Tapu İptal ve Tescil Davası: Şartları, Süresi ve 2026 Rehberi

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın tapu kütüğündeki kaydının gerçek hukuki durumu yansıtmaması hâlinde bu kaydın iptal edilerek gerçek hak sahibi adına tescilini sağlayan davadır. Dava, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesinde açılır; muris muvazaası, ehliyetsizlik, sahtecilik ve vekâletin kötüye kullanılması gerekçelerinde herhangi bir zamanaşımı süresi işlemezken, irade sakatlıklarında 1 yıllık, hatalı kadastro tespitinde 10 yıllık hak düşürücü süre uygulanır. İstanbul’da yargılama ilk derecede ortalama 2 ila 4 yıl sürmektedir.

2025 yılında Türkiye genelinde 172.634 tapu iptal ve tescil davası açılmış olması, taşınmaz mülkiyetine ilişkin uyuşmazlıkların ne denli yaygın olduğunu ortaya koymaktadır. 2026 itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, muris muvazaasında mal kaçırma kastının tespitinde alıcının somut ödeme gücünü ve hayatın olağan akışını birlikte değerlendiren içtihadını pekiştirmeye devam etmektedir (HGK, E. 2024/81, K. 2025/553, T. 24.09.2025).

Bu dava tek bir sebebe dayanmaz. Uygulamada vatandaşın karşısına en çok şu somut durumlarla çıkar: babanın veya annenin evi çocuklarından yalnızca birine satmış gibi göstererek devretmesi, yaşlı ve hasta bir kişiye ne imzaladığı anlatılmadan tapu devri yaptırılması, sahte kimlik veya sahte vekâletnameyle tapunun başkasına geçirilmesi, eşin haberi ve rızası olmadan oturulan evin satılması, vekâlet verilen kişinin taşınmazı kendi üzerine ya da yakınına geçirmesi, kadastro sırasında sınırların yanlış çizilmesi ve yıllardır kullanılan tapusuz bir yerin tescil edilmek istenmesi.

Bu durumların her birinin hukuki adı, ispat yöntemi ve dava açma süresi birbirinden farklıdır. Örneğin mirastan mal kaçırmada hiçbir süre işlemezken, kandırılarak imzalatılan bir devirde yalnızca 1 yıllık süreniz vardır. Bu nedenle tapu iptal davası açmadan önce durumunuzun hangi başlığa girdiğinin doğru tespit edilmesi belirleyicidir; yanlış gerekçeyle açılan bir dava, haklı olsanız bile reddedilebilir.

Tapu İptal ve Tescil Davası Nedir?

Tapu iptal ve tescil davası; bir taşınmazın tapu kütüğündeki kaydının gerçek hukuki durumu yansıtmadığı durumlarda, bu kaydın iptal edilerek gerçek hak sahibi adına tescilinin sağlanması amacıyla açılan davadır.

TMK md. 1025 — Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise, bu yüzden ayni hakkı zedelenen kimse tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.

TMK md. 1024/2 — Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.

Davanın konusunu oluşturan yolsuz tescil; gerçek bir hukuki işleme dayanmayan, muvazaalı, ehliyetsiz kişilerce yapılan veya şekil şartlarına aykırı biçimde gerçekleştirilen devirler sonucunda oluşan tapu kaydına verilen addır. Yolsuz tescil bir üst kavram olup aşağıda ayrıntılı biçimde ele alınan tüm gerekçeleri kapsar.

Türk hukukunda tapu kayıtlarının oluşumunda illilik (sebebe bağlılık) ilkesi esastır. Bu ilke uyarınca tescilin hüküm doğurabilmesi için geçerli ve haklı bir hukuki sebebe dayanması zorunludur. Sebep sakatsa tescil de yolsuz hâle gelir ve tapu iptal ve tescil davası yolu açılır.

Tapu iptal ve tescil davası taşınmazın aynına, yani mülkiyet hakkına ilişkin bir dava olduğundan verilen hüküm kesinleşmeden icra edilemez. Bu kural, davanın toplam süresini doğrudan etkileyen önemli bir usul özelliğidir.

Davanın Usul Hukuku Çerçevesi

Tapu iptal ve tescil davası, taşınmazın aynına ilişkin olduğundan kamu düzenini ilgilendiren kesin yetki kuralına tabidir. Bu davalar, taşınmazın fiilen bulunduğu yer mahkemesinde açılmak ve görülmek zorundadır; taraflarca farklı bir yetki belirlenemez (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/459, K. 2018/15325, T. 06.12.2018).

Dava değerinin belirlenmesi açısından önemli bir ayrım bulunmaktadır: muris muvazaası davalarında davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan dava değeri, taşınmazın tüm değeri üzerinden değil, davacı mirasçının miras payına isabet eden değer üzerinden hesaplanır; harç ve vekâlet ücreti de buna göre belirlenir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/13733, K. 2016/1688, T. 15.02.2016). Bu değer temyiz kesinlik sınırının altında kalıyorsa temyiz talebi reddedilir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2020/3601, K. 2021/4431, T. 21.09.2021).

İstinaf başvuru sürelerine titizlikle uyulması zorunludur; yasal süre geçtikten sonra yapılan başvurular reddedilmektedir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/5454, K. 2018/293, T. 16.01.2018). İstinaf sistemini kapsayan olağan kanun yolu düzenlemesinde karar düzeltme yoluna yer verilmemiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/6729, K. 2022/1828, T. 07.03.2022).

Muris muvazaası iddiası ispatlanamasa dahi, davalı tarafın davacının payını devretmeye hazır olduğuna dair kabul beyanı varsa mahkemece bu beyan esas alınarak hüküm kurulmalı, dava tümden reddedilmemelidir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/5651, K. 2023/6267, T. 14.12.2023).

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Tapu iptal ve tescil davalarında görevli mahkeme HMK md. 2 uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise HMK md. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Yetki kuralı kesin nitelikte olup taraflarca değiştirilemez.

Bu genel kuralın bir istisnası bulunmaktadır: boşanma protokolünden kaynaklanan tapu iptal ve tescil taleplerinde görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Bu nedenle dava açılmadan önce uyuşmazlığın özel bir mahkemenin görev alanına girip girmediği değerlendirilmelidir.

İstanbul’da taşınmazın bulunduğu ilçeye göre görevli adliye şu şekilde belirlenir:

  • Bakırköy Adliyesi (Bahçelievler Hukuk Ek Binası): Bakırköy, Bahçelievler, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Esenler
  • Büyükçekmece Adliyesi: Büyükçekmece, Beylikdüzü, Esenyurt
  • Küçükçekmece Adliyesi: Küçükçekmece, Başakşehir, Avcılar
  • Gaziosmanpaşa Adliyesi: Gaziosmanpaşa, Arnavutköy, Eyüpsultan, Sultangazi
  • İstanbul Adliyesi (Çağlayan): Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Fatih, Kâğıthane, Sarıyer, Şişli
  • Silivri Adliyesi: Silivri. Çatalca Adliyesi Silivri’nin mülhakatı olmakla birlikte asliye hukuk mahkemesi bulunduğundan Çatalca’daki taşınmaz davaları Çatalca Adliyesinde görülür.
  • Kartal (Anadolu) Adliyesi: Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Maltepe, Kartal, Pendik, Tuzla, Sancaktepe, Sultanbeyli, Ataşehir, Çekmeköy
  • Adalar, Beykoz, Şile Adliyeleri: Kartal Adliyesinin mülhakatı olmakla birlikte her birinde asliye hukuk mahkemesi bulunduğundan bu ilçelerdeki taşınmaz davaları kendi adliyelerinde görülür.

Birden fazla ilçede taşınmazı bulunan davalarda her taşınmaz için ayrı dava açılması ya da davalardan birinin yetkili olduğu mahkemede birleştirme talebinde bulunulması gerekir.

Tapu İptal Davası Ne Kadar Sürer?

Tapu iptal davası ne kadar sürer sorusu, dava açmayı düşünen kişilerin en sık sorduğu sorulardan biridir. İstanbul’da tapu iptal ve tescil davaları ilk derece mahkemesinde ortalama 2 ila 4 yıl arasında sonuçlanmaktadır. İstinaf ve temyiz aşamaları da dahil edildiğinde toplam süre 4 ila 7 yıla kadar uzayabilmektedir.

Sürenin uzun olmasının temel nedeni, tapu iptal davasının delil yoğun bir dava türü olmasıdır. Tapu kayıtlarının ve dayanak belgelerinin celbi, tanık dinlenmesi, taşınmaz başında keşif yapılması, bilirkişi incelemesi ve rapora itiraz süreçleri; her biri ayrı duruşma aralıkları gerektiren aşamalardır. İstanbul adliyelerinde duruşma aralıklarının 3 ila 5 ay arasında olması, sürenin uzamasında belirleyici etkendir.

Yargılamanın Aşamaları ve Süreleri

AşamaYaklaşık Süre
Dava açılışı ve tensip zaptı1–4 hafta
Dilekçeler teatisi2–4 ay
Ön inceleme duruşması3–6 ay (dava açılışından itibaren)
Tapu ve nüfus kayıtlarının celbi3–6 ay
Tanık dinlenmesi4–10 ay
Keşif ve bilirkişi incelemesi6–12 ay
Rapora itiraz ve ek rapor3–8 ay
İlk derece kararı (toplam)2–4 yıl
İstinaf incelemesi1–2 yıl
Temyiz incelemesi (kesinlik sınırı aşılıyorsa)1–2 yıl
Kesinleşme ve tapuya tescil1–3 ay

Adalet Bakanlığı hedef süre kriterlerine göre Asliye Hukuk Mahkemelerinde derdest dosya hedefi 600’dür; İstanbul adliyeleri bu eşiği büyük ölçüde aşmış durumdadır. Çağlayan Adliyesi İstanbul’un en yoğun adliyesi olduğundan buradaki tapu iptal davaları görece daha uzun sürebilmektedir. Bozma kararı sonrası yeniden yargılama hedefi 180 gün olmakla birlikte uygulamada bu süre de uzayabilmektedir.

Gerekçeye Göre Süre Farkları

Tapu iptal davası ne kadar sürer sorusunun yanıtı, davanın hangi hukuki gerekçeye dayandığına göre de değişir:

Dava Gerekçesiİlk Derece SüresiSüreyi Belirleyen Etken
Muris muvazaası2,5–4 yılÇok sayıda tanık, mirasçı sayısı, tebligat güçlükleri
Ehliyetsizlik3–5 yılAdli Tıp Kurumu raporunun beklenmesi
Sahtecilik3–5 yılCeza davasının bekletici mesele yapılması, imza incelemesi
İrade sakatlığı2–3,5 yılTanık ve belge incelemesi
Vekâletin kötüye kullanılması2,5–4 yılÜçüncü kişinin iyiniyetinin araştırılması
İnançlı işlem / nam-ı müstear1,5–3 yılYazılı delil varsa hızlı, yoksa yemin aşaması
Aile konutu şerhi ihlali1,5–3 yılKonutun aile konutu niteliğinin tespiti
Hatalı kadastro tespiti3–5 yılKadastro tutanaklarının celbi, teknik bilirkişi, keşif
Kazandırıcı zamanaşımı (TMK 713)2–4 yılÜç aylık ilan süresi, keşif, teknik kroki

Süreyi Uzatan ve Kısaltan Etkenler

Süreyi uzatan etkenler: mirasçı ve paydaş sayısının fazlalığı, yurt dışında yaşayan taraflara tebligat yapılması, tanıkların başka illerde bulunması nedeniyle talimat yoluyla dinlenmesi, bilirkişi raporuna itiraz üzerine ek rapor veya yeni heyet oluşturulması, ceza davasının bekletici mesele yapılması, birden fazla taşınmazın dava konusu olması ve dosyanın istinaftan bozularak dönmesi.

Süreyi kısaltan etkenler: dava dilekçesinin en baştan doğru hukuki gerekçeyle ve eksiksiz delil listesiyle hazırlanması, tapu ve nüfus kayıtlarının dava açılmadan önce temin edilerek dilekçeye eklenmesi, mirasçılık belgesinin hazır olması, tanık listesinin ön inceleme aşamasında eksiksiz sunulması ve keşif avansının gecikmeksizin yatırılması.

Dosyanın usul yönünden kusursuz hazırlanması, süreyi ortalama 6 ay ila 1 yıl kısaltabilmektedir. Bu nedenle tapu iptal davası avukatı ile çalışmanın en somut faydalarından biri, dosyanın usul kaynaklı gecikmelerden arındırılmasıdır.

Tapu İptal Davası Gerekçeleri

Muris Muvazaası (Mirasçıdan Mal Kaçırma)

Muris muvazaası; miras bırakanın, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi biçiminde açıklayarak devretmesidir. Halk arasında mirastan mal kaçırma olarak bilinen bu durum, tapu iptal davalarının en yaygın gerekçesidir.

Hukuki niteliği itibarıyla nispi (mevsuf) muvazaa türü olan bu kurum, TBK md. 19 ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı kararından dayanağını almaktadır (Yargıtay HGK, E. 2010/295, K. 2010/333, T. 16.06.2010).

Bu yapıda iki işlem iç içe geçmiştir: tapu memuru önünde kurulan görünürdeki işlem (satış veya bakma akdi) tarafların gerçek iradesine uymadığı için muvazaa nedeniyle; gizli işlem (bağışlama) ise TMK md. 706, TBK md. 237 ve Tapu Kanunu md. 26’da öngörülen resmi şekil şartlarına aykırı olduğu için geçersizdir. Sonuç olarak her iki işlem de sakat olup tapu kaydının iptali zorunlu hâle gelir.

Unsurları

  • Görünürdeki işlem: Tapu memuru önünde yapılan, tarafların gerçek iradesini yansıtmayan satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi.
  • Gizli işlem (bağışlama): Miras bırakanın asıl iradesini yansıtan ancak şekil şartlarına uyulmadığı için geçersiz kalan bağış.
  • Muvazaa anlaşması: Miras bırakan ile devralanın görünürdeki işlemin gerçeği yansıtmadığına dair irade uyuşması.
  • Mirasçılardan mal kaçırma kastı: Muris muvazaasını diğer nispi muvazaa türlerinden ayıran özgün unsurdur. Miras bırakanın işlem sırasındaki asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olması şarttır.

Dava Açma Hakkı ve Ehliyeti

1/2 sayılı İBK’nın açık hükmü uyarınca saklı pay sahibi olsun veya olmasın, miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar resmi sözleşmenin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitini ve tapu kaydının iptalini talep edebilirler. Davada zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekmez; dava açan mirasçılar yalnızca kendi payları oranında iptal ve tescil talep edebilirler (Yargıtay HGK, E. 2011/359, K. 2011/405, T. 08.06.2011).

Temlik tarihinde mirasçı olmayan ancak miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçılık sıfatı kazanan kişiler de dava açabilmektedir. Sonradan evlenilen eş ya da sonradan doğan çocuklar bu kapsamda değerlendirilir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/3404, K. 2021/1672, T. 23.03.2021).

İspat Yükü ve Değerlendirme Kriterleri

TMK md. 6 ve HMK md. 190 uyarınca muvazaanın varlığını ispat yükü, iddiayı ileri süren davacı mirasçıya aittir (Yargıtay HGK, E. 2022/721, K. 2024/98, T. 14.02.2024). Mirasçılar, işlemin tarafı olmayan üçüncü kişiler konumunda bulunduklarından muvazaayı tanık dahil her türlü delil ile ispat edebilirler. Bu husus, muris muvazaasını yazılı delil zorunluluğu bulunan inançlı işlem ve nam-ı müstear iddialarından kesin biçimde ayırır.

Yargıtay, miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması için şu objektif olguların birlikte değerlendirilmesini zorunlu tutmaktadır (Yargıtay HGK, E. 2024/81, K. 2025/553, T. 24.09.2025):

  • Ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri ile toplumsal eğilimler
  • Olayların olağan akışı
  • Miras bırakanın taşınmazı devretmekte makul ve haklı bir nedeninin bulunup bulunmadığı
  • Davalının gerçek anlamda alım gücüne sahip olup olmadığı
  • Resmi akitteki bedel ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark
  • Taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişkiler (minnet duygusu, bakım ilişkisi vb.)

Satış bedeli ile gerçek değer arasındaki fahiş fark tek başına muvazaanın kesin delili sayılamaz; diğer objektif olgularla desteklenmesi zorunludur.

Muvazaanın Kabul Edildiği Güncel Yargıtay Kararları

Yargıtay HGK’nın E. 2022/1014, K. 2023/1004 sayılı kararında; taşınmazların miras bırakanın tüm malvarlığını oluşturması, davalının gerçek alım gücünün kanıtlanamaması, bakımın ahlaki görev kapsamında kalması ve tanık beyanlarının çelişkili olması birlikte değerlendirilerek mal kaçırma kastının ispat edildiği kabul edilmiş ve direnme kararı bozulmuştur.

Yargıtay HGK’nın E. 2022/1101, K. 2022/1941 sayılı kararında; davalı tanıklarının satış bedelinin haftalık taksitlerle elden ödendiğini ileri sürmesine karşın bu ödemenin usulüne uygun delillerle kanıtlanamaması ve gerçek bir satışta bedelin haftalık taksitlerle ödenmesinin hayatın olağan akışına uymadığı saptanarak temlikin muvazaalı olduğuna hükmedilmiştir.

Yargıtay HGK’nın E. 2024/400, K. 2025/554 sayılı kararında; miras bırakanın eşiyle yaptığı ölünceye kadar bakma akdini iptal ettirip kısa süre sonra taşınmazı davalıya satması, kira ödemelerinin düzensizliği ve satış bedelinin kanıtlanamaması gibi olgular bir bütün hâlinde değerlendirilerek temlikin evlatlıktan mal kaçırma amacıyla yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Yargıtay HGK’nın E. 2018/435, K. 2021/253 sayılı kararında; miras bırakanın 1900 doğumlu olması, herhangi bir borcunun bulunmaması ve taşınmazı ölümünden bir gün önce torununa gerçek değerinin çok altında bir bedelle devretmesi gerekçe gösterilerek temlikin mal kaçırma amaçlı bağış niteliğinde olduğuna hükmedilmiştir.

Yargıtay HGK’nın E. 2018/661, K. 2020/385 sayılı kararında ise miras bırakanın maaşı ve sağlık güvencesi olması, büyük tedavi gideri kanıtlanamaması, bedeller arasındaki büyük oransızlık ve ev hanımı olan davalının alım gücünün olmaması gözetilerek miras bırakanın ara malik kullanarak tüm malvarlığını muvazaalı biçimde devrettiğine hükmedilmiştir.

Muvazaanın Reddedildiği Güncel Yargıtay Kararları

Yargıtay HGK’nın E. 2022/818, K. 2023/1118 sayılı kararında; miras bırakan dışında beş taşınmazın taksim edilmiş olması, tanık beyanlarında mal kaçırma kastının ifade edilmemesi ve taraflar arasında husumet bulunmaması nedeniyle ispat yükünün yerine getirilemediği sonucuna varılarak dava reddedilmiştir.

Yargıtay HGK’nın E. 2022/821, K. 2023/1222 sayılı kararında; miras bırakanın ikinci eşinden olan çocuklarına taşınmazları temlik etmesi üzerine ilk eş çocuğunun dava açtığı olayda, tanık beyanlarına göre miras bırakanın davacıya da taşınmaz teklif ettiği ve ilişkilerin iyi olduğu tespit edilerek mal kaçırma kastı kanıtlanamadığından ret kararı onanmıştır.

Yargıtay 1. HD’nin E. 2014/16629, K. 2016/5200 sayılı kararında; miras bırakanın sağlık sorunlarının bulunması, davalının 15 yıl bakması ve minnet duygusunun kanıtlanmış olması dikkate alınarak devrin mal kaçırma amacı taşımadığına ve semenin hizmet ve emek olabileceğine hükmedilmiştir.

Muvazaalı Tescilden Doğan Ecrimisil Sorumluluğu

Muvazaalı tescil yolsuz tescil niteliği taşıdığından, bu tescile dayanan davalıların miras bırakanın ölüm tarihinden dava tarihine kadar ecrimisilden sorumlu oldukları kabul edilmektedir. Verilecek tapu iptali hükmü inşai (kurucu) değil, izhari (açıklayıcı) niteliktedir (Yargıtay HGK, E. 2017/1207, K. 2019/325, T. 21.03.2019).

Kardeşler Arasında Tapu İptal Davası

Tapu iptal davalarının önemli bir kısmı kardeşler arasında görülür. Tipik tablo şudur: baba ya da anne sağlığında evi veya arsayı çocuklarından yalnızca birine devreder, üstelik bunu bağış olarak değil satış gibi göstererek yapar. Vefattan sonra diğer kardeşler tapuya baktıklarında taşınmazın çoktan kardeşlerinden birinin üzerine geçtiğini öğrenir. Halk arasında “mirastan mal kaçırma” denilen bu durum, hukuken muris muvazaası kapsamında değerlendirilir ve kardeşler arasında tapu iptal davası açılmasının en yaygın sebebidir.

Dava, ancak miras bırakanın vefatından sonra açılabilir. Anne veya baba hayattayken çocukların muris muvazaası nedeniyle dava açma hakkı bulunmaz; zira henüz doğmuş bir miras hakkı yoktur.

Kardeşlerin birlikte dava açması zorunlu değildir. İhtiyari dava arkadaşlığı söz konusu olduğundan tek bir kardeş de dava açabilir; ancak yalnızca kendi miras payı oranında iptal ve tescil talep edebilir. Diğer kardeşler dava açmazsa onların payları davalıda kalmaya devam eder.

Kardeşler arasında tapu iptal davası zamanaşımına tabi değildir. Muris muvazaasına dayanan bu davalar, miras bırakanın ölümünden yıllar hatta onlarca yıl sonra dahi açılabilir.

Devralan kardeşin ödeme gücü kritik önem taşır. Devir tarihinde öğrenci olan, geliri bulunmayan ya da ev hanımı olan bir kardeşin taşınmazı gerçekten satın alacak mali güce sahip olmadığının ortaya konulması, mal kaçırma kastının ispatında en güçlü delillerden biridir.

Bakım karşılığı devir savunması ayrı değerlendirilir. Devralan kardeş, miras bırakana uzun yıllar baktığını ve devrin bu bakımın karşılığı olduğunu ileri sürebilir. Yargıtay, bakımın ahlaki bir görev kapsamında kalıp kalmadığını, bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığını ve minnet duygusunun kanıtlanıp kanıtlanmadığını ayrıntılı biçimde incelemektedir.

Ehliyetsizlik (Fiil Ehliyetinin Bulunmaması)

Tapu devri sırasında devreden kişinin fiil ehliyetine sahip olmaması, tapu iptal davasının en güçlü gerekçelerinden biridir.

TMK md. 13 — Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.

TMK md. 15 — Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz.

Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı tapu devri baştan itibaren geçersiz olup buna dayanan tescil yolsuzdur. Uygulamada en sık karşılaşılan hâller şunlardır: ileri yaş nedeniyle bilişsel yetilerin zayıflaması (demans, alzheimer), akıl hastalığı, ağır hastalık ve yoğun ilaç tedavisi altında olma, işlem sırasında sarhoşluk ve ağır ruhsal bozukluk.

Bu davalarda ispat, kural olarak Adli Tıp Kurumu raporu üzerinden yürütülür. Mahkeme, devir tarihine ait sağlık kayıtlarını, hastane dosyalarını, reçeteleri ve varsa daha önce alınmış sağlık raporlarını celbeder; ayrıca tanık beyanlarına başvurulur. Adli Tıp Kurumu, devir tarihi itibarıyla kişinin hukuki işlem ehliyetine sahip olup olmadığı yönünde görüş bildirir. Bu süreç, ehliyetsizlik gerekçeli davaların diğer gerekçelere göre daha uzun sürmesinin temel nedenidir.

Ehliyetsizlik iddiası kamu düzenine ilişkin olduğundan herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Ayrıca işlem hiç doğmamış sayıldığından üçüncü kişilerin iyiniyet koruması da önemli ölçüde daralır.

Sahtecilik (Sahte Kimlik, Sahte Vekâletname, Sahte İmza)

Tapu devrinin sahte kimlik, sahte vekâletname veya sahte imza kullanılarak gerçekleştirilmesi hâlinde ortada geçerli bir hukuki işlem bulunmadığından tescil yolsuzdur ve iptali gerekir. Sahtecilik gerekçesiyle açılan tapu iptal davası, malikin iradesi hiç devreye girmediği için en net geçersizlik hâllerinden birini oluşturur.

Sahtecilik aynı zamanda resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğundan, bu tür olaylarda hem hukuk mahkemesinde tapu iptal ve tescil davası hem de ceza mahkemesinde suç duyurusu süreci paralel yürütülür. Hukuk mahkemesi, ceza yargılamasının sonucunu bekletici mesele yapabilmektedir; bu durum yargılama süresini önemli ölçüde uzatır.

İspat aşamasında imza incelemesi belirleyici rol oynar. Mahkeme, tapu müdürlüğünden resmi senedin aslını celbeder ve grafolojik inceleme için bilirkişi görevlendirir. Sahte vekâletname iddialarında ilgili noterlik kayıtları da celbedilerek vekâletnamenin gerçekten düzenlenip düzenlenmediği araştırılır.

Sahtecilik nedeniyle açılan tapu iptal davaları herhangi bir zamanaşımı süresine tabi değildir.

Aile Konutu Şerhi ve Eşin Rızası Alınmadan Yapılan Devir

TMK md. 194/1 — Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

Aile konutu; eşlerin evlilik birliği içinde yaşamlarını sürdürdükleri, ortak yaşam merkezi olarak kullandıkları konuttur. Malik olmayan eş, tapu müdürlüğüne başvurarak tapu kütüğüne aile konutu şerhi konulmasını talep edebilir. Şerh, üçüncü kişilerin iyiniyetini ortadan kaldıran açıklayıcı bir işlev görür.

Diğer eşin açık rızası alınmadan yapılan devir hâlinde tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Şerhin bulunduğu hâllerde devralan üçüncü kişinin iyiniyet iddiası dinlenmez; şerhin bulunmadığı hâllerde ise üçüncü kişinin konutun aile konutu olduğunu bilip bilmediği ya da bilebilecek durumda olup olmadığı araştırılır.

Bu davada dikkat edilmesi gereken kritik nokta, konutun dava tarihi itibarıyla hâlen aile konutu niteliğini taşıyıp taşımadığıdır. Tarafların boşanmış olması ve konutun artık ortak yaşam merkezi olmaktan çıkması hâlinde TMK md. 194 korumasının uygulanma imkânı ortadan kalkabilmektedir. Bu nedenle rıza alınmadan yapıldığı öğrenilen bir devirde vakit kaybetmeksizin hukuki yola başvurulması gerekir.

İmar Mevzuatına Aykırılık

İmar mevzuatına aykırılık içeren tapu iptal ve tescil davaları özgün kurallara tabidir. Yargıtay HGK’nın E. 2017/1755, K. 2020/964 sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere yasaları uygulamakla yükümlü mahkemeler imar suçu işleyenlerin tescil taleplerini karşılayamaz. 3194 sayılı İmar Kanunu md. 21 uyarınca istisnalar dışında tüm yapılar için ruhsat alınması zorunludur; ruhsatsız yapılar kaçak yapı statüsündedir. Yıkımı kesinleşmiş veya yasal hâle getirilmesi imkânsız yapılarda tescil talebi hukuki imkânsızlık nedeniyle dinlenmez.

Bununla birlikte Yargıtay, kaçak yapı iddiasının mahkemece doğrudan ret gerekçesi yapılmasına da izin vermemektedir. Mahkemeler öncelikle ilgili belediyeden yapının tadilat projesiyle veya yasal prosedürlerle ruhsata bağlanıp bağlanamayacağını sormalı; mümkünse davacıya ya da yükleniciye proje onaylatıp iskan alması için süre ve yetki tanımalıdır (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2014/7135, K. 2014/7339, T. 18.11.2014).

3194 sayılı İmar Kanunu Geçici md. 16 kapsamında alınan Yapı Kayıt Belgesi, yapıyı imar planına uygun hâle getirmez; yalnızca yıkım ve para cezası yaptırımlarını durdurur. Bu belgeye dayanılarak kaçak yapının tescili talep edilemez (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3962, K. 2023/3701, T. 07.11.2023).

Tescil hukuken imkânsız olduğunda davacılar, geçerli sözleşmeye dayanarak rayiç bedel tazminatı talep edebilirler. Yargıtay HGK’nın E. 2017/1755, K. 2020/964 sayılı kararı bu durumu açıkça hükme bağlamıştır.

Yetkisiz Temsil ve Vekâletin Kötüye Kullanılması

TBK md. 46 ve 47 yetkisiz temsili düzenlemektedir: yetkisiz temsilcinin yaptığı işlem, temsil olunan tarafından onanmadıkça onu bağlamaz. TBK md. 506 ise vekilin özen ve sadakat borcunu hükme bağlamaktadır. Vekil ile üçüncü kişinin kötü niyetli işbirliği hâllerinde TMK md. 2 (dürüstlük kuralı) devreye girer.

Yetkisiz temsil ile vekâletin kötüye kullanılması birbirinden ayrılmalıdır: yetkisiz temsilci işlem yapma yetkisine hiç sahip değilken, vekâletin kötüye kullanımında vekil yetkisi kapsamında hareket etmekte ancak vekâlet verenin menfaatine aykırı davranmaktadır. Her iki durumda da üçüncü kişinin iyiniyeti belirleyici rol oynar.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2024/2403, K. 2024/4465 (T. 28.11.2024) sayılı kararında; dava dışı bir avukatın, davalı arsa sahipleri adına özel yetki içermeyen bir vekâletnameyle gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlemesi TBK md. 38 kapsamında yetkisiz temsil olarak nitelendirilmiş, temsil olunanlar tarafından işleme onay verilmediği tespit edilerek yetkisiz temsilcinin işleminin temsil olunanları bağlamayacağına hükmedilmiştir.

Yargıtay 6. HD’nin E. 2022/2218, K. 2023/3235 sayılı kararında; mirasçıların annelerine verdikleri vekâletname ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinde vekilin daireleri kendi üzerine ve gelinine devretmesi sadakat borcuna açıkça aykırı bulunmuş, davacıların hisseleri oranında tapu iptali ve tesciline karar verilmiştir.

Vekâletin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tapu iptal davaları zamanaşımına tabi değildir. Vekâletnamenin hile ile alınmış olması hâlinde de zamanaşımı söz konusu olmaz.

İnançlı İşlem

İnançlı işlem; inanan ile inanılan arasında kurulan ve inanılanın belirli bir amacı gerçekleştirmek için taşınmazı kendi adına tescil ettirdiği, ancak amacın gerçekleşmesi ya da inanç ilişkisinin sona ermesi hâlinde geri devretmekle yükümlü olduğu özel bir hukuki ilişkidir. Hukuki dayanağını TBK md. 19 ve Yargıtay’ın 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararından almaktadır.

1947 tarihli İBK’nın emredici hükmü uyarınca inançlı işlem iddiası ancak yazılı delil ile ispat edilebilir. Yazılı delil bulunmaması hâlinde HMK md. 202 kapsamında delil başlangıcı sayılabilecek belgeler mevcutsa tanık dinlenebilir; aksi takdirde yemin deliline başvurulması zorunludur.

İnançlı işleme dayalı taşınmaz temliki yolsuz tescil sayılmadığından, bu gerekçeyle açılan tapu iptal davaları TBK md. 146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir. Bu husus, inançlı işlemi diğer gerekçelerden ayıran kritik bir farktır.

Nam-ı Müstear (Emanetçi Adına Tescil)

Nam-ı müstear, gerçek hak sahibinin taşınmazı başkası (emanetçi) adına tescil ettirdiği durumu ifade eder. İnançlı işlemde olduğu gibi nam-ı müstear iddiası da 1947 tarihli İBK uyarınca yazılı delil ile ispatlanmalıdır. Uygulamada bu işlemler genellikle vize kolaylığı, vergi muafiyeti veya hacizden mal kaçırma gibi gizli amaçlarla yapıldığından tarafların gerçek iradesini yansıtan yazılı bir belge bulunamamaktadır.

İrade Sakatlıkları (Hata, Hile, Tehdit)

TBK md. 30-39 irade sakatlıklarını düzenlemektedir. Tapu devrine konu sözleşme; hata, hile veya tehdit sonucunda kurulmuşsa, etkilenen taraf sözleşmenin iptalini ve tapu kaydının iptalini talep edebilir. İrade sakatlığı iddiaları tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.

Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler: yaşlı bir kişiye imzaladığı belgenin kira sözleşmesi olduğu söylenerek satış senedi imzalatılması, taşınmazın imara açılacağının bilinmesine rağmen değersiz denilerek çok düşük bedelle devralınması, tehdit altında yapılan devirler ve parsel numarasında esaslı hataya düşülerek yanlış taşınmazın devredilmesi.

TBK md. 39 — Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır.

Bu süre hak düşürücü nitelik taşıdığından mahkemece resen dikkate alınır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin E. 2021/2324, K. 2021/8078 (T. 21.12.2021) sayılı kararı bu konuda açıklayıcıdır: hile iddiası ispat edilmiş olmasına rağmen davacının hileyi öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık süreyi geçirmiş olması nedeniyle karar bozulmuştur. Hile ispatlanmış olsa dahi, 1 yıllık sürenin geçirilmesi davayı sonuçsuz bırakmaktadır.

İrade sakatlığı nedeniyle tapu iptali zamanaşımı konusunda dikkat edilmesi gereken bir başka nokta, sürenin başlangıç anının tespitidir. Hilenin ne zaman öğrenildiği, hangi delillerle ortaya konulduğu ve tehdidin etkisinin ne zaman ortadan kalktığı somut olayın koşullarına göre değerlendirilir. Bu tespit çoğu zaman davanın kaderini belirler.

Hatalı Kadastro Tespiti

Kadastro çalışmaları sırasında yapılan hatalar, taşınmazın gerçek hak sahibi dışında bir kişi adına tescil edilmesine yol açabilmektedir. Hatalı ölçüm, sınırların yanlış belirlenmesi, yüzölçümünün eksik veya fazla yazılması ya da malik bilgisinin hatalı kaydedilmesi bu kapsamda değerlendirilir.

Hatalı kadastro tespiti nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açılabilir; ancak burada özel bir süre rejimi geçerlidir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu md. 12/3 uyarınca kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre işler. Bu süre geçtikten sonra kadastro tespitine dayalı itiraz ileri sürülemez.

Bu davalarda teknik bilirkişi incelemesi ve keşif zorunludur. Kadastro paftaları, tutanakları, hava fotoğrafları ve varsa eski tapu kayıtları celbedilerek zeminde kullanılan yer ile tapu kaydındaki parselin örtüşüp örtüşmediği tespit edilir.

Ayrıca 3402 sayılı Kanun md. 18 uyarınca orta malları, hizmet malları, ormanlar ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunlar uyarınca devlete kalan taşınmazlar, tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamaz.

Kazandırıcı Zamanaşımı ve Zilyetlik (Tapusuz Taşınmazın Tescili)

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum, bir taşınmazın yıllarca kullanılmasına rağmen tapusunun bulunmamasıdır. Bu hâllerde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine dayanarak tescil talep edilebilir.

TMK md. 712 (olağan zamanaşımı) — Geçerli bir hukuki sebep olmaksızın tapu kütüğüne malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına itiraz edilemez.

TMK md. 713 (olağanüstü zamanaşımı) — Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.

TMK md. 712 hükmü, yolsuz tescile dayanan kişinin belirli şartlarla korunmasını sağlar ve aleyhine tapu iptal davası açılmasını engeller. TMK md. 713 hükmü ise tapuda kayıtlı olmakla birlikte malikinin kim olduğu tapu kütüğünden anlaşılamayan ya da yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazlar için de uygulanır.

Bu davalar Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine, varsa tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı açılır. Mahkeme, tescil talebini gazete ile bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araçlarla en az üç defa ilan eder. Son ilan tarihinden itibaren üç ay içinde itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmezse mahkeme tescile karar verir. Karara, uzman kişilerce hazırlanan teknik kroki de eklenir.

Tapulu bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılması kural olarak mümkün değildir; zira bu hâllerde taşınmazın sahibi bellidir ve tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik kavramı söz konusu olmaz. Ayrıca yirmi yıllık sürenin dolmasıyla mülkiyet kendiliğinden kazanılmaz; mutlaka tescil davası açılması gerekir.

Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinden Doğan Uyuşmazlıklar

TBK md. 611 uyarınca ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bu sözleşme resmi şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iki ayrı yönden tapu iptal davasının konusunu oluşturabilir:

Sözleşmenin muvazaalı olması: Miras bırakan gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı, mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla ölünceye kadar bakma sözleşmesi görüntüsü altında devretmişse muris muvazaası hükümleri uygulanır. Yargıtay bu değerlendirmede bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığını, bakım alacaklısının bakıma ihtiyacı olup olmadığını ve bakımın ahlaki bir görev kapsamında kalıp kalmadığını inceler.

Bakım borçlusunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi: Sözleşme geçerli olmakla birlikte bakım borcu ifa edilmemişse, sözleşmenin feshi ve tapunun iptali talep edilebilir; bu talep genel zamanaşımı hükümlerine tabidir.

Tapu İptal Davası Nasıl Açılır? Süreç Adımları

  1. Ön değerlendirme ve hukuki gerekçenin belirlenmesi: Hangi gerekçeyle (muris muvazaası, ehliyetsizlik, sahtecilik, imar aykırılığı, vekâlet kötüye kullanımı vb.) dava açılacağı belirlenir. Bu adım hak düşürücü sürelerin takibi açısından kritiktir.
  2. Tapu müdürlüğü kayıtlarının incelenmesi: Güncel tapu kaydı, kaydın dayanağı resmi senet, takyidat belgesi ve varsa ipotek/haciz bilgileri alınır. Devir zincirinin tamamı çıkarılarak ara maliklerin bulunup bulunmadığı tespit edilir.
  3. Delillerin toplanması: Veraset ilamı, nüfus kayıt örneği, satış bedeline ilişkin banka kayıtları, devreden kişinin devir tarihine ait sağlık kayıtları (ehliyetsizlik iddiası varsa), tanık listesi ve değer tespitine ilişkin belgeler hazırlanır.
  4. Dava dilekçesinin hazırlanması: Yetkili mahkeme belirlenerek dilekçe hazırlanır; hukuki gerekçe, talep kalemleri ve deliller açıkça belirtilir, ihtiyati tedbir talebi ayrıca ve gerekçeli biçimde yazılır.
  5. Harç ve masrafların yatırılması: Dava değeri üzerinden nispi harç hesaplanarak yatırılır; gider avansı mahkeme veznesine ödenir.
  6. İhtiyati tedbir talebinin karara bağlanması: Mahkeme, dava süresince taşınmazın devrini önlemek amacıyla tapu kaydına tedbir şerhi konulmasına karar verebilir.
  7. Tensip, dilekçeler teatisi ve ön inceleme: Tensip zaptı düzenlenir; cevap ve cevaba cevap dilekçeleri teati edilir; ön inceleme duruşmasında uzlaşma araştırılır ve deliller belirlenir.
  8. Tahkikat: Tapu ve nüfus kayıtları celbedilir, tanıklar dinlenir, gerekiyorsa Adli Tıp Kurumundan veya noterlikten bilgi istenir.
  9. Keşif ve bilirkişi incelemesi: Mahkeme gerektiğinde taşınmaz başında keşif yapar; değer tespiti, imza incelemesi veya teknik inceleme için bilirkişi görevlendirir. Rapora itiraz üzerine ek rapor alınabilir.
  10. Karar, kanun yolları ve tescil: Taraflar istinaf ve koşulları varsa temyiz yoluna başvurabilir. Karar kesinleştikten sonra tapu müdürlüğüne ibraz edilerek tescil işlemi tamamlanır; taşınmazın aynına ilişkin kararlar kesinleşmeden icra edilemez.

Tapu İptal Davası Zamanaşımı ve Hak Düşürücü Süre Rejimi

Tapu iptal ve tescil davaları mülkiyet hakkına (ayni hakka) dayandığından kural olarak zamanaşımına tabi değildir. Mülkiyet hakkı mutlak bir hak olduğundan yolsuz tescile karşı her zaman dava açılabilir.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları, 1/2 sayılı İBK uyarınca herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılabilir (Yargıtay HGK, E. 2017/1270, K. 2021/846, T. 24.06.2021). Bu kararda ilke çarpıcı biçimde teyit edilmiştir: miras bırakanın 1968 yılında taşınmazları oğullarına devrettiği, 1982’deki vefatından sonra 2010 yılında dava açıldığı olayda yerel mahkeme aradan 42 yıl geçmiş olması nedeniyle davayı reddetmişti. Yargıtay bu kararı bozarak muris muvazaasına dayalı tapu iptal davalarının hiçbir süreye bağlı olmadığını kesin biçimde hükme bağlamıştır.

Ancak bu genel kuralın önemli istisnaları bulunmaktadır. Tapu iptal davası zamanaşımı konusunda yapılacak en büyük hata, nasılsa süre yok varsayımıyla hareket etmektir; zira bazı gerekçelerde çok kısa hak düşürücü süreler işlemektedir.

Gerekçelere Göre Süre Tablosu

Dava GerekçesiSüreNiteliği
Muris muvazaasıSüre yokHer zaman açılabilir
EhliyetsizlikSüre yokKamu düzenine ilişkin
SahtecilikSüre yokGeçerli işlem bulunmadığından
Vekâletin kötüye kullanılmasıSüre yokYargıtay yerleşik içtihadı
Yolsuz tescil (genel)Süre yokAyni hakka dayanır
Aile konutu şerhi ihlaliSüre yokKonutun niteliğini koruması şartıyla
İrade sakatlığı (hata, hile, tehdit)1 yılHak düşürücü (TBK md. 39)
Hatalı kadastro tespiti10 yılHak düşürücü (3402 s.K. md. 12/3)
Muris kadastrodan önce ölmüşse10 yılHak düşürücü (3402 s.K. md. 12/3)
İnançlı işlem10 yılZamanaşımı (TBK md. 146)
Kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı10 yılZamanaşımı
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık10 yılGenel zamanaşımı
Taşınmaz satış vaadine dayalı10 yılİfa olanağının doğmasından itibaren; taşınmaz teslim edilmişse ileri sürülemez

Hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki fark uygulamada belirleyicidir: hak düşürücü süre mahkemece resen dikkate alınır ve hiçbir şekilde kesilmez veya durmaz; zamanaşımı ise ancak karşı tarafça def’i olarak ileri sürülürse dikkate alınır ve belirli hâllerde kesilebilir.

İyiniyetli Üçüncü Kişinin Korunması

Tapu iptal davalarının en kritik savunma alanı, taşınmazı sonradan devralan üçüncü kişinin iyiniyet iddiasıdır. Uygulamada muvazaalı devirlerin ardından taşınmazın hızla üçüncü kişilere satılması sıkça görülen bir taktiktir.

TMK md. 1023 — Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur.

TMK md. 1024/1 — Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.

TMK md. 3 uyarınca iyiniyetin varlığı asıldır; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. Bu hüküm, üçüncü kişinin sadece bilmiyordum demesinin yeterli olmadığı, araştırma yükümlülüğünü de yerine getirmiş olması gerektiği anlamına gelir.

Yargıtay, iyiniyetin araştırılmasının yüzeysel değil derinlemesine yapılmasını şart koşmaktadır (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/2702, K. 2017/4285, T. 13.09.2017). Üçüncü kişinin muvazaayı bilebilecek konumda olup olmadığı değerlendirilirken şu olgular birlikte incelenir:

  • Miras bırakan ya da ilk alıcıyla akrabalık, hısımlık veya iş ortaklığı ilişkisi bulunup bulunmadığı
  • Devir bedelinin rayiç değere uygun olup olmadığı; fahiş düşük bedelle alım iyiniyeti şüpheye düşürür
  • Devirler arasındaki sürenin çok kısa olup olmadığı; kısa aralıklarla yapılan zincirleme devirler kötüniyet karinesi oluşturabilir
  • Taşınmazın intifa hakkı, şerh veya başka yüklerle devralınıp alınmadığı
  • Bedelin gerçekten ödenip ödenmediği ve ödemenin banka kayıtlarıyla belgelenip belgelenemediği
  • Alıcının taşınmazı yerinde görüp görmediği, zilyetlik durumunu araştırıp araştırmadığı
  • Hayatın olağan akışına uygunluk

Ehliyetsizlik ve sahtecilik hâllerinde durum farklıdır. Bu hâllerde malikin iradesi hiç devreye girmediğinden üçüncü kişinin iyiniyet korumasından yararlanma imkânı önemli ölçüde daralır.

Uygulamada iyiniyet tartışmasının önüne geçmenin en etkili yolu, dava açılır açılmaz tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasını sağlamaktır. Şerh konulduktan sonra taşınmazı devralan kişi hiçbir koşulda iyiniyetli sayılmaz.

İhtiyati Tedbir: Dava Süresince Taşınmazın Devrini Önlemek

Tapu iptal ve tescil davasının en kritik ilk adımlarından biri ihtiyati tedbir talebidir. HMK md. 389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir, dava süresince hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşmasını ya da imkânsız hâle gelmesini önlemeye yönelik geçici bir hukuki korumadır.

Tapu iptal davalarında ihtiyati tedbir, tapu kaydına davalıdır şerhi konulması biçiminde uygulanır. Bu şerhin iki temel işlevi vardır: taşınmazın dava süresince üçüncü kişilere devredilmesini fiilen zorlaştırır ve şerhten sonra devralan kişilerin iyiniyet iddiasını ortadan kaldırır.

Talebin dava dilekçesinde ayrı bir başlık altında ve gerekçeli biçimde yer alması gerekir. Mahkeme, yaklaşık ispat ölçüsünde bir delil sunulmasını arar; HMK md. 392 uyarınca teminat yatırılmasına karar verebilir. Dosyada kesin delil bulunmayan hâllerde genellikle teminat karşılığında tedbir kararı verilmektedir.

Tedbir talebinin reddi hâlinde karara karşı bir hafta içinde itiraz edilebilir. Davanın en başında tedbir alınamaması, yargılama sonunda kazanılan davanın fiilen sonuçsuz kalmasına yol açabileceğinden bu aşama titizlikle yürütülmelidir.

İspat Rejimi: Hangi Gerekçede Hangi Delil Geçerli?

Tapu iptal davalarında en sık yapılan hatalardan biri, hangi gerekçede hangi delille ispat yapılabileceğinin bilinmemesidir. HMK md. 200 uyarınca belirli bir tutarı aşan hukuki işlemlerin senetle ispatı zorunludur; ancak bu kuralın tapu iptal davalarındaki uygulaması gerekçeye göre değişir.

Tanık dahil her türlü delille ispat edilebilen gerekçeler: Muris muvazaası (mirasçılar işlemin tarafı olmayan üçüncü kişi konumundadır), irade sakatlıkları, ehliyetsizlik, sahtecilik, vekâletin kötüye kullanılması ve aile konutu iddiaları.

Yazılı delil zorunluluğu bulunan gerekçeler: İnançlı işlem ve nam-ı müstear iddiaları. 05.02.1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı bu konuda emredicidir. Yazılı delil yoksa HMK md. 202 kapsamında delil başlangıcı sayılabilecek bir belge aranır; o da yoksa yemin deliline başvurulması zorunludur.

Delil başlangıcı; iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte onun varlığını muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir. Uygulamada el yazısıyla yazılmış notlar, mesajlaşma kayıtları, banka dekontları ve karşı tarafın imzasını taşıyan belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilebilmektedir.

Bu ayrım, dava stratejisinin en başında belirlenmesi gereken hususlardan biridir. Elinde yazılı delil bulunmayan bir kişinin inançlı işlem gerekçesiyle dava açması, yemin aşamasında sonuç alınamaması hâlinde davanın reddiyle sonuçlanacaktır.

Tapu İptal Dava Dilekçesi: Talep Kalemleri

  • Asıl talep: Dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve davacı adına (ya da miras payı oranında) tescili.
  • İhtiyati tedbir talebi: Tapu kaydına tedbir şerhi konulması; ayrı başlık altında ve gerekçeli olarak.
  • Terditli (kademeli) talep: Tescilin hukuken imkânsız olduğu hâllerde (kaçak yapı, iyiniyetli üçüncü kişinin korunması vb.) rayiç bedel tazminatı talebi.
  • Ecrimisil talebi (varsa): Yolsuz tescil tarihinden dava tarihine kadar geçen dönem için haksız işgal tazminatı.
  • Yargılama giderleri ve vekâlet ücreti: Davalı aleyhine hükmedilmesi talebi.
  • Delil listesi: Tapu kaydı ve dayanak resmi senet, veraset ilamı, nüfus kayıt örneği, banka kayıtları, sağlık kayıtları, tanık listesi, bilirkişi incelemesi ve keşif talepleri.

Dilekçe hazırlanırken dikkat edilmesi gereken hususlar: hukuki gerekçenin net biçimde ortaya konulması, birden fazla gerekçenin bulunması hâlinde bunların kademeli olarak sıralanması, muris muvazaasında dava değerinin miras payı oranında hesaplanması, davalı sıfatının doğru belirlenmesi (kayıt maliki ölmüşse tüm mirasçıların davalı gösterilmesi) ve varsa birden fazla taşınmaz için ayrı ayrı karar talep edilmesi.

Taraf sıfatının yanlış belirlenmesi, mahkemenin taraf sıfatı yokluğu nedeniyle davayı reddetmesine yol açar. Tapu kaydında üçüncü kişi lehine ipotek, önalım hakkı veya tapuya şerh edilmiş satış vaadi gibi bir hak tesis edilmişse ve bu hakkın da kaldırılması isteniyorsa ilgili hak sahibine ayrıca dava yöneltilmesi gerekir.

Tapu İptal Davası Masrafları ve Avukatlık Ücreti 2026

Tapu iptal ve tescil davalarında toplam maliyet iki ana kalemden oluşur: yargılama giderleri ve avukatlık ücreti.

Yargılama giderleri; dava değeri üzerinden hesaplanan nispi harç, başvurma harcı, tebligat ve posta giderlerini karşılayan gider avansı, keşif gideri (yolluk ve araç) ve bilirkişi ücretlerinden oluşur. Nispi harca tabi davalarda peşin harç, dava değeri üzerinden hesaplanan karar ve ilam harcının dörtte biri oranında dava açılışında yatırılır; kalanı karar ile birlikte tamamlanır. Bu giderler avukatlık ücretinden ayrı olup müvekkil tarafından mahkeme veznesine ödenir.

Avukatlık ücreti bakımından iki farklı kalem birbirinden ayrılmalıdır. Akdi vekâlet ücreti, avukat ile müvekkil arasında serbestçe kararlaştırılan ve müvekkilin avukatına ödediği ücrettir; Avukatlık Kanunu md. 163 kapsamında belirlenir ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altında kalamaz. AAÜT vekâlet ücreti ise davayı kaybeden tarafın karşı tarafa ödemekle hüküm altına alındığı, yargılama gideri niteliğindeki ücrettir ve Avukatlık Kanunu md. 164/son uyarınca avukata aittir.

Tapu iptal ve tescil davaları nispi ücrete tabidir. 2026 yılı için İstanbul Barosu tavsiye tarifesine göre başlangıç akdi ücreti 188.500 TL düzeyinde olup üzerine dava değerinin %16’sı oranında nispi ücret eklenir. Muris muvazaasına dayalı davalarda dava değeri, taşınmazın tamamı üzerinden değil davacının miras payına isabet eden değer üzerinden hesaplandığından ücret de buna göre belirlenir.

Somut hesap örnekleri, masraf kalemlerinin ayrıntılı dökümü, AAÜT kademeli oran cetveli ve ücreti etkileyen faktörler için gayrimenkul davalarında güncel ücret tarifelerini inceleyebilirsiniz.

Pratik Değerlendirme: Doğru Hukuki Gerekçenin Seçimi

Tapu iptal davası açmadan önce aşağıdaki soruların yanıtlanması, hem doğru hukuki gerekçenin belirlenmesi hem de hak kayıplarının önlenmesi açısından zorunludur:

  • Miras bırakan öldü mü? Muris muvazaası ancak vefattan sonra gündeme gelir; miras bırakan hayattaysa farklı gerekçeler araştırılmalıdır.
  • Taşınmaz tapulu mu? Tapusuz taşınmazlarda 1/2 sayılı İBK uygulanamaz; kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümleri değerlendirilmelidir.
  • Devreden kişinin devir tarihinde fiil ehliyeti var mıydı? İleri yaş, akıl hastalığı, ağır tedavi süreci veya sarhoşluk araştırılmalı; devir tarihine ait sağlık kayıtları temin edilmelidir.
  • İşlemde sahtecilik şüphesi var mı? Sahte kimlik, sahte vekâletname veya sahte imza iddiası varsa hem hukuk hem ceza yolu birlikte değerlendirilmelidir.
  • Taşınmaz aile konutu muydu? Eşin açık rızası alınmadan yapılan devirlerde TMK md. 194 koruması gündeme gelir; konutun hâlen aile konutu niteliğini taşıyıp taşımadığı kontrol edilmelidir.
  • İrade sakatlığı mı söz konusu? 1 yıllık hak düşürücü süre derhal takip edilmelidir; süre geçirildiyse dava açılsa dahi reddedilir.
  • İnançlı işlem ya da nam-ı müstear iddiası mı var? Yazılı delil yoksa bu gerekçeyle dava açmak çoğunlukla sonuçsuz kalacaktır.
  • Miras bırakan kadastro tespitinden önce mi öldü? Evet ise 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolup dolmadığı kontrol edilmelidir.
  • Taşınmazı ikinci el bir alıcı mı elinde bulunduruyor? Bu kişinin iyiniyeti derinlemesine araştırılmalı; devir zinciri, bedeller ve devirler arası süreler incelenmelidir.
  • Yapı kaçak mı? Önce yasal hâle getirme imkânı araştırılmalı; imkân yoksa tescil yerine tazminat yoluna gidilmelidir.
  • Tapu kaydına tedbir konuldu mu? Dava açılır açılmaz ihtiyati tedbir talep edilmelidir; aksi hâlde kazanılan dava fiilen sonuçsuz kalabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Tapu iptal davası ne kadar sürer?

İstanbul’da tapu iptal ve tescil davaları ilk derece mahkemesinde ortalama 2 ila 4 yıl sürmektedir; istinaf ve temyiz aşamaları dahil edildiğinde toplam süre 4 ila 7 yıla ulaşabilir. Davanın görüldüğü adliye, delil sayısı, tanık dinlenmesi, keşif ve bilirkişi süreçleri bu süreyi doğrudan etkiler. Ehliyetsizlik ve sahtecilik gerekçeli davalar, Adli Tıp raporu veya ceza davasının beklenmesi nedeniyle daha uzun sürebilmektedir.

Tapu iptal davası kaç yıl sürer, süreyi kısaltmak mümkün mü?

Ortalama süre 2 ila 4 yıldır; sürenin kısaltılmasında en etkili yöntem dava dilekçesinin en baştan doğru hukuki gerekçeyle ve eksiksiz delil listesiyle hazırlanmasıdır. Tapu ve nüfus kayıtlarının dava açılmadan önce temin edilmesi, mirasçılık belgesinin hazır olması, tanık listesinin ön inceleme aşamasında eksiksiz sunulması ve keşif avansının gecikmeksizin yatırılması süreyi ortalama 6 ay ila 1 yıl kısaltabilmektedir.

Tapu iptal davası zamanaşımı kaç yıldır?

Tapu iptal davaları ayni hakka dayandığından kural olarak zamanaşımına tabi değildir; muris muvazaası, ehliyetsizlik, sahtecilik ve vekâletin kötüye kullanılması gerekçelerinde herhangi bir süre işlemez. Ancak irade sakatlıklarında 1 yıllık hak düşürücü süre, hatalı kadastro tespitinde 10 yıllık hak düşürücü süre, inançlı işlemde ise 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu nedenle süre değerlendirmesi mutlaka dava gerekçesine göre yapılmalıdır.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal davasında süre var mı?

Hayır; muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davaları herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir ve miras bırakanın ölümünden yıllar ya da onlarca yıl sonra bile açılabilir. Bu kural 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve yerleşik Yargıtay içtihadıyla güvence altındadır; Yargıtay 42 yıl sonra açılan bir davada dahi süre yönünden verilen ret kararını bozmuştur.

Kardeşler arasında tapu iptal davası nasıl açılır?

Miras bırakanın taşınmazı kardeşlerden birine satış görüntüsü altında devretmesi hâlinde diğer kardeşler muris muvazaası nedeniyle tapu iptal davası açabilir; dava ancak miras bırakanın vefatından sonra açılabilir. Kardeşlerin birlikte dava açması zorunlu değildir, tek bir kardeş de dava açabilir ancak yalnızca kendi miras payı oranında iptal ve tescil talep edebilir. Bu davalarda devralan kardeşin devir tarihindeki ödeme gücü ve bakım savunmasının gerçekliği belirleyici rol oynar.

Tüm mirasçıların birlikte dava açması zorunlu mu?

Hayır; muris muvazaasına dayalı tapu iptal davalarında ihtiyari dava arkadaşlığı söz konusudur ve tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi gerekmez. Dava açan mirasçı yalnızca kendi miras payına isabet eden taşınmaz değeri üzerinden talepte bulunabilir; ancak kayıt maliki ölmüşse davanın malikin tüm mirasçılarına yöneltilmesi gerekir.

Tapuyu devralan kişi taşınmazı üçüncü birine satmışsa ne olur?

Bu durumda üçüncü kişinin iyiniyeti araştırılır; üçüncü kişi muvazaayı bilmiyor ve bilebilecek durumda değilse TMK md. 1023 kapsamında korunur. Ancak akrabalık veya iş ilişkisi bulunması, bedelin rayicin çok altında olması, devirlerin kısa aralıklarla yapılması ya da bedelin gerçekten ödendiğinin belgelenememesi hâlinde iyiniyet korumasından yararlanılamaz ve tapu iptal davası bu kişiye karşı da sürdürülebilir. Dava açılır açılmaz tapuya tedbir konulması, sonraki devirlerde iyiniyet tartışmasını tümüyle ortadan kaldırır.

Ehliyetsiz kişinin yaptığı tapu devri iptal edilebilir mi?

Evet; devir tarihinde ayırt etme gücü bulunmayan kişinin yaptığı işlemler TMK md. 15 uyarınca hukuki sonuç doğurmaz ve buna dayanan tescil yolsuzdur. İleri yaş nedeniyle bilişsel yetilerin zayıflaması, akıl hastalığı, ağır hastalık ve yoğun ilaç tedavisi ya da işlem sırasında sarhoşluk bu kapsamda değerlendirilir. İspat kural olarak devir tarihine ait sağlık kayıtları üzerinden Adli Tıp Kurumu raporuyla yapılır ve bu gerekçe herhangi bir süreye tabi değildir.

Sahte vekâletname ile satılan taşınmaz geri alınabilir mi?

Evet; sahte vekâletname veya sahte kimlik kullanılarak yapılan devirlerde geçerli bir hukuki işlem bulunmadığından tescil yolsuzdur ve iptali gerekir. Bu tür olaylarda hukuk mahkemesinde tapu iptal davası açılırken aynı zamanda resmi belgede sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunulmalıdır. İspat aşamasında imza incelemesi ve noterlik kayıtlarının celbi belirleyici rol oynar; sahtecilik gerekçesiyle açılan davalarda zamanaşımı işlemez.

Eşimin rızası alınmadan aile konutumuz satıldı, ne yapabilirim?

TMK md. 194 uyarınca eşlerden biri diğerinin açık rızası olmadan aile konutunu devredemez; rıza alınmadan yapılan devirde tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Tapuda aile konutu şerhi bulunuyorsa devralan üçüncü kişinin iyiniyet iddiası dinlenmez, şerh yoksa üçüncü kişinin konutun aile konutu olduğunu bilip bilmediği araştırılır. Konutun dava tarihinde hâlen aile konutu niteliğini taşıması gerektiğinden vakit kaybetmeksizin hukuki yola başvurulmalıdır.

Vekâletle satılan taşınmazı geri alabilir miyim?

Vekâletin kötüye kullanıldığı ispat edilirse tapu iptali mümkündür ve bu dava zamanaşımına tabi değildir; ancak taşınmazı satın alan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmadığı belirleyici rol oynar. Vekilin belirlediği bedelin rayiç değerin çok altında olması veya alıcının vekille organik bağı bulunması gibi olgular iyiniyetin bulunmadığına karine teşkil edebilir.

Kaçak yapı için tapu tescili yaptırılabilir mi?

Yıkım kararı kesinleşmiş ya da yasal hâle getirilmesi mümkün olmayan kaçak yapılarda tescil talebi reddedilir; ancak mahkemeler doğrudan ret vermek yerine önce yapının ruhsata bağlanıp bağlanamayacağını araştırır ve davacıya bu yönde süre tanır. Yapı Kayıt Belgesi yapıyı imar planına uygun hâle getirmediğinden buna dayanılarak tescil talep edilemez; tescil hukuken imkânsızsa davacı rayiç bedel tazminatı talep edebilir.

Tapusuz arsaya tapu çıkarmak mümkün mü?

Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, TMK md. 713 uyarınca tescil davası açabilir. Dava Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılır; mahkeme talebi ilan eder ve üç aylık itiraz süresi işler. Ancak ormanlar, kamu malları ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler bu yolla kazanılamaz; ayrıca yirmi yıllık sürenin dolması tek başına yeterli olmayıp mutlaka tescil davası açılması gerekir.

Hatalı kadastro tespiti nedeniyle tapu iptal davası açılabilir mi?

Evet; kadastro çalışmaları sırasında yapılan ölçüm hataları, sınır veya yüzölçümü yanlışlıkları ya da malik bilgisinin hatalı kaydedilmesi hâlinde tapu iptal ve tescil davası açılabilir. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu md. 12/3 uyarınca kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre işler ve bu süre geçtikten sonra kadastro tespitine itiraz edilemez. Bu davalarda teknik bilirkişi incelemesi ve keşif zorunludur.

İrade sakatlığı (hile, baskı) gerekçesiyle ne kadar sürede dava açmalıyım?

Hile veya tehdidi öğrendiğiniz ya da tehdidin etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde dava açılması zorunludur; bu süre hak düşürücü olup mahkemece resen gözetilir. Bir yıl geçirildikten sonra hile ispatlanmış olsa bile dava reddedilir, bu nedenle irade sakatlığı iddialarında vakit kaybetmeksizin bir avukata başvurulması hayati önem taşır.

Tapu iptal davasında tanık dinlenebilir mi?

Gerekçeye göre değişir: muris muvazaası, irade sakatlıkları, ehliyetsizlik, sahtecilik ve vekâletin kötüye kullanılması iddialarında tanık dahil her türlü delille ispat mümkündür. Buna karşılık inançlı işlem ve nam-ı müstear iddialarında 1947 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı delil zorunludur; yazılı delil yoksa delil başlangıcı aranır, o da yoksa yemin deliline başvurulur.

Dava süresince taşınmazın satılmasını nasıl engellerim?

Dava dilekçesinde ihtiyati tedbir talep ederek tapu kaydına davalıdır şerhi konulmasını sağlayabilirsiniz. HMK md. 389 ve devamı kapsamında değerlendirilen bu talep için yaklaşık ispat ölçüsünde delil sunulması gerekir ve mahkeme teminat yatırılmasına karar verebilir. Şerh konulduktan sonra taşınmazı devralan kişiler iyiniyet korumasından yararlanamaz.

Tapu iptal davası avukatsız açılabilir mi?

Hukuken zorunluluk bulunmamakla birlikte tapu iptal davaları her gerekçesi için farklı ispat kuralları, delil düzeni ve süre rejimi içeren teknik davalardır. Yanlış hukuki gerekçe seçimi, hak düşürücü sürenin kaçırılması, taraf sıfatının eksik belirlenmesi veya ihtiyati tedbir talebinin atlanması geri dönüşü olmayan hak kayıplarına yol açabilmektedir; bu nedenle sürecin bir tapu iptal davası avukatı ile yürütülmesi önerilir.

Sonuç

Tapu iptal ve tescil davası, her hukuki gerekçesi için farklı ispat kuralları, delil düzeni ve süre rejimleri içeren; sonuçları kalıcı ve geniş kapsamlı olabilen karmaşık bir dava türüdür.

Muris muvazaasında onlarca yıl öncesine dayanan işlemlerin nesnel olgularla ortaya konulması, ehliyetsizlik iddialarında devir tarihine ait sağlık kayıtlarının doğru yorumlanması, sahtecilik hâllerinde hukuk ve ceza sürecinin eşgüdümlü yürütülmesi, imar mevzuatına aykırılıklarda teknik bilginin hukuki argümana dönüştürülmesi, irade sakatlıklarında 1 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmaması, inançlı işlem ve nam-ı müstear davalarında yazılı delil zorunluluğunun farkında olunması ve iyiniyetli üçüncü kişi savunmasının doğru stratejiyle kırılması; tüm bu meseleler derinlemesine bilgi ve alan deneyimi gerektirir.

Taşınmazınızla ilgili bir uyuşmazlık yaşıyorsanız hak kayıplarını önlemek için vakit kaybetmeksizin büromuzla iletişime geçmenizi tavsiye ederiz. Dosyanızı baştan doğru kurgulayacak bir tapu iptal ve tescil davası avukatı arıyorsanız, büromuzun taşınmaz uyuşmazlıklarındaki çalışma alanlarını ve İstanbul adliyelerine göre yetkili mahkeme rehberini burada bulabilirsiniz.

İletişim

Tapu iptal ve tescil davaları, muris muvazaası ve gayrimenkul hukuku konularında hukuki destek almak için Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosuna aşağıdaki kanallardan ulaşabilirsiniz:

  • Telefon / WhatsApp: 0539 676 32 75
  • E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
  • Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.