu tedbirlerin tehdidi engelleyemeyeceğinin somut delillere dayalı biçimde gösterilmesiyle haklı kılınabilir (İsmail Sarıkabadayı ve diğerleri, B. No: 2016/23696, 8/6/2021; Hrant Dink Vakfı, B. No: 2021/29443, 12/6/2024).

Devletin aynı zamanda pozitif bir yükümlülüğü de vardır: toplantı düzenleyenlerin güvenliğini sağlamak ve üçüncü kişilerin olası saldırılarına karşı onları korumak.

9. Toplantı Yeri ve Güzergâh

Toplantının nerede yapılacağına kim karar verir? Kural olarak bu seçim düzenleyicilerin takdirindedir. Çünkü toplantının amacına ulaşabilmesi ve iletilmek istenen mesajın muhatabına ulaşması, büyük ölçüde mekânla ilgilidir. Taksim Meydanı’nda yapılmak istenen 1 Mayıs kutlamasının başka bir alana taşınması, bu açıdan anlam kaybına yol açabilir.

Bununla birlikte mülki amir, kamu düzeninin korunması amacıyla toplantı alanını değiştirebilir ya da güzergâhı belirleyebilir. Ancak bu belirleme, katılımı caydırıcı hâle getirecek ya da hakkın özünü zedeleyecek ölçüde kısıtlayıcı olamaz.

AYM, Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamaları için kullanılamamasının zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulamadığını tespit ederek Anayasa’nın 34. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir (DİSK ve diğerleri [GK], B. No: 2016/14517, 12/10/2023).

10. Terör Suçlamaları ve Toplantı Hakkı

Gösteriye katılmanın terör örgütü üyeliğine ya da örgüt adına suç işlemeye delil sayılması, toplantı hakkı açısından ciddi sorunlar doğurmaktadır.

AYM’ye göre anayasal koruma altındaki bir eylemin — bir gösteri veya mitinge katılmak gibi — terör suçuna delil olarak kullanılabilmesi için derece mahkemelerinin bu delillerin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını somut gerekçeyle ortaya koyması gerekmektedir. Aksi hâlde anayasal hakkın kullanımı terör mahkûmiyetinin dayanağı hâline getirilmiş olur; bu ise hak üzerinde güçlü bir caydırıcı etki yaratır (Sefa Başak, B. No: 2014/15431, 20/11/2019).

5237 sayılı TCK’nın 220/6. maddesi (“terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme”) bakımından AYM bir pilot karar vermiştir. Bu kararında Mahkeme, söz konusu hükmün geniş ve belirsiz yorumu nedeniyle temel haklar üzerinde güçlü bir caydırıcı etki yarattığını ve hükmün mevcut haliyle kanunilik ölçütünü karşılamadığını tespit etmiştir. Benzer ihlallerin engellenmesi için yasal düzenleme yapılması gerekmektedir (Hamit Yakut [GK], B. No: 2014/6548, 10/6/2021 — Pilot Karar).

11. Kamu Görevlilerinin Durumu

Kamu görevlileri de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkından yararlanır; ancak statüleri gereği bazı ek sınırlamalara tabidirler. AYM’ye göre kamu hizmetinin kendine özgü nitelikleri bu dengeyi zorunlu kılmaktadır.

Barışçıl bir gösteri ya da basın açıklamasına katılan kamu görevlisine disiplin cezası verilebilmesi için yargı mercilerinin şu soruları yanıtlaması gerekir: Kamu görevlisine atfedilebilir somut bir kusur var mı? Kusurlu davranış kamu görevini nasıl etkiledi? Verilen disiplin cezası bu etkilenmeyle orantılı mı?

Bu soruların ilgili ve yeterli gerekçeyle yanıtlanmaması durumunda disiplin cezası, toplantı hakkının ihlali sayılabilmektedir (Yasin Agin ve diğerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021; Mehmet Alanç ve diğerleri [GK], B. No: 2017/15462, 29/9/2021).

12. Pandemi Dönemindeki Yasaklar

Covid-19 salgını döneminde il umumi hıfzıssıhha kurullarının toplantı ve gösterileri erteleme kararları AYM önüne taşınmıştır. AYM bu kararları hukuka aykırı bulmuştur.

Gerekçe şudur: 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 27. ve 77. maddeleri, il umumi hıfzıssıhha meclislerine toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını sınırlandırma konusunda açık ve öngörülebilir bir yetki vermemektedir. Temel hakları sınırlandıran bir tedbire karar verebilmek için bu yetkinin ayrıca ve açıkça kanunla öngörülmüş olması şarttır. Bu koşul sağlanmadan yapılan kısıtlamalar kanunilik ölçütünü karşılamamaktadır (Selma Atabey [GK], B. No: 2021/38893, 27/9/2023).

13. Tazminat Hakları

Gösteri gerekçesiyle haksız olarak gözaltına alınan, tutuklanan ya da yargılanan kişiler, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararının ardından CMK’nın 141. maddesi uyarınca devletten tazminat talep edebilir.

AYM bu davalarda önemli bir ilke geliştirmiştir: tazminat miktarı belirlenirken uygulanan koruma tedbirinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahale oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Bu değerlendirmenin yapılmaması ve tazminat miktarının yalnızca özgürlükten yoksun kalınan süre üzerinden belirlenmesi, Anayasa’nın 34. maddesinin ayrı bir ihlali sayılmaktadır (Yalçın Düzgün [GK], B. No: 2021/23140, 29/5/2024).

14. İhlal Hâlinde Ne Yapmalısınız?

Toplantı hakkınızın ihlal edildiğini düşünüyorsanız başvurabileceğiniz birkaç yol vardır:

Cezai işlem başlatılmışsa: Öncelikle hukuki yardım alın. Savunmanızda toplantının barışçıl niteliğini, bildirim yapıldıysa bunu, kolluk müdahalesinin orantısızlığını somut biçimde ortaya koyun. Beraat ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonrasında CMK 141 uyarınca tazminat davası açabilirsiniz.

İdari para cezası kesilmişse: Cezaya itiraz edin. İtirazda, emre aykırı davranış kabahatinin unsurlarının somut olayda bulunmadığını, önceden ilan edilmiş bir emir olmadığını ve toplantının barışçıl niteliğini açıklayın.

İdare toplantıyı yasaklamışsa: İdare mahkemesine yürütmenin durdurulması talebiyle başvurun. Yasağın gerekçesini somut tehlike iddiası açısından sorgulayan dilekçe yazın.

Tüm iç hukuk yolları tükendiyse: AYM’ye bireysel başvuru yapabilirsiniz. Bireysel başvuru süresi, kural olarak nihai kararın tebliğinden itibaren 30 gündür. Başvuruda AYM’nin ilgili içtihadını ve yaşadığınız olayı net biçimde ortaya koymanız önemlidir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarının tam metinleri ve genişletilmiş içtihat derlemesi için Anayasa Mahkemesi’nin resmi kararlar veritabanına başvurabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Toplantı ve gösteri yürüyüşü için önceden izin almak gerekiyor mu?

Hayır. Anayasa’nın 34. maddesi açıkça “önceden izin almadan” ifadesini kullanmaktadır. Herhangi bir makamın iznine bağlı kılınan bir toplantı düzenlemesi anayasaya aykırıdır. Bununla birlikte 2911 sayılı Kanun uyarınca en az 48 saat önce valiliğe ya da kaymakamlığa bildirim yapılması zorunludur; bu, izin değil bildirimdir.

Bildirimsiz yapılan toplantıya polis müdahale edebilir mi?

Bildirimsizlik tek başına müdahale gerekçesi olamaz. AYM’ye göre mevzuattaki prosedürlere tam uyulmamış olması, toplantının barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz ve kolluka orantısız güç kullanma yetkisi vermez; derece mahkemelerinin her olayda somut koşulları ayrıca değerlendirmesi gerekir.

Gösteri sırasında biber gazına maruz kaldım, ne yapabilirim?

Yaralanma veya kötü muamele iddianız varsa önce adli tabibe başvurarak rapor alın, ardından Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunun; tıbbi belgeler ve varsa tanık beyanlarını saklayın. Soruşturmanın etkisiz yürütülmesi hâlinde hem kötü muamele yasağı hem de toplantı hakkı kapsamında AYM’ye bireysel başvuru yolunu değerlendirin.

Gösteriye katıldığım için idari para cezası aldım, itiraz edebilir miyim?

Evet, itiraz edilebilir. Sulh ceza hâkimliğine itiraz yolunu kullanın. İtiraz dilekçenizde, emre aykırı davranış kabahatinin oluşması için önceden ilan edilmiş bir emrin varlığı ile kamu düzeni amacının somut olayda bulunup bulunmadığını sorgulayan argümanlar geliştirin.

Gösteri barışçıl olduğu hâlde terör örgütü propagandası yapmaktan yargılandım, ne yapmalıyım?

Bu iddiayla yargılanıyorsanız derhal avukat yardımı alın. Savunmanızda katıldığınız toplantının barışçıl niteliğini, ifade ettiğiniz düşüncelerin anayasal güvence altında olduğunu ve bu eylemlerin terör örgütüyle organik bağ kurmaya yetecek nitelikte delil oluşturmadığını somut biçimde ortaya koyun; AYM’nin Hamit Yakut pilot kararını ve ilgili içtihadı savunmaya dahil edin.

Kamu görevlisiyim, gösteri nedeniyle disiplin soruşturması açıldı, haklarım neler?

Savunmanızda katıldığınız gösterinin barışçıl niteliğini ve bu katılımın kamu görevinizi somut olarak nasıl etkilediğinin disiplin makamınca ortaya konulamadığını vurgulayın; disiplin cezası verilmesi hâlinde idare mahkemesine iptal davası açın ve AYM’nin bu konudaki yerleşik içtihadını dile getirin.

Valilik toplantımızı yasakladı, ne yapabiliriz?

İdare mahkemesine yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açın. Dilekçenizde yasak kararının somut tehlike gerekçesinden yoksun olduğunu, daha az kısıtlayıcı alternatiflerin değerlendirilmediğini ve AYM’nin yerleşik içtihadı ışığında müdahalenin zorunlu toplumsal ihtiyacı karşılamadığını ortaya koyun.

Toplantı hakkı kapsamında devletin pozitif yükümlülükleri var mı?

Evet. Devlet yalnızca bu hakka müdahale etmemekle yükümlü değil, aynı zamanda hakkın etkin biçimde kullanılabilmesi için gerekli koşulları sağlamakla da yükümlüdür; bu kapsamda toplantı katılımcılarının güvenliğini temin etmek, üçüncü kişilerin saldırılarına karşı onları korumak ve makul alternatif mekânlar sunmak devletin pozitif yükümlülükleri arasındadır.

Beraat ettikten sonra haksız gözaltı için tazminat alabilir miyim?

Evet. CMK’nın 141. maddesi uyarınca devletten manevi ve maddi tazminat talep edebilirsiniz. Bunun yanı sıra tazminat davası görülürken mahkemenin, koruma tedbirinin toplantı hakkına müdahale oluşturduğunu gözetmemesi hâlinde bu durum ayrıca AYM’ye bireysel başvuru konusu yapılabilir.

Pandemi döneminde yapılan toplantı yasakları hukuka uygun muydu?

AYM, il umumi hıfzıssıhha kurullarının Covid-19 gerekçesiyle verdiği toplantı erteleme kararlarını hukuka aykırı bulmuştur; gerekçe olarak 1593 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin toplantı hakkını sınırlandırma konusunda açık ve öngörülebilir bir yetki vermediğini tespit etmiştir. Bu dönemde uygulanan yasaklar nedeniyle hakkı ihlal edilenlerin AYM’ye bireysel başvuru yolu açıktır.

Toplantı güzergâhını kim belirler?

Kural olarak güzergâhı düzenleyiciler belirler; ancak mülki amir kamu düzeninin korunması amacıyla güzergâhı değiştirebilir ya da toplantı alanını belirleyebilir; bu belirleme katılımı caydırıcı hâle getirecek ölçüde kısıtlayıcı olamaz ve idare mahkemesinde denetlenebilir nitelikte olmalıdır.

AYM’ye bireysel başvuru ne zaman yapılır?

İç hukuktaki tüm olağan kanun yollarını tükettikten sonra, nihai kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde AYM’ye bireysel başvuru yapılabilir; bu süre hak düşürücüdür, kaçırılmaması için avukat desteği alınması önerilir.

Hangi eylemler hakkın kapsamı dışında kalır?

Şiddet kullanmak, şiddete teşvik etmek veya şiddet niyetiyle toplantıya katılmak anayasal korumanın dışındadır; silah ya da saldırı aracı bulundurulması toplantıyı “barışçıl olmayan” kategoriye sokarak korumayı sona erdirebilir.

Sonuç

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, demokratik bir toplumun vazgeçilmez unsurlarından biridir. Anayasa bu hakkı güçlü güvencelerle donatmış; izin yasağını anayasal düzeyde koruma altına almış ve sınırlamaları dar kapsamda tutmuştur. AYM ise bu güvenceleri on yılı aşkın içtihadıyla somutlaştırmış, caydırıcı cezaların, gerekçesiz idari yasakların, ölçüsüz kolluk müdahalelerinin ve hukuki belirsizliğin hak ihlali oluşturduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Bu hakkın ihlal edildiğini düşünüyorsanız itiraz ve dava yollarını kullanmaktan çekinmeyin. Toplantı hakkının etkin biçimde korunması, yalnızca bireysel bir mesele değil; ifade özgürlüğünün ve demokratik katılımın güvencesidir. Hukuki süreçlerin yönetimi için İstanbul avukatı olarak büromuzdan destek alabilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul