Ceza davasında tanık dinlenmesi, olay hakkında bilgi sahibi olan kişinin Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından dinlenerek bildiklerinin ceza muhakemesinde delil olarak değerlendirilmesidir. Tanıklar kural olarak ayrı ayrı dinlenir, yemin etmeleri gereken hâllerde yemin eder ve olaya ilişkin bilgilerini anlatır. Ardından tanıklığı aydınlatmak amacıyla sorular yöneltilebilir. Tanık dinleme usulünün temel dayanağı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 43 ila 61. maddeleridir.
Tanık beyanı, suçun işlenip işlenmediğinin ve sanığın fiille bağlantısının belirlenmesinde önemli bir delil olabilir. Ancak tanığın bir olay hakkında açıklamada bulunması, bu açıklamanın kendiliğinden doğru kabul edileceği anlamına gelmez. Mahkeme; tanığın olayı nasıl öğrendiğini, anlatımının tutarlılığını, diğer delillerle ilişkisini ve tarafların beyana karşı açıklama yapma imkânlarını değerlendirmek zorundadır.
Ceza Davasında Tanık Dinlenmesinin Hukuki Dayanağı Nedir?
Tanıklığa ilişkin temel hükümler CMK’nın 43 ila 61. maddelerinde düzenlenmiştir. Bununla birlikte duruşmada tanık dinlenmesi yalnızca bu maddelerden ibaret değildir. Savunma tanıklarının çağrılması bakımından CMK 177-179, tanıkların başka bir mahkemede veya görüntülü ve sesli iletişim tekniğiyle dinlenmesi bakımından CMK 180-181, soru yöneltme bakımından CMK 201 ve önceki tanık ifadelerinin kullanılması bakımından CMK 210-212 hükümleri de önem taşır.
Tanıklık, kişinin kural olarak kendi duyuları veya bilgisi aracılığıyla öğrendiği olayları açıklamasına dayanır. Tanığın görevi suç hakkında hukuki değerlendirme yapmak, sanığın suçlu olup olmadığına karar vermek veya taraflardan birinin iddiasını desteklemek değildir. Tanık, bildiği maddi olguları gerçeğe uygun biçimde aktarmakla yükümlüdür.
Ceza Davasında Tanık Mahkemeye Nasıl Çağrılır?
CMK 43 uyarınca tanıklar kural olarak çağrı kâğıdıyla çağrılır. Çağrı kâğıdında tanığın hangi mercide, ne zaman hazır bulunacağı ve çağrıya uymamasının sonuçları belirtilir.
Tanığın telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi araçlardan yararlanılarak çağrılması da mümkündür. Ancak yalnızca bu yollarla yapılan çağrılarda, çağrı kâğıdına bağlanan yaptırımlar uygulanmaz. Usulüne uygun çağrı ile diğer iletişim yöntemleri arasındaki ayrım özellikle tanığın gelmemesi nedeniyle zorla getirme kararı verilmesinde önemlidir.
Tutuklu işlerde, CMK 43/1 uyarınca tanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir. Bu kararın nedenleri karar yazısında gösterilmelidir.
Sanık veya mağdur tanık dinlenmesini isteyebilir mi?
Evet. Sanık, savunmasını destekleyecek tanıkların çağrılmasını isteyebilir. CMK 177/1 uyarınca sanık, tanık veya bilirkişinin davetini yahut savunma delillerinin toplanmasını istediğinde, bu delillerin hangi olaylarla ilgili olduğunu belirterek dilekçesini duruşma gününden en az beş gün önce mahkeme başkanına veya hâkime verir.
Mahkemenin tanığın çağrılmasını reddetmesi, sanığın veya katılanın o kişiyi duruşmaya getirmesine her durumda engel değildir. CMK 178 uyarınca çağrılması reddedilen tanık veya uzman kişi, sanık ya da katılan tarafından mahkemeye getirilebilir ve duruşmada dinlenir. Ancak yalnızca davayı uzatmak amacıyla yapılan talepler reddedilebilir.
Tanık gösterilirken kişinin hangi olayı açıklayacağı, olay hakkındaki bilgisinin kaynağı ve beyanının hangi uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayacağı belirtilmelidir. Tanık dinlenmesi talebinin gerekçelendirilmesi, talebin değerlendirilmesi ve gerektiğinde reddine karşı hukuki itirazların ortaya konulması bakımından önemlidir.
Mahkemede Tanık Nasıl Dinlenir?
CMK 52, 53, 54, 58 ve 59 birlikte değerlendirildiğinde, tanık dinlenmesi belirli usul güvencelerine bağlıdır. Mahkemenin tanığı dinlerken izlemesi gereken temel aşamalar şunlardır:
- Tanığın kimliğinin belirlenmesi: Tanığa adı, soyadı, yaşı, işi ve ilgili iletişim ve adres bilgileri sorulur. Kimliğin gizli tutulmasına ilişkin özel hükümler saklıdır.
- Taraflarla ilişkisinin araştırılması: Gerektiğinde tanığın şüpheli, sanık veya mağdurla ilişkisi ve anlatımının güvenilirliğini etkileyebilecek durumlar sorulur.
- Tanıklık görevinin açıklanması: Tanığa gerçeği söylemenin önemi, yalan tanıklığın hukuki sonuçları ve duruşmadaki yükümlülükleri anlatılır.
- Tanıklıktan çekinme hakkının değerlendirilmesi: Kanunen çekinme hakkı bulunan kişilere gerekli bildirim yapılır.
- Yemin işleminin yapılması: Yeminsiz dinlenmesi gereken kişiler dışında tanığa kanuni usule göre yemin ettirilir.
- Olay hakkındaki anlatımın alınması: Tanığa hakkında tanıklık yapacağı olay açıklanır ve bildiklerini anlatması istenir. CMK 59 uyarınca bu anlatım sırasında tanığın sözü kesilmez.
- Tamamlayıcı soruların sorulması: Tanığın anlatımındaki belirsizlikler, bilgi kaynakları ve açıklığa kavuşturulması gereken hususlar hakkında sorular yöneltilir.
- Beyanın tutanağa geçirilmesi ve tartışılması: Tanığın açıklamaları usulüne uygun şekilde kayıt altına alınır. Beyana karşı tarafların diyecekleri sorulur ve beyan diğer delillerle birlikte değerlendirilir.
Bu işlemler sırasında yalnızca tanığın verdiği cevapların içeriği değil, beyanın hangi koşullarda alındığı ve savunmanın tanığı sorgulama imkânından yararlanıp yararlanamadığı da önem taşır.
Tanıklar Neden Ayrı Ayrı Dinlenir?
CMK 52/1 uyarınca her tanık ayrı ayrı ve sonraki tanıklar yanında bulunmaksızın dinlenir. Bu düzenleme, henüz dinlenmemiş tanığın başka bir tanığın açıklamalarından etkilenmesini önlemeyi amaçlar.
Tanıkların birbirlerinin anlatımlarını dinlemesi, özellikle olayı hatırlama ve anlatma biçimlerini etkileyebilir. Ayrı dinleme sayesinde mahkeme, tanıkların aynı olaya ilişkin anlatımlarını birbirinden bağımsız olarak karşılaştırabilir.
CMK 52/2 uyarınca kovuşturma evresine kadar tanıkların birbirleriyle veya şüpheliyle yüzleştirilmesi ancak gecikmesinde sakınca bulunan ya da kimliğin belirlenmesine ilişkin hâllerde mümkündür. Kovuşturma aşamasındaki yüzleştirme ve soru sorma işlemleri ise duruşma hükümleriyle savunma hakkı birlikte gözetilerek yürütülür.
Tanık Mahkemede Yemin Etmek Zorunda mı?
CMK 54 uyarınca tanıklar kural olarak tanıklıktan önce ayrı ayrı yemin eder. Gerektiğinde veya kişinin tanık sıfatıyla dinlenmesinin uygun olup olmadığı konusunda tereddüt bulunduğunda yemin, tanıklığın sonrasına bırakılabilir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları da tanıklara yemin verebilir.
CMK 55’e göre tanıklıktan önce yapılacak yemin şöyledir:
“Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim.”
Yeminin tanıklıktan sonra yapılması hâlinde ise kanunda düzenlenen geçmiş zamanlı yemin metni kullanılır. Yemin sırasında herkes ayağa kalkar.
Kimler yeminsiz tanık olarak dinlenir?
CMK 50 uyarınca aşağıdaki kişiler yeminsiz dinlenir:
- Dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış olanlar.
- Ayırt etme gücüne sahip olmamaları nedeniyle yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayanlar.
- Soruşturma veya kovuşturma konusu suça iştirakten yahut bu suç nedeniyle suçluyu kayırma veya suç delillerini yok etme, gizleme ya da değiştirme fiillerinden şüpheli, sanık veya hükümlü olanlar.
Ayrıca CMK 45 gereğince tanıklıktan çekinme hakkı bulunmasına rağmen tanıklık yapan kişilere yemin verilip verilmemesi hâkim veya mahkemenin takdirindedir. Bu kişiler yemin etmekten çekinebilir ve bu hak kendilerine bildirilmelidir.
Bir tanığın kanun gereği yeminsiz dinlenmesi, açıklamasının otomatik olarak değersiz olduğu anlamına gelmez. Mahkeme, bu beyanın delil değerini tanığın hukuki konumunu ve diğer delilleri gözeterek değerlendirir.
Tanık Mahkemede Hangi Sorulara Cevap Verir?
CMK 58 ve 59 uyarınca tanığa öncelikle kimliği ve olayı bilme biçimiyle ilgili sorular yöneltilebilir. Tanığın şüpheli, sanık veya mağdurla ilişkisi de gerekli görüldüğünde araştırılır.
Olayın açıklığa kavuşturulması için tanığa özellikle şu konularda sorular sorulabilir:
- Tanık olayı bizzat görmüş veya duymuş mudur, yoksa başka bir kişiden mi öğrenmiştir?
- Olayın gerçekleştiği zaman ve yer hakkında ne bilmektedir?
- Tanığın olayı gözlemleme veya işitme imkânı hangi koşullarda oluşmuştur?
- Tanık, olayla ilgili açıklamalarını hangi bilgi ve gözlemlerine dayandırmaktadır?
- Önceki ifadesi ile duruşmadaki anlatımı arasında farklılık var mıdır?
- Tanığın beyanı diğer delillerle uyuşmakta mıdır?
Tanığın olay hakkında bilgi sahibi olmadığı bir konuda tahminde bulunması, doğrudan gözlemi olmayan bir hususu kesin bilgi gibi aktarması veya başkasından duyduğu olayı bizzat yaşamış gibi anlatması beyanın güvenilirliğinin değerlendirilmesinde önem taşır.
Sanık ve Avukatı Tanığa Doğrudan Soru Sorabilir mi?
CMK 201 uyarınca Cumhuriyet savcısı, müdafi ve vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat, tanıklara duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı veya hâkim aracılığıyla soru sorabilir.
Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun sorulmasının gerekip gerekmediğine mahkeme başkanı karar verir. Tek hâkimli mahkemelerde doğrudan soru yöneltme usulüne ilişkin yetkiler hâkim tarafından kullanılır.
Uygulamada çapraz sorgu olarak da anılan bu süreç, özellikle sanık aleyhindeki tanık beyanlarının sınanması açısından önemlidir. Bununla birlikte CMK 201’deki sistem, tarafların tanığı sınırsız biçimde sorgulayabileceği anlamına gelmez. Soruların duruşma düzenine, tanığın korunmasına ve uyuşmazlığın aydınlatılması amacına uygun olması gerekir.
Bu konunun tarafların soru sorma yetkileri bakımından ayrıntıları duruşmada tanığa doğrudan soru sorma ve çapraz sorgu başlıklı yazıda incelenmektedir.
Tanıklıktan Çekinme Hakkı Olan Kişiler Nasıl Dinlenir?
Her tanık her soruya cevap vermek veya her durumda tanıklık yapmak zorunda değildir. CMK 45-49, belirli kişilere ve belirli bilgilere ilişkin tanıklıktan çekinme haklarını düzenler.
Örneğin şüpheli veya sanığın eşi, nişanlısı ve kanunda belirtilen yakınları tanıklıktan çekinebilir. Avukatlar, sağlık mesleği mensupları ve kanunda sayılan diğer meslek grupları bakımından mesleki bilgilerin açıklanmasına ilişkin özel hükümler bulunur.
CMK 48 uyarınca tanık, kendisini veya CMK 45/1’de belirtilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermekten de çekinebilir. Bu hakkın tanığa önceden bildirilmesi gerekir.
Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişiye bu hakkın bildirilmesi, beyanın hukuka uygun biçimde elde edilmesi bakımından önemlidir. Çekinmenin koşulları ve kapsamı ceza davasında tanıklıktan çekinme hakkı başlıklı makalede ayrıca açıklanmıştır.
Tanık Çocuksa veya Kimliğinin Gizlenmesi Gerekiyorsa Nasıl Dinlenir?
Çocuk tanığın dinlenmesi
Çocuk tanığın dinlenmesinde yaşı, gelişim düzeyi, olaydan etkilenme durumu ve korunma ihtiyacı dikkate alınmalıdır. On beş yaşını doldurmamış çocuklar CMK 50 gereğince yeminsiz dinlenir. Bu yaş sınırı, çocukların tanık olarak dinlenmesini engellemez.
CMK 52/3 uyarınca mağdur çocukların tanıklığındaki ses veya görüntü kaydı zorunludur. Ayrıca çocuk mağdurların dinlenmesinde CMK 236 ve ilgili özel koruma hükümleri uygulanabilir. Çocuk tanık ile çocuk mağdurun dinlenmesi her durumda aynı usule tabi değildir.
Yaşa ve mağduriyet durumuna göre uygulanabilecek özel güvenceler çocuk tanıkların dinlenmesi konusunda ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır.
Gizli tanığın dinlenmesi
Tanığın kimliğinin açıklanmasının kendisi veya yakınları bakımından ağır bir tehlike oluşturduğu durumlarda, kanuni şartlar altında kimliğinin korunmasına ilişkin tedbirler uygulanabilir.
CMK 58/2-4, tanığın kimliğinin gizli tutulması ve gerektiğinde hazır bulunma hakkına sahip kişiler olmaksızın dinlenmesi bakımından özel usuller öngörür. Aynı maddenin beşinci fıkrası bu hükümlerin uygulanmasını örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla sınırlandırır. Bunun yanında 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu’nun kendi kapsam ve şartlarına bağlı özel tedbirleri de bulunmaktadır.
Gizli tanık uygulamasında tanığın korunması ile sanığın savunma hakkı arasında adil bir denge kurulması gerekir. Tanık Koruma Kanunu’nun 9. maddesi de özel dinleme yöntemlerinin savunma hakkını kısıtlayacak şekilde uygulanamayacağını düzenler.
Koruma kararının şartları ve kapsamı tanık koruma tedbirleri ve kimliğin gizlenmesi başlıklı yazıda incelenmektedir.
Tanık Duruşmaya Gelmeden SEGBİS veya İstinabe Yoluyla Dinlenebilir mi?
Tanığın esas yargılamayı yapan mahkeme huzurunda dinlenmesi, doğrudan doğruyalık ilkesinin önemli bir gereğidir. Bununla birlikte CMK 180, belirli koşullarda tanığın naip hâkim veya istinabe yoluyla dinlenmesine izin verir.
Örneğin hastalık, malullük veya giderilemeyen başka bir nedenle tanığın uzun ve önceden belirlenemeyen bir süre duruşmaya gelmesinin mümkün olmaması hâlinde bu yöntemlere başvurulabilir. Tanığın başka bir yargı çevresinde bulunması ve getirilmesinin güç olması da kanuni şartlar altında değerlendirilir.
CMK 180/5’e göre, bu kapsamda tanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak dinlenmesi mümkünse bu yöntem uygulanır. Böylece tanığın yargılamayı yürüten mahkeme tarafından dinlenmesi ve uygun koşullarda kendisine soru yöneltilmesi sağlanabilir.
CMK 181 uyarınca tanık veya bilirkişinin bu yöntemlerle dinleneceği gün Cumhuriyet savcısına, suçtan zarar görene, vekiline, sanığa ve müdafiine bildirilir.
Tanığın başka bir mahkemede veya SEGBİS aracılığıyla dinlenmesi, yalnızca teknik bir işlem değildir. Özellikle beyanın mahkûmiyet bakımından belirleyici olduğu hâllerde savunmanın tanığa soru yöneltme ve açıklamalarını sınama imkânları korunmalıdır.
Tanığın Önceki İfadesi Mahkemede Okunarak Dinlenmesinden Vazgeçilebilir mi?
Ceza muhakemesinde tanıkların önceki ifadelerinin okunması konusunda CMK 210, 211 ve 212 birlikte değerlendirilmelidir.
CMK 210/1 uyarınca olayın delili yalnızca bir tanığın açıklamalarından ibaretse bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Önceden alınmış ifade tutanağının veya yazılı açıklamanın okunması, tanığın duruşmada dinlenmesinin yerine geçmez.
CMK 211 ise belirli istisnai hâllerde önceki dinleme tutanaklarının veya kişinin yazdığı belgelerin okunmasıyla yetinilebilmesine imkân tanır. Ölüm, akıl hastalığı, yerin öğrenilememesi, duruşmada hazır bulunmanın uzun süre mümkün olmaması veya ifadenin önem derecesi gibi kanunda gösterilen koşullar değerlendirilir. Ancak bu istisnalar, CMK 210’daki zorunlu dinleme kuralı ve adil yargılanma güvenceleri göz ardı edilerek uygulanamaz.
Tanığın duruşmada dinlenmesi sırasında önceki anlatımıyla çelişki ortaya çıkması ise farklı bir durumdur. CMK 212’ye göre tanık bir hususu hatırlamadığını söylediğinde önceki ifadesinin ilgili bölümü okunarak hatırlamasına yardımcı olunabilir. Önceki ve sonraki ifadeler arasında çelişki varsa önceki ifade okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır.
Burada amaç tanığın önceki ifadesini kendisine doğrulatmak değil; farklı anlatımların nedenlerini ortaya çıkarmak ve beyanın güvenilirliğini değerlendirmektir.
Tanık Mahkemeye Gelmez veya İfade Vermeyi Reddederse Ne Olur?
CMK 44’e göre usulüne uygun çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeden gelmeyen tanık hakkında zorla getirme kararı verilebilir ve gelmemesinden doğan giderlerin kendisine ödettirilmesine hükmedilebilir. Tanığın önceki yokluğunu haklı kılan nedenleri sonradan bildirmesi hâlinde giderlere ilişkin karar kaldırılır.
Mahkemeye gelen ancak yasal bir nedeni bulunmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinen kişi hakkında CMK 60 kapsamında giderlere hükmedilmesi ve kanuni sınırlar içinde disiplin hapsi uygulanması gündeme gelebilir. Bu disiplin hapsi, dava hakkında hüküm verilinceye kadar ve her hâlde üç ayı geçmemek üzere uygulanabilir; kişi tanıklık yükümlülüğüne uygun davrandığında derhâl serbest bırakılır.
Bu yaptırımlar birbirinden farklıdır. Çağrıya rağmen gelmeme ile mahkemeye gelip hukuki neden olmadan tanıklık yapmayı reddetme aynı işlem olarak değerlendirilmemelidir. Ayrıntılar tanığın mahkemeye gitmemesi ve zorla getirme usulü başlıklı makalede açıklanmıştır.
Tanığın İfadesi Tek Başına Mahkûmiyet İçin Yeterli midir?
Tanık beyanının delil değeri, beyanın içeriği ve elde ediliş biçimiyle birlikte değerlendirilir. CMK 217 uyarınca mahkeme kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Yüklenen suç, hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.
Bir tanığın olay hakkında doğrudan bilgi sahibi olması, açıklamalarının tutarlı olması ve diğer delillerle uyum göstermesi beyanın değerlendirilmesinde önem taşır. Buna karşılık anlatımın kendi içinde çelişkili olması, olayın yalnızca başkasından duyulmuş bulunması veya tanığın bilgi kaynağını açıklayamaması güvenilirlik incelemesini gerektirebilir.
Tanık beyanının tek veya belirleyici delil olduğu hâllerde, tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi ve savunmanın bu beyanı sorgulayabilmesi özel önem taşır. Bununla birlikte her dosyada tanık anlatımının mutlaka başka bir delille doğrulanmasını gerektiren genel ve mutlak bir sayı kuralı yoktur. Delillerin yeterliliği, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve somut dosyanın özellikleri çerçevesinde değerlendirilir.
Tanığın mahkûmiyete esas alınan açıklamalarının hukuka uygunluğu ve güvenilirliği konusunda ceza davasında delillerin değerlendirilmesine ilişkin genel kurallar da önem taşır.
Tanık Dinlenmesine İlişkin Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Anayasa Mahkemesi: Bekir Can Uran kararı
Anayasa Mahkemesi, Bekir Can Uran başvurusunda (B. No: 2021/53370, 2.10.2025) tanık sorgulama hakkını değerlendirmiş ve ihlal sonucuna ulaşmıştır.
Tanık sorgulama hakkına ilişkin anayasal incelemede üç temel husus öne çıkar: Tanığın duruşmada hazır edilmemesinin geçerli bir nedeni bulunup bulunmadığı, sorgulanamayan tanık beyanının mahkûmiyet açısından tek veya belirleyici delil olup olmadığı ve savunmanın karşılaştığı zorlukları giderecek yeterli usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı.
Bu yaklaşım, duruşma dışında elde edilen tanık beyanlarının değerlendirilmesinde yalnızca tutanağın dosyada bulunmasının yeterli görülmemesi gerektiğini ortaya koyar. Tanığın dinlenme biçiminin yargılamanın bütününün hakkaniyetine etkisi değerlendirilmelidir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 11.03.2026 tarihli kararı
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 11.03.2026 tarihli, E. 2023/7256 ve K. 2026/5142 sayılı kararında, mahkûmiyet bakımından belirleyici nitelikteki tanık anlatımlarının usulüne uygun şekilde alınması gerekliliğini incelemiştir.
Kararda, belirleyici tanığın doğrudan duruşmada veya kanunda öngörülen görüntülü ve sesli iletişim ya da istinabe usulleri kullanılarak dinlenmesi, savunmaya soru sorma imkânı sağlanması ve önceki beyanlarla çelişkilerin giderilmesi gerekliliğine dikkat çekilmiştir.
Bu karar, özellikle tanığın önceki ifadesinin okunmasıyla yetinilen ve sanığın beyanı sorgulama fırsatından yararlanamadığı yargılamalar bakımından önemlidir. Bununla birlikte kararın sonucu, incelenen dosyanın delil durumu ve tanık beyanının belirleyici niteliğiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Tanık Beyanındaki Çelişkilere Nasıl İtiraz Edilir?
Tanığın olay hakkındaki önceki açıklamaları ile mahkeme huzurundaki anlatımı arasında önemli farklar bulunabilir. Bu durumda çelişkilerin hangi olay veya olgulara ilişkin olduğu somut biçimde belirtilmelidir.
Örneğin tanığın olayın gerçekleştiği yer, zaman, kişilerin konumu veya olayı hangi koşullarda öğrendiği hakkındaki farklı açıklamaları, tanıklığın güvenilirliğinin değerlendirilmesini etkileyebilir. Bununla birlikte her ifade farklılığı gerçeğe aykırı tanıklık yapıldığını göstermez. Hatırlama güçlüğü, anlatımın kapsamı ve soruların soruluş biçimi de incelenmelidir.
CMK 215 uyarınca tanığın dinlenmesinden sonra katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine tanık beyanına karşı diyecekleri sorulur. Bu aşamada önemli çelişkiler belirtilerek ek soru sorulması, önceki ifadelerin ilgili bölümlerinin değerlendirilmesi veya gerekli başka delillerin toplanması talep edilebilir.
Tanık beyanına karşı savunmanın hazırlanması ve delil taleplerinin değerlendirilmesi, özellikle beyanın mahkûmiyet bakımından belirleyici olabileceği dosyalarda usul güvencelerinin korunması açısından önem taşır. Tanığın dinlenmesi sırasında ortaya çıkan itirazların tutanağa geçirilmesi, sonraki kanun yolu incelemelerinde de dikkate alınabilecek bir husustur.
Tanık Dinlenmesindeki Usul Hataları Kararı Etkiler mi?
Tanık dinleme işlemlerindeki her eksiklik kendiliğinden aynı hukuki sonucu doğurmaz. Değerlendirmede ihlal edilen kuralın niteliği, beyanın hüküm bakımından önemi ve savunma hakkının somut olarak etkilenip etkilenmediği dikkate alınır.
Özellikle belirleyici tanığın savunmaya soru sorma imkânı tanınmadan dinlenmesi, dinleme yerine önceki tutanakla yetinilmesi veya savunmanın gerekçeli delil taleplerinin kanuni koşullara uygun değerlendirilmemesi önemli usul sorunlarına yol açabilir.
Bu tür eksiklikler yargılama sırasında ilgili merciden giderilmesi istenebilecek hususlardır. Hükme karşı kanun yoluna başvurulması hâlinde ise usul ihlalinin niteliği ve hükme etkisi istinaf veya temyiz denetiminde ileri sürülebilir. Başvurulabilecek kanun yolu, hükmün türüne ve kanuni şartlara göre belirlenir.
Ceza Davasında Tanık Dinlenmesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tanık mahkemede ifade verirken notlarına bakabilir mi?
Tanık, bildiği olayları kendi bilgisine dayanarak açıklamalıdır. Bir belgeyi veya notu hatırlamaya yardımcı olması için kullanma ihtiyacı varsa bu durum mahkemeye bildirilmelidir. Belgenin kullanılmasına ve değerlendirilmesine ilişkin usul, hâkim veya mahkemenin yönetiminde yürütülür. Tanıklığın tamamen önceden hazırlanmış bir metnin okunmasına dönüştürülmesi, doğrudan dinleme amacını zedeleyebilir.
Tanık daha önce karakolda ifade verdiyse mahkemeye yeniden çağrılır mı?
Evet, çağrılabilir. Kollukta alınmış önceki beyanın dosyada bulunması, tanığın mahkemede dinlenmesini otomatik olarak gereksiz kılmaz. Özellikle olayın tek delili tanık açıklamasıysa CMK 210/1 uyarınca tanığın duruşmada dinlenmesi gerekir.
Tanık mahkemede önceki ifadesini değiştirebilir mi?
Tanık, olay hakkında hatırladığı hususları gerçeğe uygun biçimde açıklamakla yükümlüdür. Önceki ifadesinden farklı bir açıklamada bulunması tek başına yalan tanıklık suçunun oluştuğunu göstermez. Mahkeme CMK 212 uyarınca önceki ifadeyi okuyarak çelişkinin giderilmesine çalışabilir. Bilerek gerçeğe aykırı tanıklık yapılması hâlinde ise TCK 272 kapsamında sorumluluk gündeme gelebilir.
Tanık dinlendikten sonra mahkeme salonundan ayrılabilir mi?
CMK 53 ve 208 uyarınca tanığın duruşma salonundan ayrılması mahkeme başkanı veya hâkimin iznine bağlıdır. Tanığın dinlenmesi tamamlanmış olsa bile izin verilmeden salondan ayrılmaması gerekir.
Tanığın beyanı ses veya görüntü kaydına alınabilir mi?
CMK 52/3 uyarınca tanık dinlenmesi sırasında ses veya görüntü kaydı yapılabilir. Mağdur çocukların ve duruşmaya getirilmesi mümkün olmayan, tanıklığı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunlu kişilerin tanıklığında kayıt alınması zorunludur. Bu kayıtlar yalnızca ceza muhakemesinde kullanılabilir. Mahkemenin kanuni kayıt usulü ile kişilerin duruşmada kendi cihazlarıyla izinsiz kayıt yapması aynı şey değildir.
Mahkeme tüm tanıkları dinlemek zorunda mı?
Mahkeme, delil taleplerini CMK’nın ilgili hükümlerine göre değerlendirir. Hukuka aykırı elde edilen, karara etkisi bulunmayan veya yalnızca yargılamayı uzatma amacı taşıyan delil talepleri kanuni koşullarda reddedilebilir. Ancak hüküm açısından önemli tanıkların dinlenmesi ve savunmanın bu tanıklara soru yöneltme hakkı, adil yargılanma güvenceleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Sonuç: Tanığın Usulüne Uygun Dinlenmesi Neden Önemlidir?
Ceza davasında tanık dinlenmesi yalnızca kişinin mahkemeye gelerek olay hakkında açıklama yapmasından ibaret değildir. Tanığın usulüne uygun çağrılması, kimliğinin ve olayı bilme nedeninin araştırılması, gerekli uyarı ve yemin işlemlerinin yapılması, açıklamalarının kesintisiz alınması ve tarafların soru sorma haklarının korunması gerekir.
Tanık beyanının doğruluğu ve delil değeri mahkeme tarafından diğer delillerle birlikte değerlendirilir. Özellikle tek veya belirleyici tanık anlatımına dayanan dosyalarda, tanığın doğrudan dinlenmesi ve savunmaya beyanı sorgulama imkânı tanınması, maddi gerçeğe ulaşılması ve adil yargılanma hakkının korunması bakımından temel güvencelerdendir.
Yazar: Avukat Fatih Sefer