Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve — vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere — hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m.100/4). Bu, hâkimin takdirine bırakılmış bir konu değil; mutlak bir yasaktır. Tutuklama nedenleri ne kadar güçlü görünürse görünsün, yasak kapsamındaki bir suçta tutuklama kararı verilemez.
Ayrıca on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez (ÇKK m.21). Bu makalede tutuklama yasağının kapsamını, vücut dokunulmazlığı istisnasını, çocuklara özgü yasağı, yasak hâlinde uygulanabilecek tedbirleri ve yasağa aykırı tutuklamanın sonuçlarını açıklıyoruz.
Tutuklama Yasağı Nedir?
Tutuklama yasağı, kanun koyucunun ölçülülük ilkesini önceden somutlaştırdığı bir sınırdır. Beklenen ceza belirli bir ağırlığın altındaysa, kişinin yargılama boyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması —tutuklama nedenleri bulunsa dahi— peşin cezalandırmaya dönüşeceğinden, kanun bu ihtimali baştan kapatmıştır.
Yasak hâlinde hâkim, “kaçma şüphesi çok yüksek” veya “delilleri karartabilir” gerekçesiyle dahi tutuklama kararı veremez. Bu, tutuklamanın diğer şartlarından farklıdır: kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni hâkimin takdir ve değerlendirmesine tabiyken, yasak mutlaktır.
Hangi Suçlarda Tutuklama Kararı Verilemez?
1. Sadece Adli Para Cezasını Gerektiren Suçlar
Kanuni tanımında yaptırım olarak yalnızca adli para cezası öngörülen suçlarda tutuklama kararı verilemez. Burada belirleyici olan, kanunda seçimlik olarak hapis cezasının öngörülüp öngörülmediğidir: suçun yaptırımı “hapis veya adli para cezası” ise, bu suç “sadece adli para cezasını gerektiren suç” değildir ve yasak kapsamına girmez — ancak bu durumda ikinci ölçüt (iki yıl kuralı) devreye girer.
2. Hapis Cezasının Üst Sınırı İki Yıldan Fazla Olmayan Suçlar
Hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda da tutuklama kararı verilemez. Burada üç noktaya dikkat edilmelidir:
- Alt sınır değil, üst sınır esastır. Suçun kanuni tanımındaki hapis cezasının üst sınırına bakılır.
- Somut olayda verilmesi beklenen ceza değil, kanuni üst sınır esastır. Hâkimin “bu olayda 1 yıl veririm” değerlendirmesi değil, suç tipinin soyut üst sınırı belirleyicidir.
- Nitelikli hâller hesaba katılır. İsnat edilen fiil suçun nitelikli hâlini oluşturuyorsa, üst sınır o nitelikli hâlin üst sınırıdır.
3. İstisna: Vücut Dokunulmazlığına Karşı Kasten İşlenen Suçlar
İki yıl kuralının önemli bir istisnası vardır: vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar bu yasağın dışındadır. Yani kasten yaralama gibi bir suçta, hapis cezasının üst sınırı iki yılın altında kalsa dahi (örneğin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte yaralama) tutuklama kararı verilebilir.
Bu istisna dar yorumlanmalıdır. İstisnanın kapsamına girmesi için iki şart birlikte aranır:
- Suç vücut dokunulmazlığına karşı işlenmiş olmalıdır. Malvarlığına, şerefe veya hürriyete karşı işlenen suçlar bu kapsamda değildir; örneğin hakaret veya tehdit suçları vücut dokunulmazlığına karşı işlenen suçlardan sayılmaz.
- Suç kasten işlenmiş olmalıdır. Taksirle yaralama — örneğin trafik kazası sonucu yaralama — bu istisnanın dışındadır; taksirli suçlarda üst sınır iki yılı aşmıyorsa tutuklama yasağı uygulanır. Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, taksirle yaralama dosyalarında bu ayrımın gözden kaçırılmasıdır.
İstisnanın uygulanması, tutuklamanın zorunlu olduğu anlamına gelmez. Yasak kalkmış olsa dahi CMK m.100/1’deki kuvvetli suç şüphesi, somut delil ve ölçülülük şartları ile adli kontrolün yetersizliğinin gerekçelendirilmesi zorunluluğu aranmaya devam eder.
Çocuklar Hakkında Tutuklama Yasağı
Suça sürüklenen çocuklar bakımından tutuklama, “son çare” ilkesinin en katı uygulandığı alandır. Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez (ÇKK m.21). Bu, yetişkinlerdeki iki yıllık sınırın çocuklar için beş yıla yükseltilmiş hâlidir ve mutlak bir yasaktır.
Ayrıca on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu bulunmadığından (TCK m.31/1), bu çocuklar hakkında tutuklama söz konusu olamaz.
Yasak kapsamına girmeyen hâllerde dahi çocuklar bakımından tutukluluk süreleri indirimlidir: süreler on beş yaşını doldurmamış çocuklarda yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamışlarda dörtte üç oranında uygulanır (CMK m.102/5). Ayrıntılar için tutukluluk süresi makalemize bakabilirsiniz.
Tutuklama Yasağı Olan Hâllerde Hangi Tedbirler Uygulanabilir?
Tutuklama yasağı, şüphelinin hiçbir denetime tabi tutulamayacağı anlamına gelmez. Kanun açıkça düzenlemiştir: kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir (CMK m.109/2).
Bu durumda hâkim, CMK m.109/3’te sayılan yükümlülüklerden birine veya birkaçına hükmedebilir:
- Yurt dışına çıkamamak
- Belirlenen yerlere düzenli olarak başvurmak (imza yükümlülüğü)
- Taşıt kullanamamak, sürücü belgesini teslim etmek
- Uyuşturucu veya alkol bağımlılığından arınmak amacıyla tedavi tedbirlerine tabi olmak
- Silah bulunduramamak veya taşıyamamak
- Konutunu terk etmemek
- Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek veya belirlenen yerlere gitmemek
Adli kontrol tedbirlerinin kapsamı ve süreleri için adli kontrol makalemize bakabilirsiniz.
Güvence (Kefalet) Karşılığı Serbest Bırakılma
Adli kontrol yükümlülükleri arasında güvence de yer alır. Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve ödeme süreleri Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarının yatırılması, tutuklama yerine uygulanabilecek bir adli kontrol tedbiridir (CMK m.109/3-f). Ayrıca suç mağdurunun haklarını güvence altına almak üzere ayni veya kişisel güvence verilmesi (m.109/3-h) ile nafaka yükümlülüğüne ilişkin güvence (m.109/3-i) de öngörülmüştür.
Güvence, halk arasında “kefaletle serbest bırakılma” olarak bilinir. Kaçma şüphesi yeterince yüksek bir güvence miktarıyla bertaraf edilebiliyorsa, hâkimin tutuklama yerine bu yola başvurması ölçülülüğün gereklilik boyutunun bir sonucudur.
Tutuklama Yasağıyla Karıştırılan Hâller: Hastalık ve Gebelik
Sık yapılan bir hata, CMK m.109/4’teki hâlleri “tutuklama yasağı” saymaktır. Bu doğru değildir. İlgili hükme göre; ağır hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 5275 sayılı Kanun m.16/3 uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
Kanunun lafzı “verilebilir” şeklindedir; yani bu bir mutlak yasak değil, hâkime tanınmış bir takdir yetkisidir. Bununla birlikte, bu hâllerde tutuklamanın ölçülülüğünü gerekçelendirme yükü fiilen çok ağırlaşır: infaz kurumunda hayatını idame ettiremeyeceği resmî raporla tespit edilmiş bir kişinin tutuklanması, orantılılık denetimini geçmekte büyük güçlük yaşar.
Ayrıca kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında da adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir (CMK m.109/7).
Tutuklama Yasağına Aykırı Karar Verilirse Ne Olur?
Tutuklama yasağı bulunan bir suçta verilen tutuklama kararı, mutlak hukuka aykırıdır. Bu durumda üç yol birlikte işletilir:
1. İtiraz. Karara karşı iki hafta içinde itiraz edilir (CMK m.268). Yasağa aykırılık, itiraz dilekçesinde ilk sırada ileri sürülmelidir; zira bu, tartışmaya açık bir takdir meselesi değil, doğrudan kanuna aykırılıktır. İtiraz usulü için tutuklama kararına itiraz makalemize bakabilirsiniz.
2. Tazminat. Yasağa rağmen tutuklanan kişi, “kanunlarda belirtilen koşullar dışında tutuklanan” sıfatıyla CMK m.141 uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun içtihadına göre, CMK m.141’deki tazminat sebeplerinin bir kısmı bakımından asıl davanın kesinleşmesini beklemek gerekmez (Yargıtay CGK, E. 2017/544, K. 2022/123, 24.02.2022). Ayrıntılar için koruma tedbirleri nedeniyle tazminat makalemize bakabilirsiniz.
3. Bireysel başvuru. Kanuni dayanağı bulunmayan bir tutma, Anayasa m.19’daki kanunilik güvencesinin ihlalidir. Olağan kanun yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.
Emsal Kararlar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2021/232, K. 2022/415, T. 07.06.2022: Tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalı, bir tutuklama nedeni olmalı, ölçülülük ilkesine uyulmalı ve tutuklama yasağı bulunmamalıdır. Tutuklama bir ceza değildir; asıl olan tutuksuz yargılamadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2017/544, K. 2022/123, T. 24.02.2022: CMK m.141’de belirtilen tazminat nedenlerinin bir kısmı bakımından, tazminat talebine dayanak teşkil eden ceza davasının sonuçlanması ve kesinleşmesi gerekmez; bu hukuka aykırılıklar için dava beklenmeden tazminat istenebilir.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2021/40906, T. 21.01.2025: Tutukluluğun ölçülü olduğunun söylenebilmesi için kararlarda öncelikle adli kontrol tedbirlerinin tutuklama ile ulaşılmak istenen meşru amaç bakımından neden yeterli olmadığı ortaya konulmalıdır.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2022/63179, T. 21.01.2025: Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşur. Gereklilik, aynı amaca daha hafif bir müdahaleyle ulaşılmasının mümkün olmamasını ifade eder.
Sıkça Sorulan Sorular
Hangi suçlarda tutuklama kararı verilemez?
Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda ve vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez (CMK m.100/4).
Tutuklama yasağı mutlak mıdır?
Evet; CMK m.100/4 kapsamındaki hâllerde tutuklama nedenleri ne kadar güçlü olursa olsun hâkim tutuklama kararı veremez, yasak hâkimin takdirine bırakılmamıştır.
Kasten yaralamada tutuklama yasağı uygulanır mı?
Hayır; kasten yaralama vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen bir suç olduğundan, cezasının üst sınırı iki yılın altında kalsa dahi tutuklama yasağının istisnasını oluşturur.
Taksirle yaralamada tutuklama yapılabilir mi?
İstisna yalnızca kasten işlenen suçlar için geçerli olduğundan, taksirle yaralamada hapis cezasının üst sınırı iki yılı aşmıyorsa tutuklama yasağı uygulanır ve tutuklama kararı verilemez.
Çocuklarda tutuklama yasağı nasıl uygulanır?
Fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren fiillerden dolayı tutuklama kararı verilemez (ÇKK m.21).
Tutuklama yasağı varsa adli kontrol uygulanabilir mi?
Evet; kanunda tutuklama yasağı öngörülen hâllerde de adli kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir (CMK m.109/2).
Hamile kadın tutuklanabilir mi?
Gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş kadın şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilir; bu mutlak bir yasak değil, hâkime tanınmış bir takdir yetkisidir (CMK m.109/4).
Tutuklama yasağına aykırı tutuklama yapılırsa ne olur?
Karar mutlak hukuka aykırıdır; itiraz yoluyla kaldırılması istenebileceği gibi, kişi CMK m.141 uyarınca devletten maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
İlgili Makalelerimiz
- Tutuklama Nedir? Şartları ve Tutuklama Nedenleri
- Adli Kontrol Nedir? Tutuklamaya Alternatif Tedbirler
- Tutukluluk Süresi ve Re’sen İnceleme
- Tutuklama Kararına İtiraz: Süre, Merci ve Usul
- Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat
Tutuklama yasağına aykırılık, itirazda ileri sürülebilecek en güçlü hukuka aykırılık sebebidir; çünkü takdir tartışması değil, doğrudan kanuna aykırılıktır. İsnat edilen suçun üst sınırının doğru tespiti ve kasıt-taksir ayrımının doğru kurulması bu noktada belirleyicidir. Ceza yargılamalarında savunma yürüten büromuz, tutuklamaya itiraz ve tazminat süreçlerinde hukuki destek sunmaktadır. Ofisimiz Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul adresinde hizmet vermektedir.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.