Velayet Davası

Ana Sayfa » İstanbul Boşanma Avukatı » Velayet Davası

Velayet davası, ergin olmayan çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve mallarının yönetimine ilişkin hak ve yükümlülüklerin hangi ebeveyn tarafından kullanılacağının aile mahkemesince belirlendiği davadır. Boşanma davasıyla birlikte veya bağımsız olarak açılabilir; mahkeme kararını tarafların taleplerine göre değil, çocuğun üstün yararı ilkesine göre verir. TÜİK 2025 verilerine göre Türkiye’de bir yılda 191.371 çocuk velayete verilmiş, velayetin %74,6’sı anneye, %25,4’ü babaya bırakılmıştır.

Bu rehberde velayet davasının nasıl açıldığını, hangi mahkemenin görevli olduğunu, hakimin hangi kriterlere göre karar verdiğini, çocuğun görüşünün ne zaman alındığını ve sosyal inceleme raporunun rolünü güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte açıklıyoruz.

Velayet Nedir?

Velayet, ergin olmayan çocuğun korunması, bakımı, eğitimi ve temsili ile mallarının yönetimi konusunda ana ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. TMK m.335 uyarınca “Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan alınamaz.” Velayet yalnızca bir hak değil, çocuğun menfaatini korumaya yönelik kamusal bir görevdir; ana babaya çocuk üzerinde mutlak otorite sağlamaz, çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini sağlama ödevini yükler.

Velayetin kapsamına giren yetkiler dört ana başlıkta toplanır:

Bakım ve eğitim: TMK m.339/1 uyarınca ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve uygular. Barınma, beslenme ve sağlığın korunması gibi fiziksel ihtiyaçların yanında okul seçimi, meslek eğitimi ve dini eğitim gibi manevi süreçler de bu kapsamdadır. Temsil: Ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuğun yasal temsilcisidir; ancak çocuk ile ebeveyn arasında menfaat çatışması doğduğunda temsil kayyımı atanması gündeme gelir. Kişiliğin korunması: Ad koyma, yerleşim yerini belirleme ve dini eğitimi seçme yetkileri velayetin içindedir. Malların yönetimi: Çocuğa ait malvarlığının korunması ve yönetimi de velayetin mali boyutunu oluşturur.

Uygulamada velayetin sınırını çizen ilke, Anayasa m.41’de de ifadesini bulan çocuğun yüksek yararıdır. Anayasa Mahkemesi’ne göre bu ilke, “mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde gözetilmesi gereken” bir zorunluluktur (AYM, B. 2022/60016, T. 30.04.2024).

Velayet Kime Aittir?

Velayetin aidiyeti, TMK m.336’da üç ayrı duruma göre düzenlenmiştir. Evlilik devam ederken ana ve baba velayeti birlikte kullanır; çocukla ilgili kararlar ortak alınır. Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hali gerçekleşmişse hakim, velayeti eşlerden birine verebilir. Boşanma halinde ise velayet, mahkeme kararıyla çocuk kendisine bırakılan tarafa ait olur.

Eşlerden birinin ölümü halinde velayet kendiliğinden sağ kalan ebeveyne geçer. Her iki ebeveynin de velayet görevini yerine getiremediği hallerde çocuğa vasi atanır. Velayete verilen çocuk kavramı yalnızca 18 yaş altını değil, kısıtlanan ergin çocukları da kapsayabilir; nitekim TÜİK istatistiklerinde 18 yaş üstü engelli çocuklar da velayet verilerine dahildir ve TMK m.335/2 uyarınca hakim vasi atanmasına gerek görmedikçe kısıtlanan ergin çocuklar ana babanın velayeti altında kalır.

Ortak Velayet Mümkün mü?

Boşanma sonrasında ortak velayet, Türk hukukunda kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 7 No’lu Protokol’ün iç hukukumuzun parçası haline gelmesinden sonra Yargıtay uygulamasında mümkün kabul edilmektedir. Ortak velayete karar verilebilmesi için ana ve babanın bu konuda ortak iradeye sahip olması ve hakimin bu düzenlemenin çocuğun üstün yararına uygun olduğuna kanaat getirmesi gerekir. Ortak velayetin şartlarını, avantajlarını ve uygulamadaki risklerini ayrı bir makalede ayrıntılı olarak ele alacağız.

Boşanmada Velayet Kime Verilir?

Boşanmada velayet, tarafların kusur oranlarına veya ekonomik güçlerine göre değil, çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Yargıtay’a göre “Velâyet ve kişisel ilişki düzenlenirken; göz önünde tutulması gereken temel ilke, çocuğun üstün yararıdır” ve bu yarar belirlenirken “onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir” (Yargıtay 2. HD, E. 2025/556, K. 2025/2305, T. 04.03.2025).

Hakimin değerlendirdiği başlıca kriterler şunlardır: çocuğun yaşı ve anne bakımına muhtaçlık durumu, her iki ebeveynin çocukla kurduğu duygusal bağ ve fiili bakımı kimin üstlendiği, ebeveynlerin yaşam koşulları ve çocuğa sunabilecekleri ortam, ebeveynlerin fiziksel ve ruhsal sağlığı, idrak çağındaki çocuğun görüşü ve istikrar ve süreklilik ilkesi. Yargıtay, çocuğun alıştığı düzenin korunmasının önemini şöyle vurgular: “Boşanmanın ileriye yönelik etkilerini hafifletmekte ve çocuğun boşanmadan sonraki hayata alışmasındaki en önemli faktör, çocuğun hayatında istikrarın ve sürekliliğin sağlanmasıdır.”

Resmi istatistikler de uygulamanın fotoğrafını verir. TÜİK Evlenme ve Boşanma İstatistikleri’ne (2025) göre son beş yılın tablosu şöyledir:

YılBoşanma sayısıVelayete verilen çocukAnneye verilen (%)Babaya verilen (%)
2021175.779167.18876,123,9
2022182.437181.69875,724,3
2023173.342172.36174,925,1
2024*188.963187.82874,525,5
2025193.793191.37174,625,4

Kaynak: TÜİK, Evlenme ve Boşanma İstatistikleri, 2025 (NVİGM idari kayıtları). *2024 verileri güncel idari kayıtlarla revize edilmiştir.

Tabloya göre velayetin yaklaşık dörtte üçü anneye, dörtte biri babaya verilmektedir; babaya verilen velayet oranı 2021’deki %23,9 seviyesinden son iki yılda %25,4-25,5 bandına yükselmiştir. Aynı yılın verilerine göre velayet verilen 124.071 ebeveynin %57,6’sı tek çocuğun, %32,7’si iki çocuğun velayetini üstlenmiştir. Bu oranlar bir kural değil, somut olay değerlendirmesinin toplamdaki sonucudur; velayetin hangi durumlarda babaya verildiğini ve anneye velayet verilmeyen halleri ayrı makalelerde inceleyeceğiz.

Velayet Davası Nasıl Açılır?

Velayet davası, aile mahkemesine sunulacak bir dava dilekçesiyle açılır. Dilekçede taraf bilgileri, çocuğun durumu, velayet talebinin somut gerekçeleri ve çocuğun üstün yararının hangi ebeveyn yanında daha iyi korunacağına ilişkin vakıalar ile deliller yer almalıdır. Boşanma davası devam ederken velayet ayrı bir dava konusu yapılmaz; velayet, boşanmanın fer’isi (eki) olarak aynı dosyada hükme bağlanır. Boşanma kesinleştikten sonra ise koşulların değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi talebiyle bağımsız dava açılır.

Davanın tarafları kural olarak ana ve babadır; velayet şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan üçüncü kişiler velayetin kendilerine verilmesini talep edemez. Bununla birlikte çocuğun korunması ihtiyacı doğduğunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı veya Cumhuriyet savcıları velayetin kaldırılması ya da değiştirilmesi yönünde ihbarda bulunabilir veya dava açabilir. Vasi ve kayyım ise velayeti talep edemez; ancak velayetin kötüye kullanıldığı durumlarda mahkemeyi müdahaleye çağırabilir.

Velayet Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme

Velayet davalarında görevli mahkeme, 4787 sayılı Kanun m.4 uyarınca aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde dava, aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülür. Görev kuralı kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

Yetki konusunda velayet davalarının hukuki niteliği belirleyicidir. HMK m.382/2-b-13 uyarınca velayetin kaldırılması, velayetin eşlerden birinden alınarak diğerine verilmesi ve kaldırılan velayetin geri verilmesi çekişmesiz yargı işidir. Çekişmesiz yargı işlerinde yetki, HMK m.384 gereği talepte bulunan kişinin veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesine aittir; kesin yetki kuralı yoktur. Uygulamada, sosyal inceleme raporunun hazırlanması ve çocuğun dinlenmesi süreçleri gözetilerek çocuğun fiilen yaşadığı yer mahkemesinde dava açılması en sağlıklı yoldur.

Velayet Davası Nasıl İlerler?

Velayet davalarında basit yargılama usulü uygulanır: taraflar dava ve cevap dilekçeleriyle birlikte tüm delillerini sunar, cevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları yoktur. Bu usul, çocuğun belirsiz bir hukuki statüde kalmasını önlemek için yargılamayı hızlandırır. Velayet davaları aile hukukundan doğan ivedi işlerden sayıldığından adli tatilde de görülür; adli tatilde süreler işlemeye devam eder.

Dava maktu harca tabidir; kabul veya ret halinde hükmedilecek vekalet ücreti de maktudur. Yargılamanın en ayırt edici özelliği ise resen araştırma ilkesidir. Yargıtay’a göre “Velâyet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup re’sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin dahi göz önünde bulundurulması gerekir” (Yargıtay 2. HD, E. 2024/4279, K. 2025/1322, T. 12.02.2025). Hakim, tarafların iddialarıyla bağlı kalmaksızın çocuğun menfaati için gerekli her delili kendiliğinden toplar; taraflar delil göstermese dahi mahkeme resen delil toplama yoluna gitmelidir (Yargıtay 2. HD, E. 2018/2778, K. 2018/6689, T. 24.05.2018).

Kararın icrası bakımından velayet davaları kendine özgü bir rejime tabidir: aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe icra edilemez. Bu kuralın istisnası, dava sürerken verilen geçici velayet kararlarıdır; ara karar niteliğindeki bu tedbirler kesinleşme beklenmeden derhal uygulanır. Yargıtay, geçici velayetin mali sonuçlarının da fiili durumun değiştiği andan itibaren hüküm doğuracağını kabul etmektedir: iştirak nafakası, hükmün kesinleşmesinden değil, geçici velayetin diğer ebeveyne bırakıldığı tarihten itibaren kaldırılmalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2018/2778, K. 2018/6689).

Velayet Davasında Çocuğun Görüşü Alınır mı?

Evet; idrak çağına gelmiş çocuğun görüşünün alınması hukuki bir zorunluluktur. Yargıtay uygulamasında idrak çağı genellikle 8 yaş ve üzeri kabul edilir; somut olayın özelliklerine göre bu sınır esneyebilir. Zorunluluğun dayanağı, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi m.3 ve m.6’dır: “idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesi” gerekir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/10400, K. 2025/6427, T. 25.06.2025).

Çocuk, uzmanlar eşliğinde ve baskı hissetmeyeceği bir ortamda (adli görüşme odalarında) dinlenir. İdrak çağındaki çocuğun beyanının alınmaması veya beyana gereken önemin verilmemesi bozma sebebidir; Yargıtay, idrak çağındaki çocuğun beyanı doğrultusunda kişisel ilişkinin yatılı olmayacak şekilde kurulması gerekirken aksine hüküm kurulmasını usul ve yasaya aykırı bulmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2019/6697, K. 2020/3924, T. 21.09.2020).

Bununla birlikte çocuğun beyanı hakim için mutlak bağlayıcı değildir. “Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilmesi mümkündür” (Yargıtay 2. HD, E. 2024/4279, K. 2025/1322). Çocuğun kendisini ihmal veya istismar eden ebeveyni tercih etmesi gibi hallerde hakim, tercihten sapma gerekçelerini kararda açıkça göstermek koşuluyla aksi yönde hüküm kurabilir. Mahkemenin ölçütü, çocuğun farazi düşüncesidir: çocuk yetişkin olsaydı kendi yararı için neyi tercih ederdi (İzmir BAM 2. HD, E. 2017/1381, K. 2017/1003, T. 26.05.2017).

Sosyal İnceleme Raporu (SİR) Nedir?

Sosyal inceleme raporu, aile mahkemesi bünyesindeki psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacılardan oluşan uzmanların; tarafların barınma koşullarını, ekonomik durumlarını, sosyal çevrelerini, çocukla duygusal bağlarını ve ebeveynlik kapasitelerini analiz ettiği rapordur (4787 sayılı Kanun m.5). Velayet yargılamasında hakimin en önemli bilimsel dayanağıdır.

Uzman incelemesi yapılmadan velayet hükmü kurulması eksik inceleme sayılır. Yargıtay, “Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzmanlardan, anne ve çocuklarla görüşmek suretiyle inceleme ve rapor istenip” karar verilmesi gerektiğini belirterek rapor alınmadan kurulan hükmü bozmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2023/9517, K. 2024/5903, T. 17.09.2024). Rapor takdiri delildir; ancak hakimin teknik tespitlerden sapması somut ve hukuki gerekçe gerektirir. Raporun denetime elverişli olması, yani hangi veriden hangi sonuca ulaşıldığının açıkça gösterilmesi şarttır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/7468, K. 2024/4369, T. 06.06.2024).

Her rapor hükme esas alınmaya elverişli değildir. Yüzeysel olan, taraflardan yalnızca biriyle görüşülerek hazırlanan veya güncel durumu yansıtmayan raporlar yetersizdir; bu halde mahkeme üçlü uzman heyetinden yeni rapor almalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2025/8016, K. 2025/11092, T. 11.12.2025). Velayetin değiştirilmesi gibi hassas süreçlerde uzman incelemesi zorunluluğu daha da belirgindir (Yargıtay 2. HD, E. 2018/2778, K. 2018/6689).

Geçici Velayet ve Dava Sürecindeki Tedbirler

Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, TMK m.169 uyarınca “davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır.” Bu kapsamda hakim, talep olmasa dahi çocuğun üstün yararını gözeterek tedbiren velayet kararı verir; nihai hükme kadar çocuğun kimin yanında kalacağı, giderlerin nasıl karşılanacağı ve diğer ebeveynle kişisel ilişkinin nasıl kurulacağı bu kararla belirlenir.

Geçici velayet düzenlemesi dahi uzman incelemesine dayanmalıdır; Yargıtay, uzman görüşü alınmadan verilen kararları eksik inceleme nedeniyle bozmaktadır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/9517, K. 2024/5903). Tedbiren velayet kendisine bırakılan eş lehine, diğer eşin mali gücü oranında tedbir nafakasına hükmedilir. Kişisel ilişki de ihmal edilemez: “Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de haktır” (Yargıtay 2. HD, E. 2025/6049, K. 2026/2150, T. 24.02.2026).

Çocuğa Temsil Kayyımı Atanması

Velayet davası ebeveynler arasında görünse de davanın asıl öznesi çocuktur ve ebeveynlerin menfaatleri ile çocuğun üstün yararı çatışabilir. TMK m.426/2 uyarınca “bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa” vesayet makamı resen veya talep üzerine temsil kayyımı atar. Temsil kayyımı, çocuğun davadaki bağımsız sesidir; özellikle idrak çağındaki çocuğun beyanlarının ebeveyn yönlendirmesinden arınmış olup olmadığının tespiti ve çocuğun menfaatinin ebeveynlerin sübjektif taleplerinden bağımsız olarak mahkeme önünde savunulması için kritik bir güvencedir. Hakim, ebeveynler ile çocuk arasında menfaat çatışması sezdiği anda kayyım atanması sürecini başlatmalıdır; bu, resen araştırma ilkesinin ve devletin çocuk üzerindeki pozitif koruma yükümlülüğünün (AYM, B. 2022/60016) bir uzantısıdır.

Velayet Kararı Kesin Hüküm müdür?

Hayır; velayet kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Velayet, çocuğun gelişen ihtiyaçlarına cevap vermesi gereken dinamik bir kurumdur ve kararlar “şartlar değişmediği sürece” geçerlidir. Çocuğun büyümesi, ebeveynlerin yaşam koşullarının değişmesi veya çocuğun idrak çağına gelerek farklı bir tercih sergilemesi gibi hallerde, önceki kararın kesinleşmiş olması yeni dava açılmasına engel değildir.

Yargıtay bu ilkeyi şöyle ifade eder: “Velâyet ve kişisel ilişki kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında meydana gelen olayların dikkate alınması gerekir” (Yargıtay 2. HD, E. 2024/4661, K. 2025/3817, T. 17.04.2025). Aynı kararda, çocuğun fiilen babasının yanında yaşamaya başlaması ve eğitimine orada devam etmek istemesi üzerine, önceki velayet düzenlemesinin değişen şartlar ışığında yeniden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Velayetin Değiştirilmesi ile Kaldırılması Arasındaki Fark

Velayete iki tür yargısal müdahale mümkündür ve ikisi birbirinden nitelik olarak ayrılır:

KriterVelayetin değiştirilmesiVelayetin kaldırılması
Yasal dayanakTMK m.183TMK m.348
Temel sebepKoşulların değişmesi (yeniden evlenme, başka yere gitme, ölüm gibi yeni olgular)Ebeveynin liyakatsizliği (görevin ağır savsaklanması, ilgisizlik, deneyimsizlik, hastalık)
SonuçVelayet bir ebeveynden diğerine geçerVelayet ebeveynden tamamen alınır; her iki ebeveyn de ehliyetsizse vasi atanır
Ağırlık derecesiDüzenleyici önlemEn ağır koruma önlemi

Değiştirmede odak, mevcut düzenin çocuğun gelişimini artık en iyi şekilde desteklememesi ve ebeveyn değişikliğinin istikrar-üstün yarar dengesinde gerekli hale gelmesidir. Kaldırmada ise ebeveynin şiddet uygulaması veya sorumluluklarını gereği gibi yerine getirmemesi gibi ağır olguların sabit olması aranır (Yargıtay 2. HD, E. 2022/9597, K. 2023/253, T. 17.01.2023). Her iki dava türünü ayrı makalelerde derinlemesine inceleyeceğiz.

Velayet ve Çocuk Mallarının Yönetimi

TMK m.352 uyarınca ana ve baba, velayetleri devam ettiği sürece çocuğun mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdür; kural olarak hesap ve güvence vermezler. Bu serbesti mutlak değildir: çocuk malları ana babanın kişisel borçları için kullanılamaz ve çocuğun aleyhine tasarruf edilemez. Yükümlülükler yerine getirilmediğinde hakim müdahale eder (TMK m.352/2); müdahale, envanter tutulmasından hesap verilmesine ve yönetimin kayyıma devrine kadar uzanabilir.

Malların sarfında TMK m.354 ve devamı katı kurallar öngörür: gelirler öncelikle çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için harcanır; fazlası ancak ailenin ihtiyaçları oranında ve hakkaniyete uygun kullanılabilir. Taşınmaz satışı veya rehni gibi çocuğun malvarlığında önemli eksilme yaratacak işlemler olağan yönetimin sınırlarını aşar ve en üst düzeyde özen gerektirir. Mülkiyet çocuğa, yönetim ve kullanma hakkı ise sınırlı biçimde ana babaya aittir; bu dengenin bozulması velayetin değiştirilmesine veya kaldırılmasına giden süreçleri tetikleyebilir.

Yabancılık Unsuru Taşıyan Velayet Uyuşmazlıkları

Taraflardan birinin yabancı olması veya çocuğun mutad meskeninin yurt dışında bulunması halinde uyuşmazlık milletlerarası boyut kazanır ve 5718 sayılı MÖHUK ile Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmeler (özellikle 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi) devreye girer. Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi çocuğun mutad meskeninin Türkiye’de olması esasına dayanır; uygulanacak hukuk da kural olarak çocuğun mutad meskeni hukukudur. Yabancı mahkemeden alınan boşanma kararında velayete ilişkin hüküm bulunmaması tenfize engel değildir; eksik kalan velayet düzenlemesini Türk mahkemeleri resen veya talep üzerine yapabilir. Çocuğun bir ülkeden diğerine haksız götürülmesi halinde iade davası ile velayet davası arasındaki ilişki, çocuğun üstün yararı çerçevesinde titizlikle yönetilmelidir; bu konuyu ayrı bir makalede ele alacağız.

İstanbul’da Velayet Davaları

İstanbul’da velayet davaları; Bakırköy (aile mahkemeleri Bahçelievler ek binasında), İstanbul/Çağlayan, Anadolu (Kartal), Büyükçekmece, Küçükçekmece ve Gaziosmanpaşa adliyelerindeki aile mahkemelerinde görülür. Türkiye’nin en yoğun aile mahkemesi pratiğine sahip şehrinde sosyal inceleme raporlarının hazırlanma süreleri, adli görüşme odası kapasiteleri ve duruşma aralıkları adliyeden adliyeye farklılık gösterebilir; davanın doğru adliyede, doğru taleplerle ve eksiksiz delil setiyle açılması sürecin uzamasını önler. Velayet talebi çoğu zaman boşanma davasının içinde ilerlediğinden, boşanma sürecinin bütününe hakim bir avukatla çalışmak velayet stratejisinin de sağlıklı kurulmasını sağlar.

Sık Sorulan Sorular

Velayet davası ne kadar sürer?

Velayet davaları basit yargılama usulüne tabi olduğundan ve adli tatilde de görüldüğünden görece hızlı ilerler; ancak sosyal inceleme raporunun hazırlanması, çocuğun dinlenmesi ve mahkemenin iş yüküne bağlı olarak süreç ortalama 6 ay ile 1,5 yıl arasında değişebilir.

Velayet her zaman anneye mi verilir?

Hayır; TÜİK 2025 verilerine göre velayetin %74,6’sı anneye, %25,4’ü babaya verilmiştir ve karar her somut olayda çocuğun üstün yararına göre şekillenir; küçük yaştaki çocuklarda anne bakımına muhtaçlık uygulamada öne çıksa da bu bir kural değildir.

Velayet davasında çocuğa kaç yaşında sorulur?

Yargıtay uygulamasında genellikle 8 yaş ve üzeri idrak çağı kabul edilir; idrak çağındaki çocuğun uzmanlar eşliğinde dinlenmesi zorunludur, ancak çocuğun tercihi üstün yararıyla çelişiyorsa hakim gerekçesini göstererek aksine karar verebilir.

Velayet davası hangi mahkemede açılır?

Velayet davası aile mahkemesinde açılır; velayetin bir eşten alınıp diğerine verilmesi çekişmesiz yargı işi sayıldığından talepte bulunanın veya ilgililerden birinin oturduğu yer mahkemesi yetkilidir ve uygulamada çocuğun fiilen yaşadığı yerde dava açılması tercih edilir.

Velayet kararı verildikten sonra tekrar dava açılabilir mi?

Evet; velayet kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, çocuğun büyümesi, ebeveynin yeniden evlenmesi veya yaşam koşullarının değişmesi gibi yeni olgular ortaya çıktığında velayetin değiştirilmesi davası her zaman açılabilir.

Velayet davası masrafları ne kadardır?

Velayet davası maktu harca tabidir; başvuru harcı, peşin harç, tebligat gideri ve gider avansıyla birlikte 2026 yılı itibarıyla dava açılış masrafları görece düşüktür, ancak yargılama sırasında uzman incelemesi ve tanık giderleri için ek avans istenebilir.

Geçici velayet kararı hemen uygulanır mı?

Evet; aile hukukuna ilişkin nihai kararlar kesinleşmeden icra edilemezken, dava sürecinde verilen geçici (tedbiren) velayet kararları ara karar niteliğinde olduğundan kesinleşme beklenmeden derhal uygulanır.

Velayeti alan ebeveyn çocuğu diğer ebeveynle görüştürmek zorunda mı?

Evet; mahkeme kararıyla kurulan kişisel ilişki hem çocuk hem de diğer ebeveyn için bir haktır ve velayet sahibi ebeveyn bu görüşmeleri engelleyemez; engelleme halinde çocuk teslimi prosedürü işletilebilir ve süreklilik göstermesi velayetin değiştirilmesi sebebi olabilir.

Velayet Davanızda Hukuki Destek

Velayet davaları, hukuki bilginin yanında çocuk psikolojisine ve mahkeme pratiğine hakimiyet gerektiren, telafisi güç sonuçlar doğurabilen davalardır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak velayet, velayetin değiştirilmesi ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında müvekkillerimize İstanbul genelinde hukuki destek sağlıyoruz.

Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki danışmanlık alınız.