Malpraktis Delil Tespiti ve Tıbbi Kayıtlara Erişim

Malpraktis delil tespiti ve tıbbi kayıtlara erişim, doktor hatası iddiasında hastanın tedavi sürecine ilişkin belgeleri (hasta dosyası, epikriz, ameliyat notu, anestezi formu, görüntüleme kayıtları) elde etmesini, bu belgelerin kaybolmasını ya da değiştirilmesini önlemesini ve bunları dava dosyasına kazandırmasını ifade eder. Bu belgeler hastanın elinde değil, hastanede veya hekimde bulunur; kusurun, illiyet bağının ve aydınlatma yükümlülüğünün ispatı ise büyük ölçüde bunlara dayanır. Kayıtlar eksikse, geç istenmişse ya da hiç bulunamıyorsa dosya ispat sorunuyla karşılaşır; bu nedenle kayıt temini, tazminat davasının en erken ve en kritik aşamalarından biridir. Bu makalede hastanın kayıtlara erişim hakkı, başvuru yolları, saklama yükümlülüğü, kayıt eksikliğinin hukuki sonuçları, delil tespiti ve dava sırasında kayıtların toplanması Yargıtay ve Danıştay kararları ışığında ele alınmaktadır. Tüm malpraktis türlerine ilişkin genel çerçeve için malpraktis tazminat davası rehberimize bakabilirsiniz.

1. Tıbbi Kayıtlar Malpraktis Davasında Neden Belirleyicidir?

Doktor hatası davasında hâkim, tıbbi bilgiye sahip olmadığı için kusur ve illiyet bağı konusunda bilirkişi görüşüne başvurur. Bilirkişi ise görüşünü hastanın tedavi sürecine ilişkin belgelere dayandırır. Belgeler eksikse rapor da eksik kalır, eksik rapora dayanan hüküm de Yargıtay denetiminden geçemez. Yargıtay’ın bozma kararlarında bu kalıp sürekli karşımıza çıkar.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin E.2015/32324 K.2016/23213 T.13.12.2016 sayılı kararına konu olayda davacı, Antalya’da geçirdiği kaza sonucu el bileğini kırmış, özel bir hastanede ameliyat edilmiş ve ameliyat sonrası bakımda özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ileri sürmüştü. Mahkeme Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu ve Genel Kurul raporlarına dayanmış, ancak bu raporlar ortaya çıkan rahatsızlığı komplikasyon olarak değerlendirirken ameliyat sonrası bakımın yetersizliği iddiasını hiç incelememişti. Daire, hem davalı hastanedeki hem de diğer hastanelerdeki tedaviye ilişkin tüm bilgi ve belgelerin, çekilen filmlerin, inceleme raporlarının ve epikrizin bir araya getirilip üniversite öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik uzman kurula gönderilmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.

Bu yaklaşımın pratik anlamı şudur: Dava açılmadan önce kayıtları toplamak, hem dilekçenin somut olgulara dayanmasını hem de bilirkişiye giden dosyanın baştan eksiksiz olmasını sağlar. Bilirkişi sürecinin işleyişi için malpraktis davasında bilirkişi raporu ve ATK süreci makalemize göz atabilirsiniz.

2. Hasta Dosyasında Hangi Belgeler Bulunur?

Kayıt talebinde “hasta dosyasının tamamı” ifadesi yeterli görünse de, talebi belge türleriyle somutlaştırmak hem eksik verilmesini zorlaştırır hem de sonradan hangi belgenin neden bulunmadığını tartışmayı kolaylaştırır. Aşağıdaki tablo, malpraktis incelemelerinde en sık aranan belgeleri özetlemektedir.

BelgeNeyi gösterir?
Muayene ve anamnez kayıtlarıHastanın şikâyetleri, hekimin bulguları ve ilk tanı; teşhis gecikmesi iddialarında belirleyicidir.
Tetkik, tahlil ve görüntüleme (film, MR/BT CD’si)Tanının hangi verilere dayandığı, istenmesi gereken tetkiklerin istenip istenmediği.
Aydınlatılmış onam formları (genel ve işleme özgü; anestezi onamı)Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği.
Ameliyat notu, ameliyat bülteni, anestezi öncesi değerlendirme formu ve anestezi takip fişiGirişimin nasıl yapıldığı, kullanılan ilaç ve malzemeler, ameliyat sırasındaki gelişmeler.
Hemşire gözlem formları ve doktor orderleriAmeliyat sonrası izlemin sıklığı ve niteliği; komplikasyonun ne zaman fark edildiği.
Reçete, ilaç ve sarf kayıtlarıHangi ilacın hangi dozda ve ne zaman verildiği.
Konsültasyon istemleri, patoloji raporları, sevk ve transfer belgeleriBaşka uzmanlara danışılıp danışılmadığı, sonuçların hekime ulaşıp ulaşmadığı, sevkin zamanında yapılıp yapılmadığı.
Epikriz ve taburcu özetiTedavinin özeti ve taburculuk sırasında hastaya verilen öneriler.
Sonraki tedaviyi yapan diğer kurumların kayıtlarıKomplikasyonun yönetimi, mevcut durumun tespiti ve düzeltici işlemler.

Belge türü, uyuşmazlığın niteliğine göre değişir. Anestezi kaynaklı bir zarar iddiasında anestezi formları öne çıkarken (anestezi hatası tazminat davası), ilaç hatalarında reçete ve sarf kayıtları (yanlış ilaç ve doz uygulaması), geç teşhis iddialarında ise tetkik istemleri ve görüntüleme kayıtları belirleyicidir (yanlış ve geç teşhis tazminat davası).

3. Hastanın Kayıtlara Erişim Hakkı

Hasta Hakları Yönetmeliği’nin “Kayıtları İnceleme” başlıklı 16. maddesine göre hasta, sağlık durumuyla ilgili bilgilerin bulunduğu dosya ve kayıtları doğrudan veya vekili ya da kanuni temsilcisi aracılığıyla inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Aynı hüküm, bu kayıtların yalnızca hastanın tedavisiyle doğrudan ilgili olanlar tarafından görülebileceğini de belirtir. Hüküm Danıştay kararlarında bu şekilde aktarılmaktadır.

Bu hakkın pratik sonuçları şunlardır:

  • Hasta kendisi başvurabilir. Kayıtların bir suretini isteme hakkı vardır; yalnızca “görme” ile sınırlı değildir.
  • Avukat veya vekil aracılığıyla başvurulabilir. Vekâletnamede hasta dosyası ve tıbbi kayıtların talep edilmesine yetki verilmesi, kurumla yazışmada sorun yaşanmasını önler.
  • Küçük ve kısıtlı hastalarda kanuni temsilci başvurur. Veli veya vasi, hasta adına kayıtları isteyebilir.
  • Hastayla ilgisiz üçüncü kişiler erişemez. Eş, anne, baba veya kardeş olmak, tek başına hastanın rızası ya da kanuni temsil yetkisi yerine geçmez.
  • Hastanın ölümü halinde mirasçıların doğrudan talebi bakımından uygulama kurumdan kuruma değişebilmektedir. Talep reddedilirse en güvenli yol, dava açıldıktan sonra mahkemenin müzekkereyle kayıtları getirtmesi ya da delil tespitidir.

Danıştay 15. Dairesi’nin E.2014/5076 K.2015/2184 T.15.04.2015 sayılı kararı bu hakkın önemini gösterir. Davacı çift, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde gebelik takibi yapılan ve 35 hafta 3 günlükken ölü doğum yaşanan olayda, hasta dosyasının, epikrizin ve ölüm raporunun verilmesini istemişti. Başhekimlik başvuruya hekimin yazısını göndermiş, hekim ise şikâyetin tazminat davasına dönüşebileceğini ve belgelerin kurum aleyhine kullanılabileceğini ileri sürerek belge verilmesine karşı çıkmıştı. Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu başvurunun karşılanmasına karar vermiş, yine de dosya yasal süresinde verilmemişti. Adli Tıp Kurumu gebelik takibinin tıp kurallarına uygun olduğunu bildirdiği için tıbbi hizmet kusuru bulunmamıştı; buna rağmen Danıştay, hasta kayıtlarının süresinde verilmemesini ayrı bir hizmet kusuru saydı ve bu nedenle doğan manevi zararın karşılanması gerektiğini belirterek İdare Mahkemesi kararını bozdu. Karar, tıbbi hatanın ispatlanamadığı durumlarda bile kayıt vermeme davranışının tek başına tazminat konusu olabileceğini gösterir.

4. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve Başvuru Süreleri

Sağlık verileri 6698 sayılı Kanun’da özel nitelikli kişisel veri olarak düzenlenmiştir. Kanun’un 11. maddesi herkese, veri sorumlusuna başvurarak kendisiyle ilgili kişisel verilerin işlenip işlenmediğini öğrenme ve işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme hakkı tanır. Hastane veya hekim bu bakımdan veri sorumlusudur. Başvuruların nasıl sonuçlandırılacağı 13. maddede düzenlenmiştir:

KVKK m.13/2: “Veri sorumlusu başvuruda yer alan talepleri, talebin niteliğine göre en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandırır. Ancak, işlemin ayrıca bir maliyeti gerektirmesi hâlinde, Kurulca belirlenen tarifedeki ücret alınabilir.”

Başvuru reddedilirse, verilen cevap yetersiz bulunursa veya süresinde cevap verilmezse şikâyet yolu açılır:

KVKK m.14/1: “Başvurunun reddedilmesi, verilen cevabın yetersiz bulunması veya süresinde başvuruya cevap verilmemesi hâllerinde; ilgili kişi, veri sorumlusunun cevabını öğrendiği tarihten itibaren otuz ve her hâlde başvuru tarihinden itibaren altmış gün içinde Kurula şikâyette bulunabilir.”

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre 13. madde uyarınca başvuru yolu tüketilmeden şikâyet yoluna gidilemez. Bu nedenle kayıt talebini yazılı yapmak ve başvuru tarihini belgelemek, hem otuz günlük sürenin başlangıcını hem de sonradan Kurul’a şikâyet imkânını korur. Kamu kurumlarında ayrıca 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu uygulanır; Danıştay 15. Dairesi’nin yukarıda anılan kararında bu Kanun’un 10. ve 11. maddelerine dayanılarak belgenin onaylı örneğinin onbeş iş günü içinde verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

5. Kayıtlar Nasıl İstenir? Başvuru Yolları

Uygulamada kayıt talebi tek bir yolla sınırlı değildir. Aşağıdaki tablo, hangi yolun hangi durumda öne çıktığını özetler.

YolNe zaman kullanılır?Dayanak ve süre
Hastaneye veya hekime yazılı başvuruHer olayda ilk adımHasta Hakları Yönetmeliği m.16; KVKK m.11 ve 13 (en geç 30 gün)
Bilgi edinme başvurusuDevlet veya üniversite hastanesi4982 sayılı Kanun (15 iş günü)
Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyetBaşvuru reddedilmiş, yetersiz cevaplanmış veya cevapsız kalmışKVKK m.14 (30/60 gün)
İl Sağlık MüdürlüğüKapanan veya devredilen sağlık kuruluşunun kayıtlarıÖzel Hastaneler Yönetmeliği m.49 (arşivin müdürlüğe devri)
Delil tespitiKayıtların kaybolma, değiştirilme veya kullanılmasının zorlaşma ihtimaliHMK m.400 ve devamı
Dava içinde müzekkereDava açıldıktan sonra kurumlardan belge getirtilmesiHMK m.195

Başvuru dilekçesinde şu hususlara yer vermek talebin takibini kolaylaştırır: hastanın kimlik bilgileri ve protokol numarası, tedavi tarihleri veya tarih aralığı, istenen belge türleri (önceki bölümdeki tablo gibi), görüntüleme kayıtlarının CD veya elektronik ortamda istenmesi, kayıtların onaylı sureti olarak verilmesi ve varsa vekâletname. Başvuruyu imzalı teslim, taahhütlü posta veya noter kanalıyla yapmak başvuru tarihinin ispatını sağlar.

Elektronik kayıtlar bakımından e-Nabız gibi merkezî sistemlerdeki bilgiler faydalı bir başlangıç noktası olabilir. Ancak bu sistemlerdeki bilgiler hasta dosyasının tamamının yerine geçmeyebilir; ameliyat notu, anestezi takip fişi veya hemşire gözlem formları gibi belgeleri ilgili kuruluştan ayrıca istemek gerekir.

6. Saklama Yükümlülüğü ve Kayıtların Bulunamadığı Durumlar

Danıştay 10. Dairesi’nin E.2019/12377 K.2021/4701 T.12.10.2021 sayılı kararında belirtildiği üzere, 1219 sayılı Kanun’un 72. maddesi tabip ve diş tabiplerine, Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği ve Özel Hastaneler Yönetmeliği ise yataklı tedavi kurumları ile özel hastanelere tıbbi kayıtları tutma ve saklama yükümlülüğü getirmiştir. Özel Hastaneler Yönetmeliği’nin 49. maddesine göre özel hastanelerde tıbbi arşiv kurulması zorunludur, hasta dosyaları en az yirmi yıl saklanır ve faaliyeti sona eren özel hastanenin arşiv belgeleri bir tutanakla il sağlık müdürlüğüne teslim edilir.

Kayıtların bulunamaması malpraktis davalarında sık yaşanan bir sorundur ve Yargıtay bu durumda “ispatlanamadı” diyerek davanın reddedilmesini genellikle kabul etmemektedir.

Kapanan tıp merkezi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E.2019/1667 K.2019/8208 T.16.12.2019 sayılı kararındaki olayda gebe hasta, çocuğunun Down sendromlu doğduğunu ve hamilelik takibinde gerekli testlerin yapılmadığını ve aydınlatma yapılmadığını ileri sürmüştü. Gebelik takibinin yapıldığı iddia edilen tıp merkezi kapanmış ve devredilmişti; İl Sağlık Müdürlüğü ve devralan şirket hasta dosyasını bulamamış, SGK’dan gelen cevapta davacının ilgili dönemde kaydı görünmemişti. Mahkeme, kayıt tutma ve saklama yükümlülüğünün sigortalı hekimde değil sağlık kuruluşunda olduğunu belirterek davayı reddetti. Oysa hekim, İl Sağlık Müdürlüğü’nden temin ettiği protokol defterini sunmuş, davacı da müdürlüğe bizzat başvurup 14.04.2011, 14.06.2011 ve 15.07.2011 tarihlerinde protokol defterinde kaydının bulunduğunu öğrenmişti. Yargıtay, hasta evraklarının akıbetinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde İl Sağlık Müdürlüğü nezdinde araştırılmasını, tüm tedavi evrakları sunulduktan sonra yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını isteyerek kararı bozdu.

Kapanan muayenehane. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E.2016/10322 K.2017/1800 T.20.03.2017 sayılı kararında davacılar, murisin yanlış teşhis ve tedavi sonucu vefat ettiğini ileri sürmüştü. Muris birden çok hastanede tetkik ve tedavi görmüş, davalı hekim ise muayenehanesini 31.01.2008 tarihinde kapattığını ve kayıtlar bakımından beş yıllık saklama süresinin dolduğunu savunmuştu. Mahkeme, ameliyat kayıtlarına, öncesindeki tetkik ve filmlere ulaşılamadığı ve davacılar da bunları sunamadığı için kusurun ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmişti. Daire, mahkemece HMK m.195 uyarınca muris ilk rahatsızlandığı andan itibaren tarih aralığı belirtilerek ilgili hastanelerden tetkik, tahlil, film, rapor, CD ve hasta tabela ve müşahede kayıtlarının istenmesi, gerekirse evrakların bulunduğu yerde incelenmesi ve uzman bilirkişi kurulundan rapor alınması gerektiğini belirterek kararı bozdu.

Bu iki karar birlikte okunduğunda şu sonuç çıkar: Bir kuruluşun kapanması ya da hekimin muayenehaneyi kapatması, kayıtların aranmasından vazgeçilmesi için yeterli değildir; mahkeme sağlık müdürlüğü, SGK/MEDULA ve hastanın tedavi gördüğü diğer kurumlar üzerinden kayıtları tamamlamakla yükümlüdür.

7. Kayıt Eksikliğinin Hukuki Sonuçları

Kayıtların eksik tutulması ya da hiç tutulmaması yalnızca delil sorunu değildir; özen borcunun ihlali sonucunu da doğurabilir. Hekim ile hasta arasındaki ilişki çoğunlukla vekâlet sözleşmesi niteliğindedir ve Yargıtay vekilin, yöneldiği sonuca ulaşamamasından değil, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın özensiz olmasından sorumlu olduğunu kabul eder. Borca aykırılık hâlinde borçlunun kusursuzluğunu ispat yükü TBK m.112’de düzenlenmiştir:

TBK m.112: “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.”

Aydınlatma ve anestezi belgelerinin bulunmaması. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E.2023/2156 K.2024/214 T.17.01.2024 sayılı kararında davacı, özel hastanede bademcik ameliyatı sırasında entübasyonun birkaç kez denenmesiyle hava yolunun zarar gördüğünü ve yemek borusunun delindiğini, bunun kendisinden gizlendiğini ileri sürmüştü. Bilirkişi heyeti, anestezi öncesi değerlendirme formu, anestezi takip fişi ve aydınlatılmış onam formu hastanenin sunduğu belgeler arasında bulunmamasına rağmen, bu durumu hekimin cevap dilekçesindeki beyanlarıyla telafi etmiş ve komplikasyon yönetiminin doğru olduğu sonucuna ulaşmıştı. Yargıtay, aydınlatılmış onamda ispat külfetinin hekim ya da hastanede olduğunu, olası risk ve komplikasyonlar konusunda somut ve yeterli aydınlatmanın belgelerle ispatlanamadığını ve ibraz edilmiş bir onam belgesinin de bulunmadığını belirterek kararı bozdu. Aynı davada daha önce, 3. HD E.2020/7370 K.2021/804 T.03.02.2021 sayılı ilamla da anestezi öncesi değerlendirme raporu, bilgilendirme onamı ve ameliyat sırasındaki takip notunun bulunmaması tartışılmak üzere bozma yapılmıştı. Aydınlatma boyutunun ayrıntıları için aydınlatılmış onam ve onamsız tıbbi müdahalede tazminat makalemize bakabilirsiniz.

Zorunlu kayıtların tutulmaması. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E.2023/1576 K.2024/1103 T.12.03.2024 sayılı kararındaki hasta, gebeliğinde preeklampsi tanısı almış, doğumda bebeğini kaybetmiş ve yaklaşık yüzde 95 oranında görme kaybı yaşadığını ileri sürmüştü. Dosyadaki ameliyat ücretlendirme formunda bir ampul metiler yazıyordu; oysa bu ilacın prospektüsünde preeklampsi hastalarında kullanılmaması gerektiği belirtilmişti. Daire, ilacın gerçekten kullanılıp kullanılmadığının reçete, sarf evrakları, hemşire gözlem kâğıtları ve doktor orderleriyle araştırılmasını, gerekirse SGK’dan belge getirtilmesini, tutulması zorunlu kayıtların tutulmadığının anlaşılması hâlinde davalıların sorumlu olduğunun kabul edilerek bilirkişi kurulunun değerlendirmesine göre karar verilmesini istedi ve kararı bozdu.

Estetik müdahalede kayıt saklamama. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin E.2022/4338 K.2023/4310 T.18.12.2023 sayılı kararına konu rinoplasti davasında ilk derece mahkemesi, hekimin hastayı komplikasyonlar konusunda aydınlatmadığını, muayene bulgularını ve ameliyat notlarını saklamadığını ve dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını tespit etmişti. Hekim, hasta kayıtlarını saklamanın kendi yükümlülüğünde olmadığını, bunun sağlık kuruluşuna ait olduğunu savunmuştu. Yargıtay davalıların temyiz itirazlarının tamamını reddetti; kararı yalnızca manevi tazminatın az takdir edilmesi nedeniyle davacı lehine bozdu. Estetik müdahalelerdeki eser sözleşmesi boyutu için hatalı estetik ameliyat tazminat davası makalesine bakılabilir.

Her kayıt eksikliği sorumluluk doğurmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin E.2023/3252 K.2024/1168 T.18.03.2024 sayılı kararında özel hastanede total diz protezi uygulanan davacıda enfeksiyon gelişmiş, üniversite heyet raporunda epikrizlerin yetersiz olduğu ve hastanede PACS (görüntü arşivleme) sistemi bulunmadığı belirtilmişti. Davacı, hastane evraklarını saklamadığı için hastanenin kusurlu olduğunu ileri sürdü. Daire, davacının ameliyat endikasyonuna itirazı bulunmadığından ameliyat öncesi görüntülerin enfeksiyonun sonradan yönetilip yönetilmediği bakımından önem taşımadığını ve ameliyat sonrası epikrizlerin dosyada bulunduğunu belirterek PACS itirazını reddetti. Ancak Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas Kurulu raporunu da yetersiz buldu; heyette ortopedi ve travmatoloji ile enfeksiyon hastalıkları uzmanı yer almıyordu. Komplikasyonun yönetiminin başka bir merkezde yapıldığı anlaşıldığından, hastaya o merkezi sorulması, tedavi evraklarının getirtilmesi ve uygun uzmanlıkta üç kişilik üniversite kurulundan rapor alınması gerektiği belirtilerek karar bozuldu. Eksik kaydın sonuç doğurup doğurmayacağı, o kaydın uyuşmazlık bakımından taşıdığı önemle ilgilidir. Komplikasyon ile kusur ayrımı için komplikasyon ve malpraktis farkı makalemize göz atabilirsiniz.

8. Delil Tespiti: Ne Zaman ve Nasıl İstenir?

Delil tespiti, 6100 sayılı HMK’nın 400 ve devamı maddelerinde düzenlenen geçici hukuki koruma yoludur. Dava açılmadan önce veya dava sırasında, ileride kaybolma ya da kullanılmasında güçlük çıkma ihtimali bulunan delillerin önceden incelenip kayda geçirilmesini sağlar. Bir dava değildir; kusur veya tazminat hakkında hüküm kurulmaz, tespit edilen deliller esas davada değerlendirilir. Tespit için hukuki yarar gerekir (HMK m.400/2), yani başvuranın somut bir gerekçeyle delilin kaybolma, değiştirilme veya sonradan gösterilmesinin zorlaşması riskini ortaya koyması beklenir.

Talep dilekçeyle yapılır. Henüz dava açılmamışsa talep, esas davaya bakacak mahkemeden ya da üzerinde keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu veya tanık olarak dinlenecek kişinin oturduğu yer sulh hukuk mahkemesinden istenir (HMK m.401/1). Dava açıldıktan sonra ise delil tespiti talebi hakkında yalnızca davanın görüldüğü mahkeme yetkili ve görevlidir (HMK m.401/4). Esas davayı özel hastane, serbest hekim veya özel klinik aleyhine açacaksanız bu dava Tüketici Mahkemesinde; kamu hastanesi aleyhine ise idare mahkemesinde görülür.

Malpraktis bakımından delil tespiti özellikle şu durumlarda anlam taşır:

  • Elektronik kayıtlar. Hastane bilgi yönetim sistemindeki kayıtların mevcut hâlinin bilirkişi eliyle tespiti, sonradan yapılacak değişikliklerin ortaya çıkmasına imkân verebilir.
  • Fiziki durum. Ameliyathane, yoğun bakım ünitesi veya cihazların durumu zamanla değişecekse keşif ve bilirkişi incelemesi istenebilir.
  • Tanık beyanları. Refakatçi, hemşire veya diğer sağlık çalışanlarının olay anına ilişkin bilgilerinin kayda alınması, tanığın ulaşılamaz hâle gelme riskine karşı önem taşır.
  • Kayıtların verilmeyeceğine dair somut işaretler. Hastane kayıt talebine cevap vermiyorsa veya arşivin imha edileceği anlaşılıyorsa hukuki yarar daha kolay ortaya konabilir.

Delil tespiti hasta hakları mevzuatından doğan başvuru hakkının yerine geçmez; çoğu olayda önce kuruma yazılı başvuru yapılır, kayıt verilmez veya kaybolma riski doğarsa delil tespiti gündeme gelir. Ayrıca tespit sürecini zamanaşımı bakımından bir güvence olarak görmemek gerekir. Sürelerin ayrıntıları için malpraktis davasında zamanaşımı makalemize bakılmalıdır. Kamu hastanesi uyuşmazlıklarının idari yargıdaki işleyişi için de kamu hastanesinde malpraktis ve tam yargı davası makalesini inceleyebilirsiniz.

9. Dava Sırasında Kayıtların Toplanması ve Bilirkişi İncelemesi

Dava açıldıktan sonra kayıtlar mahkeme aracılığıyla toplanır. HMK m.195 uyarınca tarafların elinde bulunmayan ve incelenmesine karar verilen deliller için mahkeme resmî makam ve üçüncü kişilere yazı yazar; getirtilmesi mümkün olmayan deliller bulundukları yerde incelenebilir. Bunun etkili olabilmesi için dava dilekçesinde ve tahkikat aşamasında hangi kurumlardan hangi tarih aralığına ilişkin hangi belgelerin getirtileceğinin açıkça belirtilmesi gerekir. Yargıtay’ın 4. Hukuk Dairesi kararında olduğu gibi, tarih aralığı belirtilerek tetkik, tahlil, film, rapor, CD ve hasta tabela kayıtlarının istenmesi bu açıdan örnek bir yöntemdir.

Kayıtların eksiksiz toplanması bilirkişi incelemesinin geçerliliği bakımından da zorunludur:

Tüm belgeler gelmeden rapor alınamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E.2020/342 K.2021/6946 T.08.12.2021 sayılı kararında davacı, gebelik sürecinde birden fazla hastanede ve hekimde muayene edilmişti. Davalı tarafın istinaf aşamasında sunduğu 11.09.2012 tarihli muayene ekran görüntüsü ve davacının amniyosentezi istemediğine dair imzalı aydınlatılmış onam formu, hasta dosyası içinde bulunması gereken belgeler olabilirdi. Daire, davacının gebelik takibine ilişkin tüm hasta kayıtlarının üç hastaneden eksiksiz getirtilmesi ve belgelerin dosya içeriği olup olmadığının sorulması gerektiğini belirtti; eksik incelemeye dayalı karar doğru bulunmadı.

Kayıt yok diye rapor düzenlenemez. Danıştay 10. Dairesi’nin E.2021/4396 K.2025/374 T.03.02.2025 sayılı kararında davacı, Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yüz felci şikâyetiyle başvurmuş, tanı ve tedaviye ilişkin hiçbir tıbbi kaydın (anamnez, epikriz, konsültasyon, aydınlatılmış onam) dosya kapsamında bulunmadığı görülmüştü. İdare Mahkemesi, bu eksiklik giderilmeden hazırlanan bilirkişi raporuna dayanarak davayı reddetmişti. Danıştay, tüm tıbbi bilgi ve belgeler temin edilmeden düzenlenen raporun hükme esas alınamayacağını belirtti; tüm belgelerin Adli Tıp Kurumu’na gönderilip ilgili ihtisas kurulundan rapor alınması gerektiğini ifade ederek istinaf ret kararını hukuka aykırı buldu.

Kayıt iletilmemiş olması hekimi kurtarmaz. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin E.2014/5071 K.2014/31622 T.16.10.2014 sayılı kararında davacılar, mide kanseri kuşkusuyla başvuran murislerinin yanlış teşhis ve tedavi sonucu öldüğünü ileri sürmüştü. Adli Tıp raporu, lenfoma açısından şüpheli patoloji sonucunun hastaneye iletildiğine dair kayıt bulunmadığını gerekçeler arasında saymıştı. Daire, bu kayıtlar hastaneye iletilmemiş olsa bile vekil sorumluluğu altındaki davalıların her ihtimali gözden uzak tutmaması gerektiğini belirterek raporu yetersiz buldu ve konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik üniversite kurulundan rapor alınmasını istedi.

Dava sürecinde karşılaşılan bir başka sorun, belgelerin kimden isteneceğidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan E.2023/3252 K.2024/1168 T.18.03.2024 sayılı kararındaki süreç bu bakımdan öğreticidir. İlk derece mahkemesi, üniversite heyet raporu gereği davacıdan istenen tedavi evraklarının verilen sürede sunulamaması nedeniyle davayı ispatlanamadı diyerek reddetmişti; bölge adliye mahkemesi bu gerekçeyi yeterli bulmayıp kararı kaldırmış, Yargıtay da sonradan kayıtların başka merkezlerden getirtilmesini ve uygun uzmanlıkta bilirkişi heyeti oluşturulmasını istemiştir. Dolayısıyla belgelerin hasta tarafından sunulamaması, tek başına davanın reddi için yeterli sayılmamaktadır; ancak davacının bildiği ve ulaşabildiği kayıtları eksiksiz sunması, davanın güçlü yürümesi bakımından gereklidir.

10. Hastane veya Hekim Kayıtları Vermezse Ne Yapılır?

Kayıt talebi reddedilirse veya cevapsız bırakılırsa aşağıdaki adımlar sırayla ya da birlikte değerlendirilebilir:

  • Yazılı ihtar ve Kurul şikâyeti. Başvuru reddedilmiş, yetersiz cevaplanmış veya süresinde cevaplanmamışsa KVKK m.14 uyarınca otuz gün içinde Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na şikâyet edilebilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, kişilik hakları ihlal edilenlerin genel hükümlere göre tazminat hakkını saklı tutar.
  • İl Sağlık Müdürlüğü’ne başvuru. Özellikle kapanan veya devredilen kurumlarda kayıtların akıbeti buradan araştırılabilir; yukarıda anlatılan 11. Hukuk Dairesi kararında davacı bizzat müdürlüğe başvurarak protokol defterindeki kaydını öğrenmiştir.
  • Şikâyet ve soruşturma yolları. Tıbbi hatanın yanı sıra kayıtlarla ilgili usulsüzlük şüphesi varsa idari ve cezai şikâyet yolları da gündeme gelebilir. Ayrıntılar için doktor hakkında şikâyet nasıl yapılır makalemize bakabilirsiniz.
  • Delil tespiti veya dava içi müzekkere. Kayıtların kaybolma veya değiştirilme riski varsa delil tespiti; dava açılmışsa mahkemenin ilgili kurumlardan belgeleri getirtmesi talep edilir.
  • Tazminat. Danıştay 15. Dairesi kararında olduğu gibi, kayıtların süresinde verilmemesi tek başına manevi zarara yol açabilir. Özel kuruluşlarda aynı sonuç, kişilik hakkı ihlali ve hizmet sözleşmesine aykırılık çerçevesinde değerlendirilir.

Dava, özel bir hastaneye karşı açılacaksa başvuru ve dava yolunun uygulamadaki sıralaması için özel hastaneye dava nasıl açılır makalesi de incelenebilir.

11. Hukuka Uygun Delil Toplama ve Kayıtlarda Değişiklik Sorunu

Gizli veya yetkisiz erişimden kaçınılmalıdır. Sağlık bilgileri kişisel veri niteliğindedir ve KVKK m.6/1 uyarınca özel nitelikli kişisel veri sayılır. Anayasa Mahkemesi, bir bireysel başvuruda (B.2019/20473, T.03.02.2022) eşin hastane kayıtlarına ulaşıp bu bilgileri boşanma davasında delil olarak sunmasını incelerken, tedavi ve sağlık durumuna ilişkin bilgilerin kişisel veri olduğunu, bu verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve açıklanmasının mevzuatta suç olarak düzenlendiğini, hasta kayıtlarının açıklanmasının ise sıkı şartlara bağlandığını hatırlatmıştır. Hasta adına hareket eden avukat dahi kayıtlara vekâletname ile ve hastanın yetkilendirmesi çerçevesinde ulaşmalıdır; başkasının şifresiyle sisteme girmek veya hastanın bilgisi dışında kayıt almak ciddi hukuki risk doğurur.

Kanun, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi için belirli şartlar arar. Bunlardan biri şudur:

KVKK m.6/3 (d) bendi: “Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için zorunlu olması,”

Bu hüküm, hastanın kendi sağlık verilerini dava delili olarak kullanmasının ya da kayıtların dava kapsamında mahkemeye sunulmasının önünü açan genel bir çerçeve sunar. Ancak bu çerçeve, üçüncü kişilerin sağlık verilerine yetkisiz erişimi meşru kılmaz.

Çelişkili veya sonradan düzenlenmiş kayıtlar. Kayıtların ne zaman düzenlendiği de önemlidir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin E.2004/12088 K.2005/1728 T.07.02.2005 sayılı kararına konu olayda genel anestezi altındaki çocuk hasta ameliyat sırasında verilen anestezik ilaç sonrası nörolojik hasar yaşamış ve bitkisel hayata girmişti. Adli Tıp Kurumu raporlarına göre ameliyat bülteni ve anestezi formu gibi girişim anında düzenlenmesi gereken hiçbir belge dosyada yoktu; hastanın ameliyatına ilişkin tüm bilgiler ameliyattan sonra düzenlenmiş belgelere dayanıyor, ameliyat raporu altı yedi ay sonra yazılmıştı. Daire bu noktada hâkimin bilirkişi sonucuyla bağlı olmadığını, delilleri kendisinin değerlendireceğini ve doktorun hastasının zarar görmemesi için tüm önlemleri alma yükümlülüğü altında olduğunu vurguladı.

Bir kaydın sonradan değiştirildiği ya da gerçeğe aykırı düzenlendiği kanaati varsa bunun nasıl ortaya konacağı, kaydın niteliğine ve elektronik sistem kayıtlarına göre değişir. Kayıtlarda sonradan müdahale şüphesi, hekimin ceza hukuku bakımından sorumluluğunu da gündeme getirebilir; bu yönün ayrıntıları için doktorların cezai sorumluluğu makalesine bakılabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hasta dosyasını hastane vermek zorunda mı?

Evet. Hasta Hakları Yönetmeliği m.16 uyarınca hasta, sağlık durumuyla ilgili dosya ve kayıtları inceleyebilir ve bir suretini alabilir. Bu hak, hastanın kendisine, vekiline veya kanuni temsilcisine tanınmıştır.

Hasta dosyası için nasıl başvurulur ve ne kadar sürede cevap verilir?

Yazılı başvuru yapılır. Özel kuruluşlarda KVKK m.13/2 uyarınca en geç otuz gün içinde cevap verilmesi gerekir. Kamu kurumlarında bilgi edinme başvuruları bakımından süre on beş iş günüdür.

Avukatım hasta dosyasını benim adıma alabilir mi?

Evet. Hasta Hakları Yönetmeliği vekil aracılığıyla inceleme ve suret almaya imkân tanır. Vekâletnamede tıbbi kayıtların talep edilmesi yetkisinin bulunması uygulamada sorunları azaltır.

Hasta vefat ettiyse dosyayı kim isteyebilir?

Mirasçıların doğrudan talebi bakımından uygulama kuruma göre değişebilir. Talep reddedilirse dava açıldıktan sonra mahkemenin müzekkereyle kayıtları getirtmesi veya delil tespiti yolu izlenebilir.

Hasta dosyaları ne kadar süre saklanır?

Özel Hastaneler Yönetmeliği m.49’a göre özel hastanelerde hasta dosyaları en az yirmi yıl saklanır. Faaliyeti sona eren özel hastanelerin arşiv belgeleri il sağlık müdürlüğüne devredilir.

Hastane kayıtların kaybolduğunu söylerse davayı kaybeder miyim?

Kendiliğinden kaybetmezsiniz. Yargıtay, kayıtlara ulaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesini eksik inceleme sayarak bozmuştur. İl Sağlık Müdürlüğü, SGK ve tedavinin devam ettiği diğer kurumlar üzerinden kayıtların tamamlanması gerekir.

Delil tespiti yaptırmak zorunlu mu?

Hayır. Delil tespiti, delilin kaybolma, değiştirilme veya kullanılmasının zorlaşma ihtimali bulunan durumlarda başvurulan geçici hukuki koruma yoludur ve hukuki yarar gerektirir.

Delil tespiti hangi mahkemeden istenir?

Dava açılmamışsa esas davaya bakacak mahkemeden ya da keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak yerin ya da tanığın bulunduğu yerin sulh hukuk mahkemesinden istenir. Dava açıldıktan sonra yalnızca davayı gören mahkeme yetkilidir.

Kayıtlara ulaşamadan dava açabilir miyim?

Evet, ancak sürelere dikkat edilmelidir. 7589 sayılı Kanunla HMK m.107 yürürlükten kaldırılmıştır; talep kısmi dava olarak açılır ve HMK m.109/4 uyarınca tahkikat sonuna kadar bir defaya mahsus artırılabilir, artırılan kısım için zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılır. Kayıtlar mahkeme aracılığıyla getirtilir.

Eşimin veya yakınımın hasta kayıtlarına gizlice bakabilir miyim?

Hayır. Sağlık bilgileri özel nitelikli kişisel veridir ve yetkisiz erişim hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi de bu tür bilgilerin hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesinin mevzuatta suç olarak düzenlendiğini hatırlatmıştır.

e-Nabız kayıtları davada yeterli olur mu?

e-Nabız bilgileri başlangıç için faydalıdır, ancak hasta dosyasının tamamının yerine geçmeyebilir. Ameliyat notu, anestezi takip fişi, hemşire gözlem formu ve onam belgeleri gibi kayıtlar ilgili kuruluştan veya mahkeme aracılığıyla istenmelidir.

Sonuç

Malpraktis davalarında tıbbi kayıtlar kusurun ve illiyet bağının ispatında temel dayanaktır; kayıtların eksikliği ise ispat sorununa, bazı durumlarda da özen borcunun ihlaline işaret eder. Hasta, kayıtlara Hasta Hakları Yönetmeliği ve KVKK çerçevesinde doğrudan ya da vekili aracılığıyla ulaşabilir; kamu kurumlarında bilgi edinme hakkı da devrededir. Kayıtlar verilmezse Kurul şikâyeti, il sağlık müdürlüğü araştırması, delil tespiti ve dava içi müzekkere gibi yollar açıktır. Yargıtay ve Danıştay kararları, kapanan kurumlar ve kaybolan kayıtlar nedeniyle davanın reddedilmesini eksik inceleme saymakta; bilirkişi raporunun ancak tüm belgeler toplandıktan sonra hükme esas alınabileceğini vurgulamaktadır. Kayıtlara yetkisiz erişimden kaçınmak ve sürelerin takibini ihmal etmemek, delil toplama sürecinin hukuka uygun ve etkili yürütülmesi bakımından önemlidir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi ve hukuki destek için İstanbul tazminat avukatı hizmetlerimizden yararlanabilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul