Haysiyetsiz Hayat Sürme Nedeniyle Boşanma Davası (TMK 163)

Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası, eşlerden birinin toplumun genel değer yargılarıyla çatışan davranışlarını süreklilik gösterecek biçimde bir yaşam tarzı haline getirmesi ve bu yüzden onunla birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez hale gelmesi durumunda açılan özel bir boşanma davasıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde düzenlenen bu sebepte belirleyici olan, davranışın tek başına ağırlığı değil, süreklilik kazanarak yaşam biçimine dönüşmüş olmasıdır. Bir defaya mahsus gerçekleşen bir davranış, ne kadar ağır olursa olsun bu maddeye dayanak yapılamaz.

Haysiyetsiz hayat sürme nedir?

Türk Medeni Kanunu Madde 163 – Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”

Kanun haysiyetsiz hayat sürmeyi tanımlamamıştır. Kavramın çerçevesi yargı kararları ve doktrin tarafından doldurulur. Genel kabule göre haysiyetsiz hayat sürme, toplumun ahlak, namus, şeref ve haysiyet anlayışıyla açıkça çatışan bir yaşamın süreklilik göstererek yaşam biçimine dönüşmesidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kavramı şöyle somutlaştırır: haysiyetsiz hayat sürmenin varlığından söz edilebilmesi için eşin, sosyal hayatta toplumun genel değer yargılarıyla çatışan ve olumsuz nitelikte kabul edilen davranışının süreklilik göstermesi ve bu davranışın diğer eş için birlikte yaşamayı ondan beklenemez hale getirmesi gerekir (2. HD, 2011/22536 E., 2012/17686 K.).

Kavramın takdiri niteliği burada önemlidir. Neyin haysiyetsiz sayılacağı toplumdan topluma ve zamana göre değişebilir. Bu nedenle mahkeme, kalıplaşmış bir liste üzerinden değil, somut olayın koşulları üzerinden değerlendirme yapar. Uygulamada eski tarihli bazı derlemelerde yer alan ve bugünün hukuki anlayışıyla bağdaşmayan örneklerin tekrarlanması sık rastlanan bir hatadır; ölçüt kişinin kimliği veya yaşam tercihi değil, davranışın süreklilik göstermesi ve ortak hayatı çekilmez kılmasıdır.

Sebebin hukuki niteliği

Haysiyetsiz hayat sürme; özel, nisbi ve kusura dayalı bir boşanma sebebidir.

Özeldir, çünkü Kanun’da ayrıca düzenlenmiştir. Nisbidir, çünkü haysiyetsiz bir yaşamın varlığı tek başına yeterli değildir; ayrıca bu yaşam nedeniyle birlikte yaşamanın diğer eşten beklenemez hale geldiğinin ortaya konulması gerekir. Kusura dayalıdır, çünkü söz konusu yaşam biçiminin eşin iradi tercihiyle sürdürülmesi aranır.

Bu sebebin bir başka özelliği, aynı olguların çoğu zaman genel boşanma sebebini de oluşturmasıdır. Yargıtay, haysiyetsiz yaşamaya ilişkin özel sebebin aynı zamanda TMK 166/1’deki genel nitelikteki boşanma sebebini de oluşturduğunu belirtmiştir (2. HD, 2012/24990 E., 2013/10996 K.). Bu tespit, dava stratejisinin temelidir.

Süreklilik unsuru: davanın belkemiği

TMK 163’e dayalı davaların büyük çoğunluğu süreklilik unsuru nedeniyle reddedilir. Kanun metnindeki “hayat sürme” ifadesi tesadüfi değildir; aranan, tek bir olay değil bir yaşam biçimidir.

Yargıtay bu sınırı açıkça çizmiştir: süreklilik göstermeyen bir defalık davranış, TMK 166’daki evlilik birliğinin temelinden sarsılması için yeterli olabilirse de haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı boşanma kararı için yeterli değildir (2. HD, 2011/22536 E., 2012/17686 K.).

Süreklilik ne kadar sürmelidir? Kanunda ve içtihatta sayısal bir ölçü yoktur. Belirleyici olan sürenin uzunluğu değil, davranışın benimsenmiş bir tarza dönüşmüş olmasıdır. Yargıtay bunu şöyle ifade eder: haysiyetsiz hayattan söz edilebilmesi için başkalarıyla ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması ve bu şekilde yaşamanın az veya çok devamlılık göstermesi gerekir (2. HD, 2014/3225 E., 2014/15341 K.).

Buradan iki pratik sonuç çıkar. Birincisi, çok uzun bir zaman dilimi şart değildir; sınırlı bir dönemde de olsa davranışın tarz haline geldiği ortaya konulabiliyorsa unsur gerçekleşmiş sayılır. İkincisi, aralıklı ve birbirinden kopuk münferit olayların toplanması süreklilik yaratmaz; olaylar arasında bir örüntü, bir yaşam düzeni bulunmalıdır.

Hangi davranışlar haysiyetsiz hayat sürme sayılır?

Yargı kararlarında bu kapsamda değerlendirilen başlıca olgular şunlardır:

  • Para karşılığı ilişki kurmayı sürekli hale getirmek, bu amaçla yer işletmek veya aracılık etmek
  • Aile bütçesini ve düzenini sürekli tehlikeye atan kronik kumar alışkanlığı
  • Ağır alkol veya uyuşturucu bağımlılığını yaşam biçimi haline getirmek
  • Üçüncü kişilerle süreklilik gösteren, fiili birlikteliğe dönüşmüş evlilik dışı ilişkiler
  • Ekonomik durumu elverişli olduğu halde dilencilik yapmak

Somut örnekler bakımından Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanmak ve bulundurmak suçundan ceza alması ile başka bir kişiyle birlikte yaşamasını birlikte değerlendirmiştir (2. HD, 2023/6552 E., 2023/4248 K.). Başka bir kararda, evli iken birden fazla kez ve farklı kişilerle nişanlanma ve makul bir sebebi olmaksızın yapılan seyahatler bu kapsamda ele alınmıştır (2. HD, 2024/2104 E., 2024/1959 K.). Erkeğin evlilik süresince dört farklı kadından beş çocuğunun bulunması, haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayalı davanın kabulü için yeterli görülmüştür (2. HD, 2023/9155 E., 2023/6482 K.). Bir başka dosyada, eşin başka biriyle fiili birliktelik yaşaması ve aynı evde oturmaları süreklilik arz eden eylem sayılarak haysiyetsiz hayat sürme sebebinin ispatlandığı sonucuna varılmıştır (2. HD, 2023/2784 E., 2023/6018 K.).

Bu örnekler bir liste değil, ölçütün somut olaya nasıl uygulandığını gösteren örneklerdir. Aynı davranış, süreklilik göstermediği bir olayda bu madde kapsamında değerlendirilmeyebilir.

Eylemin suç teşkil etmesi gerekir mi?

Hayır. Haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanmak için eylemin ceza kanunları bakımından suç oluşturması gerekmez. Bu, aynı maddede düzenlenen küçük düşürücü suç işleme sebebinden en önemli ayrımdır.

Hukuka aykırı olmayan, hatta yasal bir faaliyet dahi, toplumun değer yargılarıyla çatışması ve süreklilik göstermesi koşuluyla bu kapsamda değerlendirilebilir. Tersi de doğrudur: bir eylemin suç oluşturması, onu kendiliğinden haysiyetsiz hayat sürme yapmaz; süreklilik unsuru yine aranır.

Uygulamada iki sebep sık sık bir arada gerçekleşir. Örneğin uyuşturucu ticareti hem küçük düşürücü suç işleme hem de yaşam biçimine dönüşmüşse haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanak olabilir (2. HD, 2023/6552 E., 2023/4248 K.). Bu durumda dava her iki sebebe birlikte dayandırılabilir. Suç boyutunun ayrıntıları için küçük düşürücü suç işleme nedeniyle boşanma yazımızı inceleyebilirsiniz.

Güven sarsıcı davranış ile haysiyetsiz hayat arasındaki sınır

Uygulamada en sık yapılan hata, her güven sarsıcı davranışın bu madde kapsamına sokulmasıdır. Oysa Yargıtay bu konuda oldukça seçicidir.

Eşin başka biriyle arkadaşlık kurması ve telefon görüşmeleri yapması, güven sarsıcı davranış niteliğinde olsa da tek başına zinanın veya haysiyetsiz hayat sürmenin kabulü için yeterli görülmemiştir (2. HD, 2015/14180 E., 2016/5488 K.). Bu tür davranışlar, kusur değerlendirmesinde dikkate alınmak üzere TMK 166/1 kapsamında ele alınır.

Eşik, ilişkinin bir yaşam tarzı olarak benimsenmesidir. Mesajlaşma, kısa süreli yakınlaşma veya tek seferlik bir ilişki bu eşiği aşmaz. Buna karşılık fiili birlikteliğe dönüşmüş, süreklilik kazanmış ilişkiler bu kapsamda değerlendirilir.

Bu ayrım dava stratejisi bakımından hayatidir. Yanlış hukuki sebebe dayanmak, haklı olduğunuz bir dosyada davanın reddine yol açabilir. Bu nedenle davanın terditli açılması, yani öncelikle TMK 163’e, sabit görülmezse TMK 166/1’e dayanılması uygulamada tercih edilen yoldur. Nitekim Yargıtay, TMK 163 koşulları oluşmamış olsa dahi aynı davranışların TMK 185’teki evlilik birliğinin mutluluğunu sağlama ve sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve ortak hayatı sürdürmenin diğer eşten beklenemeyeceğini kabul etmiştir (2. HD, 2014/3225 E., 2014/15341 K.).

Zina ile ilişkisi

Süreklilik gösteren evlilik dışı ilişkilerde zina (TMK 161) ile haysiyetsiz hayat sürme sebepleri yarışabilir. İki sebep birbirini dışlamaz; dava her ikisine birlikte dayandırılabilir.

Aralarındaki temel farklar şunlardır. Zina, cinsel ilişkinin ispatını gerektirir ve tek bir eylem yeterlidir; haysiyetsiz hayat sürmede ise cinsel ilişkinin ispatı şart değildir, ancak süreklilik aranır. Zina, öğrenmeden itibaren altı ay ve her halde beş yıllık hak düşürücü süreye tabidir; haysiyetsiz hayat sürmede böyle bir süre öngörülmemiştir.

Pratik önem: Zina bakımından hak düşürücü süre kaçırılmış olsa dahi, aynı olgular süreklilik gösteren bir yaşam biçimine işaret ediyorsa haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanılabilir. Bu sebepte hak düşürücü süre bulunmaması, süresi geçmiş zina iddialarının değerlendirilmesine imkan tanır. Ancak burada da af ve hoşgörü savunması gündeme gelebileceğinden gecikmenin bir maliyeti vardır.

Bağımlılık halleri ve kusur

Kronik kumar, ağır alkol ve uyuşturucu bağımlılığı uygulamada en sık ileri sürülen olgulardandır. Ancak bağımlılığın varlığı tek başına yeterli değildir; birkaç noktanın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Birincisi süreklilik ve yaşam biçimine dönüşme. Dönemsel alkol kullanımı ile ailenin düzenini ve bütçesini sürekli tehdit eden bir bağımlılık hali farklı değerlendirilir.

İkincisi kusur. Bu sebep kusura dayalı olduğundan, yaşam biçiminin eşin iradi tercihiyle sürdürülmesi aranır. Tedavi arayışında olan, girişimde bulunan ancak sonuç alamayan eş bakımından kusur değerlendirmesi farklı olabilir. Buna karşılık tedaviyi reddederek bağımlılığı bilerek sürdürmek kusuru ağırlaştırır.

Üçüncüsü, bağımlılığın akıl sağlığı boyutuna ulaşması. Ayırt etme gücünü ortadan kaldıracak düzeydeki bir hal söz konusuysa kusura dayalı bu sebebe dayanılamaz; koşulları varsa akıl hastalığı sebebiyle boşanma (TMK 165) veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması değerlendirilir.

Yaşam biçiminin evlilik içinde sürmüş olması

Haysiyetsiz hayatın evlilik birliği devam ederken sürdürülmüş olması gerekir.

Eşin evlilik öncesinden bilinen ve evlenmeyle birlikte sona ermiş bir geçmişi, tek başına bu maddeye dayanak olmaz. Evlenme, o geçmişin bilinerek kabul edildiği anlamına gelir ve sonradan aynı olguya dayanılarak ortak hayatın çekilmez hale geldiği ileri sürülemez.

Buna karşılık, evlilikten önce başlamış olmakla birlikte evlilik içinde de sürdürülen bir yaşam biçimi bu maddeye dayanak olur. Burada değerlendirmeye esas alınan, evlilik içinde devam eden davranışlardır. Bu nokta, küçük düşürücü suç işleme sebebinden ayrılır: orada suçun evlendikten sonra işlenmiş olması aranırken, burada süregelen bir yaşam biçiminin evlilik içine taşınmış olması yeterlidir.

Birlikte yaşamanın beklenemez hale gelmesi

Haysiyetsiz bir yaşamın varlığı tespit edilse dahi, bu yaşam nedeniyle ortak hayatın davacı eş bakımından çekilmez hale geldiği ayrıca ortaya konulmalıdır. Yargıtay bu iki unsuru tek cümlede birlikte arar (2. HD, 2011/22536 E., 2012/17686 K.).

Değerlendirmede davacının sosyal çevresinde, iş hayatında ve aile ilişkilerinde maruz kaldığı etki, davranışın açığa çıkma biçimi, çocukların durumu ve tarafların ilişkisinin bu olgulardan sonra nasıl seyrettiği birlikte ele alınır.

Uygulamada çekilmezlik, çoğu zaman yaşam biçiminin niteliğinden çıkarılır. Süreklilik gösteren ve toplum nezdinde ağır biçimde kınanan bir yaşam tarzının ortak hayatı çekilmez kıldığı kabul edilir. Ancak bu bir karine değildir; davalının aksini ispat etme ve tanık gösterme hakkı saklıdır.

Davacının kusuru davayı etkiler mi?

Bu, TMK 163’ün en ayırt edici ve en az bilinen yönüdür.

Dava münhasıran haysiyetsiz hayat sürme sebebine dayanıyorsa ve sebep gerçekleşmişse, davacının kusuru boşanma kararı verilmesi bakımından değerlendirmeye alınmaz. Yargıtay bunu açık biçimde ifade etmiş ve haysiyetsiz hayat süren davalının tamamen kusurlu olduğu sonucuna varmıştır (2. HD, 2010/15135 E., 2011/17357 K.).

Bu, TMK 166/1’den önemli bir farktır. Genel sebebe dayalı davalarda davacının daha ağır kusurlu olması davalıya itiraz hakkı verirken, özel sebebe dayalı bu davada sebep sabit olduğunda boşanma kararı verilir.

Ancak bu ilke yanlış anlaşılmamalıdır. Davacının kusurunun dikkate alınmaması, boşanma kararının verilmesine ilişkindir. Tazminat ve nafaka taleplerinin değerlendirilmesinde kusur dağılımı yine yapılır. Nitekim bir dosyada, kadının haysiyetsiz hayat sürdüğü kabul edilmekle birlikte erkeğin de sözel şiddet uyguladığı ve birlikte yaşamaktan kaçındığı belirlenerek erkek az kusurlu, kadın ağır kusurlu sayılmış ve tazminatlar buna göre takdir edilmiştir (2. HD, 2024/2104 E., 2024/1959 K.).

Doğru okuma şudur: özel sebep sabit olduğunda boşanma kararı davacının kusuruna takılmaz, ancak fer’i haklarda karşılıklı kusur değerlendirmesi devam eder.

Af ve hoşgörü

Boşanma hukukunda af, bağışlanan olayın artık boşanma sebebi yapılamaması sonucunu doğurur. Hukuk Genel Kurulu affı, özel hukuk bakımından esasen bir haktan vazgeçmeyi içeren bir his açıklaması veya davranış biçimi olarak tanımlamış; af niteliğindeki davranışları da eşlerin olaylardan sonra barışmaları, hukuki süreçleri sonlandırmaları veya olaylara rağmen evlilik birliğini makul bir süre sürdürmeye devam etmeleri olarak saymıştır (HGK, 2017/2067 E., 2019/296 K.).

Haysiyetsiz hayat sürmede affın işleyişi kendine özgüdür. Burada tek bir olay değil süregelen bir yaşam biçimi söz konusudur. Bu nedenle geçmiş davranışların affedilmiş olması, aynı yaşam biçiminin sonrasında da sürdürülmesi halinde davanın önünü kapatmaz. Af, ancak affedilen döneme ilişkin sonuç doğurur; devam eden davranışlar yeni ve bağımsız olgulardır.

Aynı evde yaşamaya devam etmenin af sayılıp sayılmayacağı sık sorulan bir sorudur. Hukuk Genel Kurulu, aynı evde oturma halinin her zaman tek başına af anlamına gelmediğini ve boşanma davası açmaya engel olmadığını belirtmiştir (HGK, 2017/2067 E., 2019/296 K.). Ekonomik zorunluluk, çocukların durumu veya barınma sorunu nedeniyle ortak konutta kalmayı sürdüren davacının bu davranışı tek başına af olarak nitelendirilemez.

İspat ve deliller

Davacı, hem haysiyetsiz nitelikteki yaşam biçiminin süreklilik gösterdiğini hem de bunun ortak hayatı çekilmez kıldığını ispatla yükümlüdür.

Başvurulan başlıca deliller şunlardır:

  • Tanık beyanları. Bu davaların en belirleyici delilidir. Tanıklardan beklenen, genel nitelemeler değil somut olayların yer, zaman ve tekrar bilgisiyle aktarılmasıdır. Sürekliliğin ortaya konulması ancak bu şekilde mümkün olur.
  • Ceza dosyaları ve soruşturma evrakı. Uyuşturucu, kumar veya fuhuşla ilgili suçlamalar varsa dosyaların getirtilmesi talep edilir.
  • Kolluk tutanakları ve idari kayıtlar.
  • Nüfus ve resmi kayıtlar. Evlilik dışı ilişkilerden doğan çocuklara ilişkin kayıtlar, süreklilik unsurunun en güçlü göstergelerindendir.
  • Fotoğraf, mesaj ve kayıtlar. Burada hukuka uygunluk denetimi yapılır; hukuka aykırı yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Eşin rızası dışında konutuna yerleştirilen dinleme cihazı veya izinsiz erişilen hesap içerikleri bu kapsamdadır. Buna karşılık tarafların ortak yaşam alanında kendiliğinden ortaya çıkan ve rastlantı sonucu elde edilen deliller bakımından değerlendirme farklılaşır.

Söylenti ve duyuma dayalı beyanlar tek başına yeterli değildir. Çevrede çıkan söylentiler, ancak somut olaylara ilişkin görgüye dayalı beyanlarla ve diğer delillerle desteklendiği ölçüde hükme esas alınabilir.

Dava süresi, görevli ve yetkili mahkeme

TMK 163, davacı eşin her zaman boşanma davası açabileceğini öngörmüştür. Zina veya hayata kast sebeplerinde olduğu gibi altı ay ve beş yıllık hak düşürücü süreler bu sebep bakımından uygulanmaz.

Bununla birlikte süresizlik, dava hakkının sınırsız olduğu anlamına gelmez. Yaşam biçimini bildiği halde evliliği uzun süre sorunsuz biçimde sürdüren eş bakımından af veya hoşgörü savunması gündeme gelir. Devam eden bir yaşam biçiminde ise davranışların sürüyor olması, dava hakkının güncelliğini korumasını sağlar.

Görevli mahkeme aile mahkemesidir; bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetkili mahkeme, TMK 168 uyarınca eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Yargılamada hakim, tarafların bu konudaki ikrarıyla bağlı değildir.

Tazminat, nafaka ve velayet sonuçları

Maddi tazminat. TMK 174/1 uyarınca mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Kumar ve bağımlılık nedeniyle aile ekonomisinin tüketilmesi bu kapsamda değerlendirilir.

Manevi tazminat. TMK 174/2 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf manevi tazminat isteyebilir. Haysiyetsiz hayat sürme, doğası gereği diğer eşin toplumsal itibarını zedeler. Tazminat miktarının belirlenmesinde TMK 4’teki hakkaniyet ilkesi gözetilir (2. HD, 2011/21023 E., 2012/17071 K.).

Nafaka. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz yoksulluk nafakası isteyebilir (TMK 175). Yargılama sırasında tedbir, kesinleşmeden sonra yoksulluk nafakasına hükmedilir. Çocuklar için iştirak nafakası ise velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin yükümlülüğüdür.

Velayet. Ölçüt çocuğun üstün yararıdır (TMK 182). Değerlendirmede yaşam biçiminin çocuğun bulunduğu ortama yansıyıp yansımadığı, çocuğun bu ortamdan fiilen etkilenip etkilenmediği ve ebeveynlik görevinin fiilen yerine getirilip getirilmediği esas alınır. Ebeveynin yaşam tarzına ilişkin soyut nitelemeler değil, çocuk üzerindeki somut etki belirleyicidir.

Boşanmanın mal rejimine ilişkin sonuçları için boşanmada mal paylaşımı ve mal rejimi türleri yazılarımıza, eşin malvarlığını devretmesi halinde boşanmada mal kaçırma yazımıza bakabilirsiniz. Tarafların anlaşması halinde anlaşmalı boşanma davası yolu da değerlendirilebilir.

Küçük düşürücü suç işleme ile karşılaştırma

ÖlçütHaysiyetsiz hayat sürmeKüçük düşürücü suç işleme
Suç aranır mı?Hayır; hukuka uygun davranışlar da kapsama girebilirEvet; TCK anlamında kasten işlenmiş suç gerekir
SüreklilikZorunlu; yaşam biçimine dönüşmüş olmalıAranmaz; tek bir suç yeterlidir
Zaman koşuluYaşam biçimi evlilik içinde sürdürülmüş olmalıSuç evlendikten sonra işlenmiş olmalı
Ceza mahkûmiyetiGerekmezKurucu şart değil; maddi vakıanın sübutu yeterli
Dava süresiSüre yokSüre yok

Sıkça sorulan sorular

Eşimin bir kez sadakatsizlik yapması haysiyetsiz hayat sürme sayılır mı?

Hayır. Tek seferlik bir davranış bu maddeye dayanak olmaz; koşulları varsa evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılabilir.

Haysiyetsiz hayat sürme için eşimin suç işlemiş olması gerekir mi?

Gerekmez. Eylemin suç teşkil etmesi aranmaz; belirleyici olan davranışın toplumun değer yargılarıyla çatışması ve süreklilik göstermesidir.

Süreklilik için ne kadar süre gerekir?

Kanunda ve içtihatta sayısal bir ölçü yoktur. Aranan, davranışın bir yaşam tarzı olarak benimsenmiş olması ve az veya çok devamlılık göstermesidir.

Mesajlaşma ve telefon görüşmeleri yeterli olur mu?

Tek başına yeterli değildir. Bu tür güven sarsıcı davranışlar kusur değerlendirmesinde dikkate alınır ancak haysiyetsiz hayat sürme eşiğini aşmaz.

Zina davası açma süresini kaçırdım, bu davayı açabilir miyim?

Olgular süreklilik gösteren bir yaşam biçimine işaret ediyorsa evet. Haysiyetsiz hayat sürme sebebinde hak düşürücü süre öngörülmemiştir.

Eşimin alkol bağımlılığı boşanma sebebi olur mu?

Bağımlılığın yaşam biçimine dönüşmesi, ailenin düzenini sürekli olarak tehdit etmesi ve ortak hayatı çekilmez kılması halinde olabilir. Tedavi girişimlerinin bulunup bulunmaması kusur değerlendirmesini etkiler.

Ben de kusurluysam davam reddedilir mi?

Dava münhasıran bu sebebe dayanıyorsa ve sebep sabitse davacının kusuru boşanma kararını engellemez. Ancak tazminat ve nafaka takdirinde kusur dağılımı yapılır.

Eşimin evlenmeden önceki yaşamına dayanabilir miyim?

Evlenmeyle sona ermiş bir geçmişe dayanılamaz. Ancak o yaşam biçimi evlilik içinde de sürdürülüyorsa dava açılabilir.

Öğrendikten sonra bir süre evliliği sürdürdüm, hakkımı kaybettim mi?

Geçmiş dönem bakımından af savunması gündeme gelebilir; ancak yaşam biçimi devam ediyorsa sonraki davranışlar yeni olgu sayılır ve dava açılabilir.

Eşimin telefonundan aldığım kayıtları delil olarak kullanabilir miyim?

Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller hükme esas alınamaz. Delil toplarken yöntemin hukuka uygunluğuna dikkat edilmesi gerekir.

Tanıklarım duyduklarını anlatabilir mi?

Söylenti ve duyuma dayalı beyanlar tek başına yeterli değildir. Görgüye dayalı, somut olayları içeren beyanlar aranır.

Haysiyetsiz hayat süren eş velayeti alabilir mi?

Velayet çocuğun üstün yararına göre belirlenir. Yaşam biçiminin çocuğun ortamına ve gelişimine somut etkisi değerlendirilir.

Davayı hem TMK 163 hem TMK 166’ya dayandırabilir miyim?

Evet ve uygulamada tavsiye edilen yol budur. Özel sebep sabit görülmezse aynı olgular genel sebep bakımından değerlendirilebilir.

Sonuç

Haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle boşanma davası, doğru kurulduğunda davacı eşe hem boşanma hem de kusura bağlı fer’i haklar bakımından güçlü bir konum sağlar. Ancak davanın kaderini belirleyen tek bir unsur vardır: süreklilik. Ağır ama tek seferlik bir davranışa bu maddeye dayanarak açılan dava reddedilir; buna karşılık yaşam tarzına dönüşmüş bir davranış düzeni ortaya konulabildiğinde sonuç davacı lehine olur.

Bu nedenle dosyanın kurulmasında hukuki nitelendirme, tanık listesinin ve delil planının süreklilik unsurunu ortaya koyacak biçimde hazırlanması ve davanın terditli açılması belirleyicidir. Eşinizin yaşam biçimi nedeniyle evlilik birliğini sürdüremeyecek durumdaysanız, boşanma davalarında hukuki destek almanız hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir.

Bu makale Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul