Ceza Davasında Tanıklıktan Çekinme Hakkı: Kimler Kullanabilir?

Tanıklıktan çekinme hakkı, kanunda belirtilen kişilerin ceza soruşturması veya kovuşturmasında tanıklık yapmayı reddedebilmesini ya da belirli soruları cevaplamaktan kaçınabilmesini sağlayan hukuki güvencedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 45–49. maddelerinde düzenlenen bu hak; şüpheli veya sanığın belirli yakınlarına, meslekleri nedeniyle sır saklama yükümlülüğü bulunan kişilere ve kendisini veya yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorularla karşılaşan tanıklara tanınmıştır. Kanuni şartları taşıyan kişinin çekinme hakkını kullanması, tek başına hukuka aykırı bir davranış değildir.

Tanıklıktan çekinme hakkının kapsamı, kişinin neden tanıklık yapmak istemediğine göre değişir. Şüpheli veya sanığın eşi ve kanunda sayılan yakınları tanıklıktan tamamen çekinebilirken, kendisi veya yakını aleyhine suçlayıcı bilgi vermesi istenen bir tanık yalnızca ilgili soruyu cevaplamaktan çekinebilir. Ayrıca tanıklıktan çekinebilecek kişinin duruşmada bu hakkını kullanması, daha önce verdiği ifadenin delil olarak kullanılmasını da etkileyebilir.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Nedir?

Ceza muhakemesinde tanıklık, kural olarak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür. Suçla ilgili bilgi sahibi olan kişiler, usulüne uygun çağrıldıklarında yetkili makam önünde bildiklerini açıklamakla yükümlüdür. Ancak kanun, bazı kişilerin tanıklık yapmaya zorlanmasının aile ilişkilerini, mesleki güven ilişkilerini veya kişinin kendisini suçlamama güvencesini zedeleyebileceğini kabul etmiştir.

Bu nedenle CMK’nın 45–49. maddeleri belirli durumlarda tanıklık yükümlülüğüne istisna getirmiştir. Düzenlemeler şu konuları kapsamaktadır:

  • CMK m. 45: Şüpheli veya sanığın belirli yakınlarının tanıklıktan çekinmesi.
  • CMK m. 46: Meslek ve sürekli uğraş nedeniyle öğrenilen bilgiler hakkında tanıklıktan çekinme.
  • CMK m. 47: Devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili özel tanıklık usulü.
  • CMK m. 48: Kendisini veya belirli yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek soruları cevaplamaktan çekinme.
  • CMK m. 49: Tanıklıktan çekinme nedeninin açıklanması ve gerektiğinde doğrulanması.

Bu hükümler aynı hukuki sonucu doğurmaz. Özellikle CMK m. 45 kapsamında tanıklığın tamamından çekinme ile CMK m. 48 kapsamında belirli bir soruyu cevaplamama arasındaki fark önemlidir. Tanığın çağrılması, dinlenmesi ve beyanının alınmasına ilişkin genel esaslar ise ceza davasında tanık dinlenmesi konusunda ayrıca değerlendirilir.

Kimler Tanıklıktan Çekinebilir?

CMK m. 45/1, şüpheli veya sanıkla belirli ailevi bağları bulunan kişilere tanıklıktan çekinme hakkı tanımaktadır. Bu kişilerin hakkı kullanabilmeleri için ayrıca tanıklıklarının şüpheli veya sanığa zarar vereceğini ispatlamaları gerekmez.

Kanuna göre aşağıdaki kişiler tanıklıktan çekinebilir:

  • Nişanlı: Şüpheli veya sanığın nişanlısı.
  • Eş: Şüpheli veya sanığın eşi. Evlilik sona ermiş olsa bile eski eşin çekinme hakkı devam eder.
  • Üstsoy ve altsoy: Şüpheli veya sanığın kan veya kayın hısımlığından üstsoyu ve altsoyu.
  • Diğer kan hısımları: Üçüncü derece dahil kan hısımları.
  • Diğer kayın hısımları: İkinci derece dahil kayın hısımları.
  • Evlatlık ilişkisi bulunanlar: Şüpheli veya sanıkla aralarında evlatlık bağı bulunan kişiler.

Örneğin sanığın annesi, babası, çocuğu veya kardeşi, kanunda belirtilen yakınlık koşulunu taşıdığı için tanıklıktan çekinebilir. Bununla birlikte her ailevi veya duygusal yakınlık CMK m. 45 kapsamına girmez. Kanunda belirtilmeyen bir yakınlık ilişkisinin varlığı tek başına tanıklıktan çekinme hakkı oluşturmaz.

Eşin, eski eşin, nişanlının ve farklı derecelerdeki akrabaların hangi koşullarda bu haktan yararlanabileceği, eş ve akrabaların tanıklıktan çekinmesi başlıklı yazıda ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Ne Zaman Kullanılabilir?

CMK m. 45/3 uyarınca tanıklıktan çekinebilecek kişilere, dinlenmelerinden önce bu haklarının bildirilmesi zorunludur. Ayrıca aynı hüküm, bu kişilerin dinlenirken de her zaman tanıklıktan çekinebileceklerini düzenler.

Dolayısıyla kanunda belirtilen yakınlık ilişkisine sahip bir tanık, dinlenmeye başlamadan önce çekinme hakkını kullanabileceği gibi, başlangıçta tanıklık yapmayı kabul ettikten sonra dinlenme devam ederken de çekinmek istediğini bildirebilir.

Bu hak yalnızca mahkeme aşamasına özgü değildir. Soruşturma sırasında tanık olarak dinlenen kişi bakımından da ilgili çekinme hükümleri gözetilmelidir. Bununla birlikte duruşmada çekinme hakkının kullanılması, önceki ifadelerin okunmasına ilişkin CMK m. 210/2 nedeniyle ayrıca önem taşır.

Tanıklıktan Çekinme Hakkının Hatırlatılması Zorunlu mudur?

Evet. CMK m. 45/3 uyarınca kanunda sayılan yakınlara, dinlenmeden önce çekinme hakkı bildirilmelidir. Tanığın bu hakkı bildiğinin varsayılması veya yalnızca yakınlık ilişkisinin dosyada bulunması, kanuni bilgilendirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Uygulamada tanığın şüpheli veya sanıkla yakınlık ilişkisi belirlenmeli, çekinme hakkı kendisine açıklanmalı ve bu konudaki beyanı tutanağa geçirilmelidir.

Bu yükümlülüğe uyulmadan alınan beyanın hükme esas alınması, delilin hukuka uygunluğu bakımından ciddi bir sorun oluşturabilir. Ancak somut dosyada bunun hükme etkisi, beyanın nasıl alındığına ve hangi amaçla kullanıldığına göre değerlendirilmelidir.

Yaşı Küçük veya Ayırt Etme Gücü Bulunmayan Kişiler Çekinebilir mi?

CMK m. 45/2, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle tanıklıktan çekinmenin önemini anlayabilecek durumda olmayan kişiler için özel bir düzenleme içermektedir.

Bu kişiler, kanuni temsilcilerinin rızasıyla tanık olarak dinlenebilir. Ancak kanuni temsilcinin şüpheli veya sanık olması hâlinde, bu kişinin tanıklıktan çekinme konusunda karar vermesi mümkün değildir.

Burada belirleyici olan yalnızca tanığın yaşı değildir. Kanun, kişinin çekinme hakkının anlamını ve sonuçlarını kavrayabilecek durumda olup olmadığına önem vermektedir. Bu nedenle her çocuk tanığın kendiliğinden bu düzenleme kapsamında olduğu veya her çocuk adına mutlaka kanuni temsilcisinin karar vermesi gerektiği söylenemez.

Meslek Sırrı Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme Hakkı

CMK m. 46, belirli meslek gruplarının mesleki faaliyetleri sırasında öğrendikleri bilgiler hakkında tanıklıktan çekinebilmelerini düzenlemektedir. Bu hakkın amacı, mesleğin gerektirdiği güven ve gizlilik ilişkisini korumaktır.

Kanunda sayılan kişiler şunlardır:

  • Avukatlar, avukat stajyerleri ve yardımcıları.
  • Hekimler, diş hekimleri, eczacılar, ebeler, bunların yardımcıları ve diğer tıp meslek veya sanatları mensupları.
  • Malî işlerde görevlendirilmiş müşavirler ve noterler.

Mesleki çekinme hakkı, kişinin mesleğiyle ilgisi bulunmayan bütün bilgilerini kapsamaz. Bilginin kanunda belirtilen mesleki sıfat veya faaliyet nedeniyle öğrenilmiş olması gerekir.

Avukatlar Tanıklık Yapmak Zorunda mıdır?

CMK m. 46/1-a uyarınca avukatlar, stajyerleri ve yardımcıları, mesleki sıfatları veya üstlendikleri yargı görevi nedeniyle öğrendikleri bilgiler hakkında tanıklıktan çekinebilir.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 36. maddesi de avukatın sır saklama yükümlülüğünü düzenlemektedir. Bu kapsamda avukatın mesleki sır niteliğindeki hususlarda tanıklık edebilmesi, iş sahibinin muvafakatine bağlıdır. Ancak iş sahibi muvafakat verse bile avukat tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir.

Bu nedenle avukatın mesleki sır kapsamında tanıklık yapması ile tanıklık yapmaya zorlanabilmesi farklı konulardır. Ayrıntılar avukatın tanıklıktan çekinmesi ve meslek sırrı konusunda ele alınmıştır.

Doktor ve Diğer Meslek Mensupları Tanıklıktan Çekinebilir mi?

CMK m. 46/1-b uyarınca sağlık meslek mensupları, mesleki sıfatları nedeniyle hastaları ve hastalarının yakınları hakkında öğrendikleri bilgiler bakımından çekinme hakkına sahiptir.

Ancak CMK m. 46/2, avukatlar ve aynı bentte belirtilen kişiler dışındaki meslek mensupları açısından önemli bir istisna öngörmektedir. İlgilinin rızası varsa bu kişiler, söz konusu mesleki çekinme hakkına dayanarak tanıklıktan kaçınamaz.

Sağlık çalışanları, mali müşavirler ve noterler açısından mesleki bilginin kapsamı ve ilgilinin rızasının etkisi, doktorun ve diğer meslek mensuplarının tanıklıktan çekinmesi başlıklı yazıda ayrıca açıklanmıştır.

Tanık Kendisini veya Yakınını Suçlayacak Sorulara Cevap Vermeyebilir mi?

Evet. CMK m. 48 uyarınca tanık, kendisini veya CMK m. 45/1’de belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki soruları cevaplamaktan çekinebilir. Bu hak tanığa önceden bildirilmelidir.

CMK m. 48’in temel özelliği, doğrudan tanıklığın tamamından değil, belirli soruların cevaplanmasından çekinme imkânı tanımasıdır.

Örneğin bir tanıktan, cevaplandığı takdirde kendisinin de soruşturulmasına neden olabilecek bir fiil hakkında bilgi istenmesi durumunda, ilgili soruya cevap vermekten çekinme hakkı gündeme gelebilir. Bu korumadan yararlanmak için tanığın mutlaka şüpheli veya sanığın yakını olması gerekmez; kişinin kendisini ceza kovuşturmasına uğratabilecek soru da hükmün kapsamındadır.

Bu hak, şüpheli veya sanığın ifade ve sorgu sırasında kullandığı susma hakkından farklı bir hukuki temele sahiptir. Şüpheli veya sanığın isnat edilen suç hakkında susma hakkı bulunurken, tanığın kural olarak doğru bilgi verme yükümlülüğü devam eder. CMK m. 48, bu yükümlülüğün kanunda belirtilen sorular bakımından sınırlandırılmasını sağlar.

Hakkın hangi sorular bakımından kullanılabileceği ve kişinin kendisini suçlamaya zorlanmaması güvencesi, tanığın kendi aleyhine beyanda bulunmama hakkı konusunda ayrıntılı olarak incelenmiştir.

Devlet Sırrı Nedeniyle Tanıklıktan Çekinilebilir mi?

CMK m. 47, devlet sırrı niteliğindeki bilgilerle ilgili tanıklığı özel olarak düzenler. Bu hüküm, devlet sırrı bulunduğunun ileri sürülmesi hâlinde tanıklığın her durumda tamamen reddedilebileceği anlamına gelmez.

Kanuna göre bir suç olgusuna ilişkin bilgiler, devlet sırrı olduğu gerekçesiyle mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Bununla birlikte devlet sırrı niteliğindeki bilgilerin açıklanmasına ilişkin özel dinleme usulü bulunmaktadır.

CMK m. 47/2 kapsamında tanık yalnızca mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından, zabıt kâtibi dahi bulunmaksızın dinlenir. Yüklenen suçun açıklığa kavuşturulması için gerekli nitelikteki bilgiler daha sonra tutanağa geçirilir.

Bu özel usul, CMK m. 47/3 uyarınca hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlar bakımından uygulanır. Cumhurbaşkanının tanıklığına ilişkin ayrıca özel hüküm bulunmaktadır. Konunun ayrıntıları devlet sırrı içeren bilgiler hakkında tanıklık başlıklı yazıda incelenmiştir.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Nasıl Kullanılır?

Tanıklıktan çekinme hakkını kullanmak isteyen kişinin, tanık olarak dinleneceği Cumhuriyet savcısına, hâkime veya mahkemeye bu iradesini bildirmesi gerekir. Kanun, her durumda belirli bir dilekçe biçimiyle başvuru yapılmasını şart koşmaz.

Uygulamada aşağıdaki hususların açıkça belirtilmesi yararlıdır:

  1. Çekinme iradesinin bildirilmesi: Tanık, tanıklık yapmaktan veya belirli bir soruyu cevaplamaktan çekinmek istediğini açıklar.
  2. Hukuki nedenin belirtilmesi: Hakkın aile yakınlığına, mesleki bilgiye veya kişiyi ya da yakınını ceza kovuşturmasına uğratabilecek soruya dayanıp dayanmadığı ifade edilir.
  3. Gerekli bilgilerin sunulması: Yetkili makam tarafından gerekli görülmesi hâlinde çekinme nedeninin dayanağını oluşturan olgular açıklanır.
  4. Tutanağa geçirilmesi: Tanığın çekinme iradesinin ve buna ilişkin işlemlerin doğru şekilde kaydedilmesi sağlanır.

CMK m. 49 uyarınca mahkeme başkanı, hâkim veya Cumhuriyet savcısı gerekli gördüğünde tanıktan, çekinme nedeninin dayanağı olan olguları bildirmesini isteyebilir. Gerektiğinde bu konuda yemin de verdirilebilir.

Buradaki inceleme, çekinme hakkının gerçekten bulunup bulunmadığının belirlenmesine yöneliktir. Hakkın dayanağını araştırma işlemi, kanunun koruduğu sırların veya kişinin kendisini suçlayabilecek bilgilerin açıklanmasını zorunlu kılacak biçimde uygulanmamalıdır.

Tanıklıktan Çekinme Dilekçesi Vermek Yeterli midir?

Tanıklık için çağrılan kişi, çekinme nedenini duruşma öncesinde yazılı olarak bildirebilir. Ancak yalnızca dilekçe gönderilmesi, tanığın çağrıya uyma yükümlülüğünün kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Yetkili makamın tanığın dinlenmesine, kimliğinin veya yakınlık ilişkisinin belirlenmesine ihtiyaç duyup duymadığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle çekinme nedeninin önceden bildirilmesi ve çağrı konusunda verilen kararın öğrenilmesi önemlidir.

Tanıklıktan Çekinen Kişinin Önceki İfadesi Kullanılabilir mi?

Tanıklıktan çekinme hakkının delillere etkisi bakımından CMK m. 210/2 temel hükümdür. Buna göre tanıklıktan çekinebilecek kişi duruşmada bu hakkını kullandığında, önceki ifadesine ilişkin tutanak okunamaz.

Bu düzenleme, daha önce soruşturma sırasında veya kovuşturmanın önceki aşamalarında ifade vermiş kişinin sonradan tanıklıktan çekinmesi açısından önemlidir.

Örneğin CMK m. 45 kapsamında çekinme hakkı bulunan bir kişi, soruşturma aşamasında ifade verdikten sonra duruşmada tanıklıktan çekinebilir. Böyle bir durumda mahkeme, kişinin önceki ifadesini CMK m. 210/2’ye aykırı biçimde okuyarak mahkûmiyet kararına dayanak yapamaz.

Tanıklıktan çekinme hakkının kullanılması, soruşturma dosyasındaki bütün delillerin ortadan kalkması anlamına gelmez. Mahkeme, hukuka uygun şekilde elde edilmiş diğer delilleri değerlendirebilir. Ancak çekinme hakkıyla korunan önceki tanık anlatımının delil olarak kullanılması, kanunun belirlediği sınırlara tabidir.

Yargıtay Kararlarında Tanıklıktan Çekinme Hakkı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.04.2014 Tarihli Kararı

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.04.2014 tarihli, E. 2013/1-255, K. 2014/180 sayılı kararında, sanığın çocuğu olan tanığın önceki aşamalarda ifade vermesine rağmen daha sonra tanıklıktan çekinme hakkını kullanmasının sonuçları değerlendirilmiştir.

Ceza Genel Kurulu, tanığın daha önce çekinme hakkını kullanmamış olmasının, sonradan bu hakkı kullanmasına engel oluşturmadığını kabul etmiştir. Somut olayda tanığın çekinme hakkını kullanması nedeniyle önceki beyanlarının CMK m. 210 ve 217 kapsamında hükme esas alınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.

Karar, tanıklıktan çekinme hakkının yalnızca ilk ifade sırasında kullanılabilen bir hak olmadığını ve sonradan kullanılmasının delillerin değerlendirilmesini etkileyebileceğini göstermektedir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.01.2024 Tarihli Kararı

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 25.01.2024 tarihli, E. 2021/22086, K. 2024/1090 sayılı kararında ise çekinme hakkının hatırlatılmaması ve çekinmiş tanığın önceki ifadelerinin kullanılması incelenmiştir.

Daire, CMK m. 45/1-d kapsamında tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişiye bu hakkın hatırlatılmadan tanık sıfatıyla dinlenmesini ve kovuşturma aşamasında tanıklıktan çekilen başka bir tanığın soruşturma beyanlarının hükme esas alınmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Bu kararlar, tanığın yakınlık ilişkisinin belirlenmesi, çekinme hakkının bildirilmesi ve önceki ifadelerin hukuka uygun biçimde değerlendirilmesinin önemini ortaya koymaktadır.

Özellikle çekinme hakkının hatırlatılmadığı veya önceki tanık ifadesinin mahkûmiyette kullanıldığı uyuşmazlıklarda, tanık beyanının delil değeri ve savunmanın usule ilişkin itirazları, duruşma ve soruşturma tutanakları birlikte incelenerek değerlendirilmelidir.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olan Kişiye Disiplin Hapsi Verilebilir mi?

Kanuni çekinme hakkının kullanılması ile haklı bir neden bulunmaksızın tanıklık yapmayı reddetmek birbirinden farklıdır.

CMK m. 60, yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen kişiler hakkında belirli şartlarda giderlere ve disiplin hapsine hükmedilebilmesini düzenler. Ancak kanunda tanınmış çekinme hakkını hukuka uygun biçimde kullanan kişinin yalnızca bu nedenle disiplin hapsiyle zorlanması mümkün değildir.

Çekinme hakkının bulunup bulunmadığı uyuşmazlık konusuysa önce bu hakkın hukuki dayanağı değerlendirilmelidir. Tanıklık yükümlülüğünün ihlali, disiplin hapsinin şartları ve ilgili kararlara başvuru yolları tanıklık yapmak zorunlu mu başlıklı yazının konusudur.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı İhlal Edilirse Ne Yapılabilir?

Tanığa çekinme hakkının bildirilmemesi, hakkın kullanılmasının engellenmesi veya çekinmiş kişinin önceki ifadesinin hukuka aykırı biçimde hükme esas alınması, yargılama sırasında ileri sürülebilecek usul sorunlarıdır.

Bu durumda özellikle şu hususlar incelenmelidir:

  • Tanığın CMK m. 45 veya m. 46 kapsamında çekinme hakkına sahip olup olmadığı.
  • CMK m. 48 kapsamında cevap vermekten çekinilebilecek bir sorunun bulunup bulunmadığı.
  • Çekinme hakkının tanığa ne zaman ve nasıl bildirildiği.
  • Tanığın çekinme iradesinin tutanağa doğru geçirilip geçirilmediği.
  • Önceki ifadelerin CMK m. 210/2’ye aykırı biçimde okunup okunmadığı veya hükme esas alınıp alınmadığı.

Yargılama sırasında hukuka aykırı delil kullanıldığı ileri sürülüyorsa bu itirazın gerekçesi ve ilgili tutanaklar açıkça ortaya konulmalıdır. Mahkemenin nihai kararına karşı başvurulabilecek kanun yolunda da delilin hukuka uygunluğu tartışma konusu yapılabilir. Başvuru yolu ve süresi, verilen kararın türüne ve uygulanacak kanun hükümlerine göre belirlenir.

Tanıklıktan Çekinme Hakkı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tanıklıktan çekinmek için özel bir gerekçe göstermek gerekir mi?

CMK m. 45’te belirtilen yakınlık ilişkilerinden birinin bulunması, çekinme hakkının kullanılması için yeterlidir. Tanığın ayrıca neden konuşmak istemediğini veya ifadesinin sanığı nasıl etkileyeceğini açıklaması gerekmez. Ancak CMK m. 49 kapsamında hakkın dayanağını oluşturan olguların bildirilmesi istenebilir.

Tanık, ifade vermeye başladıktan sonra çekinebilir mi?

Evet. CMK m. 45/3, tanıklıktan çekinebilecek kişinin dinlenirken de her zaman bu hakkını kullanabileceğini açıkça düzenlemektedir. Duruşmada çekinme hakkının kullanılması hâlinde önceki ifade tutanaklarının okunmasına ilişkin CMK m. 210/2 ayrıca uygulanır.

Boşanmış eş tanıklıktan çekinebilir mi?

Evet. CMK m. 45/1-b, evlilik bağı kalmasa bile şüpheli veya sanığın eşine tanıklıktan çekinme hakkı tanımaktadır. Bu nedenle boşanma, eski eş bakımından söz konusu hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Tanıklıktan çekinen kişinin ifadesi olmadan dava devam eder mi?

Evet. Tanıklıktan çekinme hakkının kullanılması, ceza soruşturmasını veya kovuşturmasını kendiliğinden sona erdirmez. Yetkili makamlar, hukuka uygun diğer delilleri değerlendirerek işlemlere devam edebilir. Ancak çekinilen tanıklığın önceki ifadelerinin kullanılmasında kanuni yasaklara uyulmalıdır.

Şikâyetçi veya mağdur tanıklıktan çekinebilir mi?

Mağdurun tanık olarak dinlenmesi hâlinde CMK m. 236/1 uyarınca yemin hariç tanıklığa ilişkin hükümler uygulanır. Bu nedenle tanıklıktan çekinmeye ilişkin koşulların bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir. Bununla birlikte şikâyetten vazgeçme ile tanıklıktan çekinme farklı hukuki işlemlerdir ve aynı sonucu doğurmaz.

Tanıklık yapmayı kabul eden kişi yemin etmekten çekinebilir mi?

CMK m. 51 uyarınca, CMK m. 45 kapsamında tanıklıktan çekinebileceği hâlde tanıklık yapmayı seçen kişiye yemin verilip verilmeyeceği hâkim veya mahkemenin takdirindedir. Ancak bu tanık yemin etmekten çekinebilir ve kendisine bu hakkı bildirilmelidir.

Sonuç: Tanıklıktan Çekinme Hakkının Hukuki Önemi

Tanıklıktan çekinme hakkı, ceza muhakemesinde tanıklık yükümlülüğünün kanunla belirlenmiş sınırlarından biridir. CMK m. 45 belirli ailevi ilişkileri, CMK m. 46 mesleki güven ve gizliliği, CMK m. 48 ise kişinin kendisini veya belirli yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek sorulara cevap vermeye zorlanmamasını korur. CMK m. 47 devlet sırrı niteliğindeki bilgiler için özel bir dinleme usulü öngörürken, CMK m. 49 çekinme nedeninin belirlenmesine ilişkin işlemleri düzenler.

Hakkın doğru uygulanması için tanığın hukuki konumu, çekinme nedeninin kapsamı ve önceki beyanların hangi koşullarda alındığı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle çekinme hakkının hatırlatılması ve duruşmada bu hakkın kullanılmasından sonra önceki ifadelerin değerlendirilmesi, ceza yargılamasının hukuka uygunluğu bakımından belirleyici olabilir.

Yazar: Avukat Fatih Sefer