Boşanmada şirket payı, ayni bir hak olarak paylaşılmaz — diğer eş, şirkete ortak olmayı değil, payın tasfiye tarihindeki gerçek ekonomik değeri üzerinden nakdi bir katılma alacağını talep edebilir. Şirket hissesinin kendisi rejim başlangıcında sahip olunmuşsa kişisel maldır; ancak evlilik birliği içinde hak kazanılan temettü, dağıtılmayıp sermayeye eklenen kâr ve (aksi ispatlanamadıkça) evlilik içi sermaye artırımları edinilmiş mal sayılır ve tasfiyeye girer. Bu makalede, şirket türüne göre nitelendirme farkları, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımı ayrımı, maaş ile temettü arasındaki hesap farkı ve kâr dağıtımının kasıtlı geciktirilmesi hâlinde uygulanacak kurallar güncel Yargıtay içtihatları ışığında ele alınmaktadır.
1. Şirket Payının Mal Rejimi Tasfiyesindeki Genel Niteliği
Türk hukukunda eşler arasında kanuni mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi, bir mülkiyet ortaklığı değil bir alacak hakkı rejimidir. Bu ilke, şirket paylarının tasfiyesinde belirleyicidir: diğer eş, boşanma sonrasında şirkete ortak olmayı talep edemez; yalnızca payın ekonomik karşılığı üzerinden hesaplanacak bir katılma alacağına hak kazanır. Anonim şirket hisseleri ile limited şirket esas sermaye payları arasında Türk Ticaret Kanunu bakımından devir usulü ve şekil şartları farklı olsa da (anonim şirkette devir kural olarak serbestken, limited şirkette genel kurul onayı ve noter tasdikli sözleşme aranır), bu şekli farklar tasfiye alacağının niteliğini değiştirmez. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, edinilmiş mal niteliğindeki şirket payı üzerinden katılma alacağının usulüne uygun belirlenmesi gerektiğini teyit etmiştir (Yargıtay 8. HD, E. 2015/6857, K. 2015/16975, T. 29.09.2015).
2. İlgili Kanun Maddeleri
TMK Madde 219 – Edinilmiş Mallar: “Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır: 1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler, … 4. Kişisel mallarının gelirleri, 5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.”
TMK Madde 220 – Kanuna Göre Kişisel Mallar: “Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır: 1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya, 2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri, … 4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.”
TMK Madde 222 – İspat: “Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. … Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.”
TMK Madde 227 – Değer Artış Payı: “Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur.”
TMK Madde 229 – Eklenecek Değerler: “Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir: 1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar, 2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.”
TMK Madde 232 – Sürüm Değeri: “Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri esas alınır.”
3. Limited, Anonim ve Şahıs Şirketlerinde Nitelendirme Farkı
Şirket türü, tasfiyenin hangi hak üzerinden yürüyeceğini doğrudan etkilemese de (her hâlükârda alacak hakkı esastır), ispat kolaylığı ve değerleme yöntemi bakımından önemli farklar doğurur.
Halka açık anonim şirketlerde hisse senedinin borsa rayici, kural olarak sürüm değerini objektif ve denetlenebilir biçimde yansıtır; mal rejiminin sona erdiği tarihteki borsa kapanış fiyatı üzerinden hesaplama yapılabilir. Halka açık olmayan limited ve anonim şirketlerde ise payın serbestçe alınıp satıldığı bir piyasa bulunmadığından sürüm değeri ancak bilirkişi incelemesiyle, şirketin sektördeki konumu, bilanço verileri, kâr dağıtım politikası ve gelecek nakit akışı tahminleri gibi çok sayıda parametre bir arada değerlendirilerek tespit edilebilir (Yargıtay 8. HD, E. 2016/10980, K. 2018/17131, T. 11.10.2018).
Şahıs şirketlerinde (adi ortaklık, kolektif şirket, komandit şirket) ortağın şahsı ve emeği ön plandadır; tüzel kişilik perdesi sermaye şirketlerine göre daha incedir. Bununla birlikte Yargıtay, aksine bir mal rejimi sözleşmesi yoksa mesleğin icrası ve işletmenin faaliyeti nedeniyle edinilen malvarlığı değerlerinin — işletme bünyesindeki makine ve teçhizat dâhil — edinilmiş mal sayılması gerektiğini kabul etmektedir (Yargıtay 2. HD, E. 2022/5499, K. 2023/2112, T. 03.05.2023). Serbest meslek erbabının (avukat, doktor, mali müşavir vb.) yürüttüğü işletmelerde de aynı ilke geçerlidir; işletmenin devamlılığı ve yarattığı gelir kapasitesi, eşin kişisel yeteneklerinden bağımsız bir ticari değer (şerefiye) oluşturur ve bu değer tasfiye hesabına dahil edilir.
4. Pay Devrinin Kısıtlı Olması Tasfiyeyi Nasıl Etkiler?
Şirket ana sözleşmelerinde pay devrini ortakların onayına bağlayan veya belirli kişilere devri yasaklayan “bağlam” hükümleri (Türk Ticaret Kanunu m. 492 vd. ve m. 595 vd.), mahkemenin tasfiye sonucunda “payın aynen devrine” karar vermesinin önündeki hukuki engeldir. Diğer ortakların rızası olmadan mahkeme, hak sahibi olmayan eşi şirkete ortak edemez. Bu durum, tasfiyenin mutlak surette bir nakdi alacak hakkı üzerinden sonuçlanmasını zorunlu kılar; ancak ana sözleşmedeki kısıtlamalar payın piyasada serbestçe satılabilirliğini zorlaştırsa da, tasfiye hesabında payın gerçek ekonomik (sürüm) değeri esas alınır ve hak sahibi eşin şirkete ortak olamaması, alacağının azalması sonucunu doğurmaz.
5. Şirketin Malvarlığı ile Ortağın Payı Arasındaki Ayrım
Mal rejimi tasfiyesinde en sık yapılan hatalardan biri, şirkete ait malvarlığı değerleri (araçlar, taşınmazlar, nakit) ile eşin o şirketteki payını birbirine karıştırmaktır. Şirket, ortağından bağımsız bir tüzel kişiliğe sahiptir; şirketin aktifinde kayıtlı mallar doğrudan tasfiyeye konu edilemez, tasfiyeye konu olan eşin o şirketteki pay sahipliği hakkıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu ayrımı açıkça vurgulamıştır: şirkete ait araçlar nedeniyle, şirketin muhasebe kayıtları ve kâr-zarar durumu incelenmeden, doğrudan araç değerleri üzerinden katılma alacağı hesaplanamaz; şirketin aktif ve pasifi bir bütün olarak değerlendirilmelidir (Yargıtay 8. HD, E. 2011/2285, K. 2011/3963, T. 05.07.2011). Bu nedenle tasfiye hesabı yapılırken şirketin borçları (pasifleri) ile varlıkları (aktifleri) netleştirilmeli, eşin kişisel ticari borçları ile şirketin borçları ayrıştırılmalıdır (Yargıtay 2. HD, E. 2024/4635, K. 2024/8913, T. 20.11.2024).
6. Temettü ve Dağıtılmayan Kârın Edinilmiş Mal Niteliği
TMK m. 219/2-b.4 uyarınca kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır. Bir eşin evlilik öncesinden gelen şirket payı kişisel mal olsa dahi, bu payın evlilik birliği süresince sağladığı temettü edinilmiş mal statüsündedir — üstelik fiilen dağıtılmamış olsa bile, hak kazanılmış temettü de bu kapsamdadır (Yargıtay 2. HD, E. 2007/12851, K. 2008/5837, T. 22.04.2008). Şirketin kâr dağıtma kararı almasıyla ortağın malvarlığına giren bu gelirler, tasfiye anında mevcutsa veya bir yatırıma dönüştürülmüşse tasfiye hesabına dahil edilir; yalnızca nakden dağıtılan kâr payları değil, kârın dağıtılmayıp bünyede tutulmasıyla oluşan öz varlık artışları da edinilmiş mal sayılır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/9450, K. 2024/4059, T. 30.05.2024). Dağıtılmayan kârın sermayeye eklenmesi hâlinde de özvarlık üzerinden hak doğar; bu durumda bilanço ve mizan incelemesi bilirkişi raporunun zorunlu bir parçasıdır (Yargıtay 8. HD, E. 2016/11094, K. 2017/16726, T. 13.12.2017; Yargıtay 8. HD, E. 2016/507, K. 2016/13581, T. 11.10.2016). Payın kendisi kişisel mal olsa bile, bu savunma o paydan elde edilen gelirlerin tasfiye dışı tutulması için tek başına yeterli değildir (Yargıtay 8. HD, E. 2016/15695, K. 2016/13500, T. 10.10.2016).
7. Sermaye Artırımı: Bedelli ve Bedelsiz Artırım Ayrımı
Uygulamada en sık karıştırılan ve rakip kaynaklarda büyük ölçüde gözden kaçan ayrım budur; bedelli ve bedelsiz sermaye artırımı, mal rejimi tasfiyesinde farklı sonuçlar doğurur.
Bedelli sermaye artırımı: Şirket payı rejim başlangıcında (evlilik öncesi) kişisel mal olarak edinilmiş olsa dahi, edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan bedelli sermaye artırımı, aksi ispat edilemedikçe edinilmiş mallardan karşılanmış sayılır. Bu, evlilik öncesi ortaklıkta bile geçerli bir karinedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu ilkeyi ilk kez şu şekilde kurmuştur: davalının şirkete evlenmeden önce ortak olduğu ve payının kişisel malı olduğu tartışmasız olsa dahi, rejim döneminde yapılan sermaye artırımının aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mallardan karşılandığı ve bu artırım üzerinde diğer eşin katılma alacağı hakkı bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 8. HD, E. 2016/4248, K. 2018/14780, T. 03.07.2018). Bu ilke sonraki yıllarda da teyit edilmiştir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/2911, K. 2023/2387, T. 11.05.2023). İspat külfeti, artırımın kişisel malla karşılandığını iddia eden eştedir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/2610, K. 2024/3008, T. 30.04.2024); bu iddianın somut banka kayıtları veya benzeri belgelerle desteklenmesi gerekir, soyut beyan yeterli değildir.
Bedelsiz sermaye artırımı ise farklı bir mekanizmaya tabidir ve doktrinde tartışmalıdır. Bedelsiz artırımda şirkete dışarıdan yeni bir kaynak girmez; mevcut payın nominal değeri değişir, eşin malvarlığına yeni bir ekonomik değer eklenmez. Bu nedenle bedelsiz artırım kural olarak mevcut payın (kişisel malın) devamı sayılmalıdır. Ancak artırımın iç kaynağı — örneğin geçmiş yıl kârlarının sermayeye eklenmesi — evlilik içi kârdan oluşuyorsa, bu kısım için kısmen katılma alacağı doğabileceği doktrinde savunulmaktadır. Uygulamada bu ayrımın tam olarak künyeye bağlanmış bir içtihadı bulunmadığından, bedelsiz artırım iddiasında bilirkişi incelemesinin artırımın kaynağını (yedek akçe mi, kâr payı mı, dışarıdan sermaye konulması mı) net biçimde ortaya koyması beklenir.
8. Eşin Şirkette Çalışması: Maaş ile Temettünün Ayrıştırılması
Şirket ortağı olan eşin aynı zamanda şirkette yönetici veya çalışan olarak görev yapması hâlinde, gelirlerin nitelendirilmesi iki ayrı temele oturur. Eşin şirketten aldığı maaş, TMK m. 219/2-b.1 uyarınca “çalışmasının karşılığı olan edinim” olarak edinilmiş maldır; ortaklık payı nedeniyle aldığı temettü ise TMK m. 219/2-b.4 uyarınca “kişisel malların geliri” olarak edinilmiş maldır. Her iki gelir türü de sonuçta edinilmiş mal grubunda yer alsa da, şirket değerlemesi yapılırken bu kalemlerin doğru ayrıştırılması önemlidir: eşin aldığı maaş şirketin bir gider kalemidir ve net kârı (dolayısıyla pay değerini) azaltır. Piyasa rayicinin çok üzerinde bir maaş, gizli bir kâr dağıtımı niteliği taşıyabilir ve şirketin öz varlık değerinin düşük görünmesine yol açabilir; tersine, eşin fiilen çalışmasına rağmen hiç maaş almaması veya sembolik bir maaşla çalışması da şirketin kârının ve pay değerinin suni olarak artmasına neden olabilir. Yargıtay, yalnızca kâr payı üzerinden hesaplama yapılmasının eksik kalacağını, sermaye artışları ve öz varlık değişimlerinin de hesaba katılması gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 2. HD, E. 2023/2911, K. 2023/2387, T. 11.05.2023).
9. Kâr Dağıtımının Kasıtlı Olarak Engellenmesi
Eşin yönetiminde hâkim olduğu şirketlerde, boşanma süreciyle birlikte kâr dağıtımı yapmama veya kârı yedek akçelere aktararak şirket bünyesinde tutma stratejisi sıklıkla uygulanır. TMK m. 229/2 uyarınca, bir eşin diğerinin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler edinilmiş mallara değer olarak eklenir; şirketler hukukunda kâr dağıtımı genel kurulun takdirinde olsa da, bu yetkinin kötüye kullanılması tasfiye alacağının hesaplanmasında engel teşkil etmez. Kâr dağıtılmamış ancak şirket bünyesinde yeni yatırımlara veya sermaye artırımına dönüştürülmüşse, bu durum zaten payın sürüm değerine yansıyacaktır; ancak kârın kayıtlarda gizlenmesi veya muvazaalı borçlanmalarla saklanması durumunda mahkemenin gerçek kâr rakamına ulaşması gerekir (Yargıtay 8. HD, E. 2011/2285, K. 2011/3963, T. 05.07.2011). Mal rejiminin devamı süresince katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirler, mal rejiminin sona erdiği anda mevcutmuş gibi tasfiyeye dahil edilir (Yargıtay 2. HD, E. 2023/5357, K. 2023/3909, T. 13.09.2023). Bu konudaki mal kaçırma iddialarının ispat stratejisi Boşanmada Mal Kaçırma ve Muvazaa yazımızda ayrıca ele alınmaktadır.
10. Şirket Değerlemesi Nasıl Yapılır? (Genel Çerçeve)
TMK m. 232 uyarınca mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm (rayiç) değeri esas alınır. Şirketler özelinde bu, defter değeriyle yetinilmeyeceği anlamına gelir; defter değeri vergi mevzuatı gereği tarihi maliyetleri ve amortismanları yansıtır, şirketin gerçek ekonomik gücünü göstermez. Yargıtay, şirket değerinin mal rejiminin sona erdiği tarihteki ekonominin genel gidişatı, sektör konumu, bilanço değerleri, teknoloji ve ARGE faaliyetleri, pazarlama gücü, müşteri portföyü, kâr dağıtım politikası, gelecekteki nakit akışı tahminleri gibi çok sayıda unsur bir arada değerlendirilerek belirlenmesi gerektiğini istikrarlı biçimde vurgulamaktadır (Yargıtay 8. HD, E. 2020/3430, K. 2021/1818, T. 02.03.2021; Yargıtay 8. HD, E. 2016/10980, K. 2018/17131, T. 11.10.2018). Şirketin marka değeri, müşteri sadakati ve pazar payı gibi maddi olmayan unsurları (şerefiye) da değerlemeye dahil edilmelidir; bu unsurların göz ardı edilmesi, katılma alacağının eksik hesaplanmasına yol açar ve Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılır. Bu nedenle mahkemeler, tek bir mali müşavir yerine mali müşavir, iktisatçı ve hukukçudan oluşan üçlü bilirkişi heyetinden rapor almalıdır (Yargıtay 8. HD, E. 2020/3430, K. 2021/1818, T. 02.03.2021). Değerlemede tespit edilen sürüm değeri, mal rejiminin sona erdiği tarihten tasfiye (karar) tarihine kadar TÜFE dikkate alınarak güncellenir; bu, tasfiye sürecinin uzaması hâlinde alacaklı eşin hakkının enflasyon karşısında erimesini engeller (Yargıtay 8. HD, E. 2020/4589, K. 2021/4342, T. 25.05.2021). Birden fazla şirkette payı bulunan eşin tasfiyesinde her şirketin kendi risk profiline göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir; şirketlerin toplu bir “torba hesap” ile değerlendirilmesi hatalıdır. Değerleme yönteminin ve alacak hesabının somut adımları, artık değer ve katılma alacağı hesabını konu alan yazımızda ele alınmaktadır.
11. Aile Şirketlerinde İspat Yükü
Aile üyeleri tarafından kurulan ve yönetilen şirketlerde, payların edinilme kaynağına dair iddialar tasfiye sürecinin en çekişmeli kısmını oluşturur. TMK m. 222/3’teki yasal karine gereği bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir; davalı eşin şirketteki payının babasından miras kaldığını veya bağışlandığını iddia etmesi, bu karineyi tek başına çürütmez (Yargıtay 2. HD, E. 2024/6237, K. 2024/6107, T. 19.09.2024). İspatın yetersiz kalması hâlinde, payın kişisel mal olduğu iddiası reddedilir (Yargıtay 2. HD, E. 2021/5380, K. 2022/2492, T. 16.03.2022). Payın kişisel mal olduğunun ispatı yalnızca tanık beyanlarıyla değil, resmî kayıtlar ve para akışını gösteren belgelerle yapılmalıdır; eşler arasındaki ilişkilerin doğası gereği birçok işlemin belgesiz veya aile içi güvene dayalı yapılması, ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
12. Şirket Hisselerine İhtiyati Tedbir Konulabilir mi?
Mal rejimi tasfiyesi davası açıldığında, alacaklı eşin en büyük endişesi davanın sonuçlanmasına kadar geçen sürede şirket paylarının elden çıkarılmasıdır. HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir talep edilebilir; ancak tedbirin kapsamı, şirket tüzel kişiliğinin ticari faaliyetini felç etmeyecek şekilde yalnızca eşin şahsi pay sahipliği hakkıyla sınırlı tutulmalıdır. Şirketin banka hesaplarına, araçlarına veya taşınmazlarına doğrudan tedbir konulması, şirketin üçüncü kişi niteliği nedeniyle kural olarak mümkün değildir; tedbir, payın devrini, rehnini veya üzerinde tasarrufu engelleyecek şekilde pay defterine şerh verilmesi ve ticaret siciline bildirim yapılması şeklinde tesis edilir. Ayrıca önemle belirtilmelidir ki, boşanma davasıyla birlikte bu tedbir talep edilemez; tedbir talebi ancak mal rejimi tasfiyesi davası açıldıktan sonra ileri sürülebilir. Üçüncü kişilere yapılan pay devirlerinde, devrin bedelsiz veya sembolik bir bedelle yapılmış olması, işlemin gerçek bir satış değil muvazaalı bir devir olduğu karinesini güçlendirir; bu tür devirler TMK m. 229 kapsamında eklenecek değer olarak tasfiye hesabına dahil edilebilir.
13. Karşılaştırma Tablosu
| Durum | Nitelendirme |
|---|---|
| Rejim başlangıcında sahip olunan şirket payı | Kişisel mal (TMK 220/2) |
| Kişisel mal paydan doğan temettü (evlilik içi, dağıtılmış veya hak kazanılmış) | Edinilmiş mal (TMK 219/2-b.4) |
| Bedelli sermaye artırımı (evlilik içi, kaynağı ispatlanamayan) | Edinilmiş mal (karine) |
| Bedelsiz sermaye artırımı | Kural olarak kişisel malın devamı (iç kaynak evlilik içi kârsa tartışmalı) |
| Şirketin kendi malvarlığı (araç, taşınmaz, nakit) | Tasfiyeye doğrudan konu değil; yalnızca pay değerine yansır |
| Eşin şirketten aldığı maaş | Edinilmiş mal (çalışma karşılığı, TMK 219/2-b.1) |
| Kasıtlı olarak dağıtılmayan/gizlenen kâr | Eklenecek değer olarak tasfiyeye dahil edilir (TMK 229/2) |
| Halka açık şirket hissesi | Borsa rayici üzerinden değerleme |
| Halka açık olmayan şirket payı | Bilirkişi heyeti ile çok faktörlü değerleme |
14. Sıkça Sorulan Sorular
Boşanmada eşim şirkete ortak olabilir mi?
Hayır. Mal rejimi tasfiyesi bir alacak hakkı rejimidir; diğer eş şirkete ortak olmayı değil, payın ekonomik değeri üzerinden nakdi bir katılma alacağını talep edebilir.
Şirket hissesi boşanmada paylaşılır mı?
Payın kendisi, rejim başlangıcında sahip olunmuşsa kişisel maldır ve paylaşılmaz; ancak evlilik içinde hak kazanılan temettü ve (aksi ispatlanamayan) sermaye artırımları edinilmiş mal sayılır ve tasfiyeye girer.
Şirket ana sözleşmesinde pay devri kısıtlıysa ne olur?
Bu durumda mahkeme diğer eşi ortak yapamaz; tasfiye yalnızca nakdi bir alacak hakkı üzerinden yürütülür.
Kişisel mal olan şirket payından elde edilen kâr payı paylaşılır mı?
Evet. Payın kendisi kişisel mal olsa dahi, evlilik birliği süresince elde edilen veya hak kazanılan temettü edinilmiş mal sayılır ve tasfiye hesabına dahil edilir.
Bedelli sermaye artırımı boşanmada nasıl değerlendirilir?
Şirket payı evlilik öncesinden kişisel mal olsa dahi, rejim döneminde yapılan bedelli sermaye artırımı aksi ispat edilemedikçe edinilmiş mallardan karşılanmış sayılır ve bu kısım üzerinden katılma alacağı doğar.
Bedelsiz sermaye artırımı da edinilmiş mal sayılır mı?
Bedelsiz artırımda dışarıdan yeni bir kaynak girmediğinden kural olarak kişisel malın devamı sayılır; ancak artırımın kaynağı evlilik içi dağıtılmayan kârdan oluşuyorsa, bu kısım için kısmen katılma alacağı doğabileceği doktrinde tartışılmaktadır.
Eşim şirket kârını dağıtmayarak alacağımı azaltabilir mi?
Kârın kasıtlı olarak dağıtılmaması veya gizlenmesi, katılma alacağının hesaplanmasını engellemez; mahkeme gerekirse tüzel kişilik perdesini aralayarak gerçek kâr rakamına ulaşır ve bu tutarı tasfiye hesabına dahil eder.
Şirketin kendi malvarlığına (araç, taşınmaz) el konulabilir mi?
Hayır. Şirket, ortağından bağımsız bir tüzel kişiliğe sahiptir; tasfiyeye konu olan eşin şirketteki payıdır, şirketin malvarlığı değildir.
Şirket hissesi nasıl değerlenir?
Değerleme, mal rejiminin sona erdiği tarihteki sürüm (rayiç) değeri esas alınarak, bilirkişi heyeti tarafından bilanço verileri, sektör konumu, kâr dağıtım politikası ve gelecek nakit akışı tahminleri gibi unsurlar bir arada değerlendirilerek yapılır.
Şirket değerlemesinde tek bir bilirkişi yeterli midir?
Yargıtay, şirket değerlemesi gibi karmaşık davalarda mali müşavir, iktisatçı ve hukukçudan oluşan üçlü bilirkişi heyetinden rapor alınmasını aramaktadır.
Eşim şirkette çalışıp maaş alıyor, bu durum nasıl hesaba katılır?
Eşin aldığı maaş çalışma karşılığı edinilmiş maldır ve aynı zamanda şirketin bir gider kalemi olarak pay değerini etkiler; piyasa rayicinin dışına çıkan maaş uygulamaları bilirkişi incelemesinde ayrıca değerlendirilir.
Şahıs şirketindeki (adi ortaklık, kolektif şirket) pay nasıl nitelendirilir?
Aksine bir mal rejimi sözleşmesi yoksa, mesleğin icrası ve işletmenin faaliyeti nedeniyle edinilen malvarlığı değerleri işletme bünyesindeki demirbaşlar dâhil edinilmiş mal sayılır.
Şirket hisselerine ihtiyati tedbir konulabilir mi?
Evet, ancak yalnızca mal rejimi tasfiyesi davası açıldıktan sonra ve eşin şahsi pay sahipliği hakkıyla sınırlı olarak; şirketin kendi malvarlığına veya ticari faaliyetine tedbir konulamaz.
Halka açık şirket hissesi ile halka açık olmayan şirket payı arasında fark var mı?
Evet; halka açık şirkette borsa rayici objektif bir değerleme verisi sunarken, halka açık olmayan şirkette sürüm değeri ancak bilirkişi incelemesiyle tespit edilebilir.
Şirket payımı üçüncü bir kişiye devredersem alacağımdan kurtulur muyum?
Hayır; katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler, devir bedelsiz veya sembolikse özellikle, mal rejiminin sona erdiği anda payın hâlâ malvarlığında olduğu kabul edilerek tasfiye hesabına dahil edilir.
15. Sonuç
Boşanmada şirket payı, temettü ve sermaye artırımı meselesi, mal paylaşımı davalarının en teknik başlıklarından biridir. Doğru sonuca ulaşmak için önce payın rejim başlangıcındaki niteliği, ardından evlilik içi temettü ve sermaye artırımlarının kaynağı titizlikle ayrıştırılmalı; şirketin tüzel kişiliği ile ortağın şahsi payı arasındaki sınır korunmalı ve değerleme sürecinde uzman bir bilirkişi heyetinin görevlendirilmesi sağlanmalıdır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak, İstanbul’da boşanma ve mal paylaşımı davalarında şirket payı ve temettü uyuşmazlıklarını da kapsayan teknik dosyaları uzman bilirkişilerle iş birliği içinde yürütmekteyiz.
Bu makale, Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul