☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Cinsel Saldırı Suçu ve Cezası (TCK 102)

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadı, cinsel saldırı suçunu Türk ceza yargılamasının en teknik ve en ağır sonuçlar doğuran alanlarından biri olarak şekillendirmektedir. TCK md. 102 kapsamında sarkıntılıktan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına uzanan geniş bir yaptırım skalası öngörülmekte; şikâyet rejimi, ispat standartları, rıza hükümleri ve içtima kuralları bakımından son derece karmaşık bir yapı ortaya çıkmaktadır. Bu makalede cinsel saldırı suçunun tüm boyutlarını Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları ve güncel Daire içtihatları ışığında ele alıyor; hak kaybı yaşamamak için İstanbul ceza avukatı desteğinin kritik önemini vurguluyoruz.

Cinsel Saldırı Suçu Nedir?

Cinsel saldırı suçu ve cezası, Türk Ceza Kanunu’nun “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar” başlığı altında TCK md. 102’de düzenlenmiştir. Suçla korunan hukuki değer bireyin cinsel özgürlüğüdür; kişilerin kendi vücutları üzerinde serbestçe tasarruf edebilme hakkı korunan temel menfaatin özünü oluşturmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023 tarihli kararında cinsel saldırının tanımını net biçimde ortaya koymuştur: failin cinsel arzularını tatmin amacına yönelik davranışlarla kişinin vücut dokunulmazlığını ihlal etmesi. Bu tanım iki unsuru zorunlu kılmaktadır — eylemin cinsel amaçla yapılması ve mağdurun bedenine fiziksel temas içermesi. Temas olmaksızın gerçekleştirilen cinsel amaçlı eylemler TCK md. 105 kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturur; bu sınır 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadıyla kesin biçimde çizilmiştir.

Suçun mağdurunun 18 yaşını tamamlamış olması zorunludur. Mağdurun 15 yaşını tamamlamamış olması veya 15-18 yaş arasında olup fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması hâlinde TCK md. 103 kapsamında çocukların cinsel istismarı suçu gündeme gelir.

Suçun Unsurları

Fail

Cinsel saldırı suçu genel suç niteliğindedir; kanun failin belirli bir sıfat taşımasını aramamaktadır. Herkes bu suçun faili olabilir. Failin kadın ya da erkek, Türk vatandaşı ya da yabancı olması suçun oluşumunu etkilemez. Aynı cinsiyetten kişilerin birbirine karşı bu suçu işlemesi de mümkündür. TCK md. 102/3 kapsamındaki bazı nitelikli hâllerde failin belirli bir konumda bulunması — kamu görevi, hısımlık ilişkisi, toplu yaşam ortamı — cezayı artıran unsur olarak karşımıza çıkar.

Fiil

TCK md. 102 serbest hareketli bir suç tipidir; failin belirli bir hareket biçimiyle eylemi gerçekleştirmesi aranmaz. Kanun fiilleri yoğunluk ve nitelik bakımından üç kademeye ayırmıştır: sarkıntılık düzeyinde temas (2–5 yıl), basit cinsel saldırı (5–10 yıl) ve vücuda organ veya sair cisim sokma (12 yıl ve üzeri). Her kademenin sınırları Yargıtay içtihadıyla ayrıntılı biçimde belirlenmiştir.

Mağdur

Suç tarihinde 18 yaşını doldurmuş olmak TCK 102 uygulamasında mağdur sıfatının temel koşuludur. Mağdur kadın ya da erkek olabilir. Failin mağdurla aynı cinsiyette bulunması suçun oluşumunu engellemez. Evliliğin mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığı, eşe karşı da bu suçun işlenebileceği Yargıtay CGK’nın yerleşik içtihadıyla sabittir.

Manevi Unsur

Cinsel saldırı suçu yalnızca kasten işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Genel kast yeterlidir. Failin cinsel arzularını tatmin amacı taşıması zorunlu olmakla birlikte bu amacın nesnel olarak eylemden anlaşılıp anlaşılamayacağı esas ölçüttür. Yargıtay uygulamasında suçun doğrudan kastla işlendiğinin kabulü genel eğilimdir.

Cinsel Saldırı Suçunun Cezası

TCK md. 102, suçun işleniş biçimine göre birbirinden belirgin biçimde ayrışan ceza kademeleri öngörmektedir. Hangi fıkranın uygulanacağı; eylemin niteliği, mağdurun durumu ve failin konumu bir arada değerlendirilerek belirlenir.

TCK 102/1 kapsamında sarkıntılık düzeyinde kalan eylemler 2 yıldan 5 yıla kadar, temel şekildeki basit cinsel saldırı ise 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasını gerektirmektedir. TCK 102/2 kapsamında vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilen cinsel saldırı — yaygın bilinen adıyla tecavüz — için alt sınır 12 yıl hapis olarak belirlenmiştir. TCK 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerin varlığında bu ceza yarı oranında artırılmaktadır. TCK 102/5 uyarınca suç sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulması hâlinde temel cezaya ek olarak 3 yıldan az olmamak üzere ayrıca hapis cezasına hükmedilir. Suçun kasten öldürme veya TCK 87 kapsamındaki ağır neticelerle sonuçlanması durumunda ise ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gündeme gelmektedir.

Sarkıntılık ile Cinsel Saldırı Arasındaki Fark

TCK md. 102/1, cinsel saldırı suçunun iki ayrı biçimini düzenlemektedir: temel şekil (5–10 yıl hapis) ve sarkıntılık suretiyle işlenen daha hafif şekil (2–5 yıl hapis). Bu ayrım uygulamada en çok tartışılan ve en belirleyici meselelerden biridir; nitelendirme hem ceza miktarını hem de zamanaşımı süresini doğrudan etkiler.

Yargıtay CGK, 2019/172 E., 2020/294 K., 16.06.2020 tarihli kararında sarkıntılığın belirleyici ölçütlerini ortaya koymuştur: basit cinsel saldırı yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen, ani ve kesintili davranışlar. Failin kastı, eylemin yöneldiği vücut bölgesi, temas sayısı ve süresi bu ayrımda belirleyici ölçütlerdir.

Yargıtay’ın somut kararlarında sarkıntılık olarak nitelendirilen eylemler şunlardır: arabada bacak okşama, kıyafet içine el sokarak karın okşama, kalçaya dokunup kaçma ve yoldan geçen kişinin kalçasını avuçlama (Yargıtay 9. CD, 2021/12324 E., 2023/7181 K., 06.11.2023). Eylemin ani ve kısa süreli olması — vücudun sıkılması ve hemen kaçılması — sarkıntılık sınırında kaldığını ortaya koyar (9. CD, 2024/1082 E., 2024/6215 K., 24.06.2024). Buna karşın mağdurun yüzünü tutup uzun süre öpme, göğüs elleme ve birden fazla temas içeren sürekli eylemler temel cinsel saldırı olarak değerlendirilmektedir.

Sarkıntılığın müstakil bir suç tipi mi yoksa cinsel saldırının daha hafif cezalı bir hâli mi olduğu doktrinde tartışmalıdır. Yargıtay 9. CD, 2022/1758 E., 2022/9067 K., 13.10.2022 tarihli kararındaki karşı oy bu ayrımın zamanaşımı hesabını doğrudan etkilediğini vurgulamaktadır.

Nitelikli Haller (TCK 102/3)

TCK md. 102/3, beş farklı nitelikli hâli düzenlemekte ve bu hâllerin varlığı durumunda 102/2’deki cezanın yarı oranında artırılmasını öngörmektedir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadıyla her bent için ayrı uygulama standartları belirlenmiştir.

a) Savunmasız kişiye karşı işlenmesi

Ağır zekâ geriliği, akıl hastalığı, alkol veya uyuşturucu etkisiyle bilinç yitimi ve derin uyku hâli bu bent kapsamında değerlendirilir. Yargıtay 14. CD, 2013/6565 E., 2014/2112 K., 20.02.2014 tarihli kararında mağdurun savunmasız durumu nedeniyle nitelikli hâlin oluştuğu teyit edilmiştir. Ancak akıl hastalığının hem suçun kurucu unsuru hem de nitelikli hâl olarak ikinci kez uygulanmasının çifte değerlendirme yasağına aykırı olabileceğine ilişkin tartışma, Yargıtay 14. CD’nin 2021/801 E., 2021/2718 K. ve 2016/5195 E., 2020/4930 K. sayılı kararlarındaki karşı oy yazılarıyla güncelliğini korumaktadır.

b) Kamu görevi, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması

Bu bendin uygulanabilmesi için failin konumunun mağdur üzerinde gerçek bir otorite yaratması zorunludur. Yargıtay CGK, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023 ve Yargıtay 9. CD, 2021/13588 E., 2024/6401 K., 26.06.2024 tarihli kararlarında kritik bir ilke belirlenmiştir: hasta doktorunu serbestçe seçip reddedebileceğinden doktor-hasta ilişkisi bu bent kapsamında nüfuz ilişkisi sayılmaz. Buna karşın öğretmen-öğrenci, müdür-memur, gardiyan-tutuklu ilişkilerinde hiyerarşi açık olduğundan nitelikli hâl uygulanmaktadır.

c) Kan veya kayın hısımlığı ilişkisi

Üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı içinde bulunan kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi bu nitelikli hâli oluşturur. Yargıtay 9. CD, 2021/27907 E., 2022/3354 K., 11.04.2022 tarihli kararında kaynana-damat; Yargıtay 14. CD, 2011/14244 E., 2013/10575 K., 24.10.2013 tarihli kararında ise kayınpeder-gelin ilişkisinin bu kapsama girdiği teyit edilmiştir.

d) Silahla veya birden fazla kişi tarafından işlenmesi

Yargıtay 14. CD, 2017/889 E., 2017/3177 K., 08.06.2017 tarihli kararında silah kavramının geniş yorumlanması gerektiğini belirlemiş; saldırı amacıyla imal edilmemiş olsa bile yaralayıcı özelliği bulunan çamaşır telinin TCK md. 6/1-f-4 kapsamında silah sayıldığını hükme bağlamıştır. Birden fazla kişi tarafından işlenmesinde her failin bizzat mağdura temas kurması aranmaz; suça iştirak biçimleri de bu kapsamdadır.

e) Toplu yaşam ortamlarının sağladığı kolaylıktan yararlanma

Yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu, kışla, hastane ve huzurevi gibi zorunlu bir arada yaşama hâlinin geçerli olduğu yerler bu bent kapsamındadır. İradi olarak girilen mekânlar kapsam dışıdır. Yargıtay 9. CD, 2021/17055 E., 2024/6098 K., 13.06.2024 tarihli kararında tramvayın; 2021/9103 E., 2023/914 K. ve 2021/8700 E., 2024/9373 K. sayılı kararlarında dolmuşun bu bent kapsamı dışında kaldığını hükme bağlamıştır. Stadyum, sinema, otobüs ve pazar yeri de kapsam dışıdır. Gaziantep BAM 17. CD, 2017/104 E., 2017/538 K., 09.05.2017 tarihli kararında sanığın misafir olarak bulunduğu evin toplu yaşam ortamı sayılamayacağını belirlemiştir.

Cebir ve Yaralama İlişkisi (TCK 102/4)

Cinsel saldırı sırasında uygulanan cebir çoğu zaman mağdurda yaralanmaya yol açar. Bu durumda failin ayrıca kasten yaralamadan cezalandırılıp cezalandırılmayacağı TCK 102/4 çerçevesinde çözülmektedir.

Basit yaralanmada ayrı ceza verilmez; cinsel saldırı cezası yeterlidir. Yargıtay CGK, 2019/16 E., 2021/281 K., 15.06.2021 tarihli kararında bu ilkeyi kesin biçimde belirlemiştir: cinsel saldırı sırasında kullanılan cebir TCK 86/1 kapsamında basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek bir yaralanmaya yol açmışsa, bu yaralama cinsel saldırının cebir unsuru içinde kalır. Yargıtay 14. CD, 2015/305 E., 2015/5570 K., 13.04.2015 tarihli kararında bu ilkeyi teyit etmiştir.

Ağır neticelerde ise tablo tamamen değişir; her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir. Yargıtay 9. CD, 2024/1277 E., 2025/565 K., 22.01.2025 tarihli güncel kararında cebrin TCK 87 kapsamındaki ağır neticelere — kemik kırığı, uzuv yitimi, bitkisel hayat, ölüm — yol açması hâlinde gerçek içtima hükümlerine göre her iki suçtan ayrı cezalandırma yapılması gerektiğini teyit etmiştir.

Rıza — Ne Zaman Geçerli, Ne Zaman Geçersiz?

Rızanın varlığı cinsel saldırı suçunun oluşumunu doğrudan ortadan kaldırır. Ancak her rıza beyanı hukuken geçerli sayılmaz; rızanın özgür iradeyle verilmesi ve rıza ehliyetinin mevcut olması zorunludur.

Akıl hastasının rızası hukuken hiçbir değer taşımaz. Yargıtay 14. CD, 2021/801 E., 2021/2718 K. sayılı kararında akıl hastası bireylerin rıza ehliyetine sahip olmadığı açıkça hükme bağlanmıştır. Talep dışı tıbbi muayene ve okşama eylemlerinin rıza kapsamı dışında kaldığı Yargıtay CGK, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023 tarihli kararıyla sabittir.

Rücu beyanı — yani mağdurun ilk ifadesinden dönmesi — kural olarak hükme esas alınmaz. Yargıtay CGK, 2023/571 E., 2024/31 K., 24.01.2024 tarihli kararında bu ilkeyi çarpıcı biçimde ortaya koymuştur: mağdurun soruşturma aşamasındaki rızasızlık beyanından sonradan dönerek rızasının olduğunu belirtmesi, aile içi baskı sonucu gerçekleştiği kabul edilerek hükme esas alınmamıştır. Mahkemeler ilk tutarlı beyanı esas alır; sonradan verilen çelişkili ifadeyi değil.

Alkol, Uyuşturucu ve Uyku Halinde Rıza

Mağdur alkol veya uyuşturucu etkisiyle ya da uyku hâlinde bilinç yitimi yaşıyorsa verilen rıza kesinlikle geçersizdir. Bu hâl aynı zamanda TCK 102/3-a kapsamında “beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunma” nitelikli hâlini oluşturur ve cezanın yarı oranında artırılmasına yol açar.

Yargıtay 14. CD, 2013/6565 E., 2014/2112 K., 20.02.2014 tarihli kararında bu ilkeyi somut olaya uygulamış; mağdurun savunmasız durumu nedeniyle nitelikli hâlin koşullarının oluştuğunu hükme bağlamıştır. Pratikte bu hâllerde adli tıp raporu ve toksikoloji analizi ispat sürecinin vazgeçilmez araçlarıdır.

Evlilik İçi Cinsel Saldırı

Evlilik, cinsel saldırıya karşı bir kalkan değildir. Türk hukuku evlilik içi cinsel saldırıyı açıkça suç olarak tanımlamakta; ancak bu alanda kendine özgü bir takip rejimi uygulamaktadır.

28.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun değişikliğiyle eşe karşı vücuda organ veya cisim sokma suretiyle gerçekleştirilen nitelikli cinsel saldırı (TCK 102/2) şikâyete bağlı suç hâline getirilmiştir. Yargıtay CGK, 2019/16 E., 2021/281 K., 15.06.2021 tarihli kararında mağdur eşin şikâyetten vazgeçmesiyle davanın düşürülmesi gerektiğini kesin biçimde belirlemiştir. Bununla birlikte TCK 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde eş olup olmadığına bakılmaksızın kovuşturma re’sen sürer. Yargıtay 9. CD, 2022/12553 E., 2023/4241 K., 14.06.2023 tarihli kararında 6545 sayılı Kanun değişikliğinin geriye yürümezliği ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Evlilik içi cinsel saldırı davalarında ispat sorunu son derece ağırdır. Bu davalarda mağdurun istikrarlı beyanlarının ruh sağlığı raporu, fotoğraf ve darp izi gibi somut yan delillerle desteklenmesi zorunludur. Eşin beyanından dönmesi mahkemelerce genellikle aile içi baskı sonucu gerçekleşen bir rücu olarak değerlendirilir ve ilk tutarlı beyanlar esas alınır.

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler

Cinsel saldırı suçlarında savunma stratejisi kurgulanırken hukuka uygunluk nedenleri ve ceza sorumluluğunu etkileyen hâller titizlikle değerlendirilmelidir. Bu suç tipinde uygulanabilecek nedenler sınırlıdır ve yanlış savunma hattı davayı ağırlaştırabilir.

Rızanın Varlığı

Cinsel saldırı suçuna karşı en temel ve en etkili savunma aracıdır. Rızanın özgür iradeyle, tam ehliyet içinde verildiğinin ispat edilmesi suçun kurucu unsurunu ortadan kaldırır. Ancak rıza savunmasının inandırıcı yan delillerle desteklenmesi zorunludur; soyut iddia olarak ileri sürülmesi Yargıtay tarafından kabul görmemektedir.

Hata (TCK md. 30) — Yaş Yanılgısı

Mağdurun yaşına ilişkin kaçınılmaz hata ceza sorumluluğunu kaldırabilir. TCK md. 30 kapsamında failin mağdurun yaşını gerçekte olduğundan büyük sanması ve bu yanılgının kaçınılmaz nitelik taşıması hâlinde kast ortadan kalkar. Ancak Yargıtay bu savunmayı son derece dar yorumlamaktadır; failin mağdurun yaşını doğrulayabilecek durumdayken bunu yapmamış olması kaçınılmazlık koşulunu ortadan kaldırır.

Akıl Hastalığı — Failin Durumu (TCK md. 32)

Failin işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamaması ya da davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olması durumunda ceza sorumluluğu kalkar ya da azalır. Bu savunma adli psikiyatri raporu ile desteklenmelidir.

Yaş Küçüklüğü — Suça Sürüklenen Çocuk (TCK md. 31)

Suç tarihinde 12 yaşını doldurmamış olan kişi hakkında ceza verilemez. 12-15 yaş grubunda suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı araştırılır; 15-18 yaş grubunda ise indirimli ceza uygulanır.

Uygulanmayan Nedenler

Meşru savunma, zorunluluk hâli ve haksız tahrik cinsel saldırı suçlarında uygulanmaz. Yargıtay içtihadı bu konuda nettir: mağdurun hiçbir davranışı faili tahrik etmiş sayılamaz.

Teşebbüs ve Tamamlanma Ayrımı

Cinsel saldırı suçunda teşebbüs ile tamamlanmış suç arasındaki sınır, özellikle TCK 102/2 kapsamındaki nitelikli hâl bakımından son derece belirleyici bir öneme sahiptir. Bu ayrımın yanlış kurulması sanık aleyhine çok daha ağır bir cezayla sonuçlanabilmektedir.

Failin kastı organ sokmaya yönelik değilse eylem, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs değil tamamlanmış basit cinsel saldırıdır. Yargıtay CGK, 2016/541 E., 2017/185 K., 28.03.2017 tarihli kararında bu temel ilkeyi belirlemiştir. Yargıtay 9. CD, 2023/11409 E., 2024/421 K., 17.01.2024 tarihli kararında bu ilkeyi somutlaştırmıştır: mağduru öpmeye çalışıp pantolonunu indirmeye çalışarak tehdit eden sanığın eylemi, organ sokmaya yönelik icrai hareket bulunmadığından nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs değil, tamamlanmış basit cinsel saldırı olarak nitelendirilmiştir.

Yargıtay CGK, 2018/6 E., 2021/517 K., 02.11.2021 tarihli kararında gece vakti bıçakla eve girip mağdura yönelik söylem geliştiren sanığın eyleminin basit cinsel saldırı teşebbüsü sayıldığını belirlemiştir. Organ sokmak suretiyle icrai hareketlere başlanmasına karşın imkânı varken kendiliğinden bırakılması hâlinde ise tamamlanmış basit cinsel saldırı nitelendirmesi yapılmaktadır.

İştirak (TCK md. 37–41)

Cinsel saldırı suçunda genel iştirak hükümleri uygulanır. Müşterek faillik, azmettirme ve yardım etme biçimlerinin tamamı bu suç bakımından mümkündür.

Müşterek faillik (TCK md. 37): Birden fazla kişinin ortak kastla cinsel saldırıyı gerçekleştirmesidir. Her müşterek failin bizzat mağdura temas kurması aranmaz; ortaklaşa hâkimiyet yeterlidir. Bu durum aynı zamanda TCK 102/3-d kapsamındaki “birden fazla kişi tarafından işlenmesi” nitelikli hâlini oluşturur ve her fail hakkında artırımlı ceza uygulanır.

Azmettirme (TCK md. 38): Başkasını cinsel saldırı işlemeye yönlendiren azmettirenin, işlenen suçun cezasıyla cezalandırılması öngörülmüştür. Azmettirmenin nitelikli hâle yönelik olması durumunda ceza buna göre belirlenir.

Yardım etme (TCK md. 39): Suçun işlenmesine araç sağlama, kolaylık gösterme veya fırsatı hazırlama yoluyla gerçekleşebilir. Yardım edenin cezası asıl faile oranla indirimli belirlenmekle birlikte TCK 102/3-d kapsamında nitelikli hâl değerlendirmesi yapılabilir.

Benzer Suçlarla Karşılaştırma ve İçtima

TCK 102 — TCK 105 (Cinsel Taciz) Ayrımı

Bedensel temas yoksa cinsel saldırı suçu oluşmaz; eylem cinsel taciz olarak nitelendirilir. Yargıtay CGK, 2019/193 E., 2022/651 K., 20.10.2022 tarihli kararında bu sınırı kesin biçimde belirlemiştir: mağduru içeri çekme girişimi ve ısrarlı cinsel teklifler, bedensel temas içermediğinden cinsel saldırıya teşebbüs değil cinsel taciz suçunu oluşturur.

TCK 102 — TCK 103 (Çocukların Cinsel İstismarı) Ayrımı

Mağdurun suç tarihindeki kesin yaşı — gün, ay ve yıl olarak — uygulanacak maddeyi belirleyen tek ölçüttür. 18 yaş üstü için TCK 102, 15 yaş altı veya algılama yeteneği olmayan 15-18 yaş arası mağdur için TCK 103 uygulanır.

TCK 102 — TCK 109 (Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma) İçtiması

Cinsel saldırı süresince mağdurun özgürlüğünün kısıtlanması ayrı bir suç oluşturmaz; cebir unsuru içinde kalır. Yargıtay 14. CD, 2017/889 E., 2017/3177 K., 08.06.2017 ve Yargıtay 9. CD, 2021/12512 E., 2024/6440 K., 27.06.2024 tarihli kararlarında bu ilke net biçimde hükme bağlanmıştır.

Ancak mağdur başka bir mekâna götürüldükten sonra saldırıya uğramış ya da eylem bittikten sonra alıkoyma sürmüşse gerçek içtima uygulanır ve her iki suçtan ayrı ceza verilir. Yargıtay 14. CD, 2012/7945 E., 2012/7801 K., 09.07.2012 tarihli kararında bu hâlde ayrı mahkûmiyet kurulması gerektiğini belirlemiştir.

Zincirleme Suç (TCK md. 43)

Aynı mağdura farklı zamanlarda işlenen eylemlerde zincirleme suç hükümleri uygulanabilir. Yargıtay, eylemler arasında uzun süre geçmişse kastın yenilendiğini kabul ederek gerçek içtima hükümlerini uygulamaktadır.

Şikâyet, Uzlaşma, Önödeme ve Basit Yargılama

TCK 102/1 kapsamındaki basit cinsel saldırı ve sarkıntılık şikâyete tabidir; şikâyet olmaksızın soruşturma başlatılamaz. TCK 102/2 kapsamında eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı da şikâyete bağlıdır. TCK 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise savcılık re’sen harekete geçer (Yargıtay 14. CD, 2017/889 E., 2017/3177 K.; Yargıtay 14. CD, 2011/14244 E., 2013/10575 K.).

Şikâyet hakkı TCK md. 73 uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay içinde kullanılmalıdır. Şikâyetten vazgeçmede kritik bir usul kuralı vardır: sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan hüküm kurulması bozma nedenidir. Yargıtay 9. CD, 2025/626 E., 2025/3634 K., 05.05.2025 ve 2021/17744 E., 2024/5946 K., 12.06.2024 tarihli kararlarında bu kural kesin biçimde hükme bağlanmıştır. Yargıtay 14. CD, 2011/13018 E., 2011/6315 K., 30.12.2011 tarihli kararında şikâyete tabi basit cinsel saldırı suçunda vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Uzlaşma kesinlikle mümkün değildir. CMK md. 253/3 cinsel dokunulmazlığa karşı suçları uzlaştırma kapsamı dışında bırakmıştır. Yargıtay 14. CD, 2011/14008 E., 2013/9057 K., 12.09.2013 tarihli kararında bu yasak açıkça teyit edilmiştir. TCK md. 102 için özel bir etkin pişmanlık hükmü de öngörülmemiştir. Önödeme ve basit yargılama (CMK md. 251) hükümleri ise bu suçun ceza sınırları nedeniyle uygulanamaz.

HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezası Uygulanabilir mi?

Bu soru pratikte en sık sorulan sorular arasındadır. Yanıt, suçun hangi fıkrası kapsamında değerlendirildiğine göre değişmektedir.

Sarkıntılık düzeyindeki eylemler (2–5 yıl) bakımından indirimler sonucu ceza 2 yıl veya altına düşebileceğinden teorik olarak HAGB (CMK md. 231) ve erteleme (TCK md. 51) uygulanabilir. Nitekim Yargıtay 9. CD, 2023/3427 E., 2023/3744 K., 01.06.2023 tarihli kararında 1 yıl 8 ay hapis cezasında daha önce HAGB kararı verildiği bir davayı incelemiştir. Basit cinsel saldırı (5–10 yıl) ve nitelikli cinsel saldırı (12 yıl ve üzeri) suçlarında ise ceza miktarları HAGB ve erteleme sınırını aştığından bu kurumlar uygulanamaz. Gaziantep BAM 17. CD, 2017/104 E., 2017/538 K., 09.05.2017 tarihli kararında sarkıntılık sınırını aşan eylem nedeniyle verilen 3 yıl hapis cezasında TCK 50, 51 ve CMK 231’in uygulanmasına yer olmadığına karar vermiştir.

Adli para cezasına çevirme yalnızca 1 yıl ve altındaki hapis cezaları için mümkündür; cinsel saldırı suçlarının tüm şekillerinin alt sınırları bu eşiğin üzerinde olduğundan doğrudan adli para cezasına çevirme uygulanamaz.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Görevli Mahkeme

5235 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca görevli mahkeme ceza üst sınırına göre belirlenir. TCK 102/1 kapsamındaki sarkıntılık (2–5 yıl) ve basit cinsel saldırı (5–10 yıl) Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanır. TCK 102/2 kapsamındaki nitelikli cinsel saldırı (12 yıl ve üzeri), TCK 102/3 kapsamındaki ağırlaştırılmış hâller ve ruh sağlığının bozulmasına yol açan hâller ise Ağır Ceza Mahkemesinde görülür.

Yetkili Mahkeme (CMK md. 12)

CMK md. 12 uyarınca yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun birden fazla yerde işlenmesi hâlinde CMK md. 14 uyarınca davaların birleştirilmesi ve en ağır suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkilendirilmesi söz konusu olabilir.

Zamanaşımı

Dava Zamanaşımı (TCK md. 66)

TCK 102/1 kapsamındaki basit cinsel saldırı için dava zamanaşımı süresi 15 yıldır. TCK 102/2 kapsamındaki nitelikli cinsel saldırı için bu süre 20 yıla çıkmaktadır. Sarkıntılık suçu bakımından Yargıtay 9. CD, 2022/1758 E., 2022/9067 K., 13.10.2022 tarihli kararında 8 yıllık asli dava zamanaşımının uygulanacağını belirlemiş; ancak karşı oyda 15 yıllık sürenin esas alınması gerektiği savunulmuştur. Sarkıntılıkta olağanüstü zamanaşımı 12 yıldır. Zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği tarihte başlar.

Ceza Zamanaşımı (TCK md. 68)

Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden sonra cezanın infaz edilmemesi hâlinde ceza zamanaşımı işlemeye başlar. 20 yıl veya daha fazla hapis cezalarında 30 yıl, 5 yıldan fazla 20 yıldan az hapis cezalarında 20 yıl, 5 yıla kadar hapis cezalarında ise 10 yıllık ceza zamanaşımı uygulanır.

Suçun İspatı ve Mağdur Beyanının Delil Değeri

Cinsel saldırı suçunun ispatı, ceza yargılamasının genel ispat ilkelerinden farklı özellikler taşır. Suçun büyük çoğunlukla yalnızca fail ve mağdurun bulunduğu ortamlarda işlenmesi, görgü tanığı bulunmaması ve fiziksel delillerin her zaman mevcut olmaması bu güçlüğün temel kaynaklarıdır.

Mahkûmiyet için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunması zorunludur. Yargıtay 9. CD, 2022/5568 E., 2022/6660 K., 28.06.2022 ve Yargıtay 14. CD, 2015/8481 E., 2019/11591 K., 10.10.2019 tarihli kararlarıyla bu standart yerleşik içtihat hâline gelmiştir.

Mağdur beyanının değerlendirilmesinde Yargıtay CGK, 2016/541 E., 2017/185 K., 28.03.2017 tarihli kararında belirleyici ölçütleri ortaya koymuştur: mağdurun özde değişmeyen ve aşamalarda tutarlı ayrıntılı beyanları; bu beyanların adli tıp raporları, olay yeri inceleme tutanakları ve tanık anlatımlarıyla desteklenmesi. Destekleyici delil olmaksızın yalnızca mağdur beyanına dayanılarak kurulan mahkûmiyet kararları Yargıtay tarafından bozulmaktadır. Yargıtay 9. CD, 2021/8737 E., 2024/4317 K., 09.05.2024 tarihli kararında katılanın tutarsız beyanları ve vajinal bulgu yokluğu nedeniyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur. Yargıtay 9. CD, 2021/18339 E., 2022/5678 K., 07.06.2022 tarihli kararında ise mağdur beyanlarının soyut ve fiziksel bulgularla desteklenmemesi durumunda şüpheden sanık yararlanır ilkesinin gözetileceği kararlılıkla vurgulanmıştır.

Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller — gizli kamera görüntüleri dahil — kesinlikle hükme esas alınamaz. Yargıtay CGK, 2023/21 E., 2023/409 K., 12.09.2023 tarihli kararında sanığın evine mağdurun haberi olmadan yerleştirilen kamera görüntülerini bu gerekçeyle hükümden çıkarmıştır.

Psikolojik raporun değeri bakımından Yargıtay 14. CD, 2014/6984 E., 2014/11064 K., 14.10.2014 tarihli kararında mağdurda tespit edilen post-travmatik stres bozukluğu ve depresyonun hangi tarihteki eylemden kaynaklandığına dair açık tıbbi değerlendirme yapılmamasını eksik inceleme nedeni saymıştır.

Ceza Tablosu

Suç ŞekliYasal DayanakCezaKovuşturma
Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırıTCK 102/1 — 2. cümle2–5 yıl hapisŞikâyete bağlı
Basit cinsel saldırı (temel şekil)TCK 102/1 — 1. cümle5–10 yıl hapisŞikâyete bağlı
Vücuda organ veya sair cisim sokmaTCK 102/212 yıldan az olmamak üzere hapisRe’sen (eşe karşı: şikâyete bağlı)
Nitelikli hâllerle birlikte (TCK 102/3)TCK 102/2 + 102/318 yıldan az olmamak üzere hapisRe’sen
Ruh sağlığının bozulmasıTCK 102/5Temel ceza + en az 3 yıl ek hapisRe’sen
TCK 87 kapsamında ağır netice veya ölümTCK 102/4 + TCK 87Ağırlaştırılmış müebbet hapisRe’sen

Cinsel Saldırı Suçu Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Bedensel temas içermeyen içeri çekme girişimi ve ısrarlı teklifler cinsel saldırıya teşebbüs değil, cinsel taciz suçunu oluşturur. Yargıtay CGK, 2019/193 E., 2022/651 K., 20.10.2022 tarihli kararında bu ilke kesin biçimde hükme bağlanmıştır.

Sarkıntılık; ani, kısa süreli ve kesintili temastır — uzayan ve yoğunlaşan eylem temel cinsel saldırıya dönüşür. Yargıtay CGK, 2019/172 E., 2020/294 K., 16.06.2020; Yargıtay 9. CD, 2021/12324 E., 2023/7181 K., 06.11.2023 ve 2024/1082 E., 2024/6215 K., 24.06.2024 tarihli kararlarında bu ölçütler somut olaylara uygulanmıştır.

Failin kastı organ sokmaya yönelik değilse eylem nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs sayılamaz; tamamlanmış basit cinsel saldırıdır. Yargıtay CGK, 2016/541 E., 2017/185 K., 28.03.2017 ve Yargıtay 9. CD, 2023/11409 E., 2024/421 K., 17.01.2024 tarihli kararlarında bu ilke somut olaylarla pekiştirilmiştir.

Hasta doktorunu serbestçe seçip reddedebileceğinden doktor-hasta ilişkisi TCK 102/3-b kapsamında nüfuz ilişkisi sayılmaz. Yargıtay CGK, 2023/417 E., 2023/673 K., 20.12.2023 ve Yargıtay 9. CD, 2021/13588 E., 2024/6401 K., 26.06.2024 tarihli kararlarında bu ilke kararlılıkla uygulanmıştır.

Mağdurun soruşturma aşamasındaki ilk beyanından dönmesi kural olarak hükme esas alınmaz; aile içi baskının ürünü sayılır. Yargıtay CGK, 2023/571 E., 2024/31 K., 24.01.2024 tarihli kararında mahkemelerin ilk tutarlı beyanı esas aldığı kesin biçimde teyit edilmiştir.

Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller — sanığın evine gizlice yerleştirilen kamera görüntüleri dahil — mahkûmiyete dayanak olamaz. Yargıtay CGK, 2023/21 E., 2023/409 K., 12.09.2023 tarihli kararında bu kural uygulanmış; söz konusu delil hükümden çıkarılmıştır.

Eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırıda mağdurun şikâyetten vazgeçmesi davanın düşürülmesini sağlar. Yargıtay CGK, 2019/16 E., 2021/281 K., 15.06.2021 tarihli kararında bu kural; Yargıtay 9. CD, 2022/12553 E., 2023/4241 K., 14.06.2023 tarihli kararında kanun değişikliğinin geriye yürümezliği ilkesi teyit edilmiştir.

Cinsel saldırı süresince mağdurun özgürlüğünün kısıtlanması ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmaz; cebir unsuru içinde değerlendirilir. Yargıtay 14. CD, 2017/889 E., 2017/3177 K., 08.06.2017 ve Yargıtay 9. CD, 2021/12512 E., 2024/6440 K., 27.06.2024 tarihli kararlarında bu ilke netleştirilmiştir. Ancak mağdur başka bir mekâna götürülmüşse gerçek içtima uygulanır (Yargıtay 14. CD, 2012/7945 E., 2012/7801 K., 09.07.2012).

Cinsel saldırı sırasında basit yaralanma oluşmuşsa ayrıca kasten yaralama cezası verilemez; ağır netice gerçekleşmişse her iki suçtan ayrı ceza verilir. Yargıtay CGK, 2019/16 E., 2021/281 K., 15.06.2021 ve Yargıtay 9. CD, 2024/1277 E., 2025/565 K., 22.01.2025 tarihli kararlarında bu ayrım kesin biçimde belirlenmiştir.

Destekleyici delil olmaksızın yalnızca mağdur beyanına dayanılarak kurulan mahkûmiyet kararları bozulmaktadır. Yargıtay CGK, 2016/541 E., 2017/185 K., 28.03.2017; Yargıtay 9. CD, 2021/8737 E., 2024/4317 K., 09.05.2024 ve Yargıtay 9. CD, 2021/18339 E., 2022/5678 K., 07.06.2022 tarihli kararlarında bu standart defalarca uygulanmıştır.

Şikâyetten vazgeçmede sanıktan kabul beyanı alınmadan hüküm kurulamaz. Yargıtay 9. CD, 2025/626 E., 2025/3634 K., 05.05.2025 ve 2021/17744 E., 2024/5946 K., 12.06.2024 tarihli kararlarında bu usul kuralı bozma sebebi olarak uygulanmıştır.

Dolmuş ve tramvay zorunlu toplu yaşam ortamı değildir; TCK 102/3-e nitelikli hâli bu araçlarda uygulanmaz. Yargıtay 9. CD, 2021/9103 E., 2023/914 K., 27.02.2023 ve 2021/8700 E., 2024/9373 K., 04.11.2024 tarihli kararlarında bu ilke kararlılıkla sürdürülmüştür.

Sık Sorulan Sorular

Sarkıntılık ile cinsel saldırı arasındaki fark nedir?

Sarkıntılık; basit cinsel saldırı yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen, ani ve kesintili temasları kapsar ve 2–5 yıl hapis cezası öngörür. Basit cinsel saldırının temel şeklinde ise süreklilik, yoğunluk ve birden fazla temas söz konusudur; cezası 5–10 yıldır. Ayrım eylemin süresi, yoğunluğu ve kastına göre Yargıtay tarafından her olay özelinde belirlenmektedir.

Cinsel saldırı suçunda şikâyet süresi ne kadardır?

TCK md. 73 uyarınca şikâyet hakkı fiilin ve failin öğrenildiği günden itibaren 6 ay içinde kullanılmalıdır. TCK 102/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde suç şikâyete bağlı olmadığından şikâyet süresi uygulanmaz; savcılık re’sen harekete geçer.

Eşin cinsel saldırı şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürür mü?

TCK 102/2 kapsamında eşe karşı işlenen nitelikli cinsel saldırı şikâyete bağlı olduğundan mağdur eşin geçerli biçimde vazgeçmesi durumunda davanın düşürülmesi gerekir. TCK 102/3 kapsamındaki nitelikli hâller ise şikâyetten bağımsız olarak re’sen kovuşturulmaya devam eder.

Cinsel saldırı suçunda HAGB uygulanabilir mi?

Yalnızca sarkıntılık hâlinde, indirimler sonucu ceza 2 yıl veya altına düşerse teorik olarak HAGB mümkündür. Basit cinsel saldırı (5–10 yıl) ve nitelikli cinsel saldırı (12 yıl ve üzeri) suçlarında ceza alt sınırları HAGB eşiğini aştığından uygulanamaz.

Mağdurun ilk beyanından dönmesi sanığı kurtarır mı?

Kural olarak hayır. Yargıtay CGK, 2023/571 E., 2024/31 K. sayılı kararında rücu beyanının aile içi baskı sonucu gerçekleştiği kabul edilerek hükme esas alınmamıştır. Mahkemeler tutarlı ilk beyanları, tıbbi raporları ve yan delilleri esas alır.

Dolmuşta veya toplu taşımada gerçekleşen cinsel saldırı nitelikli hâl oluşturur mu?

Hayır. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre dolmuş, tramvay ve benzeri araçlar “zorunlu toplu yaşam ortamı” kapsamında değerlendirilemez; TCK 102/3-e nitelikli hâli bu araçlarda uygulanmaz.

Doktorun muayene sırasında gerçekleştirdiği eylem cinsel saldırı sayılır mı?

Doktor-hasta ilişkisi TCK 102/3-b kapsamında nüfuz ilişkisi sayılmaz; nitelikli hâl uygulanmaz. Ancak talep dışı muayene ve okşama eylemlerinin cinsel amaçla gerçekleştirildiğinin kabulü hâlinde temel cinsel saldırı suçu oluşabilir.

Alkol etkisindeki mağdurun rızası geçerli midir?

Hayır. Alkol veya uyuşturucu etkisiyle bilinç yitimi yaşayan mağdurun rızası hukuken geçersizdir. Bu hâl aynı zamanda TCK 102/3-a kapsamında nitelikli hâli oluşturur ve ceza yarı oranında artırılır.

Cinsel saldırı suçunda zamanaşımı ne zaman başlar?

Dava zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği tarihte başlar. Basit cinsel saldırı için 15 yıl, nitelikli cinsel saldırı için 20 yıllık süre işler. Sarkıntılık için 8 yıllık süre esas alınmakla birlikte Yargıtay içinde farklı görüşler mevcuttur.

Sonuç

Cinsel saldırı suçu, 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre TCK 102 kapsamında sarkıntılıktan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına uzanan geniş bir yaptırım skalasıyla düzenlenmiş; şikâyet rejimi, rıza hükümleri, ispat standartları ve içtima kuralları bakımından Türk ceza hukukunun en teknik suç tiplerinden biri hâline gelmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun geliştirdiği içtihat, sarkıntılık sınırından nitelikli hâllerin uygulanma koşullarına, mağdur beyanının delil değerinden rücu beyanlarının sonuçlarına, hukuka aykırı delil yasağından içtima kurallarına kadar bu suçun her boyutunu şekillendirmektedir.

Hem sanık hem de mağdur konumundaki kişiler için suçun doğru nitelendirilmesi, şikâyet sürelerinin eksiksiz yönetilmesi, delil stratejisinin baştan kurulması ve usul hatalarının önlenmesi hayati önem taşımaktadır. Bu süreçte alanında uzman bir İstanbul ceza avukatından destek almak, telafisi güç hak kayıplarını önlemenin en güvenli yoludur.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.