☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Terk Nedeniyle Boşanma Davası

Terk nedeniyle boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde düzenlenen özel, mutlak ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir. “Özel” olması, kanunda spesifik olarak tanımlanmış ve şartları belirlenmiş olduğu anlamına gelir. “Mutlak” olması ise kanunda aranan şartlar ispatlandığında hâkimin evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığını veya ortak hayatın diğer eş için çekilmez hale gelip gelmediğini ayrıca araştırmak zorunda kalmaksızın doğrudan boşanmaya karar vermesi gerektiği anlamına gelir. Şartlar oluşmuşsa boşanmaya karar vermek zorunludur. “Kusura dayalı” olması ise terk fiilini gerçekleştiren eşin kusurlu olduğunun kanunen kabul edildiğini ve bu durumun nafaka, tazminat, velayet gibi boşanmanın tüm mali ve kişisel sonuçlarını doğrudan etkilediğini gösterir.

Terk sebebiyle boşanma davasının sıkı şekil şartları ve uzun sürmesi nedeniyle günümüzde diğer boşanma sebeplerine kıyasla daha az başvurulan bir yol olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, terkin söz konusu olduğu durumlarda bu hukuki yolun stratejik önemi büyüktür; zira terk eden eş tam kusurlu sayıldığından nafaka ve tazminat talepleri doğrudan bu sonuca göre şekillenmektedir.

Terkin Yasal Tanımı: TMK m. 164

Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesi terk kavramını doğrudan tanımlamamış; ancak maddenin unsurları bu tanımı şekillendirmiştir. Yargıtay kararlarında terk, tutarlı biçimde şu şekilde ifade edilmektedir: “Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde…” (Yargıtay 2. HD, 2013/23821; Yargıtay HGK, 2022/400). Bu tanımın temelinde evlilik birliğinin getirdiği sorumluluklardan kaçınma kastı yatmaktadır.

Fiilî Ayrılık ile Terk Arasındaki Fark

Her fiilî ayrılık durumu TMK m. 164 anlamında “terk” sayılmaz. Aradaki temel fark, ayrılığın altında yatan amaçtır. Terk; kasıtlı, hukuka aykırı ve “evliliğin doğurduğu yükümlülükleri yerine getirmemek maksadıyla” gerçekleştirilmelidir. İş seyahati, memuriyet, askerlik, tutukluluk, hükümlülük, hastalık gibi haklı sebeplere dayanan ayrılıklar, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerden kaçma kastı taşımadığı için hukuken “terk” olarak nitelendirilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da “fiilî ayrılık” ile hukuki anlamda “terk” arasında net bir ayrım yaparak, salt fiilî ayrılık olgusunun tek başına eşe kusur olarak yüklenemeyeceğini belirtmiştir (HGK, 2022/771).

Terk Sayılabilmesi İçin Aranan Beş Kümülatif Şart

Terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için kanunda belirtilen beş şartın bir arada (kümülatif olarak) gerçekleşmesi zorunludur. Bu şartlardan birinin eksikliği davanın reddine yol açar.

1. Ortak Konutu Terk Etme veya Eşin Kovulması (Hükmi Terk)

İlk şart, eşlerden birinin ortak hayata son vermesidir. Bu durum yalnızca eşin ortak konutu fiziksel olarak terk etmesi biçiminde ortaya çıkmaz. Kanunun 164. maddesinde yer alan ve “hükmi terk” olarak adlandırılan önemli bir düzenleme şudur: “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.”

Bu hüküm sayesinde, fiilen evde kalan eş dahi hukuken “terk eden” konumunda olabilmektedir. Yargıtay bu ilkeyi sayısız kararında uygulamıştır: “Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan eş de terk etmiş sayılır ve terk nedeniyle dava açamaz” (Yargıtay 2. HD, 2016/4866 E., 2017/10565 K.). Eşine hakaret edip şiddet uygulayarak onu evden kovan kişinin terk edilen değil, terk eden eş olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay 2. HD, 2014/16627 E., 2015/6843 K.; 2015/22498 E., 2017/1843 K.).

2. Evlilik Birliğinden Doğan Yükümlülükleri Yerine Getirmemek Maksadı

Terk eyleminin temelinde, evlilik birliğinin getirdiği sorumluluklardan kaçınma amacı bulunmalıdır. Terk fiili iradi, yani eşin özgür irade ve isteğine dayanan bir eylem olmalıdır. Bu nedenle askerlik, hastalık, mahkûmiyet gibi haklı sebeplere dayanan ayrılıklar kast unsurunu taşımadığından terk sayılmaz.

3. Haklı Bir Sebebin Bulunmaması

Terk eyleminin boşanma sebebi sayılabilmesi için ayrılığın haklı bir nedene dayanmaması zorunludur. Eğer eş, diğer eşin kusurlu davranışları (şiddet, hakaret, kovulma, bağımsız konut sağlanmaması) nedeniyle ortak konutu terk etmek zorunda kalmışsa, bu durum terk sayılmaz. Aynı şekilde, ihtara rağmen eve dönmemenin de haklı bir sebebe dayanması halinde terk nedeniyle boşanma kararı verilemez: “Terk eden eş dönmemekte haklı ise terk sebebiyle boşanma kararı verilemez” (Yargıtay 2. HD, 2015/1818 E., 2015/3056 K.).

4. Ayrılığın En Az Altı Ay Kesintisiz Sürmesi

Terk fiilinin en az altı ay kesintisiz olarak sürmesi ve bu durumun devam ediyor olması gerekmektedir. Süre terk fiilinin gerçekleştiği andan itibaren işlemeye başlar. Terk eden eşin altı aylık süreyi kesmek amacıyla kısa süreliğine eve dönmesi hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir; bu durumda altı aylık süre ilk terk tarihinden itibaren başlamalıdır. Eşlerin ortak yaşamı yeniden kurma amacıyla bir araya gelmesi süreyi keser; ancak rastgele buluşmalar veya birkaç günlük kısa ziyaretler terk eyleminin sona erdiği anlamına gelmez.

5. İhtar Çekilmesi ve Sonuçsuz Kalması

Terk edilen eş, ayrılığın üzerinden en az dört ay geçtikten sonra, terk eden eşe hâkim veya noter aracılığıyla ortak konuta dönmesi için bir ihtar göndermelidir. İhtarın tebliğinden itibaren iki ay geçmeden dava açılamaz. Bu “4+2 ay kuralı” zorunludur; bu süreler dolmadan yapılan işlemler geçersizdir ve dava şartı yokluğundan reddedilir.

İhtar: Davanın En Kritik Usul Şartı

İhtar, terk nedeniyle boşanma davasının kaderini belirleyen en önemli adımdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2008/136 E., 2008/117 K. sayılı kararında, kanunun emredici hükmü olan “iki ay” yerine “60 gün” süre verilmesinin dahi ihtarı geçersiz kıldığı ve davanın “dava şartı yokluğundan” reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. İhtarın usulsüzlüğü halinde dava esastan incelenmeksizin reddedilir.

İhtarın Gönderilme Yolları

Kanunun 164. maddesi ihtarın “istem üzerine hâkim veya noter tarafından” yapılacağını düzenlemiştir. Terk edilen eş, terkin üzerinden en az dört ay geçtikten sonra yetkili aile mahkemesi hâkimine veya herhangi bir notere başvurarak ihtar gönderilmesini talep edebilir. Yargıtay, 1 Ekim 2011’den itibaren noterlerin de ihtar gönderme yetkisine sahip olduğunu ve noter ihtarnamesinin geçerli bir delil olduğunu belirtmiştir (Yargıtay 2. HD, 2014/24761 E., 2015/16598 K.). SMS, WhatsApp mesajı veya e-posta yoluyla yapılan “eve dön” çağrıları kanunun aradığı anlamda geçerli ihtar sayılamaz.

Terk eden eşin adresi bilinmiyorsa ihtar ilanen yapılabilir (Yargıtay HGK, 2012/686 E., 2013/67 K.; HGK, 2008/136 E., 2008/117 K.). Eşin yurt dışında olması da terk nedeniyle boşanma davası açılmasına engel değildir; ancak ihtarın yurt dışındaki adrese uluslararası tebligat kurallarına göre usulüne uygun biçimde yapılması gerekmektedir.

İhtar Metninde Bulunması Zorunlu Unsurlar

Yargıtay kararlarına göre geçerli bir ihtarın şu unsurları taşıması zorunludur: davet edilen evin açık ve ayrıntılı adresi; davet eden eş evde olmayacaksa anahtarın nerede bulunduğu ve nasıl temin edileceği; davet edilen eşin yol giderlerinin konutta ödemeli olarak gönderilmesi; davete iki ay içinde uyulması gerektiği ve uyulmaması halinde boşanma davası açılacağına dair uyarı. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 2017/3 E., 2017/14 K. sayılı kararında dört aylık fiilî ayrılık süresi dolmadan ihtar talebinde bulunulması, yol giderinin usulüne uygun gönderilmemesi ve konut anahtarının nereden alınacağının belirtilmemesi gibi eksikliklerin ihtarı geçersiz kıldığı belirtilmiştir.

Bir kararda, davalının anahtarın kendisinde olmadığını iddia etmemesi halinde bu eksikliğin tek başına davanın reddi için yeterli olmayacağı belirtilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/7469). Ayrıca, ihtar çeken eşin yurt dışında yaşaması durumunda ihtarın içeriğinin samimi ve gerçekçi olması gerektiği vurgulanmıştır. Almanya’da yaşayan davacının, davalıyı Türkiye’deki bir adrese çağırmasının usule uygun ihtar sayılmadığına hükmedilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2023/9440 E., 2024/7593 K.).

İhtarın Affetme Etkisi

Önemli bir uygulama sonucu: Terk ihtarı çekilmesiyle ihtar çeken eş, ihtar tarihinden önceki kusurlu davranışları affetmiş olur: “Terk ihtarı çekilmesiyle, ihtar çeken eşin önceki kusurlu davranışlarını affetmiş olur” (Yargıtay 2. HD, 2010/4241). Bu nedenle ihtarın zamanlaması ve içeriği büyük önem taşır.

İhtarın Samimi Olması Zorunluluğu

İhtar talebinin gerçekten birliği yeniden kurmak amacı taşıması zorunludur; yalnızca boşanma davası açmak için zemin hazırlamak amacıyla yapılan ihtar talepleri samimi kabul edilmez ve hukuki sonuç doğurmaz (Yargıtay 2. HD, 2016/17490; Yargıtay 2. HD, 2023/4683). İhtar sonrası makul bir süre içinde dava açılması da önem taşır; ihtar tebliğinden çok uzun süre geçtikten sonra dava açılması, ihtarın samimi olmadığı sonucunu doğurabilir.

İspat Yükü: “Terkte Haklılık” mı, “Dönmemekte Haklılık” mı?

Yargıtay’ın en sık vurguladığı ve uygulamada en çok karışıklığa yol açan konu ispat yükünün odak noktasıdır. Yargıtay bu ilkeyi sayısız kararında şu şekilde tekrarlamıştır: “Terk sebebiyle açılmış bulunan boşanma davasının reddedilebilmesi için; terkte haklılığın değil; usulüne uygun terk ihtarı tebliğine rağmen; eve dönmemekte haklılığın sabit olması gerekir” (Yargıtay 2. HD, 2010/16061 E., 2011/17180 K.; Yargıtay 2. HD, 2010/5295 E., 2011/5960 K.).

Bu ilkenin pratik anlamı şudur: İhtar tebliğ edildikten sonra ispat yükü yer değiştirir. Başlangıçta evi terk etmekte haklı olmak, eşe süresiz olarak ayrı yaşama hakkı vermemektedir. Şiddet görerek evi terk eden eşin dahi, aradan makul bir süre geçtikten sonra gönderilen samimi bir ihtara uymaması halinde, dönmemekteki haklılığını ayrıca ispatlaması gerekir (Yargıtay 2. HD, 2007/18880 E., 2008/17959 K.; Yargıtay 2. HD, 2012/27101 E., 2013/14048 K.).

Davalı eşin, davacının ihtar talebinde samimi olmadığını veya eve dönmesini engelleyen geçerli bir sebebin varlığını kanıtlaması davanın reddini sağlayabilir (Yargıtay 2. HD, 2023/3318 E., 2023/6286 K.; Yargıtay 2. HD, 2015/1818 E., 2015/3056 K.).

Hangi Durumlar Terk Sayılmaz? (Haklı Sebep Halleri)

Şiddet, Hakaret ve Tehdit

En sık vurgulanan haklı sebep, eşe yönelik fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddettir. Şiddet gören veya hakarete uğrayan eşin evden ayrılması terk olarak kabul edilmez: “Şiddet gören, hakarete uğrayan eş evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmiş değildir” (Yargıtay 2. HD, 2011/12669, karşı oy yazısı). Eşine şiddet uygulayan tarafın gönderdiği ihtar hukuki sonuç doğurmaz ve bu koşullar altında eşin eve dönmemesi haklı kabul edilir (Yargıtay 2. HD, 2022/5445 E., 2023/870 K.).

Haklı nedenle evi terk eden eşin bu davranışı terk sayılmaz, tam tersine — diğer eşi ayrılmaya zorlayan taraf terk eden konumuna düşer ve terk nedeniyle boşanma davası açma hakkını kaybeder (Yargıtay 2. HD, 2023/2042 E., 2023/5999 K.; Yargıtay 2. HD, 2015/14545 E., 2016/5851 K.).

Bağımsız Konut Sağlanmaması

Eşin, diğer eşi kendi ailesiyle birlikte yaşamaya zorlaması ve manevi bağımsızlığı olan ayrı bir konut temin etmemesi, eve dönmemek için haklı bir sebeptir (Yargıtay 2. HD, 2015/1818 E., 2015/3056 K.; Yargıtay 2. HD, 2009/21525).

Derdest Boşanma Davasının Varlığı

Taraflar arasında devam eden bir boşanma davası varken eşlerin ayrı yaşaması haklı bir sebebe dayanır ve bu süreçte gönderilen terk ihtarı sonuç doğurmaz (Yargıtay 2. HD, 2023/4683).

Mahkeme Kararıyla Ayrı Yaşama Hakkı

Daha önce açılan bir nafaka davasında mahkemenin eşin “ayrı yaşamakta haklı” olduğuna karar vermesi, bu durumun devam ettiği sürece terk olgusunun oluşmasını engeller (Yargıtay 2. HD, 2011/13510).

İhtara Rağmen Eve Dönmeyi Engelleyen Sağlık Durumu

Davacı erkeğin akıl hastalığı nedeniyle sergilediği saldırgan davranışların, kadının eve dönmemesi için haklı bir sağlık gerekçesi oluşturduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 2. HD, 2016/15881 E., 2018/7282 K.).

İhtar Sonrası Eve Dönmek İsteyenin Engellenmesi

İhtar üzerine ortak konuta dönmek isteyen eşin eve girmesi diğer eş tarafından engellenirse, engelleyen eş hukuken terk eden konumuna düşer: “Kadının ortak konuta giremeyip geri dönmüş olması, ‘haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesinin engellenmesi’ niteliğinde olup, bu hal yasal olarak kadını ‘terk edilen eş’ durumuna koyar” (Yargıtay 2. HD, 2014/6364 E., 2014/16938 K.). Benzer şekilde, eve dönme çabası engellenen eşin durumu, ihtarın samimi olmadığını gösterir ve ihtar çeken eşin dava açma hakkını ortadan kaldırır (Yargıtay 2. HD, 2023/6318 E., 2024/4901 K.).

Dava Açma Süreci

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Terk nedeniyle boşanma davasında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir (Yargıtay 2. HD, 2023/4378 E., 2024/856 K.; Yargıtay HGK, 2017/2717 E., 2021/761 K.; Yargıtay 2. HD, 2013/17281 E., 2013/30041 K.). Yetkili mahkeme ise HMK m. 6 ve TMK m. 168 çerçevesinde eşlerin son altı ayda birlikte oturdukları veya davacının ikametgâhı aile mahkemesidir.

Hak Düşürücü Süre Var mı?

TMK m. 164’te ihtar sonrası dava açmak için belirlenmiş bir üst sınır veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bir Yargıtay kararında, ihtar tebliğinden “iki yılı aşkın süre sonra terk sebebiyle boşanma davası açılması” geçerli kabul edilmiş ve yerel mahkemenin davanın samimi olmadığı gerekçesiyle verdiği ret kararı bozulmuştur (Yargıtay 2. HD, 2019/5723 E., 2019/12399 K.). Bununla birlikte, ihtar sonrası çok uzun süre beklenmesi ihtarın samimi olmadığı şüphesini doğurabileceğinden makul sürede dava açılması önerilmektedir.

Deliller

Terk olgusunun, kanuni sürelerin dolduğunun ve usulüne uygun ihtar yapıldığının ispatı davacıya aittir. Delil olarak kullanılabilecek unsurlar şunlardır:

İhtarnamenin en temel delil olduğu tartışmasızdır; noter veya mahkeme kanalıyla çekilmiş ihtar ve usulüne uygun tebliğ edildiğini gösteren tebligat evrakı (mazbata), davanın temel belgesidir. Mahkeme, ihtar dosyasını re’sen getirterek usulüne uygunluğunu incelemelidir. Buna ek olarak tanık beyanları (komşu, akraba, bina yöneticisi), telefon mesajları (Yargıtay 2. HD, 2022/11124 E., 2023/1738 K.), televizyon programı kaydı gibi materyaller (Yargıtay 2. HD, 2023/9886 E., 2024/7072 K.) ve ilgili ceza davası dosyaları da delil olarak kullanılabilir. Terk eden eşin adresi UYAP sistemi üzerinden de tespit edilebilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2023/4378 E., 2024/856 K.).

Terk Nedeniyle Boşanmanın Mali Sonuçları

Kusur Tespiti

İhtara rağmen haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmeyen eş, boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurlu kabul edilir (Yargıtay 2. HD, 2012/7195 E., 2012/26838 K.; Yargıtay 2. HD, 2014/19146 E., 2015/3402 K.). Bu durum nafaka, tazminat ve velayet kararlarını doğrudan etkiler.

Tazminat

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2717 E., 2021/761 K. sayılı emsal kararında önemli bir ilke ortaya konmuştur: Terk eyleminin tek başına kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı ve bu nedenle terk edilen eş lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya sebep olan olayın kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi gerekmekte; yani terke eşlik eden başka kusurlu davranışların (şiddet, hakaret vb.) varlığı aranmaktadır (Yargıtay 2. HD, 2023/3960 E., 2024/511 K.).

Tam kusurlu bulunan terk eden eş ise yararına maddi veya manevi tazminata hükmedilemez (Yargıtay 2. HD, 2014/11366 E., 2014/22233 K.).

Haklı nedenle evi terk eden eş, kusursuz olduğundan tazminat talep edebilir (Yargıtay 2. HD, 2023/2042 E., 2023/5999 K.).

Nafaka Türleri

Tedbir nafakası: Boşanma davası açıldığında hâkim, davanın devamı süresince eşlerin ve çocukların geçimi için re’sen (kendiliğinden) tedbir nafakasına hükmetmek zorundadır (Yargıtay 2. HD, 2011/12669 E., 2012/22450 K.; Yargıtay 2. HD, 2015/8849 E., 2015/23621 K.). Tedbir nafakası kusur durumundan bağımsız olarak fiilî ihtiyaca göre değerlendirilebilir; bir kararda terk eden eş olmasına rağmen kadın yararına dava süresince tedbir nafakasına hükmedildiği görülmüştür (Yargıtay 2. HD, 2023/3960 E., 2024/511 K.).

Yoksulluk nafakası: Terk edilen ve boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/2289 E., 2020/939 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, “Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka talep eden tarafın tam ya da ağır kusurlu olmaması gerekir.” Terk eden ve tam kusurlu kabul edilen eş ise yoksulluk nafakası alamaz (Yargıtay 2. HD, 2012/7195 E., 2012/26838 K.; Yargıtay 2. HD, 2006/7012 E., 2006/18415 K.). Ancak haklı nedenle evi terk eden ve kusursuz bulunan eş yoksulluk nafakası talep edebilir (Yargıtay 2. HD, 2023/2042 E., 2023/5999 K.).

İştirak nafakası: Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Hâkim iştirak nafakasını re’sen dikkate alır (Yargıtay HGK, 2017/2717 E., 2021/761 K.).

Velayet: Kusur Otomatik Kayba Yol Açmaz

Terk eden ve kusurlu bulunan eşin velayet hakkını otomatik olarak kaybedeceğine dair bir kural bulunmamaktadır. Velayet kararı her zaman çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde bağımsız olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2013/10932 E., 2013/15741 K.).

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/3960 E., 2024/511 K. sayılı kararında, terk eylemi nedeniyle kusurlu bulunan anneye, ortak çocuğun yaşı dikkate alındığında hâlâ anne bakım ve şefkatine muhtaç olduğu gerekçesiyle velayetin verilmesine karar verilmiştir. Benzer şekilde 2023/9721 E., 2024/1172 K. ve 2023/7670 E., 2024/4589 K. sayılı kararlarda da terk nedeniyle tam kusurlu bulunan ebeveyne çocuk velayetinin verilebileceği teyit edilmiştir. Velayet kendisine verilmeyen terk eden ebeveyn ile çocuk arasında kişisel ilişki tesis edilmesi esastır.

Terk ile Evlilik Birliğinin Sarsılması Arasındaki Fark

Terk (TMK m. 164) özel ve mutlak bir boşanma sebebidir: kanunda sayılan şartlar (en az 6 ay ayrılık ve sonuçsuz ihtar) ispatlandığında hâkim boşanmaya karar vermek zorundadır, evlilik birliğinin çekilmezliğini araştıramaz. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166) ise genel ve nispi bir boşanma sebebidir: hâkim, ortak hayatın devamının taraflar için çekilmez hale gelip gelmediğini takdir eder. Terdi li dava açmak — yani hem terk hem de evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayanmak — hem terk davasının reddi ihtimaline karşı güvence sağlar hem de mahkemenin delilleri en geniş biçimde değerlendirmesine olanak tanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim evi terk etti, ne kadar süre sonra dava açabilirim?

Terk eyleminin üzerinden en az dört ay geçtikten sonra ihtar çekebilirsiniz. İhtarın tebliğinden itibaren iki ay daha beklemeniz gerekir. Toplamda terk tarihinden itibaren en az altı aylık sürecin tamamlanması zorunludur.

Eşim beni şiddet uygulayarak evden çıkardı, ben mi terk etmiş sayılırım?

Hayır. Eşini evden kovan veya ayrılmaya zorlayan taraf, hukuken “terk eden” konumundadır. Siz terk edilen sıfatıyla dava açma hakkına sahipsiniz; üstelik eşiniz tam kusurlu sayılır.

İhtarda “60 gün içinde dön” yazsam olur mu?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2008/136 E., 2008/117 K. sayılı kararında, kanunun emredici hükmü olan “iki ay” yerine “60 gün” yazılmasının ihtarı geçersiz kıldığı açıkça belirtilmiştir.

Eşim geri dönerse dava düşer mi?

İhtar süresi içinde (iki ay içinde) samimi ve evlilik birliğini devam ettirme niyetli olarak geri dönülürse, ihtar sonuçsuz kalmamış sayılır ve dava şartı ortadan kalkar. Ancak iki aylık süre geçtikten sonra yapılan geri dönüş, davayı açma hakkını ortadan kaldırmaz.

Terk eden eş nafaka alabilir mi?

Kural olarak terk etmekte haklı bir nedeni yoksa ve tam kusurlu bulunmuşsa yoksulluk nafakası alamaz. Ancak şiddet gibi haklı bir nedenle evi terk etmiş ve kusursuz kabul edilmişse yoksulluk nafakası alabilir. Tedbir nafakası ise kusurdan bağımsız olarak fiilî ihtiyaca göre değerlendirilir.

Terk edilen eş tazminat alabilir mi?

Maddi tazminat alabilir. Ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun emsal kararına göre, terk eyleminin tek başına kişilik haklarına saldırı sayılmadığından, yalnızca terk olgusuna dayanarak manevi tazminat istenemez. Terke eşlik eden şiddet, hakaret gibi ek kusurlu davranışlar varsa manevi tazminat da talep edilebilir.

Terk eden eş çocuğun velayetini alabilir mi?

Evet. Terk nedeniyle kusurlu bulunan ebeveyne dahi çocuğun velayeti verilebilir. Velayet kararında belirleyici olan tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır.

İş için başka şehirde yaşamak terk sayılır mı?

Hayır. Terk fiilinde, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerden kaçma kastı aranır. İş, memuriyet, askerlik, eğitim gibi haklı sebeplere dayanan ve diğer eşin rızasıyla ya da ortak kararla gerçekleştirilen ayrı yaşama durumları tek başına terk sayılmaz.

Terk Davasında Avukat Desteğinin Önemi

Terk nedeniyle boşanma davası, Türk boşanma hukukunun en şekli ve usule dayalı davalarından biridir. İhtarın zamanlamasındaki küçük bir hata, metindeki tek kelimelik bir farklılık veya tebligat usulündeki eksiklik davanın “dava şartı yokluğundan” reddedilmesine ve sürecin başa dönmesine yol açabilir. Öte yandan, “terk eden” ve “terk edilen” eş ayrımı doğru kurgulanmazsa nafaka, tazminat ve velayet sonuçları da tamamen değişebilir.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak İstanbul boşanma avukatı kadromuzla terk nedeniyle boşanma davalarında ihtar sürecinin doğru yönetilmesinden delil stratejisinin kurulmasına, mali taleplerden velayet düzenlemelerine kadar tüm aşamalarda müvekkillerimizin yanında yer alıyoruz. Dava süreciniz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.