☎ 0539 676 32 75 WhatsApp: 0539 676 32 75

CMK Madde 13 Özel Yetki

2026 itibarıyla Türk ceza yargılamasında bilişim suçları, yurt dışında işlenen suçlar ve hareket hâlinde işlenen suçlar; “suçun işlendiği yer” ilkesinin uygulanamadığı ya da yetersiz kaldığı durumlara zemin hazırlamaktadır. CMK’nın 13. maddesi, bu belirsizlik hâllerinde yetkili mahkemeyi hiyerarşik bir sıra dahilinde belirleyen yedek yetki normunu oluşturmaktadır. Bu sıranın katı yapısını ve Yargıtay’ın bozma içtihadını bilmeden yetki itirazı doğru kurgulanamaz.

CMK Madde 13’ün Uygulama Koşulu: Suç Yerinin Gerçekten Belli Olmaması

CMK madde 13; suçun işlendiği yerin somut olarak tespit edilemediği hâllerde yetkili mahkemeyi yakalama yeri, yerleşim yeri ve ilk usul işlemi yeri sıralamasıyla belirleyen yedek yetki normudur.

CMK’nın 13. maddesi kapsamındaki yedek yetki kuralları yalnızca suçun işlendiği yerin gerçek anlamda tespit edilemediği hâllerde uygulanabilir. Suç yeri belirlenebiliyorsa CMK’nın 12. maddesindeki genel kural geçerliliğini korur; yedek kurallara başvurulamaz. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2017/4824 E., 2017/3313 K. sayılı kararı bu ilkeyi çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır: mahkeme, suç yerinin belirsiz sanılmasıyla yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılmış; ancak şüphelinin ifadesinde suç yerinin (Basmane) açıkça ortaya çıkması üzerine karar bozulmuştur. Yüksek Mahkeme bu kararla özel yetki kurallarının ancak suç yeri gerçekten tespit edilemediğinde işlev göreceğini net biçimde ortaya koymuştur.

Bu temel ölçütün pratik önemi büyüktür: yedek yetki kurallarına erken ya da hatalı başvurulması yetkisiz bir mahkemenin yargılama yapmasına ve nihayetinde usul bozukluğuna zemin hazırlayabilmektedir. Savunma avukatının bu noktayı kaçırmaması; hem yetki itirazının doğru kurgulanması hem de ilerleyen aşamalarda bozma gerekçesi oluşturulması bakımından kritik önem taşımaktadır.

Birinci Sıra: Yakalama Yeri

Suçun işlendiği yer belli değilse yetkili mahkemeyi belirlemede öncelik şüpheli veya sanığın yakalandığı yer mahkemesine aittir. Bu ölçüt uygulamada özellikle uluslararası suçlarda ve sınır suçlarında belirleyici olmaktadır.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2009/16759 E., 2011/26400 K. sayılı kararında Pasaport Kanunu’na aykırılık suçunda şüphelilerin Türkiye’ye giriş yaptıkları yerin kesin olarak belirlenememesi nedeniyle CMK’nın 13/1. maddesi uyarınca yakalandıkları yer olan Ezine Sulh Ceza Mahkemesi yetkili kabul edilmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2016/2738 E., 2017/7257 K. sayılı kararında ise Irak’ta işlenen suçta sanığın yakalandığına dair dosyada bilgi bulunmaması üzerine yakalama yeri ölçütü uygulanamamış ve bir sonraki kademedeki yerleşim yeri kuralına geçilmiştir. Bu ikinci karar, kademedeki sıranın ne denli katı biçimde uygulandığını açıkça ortaya koymaktadır: yakalama olgusunun fiilen kanıtlanması gerekir, soyut bir olasılık yetmez.

Yakalama yeri ölçütünün uygulanabilmesi için yakalanma olgusunun dosyada somut biçimde yer alması şarttır. Şüphelinin dosya kapsamında “Türkiye’de bulunduğuna” dair genel bir kayıt, yakalama yeri tespiti için yeterli sayılmamaktadır.

İkinci Sıra: Yerleşim Yeri ve En Son Adres

Şüphelinin yakalanamadığı hâllerde yetkili mahkeme şüphelinin yerleşim yerindeki mahkemedir. Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 2015/1248 E., 2015/3558 K. sayılı kararında Azerbaycan ve Çeçenistan’da işlenen suçlarda şüphelinin Türkiye’deki yerleşim yeri olan Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı yetkili görülmüştür. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2020/5787 E., 2020/14338 K. sayılı kararında ise müstehcenlik suçunda IP adresine ulaşılamaması nedeniyle suç yeri belirlenememiş ve şüphelinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınmıştır. Bu karar, bilişim suçlarında CMK’nın 13. maddesi yedek kurallarının devreye girişine ilişkin önemli bir emsal oluşturmaktadır.

Şüphelinin yurt dışında yerleşik olup Türkiye’de son adresinin bulunduğu hâllerde CMK’nın 13/2. maddesi uygulanmakta ve UYAP kayıtlarındaki en son Türkiye adresi belirleyici olmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2024/109 E., 2024/5283 K. sayılı kararında UYAP kayıtlarındaki en son adres olan Adana yetkili kılınmıştır. Aynı dairenin 2021/14851 E., 2022/1610 K. ve 2022/121 E., 2022/1902 K. sayılı kararlarında ise Fransa’da ve Almanya’da yerleşim yeri olan şüphelilerin Türkiye’deki son adreslerinin yetkili kıldığı, alt mahkemelerin ilk usul işlemi yerini yetkili sayan hatalarının bozulduğu görülmektedir. Anayasa Mahkemesi de 03.03.2022 tarihli kararında (B. 2020/9407) Avusturya’da işlenen suçta başvurucunun ikametgâh adresi olan İzmir/Torbalı’nın yetkili kılındığını teyit etmiştir.

Yurt dışında yerleşik şüphelilerde UYAP kaydının güncellenmemiş olması, savunma açısından kritik bir itiraz zemini oluşturabilmektedir. Adres kaydının güncel olmadığı ya da yanlış girildiği durumlarda yerleşim yeri tespitinin başka resmi belgelerle desteklenmesi gerekmekte; aksi hâlde yetki hatalı belirlenerek bozma zemini oluşmaktadır.

Üçüncü Sıra: İlk Usul İşleminin Yapıldığı Yer

Suç yeri, yakalama yeri ve yerleşim yeri/son adresin hiçbiriyle yetkili mahkeme belirlenemiyorsa CMK’nın 13/3. maddesi uyarınca ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Bu ölçüt özellikle yabancı ülkede işlenen suçlarda belirleyici olmaktadır.

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre Yargıtay 5. Ceza Dairesi bu ölçütü suçun işlendiği ülkeden bağımsız olarak tutarlı biçimde uygulamaktadır. Almanya’da işlenen suçlarda 2024/11968 E., 2025/1134 K. sayılı kararla Ankara; 2020/3216 E., 2020/12087 K. sayılı kararla Küçükçekmece; 2018/13178 E., 2019/54 K. sayılı kararla İpsala yetkili kılınmıştır. Suriye’de işlenen suçlarda 2013/16045 E., 2013/11534 K. sayılı kararla Tarsus; 2013/6937 E., 2013/5660 K. sayılı kararla Şanlıurfa yetkili sayılmıştır. Yunanistan’da işlenen suçlarda ise 2019/3866 E., 2019/5691 K. sayılı kararla Aksaray; 2015/4269 E., 2015/9946 K. sayılı kararla Emirdağ mahkemesi yetkili kılınmıştır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2018/5500 E., 2018/4428 K. sayılı kararında Irak’ta işlenen suçta “usul ekonomisi de gözetilerek” ilk usul işleminin yapıldığı İstanbul yetkili kılınmıştır. Bu karardaki usul ekonomisi vurgusu kayda değerdir: birden fazla eşit ölçütün rekabet ettiği sınır durumlarında mahkeme pratik değerlendirmeye de başvurabilmektedir.

“İlk usul işleminin yapıldığı yer” kavramı, fiilen ilk soruşturma adımının atıldığı yeri ifade etmektedir. Şikâyet dilekçesinin verildiği, ilk ifadenin alındığı ya da bilişim suçlarında sunucu incelemesinin gerçekleştirildiği yer bu kapsamda değerlendirilebilir. Yargıtay’ın tutumu dosyaların belirsiz kalmaksızın mutlaka bir yetkili mahkeme önüne çıkarılmasını güvence altına alma yönündedir.

Yurt İçinde Suç Yerinin Belirsiz Olduğu Özel Hâller

CMK’nın 13. maddesi yalnızca uluslararası suçlar için değil; yurt içinde hareket hâlinde işlenen suçlar gibi coğrafi konumun kesin olarak saptanamadığı durumlarda da uygulanmaktadır.

Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin 2013/16866 E., 2013/15087 K. sayılı kararında uzun güzergahlı bir otobüste işlenen suçta suçun nerede gerçekleştiğinin tespiti mümkün olamamış; ilk usul işleminin yapıldığı Bartın yetkili kılınmıştır. Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin 2013/19067 E., 2013/20246 K. sayılı kararında ise otobüs molasında işlenen suçta Eskişehir yetkili sayılmıştır. Bu iki karar, hareket hâlindeki araçlarda işlenen suçlarda yetkinin birinci veya ikinci kademeyle belirlenememesi durumunda üçüncü kademede ele alınacağı ilkesini somutlaştırmaktadır.

Hareket hâlinde işlenen suçlarda yetki belirsizliği uygulamada sıkça karşılaşılan bir durumdur. Araçta kaç kişinin bulunduğu, suçun yolculuğun hangi noktasında gerçekleştiği ve güzergâhın il sınırlarından geçip geçmediği; yetkili mahkemeyi belirlemede rol oynayan faktörler arasında yer almaktadır. Savunma avukatının bu faktörleri dosyaya yansıtması ve mahkemenin hangi kademeden hareket ettiğini denetlemesi, yetki itirazının doğru zeminde kurulmasını sağlamaktadır.

Bilişim Suçlarında CMK Madde 13’ün Önemi

Dijital ortamda gerçekleştirilen suçlarda suçun işlendiği yerin tespiti çoğu zaman güçtür; IP adresi, baz istasyonu veya sunucu konumu gibi teknik veriler her zaman elde edilemeyebilir. Bu durumda CMK’nın 13. maddesi yedek kuralları devreye girer.

Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre bilişim suçlarında önce IP adresi tespit edilerek suç yeri belirlenmeye çalışılır; bu mümkün olmazsa şüphelinin yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınır. Her iki ölçüt de sonuç vermezse ilk usul işleminin yapıldığı yer devreye girmektedir. Bu kademeli yapı, bilişim suçlarında yetkisizlik kararlarının birbiri ardına verilmesini ve dosyanın mahkemeler arasında sürüncemede kalmasını önlemek amacıyla işlevseldir.

Bilişim suçlarında yetkisizlik kararlarının zincirleme olarak verilmesi ciddi bir usul sorununa dönüşebilmektedir. Bu tıkanıklığın CMK’nın 161/7. maddesi kapsamında ağır ceza mahkemesi kararıyla kesin biçimde çözülmesi gerekmekte; aksi hâlde makul sürede yargılanma hakkı zedelenebilmektedir. Sosyal medya platformları üzerinden işlenen suçlarda ise kullanıcı hesabının bağlı olduğu IP adresinin tahsis edildiği yer, şüphelinin fiziksel konumu ve içeriğin yayımlandığı sunucunun bulunduğu yer arasındaki çakışmalar yetki tespitini güçleştirmekte; bu durumda CMK’nın 13. maddesi devreye girerek çözümü kademelendirmektedir.

Yetki Sıralamasının İşleyişi: Kademeli Yapının Pratik Sonuçları

CMK’nın 13. maddesindeki üç kademeli yapı soyut bir hiyerarşiden ibaret değildir; her kademenin yokluğu bir sonraki kademeyi zorunlu kılar ve bu zorunluluk Yargıtay tarafından titizlikle denetlenmektedir. Alt mahkemelerin en sık yaptığı hata, bir üst kademedeki ölçütün varlığını yeterince araştırmadan bir sonraki kademeye geçmektir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin Almanya, Fransa ve diğer ülkelerde yerleşik şüphelilere ilişkin pek çok kararında bu hata tekrarlanmaktadır. Mahkemeler zaman zaman yerleşim yeri araştırılmadan ilk usul işlemi yerine, ya da en son adres araştırılmadan yerleşim yerine atlanmaktadır. Bu tür usul hataları bozma sebebi sayılmaktadır.

Yurt dışında işlenen suçlarda CMK’nın 13. maddesi ile 14. maddesi arasındaki ilişki de göz ardı edilmemelidir. CMK’nın 14. maddesi yabancı ülkede işlenen suçlar için özel düzenlemeler getirmekte; şüphelinin Türkiye’de hiçbir bağlantısı yoksa Adalet Bakanı istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusuyla Yargıtay’ın yetkili mahkemeyi doğrudan belirlemesini öngörmektedir. Bu mekanizma, CMK’nın 13. maddesinin tüm kademelerinin tükenmesi durumunda devreye giren nihai çözüm aracıdır.

2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre kademeli yapının doğru uygulanıp uygulanmadığının denetimi, istinaf ve temyiz aşamalarında usul bozukluğu gerekçesi olarak ileri sürülebilmektedir. Bu nedenle alt mahkemelerin hangi kademeden hareket ettiğinin ve o kademedeki ölçütün aranıp aranmadığının savunma avukatı tarafından dosya üzerinden titizlikle incelenmesi gerekmektedir.

Savunma Stratejisi Açısından Değerlendirme

CMK’nın 13. maddesindeki yetki sıralamasının katı hiyerarşik yapısı, savunma hukukçuları için önemli sonuçlar doğurmaktadır. Yetkisiz mahkemede yargılanma usul güvencelerini zedeleyebileceğinden yetki itirazının zamanında ve doğru gerekçeyle yapılması kritik önem taşır.

Savunma avukatının yetki denetiminde odaklanması gereken başlıca noktalar şunlardır. İlk olarak, yedek kuralların uygulanabilmesi için suç yerinin gerçekten belirlenememesi şarttır; suç yeri belirlenebiliyorsa CMK’nın 12. maddesindeki genel kural geçerliliğini korur ve yedek kurallara başvurulması bozma nedeni oluşturur. İkinci olarak, kademedeki sıranın atlanmaması zorunludur; yakalama yeri tespit edilmişken doğrudan yerleşim yerine geçilemez. Üçüncü olarak, yurt dışında yerleşik şüphelilerin Türkiye’deki son adresi UYAP kayıtları üzerinden araştırılmadan yetki değerlendirmesi yapılması bozma nedeni oluşturmaktadır. Dördüncü olarak, bilişim suçlarında IP tespitinin yapılmadan doğrudan ilk usul işlemi yerine gidilmesi, kademelerin atlanması anlamına gelir ve Yargıtay tarafından bozma gerekçesi yapılmaktadır.

Yetkili olmayan bir mahkemede yargılanmak usul güvencelerini zedeleyebileceği gibi ilerleyen aşamalarda istinaf ve temyizde bozma gerekçesi de oluşturabilmektedir. Deneyimli ceza avukatı desteğiyle yetki sıralamasının doğru uygulanıp uygulanmadığının en başından denetlenmesi, bu riski bertaraf etmenin en etkili yoludur. Yetki itirazını duruşma tutanağına geçirmek, istinaf ve temyiz aşamasında bu gerekçeyi bağımsız bir bozma zeminine oturtmanın ön koşuludur; tutanağa geçirilmemiş itirazlar ilerleyen aşamalarda büyük ölçüde ileri sürülememektedir.

CMK Madde 13 Hakkında Emsal Yargıtay Kararları

Suç yeri belirlenebiliyorsa yedek kurallara başvurulamaz; hatalı başvuru bozma nedenidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2017/4824 E., 2017/3313 K. sayılı kararında suç yerinin şüphelinin ifadesinde açıkça ortaya çıkması üzerine yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılan kararı bozmuş; yedek kuralların ancak suç yeri gerçekten tespit edilemediğinde işlev göreceğini kararlılıkla ortaya koymuştur.

Yakalama olgusunun dosyada somut biçimde yer alması zorunludur; soyut olasılık yetmez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2016/2738 E., 2017/7257 K. sayılı kararında Irak’ta işlenen suçta sanığın yakalandığına dair dosyada bilgi bulunmaması üzerine birinci kademedeki yakalama yeri ölçütünü uygulamayarak ikinci kademedeki yerleşim yeri kuralına geçmiş; kademe sırasının katılığını somutlaştırmıştır.

Bilişim suçlarında IP tespiti yapılamazsa şüphelinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2020/5787 E., 2020/14338 K. sayılı kararında müstehcenlik suçunda IP adresine ulaşılamaması nedeniyle suç yeri belirlenememiş ve şüphelinin yerleşim yeri mahkemesini yetkili kılmıştır; bu karar bilişim suçlarında CMK m. 13 uygulamasına ilişkin önemli bir emsal niteliği taşımaktadır.

UYAP kayıtlarındaki son Türkiye adresi, yurt dışında yerleşik şüphelilerde belirleyici ölçüttür. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2024/109 E., 2024/5283 K. sayılı güncel kararında UYAP kayıtlarındaki en son adrese göre yetkiyi belirlemiş; 2021/14851 E., 2022/1610 K. ve 2022/121 E., 2022/1902 K. sayılı kararlarında ise bu araştırma yapılmadan doğrudan ilk usul işlemi yerine giden alt mahkeme kararlarını bozmuştur.

Yurt dışında işlenen suçlarda ilk usul işleminin yapıldığı yer ölçütü ülkeden bağımsız biçimde uygulanır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, Almanya (2024/11968 E., 2025/1134 K. — Ankara), Suriye (2013/16045 E., 2013/11534 K. — Tarsus), Yunanistan (2019/3866 E., 2019/5691 K. — Aksaray) başta olmak üzere farklı ülkelerde işlenen suçlarda üçüncü kademedeki ilk usul işlemi ölçütünü tutarlı biçimde uygulamıştır.

Hareket hâlindeki araçta işlenen suçlarda kademeli yapı aynen uygulanır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2013/16866 E., 2013/15087 K. sayılı kararında uzun güzergahlı otobüste işlenen suçun nerede gerçekleştiği belirlenemeyince ilk usul işleminin yapıldığı Bartın’ı yetkili kılmış; Yargıtay 2. Ceza Dairesi de 2013/19067 E., 2013/20246 K. sayılı kararında otobüs molasında işlenen suçta Eskişehir’i yetkili saymıştır.

Usul ekonomisi gözetilerek ilk usul işleminin yapıldığı yer yetkili kılınabilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2018/5500 E., 2018/4428 K. sayılı kararında Irak’ta işlenen suçta usul ekonomisi ilkesini de gözetmek suretiyle ilk usul işleminin yapıldığı İstanbul’u yetkili kılmış; kademelerin tükenmesi hâlinde pratik değerlendirmeye başvurulabileceğini ortaya koymuştur.

Sıkça Sorulan Sorular

CMK m. 13 ne zaman uygulanır, ne zaman uygulanamaz?

CMK’nın 13. maddesi yalnızca suçun işlendiği yerin gerçek anlamda tespit edilemediği hâllerde uygulanır. Suç yeri herhangi bir delil veya beyanla belirlenebiliyorsa CMK’nın 12. maddesindeki temel kural geçerliliğini korur ve yedek kurallara başvurulamaz. Hatalı biçimde yedek kurallara başvurulması Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır.

Şüpheli yurt dışında yaşıyorsa hangi mahkeme yetkilidir?

Yurt dışında yerleşik şüpheliler için önce Türkiye’deki UYAP kayıtlarındaki en son adres araştırılmaktadır. Bu adres mevcutsa o yerdeki mahkeme yetkilidir. Türkiye’de hiçbir adres kaydı yoksa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi devreye girer. CMK’nın 14. maddesi ise şüphelinin Türkiye’de hiçbir bağlantısı bulunmadığı uç durumlarda yetkiyi Yargıtay üzerinden belirleyen nihai mekanizmayı sunmaktadır.

Bilişim suçlarında IP tespiti yapılamazsa ne olur?

IP adresi tespit edilemediğinde CMK’nın 13. maddesi devreye girer. Önce şüphelinin yakalanıp yakalanmadığı araştırılır; yakalanmamışsa Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi yetkili kılınır. Her iki ölçüt de sonuç vermezse ilk usul işleminin yapıldığı yer esas alınır. Bu kademelerin doğru sırayla uygulanması zorunludur; atlama bozma nedeni oluşturmaktadır.

Otobüste ya da trende işlenen suçlarda yetki nasıl belirlenir?

Yurt içinde hareket hâlinde işlenen suçlarda suçun gerçekleştiği kesin nokta belirlenemiyorsa CMK’nın 13. maddesi uygulanır. Önce şüphelinin yakalandığı yer; yakalanmamışsa yerleşim yeri; o da belirlenemiyorsa ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Yargıtay 6. Ceza Dairesi’nin otobüs kararı bu kademelerin ulaşım suçlarında da aynen işlediğini ortaya koymaktadır.

Yetki sıralamasındaki kademe atlanırsa ne olur?

Yargıtay, kademedeki sırayı titizlikle denetlemektedir. Yakalama yeri araştırılmadan yerleşim yerine, yerleşim yeri araştırılmadan ilk usul işlemi yerine geçilmesi bozma nedeni oluşturmaktadır. Savunma avukatının mahkemenin hangi kademeden hareket ettiğini duruşma tutanağından takip etmesi ve kademe atlanmasını yazılı olarak kayıt altına alması, ilerleyen aşamalarda bu itirazı etkin biçimde ileri sürmenin ön koşuludur.

Uluslararası suçlarda “ilk usul işlemi” neyi kapsar?

İlk usul işlemi; fiilen ilk soruşturma adımının atıldığı yeri ifade etmektedir. Şikâyet dilekçesinin verildiği, ilk ifadenin alındığı, sınır kapısında tutanağın düzenlendiği ya da bilişim suçlarında sunucu incelemesinin başlatıldığı yer bu kapsamda değerlendirilebilir. Yargıtay bu kavramı tek tip bir tanıma bağlamak yerine dosyanın somut koşullarına göre değerlendirmekte ve usul ekonomisi ilkesini de gözetmektedir.

Sonuç

CMK’nın 13. maddesi, suç yerinin belli olmadığı hâllerde yargılamanın hangi mahkemede yürütüleceğini hiyerarşik bir sıra dahilinde belirleyen kritik bir yedek yetki normudur. Yakalama yeri, yerleşim yeri/en son adres ve ilk usul işleminin yapıldığı yer şeklinde işleyen bu kademe sistemi Yargıtay’ın istikrarlı içtihadıyla somutlaşmış ve kademelerin doğru sırayla uygulanmaması bozma nedeni olarak benimsenmiştir. 2026 itibarıyla güncel Yargıtay içtihadına göre özellikle bilişim suçları, yurt dışında işlenen suçlar ve hareket hâlinde işlenen suçlarda bu hükmün doğru uygulanması hem adil yargılanma hakkı hem de tabii hâkim güvencesi açısından vazgeçilmezdir. Yetki sıralamasının doğru işletilmediği hâllerin erken aşamada tespit edilmesi ise bozma gerekçesi açısından belirleyici bir savunma avantajı sağlamaktadır.

Savunma avukatının görmezden gelemeyeceği bir diğer husus da CMK’nın 13. maddesi ile 14. maddesi arasındaki sınırdır. On üçüncü madde yurt dışı bağlantılarında bile şüphelinin Türkiye’deki izlerini esas alarak yetkiyi belirleyebilirken; on dördüncü madde, bu izlerin hiçbirinin mevcut olmadığı en uç durumda Yargıtay’ı devreye sokmaktadır. Bu sınırın nerede çizildiğini bilmek, yetki itirazının hangi hukuki zemine oturtulacağını doğrudan etkilemektedir.

İletişim & Danışma

Davanızda yetkili mahkemenin doğru belirlenip belirlenmediğini sorguluyor ya da yetki itirazı hakkınızı zamanında kullanmak istiyorsanız profesyonel hukuki destek almanız süreci doğrudan etkileyebilir. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK’nın 13. maddesi kapsamındaki suç yeri belirsizliği ve yetkili mahkeme tespiti süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.