☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davası

Akıl hastalığı, Türk Medeni Kanunu’nun 165. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Diğer özel boşanma sebeplerine (zina, hayata kast, terk) kıyasla bu dava türü temelden farklı bir yapıya sahiptir: hasta eşe kusur yüklenemez, zira akıl hastalığı iradi bir eylem değildir. Bu nedenle TMK m. 165; kusur değil, elverişsizlik ilkesi üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, hastalıkta ve sağlıkta birliktelik ilkesinin bir istisnası olarak, akıl hastalığının ortak hayatı çekilmez kılması durumunda sağlıklı eşe boşanma hakkı tanımıştır.

Bu makalede TMK m. 165’in şartları, uygulamada belirleyici rol oynayan resmi sağlık kurulu raporu zorunluluğu, hangi hastalıkların kapsama girdiği ve davanın usul boyutu Yargıtay içtihadı ışığında ele alınmaktadır.

TMK m. 165’in Hukuki Niteliği

Akıl hastalığı sebebiyle boşanma özel, nisbi ve kusura dayanmayan bir boşanma sebebidir. “Nisbi” olması şu anlama gelir: sadece hastalığın varlığı boşanma kararı için yeterli değildir; hastalığın ortak hayatı diğer eş için çekilmez hale getirip getirmediği de ayrıca araştırılmalıdır.

Bu davanın en belirgin farkı şudur: Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre akıl hastası eşe hiçbir koşulda kusur yüklenemez; bu nedenle aleyhine maddi veya manevi tazminata da hükmedilemez. Mahkeme, sağlıklı eşin tazminat taleplerini doğrudan reddeder. Aynı nedenle TMK m. 166/1 kapsamında “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” davası açılması da bu durumda bir çıkar yol değildir: hasta eşin davranışları iradi olmadığından ona kusur atfedilemeyeceği için bu yoldan da boşanma kararı verilemez (Yargıtay 2. HD, 2013/16703).

Boşanma Şartları: Üç Koşulun Birlikte Gerçekleşmesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2013/17177 ve 2016/20096 sayılı kararlarında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere, TMK m. 165 uyarınca boşanmaya hükmedilebilmesi için üç şartın kümülatif olarak gerçekleşmesi zorunludur.

1. Eşlerden Birinin Akıl Hastası Olması

Hastalığın tıp biliminin verilerine göre akıl hastalığı sayılması gerekir. Her psikolojik rahatsızlık bu kapsamda değerlendirilemez; ayırt etme gücünü ortadan kaldıran veya ortak hayatı sürdürmeyi güçleştiren ağır tablolar esas alınır. Kanser, AIDS, organ yetmezliği gibi fiziksel hastalıklar bu madde kapsamına girmez.

2. Hastalığın İyileşmesinin İmkânsızlığının Resmi Raporla Tespiti

TMK m. 165’in en kritik şartı budur. Hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi zorunludur. Bu şart hem hastalığın varlığını hem de iyileşmezliğini kapsamaktadır; yalnızca tanı konulması yeterli değildir.

3. Ortak Hayatın Diğer Eş İçin Çekilmez Hale Gelmesi

Hastalık nisbi bir boşanma sebebi oluşturduğundan, çekilmezlik unsurunun da ayrıca ispatlanması gerekir. Çekilmezlik tıbbi tanıyla bağlantılı olmakla birlikte, tanık beyanları gibi diğer delillerle de desteklenmelidir; ancak tıbbi rapor olmaksızın yalnızca tanık beyanıyla çekilmezlik ispatlanamaz (Yargıtay 2. HD, 2014/4579).

Resmi Sağlık Kurulu Raporu: Davaların Kilit Noktası

Yargıtay uygulamasında TMK m. 165 davalarındaki bozma kararlarının büyük çoğunluğu rapor eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Raporun hem niteliği hem içeriği konusunda Yargıtay son derece katı bir tutum benimsemektedir.

Raporun Alınacağı Kurum

Tek hekim raporu veya psikiyatri uzmanı bulunmayan kurullardan alınan raporlar hüküm kurmaya elverişli değildir. Rapor; tam teşekküllü bir devlet hastanesi, üniversite hastanesi veya Adli Tıp Kurumu’ndan alınmalı ve kurulda mutlaka psikiyatri uzmanının bulunması şarttır (Yargıtay 2. HD, 2013/26018; 2012/14898). Özel hastane raporları kabul edilmez.

Raporun Zorunlu İçeriği

Rapora sadece hastalığın teşhisinin ve vesayet altına alınma gerekliliğinin yazılması yeterli değildir. Raporun “hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı” ibaresini açıkça içermesi şarttır. Bu ibareyi taşımayan raporlar Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır (Yargıtay 2. HD, 2018/3075; 2013/17177; 2014/23261).

Vesayet raporu ile boşanma davası için gereken rapor birbirinden farklıdır. Vesayet raporu kişinin medeni hakları kullanıp kullanamayacağını değerlendirirken, boşanma raporu hastalığın iyileşmezliğini ve evlilik üzerindeki etkisini ortaya koymalıdır.

Raporlar Arasında Çelişki

Dosyada farklı kurumlardan alınmış çelişkili raporlar varsa — biri “iyileşmez” derken diğeri “remisyon döneminde” veya “tedaviyle düzelir” diyorsa — mahkeme hüküm kuramaz. Bu durumda dosya Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’ne veya Genel Kurulu’na gönderilerek çelişki giderilmelidir (Yargıtay 2. HD, 2016/15987; 2014/25194; 2012/2726).

Hangi Hastalıklar TMK m. 165 Kapsamına Girer?

Kapsama Giren Hastalıklar

Şizofreni ve kronik psikozlar: Kararlarda sıkça karşılaşılan “şizofreni”, “rezidüel şizofreni” ve “kronik şizofreni” tanıları kapsama girmektedir. Ancak şizofreni tanısı tek başına yeterli değildir; raporun “hastalığın geçmesine olanak bulunmadığını” açıkça belirtmesi şarttır (Yargıtay 2. HD, 2012/11614; 2015/4715).

Sanrısal bozukluk ve atipik psikoz: Bu tanılar da çekilmezlik unsuru ile birlikte değerlendirildiğinde boşanma sebebi oluşturabilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2014/4579).

Mental retardasyon (zeka geriliği): “Hafif düzey mental retardasyon” gibi durumlar, tedavi ile geçmesine imkân bulunmadığı tespit edilirse ve ortak hayatı çekilmez kılıyorsa boşanma sebebi sayılabilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2023/4332). Sınırda zihinsel kapasite ve hafif zeka geriliği durumlarında Adli Tıp Kurumu’ndan özel rapor alınması gerekmektedir.

Tartışmalı ve Kapsam Dışı Durumlar

Bipolar affektif bozukluk: Bu hastalık iyilik (remisyon) ve atak dönemleri ile seyrettiğinden değerlendirmesi özellikle güçtür. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2022/10601 sayılı kararında, bipolar bozuklukta iyilik döneminde evliliğin çekilmez sayılamayacağı, ancak atak dönemlerinde çekilmezliğin oluşabileceği belirtilmiştir. Kişi düzenli tedavi ile evlilik birliğini sürdürebiliyorsa TMK m. 165 şartları oluşmamış sayılmaktadır (Yargıtay 2. HD, 2021/9094; 2022/9903). Bu davalarda raporun hastalığın remisyona girip girmediğini ve iyileşme olasılığını açıkça değerlendirmesi zorunludur.

Alkol ve madde bağımlılığı, epilepsi: Doktrin ve uygulamada alkol/madde bağımlılığı ve sara (epilepsi) gibi durumların TMK m. 165 kapsamında değil, TMK m. 166/1 (evlilik birliğinin temelinden sarsılması) çerçevesinde ele alınması gerektiği kabul görmektedir. Bu hastalıkların “akıl hastalığı” sayılıp sayılamayacağı tartışmalıdır.

Fiziksel hastalıklar: Kanser, AIDS, organ yetmezliği, felç gibi fiziksel ve bulaşıcı hastalıklar bu madde kapsamında boşanma sebebi yapılamaz.

Dava Hakkı: Yalnızca Sağlıklı Eş Açabilir

TMK m. 165’e dayalı boşanma davası yalnızca akıl hastası olmayan eş tarafından açılabilir. Akıl hastası olan eşin veya vasisinin, hastanın kendi hastalığına dayanarak bu madde kapsamında dava açması hukuken mümkün değildir; böyle bir dava reddedilir (Yargıtay 2. HD, 2011/14560; 2016/11732; 2009/11559).

Hak düşürücü süre bakımından ise TMK m. 165’e dayalı davalar için herhangi bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Hastalık ve çekilmezlik devam ettiği sürece dava her zaman açılabilir.

Vasi Tayini ve Yargılama Usulü

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında en sık karşılaşılan usul hatası, davalı eşe vasi atanmadan yargılamaya devam edilmesidir.

Davalı eşin dava ehliyeti bulunmadığından, davada yasal temsilcisi (vasi) tarafından temsil edilmesi zorunludur. Akıl hastası eşe henüz vasi atanmamışsa mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ihbarda bulunarak vasi atanmasını beklemeli; vesayet meselesi boşanma davası için bir “ön sorun” sayılmalıdır (Yargıtay 2. HD, 2014/10881). Vasi atandıktan sonra vasinin davayı takip edebilmesi için vesayet makamından izin alması da gerekmektedir (Yargıtay 2. HD, 2012/6405).

Dava başlangıçta “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” (TMK m. 166) olarak açılmış olsa bile, sonradan ıslah yoluyla akıl hastalığı sebebine (TMK m. 165) dayandırılabilir (Yargıtay 2. HD, 2013/24359; 2018/3075).

Evlilik Öncesi Akıl Hastalığı: Boşanma mı, Butlan mı?

Hastalığın evlilik öncesinde mi yoksa sonrasında mı ortaya çıktığı belirleyici bir ayrım noktası oluşturmaktadır.

Hastalık evlilik kurulurken mevcut ve kişinin ayırt etme gücünü tamamen ortadan kaldıracak ağırlıkta ise “mutlak butlan” davası (TMK m. 145) gündeme gelebilir. Evlenmeye engel olacak derecede bir hastalık gizlenerek evlenilmişse “nisbi butlan” (TMK m. 150) uygulanabilir. TMK m. 165 ise geçerli bir evlilik birliği içinde ortaya çıkan veya devam eden ve ortak hayatı çekilmez kılan durumlar için boşanma yolunu düzenler.

Yargıtay uygulamasında, hastalık evlilik öncesinde var olmuş olsa bile, dava TMK m. 165’e dayanıyorsa hastalığın evlilik birliği içindeki etkisi esas alınmakta; hastalığın iyileşmezliği ve çekilmezlik o tarih itibarıyla değerlendirilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2017/5989; 2023/1778).

Tazminat, Nafaka ve Velayet

Tazminat

Akıl hastası eşe kusur yüklenemeyeceğinden, aleyhine maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Sağlıklı eşin tazminat talebi reddedilir; aksine karar verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 2. HD, 2023/3930; 2012/561; 2007/2435).

Yoksulluk Nafakası

Nafaka konusu daha karmaşık bir görünüm sergilemektedir. Kusursuzluk ilkesi gereği akıl hastası eş aleyhine tazminata hükmedilemezken, koşulları varsa hasta eş lehine yoksulluk nafakasına hükmedilebilmektedir (Yargıtay 2. HD, 2023/3930; 2023/1778). Yargıtay 2013/16703 sayılı kararında, yoksulluk nafakasına karar verilirken nafaka yükümlüsünün kusurunun aranmayacağını açıkça belirtmiştir. Buna karşın akıl hastası eşin çalışma kapasitesi bulunmadığı ve başkasının bakımına muhtaç olduğu durumlarda, hakkaniyet gereği sağlıklı eş aleyhine nafaka yükü getirilmemesi gerektiğine dair kararlar da mevcuttur (Yargıtay 2. HD, 2012/561).

Velayet

Velayet düzenlemesinde çocuğun üstün yararı esastır. Kısıtlı (akıl hastası) ebeveyn kural olarak velayet görevini yerine getiremeyeceğinden velayet genellikle sağlıklı eşe verilir (Yargıtay 2. HD, 2023/4332). Akıl hastalığının çocuğun güvenliğini, sağlığını veya gelişimini tehlikeye düşürüp düşürmediği somut olaya göre değerlendirilir.

TMK m. 165 ile TMK m. 166/1 Arasındaki İlişki

Hastalık iyileşebilir nitelikte olduğu için TMK m. 165 şartları oluşmamışsa ne yapılabilir? Bu durumda hastalığın yarattığı olumsuz tablo, evlilik birliğini nesnel olarak çekilmez kılıyorsa TMK m. 166/1 kapsamında boşanma davası açılabilir. Ancak bu yolda da hasta eşe kusur atfedilemez; mahkemenin hastalığın neden olduğu nesnel sarsılmayı hasta eşin iradi bir eylemi olarak değerlendirmemesi gerekir. Terditli dava açmak — önce TMK m. 165, ardından TMK m. 166/1 — bu alanda kabul görmüş bir stratejidir (Yargıtay 2. HD, 2022/10601; 2011/14560).

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimin akıl hastalığı tedavi edilebiliyor, yine de dava açabilir miyim?

TMK m. 165 kapsamında dava açabilmek için hastalığın “geçmesine olanak bulunmadığının” resmi kurulca tespiti şarttır. Tedaviyle kontrol altına alınabilen, remisyona giren ya da iyilik dönemleri olan hastalıklarda bu şart karşılanamamakta ve dava reddedilmektedir. Bu durumda TMK m. 166/1’e terditli olarak dayanmak değerlendirilebilir.

Eşim hem şizofreni hem de şiddet uyguluyorsa nasıl dava açmalıyım?

Eşinizin şizofreni tanısı olduğu durumlarda şiddet eylemi iradi sayılamayabileceğinden, şiddete dayanarak açılacak bir TMK m. 162 davası güçleşebilir. Bu durumda TMK m. 165’e dayanmak ve aynı zamanda TMK m. 166/1’i terditli olarak talep etmek, mahkemenin şartları en geniş biçimde değerlendirmesine olanak tanır.

Akıl hastası eşimden tazminat alabilir miyim?

Hayır. Akıl hastası eşe kusur atfedilemeyeceği için aleyhine maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Tazminat talepleriniz reddedilecektir.

Eşim vesayet altında değil, dava açabilir miyim?

Dava açabilirsiniz; ancak yargılama sürecinde mahkeme, davalı eşin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğini ön sorun olarak araştıracak ve gerekirse Sulh Hukuk Mahkemesi’ne ihbarda bulunacaktır. Vasi atanmadan yargılamaya devam edilmesi usul hatası oluşturur.

Hastalık evlenmeden önce de vardı, dava açabilir miyim?

Evet. Hastalık evlilik öncesinde mevcut olmuş olsa bile, TMK m. 165 şartları oluşmuşsa dava açılabilir. Ancak hastalık evlenme sırasında mevcutsa ve evlenmeye engel oluşturuyorsa, butlan davası (TMK m. 145 veya m. 150) ayrıca değerlendirilebilir.

Akıl Hastalığı Nedeniyle Boşanma Davasında Avukat Desteği

TMK m. 165 davaları; doğru kurumdan rapor aldırılması, vasi tayini sürecinin yönetimi, terditli dava stratejisinin kurulması ve nafaka-tazminat dengesinin kurulması bakımından yoğun teknik bilgi gerektirmektedir. Yanlış kurumdan alınan rapor, “iyileşmezlik” ibaresini taşımayan bir belge veya vasi atanmadan görülen yargılama; davanın bozulmasına ve yıllarca uzamasına yol açabilir.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak İstanbul boşanma avukatı kadromuzla akıl hastalığı nedeniyle boşanma davalarında tüm aşamalarda yanınızda yer alıyoruz. Dava süreciniz hakkında bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır.