Aracı kurumun yetkisiz işlem sorumluluğu, müşterinin talimatı, bilgisi veya onayı bulunmaksızın hesabında gerçekleştirilen alım-satım, virman ya da nakit çekim işlemlerinden doğan zararı tazmin yükümlülüğüdür; bu sorumluluk hem taraflar arasındaki vekalet ilişkisinden doğan özen borcunun ihlaline hem de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 66. maddesinde düzenlenen adam çalıştıran sorumluluğuna dayanır. Borsa yatırımcısı, hesabında kendi talimatı dışında işlem yapıldığını fark ettiğinde, bu zararı aracı kurumdan hangi hukuki dayanakla, hangi sürede ve hangi delillerle talep edebileceğini bilmek zorundadır.
- Yetkisiz İşlem ile Talimatsız İşlem Arasındaki Fark Nedir?
- Aracı Kurumun Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı Nedir?
- Sorumluluğun Unsurları Nelerdir?
- İspat Yükü ve Deliller Nelerdir?
- Müterafik Kusur Tazminatı Nasıl Etkiler?
- Yetkisiz İşlem, Genel Yatırım Tavsiyesi ve Yatırım Danışmanlığı Nasıl Ayrılır?
- Zamanaşımı Süresi Nedir?
- Görevli Mahkeme ve Husumet Kime Yöneltilmelidir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Yetkisiz İşlem ile Talimatsız İşlem Arasındaki Fark Nedir?
Uygulamada “yetkisiz işlem” ve “talimatsız işlem” kavramları çoğu zaman aynı hukuki sonuca bağlanmakla birlikte aralarında nüans farkı vardır. Talimatsız işlem, müşterinin o işlem için hiçbir talimat, onay veya bilgi vermemesi hâlini; yetkisiz işlem ise işlemi gerçekleştiren kişinin (aracı kurum çalışanı, müşteri temsilcisi ya da üçüncü bir kişi) o hesap üzerinde işlem yapma yetkisine hiç sahip olmamasını ifade eder. Yerleşik uygulamada açıkça vurgulandığı üzere, aracı kurumlarla sözleşme imzalayan müşterilerin “müşteri emri” olarak verdikleri talimatlar üzerine işlem yapılabilir; müşteri emri ya da talimatı olmadan aracı kurumun hesaptan alış ya da satış yapması aracı kurumun maddi sorumluluğunu doğurur ve ayrıca Sermaye Piyasası Kurulu yaptırımına da konu olabilir.
Benzer bir olayda mahkeme, taraflar arasındaki Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri Çerçeve Sözleşmesi ile III-37.1 sayılı Yatırım Hizmetleri ve Faaliyetleri ile Yan Hizmetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ uyarınca davalı aracı kuruma davacının hesabında talimatsız işlem yapma yetkisi verilmediğini tespit etmiş; hisse senedi satışının ve sonraki alım işlemlerinin davacının hiçbir talimatı, bilgisi ve rızası olmaksızın yapıldığını belirleyerek vekalet ilişkisinin zorunlu unsuru olan özen borcunun ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Yetkisizliğin bir başka görünümü de, hesap sahibi olmayan ve noterden düzenlenmiş bir vekaletnameye dayanmayan üçüncü kişilere işlem yaptırılmasıdır; Danıştay 13. Dairesi bu durumu, mülga Seri:V No:46 sayılı Tebliğ’in 11. ve 12. maddelerine aykırılık olarak nitelendirip idari para cezasını hukuka uygun bulmuştur (Danıştay 13. D., E. 2015/5691, K. 2021/727, 25.02.2021).
Aracı Kurumun Sorumluluğunun Hukuki Dayanağı Nedir?
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.37/1-b: “Bu Kanun kapsamına giren yatırım hizmetleri ve faaliyetleri şunlardır: (…) b) Sermaye piyasası araçlarıyla ilgili emirlerin müşteri adına ve hesabına veya kendi adına ve müşteri hesabına gerçekleştirilmesi.”
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66 – Adam çalıştıranın sorumluluğu: “Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.”
Aracı kurum ile müşteri arasındaki ilişki, kurulan çerçeve sözleşmesi uyarınca vekalete benzer bir hizmet ilişkisidir; ancak işlemler fiilen kurumun çalışanları eliyle yürütüldüğünden zarar çoğunlukla doğrudan tüzel kişi tarafından değil, onun personeli tarafından verilir. Bu noktada sözleşme ilişkisinde TBK m.116, haksız fiil boyutunda ise TBK m.66 devreye girer. Yerleşik uygulamaya göre aracı kurum, özel lisansa tabi ve güven kurumu niteliğinde olması sebebiyle ağırlaştırılmış özen borcu kapsamında hizmet sunduğunu bizzat ispat etmek zorundadır ve TBK m.116 uyarınca ifa yardımcısının fiilinden kendi fiili gibi sorumludur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de yerleşik biçimde, aracı kurumların sözleşme ilişkilerini çalıştırdıkları kişiler aracılığıyla kurmaları nedeniyle bu kişilerin işlem sırasında üçüncü kişilere verdikleri zararlardan sorumlu olacaklarını, kurumun çalışan seçiminde gerekli özeni göstermesi ve şube içi denetim mekanizmaları kurması gerektiğini vurgulamıştır (Yargıtay 11. HD, E. 2010/11730, K. 2012/3788, 13.03.2012).
Uygulamada davanın sözleşme sorumluluğu mu yoksa haksız fiil sorumluluğu (TBK m.66) mu olarak nitelendirileceği; ispat yükünün dağılımı, zamanaşımı süresi ve ifa yardımcısının sorumluluğu bakımından doğrudan sonuç doğurur. Bu nedenle dava dilekçesinin hukuki sebep kısmının doğru kurulması, davanın seyrini büyük ölçüde belirler.
Sorumluluğun Unsurları Nelerdir?
Aracı kurumun yetkisiz/talimatsız işlem nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için aşağıdaki unsurların birlikte gerçekleşmesi aranır:
- Taraflar arasında geçerli bir yatırım hizmetleri çerçeve sözleşmesinin bulunması,
- Dava konusu işlemin müşterinin talimatı, bilgisi veya onayı olmaksızın gerçekleştirilmiş olması,
- Müşteri nezdinde gerçek bir zararın doğmuş olması,
- İşlem ile zarar arasında illiyet bağının kurulabilmesi,
- Aracı kurumun kusursuzluğunu (sözleşme temelinde TBK m.112, haksız fiil temelinde TBK m.66’daki kurtuluş kanıtıyla) ispat edememiş olması.
Uygulamada isabetle tespit edildiği üzere, bu tür davalarda taraflar arasında sözleşme ilişkisinin varlığı çoğu zaman ihtilaf konusu değildir; asıl uyuşmazlık, işlemlerin talimat doğrultusunda yapılıp yapılmadığı, zarar doğup doğmadığı ve doğmuşsa bundan aracı kurumun sorumlu olup olmadığı noktasında toplanır. Yetkisiz işlemin kaynağı her zaman tek bir talimatsız emir de değildir; uygulamada aracı kurumun mevzuata aykırı biçimde yetkisiz “yatırım danışmanlığı faaliyeti” yürütmesi ve bu yolla müşteriye kaldıraçlı işlem yaptırılması, TBK m.66 kapsamında adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluğa yol açmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise sorumluluğun kaynağının her zaman bir çalışanın kastı olması gerekmediğini, işlem platformundaki kontrol modülünün eksik veya etkisiz çalışması gibi teknik/organizasyonel açıkların da basiretli tacir olma yükümlülüğü çerçevesinde aracı kurumun sorumluluğunu doğurabileceğini kabul etmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2020/5562, K. 2022/2600, 30.03.2022).
İspat Yükü ve Deliller Nelerdir?
Genel kural, zarar gördüğünü ileri süren müşterinin işlemin talimatı olmaksızın yapıldığını ispatlamasıdır. Ancak aracı kurumun özel lisansa tabi, güven kurumu niteliğinde bir yapı olması, mahkemelerin ispat yükünü kısmen tersine çevirmesine yol açmaktadır: yerleşik uygulamada davalı aracı kurumun ağırlaştırılmış özen borcu kapsamında hizmet sunduğunu bizzat ispat etmesi aranmaktadır. Pratikte en çok başvurulan deliller; müşteri temsilcisiyle yapılan telefon görüşmelerinin ses kayıtları, yazılı/elektronik talimat formları, hesap ekstreleri, SPK inceleme raporları ve mahkemece atanan bilirkişi raporlarıdır.
Bu noktada yatırımcılar açısından kritik bir risk, hesap ekstrelerine süresinde itiraz edilmemesidir. Uygulamada yatırımcının ekstrelerini takip etme yükümlülüğü bulunduğu, makul sürede itiraz edilmeyen ekstrelerin kesinleşeceği kabul edilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de, işlemlere itiraz etmeyip zımnen icazet veren yatırımcının, sonradan bu işlemler nedeniyle aracı kurumu sorumlu tutamayacağını kabul etmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2013/779, K. 2013/19109, 30.10.2013). Bu nedenle, hesabında yetkisiz/talimatsız işlem tespit eden bir yatırımcının, öğrenme anından itibaren yazılı itirazını gecikmeksizin aracı kuruma ve mümkünse SPK’ya bildirmesi, davanın kaderini doğrudan etkiler.
Müterafik Kusur Tazminatı Nasıl Etkiler?
TBK m.52 uyarınca zarar görenin kendi davranışı zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuşsa, hâkim tazminattan indirim yapabilir. Aracı kurum davalarında bu ilke sıklıkla uygulanmaktadır; aşağıdaki tabloda emsal kararlardaki somut sonuçlar özetlenmiştir.
| Somut Durum | Mahkeme Değerlendirmesi | Sonuç |
|---|---|---|
| Uygunluk/yerindelik testi yapılmadan mali gücüyle orantısız pozisyona izin verilmesi | Yatırım kuruluşu basiretli davranmamış, kusurlu kabul edilmiştir | %30 oranında müterafik kusur indirimi |
| Yatırımcının işlem hacmi/sayısı yüksek, işlemlerin büyük kısmını bizzat onaylaması | Her iki taraf da kusurlu kabul edilmiştir | %50-%50 paylaştırma (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1375, K. 2026/678) |
| Müşterinin bankanın/kurumun yazılım hatasını fark edip bilerek yararlanması | Zarar gören tarafın müterafik kusuru bulunmadığına hükmedilmiştir | Zararın tamamı yararlanan taraftan tahsil edilmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2013/2712, K. 2014/9386) |
| Uygunluk testi için girişimde bulunulmuş, müşteri testten imtina etmiş ve bu tevsik edilmiştir | Yükümlülüğün yerine getirilememesinde kurumun kusuru bulunmamıştır | Aracı kurum sorumlu tutulmamıştır (İBAM 13. HD, E. 2021/657, K. 2023/1154) |
Zarar miktarının belirlenmesinde bilirkişi incelemesi esastır; genellikle hesabın gerçek bakiyesi ile talimata/mevzuata uygun işlem yapılsaydı oluşacak bakiye karşılaştırılır. Birden fazla bilirkişi raporu arasında çelişki bulunması hâlinde mahkeme, dosya kapsamına uygun, ayrıntılı ve denetime elverişli raporu esas almaktadır (Ankara BAM 21. HD, E. 2023/1375, K. 2026/678).
Yetkisiz İşlem, Genel Yatırım Tavsiyesi ve Yatırım Danışmanlığı Nasıl Ayrılır?
Davacı vekillerinin sıkça karıştırdığı üç ayrı kurum bulunmaktadır; hangi zemine dayanılacağı, sorumluluğun eşiğini doğrudan değiştirir.
| Kurum | Tanım | Lisans | Sorumluluk Eşiği |
|---|---|---|---|
| Yetkisiz / talimatsız işlem | Müşteri talimatı olmaksızın hesap üzerinde doğrudan işlem yapılması | Aranmaz — fiilen yapılan işlemin kendisidir | TBK m.66 uyarınca kurtuluş kanıtı getirilmedikçe sorumluluk doğar |
| Genel yatırım tavsiyesi | Kişiselleştirilmemiş, belirli bir yatırım kararına yönlendirmeyen genel yorum/öneri | SPK yetki belgesi aranmaz | Kasıt veya ağır ihmal ispatlanmadıkça tek başına sorumluluk doğurmaz (İBAM 13. HD, E. 2024/1167, K. 2025/961) |
| Yatırım danışmanlığı | Müşteriye özel, kişiselleştirilmiş yatırım tavsiyesi verilmesi | SPK’dan ayrı yetki belgesi zorunludur | Lisanssız verilmişse hukuki sorumluluk ile idari ve cezai yaptırım riski birlikte doğar |
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi’nin güncel bir kararında, müşteri temsilcisinin önerdiği fiyatın müşterinin kendi onayına tabi olması, müşterinin internetten bizzat pay senedi alabilmesi ve işlem fiyatını kendisinin belirleyebilmesi gibi somut olgular, mahkemeyi “yatırım danışmanlığı hizmeti verilmediği, genel yatırım tavsiyesi sınırında kalındığı” sonucuna götürmüştür; kararda ayrıca salt tavsiyede bulunulmasının, kasıt veya ağır ihmal niteliğinde somut bir fiil ispatlanmadıkça tek başına sorumluluk doğurmayacağı vurgulanmıştır (İBAM 13. HD, E. 2024/1167, K. 2025/961, 12.06.2025). Bu ayrımın doğru yapılması, davanın “yetkisiz işlem” zemininde mi, yoksa yatırım danışmanının hukuki sorumluluğu kapsamındaki “lisanssız danışmanlık” zemininde mi kurulacağını belirler.
Zamanaşımı Süresi Nedir?
TBK m.72 – Haksız fiilde zamanaşımı: “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.”
TBK m.146 – Genel zamanaşımı süresi: Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, sözleşmeden doğan alacaklar on yıllık zamanaşımına tabidir.
Aracı kurum davalarında zamanaşımı, uygulamada en çok hataya düşülen konulardan biridir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bozma konusu yaptığı bir kararda, ilk derece mahkemesi taraflar arasındaki ilişkiyi komisyon ve vekalet sözleşmesi olarak nitelendirip 5 yıllık zamanaşımını uygulamış; Yargıtay ise davacının aracı kurum çalışanının usulsüz işlemlerinden ve kurumun adam çalıştıran sıfatından bahsettiğini, bu durumda sorumluluğun (eski) BK m.55 ve 100. maddeleri (TBK m.66 ve TBK m.116 karşılığı) çerçevesinde değerlendirilmesi ve zamanaşımının buna göre belirlenmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur (Yargıtay 11. HD, E. 2014/14916, K. 2015/10779, 20.10.2015). Aynı doğrultuda, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunması nedeniyle davalının kısa süreli zamanaşımı definin yerinde görülmediği başka bir Yargıtay kararı da mevcuttur (Yargıtay 11. HD, E. 2011/3317, K. 2012/10381, 13.06.2012).
Bu içtihat çizgisinin pratik sonucu şudur: taraflar arasında çerçeve sözleşme bulunduğundan, çalışan eliyle yapılan talimatsız işlem aynı zamanda sözleşmeye aykırılık oluşturur ve aracı kurum TBK m.116 uyarınca ifa yardımcısının fiilinden sözleşme hükümlerine göre sorumlu olur; bu temelde TBK m.146’daki 10 yıllık genel zamanaşımı uygulanır. TBK m.66’daki adam çalıştıran sorumluluğu ise haksız fiil niteliğindedir ve tek başına ileri sürüldüğünde TBK m.72’deki sürelere (öğrenmeden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl) tabidir. Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil oluşturduğunda TBK m.60 uyarınca zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar verilir; bu nedenle dava dilekçesinde sözleşme ilişkisinin ve TBK m.116 temelinin açıkça kurulması, kısa zamanaşımı def’ine karşı en önemli güvencedir.
Görevli Mahkeme ve Husumet Kime Yöneltilmelidir?
Aracı kurumun sermaye piyasası faaliyeti TTK anlamında ticari iş niteliğinde olduğundan, bu davalar görev itibarıyla Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmekte; istinaf incelemesi de Bölge Adliye Mahkemeleri hukuk dairelerince yapılmaktadır. Yukarıda anılan kararların tamamının bu mahkemelerden çıkmış olması da bunu doğrulamaktadır.
Husumet bakımından kural, davanın aracı kurum tüzel kişiliğine karşı açılmasıdır. Zarar veren fiili bizzat işleyen çalışanın kişisel kusuru bulunsa dahi, TBK m.66 uyarınca zarar gören, doğrudan işvereni konumundaki aracı kurumu muhatap alabilir; nitekim yukarıda incelenen kararların büyük bölümünde davalı taraf aracı kurumun tüzel kişiliğidir. Ancak sadece yetkili merci veya yargı kararlarını uygulamaktan ibaret olan, kendi iradesiyle işlem yapma yetkisi bulunmayan bir kuruma husumet yöneltilemeyeceği de Yargıtay tarafından kabul edilmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2011/3939, K. 2011/6766, 03.06.2011); bu nedenle davanın, zarara asıl sebep olan iradeyi taşıyan tarafa yöneltilmesi gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Aracı kurum talimatım olmadan hesabımdan işlem yaparsa ilk olarak ne yapmalıyım?
İşlemi fark eder etmez yazılı olarak (mümkünse noter ihtarnamesi veya kayıtlı e-posta ile) aracı kuruma itirazınızı bildirmeli, hesap ekstrenizi ve varsa müşteri temsilcinizle yaptığınız görüşmelerin kayıtlarını talep etmeli ve süreci gecikmeden Sermaye Piyasası Kurulu’na da bildirmelisiniz; gecikme, zımni icazet verdiğiniz yönünde yorumlanabilir.
Yetkisiz işlem ile talimatsız işlem aynı hukuki sonucu mu doğurur?
Uygulamada her iki kavram da genellikle aynı sonuca, yani aracı kurumun tazminat sorumluluğuna bağlanır; aradaki fark daha çok işlemi yapan kişinin hiç yetkisinin bulunmaması (yetkisizlik) ile o somut işlem için talimat verilmemiş olması (talimatsızlık) arasındaki nitelik farkından ibarettir.
Aracı kurumun sorumlu tutulması için kusurunun ayrıca ispatlanması gerekir mi?
Hayır; sözleşme temelinde TBK m.112, haksız fiil temelinde TBK m.66 uyarınca aracı kurum aleyhine kusur karinesi işler. Kurumun sorumluluktan kurtulabilmesi için kusursuz olduğunu, adam çalıştıran sorumluluğunda ise çalışanını seçerken, talimat verirken ve denetlerken gerekli özeni gösterdiğini bizzat ispat etmesi gerekir.
Hesap ekstreme süresinde itiraz etmezsem haklarımı kaybeder miyim?
Makul süre içinde itiraz edilmeyen hesap ekstreleri mahkemelerce kesinleşmiş kabul edilebilmekte ve bu durum zımni icazet olarak yorumlanabilmektedir; bu nedenle işlemi öğrendiğiniz andan itibaren gecikmeksizin yazılı itirazda bulunmanız önemlidir.
Elimde ses kaydı yoksa yetkisiz işlem iddiamı ispatlayabilir miyim?
Ses kaydı güçlü bir delil olmakla birlikte tek delil değildir; hesap ekstreleri, talimat formlarının yokluğu, SPK inceleme raporu ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konacak işlem örüntüsü de iddianızı destekleyebilir, üstelik aracı kurumun ağırlaştırılmış özen borcunu ispat yükü de kısmen kurumun üzerindedir.
İşlemi yapan kişi aracı kurumun çalışanıysa dava kime karşı açılmalıdır?
Kural olarak dava, çalışanın işvereni konumundaki aracı kurum tüzel kişiliğine karşı açılır; TBK m.66 zarar görene, çalışanın kişisel kusurundan bağımsız olarak doğrudan işvereni muhatap alma imkânı tanır.
Zamanaşımı süresi ne zaman işlemeye başlar?
Talep çerçeve sözleşmeye aykırılık ve TBK m.116 temeline dayandırıldığında 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. Dava yalnızca TBK m.66’daki adam çalıştıran sorumluluğuna, yani haksız fiile dayandırılırsa zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıllık kısa süre gündeme gelir; bu nedenle hukuki nitelendirme dava açılmadan önce mutlaka bir avukatla değerlendirilmelidir.
Risk bildirim formu imzaladıysam aracı kurum her durumda sorumluluktan kurtulur mu?
Hayır; risk bildirim formu genel piyasa risklerini kapsar, aracı kurumun kendi kusurundan (talimatsız işlem, uygunluk testi yapmama, mesleki özensizlik) doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Mahkemeler, form imzalanmış olsa dahi somut olayda kurumun kusuru tespit edilirse sorumluluğa hükmetmektedir.
Uygunluk testi hiç yapılmamışsa ne olur?
Uygunluk/yerindelik testi yapılmadan, yatırımcının mali gücüyle orantısız risk almasına izin verilmesi mahkemelerce kusur olarak değerlendirilmekte ve bu durum genellikle aracı kurum aleyhine tazminata ya da en azından yüksek oranlı sorumluluk paylaşımına yol açmaktadır.
Zararımı nasıl hesaplayacağım, kaçırdığım kazancı da talep edebilir miyim?
Zarar genellikle bilirkişi incelemesiyle, hesabın gerçek durumu ile talimata uygun işlem yapılsaydı oluşacak durum karşılaştırılarak hesaplanır; somut olayın koşullarına göre fiilen oluşan kayıp yanında, mevzuata uygun davranılsaydı elde edilecek makul kazanç kaybı da talep konusu yapılabilir.
Kendi kusurum da varsa (örneğin işlemlere zamanında müdahale etmediysem) tazminat alabilir miyim?
Evet, ancak müterafik kusurunuz oranında tazminatınızdan indirim yapılabilir; bu oran somut olaya göre belirlenir; örnek kararlarda %30 ile %50 arasında indirimler uygulanmıştır.
Genel yatırım tavsiyesi aldım ve zarar ettim, aracı kurumu sorumlu tutabilir miyim?
Genel yatırım tavsiyesi, kişiselleştirilmemiş bir yorum niteliğinde olduğundan tek başına sorumluluk doğurmaz; sorumluluk için kurumun kasıtlı ya da ağır ihmalli somut bir fiilinin ayrıca ispatlanması gerekir.
SPK’ya şikayette bulunmam dava açma hakkımı etkiler mi?
Hayır; SPK’ya yapılan şikayet idari bir başvuru olup ayrı bir denetim ve yaptırım süreci işletir, hukuk mahkemesinde tazminat davası açma hakkınızı ortadan kaldırmaz; aksine SPK inceleme raporu davanızda güçlü bir delil oluşturabilir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Aracı kurumun sermaye piyasası faaliyeti ticari iş niteliğinde olduğundan bu davalar Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür.
Kaldıraçlı işlemler (VİOP, forex) için de aynı sorumluluk kuralları mı geçerlidir?
Temel ilkeler (talimat zorunluluğu, adam çalıştıran sorumluluğu, müterafik kusur) kaldıraçlı işlemler için de geçerlidir; ancak bu alanda ayrıca pozisyon limiti, teminat tamamlama ve emir iptali gibi kaldıraçlı işlemlere özgü tebliğ hükümleri de değerlendirmeye dahil edilir.
Sonuç
Aracı kurumun yetkisiz işlem sorumluluğu davalarında başarı; doğru hukuki nitelendirme (sözleşme/TBK m.66 temelinin kurulması), işlemi öğrenir öğrenmez yapılan zamanında ve yazılı itiraz, ses kaydı ile ekstre gibi delillerin eksiksiz toplanması ve zamanaşımı süresinin isabetli hesaplanmasına bağlıdır. Hesabınızda talimatınız dışında işlem yapıldığını fark ettiyseniz, itiraz ve delil toplama sürecini gecikmeden talimatsız işlem tazminat davası avukatı desteğiyle yürütmeniz, hak kaybı riskini en aza indirir.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu — Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul