Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı, boşanmada mal paylaşımının ilk ve belirleyici aşamasıdır: bir malvarlığı değerinin paylaşıma girip girmeyeceği, o değerin hangi kesime girdiğine bağlıdır. Ölçüt basit görünür — evlilik içinde karşılığı verilerek elde edilen değerler edinilmiş mal, evlilik öncesinden gelenler ile miras ve bağış yoluyla gelenler kişisel maldır. Uygulamada işi zorlaştıran şey ise bu tanımların kendisi değil, malların zaman içinde biçim değiştirmesidir: kişisel mal satılıp yenisi alınır, bir taşınmaz hem birikimle hem kredi ile edinilir, arsa daireye dönüşür, hisse temettü üretir. Bu yazı, tam da o gri alanları — ikame zincirini, karma finansmanı, gelir ile değer artışı arasındaki farkı — Yargıtay uygulaması üzerinden ele alır.
Aşağıdaki bölümler nitelendirmeye, yani bir değerin hangi kesime girdiğine odaklanır. Katılma alacağının, değer artış payının ve denkleştirmenin nasıl hesaplandığı ayrı bir konudur; buna yalnızca gerektiği yerde değinilir.
Kanun metni: TMK m. 219–222
Madde 219 – Edinilmiş mallar
Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
4. Kişisel mallarının gelirleri,
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Madde 220 – Kişisel mallar
Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. Manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.
Madde 221 – Sözleşmeye göre kişisel mallar
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.
Madde 222 – İspat
Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların paylı mülkiyetinde sayılır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir.
Nitelendirmenin ölçütü: karşılığını vererek elde etmek
Kanun edinilmiş malı tek bir ölçüte bağlar: mal rejiminin devamı süresince karşılığı verilerek elde edilmiş olmak. Buradaki karşılık yalnızca para değildir; eşin emeği, bir hakkını devretmesi ya da bir yükümlülük altına girmesi de karşılık sayılır. Maaş, ücret, prim, ticari kazanç, serbest meslek geliri bu ölçütü doğrudan karşılar.
Buna karşılık hiçbir karşılık verilmeden elde edilen değerler kişisel maldır. Miras, bağış, ikramiye niteliğindeki karşılıksız kazandırmalar bu gruba girer. Ayrıca mal rejimi başlamadan önce eşin malvarlığında bulunan her şey — nasıl edinildiğine bakılmaksızın — kişisel maldır.
İki listenin hukuki niteliği aynı değildir ve bu fark pratikte sonuç doğurur. TMK m. 219’daki sayım örnekleyicidir; madde “özellikle şunlardır” diyerek başka edinim türlerinin de bu kesime girebileceğini kabul eder. TMK m. 220’deki sayım ise sınırlıdır. Dolayısıyla listede bulunmayan bir değeri kişisel mal saymak için ya ikame ilkesine ya da bir mal rejimi sözleşmesine dayanmak gerekir; “bu da bir tür kişisel eşyadır” biçiminde bir genişletme mümkün değildir.
Zaman ölçütü de ayrıca önemlidir. Mal rejimi başlamadan önce ya da sona erdikten sonra elde edilen değerler edinilmiş mal sayılmaz. Yasal mal rejimi 1 Ocak 2002’de yürürlüğe girdiğinden, bu tarihten önce evlenen çiftlerde evlilik tarihi ile 2002 arasındaki dönem mal ayrılığına tabidir ve o döneme ilişkin talepler farklı bir hukuki çerçevede değerlendirilir. Bu iki eşiği birbirine karıştırmamak gerekir: 2002’den sonra evlenen bir çift bakımından belirleyici olan tek eşik evlilik tarihidir. Mal rejimi türlerinin ayrıntısı ve 2002 geçişinin sonuçları için evlilikte geçerli olan mal rejimlerini karşılaştırdığımız yazımıza bakabilirsiniz.
Edinilmiş mal karinesi ve ispat yükü
TMK m. 222 tasfiyenin ispat omurgasını kurar ve pratikte davaların kaderini belirler. Kuralın üçüncü fıkrası açıktır: bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir. Bu, kişisel mal iddiasında bulunan eşe ağır bir yük yükler. “Bu evi evlenmeden önce almıştım”, “bu parayı babam verdi” biçimindeki beyanlar tek başına yeterli değildir.
Yargıtay bu noktada soyut anlatıma itibar etmez. Bir kararda, banka hesabındaki paranın annesinin kira alacağı olduğu savunulmuş; dinlenen tanık beyanlarının soyut ve genel olduğu, iddiayı ispatlayacak başka delil de sunulmadığı gerekçesiyle para edinilmiş mal sayılmıştır (2. HD, E. 2023/1977, K. 2024/3045). Başka bir dosyada eş, hesabın açılmasında kullanılan paranın üçüncü kişi tarafından gönderildiğini ileri sürmüş; bu paranın borç olarak alındığı, hatta bir kısmının geri ödendiği anlaşıldığından savunmaya itibar edilmemiştir (2. HD, E. 2023/3779, K. 2024/5474).
Karinenin bir başka yüzü de şudur: katılma alacağı kanundan doğar. Talep eden eşin geliri olması ya da mala fiilen katkıda bulunmuş olması aranmaz. Yargıtay bunu açıkça ifade eder: “Katılma alacağı, Kanun’dan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur” (2. HD, E. 2023/620, K. 2024/2821). Ev içinde çalışan ve kayıtlı geliri bulunmayan eşin de edinilmiş mallar üzerinde hakkı vardır.
Hangi kayıtların hangi kurumdan isteneceği ve malvarlığı araştırmasının nasıl yürütüleceği başlı başına bir konudur ve bu yazının kapsamı dışındadır.
Tapu kaydı nitelendirmede belirleyici midir?
Hayır. Tapu sicili mülkiyetin kime ait olduğunu gösterir; malın hangi mal kesimine girdiğini göstermez. Mal rejiminin tasfiyesi mülkiyeti değil, o mülkiyetin edinilmesinde kullanılan ekonomik kaynağın paylaşımını konu alır. Bu nedenle taşınmazın eşlerden yalnız biri adına kayıtlı olması, diğer eşin katılma alacağını ortadan kaldırmaz.
Bunun tersi de doğrudur: tapuda kendi adına kayıtlı olan eş, malın kişisel malı olduğunu ispatlayabilirse mal tasfiye dışında kalır. Yargıtay, tek bir tapu altında toplanmış bir taşınmazın farklı kaynaklardan beslenen kısımlarının ayrıştırılmasını zorunlu görür. Miras yoluyla gelen hissenin kişisel mal olduğu, buna karşılık diğer mirasçılardan bedeli ödenerek satın alınan kısmın edinilmiş mal sayılması gerektiği belirtilmiştir (2. HD, E. 2023/9429, K. 2024/7887). Yine miras taksimine dayalı kişisel mal savunmasının araştırılmaması bozma sebebi sayılmıştır (2. HD, E. 2024/8166, K. 2025/11072).
Aile büyüklerinden gelen devirler: gizli bağış karinesi
Uygulamada sık görülen bir durum, eşlerden birine anne veya babası tarafından yapılan taşınmaz devirlerinin tapuda satış olarak gösterilmesidir. Bu işlemler gerçekte çoğu zaman bedelsizdir. Yargıtay burada hayatın olağan akışına dayanan bir fiilî karine kabul eder ve devri bağış sayar: eşlerden birinin anne veya babası tarafından yapılan bu tür malvarlığı devirleri karşılıksız kazandırma olarak değerlendirildiğinden, eşe geçen bu malvarlığı onun kişisel malı kabul edilir (8. HD, E. 2016/17154, K. 2018/19409).
Aynı yönde başka bir kararda, taşınmaz hisselerinin karşılıksız verildiğini ispatlayan eş bakımından edinilmiş mal karinesinin çürütüldüğü kabul edilmiştir (2. HD, E. 2023/6434, K. 2023/4422). Bu karine iki yönlü çalışır: aileden gelen devri bağış saymak isteyen eşin işini kolaylaştırırken, gerçekten bedel ödenerek satın alındığını savunan tarafın elini zorlaştırır. Gerçek bir satış iddiası, ödemenin yapıldığını gösteren somut belge ister.
Aynı mantık aile büyüklerinin nakit yardımları için de geçerlidir. Konut alımında kullanılmak üzere gönderilen para kural olarak bağış sayılır ve alan eşin kişisel malıdır; o parayla edinilen taşınmazın karşılık gelen kısmı da ikame yoluyla kişisel mal niteliği taşır. Nitekim konut kredisinin kapatılmasında kullanılan tutarın bir bölümünün eşin ailesi tarafından gönderilen parayla karşılandığı bir dosyada, kredi ödemeleri yönünden de kadın lehine kişisel mal denkleştirmesi yapılması gerektiği belirtilmiştir (2. HD, E. 2023/2729, K. 2024/1696).
Paylı mülkiyet olarak tescil edilen taşınmazlar
Eşlerin bir taşınmazı bilinçli olarak paylı mülkiyet biçiminde, örneğin yarı yarıya tescil ettirmeleri farklı bir sonuç doğurabilir. Yargıtay, evlilik birliği devam ederken eşlerin serbest iradeleriyle gerçekleştirdikleri bu paylaşımla her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (8. HD, E. 2018/15467, K. 2019/1405). Aynı yaklaşım, banka hesaplarındaki tutarların eşler arasında paylaştırıldığı bir dosyada da benimsenmiştir (2. HD, E. 2023/6434, K. 2023/4422).
Bu sonucun otomatik olmadığını vurgulamak gerekir. Belirleyici olan, eşlerin paylaşım iradesini açıkça ortaya koyan bilinçli bir tescil işleminin bulunmasıdır. TMK m. 222’nin ikinci fıkrasındaki “hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar paylı mülkiyette sayılır” kuralı ise bambaşka bir durumu düzenler: orada paylı mülkiyet, ispatsızlığın sonucu olarak kanun tarafından varsayılır. İkisini birbirine karıştırmamak gerekir.
İkame ilkesi: kişisel malın yerine geçen değerler
Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımının en çok uyuşmazlık doğuran başlığı ikame, yani yerine geçme ilkesidir. Kanun bunu iki ayrı yerde düzenler: edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal (m. 219/2-b.5), kişisel malların yerine geçen değerler kişisel mal sayılır (m. 220/4).
İlkenin işlevi, bir malvarlığı değerinin biçim değiştirmesi hâlinde özünü korumaktır. Evlilikten önce sahip olunan daire satılıp yerine başka bir daire alınırsa, yeni daire de kişisel maldır. Kişisel mal niteliğindeki taşınmazın kamulaştırılması hâlinde ödenen kamulaştırma bedeli, o taşınmazın nakde dönüşmüş hâlidir ve kişisel mal olarak kalır. Aynı şekilde kişisel malın zarar görmesi üzerine ödenen sigorta tazminatı da malvarlığındaki eksilmeyi telafi ettiğinden ikame değer sayılır. Yargıtay ilkeyi kısa ve net biçimde ifade etmiştir: kişisel malın yerine geçen değerler de kişisel maldır (2. HD, E. 2007/6042, K. 2007/8727).
İkame ilkesi sınırsız değildir. Yeni malın bedeli tümüyle kişisel maldan karşılanmışsa yeni mal bütünüyle kişisel mal olur; kısmen karşılanmışsa mal karma nitelik kazanır ve aşağıda açıklanan oransal bölünme devreye girer. Uygulamada mahkemelerden, elden çıkarılan kişisel malın satış tarihindeki değeri ile yeni edinilen malın edinme tarihindeki değerinin karşılaştırılması istenir; bu karşılaştırma yapılmadan verilen kararlar eksik inceleme nedeniyle bozulmaktadır (2. HD, E. 2023/557, K. 2024/1925).
İkame zinciri nasıl ispatlanır?
İkame savunmasının kaderini ispat belirler. “Kişisel malımı sattım, bu evi onunla aldım” demek yeterli değildir; satılan mal ile yeni mal arasındaki bağın belgeyle kurulması gerekir. Yargıtay’ın mahkemelerden istediği inceleme sırası bu bağın nasıl kurulacağını gösterir: önce eşin evlilik öncesine ait mallarına ilişkin kayıtlar ilgili kurumlardan getirtilir, ardından bu malların elden çıkarılma tarihleri tespit edilir, sonra bu değerlerin yeni edinim içindeki oranı belirlenir (2. HD, E. 2007/12851, K. 2008/5837).
Bu zincirde kritik halka zamandır. Satıştan gelen paranın yeni malın alımında kullanıldığı sonucuna varılabilmesi için iki işlem arasında hayatın olağan akışına uygun bir yakınlık bulunmalıdır. Yargıtay bunu açıkça bir ölçüt olarak kullanır: çekilen paraların taşınmazların edinme tarihine yakınlığı ve öncelik-sonralık ilişkisi göz önünde bulundurulduğunda, bu paraların taşınmazların edinilmesinde kullanıldığının kabulü gerekir (2. HD, E. 2021/5361, K. 2022/2454). Aradan yıllar geçmişse ve paranın bu süre boyunca nerede tutulduğu belgelenemiyorsa, bedelin evlilik birliği içinde tüketildiği ya da diğer değerlerle ayırt edilemeyecek biçimde karıştığı sonucuna varılır.
Sık karşılaşılan bir sorun da kişisel malın satış bedelinin, maaş ve kira gibi edinilmiş gelirlerin bulunduğu bir hesaba yatırılarak karışmasıdır. Karışma tek başına ikame savunmasını ortadan kaldırmaz; ancak karineyi çürütmeyi belirgin biçimde zorlaştırır. Eş, banka kayıtları ve dekontlar üzerinden paranın hesaba girişini ve yeni malın alımı için çıkışını izlenebilir biçimde gösterebiliyorsa ikame kuralı uygulanmaya devam eder. Bunu yapamadığı dosyalarda sonuç değişmez: paranın kişisel mal olduğu ispatlanamadığından edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekir (8. HD, E. 2015/9904, K. 2017/368); hesap bakiyesinin kişisel mal olduğunu ispatlayamayan eş bakımından diğer eşin katılma alacağı doğar (2. HD, E. 2024/317, K. 2024/1080).
Pratik sonuç açıktır: kişisel maldan gelen paranın ayrı bir hesapta tutulması, tasfiye anında binlerce sayfa hesap dökümünden çok daha güçlü bir savunma sağlar.
Karma finansmanla edinilen mallar ve oransal bölünme
Bir malın bedeli kısmen kişisel maldan, kısmen edinilmiş maldan karşılanmışsa mal karma finansmanlıdır. Bu durumda malın tamamını tek bir kesime dahil etmek hakkaniyete aykırı olur; Yargıtay oransal belirleme yöntemini uygular. Malın edinim tarihindeki bedeli içinde kişisel maldan gelen kısmın ve edinilmiş maldan gelen kısmın payı yüzde olarak saptanır; tasfiye aşamasında bu oranlar malın güncel değerine uygulanır.
Yöntem somut kararlarda görülebilir. Bir dosyada taşınmazın ediniminde kullanılan kredinin oranı ile kişisel maldan karşılanan miktar ayrı ayrı belirlenerek toplam oran üzerinden denkleştirme yapılmıştır (2. HD, E. 2023/3310, K. 2024/5478). Aynı kararda, evlilik öncesinde edinilmiş bir aracın satış bedeliyle alınan yeni aracın kişisel mal yerine geçen ikame değer olduğu ve tasfiye dışında kalması gerektiği kabul edilmiştir. TOKİ gibi uzun vadeli taksitli edinimlerde de aynı mantık işletilir: sözleşme bedelinin taşınmazın edinme tarihindeki değerine oranı bulunur ve bu oran güncel değerle çarpılır (2. HD, E. 2023/1977, K. 2024/3045).
Burada dikkat edilmesi gereken bir kavram ayrımı vardır. Aynı eşin kişisel malı ile edinilmiş malı arasında bir değer kayması olmuşsa denkleştirme; bir eşin diğer eşe ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız katkısı varsa değer artış payı gündeme gelir. Malın kendisinin oransal olarak bölünmesi ise bu ikisinden ayrı, bir nitelendirme işlemidir. Hesaplama yöntemleri ve bu üç kurumun ayrıntısı ayrı bir yazının konusudur.
Kredili ve taksitli edinimler
Konut ve taşıt kredileriyle edinilen mallar, karma finansmanın en yaygın görünümüdür. Kural olarak evlilik birliği içinde çekilen ve taksitleri ödenen krediler, aksi ispatlanmadıkça edinilmiş maldan ödenmiş sayılır. Bu karineyi çürütmek isteyen eş, taksitlerin kişisel malından karşılandığını belgelemek zorundadır. Belediyeye yapılan bir ödemenin kişisel malla karşılandığının iddia ve ispat edilemediği dosyada, ödemenin edinilmiş maldan yapıldığının kabulü gerektiği belirtilmiştir (2. HD, E. 2023/620, K. 2024/2821).
Evlilikten önce satın alınıp taksitleri evlilik içinde ödenmeye devam eden taşınmazlarda mal ne bütünüyle kişisel ne de bütünüyle edinilmiş maldır. Evlilik öncesinde ödenen peşinat ve taksitler kişisel mal kesimine, evlilik içinde ödenenler ise edinilmiş mal kesimine ait sayılır ve toplam bedel içindeki oranlarına göre bölünme yapılır. Mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenen taksitler ise tasfiyeye dahil edilmez.
Kooperatif ve TOKİ konutları
Kooperatif üyeliğiyle edinilen konutlarda sık yapılan hata, tahsis tarihini ya da tapu tescil tarihini esas almaktır. Yargıtay bu tarihleri değil, ödemelerin yapıldığı takvimi esas alır. Ödemelerin bir bölümünün mal ayrılığı, bir bölümünün edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde yapıldığı hâllerde, mal ayrılığı dönemindeki ödemelere her bir eşin yaptığı katkı oranının sonraki rejime kişisel mal olarak geçeceği kabul edilmektedir (2. HD, E. 2020/3311, K. 2021/1183).
Hesaplama da aynı mantıkla kurulur: ilgili döneme yapılan ödemelerin toplam ödeme içindeki oransal karşılığı bulunur ve bu oran meskenin değeriyle çarpılır (8. HD, E. 2017/9168, K. 2019/6824). Uzun vadeli ödeme takvimine bağlanan her edinimde — kooperatif, TOKİ, taksitli satış — sorulacak soru aynıdır: hangi ödeme, hangi dönemde, hangi kaynaktan yapıldı?
Kat karşılığı inşaat ve kentsel dönüşüm
Kişisel mal niteliğindeki bir arsanın evlilik içinde kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi, malın özündeki niteliği değiştirmez. Arsa payının bir bölümünün yükleniciye devri karşılığında arsa sahibi eşe düşen bağımsız bölümler, o arsanın yerine geçen değerlerdir. Yargıtay bunu açıkça ifade etmiştir: kişisel mallar yerine geçen değerler de kişisel mal sayılacağından, başlangıçtaki niteliği arsa olan taşınmazın sonradan kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle meskene dönüştürülmesinde de diğer eşin katılma alacağı bulunmamaktadır (8. HD, E. 2010/3917, K. 2011/44).
Burada gözden kaçırılan önemli bir ayrım vardır. Eşin konumu arsa sahibi mi yoksa yüklenici mi olduğuna göre sonuç değişir. Arsa sahibi eş bakımından bağımsız bölümler ikame yoluyla kişisel maldır; buna karşılık eşlerden biri yüklenici sıfatıyla inşaatı üstlenmiş ve karşılığında bağımsız bölüm edinmişse, bu bölümler onun emeğinin ve ticari faaliyetinin karşılığı olduğundan edinilmiş mal sayılır. Sözleşme evlilikten önce yapılmışsa yüklenici eş bakımından da kişisel mal söz konusu olur.
Kentsel dönüşümde de aynı silsile geçerlidir: kişisel mal niteliğindeki eski bağımsız bölümün yerine verilen yeni bağımsız bölüm kişisel mal olarak kalır. Ancak dönüşüm sürecinde daha büyük metrekare ya da daha nitelikli bir bağımsız bölüm için ek bedel ödenmişse veya kat karşılığı inşaatta şerefiye bedeli çıkmışsa, bu ek ödemelerin kaynağına bakılır. Ödeme edinilmiş maldan yapılmışsa taşınmaz o oranda karma nitelik kazanır. İstanbul’da dönüşüm süreçlerinin yaygınlığı düşünüldüğünde, dönüşüm sözleşmesi ile ek ödeme dekontlarının saklanması ileride belirleyici olabilmektedir.
Kişisel malın geliri ile değer artışı arasındaki fark
Bu ayrım, edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı içinde en sık karıştırılan noktadır ve sonucu doğrudan etkiler.
Kişisel malın geliri edinilmiş maldır. Evlilikten önce sahip olunan dairenin evlilik süresince tahsil edilen kirası, kişisel mevduatın faizi, kişisel mal niteliğindeki işletmenin evlilik içindeki kazancı bu gruba girer. Kural TMK m. 219/2-b.4’ten doğar ve Yargıtay bunu emredici bir çizgi olarak uygular: mal rejimi sözleşmesiyle aksi düzenlenmediği takdirde, kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır (2. HD, E. 2024/8166, K. 2025/11072). Aynı ilke Hukuk Genel Kurulu kararlarında da yinelenmiştir (HGK, E. 2020/458, K. 2021/889).
Kişisel malın değer artışı ise kişisel mal olarak kalır. Evlilikten önce alınan bir dairenin piyasa koşulları ve enflasyon nedeniyle değerlenmesi, malın kendisine bağlı bir artıştır. Burada mal biçim değiştirmez, yeni bir değer de üretilmez; dolayısıyla ortada kanunun anladığı anlamda bir gelir yoktur. Bu nedenle konjonktürel artış paylaşıma girmez.
İki hâli ayırmanın pratik yolu şu soruyu sormaktır: malvarlığına dışarıdan yeni bir değer girdi mi, yoksa mevcut malın fiyat etiketi mi değişti? Kira tahsil edildiğinde malvarlığına yeni bir değer girer; daire değerlendiğinde ise aynı mal daha pahalı hâle gelmiştir. Ancak artış eşin emeğiyle, harcamasıyla ya da iyileştirmesiyle sağlanmışsa tablo değişir; bu durumda katkının karşılığı ayrıca değerlendirilir.
Kişisel malın gelirinden, o malın korunması ve elde edilmesi için yapılan zorunlu giderlerin — emlak vergisi, sigorta primi, zorunlu onarım gibi — düşülmesi ve kalan net tutarın edinilmiş mal kesimine eklenmesi hakkaniyetin gereğidir.
Çalışma karşılığı edinimler ve işçilik alacakları
Maaş, ücret, prim, ikramiye ve serbest meslek kazancı çalışmanın karşılığı olduğundan edinilmiş maldır. Toplu ödenen işçilik alacakları ise özel bir ayrıma tabidir: belirleyici olan ödemenin yapıldığı tarih değil, o ödemeye hak kazandıran çalışmanın hangi döneme yayıldığıdır.
Kıdem tazminatı bunun tipik örneğidir. Tazminatın tamamı değil, yalnızca mal rejiminin geçerli olduğu döneme isabet eden çalışma karşılığı olan kısmı edinilmiş maldır. Bir kararda işçinin 1 Aralık 1975’te işe girdiği, 1 Ocak 2002’ye kadar geçen yaklaşık yirmi altı yıllık çalışmasının karşılığı olan kısmın kişisel mal olduğu belirlenerek kalan bölüm üzerinden hesap yapılması gerektiği vurgulanmıştır (2. HD, E. 2022/8319, K. 2024/696). Aynı yaklaşım, evlilik öncesi çalışma dönemine düşen kısım bakımından da geçerlidir.
İhbar tazminatı bakımından ise durum farklıdır. Bu tazminat geçmiş yılların birikimini değil, fesih öncesindeki bildirim süresini karşılar. Fesih ve ödeme mal rejimi devam ederken gerçekleşmişse tazminatın tamamı kural olarak edinilmiş mal sayılır.
Evlilik içinde hak kazanılmış olmakla birlikte mal rejiminin sona ermesinden sonra ödenen alacaklar da tasfiye dışında kalmaz; belirleyici olan hak ediş anıdır.
Emeklilik ikramiyesi ve iş göremezlik tazminatı
Sosyal güvenlik kurumlarının yaptığı ödemeler TMK m. 219/2-b.2 uyarınca edinilmiş mal sayılır. Ancak kanun bu ödemelerin tamamının paylaşıma girmesini önlemek için özel bir hesap kuralı öngörmüştür. TMK m. 228/2 uyarınca, toptan ödemeler ile iş gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar bakımından, ilgili kurumca ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktar kişisel mal olarak hesaba katılır (8. HD, E. 2016/20268, K. 2019/1114).
Bu kuralın mantığı sosyal güvenliktir. Emeklilik ikramiyesinin tamamının paylaşıma sokulması, emekli olan eşin boşanma sonrası yaşamını güvence altına alan hakkı ortadan kaldırır. Bu nedenle mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden ödemenin peşin sermayeye çevrilmiş değeri emekli olan eşin kişisel malı sayılır (2. HD, E. 2021/8490, K. 2022/6224). Hesap, eşin mal rejiminin sona erdiği tarihteki muhtemel bakiye ömrü esas alınarak yapılan aktüeryal bir işlemdir ve bilirkişi incelemesi gerektirir.
İş göremezlik tazminatında da ikili bir ayrım vardır. Tazminatın mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar olan dönemin kazanç kaybını karşılayan kısmı edinilmiş mal, sonraki döneme ilişkin kısmı ise aynı yöntemle hesaplanarak kişisel mal sayılır. Bu ayrım yapılmazsa, eşin sakatlığı nedeniyle gelecekte mahrum kalacağı kazançların yarısı diğer eşe verilmiş olur.
Bedensel zararlar nedeniyle ödenen manevi tazminat ise hiçbir hesaba tabi tutulmaz; TMK m. 220/3 uyarınca doğrudan kişisel maldır.
Bireysel emeklilik ve hayat sigortası birikimleri
Bireysel emeklilik sistemi zorunlu bir sosyal güvenlik kurumu ödemesi olmadığından, yukarıdaki özel hesap kuralı burada uygulanmaz. Yargıtay bu birikimlerde ölçütü primlerin kaynağına bağlar: bireysel emeklilikte biriken para, primler edinilmiş mal grubundan karşılanmışsa edinilmiş mal, kişisel mal grubundan karşılanmışsa kişisel mal sayılır. Primlerin hangi mal grubundan ödendiği kanıtlanamıyorsa TMK m. 222’nin ikinci ve üçüncü fıkraları devreye girer.
Pratikte primler çoğunlukla maaştan kesilerek ödendiği için birikim edinilmiş mal kabul edilir. Primlerini kişisel malından ödediğini savunan eş bunu belgelemek zorundadır.
Değerlemede de kullanışlı bir ölçüt vardır: mal rejiminin sona erdiği tarihte eşin sistemden ayrılması hâlinde ödenebilecek iştira bedeli ilgili sigorta şirketinden sorulur ve bu miktar mevcut kabul edilerek tasfiye yapılır. Birikimli hayat sigortalarında da aynı yol izlenir.
Şirket payları, temettü ve sermaye artırımı
Mal rejiminin başlangıcında eşin sahip olduğu şirket payları, TMK m. 220/2 uyarınca kişisel maldır. Payların nasıl edinildiği önemli değildir. Buna karşılık bu payların evlilik birliği içinde ürettiği kazanç, kişisel malın geliri olarak edinilmiş mal sayılır. Yargıtay, kişisel mal niteliğindeki şirket paylarına karşılık evlilik süresince alınan ya da hak kazanılan temettülerin edinilmiş mal kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir (2. HD, E. 2007/12851, K. 2008/5837). “Hak kazanılan” ibaresi önemlidir: fiilen dağıtılmamış olması tek başına bu kazancı tasfiye dışında bırakmaz.
Nitekim kârın dağıtılmayıp şirket bünyesinde bırakıldığı ve sermayeye eklenerek kullanıldığı bir dosyada, dağıtılmamış kâr payları ve öz varlık üzerinden diğer eşin katılma alacağı hakkı bulunduğu kabul edilmiştir (8. HD, E. 2016/11094, K. 2017/16726). Bu nedenle şirket defterleri, bilançolar ve mizanlar üzerinde hesap uzmanı incelemesi yaptırılması zorunludur; eksik inceleme bozma sebebidir (8. HD, E. 2016/507, K. 2016/13581).
Sermaye artırımlarında bedelli ve bedelsiz artırım ayrımı yapılmalıdır. Bedelli artırımda şirkete dışarıdan nakit konulur ve bu nakdin kaynağı belirleyicidir. Yargıtay evlilik içinde yapılan artırımlar için güçlü bir karine benimser: edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde yapılan sermaye artırımının aksi ispat edilemediğinden edinilmiş mallardan karşılandığının ve bu kısım üzerinde diğer eşin katılma alacağı hakkı bulunduğunun kabulü gerekir (2. HD, E. 2023/2911, K. 2023/2387). Karine, eşin şirkete evlenmeden önce ortak olduğu ve payının kişisel malı sayıldığı hâllerde bile artırılan kısım bakımından işler. Aksini ispat külfeti kişisel mal iddiasında bulunan eştedir (2. HD, E. 2023/2610, K. 2024/3008).
Bedelsiz sermaye artırımında ise durum tartışmalıdır. Şirketin iç kaynaklarının sermayeye eklenmesiyle yapılan artırımda eşin malvarlığına dışarıdan yeni bir değer girmez; mevcut payın nominal değeri değişir. Bu nedenle kök pay kişisel malsa, bedelsiz artırımla elde edilen payların da kural olarak kişisel malın devamı sayılması gerektiği savunulabilir. Ancak sermayeye eklenen iç kaynak evlilik birliği içinde elde edilmiş ve esasen edinilmiş mal sayılması gereken kârlardan oluşuyorsa, artırımın bu kısmı üzerinde diğer eşin hakkı doğabilir. Somut olayda kaynağın tespiti belirleyicidir.
Kişisel kullanıma yarayan eşyanın sınırı
TMK m. 220/1 yalnız bir eşin kişisel kullanımına yarayan eşyayı kişisel mal sayar. Giysi, kişisel bakım eşyası, kişisel spor malzemeleri bu tanıma rahatça girer. Yüksek değerli eşyalarda ise ölçüt zorlanır.
Belirleyici olan, eşyanın yalnızca bir eş tarafından kullanılıyor olması değil, kişisel kullanım amacına mı yoksa yatırım amacına mı hizmet ettiğidir. Günlük hayatta takılan, değeri makul sınırlar içindeki bir saat ya da takı kişisel maldır. Buna karşılık yatırım amacıyla alınan, saklanan ve piyasa değeri yüksek olan parçalar kişisel kullanım eşyası sınırını aşarak birer sermaye değerine dönüşür; evlilik içinde edinilmiş mallarla alınmışlarsa tasfiyeye dahil edilmeleri gerekir. Koleksiyonlar da doğası gereği birikim ve değerlenme hedefi taşıdığından aynı çerçevede değerlendirilir; ancak miras kalmış ya da evlilik öncesinden geliyorsa kişisel maldır.
Otomobil bakımından tablo daha nettir. Araç, niteliği gereği giysi ya da kişisel bakım eşyası gibi münhasıran kişisel kullanıma yarayan bir eşya sayılmaz; ekonomik değeri olan bir malvarlığı unsurudur. Evlilik içinde edinilen otomobil, fiilen kimin kullandığına bakılmaksızın edinilmiş maldır.
Düğünde takılan ziynet eşyaları ise ayrı bir rejime tabidir ve yerleşik uygulamada kadına bağışlanmış sayılarak onun kişisel malı kabul edilir. Bu konunun ayrıntısı, iade talebi ve ispat yöntemleri için düğün takılarının iadesine ilişkin yazımızı inceleyebilirsiniz.
Özel görünümler: kripto varlıklar, telif gelirleri, şans oyunları
Yeni malvarlığı türleri de aynı ölçütlerle nitelendirilir; kanun bunlar için ayrı bir kural öngörmemiştir.
Kripto varlıklar bakımından belirleyici olan, alımda kullanılan fonun kaynağıdır. Evlilik öncesi birikimle ya da kişisel malın satış bedeliyle alınan kripto varlık ikame yoluyla kişisel maldır; ancak bu bağın borsa hesap dökümleri ve banka transferleriyle izlenebilir biçimde gösterilmesi gerekir. Hesapta evlilik içi gelirlerle sürekli alım satım yapılmışsa fonlar karışır ve ispat güçleşir. Alım satımın süreklilik göstermesi, yani eşin bunu bir gelir faaliyeti hâline getirmesi durumunda elde edilen kazanç artık bir yatırım getirisi değil çalışmanın karşılığı sayılmalıdır. Bu konuda doğrudan bir Yargıtay içtihadı bulunmadığından, sonuç ticari faaliyet ve işletme gelirlerine ilişkin ilkelerden kıyasen çıkarılmaktadır.
Fikri haklarda manevi haklar ile mali hakları ayırmak gerekir. Eser sahibinin manevi hakları kişiye sıkı sıkıya bağlıdır ve tasfiyeye konu edilemez. Mali haklar ise devredilebilir birer malvarlığı değeridir. Eser evlilik içinde yaratılmışsa elde edilen telif gelirleri çalışmanın karşılığı olarak edinilmiş maldır. Eser evlilik öncesinde yaratılmış olsa dahi, evlilik süresince tahsil edilen telif ve lisans gelirleri kişisel malın geliri sıfatıyla yine edinilmiş mal kesimine girer. Mal rejiminin sona erdiği tarihte doğmuş ancak henüz tahsil edilmemiş telif alacakları da hesaba katılır.
Şans oyunlarında ölçüt, bilete karşılık verilip verilmediğidir. Bilet edinilmiş malla satın alınmışsa, çıkan ikramiye de edinilmiş mal sayılır; ödenen bedel ile kazanılan tutar arasındaki oransızlık sonucu değiştirmez. Buna karşılık hiçbir bedel ödenmeden, örneğin promosyon olarak verilen bir biletten çıkan ikramiye karşılıksız kazanma niteliğindedir ve kişisel mal sayılabilir. Her iki hâlde de ikramiyeyle sonradan alınan mallar, ikramiyenin dahil olduğu kesimin niteliğini korur.
Sözleşmeyle nitelendirmenin değiştirilmesi (TMK m. 221)
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle yasal nitelendirmeyi sınırlı ölçüde değiştirebilir. Madde iki ayrı imkân tanır ve bunların karıştırılmaması gerekir.
Birinci fıkraya göre eşler, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve normalde edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilirler. Böyle bir sözleşme varsa, işletmeden elde edilen kazançlar ve mesleki faaliyet sonucu biriken değerler tasfiyeye girmez.
İkinci fıkra ise farklı bir konuyu düzenler: eşler, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını kararlaştırabilirler. Bu, kira ve faiz gibi getirilerin paylaşım dışında kalmasını sağlar. Yargıtay bu istisnayı hep aynı kalıpla anar: mal rejimi sözleşmesiyle aksi düzenlenmediği takdirde kişisel malların gelirleri edinilmiş maldır (2. HD, E. 2024/8166, K. 2025/11072).
Bu imkân sınırsız değildir. Madde yalnızca iki hâli saymıştır; mal rejimi sözleşmeleri kanunun çizdiği çerçeveyle bağlı olduğundan, bunların dışındaki edinilmiş malların sözleşmeyle kişisel mal ilan edilmesi mümkün değildir. Sözleşmenin geçerliliği ayrıca şekil şartına bağlıdır. Sözleşmenin nasıl yapılacağı ve nelerin kararlaştırılabileceği için evlilik sözleşmesine ilişkin sayfamıza bakabilirsiniz.
Karşılaştırma tablosu
| Malvarlığı değeri | Nitelendirme | Dayanak ve not |
|---|---|---|
| Evlilik içinde maaşla alınan konut | Edinilmiş mal | m. 219/2-b.1; tapunun kimin adına olduğu önemsiz |
| Evlilikten önce sahip olunan taşınmaz | Kişisel mal | m. 220/2; edinme biçimi önemsiz |
| O taşınmazın evlilik içindeki kirası | Edinilmiş mal | m. 219/2-b.4; sözleşmeyle aksi kararlaştırılabilir |
| O taşınmazın piyasa değerindeki artış | Kişisel mal | Gelir değil, malın kendisine bağlı artış |
| Kişisel mal satılıp alınan yeni mal | Kişisel mal | m. 220/4 ikame; bağın belgeyle ispatı şart |
| Hem birikim hem kredi ile alınan konut | Karma | Kaynaklara göre oransal bölünme |
| Miras veya bağışla gelen mal | Kişisel mal | m. 220/2 karşılıksız kazanma |
| Kişisel arsanın kat karşılığı daireye dönüşmesi | Kişisel mal | İkame; yüklenici eş bakımından sonuç farklı |
| Kıdem tazminatı | Dönemsel | Rejim dönemine düşen kısım edinilmiş mal |
| Emeklilik ikramiyesi | Bölünür | m. 228/2; gelecek döneme düşen kısım kişisel mal |
| Manevi tazminat alacağı | Kişisel mal | m. 220/3; hesaba tabi değil |
| Evlilik öncesi şirket payı | Kişisel mal | m. 220/2; temettüsü edinilmiş mal |
| Evlilik içinde yapılan bedelli sermaye artırımı | Edinilmiş mal | Karine; aksini ispat artırımı yapan eşte |
| Evlilik içinde alınan otomobil | Edinilmiş mal | Kişisel kullanım eşyası sayılmaz |
Sık sorulan sorular
Evlenmeden önce aldığım ev boşanmada paylaşılır mı?
Hayır, evlilikten önce sahip olunan taşınmaz kişisel maldır ve kural olarak paylaşıma girmez; ancak evlilik süresince elde edilen kirası edinilmiş mal sayılır, evlilik içinde ödenen kredi taksitleri oranında bölünme gerekebilir ve eşin katkısı varsa ayrıca talep hakkı doğabilir.
Tapu benim üzerimeyse ev tamamen benim mi olur?
Hayır, tapu kaydı mülkiyeti gösterir ancak malın hangi kesime girdiğini belirlemez; evlilik içinde emek ve gelirle edinilen taşınmaz kimin adına kayıtlı olursa olsun edinilmiş maldır ve diğer eşin katılma alacağı doğar.
Hiç çalışmadım, yine de hak sahibi olur muyum?
Evet, katılma alacağı kanundan doğan bir haktır ve talep eden eşin gelirinin bulunması ya da mala fiilen katkıda bulunmuş olması aranmaz.
Miras kalan evi satıp yeni ev aldım, bu ev paylaşıma girer mi?
Kural olarak girmez, çünkü kişisel malın yerine geçen değer de kişisel maldır; ancak satıştan gelen paranın yeni evin alımında kullanıldığını banka kayıtları ve tarih uyumuyla ispatlamanız gerekir.
Kişisel malımdan gelen parayı ortak hesaba yatırdım, hakkımı kaybeder miyim?
Zorunlu olarak kaybetmezsiniz, ancak paranın diğer gelirlerle karışması ispatı belirgin biçimde zorlaştırır; paranın hesaba girişini ve yeni malın alımı için çıkışını izlenebilir biçimde gösterebilirseniz ikame kuralı uygulanmaya devam eder.
Ailem ev alırken para gönderdi, bu para eşimle paylaşılır mı?
Aile büyüklerinden gelen bu tür kazandırmalar kural olarak bağış sayılır ve alan eşin kişisel malıdır; o parayla karşılanan kısım oranında taşınmaz da kişisel mal niteliği taşır.
Babam tapuda satış göstererek evi bana devretti, bu ev edinilmiş mal mı sayılır?
Hayır, hayatın olağan akışına dayanan fiilî karine gereği anne veya baba tarafından yapılan bu tür devirler karşılıksız kazandırma kabul edilir ve devralan eşin kişisel malı sayılır.
Evi eşimle yarı yarıya tapuya kaydettirdik, tasfiyede ne olur?
Eşlerin serbest iradeleriyle yaptıkları bu bilinçli paylaşım, her bir payın o eşin kişisel mal grubuna terk edildiği biçiminde yorumlanabilir; sonuç somut olaydaki iradenin ortaya konulmasına bağlıdır.
Evlilik öncesi aldığım evin değeri çok arttı, bu artış paylaşılır mı?
Piyasa koşullarından kaynaklanan konjonktürel değer artışı kişisel mal olarak kalır; buna karşılık o evden elde edilen kira geliri edinilmiş maldır ve eşin emek veya harcamayla sağladığı artışlar ayrıca değerlendirilir.
Kıdem tazminatım paylaşıma girer mi?
Tazminatın tamamı değil, yalnızca mal rejiminin geçerli olduğu döneme isabet eden çalışma karşılığı olan kısmı edinilmiş mal sayılır; evlilik öncesi ve 2002 öncesi çalışma dönemine düşen bölüm kişisel maldır.
Emekli ikramiyemin tamamı eşimle paylaşılacak mı?
Hayır, mal rejiminin sona ermesinden sonraki döneme isabet eden kısmın peşin sermayeye çevrilmiş değeri kişisel mal sayılır ve bu ayrım aktüeryal bir hesapla yapılır.
Bireysel emeklilik birikimim paylaşıma girer mi?
Ölçüt primlerin hangi mal grubundan ödendiğidir; primler maaş gibi edinilmiş mallardan karşılanmışsa birikim edinilmiş mal, kişisel maldan karşılanmışsa kişisel mal sayılır ve kaynak ispatlanamazsa edinilmiş mal karinesi uygulanır.
Evlilikten önce ortak olduğum şirketin payları paylaşıma girer mi?
Paylar kişisel maldır, ancak evlilik süresince bu paylara karşılık alınan veya hak kazanılan temettüler edinilmiş mal sayılır ve rejim döneminde yapılan bedelli sermaye artırımı aksi ispatlanmadıkça edinilmiş maldan karşılanmış kabul edilir.
Kişisel arsam üzerine kat karşılığı bina yapıldı, daireler kimin olur?
Arsa kişisel malsa arsa sahibi eşe düşen bağımsız bölümler de ikame yoluyla kişisel mal sayılır; ancak şerefiye veya ek bedel edinilmiş maldan ödenmişse taşınmaz o oranda karma nitelik kazanır.
Kripto varlıklarım tasfiyeye dahil edilir mi?
Alımda kullanılan fonun kaynağına bakılır; evlilik öncesi birikimle alınan varlık ikame yoluyla kişisel mal sayılabilir, ancak bu bağın borsa ve banka kayıtlarıyla izlenebilir olması gerekir.
Eşimle sözleşme yaparak bu kuralları değiştirebilir miyiz?
Sınırlı ölçüde evet: mal rejimi sözleşmesiyle meslek veya işletme faaliyetinden doğan değerlerin kişisel mal sayılacağı ve kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağı kararlaştırılabilir, bunların dışına çıkılamaz.
Sonuç
Edinilmiş mal ve kişisel mal ayrımı, tasfiyenin geri kalanını belirleyen ilk adımdır ve çoğu dosyada uyuşmazlık kuralın kendisinde değil, kuralın somut malvarlığına uygulanmasında çıkar. Bir taşınmazın hangi kesime girdiği; alım bedelinin nereden geldiğine, ödemelerin hangi dönemde yapıldığına, malın biçim değiştirip değiştirmediğine ve bu zincirin belgeyle gösterilip gösterilemediğine bağlıdır.
Pratik sonuç şudur: kişisel mal savunması kayıtla ayakta durur. Evlilik öncesine ait tapu ve banka kayıtları, satış tarihleri, ödeme dekontları, veraset belgeleri ve prim dökümleri saklandığında ikame ve oransal bölünme lehe işletilebilir. Bu belgeler yoksa TMK m. 222’deki karine devreye girer ve mal edinilmiş mal sayılır. Mal paylaşımının bütününe ilişkin genel çerçeve için boşanmada mal paylaşımı yazımıza, aile konutu üzerindeki koruma için ise aile konutu şerhine ilişkin yazımıza göz atabilirsiniz.
Nitelendirme tartışmaları çoğu zaman bilirkişi incelemesi ve kapsamlı belge toplama gerektirdiğinden, dava açılmadan önce malvarlığı yapısının bir avukatla birlikte değerlendirilmesi hak kaybını önler. Büromuz, İstanbul’da aile hukuku alanında yürüttüğü çalışmalar kapsamında mal rejimi tasfiyesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda taraf vekilliği yapmaktadır.
Bu yazı Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul