SPK’ya şikâyet, sermaye piyasası mevzuatına aykırı olduğunu düşündüğünüz bir işlemi Sermaye Piyasası Kuruluna bildirerek idari inceleme istemektir; savcılığa suç duyurusu ise aynı olayı ceza soruşturmasına taşıyan ayrı bir yoldur. İki yol birbirinin yerine geçmez ve sırası önemlidir. Çünkü Sermaye Piyasası Kanunu’nda tanımlanan suçlarda soruşturma yapılması, SPK’nın Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlıdır. Bu yazıda SPK’ya şikâyetin nereye ve nasıl yapıldığını, SPK’nın ne yapıp ne yapmadığını, savcılığa doğrudan gittiğinizde dosyanın ne olduğunu, SPK başvuruda bulunmazsa izlenecek yolu, takipsizlik kararına itirazı, katılan sıfatını ve tazminat davasıyla ilişkiyi anlatıyoruz. Sonda üç dilekçe örneği var. Suç tiplerinin genel çerçevesi için sermaye piyasası suçları sayfamıza bakabilirsiniz.
SPK’ya Şikâyet ile Savcılığa Suç Duyurusu Aynı Şey mi?
Hayır. Dört farklı kapı var ve her birinin sonucu başka:
| Başvuru | Kime yapılır? | Ne doğurabilir? | Ne doğurmaz? |
|---|---|---|---|
| SPK’ya şikâyet | Sermaye Piyasası Kurulu | Mevzuata uygunluk incelemesi, idari tedbir, idari para cezası, suç duyurusu | Zararın tazmini |
| Savcılığa suç duyurusu | Cumhuriyet başsavcılığı veya kolluk | Ceza soruşturması, iddianame, ceza davası | SPKn suçlarında Kurul başvurusu olmadan soruşturmanın ilerlemesi |
| Borsa İstanbul veya TSPB Hakem Heyeti başvurusu | Borsa İstanbul; Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği | Özel hukuk uyuşmazlığının hakem heyeti yoluyla çözümü | Ceza soruşturması |
| Tazminat davası | Görevli hukuk mahkemesi | Zararın tazmini yönünde hüküm | Failin cezalandırılması |
Çoğu yatırımcı bu yolları sırayla değil birlikte yürütür. Kaybolan zaman ve delil çoğu zaman en büyük zarardır, bu yüzden aşağıda her yolun ne işe yaradığını ve diğerlerini nasıl etkilediğini ayrı ayrı anlatıyoruz.
Sermaye Piyasası Suçlarında Soruşturma Neden SPK’nın Başvurusuna Bağlı?
Çünkü kanun böyle düzenlemiştir. SPKn m.115/1, bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılmasını Kurulun Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvurusuna bağlar ve bu başvuruyu muhakeme şartı sayar. Muhakeme şartı, soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için varlığı gerekli olan şarttır. Yani şart yoksa savcı soruşturmayı ilerletemez, mahkeme de yargılamayı sürdüremez.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 115 – Yazılı başvuru ve özel soruşturma usulleri (birinci-dördüncü fıkralar)
(1) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı soruşturma yapılması, Kurul tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir.
(2) Başvuru üzerine kamu davası açılması hâlinde iddianamenin kabulü ile birlikte, bir örneği Kurula tebliğ edilir ve Kurul aynı zamanda katılan sıfatını kazanır.
(3) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı, Kurul meslek personelinden yararlanabilir. Bu suçlardan dolayı şüpheli veya tanık sıfatıyla kişilerin ifadesinin alınması sırasında Kurul meslek personelinin de hazır bulunması sağlanabilir.
(4) Bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan suçlardan dolayı yapılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığı kararının verilmesi hâlinde, Kurul bu karara karşı itiraza yetkilidir.
Kanunun gerekçesine göre bu özel usul, Kurulun halka açık şirketler ve diğer sermaye piyasası kurumları nezdindeki etkinliğini pekiştirmek ve ceza kovuşturmasına hız kazandırmak için getirilmiştir. Danıştay 13. Daire, E. 2019/142, K. 2023/4908, T. 20.11.2023 sayılı kararında bu gerekçeyi aktarmış ve soruşturma açılmadan önce makul şüphenin Kurulca denetlenmesinin sermaye piyasası aktörleri için de usulî güvence oluşturduğunu belirtmiştir.
Bu şart hangi suçları kapsıyor? Kanunun lafzı “bu Kanunda tanımlanan veya atıfta bulunulan” suçlardan söz ediyor. Piyasa dolandırıcılığı (m.107), bilgi suistimali (m.106), usulsüz halka arz ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti (m.109) bu gruba giriyor. Dolandırıcılık gibi Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan suçlar ise lafza göre bu ifadenin dışında kalıyor. Ancak yatırım yaparken aldatıldığınızı düşündüğünüz bir olay hem dolandırıcılık hem de izinsiz faaliyet olarak nitelendirilebilir. Hangisinin söz konusu olduğunu savcı takdir eder. Bu takdire ilişkin bir tespit, Danıştay 13. Daire, E. 2021/3371, K. 2025/92, T. 09.01.2025 sayılı kararında onanan idare mahkemesi gerekçesinde görülür: Kurul, yatırımcının Cumhuriyet savcılığına başvurmasını engellememiştir; şikâyete konu eylemlerin Kanun’da tanımlanan suçlar kapsamında olup olmadığı savcının takdirindedir. Suç tiplerinin ayrıntısı için piyasa dolandırıcılığı suçu ve izinsiz sermaye piyasası faaliyeti suçu yazılarımıza bakabilirsiniz. Şartın usul boyutunu ve görevli mahkemeyi ise yazılı başvuru şartı ve görevli mahkeme yazımızda ele aldık. SPKn m.116’ya göre bu suçlarda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun ihtisas mahkemesi olarak görevlendireceği asliye ceza mahkemeleri yargılama yapar.
SPK’ya Şikâyet Nereye ve Nasıl Yapılır?
SPK’nın internet sitesindeki “Şikayet Başvurusu Nereye, Nasıl Yapılır?” sayfası, Kuruma iletilen bilgi edinme, şikâyet ve ihbar başvurularının 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ve 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun kapsamında değerlendirildiğini belirtir. Başvuru kanalları şunlardır:
| Kanal | Bilgi |
|---|---|
| CİMER | SPK’nın bilgi edinme sayfası, Kurulun görev alanındaki bilgi edinme ve şikâyet başvuruları için CİMER bağlantısına yönlendirir. |
| Kayıtlı elektronik posta (KEP) | spk@hs01.kep.tr |
| Posta veya elden | Merkez: Mustafa Kemal Mahallesi, Dumlupınar Bulvarı (Eskişehir Yolu) No:156, 06530 Çankaya/Ankara. İstanbul Temsilciliği: Harbiye Mahallesi, Asker Ocağı Caddesi No:6, Süzer Plaza, 34367 Şişli/İstanbul. |
3071 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre yetkili makamlara verilen dilekçelerde dilekçe sahibinin adı, soyadı, imzası ve iş veya ikametgâh adresi bulunmalıdır. m.6 uyarınca belli bir konu içermeyen, yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan ve bu şartları taşımayan dilekçeler incelenemez. m.7’ye göre şikâyet ve dilekler konusunda yapılan başvuruların sonucu veya işlemin safahatı hakkında dilekçe sahibine en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap verilir. SPK’nın kendi sayfası da Kuruma yapılan başvurularda işlemin tarihi, hangi sermaye piyasası aracına ve hangi yatırım kuruluşuna ilişkin olduğu ve ihlal edilen menfaat veya hakkın ne olduğunun somut bilgi ve belgelerle iletilmesinde fayda olduğunu belirtiyor. Bu sayfa 16 Ocak 2022 tarihlidir.
SPK şikâyet üzerine ne yapar? Aynı sayfa, Kurulun bu başvurularda 6362 sayılı Kanun uyarınca mevzuata uygunluk incelemesi yaptığını ve zarar tazminine karar verilmesinin söz konusu olmadığını açıkça belirtiyor. Yani SPK’ya şikâyet ederek zararınızın ödenmesini sağlayamazsınız. Şikâyetiniz Kurulu denetim, tedbir ve gerekirse suç duyurusu yetkilerini kullanmaya yöneltebilir (SPKn m.88, 96 ve 115), ancak bu yetkiler Kurulun takdirindedir. Tazminat için hukuk yolu ve hakem heyeti ayrı ayrı gündeme gelir.
Kurulun şikâyetinize verdiği “mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı” yönündeki cevap kesin değildir; idari yargıda iptal davasına konu edilebilir. Danıştay 13. Daire, E. 2021/3371, K. 2025/92, T. 09.01.2025 sayılı kararında aracı kurumun kaldıraçlı işlemde emir iptaline ilişkin şikâyet hakkında Kurulun idari işlem tesis edilmemesine yönelik kararının iptali istemi incelenmiş ve temyiz istemi reddedilerek dava reddi kararı onanmıştır. Danıştay 13. Daire, E. 2022/2531, K. 2024/3618, T. 30.09.2024 sayılı kararında da kaldıraçlı işlemlerle ilgili şikâyette Kurulun işlem tesisine gerek olmadığı yönündeki kararına karşı açılan davanın reddi onanmıştır. İkisinde de sonuç yatırımcı aleyhine olmakla birlikte, şikâyet sonucunun dava konusu yapılabildiği görülür. Süre ve usul için SPK kararlarına karşı yargı yolu yazısına bakın.
Hangi Uyuşmazlık Hangi Kapıya Gider?
SPK’nın şikâyet sayfasına göre borsa işlemlerinden, yani borsada işlem gören sermaye piyasası araçlarına ait emirlerin iletilmesi, eşleştirilmesi ve bu işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesine ilişkin uyuşmazlıklar için Borsa İstanbul’a uyuşmazlık başvurusu yapılabilir. Borsa işlemleri dışındaki zarar, ziyan ve tazmin talepleri ise Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği bünyesindeki Müşteri Uyuşmazlıkları Hakem Heyeti’ne iletilebilir. SPK’nın bilgi edinme sayfası borsalarda manipülasyon ve içerden öğrenenlerin ticaretine ilişkin başvuruların da Borsa İstanbul’a yapılabileceğini belirtiyor.
TSPB Hakem Heyeti Yönergesi’ne göre süreç şöyle işler:
- Önce Birlik üyesi olan kuruluşa (aracı kurum, banka, portföy yönetim şirketi veya borsada işlem gören yatırım ortaklığı) yazılı veya elektronik başvuru yapılır. Başvuru, işlem veya eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren en geç beş yıl içinde yapılmalıdır.
- Kuruluş, başvurunun alındığı tarihten itibaren otuz gün içinde olumlu veya olumsuz cevap vermek zorundadır.
- Cevabın tebliğinden veya cevap süresinin bitiminden itibaren altmış gün içinde Heyete başvurulabilir.
- Kurulun doğrudan kendisine gelen ve Birliğe yönlendirdiği başvurularda Birlik üyesine ön başvuru şartı aranmaz (Yönerge m.8/3).
- Heyet kararına karşı karar tebliğinden itibaren on iş günü içinde Kurul nezdinde itiraz edilebilir; Kurulun itirazı sonuçlandıran kararı kesindir (m.14/4).
Yönerge m.8/1’e göre yargıya veya tüketici hakem heyetine intikal etmiş uyuşmazlıklar, kanunlarda suç olarak öngörülen fiiller ve adli yargı yerinin görev alanındaki talep konuları Heyete iletilmeksizin reddedilir. m.18/2’ye göre Heyete başvurduktan sonra uyuşmazlık mahkemeye intikal ederse Heyetin görevi sona erer. Yani ceza soruşturmasını gerektiren suç iddialarını Heyette çözemezsiniz ve mahkemeye gittiğiniz anda Heyet yolu kapanır. Yönergenin bu metnini kurumun sitesinden aldık; güncelliğini başvuru öncesinde Birliğin internet sitesinden kontrol etmenizi öneririz. Heyet kararlarının yargısal denetimine dair yayımlanmış bir içtihat bulamadık.
Savcılığa Suç Duyurusu Nasıl Yapılır?
CMK m.158’e göre suça ilişkin ihbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir. Yazılı olabileceği gibi tutanağa geçirilmek üzere sözlü de yapılabilir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 158 – İhbar ve şikâyet (birinci, beşinci ve altıncı fıkralar)
(1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılabilir.
(6) İhbar ve şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır.
Burada altıncı fıkra pratikte önemlidir: soyut ve genel bir ihbar, hiçbir araştırma yapılmadan “soruşturma yapılmasına yer olmadığı” kararıyla sonuçlanabilir. Bu yüzden dilekçede tarih, tutar, hesap numarası, işlemi yapan kişi, kullanılan kanal ve yazışmalar gibi somut bilgiler bulunmalıdır. Aşağıdaki dilekçe örneğinde bunların yeri gösterilmiştir.
Savcı, ihbarı öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere işin gerçeğini araştırmaya başlamakla yükümlüdür (CMK m.160). Yargıtay, yatırım şikâyetlerinde bu yükümlülüğü sıkı arıyor:
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/11950, K. 2015/28965, T. 28.09.2015 sayılı kararında yatırım işlemleri için para gönderen müştekilerin dolandırıcılık şikâyetinde, eylemlerin kaldıraçlı alım satım hizmeti niteliğinde ve SPK izni kapsamında bir faaliyet olup olmadığı araştırılmadan ve konusunda ehil bilirkişilerce değerlendirilmeden takipsizlik verilmesini hukuka aykırı bulmuş, itirazı reddeden sulh ceza hâkimliği kararını kanun yararına bozmuştur.
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2019/13245, K. 2020/3960, T. 01.06.2020 sayılı kararında, aylık sabit gelir vaadiyle para toplayan kişiler hakkındaki dolandırıcılık şikâyetinde şüphelilerin ilgili piyasalarda işlem yapma yetkisinin olup olmadığının SPK’ya sorulmadığını ve izin alınmamışsa eylemin SPKn m.109/2 kapsamına girip girmediğinin değerlendirilmediğini belirterek takipsizlik kararına itirazın reddini kanun yararına bozmuştur.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2025/5736, K. 2026/3016, T. 23.03.2026 sayılı kararında, yatırım amacıyla para gönderen müştekinin şikâyetinde şüphelilerin ifadeleri alınmadan, hesap sahipleri ve hesap hareketleri belirlenmeden “tüketici hukukundan doğan anlaşmazlık” gerekçesiyle takipsizlik verilmesini eksik soruşturma saymış ve itirazın reddini kanun yararına bozmuştur. Kararda dolandırıcılık veya 6362 sayılı Kanun’a muhalefet suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının soruşturma sonucunda takdir edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Üç karar da aynı yönde: yatırım vaadiyle para toplanmış bir olayda savcılığın işi “hukuki uyuşmazlık” diyerek kapatması yeterli değil; şirketin izni, hesap hareketleri ve eylemin niteliği araştırılmalıdır. Bu kararlar kanun yararına bozma yoluyla verildiği için tek tek dosyalarda sonucu değiştirmez, ama savcılığa ve sulh ceza hâkimliğine karşı itiraz dilekçesinde dayanabileceğiniz bir yargı yaklaşımı gösterir. Dolandırıcılık tarafı için dolandırıcılık suçu avukatı sayfamıza da bakabilirsiniz.
SPK Başvurusu Gelmeden Savcılığa Giderseniz Ne Olur?
Savcılık dosyanızı kapatmak zorunda değildir ama dosya, Kurul başvurusu gelene kadar SPKn suçları bakımından ilerleyemez. Uygulamada savcılığın Kurula yazı yazıp yazılı başvuru yapılıp yapılmayacağını sorması ve Kurulun inceleme sonucunu beklemesi beklenir. Bu bölümdeki yargı kararlarını okurken şu uyarıyı akılda tutun: kıyas yoluyla kullandığımız kararlar SPKn’a değil, aynı kalıpla yazılmış başka kanunlara ilişkindir ve bunu her seferinde belirtiyoruz.
Başvurudan önce verilen takipsizlik kararı yok hükmündedir
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2015/911, K. 2016/1, T. 19.01.2016 ve E. 2018/74, K. 2018/86, T. 13.03.2018 sayılı kararlarında, mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 49/1. maddesi bakımından soruşturmanın kurumun Cumhuriyet başsavcılığına başvurusuna bağlı olduğunu ve böyle bir başvuru yapılmadan önce verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararların yok hükmünde olduğunu belirtmiştir. Mülga kanuna ilişkin olsa da m.115 aynı mantığı taşıdığı için bu karar, başvuru gelmeden verilen takipsizlik kararlarının akıbeti bakımından yol göstericidir.
Dava açılmışsa mahkeme durma kararı verir
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/477, K. 2021/429, T. 28.09.2021 sayılı kararı SPKn’a değil, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 162/1. maddesine ilişkindir. Bu maddedeki yazılı başvuru şartı SPKn m.115 ile aynı kalıpla yazılmıştır ve karar, kıyasen anlam taşır. Genel Kurul, soruşturma aşamasında şart atlanmış ve iddianame kabul edilmişse yargılamanın devamı için yine yazılı başvurunun aranacağını, mahkemece şartın yerine getirilmesi mümkün olduğundan durma kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Genel Kurul ayrıca kurumun yazılı başvuruda bulunma konusunda takdir yetkisi bulunduğunu ve başvurmama kararının idari yargı denetiminde olduğunu belirtmiştir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2019/30337, K. 2019/10537, T. 04.07.2019 sayılı kararı da aynı Bankacılık Kanunu bakımından, durma kararı verilip başvuru şartının gerçekleşmesi hâlinde yargılamaya devam edilmesi, gerçekleşmezse düşme kararı verilmesi gerektiğini belirtir. Yani başvuru gelmezse sonuç davanın düşmesi olabilir.
Başvuru beklenirken dava zamanaşımı durur
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, Madde 67 – Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi (birinci fıkra)
(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/1814, K. 2026/6609, T. 08.06.2026 sayılı kararı, SPKn’a muhalefet suçuna ilişkin bir dosyada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının görevsizlik kararı ile Kurulun şikâyet yazısı arasındaki dönem için zamanaşımının durduğu kabulüyle inceleme yapmış, buna rağmen suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar on iki yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek kamu davasının düşmesine karar vermiştir. Ders açıktır: durma kararı yargılamayı kurtarır ama başvuru çok geç gelirse dava zamanaşımı yine sorun çıkarabilir. SPKn m.107 suçunda üst sınır beş yıl olduğundan TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır. Bu nedenle başvuruyu geciktirmemek, SPK’ya yazılı ihbarda bulunmak ve savcılık dosyasında Kurulun başvurusunun yapılıp yapılmadığını düzenli sormak gerekir.
SPK Başvuruda Bulunmazsa veya Kapsamı Dar Tutarsa Ne Yapılır?
İki ayrı sorun var: Kurul hiç başvurmayabilir, ya da başvurusunu belirli fiil ve kişilerle sınırlı tutabilir.
Başvurmama kararı yargı denetimine açıktır. Danıştay 13. Daire, E. 2019/142, K. 2023/4908, T. 20.11.2023 sayılı kararının gerekçesinde, suç işlendiği iddiasında olan kişilerin Kurulun m.115 uyarınca “başvuruda bulunmama kararına” karşı idari yargı yoluna başvurabileceği belirtilmiştir. Bu cümle karardaki asıl uyuşmazlık değil (dava, piyasa bozucu eylem nedeniyle verilen idari para cezasına ilişkindir) ve Anayasa’ya aykırılık itirazını değerlendirirken kuvvetler ayrılığı bakımından kurulan gerekçenin bir parçasıdır. Yine de Danıştayın bu yolu açık gördüğünü gösterdiği için önemlidir. Yukarıda anılan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2021/429 sayılı kararı da, 5411 sayılı Kanun bakımından aynı sonucu kabul eder. Başvurmama kararını fiilen öğrenmek için SPK’dan yazılı bilgi istemeli (3071 sayılı Kanun m.7’ye göre otuz gün içinde cevap verilir) ve karara karşı idari yargı süreleri kaçırılmamalıdır. Kurulun gözetim kusuru nedeniyle zarar iddiası için ise SPK hizmet kusuru ve tam yargı davası yazısına bakın.
Başvuru kapsamı fiil ve kişi bazlıdır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2026/115, K. 2026/4195, T. 11.03.2026 sayılı kararında 5411 sayılı Kanun’un 162/1. maddesindeki yazılı başvuru şartı bakımından, banka soruşturma raporunda yer alan krediler ve sanıklar için şartın gerçekleştiğini, raporda yer almayan krediler ve sanıklar yönünden ise gerçekleşmediğini kabul etmiştir. Daire ayrıca yazılı başvuruda bulunulması hâlinde yargılamaya devam edilmesi, başvurulmaması hâlinde ise bu sanık ve eylemler yönünden düşme kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu, başvurunun kapsamının önemini gösterir. Bu karar da 5411 sayılı Kanun’a ilişkindir ve SPKn bakımından kıyasen yol gösterir; SPKn’a özgü bir karşılığını bulamadık.
Eylül 2026’daki gelişmeler bu ayrımın neden önemli olduğunu gösteriyor. SPK, 28 Eylül 2026 tarihli ve 2026/66 sayılı bülteninde Tera Finansal Yatırımlar Holding paylarındaki işlemler nedeniyle SPKn m.107/1 kapsamında Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar vermiştir. Bu başvuru belirli bir payın işlemlerine ilişkindir. Fon tasfiyesi kararı ise farklı bir hukuki dayanağa (SPKn m.96/1) bağlıdır; bu konuyu yatırım fonu tasfiyesi yazımızda anlattık. Dolayısıyla “SPK suç duyurusunda bulundu” haberi, sizin zararınıza yol açan fiilin Kurul başvurusu kapsamına girdiği anlamına gelmez. Kendi durumunuzda şunları yapın:
- Savcılık dosyasında Kurul başvurusunun hangi fiil ve kişileri kapsadığını, avukatınız aracılığıyla soruşturma belgelerini inceleyerek öğrenin. CMK m.234/1-(a) mağdur ve şikâyetçiye soruşturma evresinde belge örneği isteme ve 153. maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini inceletme hakkı verir.
- Olayınız Kurul başvurusunun kapsamı dışında kalıyorsa SPK’ya yazılı ihbarla ek başvuru yapılmasını isteyin ve dilekçenize somut bilgi ve belge ekleyin.
- Dolandırıcılık gibi TCK’da tanımlı suç yönünden ayrıca şikâyetçi olun; bu yolun SPK başvurusuna bağlı olup olmadığı savcının nitelendirmesine göre değişir.
Takipsizlik Kararına Nasıl İtiraz Edilir?
Savcılık dosyanıza kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verirse, CMK m.172/1 uyarınca bu karar suçtan zarar görene bildirilir ve kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. İtiraz CMK m.173’e göre yapılır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Madde 173 – Cumhuriyet savcısının kararına itiraz (birinci ve ikinci fıkralar)
(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
İtiraz süresi 7499 sayılı Kanun m.37 ile on beş günden iki haftaya indirilmiştir. Hukuk veri tabanlarında bu hükmün yürürlük tarihi 01.06.2024 olarak gösterilir; bu nedenle 01.06.2024’ten sonra verilen kararlar için iki haftalık süreyi esas alın ve sürenin tebliğ tarihinden başladığını unutmayın. Süre hak düşürücüdür; tebliğ tarihini ve kararda yazılı mercii mutlaka kontrol edin.
İtiraz dilekçesinde kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller gösterilmelidir (CMK m.173/2). Sulh ceza hâkimliği, soruşturmanın genişletilmesine gerek görürse bunu açıkça belirterek başsavcılıktan talepte bulunabilir; yeterli neden yoksa itirazı reddeder; itirazı yerinde bulursa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler (m.173/3-4). Yatırım şikâyetlerinde itirazın en güçlü gerekçesi, yukarıda anlattığımız eksik araştırmadır: SPK’ya izin durumunun sorulmaması, hesap hareketlerinin getirtilmemesi, bilirkişi incelemesi yapılmaması.
Kurul başvurusu yapılmış olsa bile takipsizlik çıkabilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi, E. 2016/108, K. 2017/37, T. 09.01.2017 sayılı kararında, Kurulun suç duyurusu üzerine yürütülen soruşturmada verilen takipsizlik kararına itirazı reddeden sulh ceza hâkimliği kararını, savcılığın dayandığı bilirkişi raporunun bağlayıcı olmadığını ve dosyada kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturan deliller bulunduğunu belirterek kanun yararına bozmuştur. SPKn m.115/4’e göre ise takipsizlik kararına itiraz yetkisi Kurulun da vardır; bu yetki yatırımcının itiraz hakkından bağımsızdır, ikisi birbirini ortadan kaldırmaz.
Müşteki mi, Mağdur mu, Katılan mı?
Bu üç sıfat farklı anlamlar taşır. Müşteki, suçu şikâyet eden kişidir. Mağdur veya suçtan zarar gören, suçtan doğrudan etkilenen kişidir. Katılan ise ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinde kamu davasına katılma isteğini bildiren ve kabul edilen kişidir. CMK m.234/1-(a) mağdur ve şikâyetçiye soruşturma evresinde delillerin toplanmasını isteme, belge örneği isteme, vekili aracılığıyla soruşturma belgelerini inceletme ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz hakkını verir. CMK m.237/1’e göre mağdur ve suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilir.
SPKn suçlarında Kurul, m.115/2 gereği iddianamenin kabulüyle birlikte katılan sıfatını kendiliğinden kazanır. Yatırımcı ise bunu kendiliğinden kazanmaz: iddianame kabul edildikten sonra davaya katılma talebinde bulunması ve suçtan doğrudan zarar görmüş olması gerekir. Kapsam konusunda iki karar önemli:
- Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/25051, K. 2013/18189, T. 21.11.2013 sayılı kararında, katılma talebini sadece belirli bir şirketin hisselerindeki manipülatif hareketlerden zarar gören küçük yatırımcılar olarak bildiren katılanların, o şirketin hisseleri üzerinde usulsüz işlem yaptığı iddia edilmeyen sanıkların eylemlerinden doğrudan zarar görmediği belirtilmiştir. Yani yatırımcının sıfatı, zarar gördüğü fiil ve o fiili işleyen sanıklarla sınırlı değerlendirilir.
- Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/15789, K. 2024/3604, T. 01.04.2024 sayılı kararında, mülga 2499 sayılı Kanun dönemine ait bir dosyada, borsa yorumu yapan internet sitesi üzerinden yatırımı kısa sürede katlama vaadiyle para toplayan sanıkların eyleminin TCK m.158/1-(f) nitelikli dolandırıcılığı oluşturabileceği ve bu nedenle ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiş; dolandırıcılık ve aklama suçlarında suçtan doğrudan zarar görmeyen SPK’nın ve Hazinenin katılma hakkı olmadığı ve temyize yetkisi bulunmadığı kabul edilmiştir. Katılanların beraat hükümlerine karşı temyiz istemi yerinde görülerek hükümler bozulmuştur.
Ceza davasına katılmak, mahkemeden maddi tazminat hükmü alacağınız anlamına gelmez. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2020/477, K. 2021/429, T. 28.09.2021 sayılı kararında CMK’nın şahsi dava kurumuna yer vermediğini belirtmiştir. Zararınızın tahsili için hukuk mahkemesine gitmeniz gerekir.
Suç Duyurusu Tazminat Davasını Etkiler mi?
Etkiler ama sanıldığı kadar değil. TBK m.49/1’e göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Tazminat davasının açılabilmesi için ceza davasının sonuçlanması gerekmez. TBK m.74, hukuk hâkiminin ceza hâkiminin kararlarıyla bağlı olmadığını söyler.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, Madde 74 – Ceza hukuku ile ilişkisinde
Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
Bölge adliye mahkemelerinin yatırım zararı davalarındaki yaklaşımı şöyle:
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/475, K. 2024/1540, T. 25.10.2024 sayılı kararında yatırımcının davalının haksız fiilinden zarara uğradığını sabit görmüş, devam eden ceza davasının sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığını ve haksız fiil failinin sorumluluğu için mahkûmiyet kararının verilmesi ve kesinleşmesinin şart olmadığını belirtmiştir.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2023/402, K. 2023/1089, T. 15.06.2023 sayılı kararında ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeden açılan davayı “erken açılan dava” sayan ilk derece kararını kaldırmış ve gerekirse ceza mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtmiştir.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2022/517, K. 2024/1471, T. 03.10.2024 sayılı kararında ise ceza dosyasında davalı aracı şirket yetkililerinin taraf olmadığını ve iştirak edildiğine dair delil sunulmadığını belirterek ceza dosyasının bekletici mesele yapılmamasını yerinde bulmuştur.
Sonuç: ceza dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı, tazminat davasının davalısının ceza dosyasında taraf olup olmadığına ve ceza dosyasının sonucunun hukuk davasını etkileyip etkilemeyeceğine göre değişir. Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/708, K. 2021/768, T. 25.05.2021 sayılı kararında, SPK’nın aynı olaya ilişkin inceleme dosyasını ve suç duyurusu sonucu başlayan soruşturmanın akıbetini araştırmadan hüküm kurulmasını hatalı bulmuştur. Yani SPK şikâyetinin ve Kurul incelemesinin tazminat davasında delil olarak getirtilmesi mümkündür.
Zamanaşımı bakımından TBK m.72 haksız fiil tazminatı için zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl ve her hâlde fiil tarihinden itibaren on yıl öngörür; tazminat ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa o süre uygulanır. Sözleşmeye dayalı taleplerde süre değişebilir, bu yüzden “iki yıl” kuralını mekanik uygulamayın. Hangi muhataba hangi davanın açılacağı için kamuyu aydınlatma belgelerinden doğan tazminat, portföy yönetim şirketinin sorumluluğu ve aracı kurumun yetkisiz işlem sorumluluğu yazılarımıza bakabilirsiniz.
Dilekçe Örnekleri
Aşağıdaki örnekler genel nitelikte hazırlanmıştır. Süslü parantez içindeki alanları kendi olayınıza göre doldurun, olayınızda geçmeyen satırları çıkarın. Dilekçeyi göndermeden önce olayınızın suç nitelendirmesi, delillerin yeterliliği ve sürelerin kaçırılıp kaçırılmadığı konusunda bir avukata danışmanız yerinde olur. Dilekçeler aynı olay için birlikte kullanılabilir.
Örnek 1 – SPK’ya şikâyet ve ihbar dilekçesi
SERMAYE PİYASASI KURULU BAŞKANLIĞI’NA
ŞİKÂYET EDEN: {Ad soyad}, T.C. Kimlik No: {…}, adres: {…}, telefon / e-posta: {…}
HAKKINDA ŞİKÂYET EDİLEN: {Aracı kurum / portföy yönetim şirketi / banka / kişi unvanı ve adresi}
KONU: {Fon kodu veya hisse kodu} ile ilgili {tarih} tarihli işlemler nedeniyle mevzuata uygunluk incelemesi yapılması ve gerekli idari işlemlerin tesisi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. {İşlem tarihi ve saati} tarihinde {kanal: TEFAS, mobil uygulama, şube, telefon, internet sitesi} üzerinden {sermaye piyasası aracı ve kodu} için {alım / satım / iade} talimatı verdim. Talimat ve hesap ekstrem EK-1’dedir.
2. {Olayın özeti: talimatın gerçekleştirilmemesi, iptal edilmesi, hatalı fiyattan işlem yapılması, izinsiz işlem yapılması, tarafıma yanlış bilgi verilmesi vb. kısa ve olgusal biçimde yazılır.}
3. {Varsa kuruluşa yaptığım yazılı başvuru, tarihi ve aldığım cevap veya cevap alamadığım} EK-2’dedir.
4. Bu işlemlerin {varsa ilgili Kanun, Tebliğ veya sözleşme hükmü} ile bağdaşmadığını düşünüyorum. Bu nedenle ihlal edilen menfaatim ve zararım olarak {kısa olgusal anlatım} hususunu Kurulunuza bildiriyorum.
HUKUKİ NEDENLER: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili Kurul düzenlemeleri, 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve ilgili mevzuat.
TALEP:
1. Konunun incelenerek mevzuata aykırılık bulunup bulunmadığının tespit edilmesini,
2. Aykırılık tespit edilmesi hâlinde Kanun uyarınca gerekli idari tedbir ve işlemlerin yapılmasını, suç şüphesi bulunması hâlinde SPKn m.115 uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasını,
3. Başvurumun sonucu veya işlemin safahatı hakkında 3071 sayılı Kanun m.7 uyarınca tarafıma yazılı ve gerekçeli bilgi verilmesini,
4. Aynı olay hakkında {varsa} … Cumhuriyet Başsavcılığının {soruşturma numarası} sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, Kurul başvurusu yapılıp yapılmayacağı konusunda bilgi verilmesini
saygılarımla arz ve talep ederim. {Tarih}
{Ad soyad, imza}
EKLER: EK-1 Talimat kaydı ve hesap ekstresi; EK-2 Kuruluşa başvuru ve cevap; EK-3 Sözleşme, risk bildirim formu, uygunluk testi; EK-4 Yazışmalar ve ekran görüntüleri.
Dilekçeye tazminat talebi yazmayın: SPK tazminata karar vermez. Zararınızı yalnızca olgu olarak anlatın. Kimlik ve adres bilgilerinizi eksiksiz yazın, çünkü 3071 sayılı Kanun m.4 ve m.6 gereği bu bilgiler olmayan dilekçeler incelenemez.
Örnek 2 – Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusu dilekçesi
{İL} CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA
MÜŞTEKİ (MAĞDUR): {Ad soyad, T.C. Kimlik No, adres}
VEKİLİ: {Av. …}
ŞÜPHELİ(LER): {Ad soyad / unvan ve adres. Bilinmiyorsa: “şirket yetkilileri ve işlemleri gerçekleştiren kişiler”}
SUÇ: Nitelikli dolandırıcılık (TCK m.158), güveni kötüye kullanma, izinsiz sermaye piyasası faaliyeti (SPKn m.109/2) ve olayın niteliğine göre uygun görülecek diğer suçlar
SUÇ TARİHİ VE YERİ: {…}
AÇIKLAMALAR:
1. {Şüpheli kişi veya şirketle nasıl tanıştığım, bana verilen vaatler, kullanılan iletişim kanalları ve tarihleri.}
2. {Hangi tarihte, hangi hesap numarasına ve hangi tutarda para gönderdiğim. Dekontlar EK-1’dedir.}
3. {Paranın yatırıma dönüştürüldüğüne dair bana yapılan açıklamalar, ulaşamadığım hesap veya platform, iade taleplerim ve cevaplar.}
4. Şüphelilerin {sermaye piyasasında faaliyette bulunma izni} bulunup bulunmadığını bilmiyorum / izinleri olmadığını düşünüyorum.
DELİLLER: Banka dekontları, hesap ekstreleri, yazışmalar, ekran görüntüleri, sözleşme ve ödeme talimatları, tanık {…}, banka kayıtları ve telefon kayıtları.
HUKUKİ NEDENLER: 5271 sayılı CMK m.158, 160, 234; 5237 sayılı TCK m.158; 6362 sayılı SPKn m.109, m.115 ve ilgili mevzuat.
TALEP:
1. Şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmasını ve haklarında kamu davası açılmasını,
2. Şüphelilerin sermaye piyasasında izinli faaliyette bulunup bulunmadığı ve eylemlerinin SPKn kapsamında suç oluşturup oluşturmadığının tespiti için Sermaye Piyasası Kuruluna yazı yazılmasını ve Kurul tarafından SPKn m.115 uyarınca yazılı başvuru yapılıp yapılmayacağının sorulmasını,
3. Paranın gönderildiği hesaplara ve hesap sahiplerine ilişkin banka kayıtlarının getirtilmesini, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmasını,
4. CMK m.234/1-(a) uyarınca delillerin toplanması isteğimin dikkate alınmasını, soruşturma evresinde belge örneği verilmesini,
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi hâlinde CMK m.172/1 uyarınca kararın tarafıma tebliğini
saygılarımla arz ve talep ederim. {Tarih}
{Ad soyad / vekil imzası}
EKLER: Dekontlar, yazışmalar, sözleşme, kimlik fotokopisi, vekâletname {varsa}.
Suç nitelendirmesi savcılığa aittir; dilekçede listelediğiniz suçlar savcıyı bağlamaz. Önemli olan olayı eksiksiz ve somut anlatmak ve araştırılmasını istediğiniz delilleri açıkça yazmaktır.
Örnek 3 – Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz dilekçesi
{İL} SULH CEZA HÂKİMLİĞİ’NE
İTİRAZ EDEN (SUÇTAN ZARAR GÖREN): {Ad soyad, T.C. Kimlik No, adres}
VEKİLİ: {Av. …}
ŞÜPHELİ(LER): {…}
KONU: … Cumhuriyet Başsavcılığının {soruşturma ve karar numarası} sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına CMK m.173 uyarınca itirazdır.
KARARIN TEBLİĞ TARİHİ: {…} (iki haftalık itiraz süresi içindedir)
AÇIKLAMALAR:
1. {Soruşturmanın konusu ve verilen kararın gerekçesi kısaca yazılır.}
2. Karar eksik soruşturmaya dayanmaktadır. Şüphelilerin sermaye piyasasında işlem yapma izni bulunup bulunmadığı Sermaye Piyasası Kurulundan sorulmamış, şüphelilerin ifadeleri alınmamış, paranın gönderildiği hesaplar ve hesap hareketleri incelenmemiş, gerekli teknik konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. {Olayınıza uyanları bırakın.}
3. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2019/13245, K. 2020/3960 ve 11. Ceza Dairesi, E. 2025/5736, K. 2026/3016 sayılı kararlarında benzer olaylarda şüphelilerin sermaye piyasasındaki izin durumu araştırılmadan verilen takipsizlik kararlarının eksik soruşturmaya dayandığı kabul edilmiştir.
4. Kamu davasının açılmasını gerektiren olaylar ve deliller şunlardır: {Dekontlar, yazışmalar, hesap hareketleri, tanıklar.}
TALEP: Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasını, soruşturmanın genişletilmesi için Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunulmasını, kamu davası açılması için yeterli neden görülmesi hâlinde iddianame düzenlenmesini saygılarımla arz ve talep ederim. {Tarih}
{Ad soyad / vekil imzası}
EKLER: KYOK kararı ve tebliğ evrakı, ilk şikâyet dilekçesi, deliller.
İtiraz dilekçesini tebliğ edilen kararda gösterilen merciye ve usule uygun biçimde verin; kararın “itiraz hakkı, süresi ve mercii” bölümünü mutlaka okuyun.
Şikâyet Öncesi Hangi Belgeler Toplanmalı?
Hangi yolu seçerseniz seçin, aşağıdaki belgeler hem SPK’ya hem savcılığa hem de tazminat davasına hizmet eder:
- İşlem kayıtları: Talimatların verildiği tarih, saat ve kanal; alım satım onayları; iptal veya ret mesajları.
- Para hareketleri: Banka dekontları, hesap ekstreleri, paranın gönderildiği hesap bilgileri.
- Sözleşme ve formlar: Çerçeve sözleşme, risk bildirim formu, uygunluk testi ve yatırımcı bilgi formları.
- Tanıtım ve vaatler: Reklamlar, e-postalar, mesajlaşmalar ve telefon görüşme kayıtları.
- Kuruluşa yaptığınız başvurular: TSPB Hakem Heyeti yolunun ilk şartı olduğu için yazılı başvurunuzun alındığına dair belge.
- MKK kayıtları: Elinizdeki sermaye piyasası araçlarının ve takyidatların kaydı.
- Dilekçe ve cevap yazıları: SPK’ya, savcılığa ve kuruluşa yaptığınız tüm başvurular ile alınan cevaplar.
Fon veya aracı kurum zararlarında kuruluşun elindeki kayıtlar kuruluşla birlikte kaybolabilir. Kendi kopyalarınızı bugünden alın.
Sık Sorulan Sorular
SPK’ya şikâyet nasıl yapılır?
SPK’ya şikâyet, adınızı, soyadınızı, imzanızı ve adresinizi içeren yazılı bir dilekçeyle yapılır. SPK’nın internet sitesi başvurular için CİMER bağlantısına yönlendirir; ayrıca KEP (spk@hs01.kep.tr), posta veya elden başvuru yapılabilir. Dilekçede işlemin tarihi, ilgili sermaye piyasası aracı, yatırım kuruluşu ve ihlal edilen hak somut bilgi ve belgelerle yazılmalıdır.
SPK şikâyetime ne kadar sürede cevap verir?
3071 sayılı Kanun m.7’ye göre şikâyet ve dilekler konusunda yetkili makamlara yapılan başvuruların sonucu veya işlemin safahatı hakkında dilekçe sahibine en geç otuz gün içinde gerekçeli cevap verilir. İnceleme sonucunun otuz günde bitmesi gerekmez; bu süre cevap süresidir.
SPK zararımı öder mi?
Hayır. SPK’nın şikâyet sayfasına göre Kurul, şikâyet üzerine mevzuata uygunluk incelemesi yapar ve zarar tazminine karar vermez. Tazminat için TSPB Hakem Heyeti veya hukuk mahkemesi gibi ayrı yollar gerekir.
SPK’ya şikâyet etmeden doğrudan savcılığa gidebilir miyim?
Evet. CMK m.158’e göre suç ihbarı doğrudan Cumhuriyet başsavcılığına yapılabilir. Ancak SPKn’da tanımlanan suçlarda soruşturma Kurulun yazılı başvurusuna bağlıdır (m.115/1), bu nedenle savcılığa şikâyetle birlikte SPK’ya da yazılı ihbarda bulunmak, dosyanın ilerlemesi bakımından daha güvenlidir.
SPK suç duyurusunda bulunmazsa ne olur?
SPKn suçlarında Kurul başvurusu olmadan soruşturma ilerlemez. Danıştay 13. Daire, E. 2019/142, K. 2023/4908, T. 20.11.2023 sayılı kararının gerekçesine göre Kurulun başvuruda bulunmama kararına karşı idari yargı yolu açıktır. Bu yargı yolunun şartları ve süreleri için SPK kararlarına karşı yargı yolu yazısına bakın.
Takipsizlik kararına ne kadar sürede itiraz edebilirim?
CMK m.173/1’e göre suçtan zarar gören, kararın tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde itiraz edebilir. Bu süre 7499 sayılı Kanunla on beş günden iki haftaya indirilmiştir; hükmün yürürlük tarihi 01.06.2024 olarak gösterilmektedir. Süre tebliğ tarihinden işler ve itiraz kararı veren savcının yargı çevresindeki ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine yapılır.
Ceza davasına katılmak için ne gerekir?
Suçtan doğrudan zarar görmüş olmak ve CMK m.237/1 gereği ilk derece mahkemesinde, hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduğunuzu bildirmek gerekir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/25051, K. 2013/18189, T. 21.11.2013 sayılı kararında yatırımcıların yalnızca zarar gördükleri hisse bakımından katılan sayıldığı görülür.
Ceza soruşturması sürerken tazminat davası açabilir miyim?
Evet. TBK m.74’e göre hukuk hâkimi ceza hâkiminin kararıyla bağlı değildir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/475, K. 2024/1540, T. 25.10.2024 sayılı kararında haksız fiil failinin sorumluluğu için mahkûmiyetin kesinleşmesinin şart olmadığı belirtilmiştir. Ceza dosyasının bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı ise davalının ceza dosyasındaki durumuna göre değişir.
TSPB Hakem Heyeti ile mahkemeye aynı anda gidilebilir mi?
Hayır. TSPB Hakem Heyeti Yönergesi m.8/1 ve m.18/2’ye göre yargıya intikal etmiş uyuşmazlıklar Heyete iletilmez ve Heyete başvurduktan sonra uyuşmazlık yargıya intikal ederse Heyetin görevi sona erer. Ceza gerektiren suç iddiaları da Heyetin görev alanı dışında kalır.
SPK’ya şikâyetimi anonim yapabilir miyim?
3071 sayılı Kanun m.4 ve m.6’ya göre ad, soyad, imza ve adres bulunmayan dilekçeler incelenemez. Bu nedenle şikâyeti kimlik bilgilerinizle yapmanız gerekir. Anonim bildirimlerin Kurulca değerlendirilip değerlendirilmeyeceği Kurulun takdirindedir ve bu konuda yayımlanmış bir uygulama bilgisi bulamadık.
Sonuç
SPK’ya şikâyet, savcılığa suç duyurusu, hakem heyeti ve tazminat davası birbirinin alternatifi değil, ayrı amaçlara hizmet eden yollardır. SPK’ya şikâyet idari inceleme ve tedbir için, savcılığa suç duyurusu ceza soruşturması için, hakem heyeti ve hukuk davası zararın tazmini için gereklidir. SPKn suçlarında soruşturmanın Kurulun yazılı başvurusuna bağlı olması, her iki başvuruyu birlikte ve somut delille yapmayı zorunlu kılar. Takipsizlik kararına iki hafta içinde itiraz etmek, Kurul başvurusunun kapsamını izlemek ve tazminat için gereken süreleri kaçırmamak sonucu belirler. Dilekçe örneklerini bir başlangıç olarak kullanabilirsiniz, ancak olayınızın niteliğine ve delillerin durumuna göre dilekçeyi uyarlamak ve sürelerin işleyip işlemediğini kontrol etmek için bir SPK davası avukatı ile çalışmanız dosyanızı güçlendirir.
Güncel durum (1 Ekim 2026)
Yazıdaki mevzuat metinleri Adalet Bakanlığı mevzuat bilgi sisteminin konsolide metinlerinden alınmıştır; bağlayıcı olan Resmî Gazete metnidir. CMK m.173/1’deki iki haftalık itiraz süresi 01.06.2024 ve sonrasında verilen kararlar için uygulanır. SPK’nın şikâyet başvurusu sayfası 16 Ocak 2022 tarihlidir; başvuru kanallarını ve iletişim bilgilerini başvuru öncesinde Kurumun internet sitesinden kontrol edin. SPK’nın 28 Eylül 2026 tarihli 2026/66 sayılı bülteninde yer alan suç duyurusu kararları belirli işlemlere ilişkindir; kendi olayınızın bu başvurunun kapsamına girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu — Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul