Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedeniyle Boşanma Davası (TMK 162)

Pek kötü veya onur kırıcı davranış nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin diğerinin bedensel ya da ruhsal sağlığını bozacak ağırlıkta davranışlarda bulunması veya onun şeref ve haysiyetine ağır derecede saldırması hâlinde açılan özel ve mutlak bir boşanma davasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen bu iki sebepte, eylem ispatlandığında mahkeme evlilik birliğinin çekilmez hâle gelip gelmediğini ayrıca araştırmaz. Dava, öğrenmeden itibaren altı ay ve her hâlde beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir; affeden eşin dava hakkı yoktur.

TMK 162 ve iki sebebin kapsamı

Türk Medeni Kanunu Madde 162 – Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
“Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”

Madde üç ayrı boşanma sebebi düzenler. Bu yazının konusu ikinci ve üçüncüsüdür; birincisi için hayata kast nedeniyle boşanma yazımıza bakabilirsiniz.

İki sebep uygulamada çoğu zaman birlikte ileri sürülür, çünkü aynı olay örgüsünden doğarlar: şiddet uygulayan eş genellikle aynı zamanda hakaret ve aşağılamada da bulunur. Ancak ölçütleri farklıdır. Pek kötü davranış bedensel ve ruhsal bütünlüğü, onur kırıcı davranış ise şeref ve haysiyeti hedef alır.

Madde metninde dikkat çeken bir ayrıntı vardır: “ağır derecede” ifadesi yalnızca onur kırıcı davranışa bağlanmıştır. Pek kötü davranış için Kanun böyle bir sıfat kullanmamıştır. Bu, pek kötü davranışta ağırlık aranmadığı anlamına gelmez — doktrin ve uygulama burada zulüm ve eziyet boyutunu arar — ancak onur kırıcı davranışta eşiğin kanun metninin kendisiyle yükseltildiğini gösterir. Nitekim yerleşik uygulamada her türlü onur kırıcı davranış değil, yalnızca ağır derecede olanı bu maddeye dayanak sayılır.

Mutlak boşanma sebebi olmanın sonuçları

Her iki sebep de özel, mutlak ve kusura dayalıdır. Mutlak olmaları, eylemin ispatı hâlinde hâkimin ayrıca çekilmezlik araştırması yapmasına gerek bulunmaması anlamına gelir.

Bunun ikinci sonucu kusur alanındadır. TMK 162 uyarınca boşanma kararı verilip kesinleştiğinde, davalı eşin kusurunun tamamen sabit olduğu kabul edilir ve bu konuda ayrıca yeni bir kusur değerlendirmesi yapılamaz (HGK, 2008/51 E., 2008/87 K.). Uygulamada, özel sebebin sabit olduğu dosyalarda davacının kusursuz, davalının tam kusurlu kabulüyle hem TMK 162 hem TMK 166/1 uyarınca boşanma kararı verilmesi yerinde bulunmuştur (2. HD, 2023/1732 E., 2023/4534 K.).

Bu, davacı bakımından genel sebebe göre belirgin bir avantajdır: tartışma, karşılıklı kusur dengelemesinden çıkıp tek bir soruya iner — eylem gerçekleşti mi ve aranan ağırlığa ulaştı mı?

Pek kötü davranış nedir?

Pek kötü davranış, eşlerden birinin diğerine uyguladığı, vücut bütünlüğünü, bedensel veya ruhsal sağlığını bozucu ya da tehlikeye düşürücü davranışlardır. Doktrinde aranan ölçüt, eylemin basit kötü davranış sınırını aşarak zulüm ve eziyet boyutuna ulaşmasıdır.

Eylemin süreklilik göstermesi kural olarak zorunlu değildir; tek bir olay da yeterli ağırlığa ulaşabilir. Buna karşılık hafif nitelikteki ve ağır sonuç doğurmayan eylemlerin tek başına yeterli sayılmadığı, bunlarda tekrarın arandığı görülmektedir. Pratik ölçüt şudur: basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikteki yaralanmalar bu eşiği tek başına aşar. Nitekim eşine sürekli fiziksel şiddet uygulayan ve son olayda basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde kemik kırığına neden olacak biçimde yaralayan eş bakımından, pek kötü davranış sebebiyle boşanmaya karar verilmesi gerekirken davanın reddi bozma sebebi sayılmıştır (2. HD, 2015/25728 E., 2016/1849 K.).

Eylemin fiziksel olması da şart değildir. Ruhsal sağlığı bozacak yoğunluktaki baskı, yıldırma ve izolasyon da bu kapsamda değerlendirilebilir; ancak burada ispat yükü ağırlaşır, çünkü ruhsal yıkımın somut delillerle ortaya konulması gerekir.

Pek kötü davranış örnekleri

Yargı kararlarında bu kapsamda değerlendirilen olgulara örnekler:

  • Ağır darp: boğazını sıkma, başını sert bir yüzeye vurma, baygınlık geçirtme, saçından çekerek vurma (2. HD, 2024/3781 E., 2024/5116 K.)
  • Şiddetin araçla ve süreklilik göstererek uygulanması; şiddet uygulamak için alet hazırlanması ve şiddetin sözle meşrulaştırılması (2. HD, 2023/1618 E., 2023/5120 K.)
  • Tekrarlanan darp: gözde ve yanakta morluk, boyunda parmak izleri, tanıklarca görülen yaralanmalar (2. HD, 2023/2493 E., 2023/5616 K.)
  • Cinsel birlikteliğe zorlama ve bu amaçla şiddet veya araç kullanılması (2. HD, 2023/9258 E., 2024/7413 K.)
  • Eve veya odaya kapatma, aç bırakma, temel ihtiyaçlardan yoksun bırakma
  • Eşi sosyal çevresinden ve ailesinden koparma, ziyaretleri engelleme (2. HD, 2024/3781 E., 2024/5116 K.)
  • Ekonomik şiddet: eşin maaş kartına el koyma ve gelirini kullanmasını engelleme (2. HD, 2023/5736 E., 2024/2416 K.)
  • Misafir önünde aşağılama, darp izleriyle akrabaların karşısına çıkmaya mecbur bırakma (2. HD, 2023/3933 E., 2024/1686 K.)

Bu örneklerin bir bölümü aynı zamanda onur kırıcı davranış niteliği de taşır. İki sebep birbirini dışlamaz; aynı olgu her ikisine birden dayanak yapılabilir.

Onur kırıcı davranış nedir?

Onur kırıcı davranış, eşlerden birinin diğerine hakaret etmek, onu küçük düşürmek amacıyla yaptığı saldırıdır. Saldırı sözle, yazıyla, paylaşımla veya davranışla gerçekleşebilir; fiziksel temas gerekmez.

Bu sebep, 743 sayılı eski Türk Kanunu Medenisi’nde yer almayan, 4721 sayılı Kanun ile getirilmiş bir düzenlemedir. Kanun koyucu bunu ayrı bir sebep olarak eklerken “ağır derecede” kaydını da koymuştur.

“Ağır derecede” eşiği nasıl belirlenir?

Bu, davaların en çok bu noktadan reddedildiği başlıktır. Her hakaret, her aşağılayıcı söz TMK 162’ye dayanak olmaz.

Eşiğin belirlenmesinde şu unsurlar birlikte değerlendirilir:

  • Sözlerin içeriği ve ağırlığı. Namus, iffet ve şerefe yönelen isnatlar en ağır kategoridedir.
  • Sıklık ve süreklilik. Tek bir öfke anında söylenen söz ile sistematik aşağılama farklı değerlendirilir.
  • Aleniyet. Davranışın üçüncü kişiler önünde, sosyal çevrede veya kamuya açık mecralarda gerçekleşmesi ağırlığı artırır.
  • Davranışın bütünlüğü. Sözlerin tek tek değil, eşin kişiliğini hedef alan bir bütün olarak yarattığı etki esas alınır.

Somut bir örnekte, eşine yönelik aşağılayıcı ve değersizleştirici ifadelerin bütünü, davacının onur ve haysiyetini yerle bir ettiği gerekçesiyle ağır derecede onur kırıcı davranış sayılmıştır (2. HD, 2023/6294 E., 2024/4486 K.). Buna karşılık tepki niteliğinde söylenen ve bu bütünlüğe ulaşmayan sözlerin ağır derecede onur kırıcı sayılmayacağı yönünde kararlar da vardır.

Pratik sonuç: Dilekçede “hakaret etti” demek yeterli değildir. Sözlerin ne olduğu, kaç kez ve kimin önünde söylendiği, davacı üzerindeki etkisinin ne olduğu somutlaştırılmalıdır. Ağır derece eşiği, ancak bu ayrıntılarla aşılabilir.

Onur kırıcı davranış örnekleri

  • Eşin namus ve iffetine yönelik asılsız isnatlar, sadakatinden şüphe ettirecek ithamlar ve ağır küfürler (2. HD, 2023/1984 E., 2023/4907 K.)
  • Eşi değersizleştiren, hizmetçi konumuna indirgeyen, nefret bildiren sistematik ifadeler (2. HD, 2023/6294 E., 2024/4486 K.)
  • Eşi çevresine karşı aşağılama, arkadaşlarını arayarak hakkında olumsuz beyanlarda bulunma (2. HD, 2023/2593 E., 2023/6375 K.)
  • Eş hakkında asılsız suç isnadında bulunmak, haksız yere şikâyet etmek
  • Eşin özel görüntülerinin veya bilgilerinin rızası dışında yayılması
  • Evli iken başka biriyle düğün yapmak ve buna ilişkin görüntülerin sosyal ortamda paylaşılması (2. HD, 2018/5581 E., 2018/14485 K.)

Sosyal medya ve aleniyet

Onur kırıcı davranış dosyalarının önemli bir bölümü artık dijital mecralardan doğuyor. Sosyal medya paylaşımı, saldırının ulaştığı kitleyi genişlettiği için ağırlığı doğrudan artıran bir unsurdur.

Bir kararda, eş aleyhine sosyal medya üzerinden namusa yönelik paylaşımlarda bulunulması, eşin arkadaşlarının aranarak hakkında olumsuz beyanlarda bulunulması ve çevresine karşı aşağılanması kişilik haklarına saldırı sayılmıştır (2. HD, 2023/2593 E., 2023/6375 K.). Başka bir dosyada, evli iken yapılan düğüne ilişkin fotoğrafların sosyal ortamda paylaşılması onur kırıcı davranış olarak nitelendirilmiştir (2. HD, 2018/5581 E., 2018/14485 K.).

Bu tür dosyalarda delilin hukuka uygun elde edilmesi ayrıca önem taşır. Kamuya açık bir paylaşımın ekran görüntüsü ile eşin hesabına izinsiz erişilerek elde edilen içerik aynı değildir; ikincisi hükme esas alınamaz.

Sadakatsizlik, zina ve onur kırıcı davranış

Sadakatsizlik iddialarında üç sebep yarışabilir: zina (TMK 161), onur kırıcı davranış (TMK 162) ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK 166/1).

Zina cinsel ilişkinin ispatını gerektirir ve altı ay/beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir. İlişkinin ispatlanamadığı ancak davranışın eşin onurunu ağır biçimde zedelediği hâllerde onur kırıcı davranışa dayanılması gündeme gelir. Nitekim ayrılık süresi içinde eşin başka biriyle ilişkisini sürdürmesi onur kırıcı davranış sayılmıştır (2. HD, 2011/22356 E., 2012/752 K.). Evli iken başka biriyle düğün yapılması da aynı çerçevede değerlendirilmiştir (2. HD, 2018/5581 E., 2018/14485 K.).

Dikkat edilmesi gereken nokta, TMK 162’nin de kendi hak düşürücü sürelerine tabi olmasıdır. Yani zina için süre kaçırıldığında onur kırıcı davranışa geçmek her zaman çözüm değildir; her iki sebep de aynı altı ay/beş yıl kuralına bağlıdır. Süreler her ikisinde de geçmişse, olgular yalnızca TMK 166/1 kapsamında kusur olarak değerlendirilebilir.

Davranışın eşe yönelik olması şartı

TMK 162’deki her üç sebep de diğer eşe yönelik davranışları kapsar. Eşin anne, baba veya kardeşi gibi yakınlarına yönelen davranışlar bu maddeye dayanak yapılamaz; bunlar TMK 166/1 kapsamında kusur olarak değerlendirilir.

Bu şartın sınırında bir durum vardır: davranış üçüncü kişilere yöneltilmiş olsa da hedefi eş ise, yani eş hakkında üçüncü kişilere isnatta bulunuluyorsa, saldırı eşe yönelmiş sayılır. Eşin arkadaşlarının aranarak hakkında olumsuz beyanlarda bulunulması bu niteliktedir (2. HD, 2023/2593 E., 2023/6375 K.). Belirleyici olan, sözün kime söylendiği değil, kimin onurunu hedef aldığıdır.

Kast ve ayırt etme gücü

Her iki sebep de kusura dayalıdır. Davranışın bilerek ve isteyerek gerçekleştirilmiş olması ve eylemi gerçekleştiren eşin ayırt etme gücüne sahip bulunması gerekir.

Ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bir eşin davranışları bu maddeye dayanak yapılamaz; koşulları varsa akıl hastalığı sebebiyle boşanma (TMK 165) değerlendirilir. Buna karşılık eşin kendi kusuruyla geçici olarak ayırt etme gücünü kaybetmesi (örneğin iradi alkol kullanımı) sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreler

TMK 162/2 uyarınca dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Bu süreler hak düşürücüdür: durmaz, kesilmez ve hâkim tarafından resen gözetilir. Ceza yargılamasının sürüyor olması altı aylık sürenin işlemesini durdurmaz.

Tekrarlanan eylemlerde süre, her yeni eylemle birlikte o eylem bakımından yeniden işlemeye başlar. Süregelen şiddet ve hakaret dosyalarında bu, davanın son olay esas alınarak süresinde açılmış sayılmasını sağlar. Nitekim bir dosyada, önceki boşanma davasının reddinden sonra devam eden hakaret ve aşağılayıcı mesajların yeni bir dava hakkı doğurduğu kabul edilmiştir (2. HD, 2015/15140 E., 2016/6537 K.).

Sürelerin geçmesi hâlinde olgular tamamen değersiz hâle gelmez; TMK 166/1’e dayalı davada kusur belirlemesinde dikkate alınabilir. Ancak özel sebebe dayanma ve mutlak sebep olmanın sağladığı avantaj kaybedilir.

Af ve hoşgörü

TMK 162/3 uyarınca affeden tarafın dava hakkı yoktur. Af, açık bir irade beyanıyla olabileceği gibi davranışla da gerçekleşebilir.

Hukuk Genel Kurulu affı, esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya davranış biçimi olarak tanımlamış; olaylardan sonra barışma, hukuki süreçleri sonlandırma veya olaylara rağmen evlilik birliğini makul bir süre sürdürmeye devam etme hâllerini af niteliğinde davranışlar olarak saymıştır (HGK, 2017/2067 E., 2019/296 K.).

Buna karşılık şiddet dosyalarında af savunması dar yorumlanır. Şiddet olaylarından sonra evlilik birliği devam etmiş olsa dahi, fiziksel şiddet süreklilik arz ettiğinden bu durum af kapsamında değerlendirilemez (2. HD, 2023/2493 E., 2023/5616 K.). Aynı doğrultuda, tarafların bir arada yaşadığı son döneme ilişkin kusurlu davranışların affedildiği yahut hoşgörüyle karşılandığı kabul edilemez (2. HD, 2021/5155 E., 2021/7945 K.).

Bunun gerekçesi açıktır: şiddet mağduru eşin ekonomik bağımlılık, çocuklar, barınma sorunu veya can korkusu nedeniyle aynı konutta kalmaya devam etmesi bir tercih değil zorunluluktur. Af savunmasının kabulü için, baskının ortadan kalktığı bir ortamda evlilik birliğini sürdürme yönünde bilinçli ve tereddütsüz bir iradenin ortaya konulmuş olması aranır.

Bununla birlikte af, bu davalarda gerçekten de sonuç doğurabilen bir savunmadır. Geçmiş bir şiddet olayının affedildiği veya hoşgörüyle karşılandığı, sonraki davranışların ise TMK 162 koşullarını oluşturmadığı sonucuna varılan dosyalarda dava reddedilmektedir. Bu nedenle dilekçede, şiddetin sürekliliği ve son olayın niteliği açıkça ortaya konulmalıdır.

İspat ve deliller

  • Darp raporları ve adli tıp raporları. Yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğine ilişkin tespit, ağırlık değerlendirmesinin merkezindedir.
  • Kolluk kayıtları ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararı dosyaları.
  • Ceza soruşturma ve dava dosyaları. Yaralama, tehdit veya hakaret suçlarına ilişkin dosyalar getirtilir.
  • Tanık beyanları. Onur kırıcı davranışta belirleyici delildir; sözlerin içeriği, sıklığı ve kimlerin önünde söylendiği tanıklarla ortaya konulur.
  • Mesaj, paylaşım ve görüntü kayıtları. Hukuka uygun yolla elde edilmiş olmaları koşuluyla.
  • Sağlık ve psikiyatri kayıtları. Ruhsal sağlığın bozulduğu iddialarında.

Duyuma dayalı beyanlar ve genel nitelemeler tek başına yeterli değildir; somut olaylara ilişkin görgüye dayalı anlatım aranır.

Hukuki nitelendirme ve terditli dava

Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hâkime aittir (HMK 33); ancak hâkim taleple bağlıdır (HMK 26/1). Özel sebebe dayanılmışsa, mahkemenin öncelikle bu sebebi incelemesi gerekir (2. HD, 2023/5833 E., 2024/3844 K.).

İlke iki yönlü işler. Özel sebep ispatlanmışken genel sebep üzerinden hüküm kurulması bozma sebebi olduğu gibi, koşulları oluşmadığı hâlde TMK 162 uyarınca boşanma kararı verilmesi de bozma sebebidir. Bu nedenle davanın terditli açılması — öncelikle TMK 162’ye, sabit görülmezse TMK 166/1’e dayanılması — uygulamada en güvenli yoldur. Özel sebebin ağır derece eşiğini aşamadığı dosyalarda aynı olgular genel sebep bakımından kusur olarak değerlendirilebilir.

Kusur, tazminat, nafaka ve velayet

Kusur. Özel sebep sabit olduğunda davalı tam kusurlu kabul edilir ve boşanma kararı bakımından ayrıca kusur değerlendirmesi yapılmaz (HGK, 2008/51 E., 2008/87 K.). Ancak fer’i haklarda tarafların karşılıklı durumu gözetilir; davacının da kusurlu davranışları varsa tazminat ve nafaka takdirinde bu dikkate alınır.

Manevi tazminat. TMK 174/2 uyarınca kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir. Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için öngörülen bir telafi biçimidir; amacı olaydan duyulan acı ve elemi kısmen dindirmek ve normal hayata dönüşü sağlamaktır (HGK, 2017/2413 E., 2021/996 K.). Ağır hakaret ve fiziksel şiddetin kişilik haklarını zedelediği kabul edilmektedir (2. HD, 2022/11509 E., 2023/2477 K.).

Maddi tazminat. TMK 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen taraf maddi tazminat isteyebilir. Takdirde tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusur dereceleri, paranın alım gücü ve ihlal edilen menfaatin kapsamı birlikte değerlendirilir; TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi esas alınır.

Nafaka. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK 175). Yargılama sırasında tedbir nafakası, kesinleşmeden sonra yoksulluk nafakası söz konusu olur.

Velayet. Ölçüt çocuğun üstün yararıdır (TMK 182). Şiddet uygulayan ebeveynin bu tutumunun çocuklara da yönelip yönelmediği, çocukların şiddete tanık olup olmadığı ve mevcut düzenin nerede kurulu olduğu birlikte değerlendirilir. Fiili ayrılık sürecinde çocukların yanında kaldığı ebeveynin yanında kurulu düzenlerinin bulunması, uzman raporlarıyla birlikte belirleyici olmaktadır (2. HD, 2023/2632 E., 2023/5814 K.). Kardeşlerin birbirinden ayrılmaması ilkesi ve idrak çağındaki çocukların beyanları da gözetilir (2. HD, 2023/5736 E., 2024/2416 K.).

Hayata kast ile karşılaştırma ve mal rejimi farkı

ÖlçütHayata kastPek kötü davranışOnur kırıcı davranış
Korunan değerYaşam hakkıBeden ve ruh sağlığıŞeref ve haysiyet
Aranan kastÖldürme kastıSağlığı bozma; zulüm boyutuKüçük düşürme; ağır derece
TMK 236/2UygulanırUygulanmazUygulanmaz

Son satır uygulamada en çok yanlış bilinen noktadır. TMK 236/2, hâkimin kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını azaltmasına veya kaldırmasına yalnızca zina ve hayata kast nedeniyle boşanma hâllerinde imkân tanır. Pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış sebepleri bu hükmün kapsamında değildir; bu sebeplerle boşanan eş, mal rejimi tasfiyesinde payının azaltılmasını talep edemez. Mal rejimi konusunda ayrıntı için boşanmada mal paylaşımı ve mal rejimi türleri yazılarımıza bakabilirsiniz.

Sıkça sorulan sorular

Eşimin bana bir kez hakaret etmesi TMK 162’ye dayanak olur mu?

Kural olarak olmaz. Kanun ağır derecede onur kırıcı davranış aramaktadır; tek bir sözün bu eşiği aşması ancak içeriğinin ağırlığı ve koşullarıyla mümkündür.

Bir kez şiddet gördüm, dava açabilir miyim?

Eylem zulüm ve eziyet boyutuna ulaşmışsa veya basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek bir yaralanma doğurmuşsa tek olay yeterli olabilir. Hafif nitelikteki eylemlerde tekrar aranır.

Sadece hakaret var, fiziksel şiddet yok. Yine de dava açılır mı?

Evet. Onur kırıcı davranış fiziksel temas gerektirmez; söz, yazı ve paylaşımla da gerçekleşir.

Ekonomik baskı ve eve para vermemek bu kapsamda mı?

Eşin gelirine el koyma ve onu ekonomik olarak yoksun bırakma pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilir. Sıradan geçim tartışmaları ise genellikle TMK 166/1 kapsamında kalır.

Eşim beni ailemle görüştürmüyor, bu boşanma sebebi mi?

Sosyal izolasyon, ruhsal sağlığı bozacak yoğunluğa ulaştığında pek kötü davranış kapsamında değerlendirilebilir.

Sosyal medyada hakkımda paylaşım yaptı, ne yapabilirim?

Aleniyet, onur kırıcı davranışın ağırlığını artıran bir unsurdur. Paylaşımların hukuka uygun biçimde delillendirilmesi önemlidir.

Eşimin ailesine yaptığı davranışlara dayanabilir miyim?

TMK 162 eşe yönelik davranışları kapsar. Yakınlara yönelen davranışlar TMK 166/1 kapsamında kusur olarak değerlendirilir.

Şiddetten sonra bir süre birlikte yaşadım, hakkımı kaybettim mi?

Şiddetin süreklilik gösterdiği hâllerde birlikte yaşamaya devam etmek af sayılmaz. Ancak geçmiş tek bir olayın affedildiği sonucuna varılabileceğinden, son olayın niteliği dosyada açıkça ortaya konulmalıdır.

Ceza davasında şikâyetimden vazgeçtim, boşanma davam etkilenir mi?

Şikâyetten vazgeçme, boşanma hukuku anlamında af iradesi taşımaz. Ancak vazgeçme sonrası barışma ve birliğin normale dönmesi gibi olgular birlikte değerlendirilir.

Şiddet devam ediyorsa altı aylık süre nasıl işler?

Her yeni eylem kendi bakımından süreyi yeniden başlatır. Süregelen dosyalarda dava son olay esas alınarak süresinde açılmış sayılır.

Zina ispatlanamazsa onur kırıcı davranışa dayanabilir miyim?

Davranış eşin onurunu ağır biçimde zedeliyorsa evet. Ancak TMK 162 de aynı altı ay ve beş yıllık sürelere tabidir.

Bu sebeple boşanırsam mal paylaşımında avantajım olur mu?

Hayır. TMK 236/2 yalnızca zina ve hayata kast sebeplerinde uygulanır; pek kötü davranış ve onur kırıcı davranış bu kapsamda değildir.

Ben de karşılık verdim, davam reddedilir mi?

Özel sebep sabitse boşanma kararı verilir. Ancak karşılıklı sözlerin varlığı tazminat ve nafaka takdirinde değerlendirilir.

Davayı hem TMK 162 hem TMK 166’ya dayandırabilir miyim?

Evet, terditli dayanma uygulamada tavsiye edilen yoldur ve ağır derece eşiğinin aşılamadığı dosyalarda hak kaybını önler.

Sonuç

Pek kötü davranış ve ağır derecede onur kırıcı davranış, ispatlandığında çekilmezlik araştırması yapılmaksızın boşanma kararı verilmesini sağlayan mutlak sebeplerdir. Ancak her ikisinde de eşik yüksektir: her şiddet olayı pek kötü davranış, her hakaret ağır derecede onur kırıcı davranış sayılmaz.

Dosyanın kaderini belirleyen üç nokta vardır. Birincisi somutlaştırma: eylemlerin niteliği, ağırlığı, sıklığı ve etkisi delillerle ortaya konulmalıdır. İkincisi süre: altı aylık hak düşürücü süre kolayca kaçırılır. Üçüncüsü af savunmasının karşılanması: şiddetin sürekliliği ve son olayın niteliği açıkça gösterilmelidir.

Bu tür bir durumu yaşıyorsanız öncelik güvenliğinizdir; 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma tedbirleri boşanma davasından bağımsız olarak istenebilir. Sürecin hukuki yönü için boşanma davalarında hukuki destek almanız, nitelendirme ve süre kaynaklı hak kayıplarının önüne geçecektir.

Şiddet veya tehdit altındaysanız 112 Acil Çağrı Merkezi veya 183 Sosyal Destek Hattı ile iletişime geçebilir, en yakın kolluk birimine ya da aile mahkemesine başvurarak 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talep edebilirsiniz.

Bu makale Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul