Yönetim Kurulu Üyesinin Vergi Borcu ve Şahsi Sorumluluğu

Yönetim kurulu üyesinin vergi borcu nedeniyle şahsen takip edilmesi, yalnızca yönetim kurulu üyeliğine değil, şirketi temsil ve ilzam yetkisine, ilgili vergisel ödevin kime ait olduğuna ve borcun şirketten tahsil edilememe şartına bağlıdır. Anonim şirkette temsil yetkisi bulunmayan bir yönetim kurulu üyesi, sırf üyelik sıfatıyla şirketin ödenmemiş vergilerinden sorumlu tutulamaz. Temsile yetkili yönetim kurulu üyesi ile limited şirket müdürü ise kanuni şartlar gerçekleştiğinde kişisel mal varlıklarıyla takip edilebilir. Özellikle vergi ve buna bağlı alacaklarda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) m.10, diğer kamu alacaklarında ise 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi arasındaki ayrım belirleyicidir.

Şirketin vergi borcundan kim, hangi sıfatla sorumludur?

Şirketin kendi borcu ile yöneticinin kişisel sorumluluğu ayrı hukuki ilişkilerdir. Anonim ve limited şirketler, ayrı tüzel kişilikleri bulunan vergi mükellefleridir. Verginin asıl borçlusu şirket olup yöneticiye yönelen tahsil takibi, kanunda öngörülen ek sorumluluk şartlarının gerçekleşmesini gerektirir. Konunun tahsil hukuku çerçevesi, amme alacağının kapsamı ve tahsil esasları ile birlikte değerlendirilmelidir.

Kişi veya sıfatSorumluluğun dayanağı ve sınırı
Anonim şirketin temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu üyesiVUK m.10’daki vergisel ödev ihlali ve şirketten tahsil edilememe şartlarıyla; kanuni temsilci olarak şahsi mal varlığıyla sorumluluk.
Temsil yetkisi bulunmayan anonim şirket yönetim kurulu üyesiSırf yönetim kurulu üyeliği nedeniyle VUK m.10 kapsamında şahsi vergi borcu doğmaz; temsil yetkisi ve somut ödev ayrıca ispatlanmalıdır.
Limited şirket müdürüŞirketi kanunen temsil ettiği dönem ve kendisine düşen vergisel ödevler bakımından VUK m.10; diğer kamu alacaklarında şartlarına göre 6183 mükerrer m.35.
Yalnızca limited şirket ortağıKanuni temsilcilik sıfatından bağımsız olarak 6183 m.35 kapsamında, sermaye payı oranında kamu borcu sorumluluğu; temsilci sorumluluğuyla karıştırılmaz.
Anonim şirketin yalnızca pay sahibiSalt pay sahipliği, şirketin vergi borcunu şahsi borç hâline getirmez; ayrı bir kanuni sorumluluk sebebi gerekir.

Bu tablodaki temel fark, kanuni temsilcinin şahsi sorumluluğu ile limited şirket ortağının sermaye payı oranındaki sorumluluğunun farklı hukuki sıfatlardan doğmasıdır. Bir kişinin hem ortak hem müdür olması, her iki sıfatın şartları incelenmeden tek bir sorumluluk gerekçesiyle takip yapılmasını haklı kılmaz.

Anonim şirket yönetim kurulu üyesi hangi koşullarda kanuni temsilcidir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m.365 uyarınca anonim şirket kural olarak yönetim kurulu tarafından yönetilir ve temsil edilir. TTK m.370, esas sözleşmede aksi öngörülmemiş ve yönetim kurulu tek kişiden oluşmamışsa temsilin çift imzayla kullanılmasını esas alır. Yönetim kurulu, temsil yetkisini bir veya birkaç murahhas üyeye ya da müdür sıfatıyla üçüncü kişilere devredebilir; ancak en az bir yönetim kurulu üyesi temsil yetkisini korumalıdır.

Temsil ve ilzam yetkisi devredilmişse diğer üyeler sorumlu olur mu?

Geçerli biçimde temsil ve ilzam yetkisi verilmemiş üye, yalnızca kurul üyeliğine dayanılarak şirketin vergi borcundan kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulamaz. Danıştay 4. Dairesinin 30.11.2021 tarihli, E.2017/1940, K.2021/7699 sayılı kararı bu ayrımı doğrudan uygulamıştır. Somut olayda üyelik devam ettiği hâlde şirketi temsil ve ilzam yetkisinin başka yönetim kurulu üyelerinde bulunduğu ticaret sicili kayıtlarıyla belirlenmiş; yetkisiz üye adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali isabetli bulunmuştur. Danıştay 9. Dairesinin 17.04.2024 tarihli, E.2023/5202, K.2024/1767 sayılı kararı da temsil yetkisi verilmeyen kurul üyesinin kişisel mallarına uygulanan haczin iptaline ilişkin kararı onamıştır.

Bu sonuç, yalnızca imza sirkülerindeki isme bakılarak değil; esas sözleşme, yönetim kurulu kararı, temsil yetkisinin kapsamı, ticaret sicilindeki tescil ve ilanlar ile ilgili dönemde fiilen ve hukuken kimin temsilci olduğunun birlikte incelenmesiyle belirlenir. Kurul başkanı veya başkan vekili unvanını taşımak, başlı başına her vergi borcundan sorumluluk gerekçesi değildir. Buna karşılık müşterek imzayla genel temsile yetkili olan kişi, tek başına imza atamamasını sorumluluktan kurtulma sebebi olarak ileri süremez.

Yönetimin devri ile temsilin devri aynı mıdır?

Hayır. TTK m.367 yönetimin devrini, m.370 ve 371 ise dışa karşı temsil yetkisini düzenler. Yönetim kurulu içinde muhasebenin bir üyeye bırakılması veya mali işlerin bir genel müdüre havale edilmesi, hukuken devam eden temsil yetkisini kendiliğinden kaldırmaz. TTK m.375’te sayılan üst yönetim, muhasebe düzeninin kurulması ve üst gözetim gibi devredilemez görevler de varlığını sürdürür. Bununla birlikte bu kurumsal gözetim ödevleri, VUK m.10’daki şahsi tahsil sorumluluğunun temsil yetkisi ve somut vergisel ödev yönünden ayrıca incelenmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 09.02.2022 tarihli, E.2020/615, K.2022/26 sayılı kararında, eski TTK dönemindeki somut görev ve temsil dağılımı değerlendirilerek mali sorumluluğu bulunmadığı kabul edilen üye lehine sonuca ulaşılmıştır. Kararda karşı oylar da vardır. Bu nedenle iç görev paylaşımı tek başına otomatik bağışıklık sağlamaz; geçerli temsil düzeni, uygulanan ticaret kanunu dönemi ve ihlal edildiği ileri sürülen vergisel ödev birlikte saptanmalıdır.

VUK m.10 ile 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35 arasındaki fark nedir?

VUK m.10, mükellef veya vergi sorumlusu olan tüzel kişilerin vergisel ödevlerinin kanuni temsilcilerce yerine getirilmesini öngörür. Maddenin ikinci fıkrasına göre bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden şirket mal varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, ödevini yerine getirmeyen kanuni temsilcinin mal varlığından alınır. Bu nedenle yalnızca borcun ödenmediğinin belirtilmesi yeterli değildir; temsilcinin ilgili vergisel ödevi ve ihlal ile tahsil edilememe arasındaki ilişki somutlaştırılmalıdır. Bu rejimin ayrıntıları VUK m.10 kapsamındaki kanuni temsilci sorumluluğunda ayrıca değerlendirilir.

6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi ise tüzel kişinin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının kanuni temsilcinin şahsi mal varlığından tahsiline ilişkin genel koruma düzenlemesidir. Vergi ve vergiye bağlı alacaklarda VUK m.10’un özel hüküm niteliği devam eder. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 13.06.2003 tarihli, E.2002/611, K.2003/320 sayılı kararı da mükerrer 35’in vergi dışındaki diğer kamu alacakları bakımından işlevini açıkça ayırmıştır.

Vergi borcuna ilişkin ödeme emrinde her iki kanun maddesinin birlikte yazılmış olması, VUK m.10’un aradığı şartların incelenmesini gereksiz kılmaz. Özellikle vergi, gecikme faizi, vergi ziyaı cezası ve diğer kalemlerin hukuki niteliği ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Vergi dışı idari para cezası veya başka kamu alacağına ilişkin sorumluluk, doğrudan vergi sorumluluğu ile aynı gerekçeye dayanmayabilir.

Şirketten tahsil edilmeden yönetim kurulu üyesine ödeme emri gönderilebilir mi?

Kanuni temsilci, şirketin her vadesi geçmiş vergi borcu için ilk başvurulacak borçlu değildir. Vergi alacağının öncelikle asıl mükellef şirketten tahsili yoluna gidilmeli; şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemediği ya da tahsil edilemeyeceği somut takip kayıtlarıyla ortaya konulmalıdır. Şirketin mevcut ve tahsile elverişli mal varlığı araştırılmadan, soyut bir tahsil imkânsızlığı ifadesiyle yöneticiye yönelinmesi hukuka aykırılık oluşturur.

Tahsil dosyasında şirket adına yapılan tebligatlar, şirkete gönderilen ödeme emrinin usulü, banka ve tapu kayıtlarına ilişkin araştırmalar, haciz varakaları, fiili haciz ve satış sonuçları önemlidir. Bununla birlikte kanun, her somut olayda ekonomik değeri olmayan bütün takip işlemlerinin tamamlanmasını şart koşmaz; tahsil edilemeyeceğinin objektif olarak belirlenmesi de yeterli olabilir.

Danıştay 4. Dairesinin E.2017/1940, K.2021/7699 sayılı kararının ilk derece incelemesinde, şirketin önemli değerde araçları bulunduğu hâlde şirket takibinin tamamlanmaması da hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiştir. Sonuçta Danıştay, ayrıca davacının temsil yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle iptal sonucunu onamıştır. Dolayısıyla şirketin mal varlığı araştırması ve yöneticinin temsil sıfatı, birbirinden bağımsız iki denetim alanıdır.

Eski yönetim kurulu üyesi sonradan çıkan vergi borcundan sorumlu mudur?

Üyelikten veya temsilcilikten ayrılmak önceki dönemde ihlal edilmiş vergisel ödevlerden doğan sorumluluğu kendiliğinden silmez. Buna karşılık görev sona erdikten sonra başka bir temsilci tarafından yerine getirilmesi gereken beyan, ödeme veya defter-belge ibraz ödevindeki ihlal, sırf verginin eski hesap dönemine ait olması nedeniyle önceki üyeye yüklenemez.

Örneğin bir temsilci 2022 yılında sahte belgeye dayalı beyanda bulunulmasına sebep olmuşsa, bu durumun 2025 yılında yapılan vergi incelemesiyle tespit edilmesi tek başına sorumluluğu kaldırmaz. Buna karşılık 2022 yılı defterlerinin 2025 yılında istenmesine rağmen, o tarihte görevdeki yeni temsilci tarafından ibraz edilmemesi sebebiyle vergi ve ceza doğmuşsa, eski temsilcinin yalnızca defterlerin ait olduğu yılda görev yapmış olması kişisel sorumluluk için yeterli değildir.

Danıştay 9. Dairesinin 27.04.2023 tarihli, E.2021/3841, K.2023/1677 sayılı kararında, geçmiş döneme ilişkin defter ve belgelerin sonraki temsilci tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle eski temsilcinin sorumlu olmadığı yönündeki değerlendirme onanmıştır. Böylece vergilendirme dönemi, beyan ve ödeme vadesi, ödevin ihlal edildiği gün, temsilcinin görev süresi ve tarhiyatın sonradan yapılması ayrı tarihler olarak incelenmelidir.

AYM’nin 2015 tarihli iptal kararı neden önemlidir?

6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesine 5766 sayılı Kanun’la eklenen beşinci ve altıncı fıkralar, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde farklı kanuni temsilciler varsa bunları otomatik olarak müteselsil sorumlu tutuyor ve VUK hükümlerinin uygulanmasını bertaraf edecek biçimde yorumlanabiliyordu. Anayasa Mahkemesi, 19.03.2015 tarihli E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararıyla bu iki fıkrayı iptal etmiştir (RG: 03.04.2015, 29315).

Bu iptalden sonra, sadece verginin doğduğu tarihte veya yalnızca ödeme vadesinde temsilci bulunmak otomatik ve koşulsuz müteselsil sorumluluk yaratmaz. İdare ve mahkeme, uygulanacak özel hükme göre hangi kişinin hangi ödevi yerine getirmediğini ve bunun tahsil edilemeyen alacakla ilişkisini araştırmalıdır. İptal, mükerrer 35. maddenin ilk dört fıkrasını veya VUK m.10’u yürürlükten kaldırmamıştır.

Limited şirket müdürü ne zaman şirketin vergi borcundan sorumlu olur?

Limited şirkette yönetim ve temsil TTK m.623 uyarınca şirket sözleşmesiyle belirlenir. Müdür sıfatı bir veya birden fazla ortağa, bütün ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir; en az bir ortağın yönetim ve temsil yetkisi bulunmalıdır. Birden fazla müdür varsa TTK m.624, müdürler kuruluna ve başkana ilişkin kuralları düzenler; temsil yetkisinin kapsamı, imza şekli ve tescilinde ise m.629 yoluyla anonim şirket hükümleri kıyasen uygulanır.

Limited şirket müdürü kanuni temsilci olduğu ilgili dönemdeki vergi ödevlerini ihlal etmiş ve bu nedenle vergi şirketten tahsil edilememişse VUK m.10 kapsamında takip edilebilir. Bunun için müdürün şirket ortağı olması şart değildir. Tersine, yalnızca ortak olan kişinin müdür sıfatıyla takibi, yönetim ve temsil yetkisi saptanmadan yapılamaz. Şirket ortağına 6183 m.35 uyarınca başvurulması ayrı bir sorumluluk yoludur.

Danıştay 4. Dairesinin 18.10.2022 tarihli, E.2019/9169, K.2022/5726 sayılı kararı, eski ticaret kanunu döneminden yeni döneme uzanan somut bir müdürlük ve temsil süresi uyuşmazlığında, müdürün yetkili olduğu dönem ile müdürlük yetkisinin sona ermesinden sonraki dönemin ayrılmasını gerekli görmüştür. Bu karar, her limited şirkette müdür atanmamışsa ortakların kendiliğinden ve her tarihte temsilci sayılacağı şeklinde genellenemez; şirket sözleşmesi ve ilgili dönemin ticaret kanunu hükümleri esas alınmalıdır.

Ortaklık payının devri müdürlük sorumluluğunu sona erdirir mi?

Pay devri ile şirket müdürlüğünden ayrılma aynı hukuki işlem değildir. Paylarını devreden kişi müdürlük ve temsil yetkisini sürdürüyorsa temsilci sıfatına bağlı sorumluluk tartışması devam edebilir. Müdürlük sona erse de önceki görev dönemine ait ihlaller ayrıca incelenir. Devreden ve devralan ortakların 6183 m.35’ten doğan özel sorumluluğu ise limited şirkette pay devri ve vergi borcu başlığının konusudur.

Şirket müdürünün veya yönetim kurulu üyesinin şahsi mal varlığına haciz konulabilir mi?

Şahsi sorumluluk şartları oluşmuş ve kişiye karşı usulüne uygun tahsil takibi başlatılmışsa banka hesapları, taşınır ve taşınmazlar ile haczi mümkün hak ve alacakları üzerinde 6183 hükümleri çerçevesinde haciz uygulanabilir. Ancak şirket borcu, kanuni temsilcilik sıfatı ve sorumlu olunan dönem belirlenmeden yalnızca eski bir ticaret sicili kaydına dayanılarak kişisel mal varlığına gidilemez. Haczin miktarı da tahsili istenebilecek hukuken geçerli borçla sınırlı olmalıdır.

Haciz kararı, ödeme emri ve varsa teminat işlemleri birbirinden ayrı idari işlemlerdir. Yöneticiye karşı sorumluluğun hiç doğmadığı savunması yanında, şirketten tahsil edilememe koşulunun gerçekleşmediği ve haczedilen malın borçla ölçüsüz olduğu hususları da incelenir. Şirket birleşmesi veya tasfiye gibi durumlar ise taraf ve takip rejimini değiştirebileceğinden birleşme ve devirde kamu borçlarının intikali ile tasfiye memurunun borç sorumluluğu ayrıca değerlendirilir.

Yönetim kurulu üyesine gönderilen ödeme emrine karşı hangi dava açılır?

6183 sayılı Kanun’un 55 ve 58. maddeleri uyarınca kişiye tebliğ edilen ödeme emrine karşı tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içinde, görevli ve yetkili vergi mahkemesinde iptal davası açılır. Kanun metnindeki eski vergi itiraz komisyonu ifadeleri, güncel vergi yargısı teşkilatı bakımından doğrudan başvuru mercii olarak uygulanmaz. Ödeme emrine karşı ileri sürülen temel sebepler borcun bulunmaması, kısmen ödenmiş olması veya zamanaşımıdır. Kişinin ilgili dönemde kanuni temsilci olmadığı veya şirketin borcundan sorumlu olmadığı savunması, kendisinden istenebilir bir borcun bulunmadığı kapsamında değerlendirilir.

Dava dilekçesinde özellikle temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığını gösteren ticaret sicili ilanları, esas sözleşme, yönetim kurulu kararları, görevden ayrılma ve yeni temsilci atanma belgeleri; borcun türü, ilgili dönem, tahakkuk ve vade tarihleri; asıl şirkete gönderilen ihbarnameler ve ödeme emirleri ile tahsil araştırmasının eksikleri ayrı ayrı açıklanmalıdır. Ödeme emrine karşı on beş günlük dava süresinin uygulanması ve vergi davası dilekçesinin düzenlenmesi bu aşamada önem taşır.

Ödeme emrine karşı dava açılması tahsil işlemlerini kendiliğinden durdurmaz. İYUK m.27/4 uyarınca tahsilat işlemlerine karşı davalarda yürütmenin durdurulması ayrıca istenebilir. Bunun için işlemin açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zarar doğması şartlarının birlikte ortaya konulması gerekir. Yönetici hakkında ödeme emrinden bağımsız haciz işlemi kurulmuşsa bu işleme karşı başvuru süresi ve dava konusu da ayrıca belirlenmelidir. Uyuşmazlığın genel idari ve yargısal aşamaları vergi uyuşmazlıklarının çözüm yolları çerçevesinde ele alınır.

Somut uyuşmazlıkta hangi belgeler sonucu belirler?

  • Temsil belgesi: İlgili vergi dönemine ait ticaret sicili kayıtları, imza sirküleri, yönetim kurulu veya ortaklar kurulu kararları ve şirket sözleşmesi.
  • Görev kronolojisi: Temsil yetkisinin başlangıcı, kapsamı, devri, geri alınması, istifa veya görevden alınmanın hukuki sonuç doğurduğu tarihler.
  • Vergisel ödev: Beyanname, vergi kesintisi, ödeme veya defter-belge ibrazı bakımından ihlalin niteliği, tarihi ve yetkili kişi.
  • Şirket tahsil dosyası: İhbarname ve ödeme emri tebliğleri, haciz varakaları, banka, tapu, taşıt ve diğer mal varlığı araştırmalarının tarihli sonuçları.
  • Borcun içeriği: Vergi aslı, bağlı faiz ve cezalar, ayrıca diğer kamu alacakları ile yapılmış ödemeler ve tahsil zamanaşımı kayıtları.

Varsayımsal örnek: Üç kişilik anonim şirket yönetim kurulunda A ve B, ticaret sicilinde yayımlanan geçerli kararla şirketi müştereken ve genel olarak temsil etmeye yetkili; C ise temsil yetkisiz üyedir. Şirketin 2024 dönemine ait ve 2025 yılında vadesi gelen vergileri ödenmediğinde C hakkında sadece üyelik sıfatıyla ödeme emri düzenlenmesi hukuka aykırıdır. A ve B bakımından ise yetki, 2024–2025 dönemindeki somut vergisel ödev, olası ihlal ve şirketten tahsil edilememe ayrı ayrı araştırılır. Borcun 2026 yılında inceleme sonucunda ortaya çıkması, bu incelemeyi ortadan kaldırmaz.

Sık sorulan sorular

Anonim şirketin bütün yönetim kurulu üyeleri vergi borcundan müteselsilen sorumlu mudur?

Hayır. Salt yönetim kurulu üyeliğiyle tüm üyeler için otomatik bir kişisel vergi borcu veya müteselsil sorumluluk kurulamaz. Her üyenin geçerli temsil yetkisi ve kendisine yüklenen vergisel ödevin ihlali somut olarak değerlendirilir.

Yönetim kurulu başkanı şirketin tüm vergilerinden şahsen sorumlu mudur?

Başkanlık unvanı tek başına yeterli değildir. Başkanın şirketi temsil ve ilzam yetkisi, ilgili dönemde hangi vergisel ödevlerden sorumlu olduğu ve şirketten tahsil edilemeyen borç arasında kanuni ilişki aranır.

Şirketten ayrıldıktan yıllar sonra ödeme emri gelebilir mi?

Evet; önceki görev döneminde ihlal edilmiş bir ödevin sonuçları daha sonra ortaya çıkabilir. Bununla birlikte sırf eski dönemin borcu olduğu gerekçesiyle sorumluluk kurulamaz; görev tarihi, ödevin ihlal tarihi, tahsil zamanaşımı ve tebligatlar kontrol edilir.

Limited şirkette müdür olmayan ortak vergi borcu öder mi?

Ortaklık sıfatıyla 6183 m.35 kapsamında sorumlu tutulabilir; fakat bu, kişinin ayrıca müdür veya kanuni temsilci olduğu anlamına gelmez. Ortaklık payına bağlı sorumluluk ile müdürün şahsi temsilci sorumluluğunun koşulları farklıdır.

Yönetici vergi borcunu şahsen öderse şirkete rücu edebilir mi?

VUK m.10 ve 6183 mükerrer m.35, ilgili koşullarla şahsen ödeme yapan temsilciye asıl borçluya rücu hakkı tanır. Şirkete karşı rücu hakkının fiilen kullanılabilmesi, şirketin mal varlığı ve somut hukuki ilişki bakımından ayrıca değerlendirilir.

Sonuç

Yönetim kurulu üyesi veya şirket müdürü hakkında kişisel vergi takibinin hukuka uygunluğu, üç aşamalı incelemeye dayanır: geçerli temsil sıfatı, ilgili dönemdeki vergisel ödevin ihlali ve alacağın asıl şirketten tahsil edilememe şartı. Anonim şirkette temsil yetkisiz kurul üyesinin sırf üyelik sebebiyle takibi hukuka aykırıdır; limited şirkette ise müdür ve ortak sıfatları ayrı ayrı değerlendirilir. Özellikle görev değişiklikleri, ticaret sicili belgeleri ve asıl şirketin tahsil dosyası ödeme emrinin hukuki denetiminde belirleyicidir.

Kanuni temsilci adına gönderilen ödeme emri veya kişisel haciz işlemlerinde, sürelerin ve şirkete ait tahsil kayıtlarının birlikte incelenmesi gerekir. Bu nitelikteki somut vergi uyuşmazlıklarının takibinde vergi hukuku kapsamında hukuki temsil ve dava süreçleri ayrıca değerlendirilir.

Kaynaklar ve içtihatlar

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m.10.
  • 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.1, 3, 35, mükerrer m.35, m.55, 58 ve 62.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, m.365, 367, 370, 371, 375, 623, 624, 625 ve 629. Mevzuat Bilgi Sistemi.
  • 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, m.3, 7 ve 27.
  • Anayasa Mahkemesi, 19.03.2015, E.2014/144, K.2015/29, RG 03.04.2015, 29315. Karar metni.
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 09.02.2022, E.2020/615, K.2022/26.
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 13.06.2003, E.2002/611, K.2003/320.
  • Danıştay 4. Daire, 30.11.2021, E.2017/1940, K.2021/7699. Resmî karar metni.
  • Danıştay 9. Daire, 17.04.2024, E.2023/5202, K.2024/1767.
  • Danıştay 9. Daire, 27.04.2023, E.2021/3841, K.2023/1677.
  • Danıştay 4. Daire, 18.10.2022, E.2019/9169, K.2022/5726.

Yazar: Av. Fatih SEFER