Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

Ana Sayfa » İstanbul Boşanma Avukatı » Çocukla Kişisel İlişki Kurulması

Çocukla kişisel ilişki, velayet kendisine bırakılmayan ana veya babanın çocukla düzenli biçimde görüşmesini, birlikte vakit geçirmesini ve duygusal bağını sürdürmesini sağlayan haktır. TMK m.323 uyarınca “ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir.” Bu, yalnızca ebeveynin değil, çocuğun da hakkıdır ve ancak çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. Görüşme takvimi; çocuğun yaşı, okul durumu, tarafların mesafesi ve analık-babalık duygusunun tatmini birlikte gözetilerek, infaz edilebilir netlikte belirlenir.

Bu rehberde kişisel ilişkinin hangi hallerde ve nasıl kurulduğunu; yatılı ilişki, görüşme takviminin ölçüleri, sınırlandırma ve kaldırma sebepleri (TMK m.324), büyükanne-büyükbabanın hakları (m.325) ve engellemenin yaptırımlarını güncel Yargıtay içtihatlarıyla açıklıyoruz.

Kişisel İlişki Nedir? Kimin Hakkıdır?

Kişisel ilişki (uygulamadaki adıyla şahsi münasebet), aile birliğinin sarsıldığı veya sona erdiği durumlarda çocuğun ebeveynleriyle bağının kopmamasını güvence altına alan hukuki kurumdur. Karşılıklı bir hak ve yükümlülük dengesi kurar: ebeveyn bakımından çocuğun gelişimini izleme ve onunla duygusal bağ kurma yetkisi; çocuk bakımından ebeveyninden mahrum kalmama ve kimlik gelişimini her iki ebeveyn figürüyle tamamlama hakkıdır. Yargıtay bu çift yönlülüğü açıkça vurgular: “Anne ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, anne ve baba için de haktır” (Yargıtay 2. HD, E. 2024/7839, K. 2024/8882, T. 20.11.2024). Hakkın asıl, kısıtlamanın istisna olduğu da yerleşik ilkedir: “Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir” (Yargıtay 2. HD, E. 2023/3848, K. 2024/397, T. 23.01.2024).

Kişisel İlişki Hangi Hallerde Kurulur?

Kişisel ilişki yalnızca boşanma sonrasına özgü değildir; velayet ile fiili bakımın ayrıştığı her durumda gündeme gelir: boşanma ve ayrılıkta mahkeme, TMK m.182 uyarınca velayeti düzenlerken kişisel ilişkiyi de hükme bağlar; dava devam ederken TMK m.169 uyarınca hakim, nihai kararı beklemeden tedbiren kişisel ilişki kurar; evlilik dışı doğumda velayet anaya ait olduğundan (m.337) soybağı kurulmuş baba kişisel ilişki talep edebilir; velayetin kaldırılması (m.348) veya çocuğun bir aile yanına/kuruma yerleştirilmesi (m.347) hallerinde dahi ebeveynin görüşme hakkı kural olarak devam eder. Ayrıca velayetin değiştirilmesi kararıyla birlikte, velayeti kaybeden ebeveyn lehine yeni bir kişisel ilişki düzeni kurulur.

Evlilik Dışı Çocukta Soybağı Şartı

Kişisel ilişkinin ön şartı, çocuk ile ebeveyn arasında hukuken kurulmuş bir soybağıdır. TMK m.282 uyarınca ana ile soybağı doğumla kurulur; baba ile soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya babalık hükmüyle kurulur. Soybağı kurulmadıkça biyolojik babanın m.323 anlamında kişisel ilişki hakkı yoktur: nüfus kaydında baba hanesi boş olan veya başka bir erkekle soybağı bulunan çocuğun biyolojik babası, önce tanıma ya da babalık davası (gerekiyorsa soybağının reddi) sürecini tamamlamalıdır. Soybağı kurulduktan sonra ise evlilik dışı doğan çocukla ilişki, evlilik içi doğan çocuktan hukuken farksızdır; takvim yine çocuğun yaşına ve gelişimine göre belirlenir.

Görüşme Takvimi Nasıl Belirlenir?

Hakim, takvimi belirlerken üç unsuru birlikte tartar: “Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yüksek yararı, yaşı ile anne ve babalık duygusunun tatmini ve infaz edilebilir nitelikte olması hususları birlikte değerlendirilerek çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir” (Yargıtay 2. HD, E. 2025/1195, K. 2025/7898, T. 29.09.2025). Pratikte belirleyici kriterler şunlardır:

Çocuğun yaşı ve gelişim evresi: Bebeklik döneminde anne bakımına muhtaçlık, ilişkinin kısa süreli ve yatısız kurulmasını haklı kılabilir; çocuk büyüdükçe takvimin genişletilmesi zorunludur. Okul ve sosyal hayat: Görüşmeler çocuğun eğitimini aksatmamalıdır; her hafta sonu kurulan ilişki hem eğitim çağındaki çocuğun menfaatine aykırı hem de velayet sahibini eve bağlayarak “velayet görevinin ifasına engel” bulunmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2022/7354, K. 2022/7130, T. 19.09.2022) — dengeli formül ayda iki hafta sonudur (1. ve 3. hafta sonları gibi). Çocuğun hafta sonu kursları ve yoğun programı da takvimin esnetilmesinde meşru kriterdir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/908, K. 2024/3075, T. 02.05.2024). Mesafe: Taraflar farklı şehirlerdeyse, her hafta yolculuk çocuğu yıpratacağından daha seyrek ama daha uzun süreli (sömestr, yaz dönemi) görüşmeler tercih edilir. İnfaz edilebilirlik: Karar “açık ve infazda duraksama yaratmayacak nitelikte” olmalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2024/2714, K. 2024/5657, T. 11.09.2024); belirsiz ifadeler bozma sebebidir. Uzman incelemesi de zorunludur: her iki ebeveyn ve çocukla görüşülerek hazırlanan sosyal inceleme raporu alınmadan kurulan kişisel ilişki hükümleri eksik inceleme nedeniyle bozulur (Yargıtay 2. HD, E. 2023/3848, K. 2024/397).

Kişisel İlişki Yatılı Olur mu?

Kural olarak evet. Çocuğun yaşı ve sağlık durumu elverdiği sürece kişisel ilişkinin yatılı kurulması esastır; yatılı ilişki, ebeveynin çocuğun günlük rutinlerine (uyku, yemek, ders) eşlik etmesini ve bağın derinleşmesini sağlar. Yargıtay, yatısız kurulan ilişkileri “uygun süreli ve yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmamış olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir” gerekçesiyle bozmaktadır (Yargıtay 2. HD, E. 2025/3333, K. 2025/9817, T. 18.11.2025). Çocuk büyüdükçe eski yatısız kararların güncellenmesi de zorunludur: boşanma tarihinde 2 yaşında olan çocuğun 9 yaşına gelmesi üzerine, gündüzlü ilişkinin “baba ve çocuğun anayasal hakkı olan birbirlerini tanıma, iyi ilişki kurma ve manevî bağlarının olumlu bir şekilde devamını sağlayacak” yatılı ilişkiye dönüştürülmesi gerektiği hükme bağlanmıştır (Yargıtay 2. HD, E. 2024/272, K. 2024/2221, T. 28.03.2024).

Yatılı ilişki mutlak kural değildir: çocuğun güvenliğini tehlikeye atan somut riskler varsa ilişki yatısız sınırlandırılabilir. Yargıtay, babanın epilepsi hastası olup ilaçlarını kendi isteğiyle bırakma niyetini beyan ettiği olayda, sosyal inceleme raporundaki risk tespitine dayanarak ilişkinin yatısız kurulmasını hukuka uygun bulmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2025/2698, K. 2025/9823, T. 18.11.2025).

Telefon ve Görüntülü Görüşme Düzenlenir mi?

Fiziksel görüşmenin olmadığı dönemlerde bağın kopmaması için telefon ve görüntülü görüşme gibi iletişim biçimleri takvime dahil edilebilir; özellikle taraflar arasında mesafe varsa bu araçlar ilişkinin modern parçasıdır. Ancak Yargıtay gereksiz ayrıntıdan kaçınılmasını ister: taraflardan birinin diğerinin çocukla telefon görüşmesine engel çıkardığına dair delil yoksa, mahkemenin ayrıca telefon saati belirlemesine “ihtiyaç yoktur” (Yargıtay 2. HD, E. 2024/2714, K. 2024/5657). Yani iletişim düzenlemesi, fiili bir engelleme riski varsa anlamlıdır; yoksa infazı zorlaştıran fazlalıktır.

Çocuk Görüşmek İstemezse Ne Olur?

İdrak çağındaki (uygulamada genellikle 8 yaş ve üzeri) çocuğun görüşü, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 uyarınca mutlaka alınır ve önemli bir veridir; ancak mutlak emir değildir. Çocuğun “görüşmek istemiyorum” beyanı tek başına ilişkinin kaldırılmasına yetmez: Yargıtay, çocuğun hem uzman görüşmesinde hem duruşmada babasıyla görüşmek istemediğini bildirmesine rağmen, “bu durumun kişisel ilişkinin kaldırılması için geçerli bir sebep olmadığı” tespitiyle ilişkinin yatısız olarak devamını isabetli bulmuştur (Yargıtay 2. HD, E. 2024/4415, K. 2024/5656, T. 11.09.2024). Mahkeme, isteksizliğin altındaki nedeni (ebeveyn baskısı, yabancılaştırma, geçici küskünlük) uzmanlar aracılığıyla çözümler ve gerekirse beyanın aksine, duygusal bağın yeniden kurulmasına hizmet edecek bir ilişkiye hükmeder (Yargıtay 2. HD, E. 2024/272).

Buna karşılık çocuğun beyanı somut vakıalarla destekleniyorsa sonuç değişir: çocuğun baba evindeki yaşam koşullarından duyduğu rahatsızlığı ısrarla ve tutarlı biçimde dile getirdiği olayda yatılı ilişkinin kaldırılıp görüşmelerin gündüzle sınırlandırılması (Yargıtay 2. HD, E. 2024/5352, K. 2024/5797, T. 12.09.2024) ve çocuğun babadan uzaklaşmasına yol açan vakıaların tespitinde “sınırlı şekilde ve yatısız” ilişki kurulması (Yargıtay 2. HD, E. 2024/4242, K. 2024/7322, T. 14.10.2024) onaylanmıştır. Ayrım, beyanın kaynağındadır: telkin mi, yaşanmışlık mı.

Kişisel İlişki Hangi Hallerde Sınırlandırılır veya Kaldırılır? (TMK m.324)

TMK m.324/1, her iki ebeveyne negatif yükümlülük yükler: “Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.” İkinci fıkra ise hakkın reddedilmesine veya kaldırılmasına yol açabilecek dört sebep grubu sayar:

1. Çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi: Fiziksel güvenlikle sınırlı değildir; psikolojik dengeyi de kapsar. Görüşme sırasında şiddet, çocuğun uygunsuz ortamlarda bulundurulması, madde kullanımı ve ebeveynin çocuk için risk oluşturan ciddi sağlık sorunları (yukarıdaki epilepsi emsali gibi) bu gruptadır. 2. Hakkın yükümlülüklere aykırı kullanımı: Görüşme saatlerinin sürekli ihlali, çocuğun kaçırılması veya süresinde teslim edilmemesi, çocuğun diğer ebeveyne karşı sistematik biçimde kışkırtılması (yabancılaştırma). 3. Çocukla ciddi olarak ilgilenmeme: Görüşme hakkı tanınmasına rağmen çocuğu üçüncü kişilere bırakma, görüşmelere gelmeyerek çocuğun güvenini kırma. 4. Diğer önemli sebepler: Kanunda sayılmayan ancak çocuğun üstün yararını zedeleyen somut durumlar — ebeveynler arası aşırı çatışmanın çocuğa yansıması gibi. Bu sebeplerden birinin varlığında hak tamamen kaldırılabileceği gibi belirli süre durdurulabilir veya içeriği değiştirilebilir.

Refakatli Görüşme ve Ölçülülük İlkesi

Kişisel ilişkiye müdahalede ölçülülük ilkesi geçerlidir: mahkeme, riski bertaraf edecek en hafif tedbirden başlamalı, ilişkinin tamamen kaldırılmasına son çare olarak başvurmalıdır. Ara formüller kademelidir: takvimin daraltılması → yatılı ilişkinin yatısıza çevrilmesi (Yargıtay 2. HD, E. 2023/1962, K. 2023/1727, T. 11.04.2023: uzman raporuyla çocuğun huzurunun ciddi tehlikeye girdiği saptandığında ilişkinin kısıtlanarak yatısız sürdürülmesi) → refakatli (uzman eşliğinde) görüşme. Yargıtay, babanın davranışları nedeniyle riskli görülen olayda dahi bağın koparılmasını hukuka aykırı bulmuş ve çözüm olarak “pedagog eşliğinde kişisel ilişki tesisine” hükmedilmesini kabul etmiştir: “çocukla baba arasındaki bağın koparılmasını gerektirecek şekilde kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması çocuğun üstün yararına uygun” değildir (Yargıtay 2. HD, E. 2024/3495, K. 2024/5195, T. 02.07.2024). Bu yaklaşımın mantığı açıktır: çocuğun bir ebeveynden tamamen yoksun büyümesinin zararı, kontrollü görüşmenin taşıdığı riskten genellikle daha büyüktür.

Büyükanne ve Büyükbabanın Torunla Kişisel İlişki Hakkı (TMK m.325)

TMK m.325/1 uyarınca “olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir.” İki şart birlikte aranır: olağanüstü halin varlığı ve ilişkinin çocuğun menfaatine uygunluğu. “Olağanüstü hal” içtihatta dar yorumlanır: ebeveynlerden birinin ölümü, gaipliği, velayetinin kaldırılmış olması veya çocuğun uzun süre büyükanne/büyükbaba yanında büyümüş olması bu kapsamdadır; buna karşılık salt torun sevgisi ve akrabalık bağı yeterli değildir. Ebeveynin çocukla kurulan kişisel ilişkisi zaten devam ediyorsa, büyükanne ve büyükbabanın torunu o görüşme günlerinde görme imkanı bulunduğu da değerlendirmede gözetilir.

m.325/2 uyarınca ana babaya öngörülen sınırlamalar üçüncü kişilere kıyasen uygulanır: büyükanne veya büyükbaba da çocuğun huzurunu tehlikeye atar ya da velayet sahibine karşı çocuğu kışkırtırsa hakkı reddedilir veya kaldırılır. Üçüncü kişilere tanınan süre, ebeveynlere tanınandan belirgin biçimde dardır; uygulamada ayda bir gün veya dini bayramlarda kısa süreli görüşmeler şeklinde takvimler kurulur — amaç geniş aile bağını korurken velayet otoritesini ve çocuğun dinlenme zamanını zedelememektir.

Velayeti Kaldırılan Ebeveynin Görüşme Hakkı

Velayetin kaldırılması (m.348) veya çocuğun kuruma yerleştirilmesi (m.347), kişisel ilişki hakkını kendiliğinden sona erdirmez; ebeveyn, bakım ve temsil yetkisini kaybetse de ana-baba sıfatını korur. Ancak bu hallerde ilişkinin kapsamı, kaldırma gerekçesine göre sıkı denetlenir: velayet çocuğa karşı işlenen bir suç veya ağır ihmal nedeniyle kaldırılmışsa m.324/2 uyarınca kişisel ilişki de tamamen reddedilebilir. Kuruma yerleştirilen çocuklarda görüşmeler kurum gözetiminde ve kurumca belirlenen saatlerde yapılır; her görüşme sonrası çocuğun tepkileri uzmanlarca gözlemlenip mahkemeye raporlanır ve görüşmeler rehabilitasyonu olumsuz etkiliyorsa ilişki askıya alınabilir. Velayetin kaldırılmasının şartlarını ve sonuçlarını ayrı makalede ayrıntılı incelemiştik.

Kişisel İlişkinin Genişletilmesi ve Daraltılması

Kişisel ilişki kararları da kesin hüküm teşkil etmez; koşullar değiştikçe yeniden düzenlenebilir. En tipik senaryo genişletmedir: çocuğun büyümesi, eski tarihli dar veya yatısız takvimleri yetersiz kılar ve velayeti olmayan ebeveyn, ilişkinin yatılı hale getirilmesi veya sürelerin artırılması için dava açabilir (yukarıdaki 2 yaş → 9 yaş emsali bu davanın tipik örneğidir). Tersine, m.324’teki sebeplerin ortaya çıkması halinde velayet sahibi daraltma veya kaldırma talep edebilir. Her iki davada da güncel sosyal inceleme raporu alınması ve idrak çağındaki çocuğun dinlenmesi zorunludur; rapor, çocuğun ebeveyn yanındaki barınma ve yaşam koşullarını da değerlendirir içerikte olmalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2021/6575, K. 2021/6798, T. 04.10.2021).

Kişisel İlişki Engellenirse Ne Olur?

Velayet sahibinin, belirlenen gün ve saatlerde çocuğu teslim etmemesi veya görüşmeleri sistematik biçimde zorlaştırması üç ayrı yaptırım mekanizmasını harekete geçirir:

1. Velayetin değiştirilmesi: TMK m.324/3 uyarınca kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmeyen ebeveynden, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet alınabilir; bu ihtar m.182/2 gereği zaten kararda yazılıdır. Tek bir engelleme genellikle yeterli görülmez; sistematik sabotaj aranır. Bu yaptırımın işleyişini velayetin değiştirilmesi makalesinde ayrıntılı anlatmıştık. 2. Yeni teslim sistemi ve disiplin hapsi: 7343 sayılı Kanunla çocuk teslimi icra dairelerinden alınıp Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüklerine devredilmiştir; süreç harçsız ve uzman (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) eşliğinde yürütülür. Teslim emrinin gereğini haklı mazeret olmaksızın yerine getirmeyen ebeveyn hakkında, Çocuk Koruma Kanunu’nun ek hükümleri uyarınca şikayet üzerine üç aya kadar disiplin hapsine karar verilebilir; bu bir zorlama hapsidir ve yükümlülük yerine getirilince sona erer. Yeni teslim sisteminin işleyişini ayrı bir makalede ayrıntılı ele alacağız. 3. Manevi tazminat: Kişisel ilişki, ebeveynin kişilik haklarının parçasıdır; çocuğuyla görüşmesi haksız yere engellenen ebeveyn, evlat hasretine maruz bırakılmanın yarattığı elem nedeniyle genel hükümlere göre manevi tazminat talep edebilir.

Pratik öneri: engelleme yaşayan ebeveyn her vakıayı belgelemelidir — teslim merkezine yapılan başvurular, tutanaklar, mesajlaşma kayıtları ve tanık beyanları, hem yaptırım taleplerinin hem olası velayet davasının delil altyapısını oluşturur.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kişisel ilişki davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir; bulunmayan yerlerde aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetki konusunda TMK m.326 özel bir kural getirir: “Kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.” Bu kural; uzman incelemelerinin çocuğun yaşam alanında yapılabilmesi ve çocuğun dava sürecinde en az örselenmesi amacını taşır. Boşanma davası devam ederken tedbiren kurulan ilişkide boşanma mahkemesi yetkilidir; bağımsız kişisel ilişki davalarında ise çocuğun oturduğu yerde dava açmak en sağlıklı yoldur. Dava maktu harca tabidir.

Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay 2. HD, E. 2024/272, K. 2024/2221, T. 28.03.2024 — Boşanma tarihinde 2 yaşında olan çocuğun 9 yaşına gelmesi karşısında gündüzlü ilişkinin yetersiz kaldığı; birbirini tanıma ve manevi bağların devamını sağlayacak yatılı ilişki kurulması gerektiği, çocuğun yatılı kalmak istememesinin buna engel olmadığı.

[Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/272, K. 2024/2221, T. 28.03.2024

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/2227 E., 2023/2091 K.
DAVA TARİHİ: 13.06.2022
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 10. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2022/413 E., 2023/413 K.
Taraflar arasındaki baba ile çocuk arasında boşanma kararı ile tesis edilen kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesine karar verilmiştir.
Kararın davalı anne vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı anne vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı baba vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların boşandıklarını, boşanma kararında ortak çocuğun velâyetinin anneye verilerek baba ile çocuk arasında her ayın 1. ve 3. hafta sonu Pazar günü 10:00’dan akşam saat 18:00’e kadar, dini bayramların 2.günü saat 10:00’dan 18:00’e kadar, resmi tatil günleri saat 10:00’dan 18:00’e kadar kişisel ilişki kurulduğunu, kurulan kişisel ilişkiye çocuğun küçük olması ve annesinden beslendiği için itiraz etmediklerini ancak çocuğun büyüdüğünü ve yetersiz geldiğini, davalı annenin zorluk çıkardığını, birçok kez icra kanalı ile görüşmek zorunda kaldığını iddia ederek; davacı baba ile ortak çocuk arasında yatılı olacak şekilde yeniden düzenlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı anneye dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmesine rağmen davalı anne dava dilekçesine cevap vermemiştir. Duruşmalarda alınan beyanında; davacı ile çocuk arasında kurulacak kişisel ilişkinin yatılı olarak düzenlenmesi hususunun ileriki yıllara bırakılması gerektiğini, şu anda kurulacak yatılı ilişkinin çocuğu psikolojik bunalıma sürükleyeceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların Bursa 5. Aile Mahkemesinin 21.10.2015 tarih 2014/456 E. 2015/949 sayılı kararı ile boşandıkları, ortak çocuk Nazlı’nın velâyetinin anneye verildiği, davacı baba ile küçük arasında kişisel ilişki tesis edildiği, boşanma karar tarihinde 2 yaşında olan çocuğun şu an 9 yaşında olduğu, boşanma kararı ile her ayın 1. ve 3. hafta sonu Pazar günü ve bayramlarda ve resmi tatillerde gündüzlü şekilde kurulan kişisel ilişki süresinin babalık duygularının tatmini açısından yetersiz olduğu, her ne kadar küçük uzman görüşmesinde ve mahkeme huzurunda babasının yanında yatılı kalmak istemediğini beyan etmiş ise de; küçük ile davacı arasında duygusal bağın oluşturulması, baba-çocuk ilişki ve iletişiminin devam ettirilmesinin çocuğun gelişimini olumlu etkileyeceği, çocuğun üstün menfaatleri gözetilerek, baba ve çocuğun anayasal hakkı olan birbirlerini tanıma, iyi ilişki kurma ve manevî bağlarının olumlu bir şekilde devamını sağlayacak, ana-babalık duygusunu da tatmine yeterli ve bu esasları içerecek şekilde uygun ve yeni bir düzenleme yapılması gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, Bursa 5. Aile Mahkemesinin 2014/456 Esas, 2015/949 Karar sayılı kararı ile hükmedilen kişisel ilişkinin değiştirilerek, davacı baba ile ortak çocuk Nazlı arasında her ayın 1.ve 3. hafta sonu Cumartesi günü sabah saat 10:00’dan Pazar günü akşam saat 17:00’ye kadar, dini bayramların 2.günü sabah saat 10:00’dan 3.günü akşam saat 18:00’e kadar, Babalar Günü sabah saat 10:00’dan aynı gün akşam saat 17:00’ye kadar, tekli yıllarda çocuğun doğum günü olan 02 Ocak’ta sabah saat 10:00’dan aynı gün akşam 17:00’ye kadar, sömestr tatilinin 1. günü sabah saat 10:00’dan 7. günü akşam saat 18:00’e ve yaz tatillerinde 1 Temmuz sabah saat 10:00’dan 20 Temmuz akşam saat 18:00’e kadar olacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı anne vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı anne vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece aldırılan sosyal inceleme raporunun heyet tarafından değil sosyal hizmet uzmanı tarafından düzenlendiğini, çocuğun beyanının aksine karar verildiğini, çocuğun baba yanında kalmama sebeplerinin incelenmediğini, davacı babanın nafaka yükümlülüğünü de yerine getirmediğini belirterek tamamı yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı anne vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı anne vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu beyanla tamamı yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, baba ile çocuk arasında boşanma kararı ile belirlenen kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 323 üncü maddesi, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3 üncü maddesi, 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası, 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi’nin 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri.Çocuklarla Kişisel İlişki Kurulmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’nin 4 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı anne vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.]

Yargıtay 2. HD, E. 2022/7354, K. 2022/7130, T. 19.09.2022 — Her hafta sonu kurulan kişisel ilişkinin eğitim çağındaki çocuğun menfaatine uygun olmadığı gibi anneyi eve bağlayarak velayet görevinin ifasına da engel olduğu; sıklığın dengelenmesi gerektiği.

[Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/7354, K. 2022/7130, T. 19.09.2022

2. Hukuk Dairesi 2022/7354 E. , 2022/7130 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Tedbir Nafakası – Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından katılma yoluyla kusur belirlemesi ve kişisel ilişki yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi ve kadın lehine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun menfaatleri yanında analık ve babalık duygularının tatmini de esastır. Bu tatmin duygusu ile çocuğun yüksek yararı birlikte değerlendirilerek, çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir. Somut olayda velayeti anneye verilen ortak çocuk 2014 doğumlu … ile baba arasında her hafta sonu düzenlenen kişisel ilişki ortak çocuğun eğitim çağında olduğu bu nedenle çocuğun menfaatine uygun olmadığı gibi anneyi eve bağlayacak ve velayet görevinin ifasına da engel olacak niteliktedir. Daha uygun süreli kişisel ilişki tesisi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bölge adliye mahkemesi hükmünün bu yönden düzelterek onanmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m.370/2).
SONUÇ: Yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple temyiz olunan hükmün, ortak çocuk … ile baba arasında her hafta sonu kurulan kişisel ilişkinin düzenlendiği 3.fıkrasının 2. bendinin 6. paragrafındaki “…her hafta sonu…” sözcüklerinin hükümden çıkarılmasına, yerine “her ayın 1. ve 3.” sözcüklerinin yazılmasına,, hükmün bu yönden düzeltilmiş şekliyle, temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Hakkı’ya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve yatırılmayan 397.80 TL. temyiz başvuru harcının da davalı-karşı davacıdan alınmasına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran Meryem’e geri verilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.19.09.2022 (Pzt.)]

Yargıtay 2. HD, E. 2024/3495, K. 2024/5195, T. 02.07.2024 — Riskli görülen olayda dahi çocukla baba arasındaki bağın koparılmasını gerektirecek şekilde kişisel ilişkinin tamamen kaldırılmasının çocuğun üstün yararına uygun olmadığı; pedagog eşliğinde kişisel ilişki tesis edilmesi gerektiği.

[Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/3495, K. 2024/5195, T. 02.07.2024

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1711 E., 2023/1631 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Beykoz 1. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2021/526 E., 2023/491 K.
Taraflar arasındaki çocukla kurulan kişisel ilişkinin kaldırılması ya da sınırlandırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabul kısmen reddine, kişisel ilişkinin kaldırılması talebinin reddine, kişisel ilişkinin sınırlandırılması talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşandığını ve ortak çocuğun velâyetinin anneye verildiğini, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulduğunu, davalı babanın alkol bağımlısı olduğunu, ortak çocuğun yanında daima hakaret ettiğini, küfürlü konuştuğunu, davalının öfke kontrolünün olmadığını, davalının davranışlarının ortak çocukta ciddi travma yarattığını, ortak çocuğun saçlarını kestiğini, telefonunu kırdığını, çocuğun nafakasını ödemediğini belirterek boşanma kararı ile kurulan kişisel ilişkinin kaldırılmasına ya da değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesi sunmamış olup beyan dilekçesi ile davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı babanın tanıklarının beyanlarının davalı babayı korumaya yönelik olduğu, çocuğun üstün yararı gereğince çocuğun beyanının üstün tutularak, davalı tanık beyanlarına itibar edilmediği, dosya kapsamı değerlendirildiğinde davalı babanın ortak çocuğa hakaret edip, fiziksel şiddet uygulamak suretiyle, ortak çocuğa zarar verdiği, çocuğun da Mahkeme huzurunda davalı babası ile görüşmek istemediğine ilişkin beyanda bulunduğu gözetilerek baba ile ortak çocuk arasında tesis edilen kişisel ilişkinin çocuğun üstün yararı gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; davacı annenin engellemesi nedeniyle ortak çocuğu göremediğini, aleyhine suçlamalarda bulunulup uzaklaştırma kararı alındığını, çocuğunu görmek istediğini, bu hakkın elinden alınmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın kabulü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile idrak çağında olan ortak çocuğun babasıyla görüşmek istemediğine yönelik beyanda bulunduğu, küçük ile babası arasında daha önce yaşanan saç kesme ve davalı babanın akabindeki davranışları ve sosyal inceleme raporu ile Adli Tıp Raporu birlikte dikkate alındığında çocukla baba arasındaki bağın koparılmasını gerektirecek şekilde kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması çocuğun üstün yararına uygun olmadığı anlaşıldığından davalı babanın istinaf talebinin kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yerine yeni hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine, baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması talebinin talebinin reddine, baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin sınırlandırılması talebinin kabulüne, baba ile çocuk arasındaki boşanma ilamında tesis edilen kişisel ilişkinin değiştirilerek her ayın 1. ve 3. haftası Cumartesi günü saat 13.00 ile 16.00 arasında pedagog eşliğinde kişisel ilişki tesisine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; çocuğun üstün yararı ve tercihi dikkate alındığında kurulankişisel ilişkinin haksız olduğunu, babanın alkol ve şiddet bağımlısı olduğunu, çocuğa zarar verebileceğini, çocuğun lise giriş sınavına hazırlandığını, bu dönemde babası ile görüşmenin stres yaratacağını, kişisel ilişkinin kaldırılması gerektiğini belirterek kurulan kişisel ilişki yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı asıl temyiz dilekçesinde; aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin haksız olduğunu, kurulan kişisel ilişkinin yeterli olmadığını, uygulanmasının zor olduğunu, yatılı kişisel ilişki kurulması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın kabulü ve vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1-Uyuşmazlık ve hukuki nitelendirme
Uyuşmazlık, baba ile çocuk arasında kurulan kişisel ilişkinin çocuğun yüksek yararına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Türk Medeni Kanun’un 323 inci maddesi. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’un (6100 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi, 353 üncü madde, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 3 üncü maddesi. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi 3 üncü ve 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.]

Yargıtay 2. HD, E. 2024/4415, K. 2024/5656, T. 11.09.2024 — Çocuğun sosyal inceleme raporunda ve duruşmada babasıyla görüşmek istemediğini bildirmesinin, kişisel ilişkinin kaldırılması için tek başına geçerli sebep olmadığı; ilişkinin yatısız olarak sürdürülmesi gerektiği.

[Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/4415, K. 2024/5656, T. 11.09.2024

MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/1785 E., 2024/359 K.
KARAR: Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Elazığ 2. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2021/539 E., 2022/390 K.
Taraflar arasındaki çocukla kişisel ilişkinin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerini kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların boşandıklarını, ortak kız çocuğun velâyetinin annesine verilerek baba ile kişisel ilişki kurulmasına karar verildiğini ancak babanın kişisel ilişki günlerinde ortak çocuğu seni annenden alacağım, bir daha annene göstermeyeceğim şeklinde tehditlerde bulunduğunu, kişisel ilişkiyi zedelediğini, şiddete ve korkuya yönelik söz ve davranışlarda bulunduğunu, bu nedenle ilgili mahkeme ilamı ile takdir olunan kişisel ilişki tesisi kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekilin cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürmüş olduğu iddiaların gerçek dışı ve mesnetsiz, soyut beyanlardan ibaret olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline kusur atfetmeye yönelik iddiaların olduğunu, anlatılan olayların hayatın olağan akışına aykırı soyut beyanlardan ileri geçmeyen iddialar olduğunu, müvekkili ile kızının arasının gayet iyi olduğunu, ekte sunulan ekran görüntülerinden ve mesajlaşma içeriklerinden anlaşılacağı üzere müvekkilinin kızının bütün ihtiyaçlarını karşılamaya çalıştığını, kişisel ilişki günlerinde müvekkilinin kızını tehdit etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların boşandıkları ve ortak çocuğun velâyetinin annesine bırakılarak babası ile arasında kişisel ilişki tesisine karar verildiği, ilamın 11.01.2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere kesinleştiği, ortak çocuğun 2008 doğumlu olup, idrak çağında bulunduğu, ortak çocuğun ve dinlenen tanıkların beyanlarından davalının kendine ait ayrı bir evinin bulunmadığı, ailesi ile birlikte yaşadığı, bu sebeple çocuğun babası ile kişisel ilişki kurduğu hafta sonlarında babaannesinin evinde babası ile birlikte kaldığı, ancak çocuğun bu durumdan rahatsız olduğu, babaannesinin olumsuz söylemlerinden etkilendiği, ortak çocuğun idrak çağında bulunduğu, annesinin ya da annesinin ailesinin çocuğa baskı yada yönlendirme yaptığına dair olumsuz bir durumun davalı tarafça ispatlanamadığı, aynı zamanda davacı tarafından da babanın çocuğa şiddet yada istismar gibi olumsuz bir davranışının da ispatlanamadığı, ancak çocuğun babası ile yatılı ilişki kurulsa dahi buna uymayacak yaşta olduğu, çocuk ile babanın kişisel ilişkisinin devam etmesinin çocuğun gelişimine olumlu yönde katkısının olacağı anlaşılmakla ”çoğun içinde azı da vardır” ilkesi gereğince davacının baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılması talebinin reddine; ancak davacı tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile; küçük ile baba arasında her ayın 1. ve 3. Cumartesi günleri sabah 10.00’dan, aynı günü saat 17.00’ye kadar, dini bayramların 2. günü sabah 10.00’dan akşamı saat 17.00’ye kadar, küçük ile baba arasında yatısız olacak şekilde kişisel ilişki münasebet tesisine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı baba ile çocuk arasındaki kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2.Davalı baba vekili istinaf dilekçesinde; yatısız şekilde kurulan kişisel ilişki kararı ve kararın gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ortak çocuk Ecrin Liya hakkında düzenlene sosyal inceleme raporunda ve duruşmada çocuk babası ile görüşmek istemediğini bildirmiş ise de, bu durumun kişisel ilişkinin kaldırılması için geçerli bir sebep olmadığı, raporda çocuğun baba figürüne ihtiyaç duyduğu, kişisel ilişki kurması hususunda bir risk faktörüne rastlanılmadığı, ortak çocuğun davalı babası ile kişisel ilişkinin devamının sağlıklı zihinsel, sosyal ve duygusal gelişimi için önemli olduğu kanaatine varıldığı, çocuğun ve dinlenen tanıkların beyanlarından davalının kendine ait ayrı bir evinin bulunmadığı, ailesi ile birlikte yaşadığı, bu sebeple çocuğun babası ile kişisel ilişki kurduğu hafta sonlarında babaannesinin evinde babası ile birlikte kaldığı, ancak çocuğun bu durumdan rahatsız olduğu, ortakçocuğun idrak çağında bulunduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince kişisel ilişkinin kaldırılması talebinin reddine ve kişisel ilişkinin yatısız olacak şekilde yeniden düzenlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı babanın süreklilik arz edecek şekilde sergilediği olumsuz tutum ve davranışlarından ötürü küçük ile olan kişisel ilişkisini zedelemiş bulunduğundan kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması gerekirken aksi yöndeki kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; gerekçenin dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, hiç bir haklı sebep yokken çocuğun baba ile kurulan kişisel ilişkinin daraltılamayacağı, çocuğu ile yatılı kişisel ilişkini müvekkil için bir hak olduğu, kişisel ilişkinin daraltılmasını gerektiren bir durumun mevcut olmadığı ileri sürülerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davanın kabulünün gerekip gerekmediği, boşanma ilamı ile düzenlenen kişisel ilişkinin yeniden düzenlenmesinin çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığı, kurulan kişisel ilişkinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182 nci, 323 üncü, 324 üncü maddeleri. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 3 üncü, 9 uncu ve 12 nci maddeleri. Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.]

Yargıtay 2. HD, E. 2025/2698, K. 2025/9823, T. 18.11.2025 — Babanın epilepsi hastası olması ve ilaçlarını isteğe bağlı bırakacağını beyan etmesinin sosyal inceleme raporunda risk olarak tespiti karşısında, çocuğun güvenliği için kişisel ilişkinin yatısız kurulmasının hukuka uygun olduğu.

[Yargıtay, 2. Hukuk Dairesi, E. 2025/2698, K. 2025/9823, T. 18.11.2025

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/1812 E., 2024/2819 K.
DAVA TÜRÜ: Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 10. Aile Mahkemesi
SAYISI: 2021/849 E., 2023/219 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından kişisel ilişki düzenlemesi, tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun yüksek yararı, yaşı ve anne ve babalık duygusunun tatmini ve infaz edilebilir nitelikte olması hususları birlikte değerlendirilerek çocuğun kişisel gelişimine en uygun düzenleme tercih edilmelidir.
Çocuk ile ana ve babası, düzenli kişisel ilişki elde etme ve bu ilişkiyi sürdürme hakkına sahiptir. Ana ve babası ayrı olan çocuğun ebeveynleriyle düzenli kişisel ilişki kurması ve bu ilişkiyi sürdürmesi çocuk için bir hak olduğu gibi, ana ve baba için de haktır. Kişisel ilişki sadece çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde kısıtlanabilir veya kaldırılabilir. Somut uyuşmazlıkta, 23.02.2022 tarihli sosyal inceleme raporunda babanın epilepsi hastası olduğu, ilaçları yakın zamanda isteğe bağlı olarak bırakacağını ifade ederek bu durumun risk teşkil ettiği, epilepsi nöbetleri esnasında çocuğun etkilenebileceği, çocuğun bakım gözetim konusunda yeterli bilgi sahibi olmadığı, velayetin babaya verilmesinde sakınca bulunduğu, çocukla kurulacak kişisel ilişkinin yatısız olmasının uygun olduğu kanaati bildirilmiş olup çocuğun üstün yararı göz önüne alınarak çocuk ile baba arasında yatısız kişisel ilişki düzenlenmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından belirtilen şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı kadın vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı kadın vekilinin kişisel ilişkinin süresine yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin ikinci paragrafının hükümden tamamen çıkarılmasına yerine “Velayeti anneye verilen müşterek çocuk ile baba arasında her ayın 1. ve 3. hafta sonu Cumartesi günü saat 10:00’dan akşam 17:00’e kadar müşterek çocuğun davacı anneden teslim alınarak görüşme sonunda tekrar davacı anneye teslim edilecek şekilde kişisel ilişki tesisine ” cümlesinin yazılması suretiyle temyize konu kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının diğer yönlerden yukarıda (1) nolu paragrafta belirtildiği sebeple ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.]

Sık Sorulan Sorular

Boşanmada çocuğu görme hakkı nasıl belirlenir?

Mahkeme, boşanma kararında velayetle birlikte kişisel ilişkiyi de düzenler; çocuğun yaşı, okul durumu, tarafların mesafesi ve analık-babalık duygusunun tatmini gözetilerek, gün ve saatleri net biçimde belirlenmiş, infaz edilebilir bir görüşme takvimi kurulur.

Kişisel ilişki genellikle hangi günlerde kurulur?

Uygulamada tipik takvim; ayın 1. ve 3. hafta sonları yatılı görüşme, dini bayramların ikinci günleri, sömestr tatilinin bir bölümü ve yaz döneminde kesintisiz bir süre (örneğin 1-30 Temmuz) şeklindedir, ancak takvim her dosyada çocuğun koşullarına göre ayrı belirlenir.

Çocuk kaç yaşında babada yatılı kalabilir?

Kanunda yaş sınırı yoktur; anne bakımına muhtaç bebeklik dönemi geçtikten sonra kural yatılı ilişkidir ve Yargıtay, çocuk büyüdükçe yatısız kararların yatılıya dönüştürülmesini zorunlu görmektedir, somut risk varsa ilişki yatısız sınırlandırılabilir.

Çocuk babasını görmek istemiyorsa görüşme kaldırılır mı?

Hayır, tek başına kaldırılmaz; mahkeme isteksizliğin telkinden mi yoksa yaşanmış somut olaylardan mı kaynaklandığını uzmanlar aracılığıyla araştırır, telkin halinde ilişki sürdürülür, somut ve tutarlı rahatsızlık halinde ise takvim daraltılabilir veya yatısızlaştırılabilir.

Anne çocuğu göstermiyorsa ne yapabilirim?

Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğüne başvurarak teslim emri çıkartabilir, emre uyulmazsa disiplin hapsi şikayetinde bulunabilir, engelleme sistematikse TMK m.324/3 uyarınca velayetin değiştirilmesi davası açabilir ve uğradığınız manevi zarar için tazminat talep edebilirsiniz.

Babaanne, anneanne veya dede torununu görme hakkına sahip mi?

TMK m.325 uyarınca ancak olağanüstü hal varsa (ebeveynin ölümü, gaipliği, velayetin kaldırılması veya çocuğun uzun süre yanlarında büyümüş olması gibi) ve çocuğun menfaatine uygunsa tanınır; salt torun sevgisi yeterli değildir ve tanınan süre ebeveynlere göre çok daha kısıtlıdır.

Kişisel ilişki süreleri sonradan artırılabilir mi?

Evet; kişisel ilişki kararları kesin hüküm teşkil etmediğinden çocuğun büyümesi ve koşulların değişmesi halinde ilişkinin genişletilmesi (yatılıya çevrilmesi, sürelerin artırılması) için her zaman yeni dava açılabilir.

Kişisel ilişki davası hangi mahkemede açılır?

Aile mahkemesinde açılır; TMK m.326’daki özel yetki kuralı gereği çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir ve uygulamada uzman incelemesinin sağlıklı yapılabilmesi için dava çocuğun yaşadığı yerde açılır.

Kişisel İlişki Uyuşmazlıklarında Hukuki Destek

Kişisel ilişki davaları; takvimin infaz edilebilir kurgulanması, uzman incelemesine hazırlık ve engelleme halinde doğru yaptırım mekanizmasının seçilmesiyle kazanılan, hatalı yönetildiğinde ise çocukla bağın yıllarca zayıflamasına yol açan davalardır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak kişisel ilişkinin kurulması, genişletilmesi ve engellenmesi uyuşmazlıklarında ve boşanmanın çocuklara ilişkin bütün sonuçlarında müvekkillerimize İstanbul genelinde hukuki destek sağlıyoruz.

Adres: Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Mehmet SARIOĞLU tarafından hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınız için hukuki danışmanlık alınız.