İhtiyaç nedeniyle tahliye davası, kiraya verenin kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler için konut ya da işyeri olarak kullanma zorunluluğuna dayanarak kira sözleşmesini mahkeme kararıyla sona erdirmesini sağlayan davadır. Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.350/1 uyarınca ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması, dava hakkının doğru tarihte kullanılması ve gerekli dava şartlarının tamamlanması gerekir. Sırf sözleşmenin bitmesi veya kiraya verenin taşınmazı geri istemesi tek başına tahliye sebebi değildir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası nedir, hangi kiralar için açılır?
TBK m.350/1, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiralananın kanunda belirtilen kişilerce kullanılmasının gerekli olduğu durumlarda dava yoluyla sona erdirme imkânı tanır. Kiraya verenin tek taraflı olarak “eve ihtiyacım var” demesi kira ilişkisini bitirmez. İhtiyaç nedenini ve kanuni şartları inceleyerek tahliyeye hükmedecek merci mahkemedir.
Bu yol esas olarak TBK m.339 ve devamındaki konut ve çatılı işyeri kiraları için önemlidir. Kiralananın hukuki niteliği belirlenmeden arsa, geçici kullanım veya ürün kirasına aynı dava takvimi otomatik uygulanmamalıdır. Özellikle konutlarda TBK m.347 uyarınca belirli süreli sözleşmenin bitmesi, kiraya verene tek başına sebep göstermeksizin tahliye hakkı vermez. Bununla birlikte gerçek bir ihtiyaç bulunuyorsa on yıllık uzama süresinin beklenmesi gerekmez; TBK m.350 ayrı bir tahliye sebebidir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye, kira bedelinin az bulunmasına dayalı kira tespitinden veya kiracının ödeme yapmamasına dayalı temerrüt tahliyesinden farklıdır. Dava konusu, mevcut kiracının yerine ihtiyaç sahibinin konutu ya da işyerini kullanmasının hukuken gerekli olup olmadığıdır.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasının şartları nelerdir?
Temel şartlar, korunmaya değer bir konut veya işyeri gereksinimi, ihtiyacın kanunun saydığı kişilerden birine ait olması, gereksinimin gerçek ve samimi biçimde mevcut bulunması, doğru dava dönemi ve dava şartı arabuluculuk işlemidir. Bu unsurlardan birinin eksikliği davanın usulden veya esastan olumsuz sonuçlanmasına yol açabilir.
1. İhtiyaç gerçek, samimi ve zorunlu olmalıdır
Yargıtay uygulamasında ihtiyaç iddiasının yalnızca ifade edilmesi yeterli görülmez. Gereksinim gerçek bir kullanım amacına dayanmalı, geçici veya varsayımsal olmamalı, dava açılırken bulunmalı ve yargılama boyunca devam etmelidir. Henüz ortaya çıkmamış, gerçekleşmesi uzak bir olasılığa bağlı veya yalnızca kiracıyı çıkarmayı amaçlayan iddialar yeterli değildir. “Zorunluluk”, her olayda fiziksel olarak başka yerde yaşamanın tamamen imkânsız olduğu anlamına gelmez; ihtiyaç sahibinin somut yaşam ve çalışma koşulları birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 16.01.2018 tarihli, 2017/8235 E., 2018/186 K. sayılı kararında, bir mobilya işletmesinin depo ve teşhir alanı ihtiyacı bakımından mevcut işyerlerinin niteliği, kiralananın kullanım amacı ve yan dükkânla birleştirme planı incelenmiş; somut delillerin ihtiyacın gerçekliğini ortaya koyduğu sonucuna varılmıştır. Karar, gerçek ihtiyaç incelemesinin soyut varsayımla değil dosyadaki kullanım planıyla yapılması gerektiğini gösterir.
2. İhtiyaç dava açıldığında bulunmalı ve dava süresince devam etmelidir
Gereksinimin dava açılacağı tarihte henüz gerçekleşmemiş olması ile dava sürerken ortadan kalkması ayrı sorunlardır. Örneğin taşınmaza yerleşeceği ileri sürülen kişinin başka bir şehre kalıcı olarak yerleşmesi, işyeri açma planından kesin biçimde vazgeçilmesi veya ihtiyacı karşılayan başka bir çözümün ortaya çıkması yeniden değerlendirme gerektirebilir. Her gelişmenin davayı otomatik sona erdirdiği söylenemez; değişikliğin ihtiyaç üzerindeki somut etkisi araştırılır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.03.2018 tarihli, 2018/1057 E., 2018/1859 K. sayılı kararında, ihtiyaç sahibinin oturduğu yapının yıkım kararı nedeniyle boşaltılması ve geçici barınma koşulları bir arada değerlendirilmiştir. Kararda, bu koşullarda konut gereksiniminin gerçek ve zorunlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiştir.
3. Kullanım amacı konut veya işyeri ihtiyacı olmalıdır
Konut ihtiyacı, ihtiyaç sahibinin barınma gereksinimine; işyeri ihtiyacı, gerçek ve uygulanabilir bir mesleki veya ticari faaliyete dayanır. Kiralananı yalnızca daha yüksek bedelle yeniden kiraya vermek veya yatırım amacıyla boş tutmak istemek, TBK m.350/1 anlamında ihtiyaç değildir. Taşınmazın ihtiyaç amacıyla fiilen kullanılmaya uygun olup olmadığı, özellikle işyeri davalarında önem kazanır.
Ev sahibi kimlerin ihtiyacı için tahliye davası açabilir?
TBK m.350/1, ihtiyaç sahibi olabilecek kişileri sınırlı biçimde sayar. Bu kişiler kiraya verenin kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu ve kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerdir. Altsoy kapsamında çocuk ve torunlar; üstsoy kapsamında anne, baba ve büyükanne-büyükbaba yer alabilir. Kanunen bakım yükümlülüğünün varlığı, yalnızca yakın akrabalık iddiasından ayrı değerlendirilir.
Kiraya verenin kardeşi, kuzeni veya yakın arkadaşı için sırf aralarında ailevi veya kişisel yakınlık bulunduğundan ihtiyaç davası açılamaz. Ancak kardeş gibi bir kişi yönünden ayrıca kanundan doğan bakım yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülüyorsa bunun hukuki koşulları somut olayda araştırılmalıdır. Kiraya verenin kiralananın maliki olup olmadığı ve davacı sıfatı da sözleşme ile mülkiyet ilişkisine göre incelenmelidir.
Çocuğun ayrı yaşama veya bağımsız bir konut kurma isteği tek başına soyut biçimde geçiştirilemez. Yetişkin çocuğun halen kirada oturması, evlenme hazırlığı, çalıştığı yere ulaşım şartları ve taşınmazın kullanıma elverişliliği gibi somut olgular birlikte değerlendirilir. Bu alt mesele, çocuğun ihtiyacı nedeniyle tahliye konusunda ayrıca ele alınmaktadır.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası ne zaman açılır?
Belirli süreli kira sözleşmesinde, kanuni kural sözleşme süresinin veya uzayan kira yılının sonundan itibaren bir ay içinde dava açılmasıdır. Belirsiz süreli sözleşmede ise genel fesih dönemleri ve fesih bildirim süreleri gözetilerek belirlenen tarihten itibaren bir aylık dava süresi hesaplanır (TBK m.350). Bir aylık sürenin başlangıcını belirlemeden yapılan arabuluculuk ve dava işlemleri ciddi usul riski taşır.
| Sözleşme veya işlem | Temel zamanlama | Hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Belirli süreli kira | Sürenin veya ilgili uzama yılının sonunda başlayan bir aylık dava dönemi | TBK m.350 |
| Belirsiz süreli taşınmaz kirası | Genel fesih dönemi ve bildirim süresi belirlenir; ardından bir aylık dava dönemi | TBK m.328-329, 350 |
| Süresinde yazılı dava açma bildirimi | Koşullar sağlanırsa dava açma süresi bir kira yılı için uzar | TBK m.353 |
| Dava şartı arabuluculuk | TBK m.350 kapsamındaki ihtiyaç davası açma hakkı doğduktan sonra başvuru; işlem boyunca sürenin durması | 6325 sayılı Kanun m.18/A, 18/B; Yargıtay 3. HD, 26.05.2025 |
| Sözleşmeyle öngörülen özel ön bildirim | Kiraya veren aleyhine, kiracı lehine geçerli şekilde kararlaştırılmışsa buna ayrıca uyulmalıdır | Yargıtay 3. HD, 10.03.2025, 2024/2446 E., 2025/1440 K. |
Belirli süreli sözleşme için örnek
Bir konutun 15 Mart 2025 başlangıç tarihli, bir yıl süreli ve 14 Mart 2026 bitişli sözleşmeyle kiralandığını varsayalım. Bu örnekte kira süresinin bitimini izleyen 15 Mart 2026 tarihi, TBK m.350 bakımından bir aylık dava döneminin başlangıcı olarak dikkate alınır. Ancak sözleşmedeki özel ön bildirim şartı, TBK m.353 bildirimi, arabuluculuk sırasında işlemeyen süre ve son günün tatil gününe denk gelip gelmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Bu tarihler bir örnek olup başka sözleşmelerde dava süresinin başlangıcını otomatik belirlemez.
Belirsiz süreli kirada üç aylık bildirim nasıl değerlendirilir?
TBK m.328 ve 329’a göre taşınmaz kiralarında, aksine geçerli bir düzenleme bulunmadığında yerel âdete göre belirlenen kira dönemi sonu; böyle bir âdet bulunmuyorsa altı aylık kira döneminin sonu için üç aylık fesih bildirim süresi esas alınır. TBK m.350 kapsamındaki bir aylık dava süresi, bu kurallara göre hesaplanan tarihten sonra değerlendirilir. Belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.347’nin koruyucu rejimiyle bu ihtiyaç davası yolunun birbirine karıştırılmaması gerekir.
TBK 353 uyarınca dava açma süresi uzatılabilir mi?
Evet. TBK m.353, kiraya verenin en geç dava açılması için öngörülen süre içerisinde kiracıya dava açacağını yazılı olarak bildirmesi hâlinde dava açma süresinin bir kira yılı için uzamasını düzenler. Bu bildirim ihtiyaç iddiasının ispatı yerine geçmez; yalnızca uygun koşullarda dava takvimini etkiler. Bildirimin kiracıya ulaştırıldığının belgelenebilmesi önemlidir. Süre hesabının ayrıntıları tahliye davası açma süresinin uzaması başlıklı yazıda incelenmektedir.
İhtiyaç nedeniyle tahliyede ihtarname zorunlu mu?
Belirli süreli sözleşmeye dayalı TBK m.350 ihtiyaç davası için kanunda her durumda önceden noter ihtarnamesi gönderme koşulu düzenlenmemiştir. Ancak bunun önemli ayrımları vardır: TBK m.353 uyarınca dava süresini uzatmak isteniyorsa yazılı bildirim yapılmalıdır; ayrıca kira sözleşmesi, kiraya verenin belli bir süre öncesinden bildirimde bulunmasını kiracı lehine geçerli biçimde zorunlu tutmuş olabilir. Belirsiz süreli konut ve çatılı işyeri kiralarında ise genel fesih dönemleri ile fesih bildirimi sürelerine uyulmalı (TBK m.328-329), fesih bildirimi yazılı yapılmalıdır (TBK m.348).
Sözleşmedeki özel bildirim maddesi önemlidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.03.2025 tarihli, 2024/2446 E., 2025/1440 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararına göre, ihtiyaç tahliyesinden önce kiraya verene sözleşmeyle yüklenen ve kiracı lehine olan fesih ihbar şartına uyulmazsa, kanundaki bir aylık dönemde dava açılması tek başına yeterli olmayabilir. Bu nedenle “ihtiyaç tahliyesinde ihtar asla gerekmez” ifadesi isabetli değildir.
Uygulamada yazılı bildirimin noter yoluyla yapılması tebliğ ve içerik ispatını kolaylaştırabilir; ancak kanunun aramadığı bir noter şartı her işlem için varmış gibi sunulmamalıdır. TBK m.353 bildirimi ile sözleşmede yer alan ön bildirim yükümlülüğünün amacı ve takvimi aynı değildir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasından önce arabuluculuk zorunlu mu?
Evet. 1 Eylül 2023’ten itibaren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/B uyarınca TBK m.350’ye dayalı ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında, dava açmadan önce arabulucuya başvuru dava şartıdır. Kiralanan taşınmazların İcra ve İflas Kanunu kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin kanuni istisna, bu mahkeme davasını arabuluculuktan muaf hâle getirmez.
Arabuluculuk başvurusu kira yılı bitmeden yapılırsa ne olur?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.05.2025 tarihli, 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı uyuşmazlığın giderilmesi kararında, TBK m.350 uyarınca açılacak ihtiyaç davaları bakımından dava şartı arabuluculuk başvurusunun dava açma hakkının doğmasından sonra, dava açma süresi içinde yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Dava açma hakkı doğmadan yapılan başvurunun dava şartını karşılamayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 21.10.2025 tarihli, 2025/2677 E., 2025/5038 K. sayılı kararında da bu önceki ilkeye atıf yapılmış, TBK m.350 yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
Bu içtihat TBK m.350 kapsamındaki davalara ilişkindir. Yeni malikin TBK m.351’e dayalı alternatif tahliye yollarını aynı karardan hareketle otomatik olarak eşitlemek doğru değildir. Yargıtayın 21.10.2025 tarihli kararında m.351/1 hakkındaki bölge adliye mahkemesi kararları arasında görüş ayrılığı bulunmadığı gerekçesiyle ayrıca uyuşmazlık giderme kararı verilmemiştir. Konuya özgü usul ayrımları ihtiyaç nedeniyle tahliyede arabuluculuk yazısında incelenebilir.
Arabuluculuğa başvurunca bir aylık dava süresi işlemeye devam eder mi?
6325 sayılı Kanun m.18/A(15) gereği arabuluculuk bürosuna başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar hak düşürücü süre işlemez. Bu nedenle başvuru tarihi, tutanak tarihi ve dava tarihinin birlikte hesaplanması gerekir. Son tutanakla anlaşmaya varılamadığında, süre kendiliğinden sıfırdan başlamaz; durmuş olan sürenin kalan bölümü açısından işlem yapılır. Dava dilekçesine anlaşamama son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylı örneği eklenir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında ihtiyaç nasıl ispatlanır?
İhtiyaç iddiasına dayanan davacı, gereksinimin gerçek, samimi ve zorunlu olduğunu somut olayın koşullarına uygun delillerle ortaya koymalıdır (HMK m.190). Mahkeme tek bir belgeye bakmakla yetinmeyebilir; kira ilişkisini, ihtiyaç sahibinin yaşam ve çalışma koşullarını, kiralananın niteliğini ve tanık anlatımlarını birlikte değerlendirebilir.
- Kira sözleşmesi ve ekleri: Sözleşme tarihi, süre, taraflar, kullanım amacı ve varsa özel ön bildirim maddesi bakımından incelenir.
- Konut ihtiyacı belgeleri: İhtiyaç sahibinin oturduğu yere ilişkin kira sözleşmesi, tahliye tehdidi, yıkım veya taşınma belgeleri, ikamet ve çalışma durumunu gösteren kayıtlar önem taşıyabilir.
- Aile ilişkisi: İhtiyacın kimin adına ileri sürüldüğünü gösteren nüfus kayıtları ve gerekli hâllerde bakım yükümlülüğüne ilişkin hukuki durum değerlendirilir.
- İşyeri ihtiyacı belgeleri: Faaliyet konusu, işletme kayıtları, yer ihtiyacı, mevcut işyeri kapasitesi, kullanım projesi ve kiralananın işe uygunluğu araştırılabilir.
- Tanık, keşif ve bilirkişi: Somut iddiaların niteliğine göre taraf anlatımları, keşif ve uzman değerlendirmeleri diğer belgelerle birlikte dikkate alınabilir.
Kiraya verenin başka taşınmazlarının bulunması tek başına her zaman ihtiyacın samimiyetsiz olduğunu göstermez. Diğer konutların boş veya kiracılı olması, fiilen kullanılıp kullanılamayacağı, yeri ve ihtiyaç sahibine uygunluğu önemlidir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 19.01.2015 tarihli, 2014/13898 E., 2015/379 K. sayılı kararında ihtiyaç sahibinin eşine ve davacıya ait başka kiracılı taşınmazların bulunması, konut ihtiyacı iddiasını kendiliğinden ortadan kaldıran neden sayılmamıştır.
Özellikle işyeri davalarında mevcut ticari faaliyetin niteliği ve yeni yer ihtiyacı ayrıntılı değerlendirilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 tarihli, 2015/5767 E., 2015/9184 K. sayılı kararında, farklı bir işyeri ihtiyacı iddiasına karşı davacının mevcut şirket faaliyeti ve temsil yetkisinin ticaret sicil kayıtlarıyla araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. İspat yükü, delillerin niteliği ve savunmaların ayrıntısı için ihtiyaç nedeniyle tahliyede ispat rehberine bakılabilir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davasında görevli ve yetkili mahkeme hangisidir?
HMK m.4 uyarınca kira ilişkisinden doğan ihtiyaç nedeniyle tahliye davasında görevli mahkeme kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesidir. Yetki belirlenirken HMK m.6’daki davalının yerleşim yeri ve HMK m.10’daki sözleşmenin ifa yeri gibi kurallar, somut olaya uygun biçimde değerlendirilir. Kiralananın bulunduğu yer önemli bir yetki bağlantısı kurabilir; ancak her ihtiyaç davasında tek ve kesin yetkili mahkeme olduğu söylenemez.
Dava açma aşamasında kiracı sıfatı, varsa birlikte kiracılık, kira sözleşmesinin tarafları, tebligat bilgileri ve dava açanın sıfatı kontrol edilir. Kira ilişkisinin devredilmiş olması, kiraya verenin değişmesi veya taşınmazın el değiştirmesi gibi hallerde ayrıca taraf sıfatı incelemesi gerekebilir. Süre ve dava şartı denetimi, yalnız ihtiyaç iddiasının ispatından sonra düşünülmesi gereken tali işlemler değildir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası nasıl ilerler?
- Ön inceleme: Sözleşme türü, başlangıç ve bitiş tarihi, ihtiyaç sahibi, dava hakkına sahip kişi ve taşınmazın hukuki niteliği belirlenir.
- Delil ve bildirim kontrolü: İhtiyacın mevcut olup olmadığı, sözleşmedeki ihbar kaydı, TBK m.353 bildirimi ve tebliğ belgeleri incelenir.
- Arabuluculuk: TBK m.350 bakımından dava hakkı doğduktan sonra süresi içinde başvuru yapılır; anlaşma olmazsa son tutanak alınır.
- Dava: Süresinde görevli ve yetkili mahkemeye başvurulur; ihtiyaç, kira ilişkisi ve usul şartları açıklanır.
- Yargılama: Tarafların iddiaları ve savunmaları, tanıklar, belgeler ve gerekiyorsa keşif veya bilirkişi incelemesi değerlendirilir.
- Karar ve uygulanması: Tahliyeye hükmedilirse kararın kanun yolu ve icra edilebilirlik koşulları ayrı kontrol edilir; kiracının fiilen çıkarılması kişisel müdahale yoluyla değil hukuki icra usulüyle gerçekleştirilir.
Davayı açmak kiracının hemen taşınmazı boşaltmasını gerektirmez. İhtiyaç sahibi hakkındaki her yeni olay, hüküm kurulmadan önce mahkemenin değerlendirmesine etki edebilir. Her dava için güvenilir tek bir sonuçlanma süresi vermek mümkün değildir; tebligat, mahkemenin iş yükü, delil incelemesi ve kanun yolları farklılık gösterir.
Tahliye sonrasında ev yeniden kiraya verilebilir mi?
TBK m.355 uyarınca ihtiyaç amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağlayan kiraya veren, haklı sebep olmadıkça taşınmazı üç yıl geçmeden eski kiracısı dışında bir kişiye kiralayamaz. Bu kurala aykırılık hâlinde kanun, eski kiracının son kira yılında ödenen bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat düzenler. Ancak tazminat talebinin uygulanmasında tahliyenin hangi yolla gerçekleştiği, yargısal karar ve cebrî icra bulunup bulunmadığı ile diğer koşullar ayrıca hukuki inceleme gerektirir.
İhtiyaç sebebiyle dava kazanılması, taşınmazı hiçbir gerekçe olmaksızın hemen piyasa rayici üzerinden yeni bir kişiye kiralama serbestisi vermez. Tahliyenin ardından oluşan değişiklikleri belgelemek hem kiraya veren hem de eski kiracı açısından önemlidir. Bu konu, ayrı olarak tahliye sonrası yeniden kiralama yasağı başlığında ele alınmaktadır.
İhtiyaç tahliyesi ile yeni malikin ihtiyaç tahliyesi arasındaki fark
TBK m.350, mevcut kiraya verenin ihtiyaç nedeniyle tahliye yolunu; TBK m.351 ise kiralananı sonradan edinen kişinin ihtiyacını düzenler. Sonradan edinen kişinin, edinme tarihinden itibaren bir ay içinde yazılı bildirim yapıp altı ay sonra dava açma yolu veya sözleşme süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açma seçeneği söz konusu olabilir. Bu iki dava yolunun bildirim takvimleri ve arabuluculuk içtihadı aynı varsayılarak hareket edilmemelidir. Yeni malik bakımından ayrıntılı inceleme yeni malikin ihtiyaç nedeniyle tahliyesi yazısının konusudur.
Somut uyuşmazlığın TBK m.350, m.351 veya başka bir tahliye sebebine dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesi için İstanbul kira hukuku avukatı hizmet sayfasındaki iletişim bilgileri kullanılabilir. Genel tahliye yollarına ilişkin daha geniş çerçeve ise kira tahliye davası rehberinde yer almaktadır.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası hakkında sık sorulan sorular
Ev sahibi kendisi oturmak için kiracıyı çıkarabilir mi?
Evet, ancak konut gereksiniminin gerçek, samimi ve zorunlu olması, usule ve dava takvimine uyulması gerekir. Ev sahibinin yalnız konutu geri istemesi yeterli değildir; ihtiyaç mahkemece değerlendirilir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak için beş yıl veya on yıl geçmesi gerekir mi?
Hayır. TBK m.350/1’de ihtiyaç sebebiyle dava açmak için genel bir beş veya on yıllık kiracılık süresi öngörülmez. Bunun yerine sözleşme dönemi, dava süresi, ihtiyaç ve arabuluculuk şartları belirleyicidir.
Kiraya verenin başka bir evi varsa ihtiyaç davası reddedilir mi?
Mutlaka değil. Diğer taşınmazın boş veya kiracılı olması, ihtiyaç sahibinin kullanımına uygunluğu, konumu ve aile koşulları değerlendirilir. Başka evin bulunması her olayda otomatik ret veya kabul nedeni değildir.
Kiraya verenin çocuğu için tahliye istenebilir mi?
Evet. Çocuk, TBK m.350/1’de sayılan altsoy kapsamındadır. Bununla birlikte çocuğun gereksinimi somut ve devam eden nitelikte olmalı; dava, geçerli süre ve usule uygun açılmalıdır.
İhtiyaç nedeniyle tahliyede noter ihtarı şart mı?
TBK m.350 kapsamında belirli süreli sözleşmeye dayalı ihtiyaç davasında genel bir noter ihtarı şartı yoktur. Ancak sözleşmede özel ön bildirim yükümlülüğü olabilir; TBK m.353’e göre dava süresini uzatmak için yazılı bildirim gerekir.
Arabuluculuğa sözleşme bitmeden başvurmak yeterli mi?
TBK m.350 kapsamındaki ihtiyaç davalarında Yargıtayın 26.05.2025 tarihli, 2025/1495 E., 2025/3048 K. sayılı kararına göre dava açma hakkı doğmadan yapılan başvuru dava şartını karşılamaz. Somut dava takvimi esas alınmalıdır.
İhtiyaç davası açılınca kiracı hemen evden çıkar mı?
Hayır. Dava açılması kendiliğinden tahliye sağlamaz. Mahkemenin kararı, varsa kanun yolu ve icra işlemleri hukuken yürütülür; kiraya verenin kiracıyı fiilen zorlayarak çıkarması uygun bir yol değildir.
İhtiyaç nedeniyle tahliye edildikten sonra ev başkasına kiralanabilir mi?
TBK m.355 gereğince haklı sebep olmadan üç yıl içinde eski kiracı dışındaki kişilere yeniden kiralama yasağı söz konusudur. Aykırılığa dayalı tazminat ve koşulları, tahliyenin gerçekleşme biçimine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Yazar: Av. Mehmet Sarıoğlu
Hukuki kaynaklar ve önemli Yargıtay kararları
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (m.328-329, 339, 347-348, 350-351, 353-355).
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (m.16, 18/A ve 18/B).
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m.4, 6, 10 ve 190).
- 5 Nisan 2023 tarihli Resmî Gazete, 7445 sayılı Kanun m.37 (6325 sayılı Kanun m.18/B).
Bilgilendirme notu: Metin genel hukuki açıklama niteliğindedir. Somut uyuşmazlığın sözleşmesi, bildirim ve arabuluculuk tarihleri, taraf sıfatı ve delilleri ayrıca incelenmelidir. Mevzuat ile içtihat uygulaması değişebilir.