Aracı Kurum Tedrici Tasfiyesi ve Yöneticilerin Şahsi İflası

Aracı kurum tedrici tasfiye, Sermaye Piyasası Kurulu’nun mali durumu bozulan ve yatırımcıları tazmin kararı verdiği aracı kurumun malvarlığının Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) eliyle nakde çevrilerek öncelikle müşteri alacaklarının ödenmesi için yürütülen özel tasfiye rejimidir (SPKn m.86); Kurul, tasfiyeye giren kurumun sorumlulukları tespit edilen yöneticilerinin ve yüzde onundan fazla paya sahip ortaklarının şahsen iflasını da istemeye yetkilidir (SPKn m.98). Tasfiye kararıyla birlikte aracı kurumun ödemeleri durur, tüm malvarlığı üzerinde yalnızca YTM tasarruf edebilir ve genel iflas ile tasfiye hükümleri uygulanmaz. Bu yazıda sürecin aşamaları, müşterinin nakit ve hisse senetlerinin akıbeti, YTM tazminin kapsamı, şahsi iflas davasının şartları ve mahkeme kararları ile iflas sonrasında yöneticiyi bekleyen sonuçlar açıklanmaktadır. Aracı kurumların yetki belgesi ve sorumluluk rejimi için aracı kurum nedir yazısına bakabilirsiniz.

Aracı Kurumun Tedrici Tasfiyesi Nedir?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 86 – Tedricî tasfiye

(1) 82 nci madde uyarınca yatırımcıları tazmin kararı verilenler hakkında Kurul, bankalar hariç olmak üzere, tazmin sürecinin kapanmasına ilişkin kararı ile birlikte tedricî tasfiye kararı da verebilir. Bu durumda tedricî tasfiye işlemleri YTM tarafından yürütülür.

(2) Tedricî tasfiyenin amacı, tedricî tasfiyesine karar verilenlerin mal varlığını aynen veya nakde çevirmek suretiyle elde edilen bedeli tahsis ederek, 85 inci maddede düzenlenmiş olan tazmin süreci kapsamında yatırımcıların tazmin edilmeyen bakiye alacakları ile YTM’nin yatırımcılara halef olmasından kaynaklanan alacaklarının ödenmesidir. Tedricî tasfiye karar ve işlemlerinde; 6102 sayılı Kanun, 2004 sayılı Kanun ve diğer mevzuatın tasfiye ile ilgili hükümleri uygulanmaz. Tedricî tasfiyeye ilişkin usul ve esaslar Kurulca hazırlanan bir yönetmelikle belirlenir.

(3) Kurulca haklarında tedricî tasfiye kararı verilenlerin kanuni organlarının görev ve yetkileri, tedricî tasfiye kararından tasfiye sonuçlanıncaya kadar, YTM tarafından yerine getirilir. Yapılan işlemlerden tescili gerekli olanlar, YTM’nin talebi üzerine harca tabi olmaksızın tescil ve ilan olunur. Tedricî tasfiyenin sonuçlandığının ilan edildiği tarihte başkaca bir işleme gerek kalmaksızın, tedricî tasfiye kararı tarihinden önceki kanuni organları görev ve yetkilerini yeniden üstlenirler.

(4) Hakkında tedricî tasfiye kararı verilenlerin ödemeleri durur ve tüm mal varlığı üzerinde, sadece YTM tarafından tasarruf edilebilir. YTM, tedricî tasfiyeye tabi ilgililerin aktif ve pasifini tespit eder. İlgililerin tedricî tasfiye kararının verilmesinden sonra vadesi gelen sözleşmelerinden doğan hak ve borçları da vadeleri itibarıyla belirlenir. Mevzuat uyarınca verilmiş teminatlar da aktifin hesabında dikkate alınır. Tazmin ile tasfiye süreci arasındaki süreçte uygulanacak temerrüt faizi Kurulca belirlenir. Tedricî tasfiye kararı verilmesi hâlinde, bu tasfiyenin kapatılması kararına kadar iflas kararı verilemez. Tedricî tasfiye kararı verilenler hakkında 2004 sayılı Kanun ve 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında takip yapılmaz, evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez.

(5) YTM, tasfiye kapsamında yer alan gerçek hak sahiplerini ve bunların alacak ve borç tutarlarını tazmin sürecinde elde edilen bilgi ve belgelere dayanarak tespit eder. YTM’nin yatırımcılara halef olmasından kaynaklanan alacakları ile tasfiye giderleri de YTM alacağı olarak dikkate alınır. Haklarında tedricî tasfiye kararı verilenlerin aktiflerinden nakit olanlar doğrudan doğruya, olmayanlar ise paraya çevrilmek suretiyle, bu alacakların ödenmesinde kullanılır. Aktiflerden öncelikle müşteri alacakları ödenir. Müşteri alacaklarının tamamının karşılanamaması hâlinde garameten ödeme yapılır. Bu alacaklar tamamen karşılandıktan sonra artan kısımdan, öncelikle garameten kamu alacakları ve kalandan YTM’nin 85 inci madde kapsamında yaptığı ödemeler ve tasfiye giderleri nedeniyle doğan alacağı ödenir. Bakiye, diğer alacaklılara tahsis edilir. Haklarında tedricî tasfiye kararı verilenlerin nakit dışındaki mal varlığının paraya çevrilmesine ve garamaten yapılacak ödeme usul ve esaslarına ilişkin diğer hususlar Kurulca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

(6) Haklarında tedricî tasfiye kararı verilenlerin yönettiği portföylerin yönetiminin bir başka kuruluşa devrine Kurulca karar verilebilir.

(7) YTM, gecikmeksizin, tazmin kararı ile birlikte hakkında tedricî tasfiye kararı verilenlerin yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortakları ile tüzel kişi ortaklarının sermayesinin yüzde beşinden fazlasına sahip gerçek kişi pay sahiplerinin kendilerine, eşlerine ve velayet altındaki çocuklarına ait taşınmaz mal ve iştiraklerini, haczi caiz olan taşınır mal, hak ve alacaklarını ve menkul kıymetlerini ve her türlü kazanç ve gelirlerini; ayrıca, tedricî tasfiye kararının ilanından önceki iki yıl içinde ivazlı veya ivazsız olarak iktisap ettikleri veya devrettikleri taşınmaz mal, haczi caiz taşınır mal, hak, alacak ve menkul değerleri gösterir birer mal beyannamesi vermelerini ister. Bu fıkra hükümlerine göre istenen mal beyannamesinin en geç yedi gün içinde YTM’ye verilmesi zorunludur. YTM, yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak, tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının malvarlıkları üzerine teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz kararları ile ilgililerin yurt dışına çıkış yasağı dâhil olmak üzere alacaklıların menfaati için zorunlu olan her türlü muhafaza tedbirinin alınmasını ilgili mahkemeden istemeye yetkilidir. Bu mal beyanının hüküm ve sonuçları hakkında 2004 sayılı Kanunun ilgili hükümleri geçerlidir. Bu fıkra hükümleri çerçevesinde alınan tedbir ve haciz kararlarından itibaren altı ay içinde dava açılmaması veya icra veya iflas takibinde bulunulmaması hâlinde bu kararlar kendiliğinden ortadan kalkar.

(8) Kurul, YTM’nin başvurusu üzerine tedricî tasfiyenin kapatılmasına karar verir. Haklarında tedricî tasfiye kararı verilenlerin aktiflerinin, tasfiyenin amacı kapsamındaki hak sahiplerinin alacaklarını, tazmin kapsamında yapılan ödemeleri ve tasfiye giderlerini karşılamaya yetmediğinin tespiti hâlinde, YTM, Kurulun uygun görüşüyle ilgililerin iflasını da isteyebilir.

(9) Tedricî tasfiye sırasındaki görevlerinin ifası sebebiyle YTM kanuni temsilci, yönetici ve personeli aleyhine açılan ve açılacak her türlü tazminat ve alacak davaları YTM aleyhine açılır. YTM personeli hakkında açılacak ceza davalarında ise 133 üncü madde hükmü uygulanır. YTM personeli tedricî tasfiye işlemleri sırasında tedricî tasfiyesini yürüttükleri şirketlerin doğmuş ve doğacak kamu borçlarından, sosyal güvenlik kurumlarına olan borçlarından ve diğer mali yükümlülüklerinden sorumlu tutulamaz. YTM personelinin tedricî tasfiyesine karar verilen sermaye piyasası kurumlarının sermayesini kaybetmesinden ve/veya borca batık olmasından dolayı mahkemeye bildirimde bulunma yükümlülükleri yoktur. Bildirimde bulunmamaktan dolayı bu şahıslar hakkında 2004 sayılı Kanunun 179 uncu, 277 nci ve devamı maddeleri ile 345/a maddesi hükümleri uygulanmaz; haklarında 6102 sayılı Kanunun 341 inci maddesi uyarınca şahsi sorumluluk davası açılamaz. YTM’nin, ağır ihmali veya kastı bulunan personeline rücu hakkı saklıdır.

(10) YTM’nin, hakkında tedricî tasfiye kararı verilenler nedeniyle sahip olduğu dava hakkı genel zamanaşımı süresine tabidir. 2004 sayılı Kanunun 278 inci, 279 uncu ve 280 inci maddelerinde belirtilen hâllerin varlığı hâlinde, aciz vesikası ibrazına gerek olmaksızın YTM tarafından iptal davası açılabilir. YTM, bu maddeden kaynaklanan görevlerinin ifası sırasında her türlü teminattan muaf olarak ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz istemeye yetkilidir.

Tedrici tasfiye, olağan bir şirket tasfiyesi ya da iflas değildir. Kanun, tedrici tasfiye karar ve işlemlerinde Türk Ticaret Kanunu’nun, İcra ve İflas Kanunu’nun ve diğer mevzuatın tasfiyeye ilişkin hükümlerinin uygulanmayacağını açıkça belirtir (m.86/2). Bunun yerine tasfiyeyi YTM yürütür ve aracı kurumun kanuni organlarının yetkilerini tasfiye sonuçlanıncaya kadar kullanır (m.86/3). Tasfiyenin amacı, malvarlığını aynen veya nakde çevirerek öncelikle yatırımcıların tazmin edilmeyen bakiye alacaklarını ve YTM’nin halefiyetten doğan alacağını ödemektir (m.86/2). Usul ve esaslar, 29.03.2014 tarih ve 28956 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yatırımcıların Tazmini ile Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte düzenlenmiştir.

Tedrici tasfiye kararının hukuki sonuçları kısa sürede ortaya çıkar: aracı kurumun ödemeleri durur, tüm malvarlığı üzerinde yalnızca YTM tasarruf edebilir, 2004 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki takipler yapılamaz, önceden başlamış takipler durur ve takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ile hak düşürücü süreler işlemez (m.86/4). Kanun ayrıca, tedrici tasfiye kararı verilmesi hâlinde bu tasfiyenin kapatılması kararına kadar iflas kararı verilemeyeceğini düzenler. Bu hüküm tedrici tasfiyeye tabi aracı kurum bakımından geçerlidir; yöneticilerin şahsi iflası ise ayrı bir davadır ve aşağıda anlatıldığı gibi mahkeme uygulamasında tasfiyenin bitmesi aranmamaktadır.

Tedrici Tasfiye Hangi Aşamalardan Geçerek Başlar?

Tedrici tasfiye bir anda başlamaz; Kurul’un kademeli tedbirlerinin son halkasıdır. SPKn m.97/1, Kurul’a sermaye yeterliliğini sağlayamayan, nakit ödeme ve araç teslim yükümlülüklerini yerine getiremeyen veya mali yapısı ciddi biçimde zayıflayan sermaye piyasası kurumları hakkında; üç ayı geçmemek üzere süre vererek mali yapının güçlendirilmesini istemek, faaliyetleri geçici olarak durdurmak, yetkileri kaldırmak, yatırımcıları tazmin kararı vermek, sorumlu yönetici ve çalışanların lisanslarını iptal etmek veya imza yetkilerini sınırlamak, yönetim kurulu üyelerini görevden almak ve tedrici tasfiyeye karar vermek yetkisini tanır. Tedbirlerin hukuki dayanağı ve yöneticiler üzerindeki etkisi bakımından SPKn m.96 da önemlidir. Yatırımcılar tazmin edildikten sonra Kurul, tazmin sürecinin kapanmasına ilişkin kararıyla birlikte tedrici tasfiye kararı verebilir (m.86/1).

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2764, K. 2020/1057, T. 17.06.2020 sayılı kararda anlatıldığı üzere, bir aracı kurum hakkında Kurul önce 01.12.2015 tarihli kararıyla SPKn m.96 ve m.97 uyarınca sermaye piyasası faaliyetlerini geçici olarak durdurmuş; yaklaşık bir ay sonra, 08.01.2016 tarihli kararla yatırımcıların tazminine (m.82) ve aracı kurumun tedrici tasfiyesine (m.86) karar vermiştir. Aynı olayda Kurul, yöneticiler ve ortaklar hakkında SPKn m.110/1-a ve TCK m.155 kapsamında suç duyurusunda da bulunmuştur. Süreç böylece idari, hukuki ve cezai yönleriyle paralel ilerler. Güveni kötüye kullanma isnadının unsurları için sermaye piyasasında güveni kötüye kullanma yazısına, Kurul’un soruşturmayı başlatan yazılı başvurusu için yazılı başvuru şartı yazısına bakılabilir.

AşamaKurul veya YTM işlemiDayanak
1. Mali durumun bozulmasıMali yapının güçlendirilmesinin istenmesi veya faaliyetin geçici durdurulması; yetkilerin kaldırılmasıSPKn m.96, m.97/1
2. Tazmin kararıNakit ödeme veya araç teslim yükümlülüklerinin yerine getirilemediğinin tespitinden itibaren üç ay içinde alınırSPKn m.82/1
3. Tazmin süreciYatırımcılar YTM’ye yazılı başvurur; YTM hak sahiplerini ve tutarları belirledikten sonra üç ay içinde ödeme yapar; zorunlu hâllerde Kurul onayıyla en çok üç ay daha uzarSPKn m.85/1-2
4. Sürecin kapanması ve tedrici tasfiye kararıYTM, tedrici tasfiye veya iflasın yararlı olup olmayacağına ilişkin gerekçeli önerisini sunar; Kurul tazmin sürecini kapatır ve tedrici tasfiyeye karar verebilirSPKn m.85/4, m.86/1
5. Tasfiye ve kapatmaYTM’nin başvurusu üzerine Kurul tedrici tasfiyenin kapatılmasına karar verir; aktifler yetmezse YTM Kurul’un uygun görüşüyle iflas da isteyebilirSPKn m.86/8

Tazmin kararı alındığı andan itibaren de önemli bir kısıtlama devreye girebilir: YTM’nin gerekli görmesi hâlinde, hakkında tazmin kararı verilen kuruluşun ödemelerinin durmasına ve tüm malvarlığı üzerinde yalnızca YTM’nin tasarruf edebilmesine karar verilebilir (SPKn m.83/3). Bu nedenle müşteri açısından tasfiye kararını beklemek yerine tazmin kararı ilanını izlemek gerekir. Tasfiyeye geçilmesinin kurum içi sorumluluk ve gözetim boyutları için Sermaye Piyasası Kurulu’nun yetkileri yazısına bakılabilir.

Tedrici Tasfiyede Müşterinin Parası ve Hisse Senetleri Ne Olur?

Müşteri açısından en önemli kural, SPKn m.86/5’teki ödeme sırasıdır: tasfiye kapsamındaki aktiflerden nakit olanlar doğrudan, olmayanlar paraya çevrilerek hak sahiplerinin alacaklarının ödenmesinde kullanılır ve öncelikle müşteri alacakları ödenir. Müşteri alacaklarının tamamı karşılanamıyorsa garameten ödeme yapılır. Müşteri alacakları tamamen karşılandıktan sonra artan kısımdan öncelikle garameten kamu alacakları, kalandan YTM’nin tazmin ödemeleri ile tasfiye giderlerinden doğan alacağı ödenir; bakiye ise diğer alacaklılara tahsis edilir. Yatırımcılar adına saklanan sermaye piyasası araçları ise hak sahiplerine öncelikle dağıtılır ve her hesap bazında, özellikle yerine getirilmemiş takas yükümlülükleri için mahsup edilir (m.85/3).

SıraÖdenen alacakNot
1Müşteri alacaklarıYeterli aktif yoksa garameten (oranlı) ödenir
2Kamu alacaklarıGarameten
3YTM’nin tazmin ödemeleri ve tasfiye giderleriYTM ödediği tutar kadar yatırımcıya halef olur (m.85/4)
4Diğer alacaklılarBakiye varsa

Pratikte müşteri varlıkları ile aracı kurum malvarlığının ayrı tutulması esastır; ancak yöneticiler müşteri varlıklarını kendi hesaplarında kullanmışsa fark tasfiye açığı olarak ortaya çıkar. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2006, K. 2025/3146, T. 29.09.2025 sayılı kararına konu dosyada, dava dilekçesinde aracı kurumun müşteri alacak bakiyelerinin yaklaşık 10,4 milyon TL, cari varlık toplamının ise yaklaşık 916 bin TL olduğu, müşteri varlıklarının önemli bölümünün ortaklar ve yönetim kurulu üyeleri lehine kullanıldığı ileri sürülmüştür. Müşteri talimatı olmadan yapılan işlemlerin hukuki sonuçları için aracı kurumun yetkisiz işlem sorumluluğu, hisse kayıt hataları için MKK ve aracı kurum sorumluluğu, hisse rehni ve takas teminatlarının tedrici tasfiyeye etkisi için ise sermaye piyasası araçları üzerinde teminat yazılarına bakılabilir.

YTM Tazmini Nedir ve Kimler Tazmin Edilmez?

Tazmin, tedrici tasfiyeden bağımsız ve ondan önce gelen bir güvence mekanizmasıdır. SPKn m.84/1 kapsamı, yatırımcılara ait olan ve yatırım hizmeti, faaliyeti veya yan hizmetlerle bağlantılı olarak yatırım kuruluşunca yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ödeme ve sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan talepler olarak belirler. Yatırım danışmanlığından veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlar tazmin kapsamında değildir (m.84/2). Yatırımcı, tazmin talebini YTM’ye yazılı olarak yapar; talep hakkı, tazmin kararının ilanından itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrar (m.85/1).

Hak sahibi her bir yatırımcıya ödenecek azami tazmin tutarı kanunda yüz bin Türk Lirası olarak belirlenmiştir; bu tutar her yıl ilan edilen yeniden değerleme katsayısı oranında artırılır ve Kurul’un teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından toplam tazmin tutarı beş katına kadar artırılabilir. Sınır, hesap sayısı, türü ve para birimine bakılmaksızın bir yatırımcının aynı kuruluştan olan taleplerinin tümünü kapsar (m.84/5). YTM’nin internet sitesinde 2026 yılı için azami tazmin tutarı 2.065.145 TL olarak ilan edilmiştir; güncel tutarın tazmin kararı tarihindeki ilandan teyit edilmesi gerekir.

Tazmin kapsamı dışındaki kişiler

SPKn m.84/4 uyarınca şu kişi ve kurumlar tazmin edilmez: tazmin kararı verilen yatırım kuruluşunun yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, şahsen sorumlu ortakları, yüzde beş veya daha fazla paya sahip ortakları, denetim kurulu üyeleri ve aynı gruptaki benzer konumdaki kişiler ile bunların eşleri, ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları ve bu kişiler adına hareket eden üçüncü kişiler; aynı gruptaki şirketler; bu kişilerin yüzde yirmi beş veya daha fazla paya sahip olduğu şirketler ve kuruluşun mali sıkıntıya düşmesinden sorumlu veya bundan menfaat sağlayan kişiler. Ayrıca SPKn m.106 ve m.107’deki suçlardan veya aklama suçundan mahkûm olan yatırımcıların talepleri bu eylemlerle ilgili alacaklarla sınırlı olarak tazmin dışındadır; bu suçlardan dolayı hakkında suç duyurusunda bulunulan kişilere yapılacak ödemeler ise soruşturmanın başlamasından mahkeme kararının kesinleşmesine kadar durur (m.84/3).

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin yukarıda anılan kararına konu dosyada müşteri alacakları hesaplanırken ortaklar ve aynı soyadı taşıyan kişiler dışındaki müşteri alacaklarının ayrıca belirlenmesi, bu kapsam dışı bırakma kuralının uygulamadaki yansımasıdır. Yatırımcının Kurul’un denetim görevindeki kusur nedeniyle idari yargıda tazminat isteyip isteyemeyeceği ise SPK hizmet kusuru ve tam yargı davası yazısında ayrıca incelenmiştir.

Yöneticilerin ve Ortakların Şahsi İflası Nasıl İstenir?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 97 – Mali durumun bozulması hâlinde uygulanacak tedbirler (1. fıkra)

(1) Kurul, sermaye piyasası kurumlarının sermaye yeterliliği yükümlülüklerini sağlayamadığı, sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan nakit ödeme ve finansal araç teslim yükümlülüklerini yerine getiremediği veya kısa sürede yerine getiremeyeceği ya da bunlardan bağımsız olarak mali yapılarının ciddi surette zayıflamakta olduğu ya da mali durumunun taahhütlerini karşılayamayacak kadar zayıflamış olduğunun tespiti hâlinde, üç ayı geçmemek üzere verilecek uygun süre içinde mali yapılarının güçlendirilmesini istemeye ya da herhangi bir süre vermeksizin doğrudan bu kurumların faaliyetlerini geçici olarak durdurmaya; tamamen veya belirli sermaye piyasası faaliyetleri itibarıyla yetkilerini kaldırmaya; yatırımcıları tazmin kararı vermeye; sorumluluğu tespit edilen yöneticilerin ve çalışanların sahip oldukları lisansları geçici veya sürekli olarak iptal etmeye, imza yetkilerini sınırlandırmaya veya kaldırmaya ve gerektiğinde yönetim kurulunun üyelerini görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar yerlerine yenilerini atamaya; bu kurumların tedricî tasfiyelerine karar vermeye ve tasfiyenin bitmesini takiben gerektiğinde veya tedricî tasfiyeye gitmeksizin doğrudan iflaslarını istemeye veya gerekli gördüğü diğer tedbirleri almaya yetkilidir.

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, Madde 98 – Tedricî tasfiye ve iflas durumlarında uygulanacak tedbirler

(1) Kurul, sermaye piyasası kurumlarının iflası veya 86 ncı madde uyarınca tedricî tasfiyeye girmesi durumlarında, 97 nci madde uyarınca sorumlulukları tespit edilmiş bulunmak kaydıyla; doğrudan veya dolaylı yüzde onundan fazla paya sahip ortaklarının, görevden ayrılmış olan veya görevde bulunan, yönetim kurulu üyelerinin ve imzaya yetkili yöneticilerinin, portföy yönetim şirketi yöneticilerinin ve konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyelerinin şahsen iflaslarını istemeye yetkilidir.

SPKn m.98’e göre şahsi iflas istenebilecek kişiler doğrudan veya dolaylı yüzde onundan fazla paya sahip ortaklar, görevden ayrılmış olsun ya da görevde bulunsun yönetim kurulu üyeleri, imzaya yetkili yöneticiler, portföy yönetim şirketi yöneticileri ile konut finansmanı ve varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyeleridir. Şart, bu kişilerin SPKn m.97 uyarınca sorumluluklarının tespit edilmiş olmasıdır. Yani şahsi iflas, tedrici tasfiyenin otomatik bir sonucu değil, sorumluluğu tespit edilen kişilere yönelik bir tedbirdir. Kanunda iki ayrı yol bulunur: Kurul’un m.98’e dayanan istemi ve YTM’nin m.86/8’e dayanan istemi. İçtihat da bu iki yolu farklı değerlendirmektedir.

Kurul’un SPKn m.98’e dayanan istemi: tasfiyenin bitmesi aranmaz

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2018/321, K. 2023/474, T. 21.09.2023 sayılı kararında, bilirkişi raporlarına göre davalıların Sermaye Piyasası Kanunu’na ve muhasebe uygulamalarına aykırı iş ve işlemleriyle aracı kurumun mali durumunun bozulmasına ve tedrici tasfiyeye yol açtığını kabul ederek SPKn m.98 uyarınca şahsi iflaslarının talep edilmesi şartlarının oluştuğuna karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/1, K. 2025/547, T. 17.04.2025 sayılı kararında istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; gerekçesinde, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davalı yöneticilerin müşterilerin bilgisi dışında menkul ve nakit varlıkları kendi nam ve hesaplarında kullandıklarını, gerçeğe aykırı bilgiler içeren mali tabloların kabulüne ilişkin yönetim kurulu kararları aldıklarını ve tedrici tasfiye kararı verilmesinde sorumlulukları bulunduğunu belirtmiştir. Daire, m.98’de sayılan kimselerin şahsen iflasına karar verilmesi için şirketin tedrici tasfiyeye girmiş olmasının yeterli olduğunu, tedrici tasfiyenin sona ermiş olmasının ayrıca gerekmediğini vurgulamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2006, K. 2025/3146, T. 29.09.2025 sayılı kararıyla bu zincirin son halkasını oluşturan Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır. Daire, Kurul’un SPKn m.86 uyarınca tedrici tasfiye sürecini başlattığını, m.97 uyarınca aracı kurumun mali durumunun bozulduğunu ve davalıların sorumluluklarının tespit edildiğini, tedrici tasfiyenin sonucunun beklenmesinin yasal bir zorunluluk olmadığını belirterek m.98 uyarınca şahsi iflas kararı verilmesini usul ve kanuna uygun bulmuştur. Davalıların temyiz sebepleri arasında kendilerinin doğrudan iflası gerektiren bir eylemde bulunmadığı, tedrici tasfiye kararının ortakların başvurusu üzerine alındığı, bilirkişi raporlarının eksik olduğu ve aynı olaydan açılan ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiği de bulunuyordu; Daire bu itirazları bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiştir.

YTM’nin SPKn m.86/8’e dayanan istemi: kapatma ve aktif yetersizliği

Aynı sonuç YTM’nin açtığı davalarda otomatik değildir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2764, K. 2020/1057, T. 17.06.2020 sayılı kararında, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E. 2016/718, K. 2019/722, T. 09.05.2019 sayılı şahsi iflas kararı kaldırılmıştır. Daire, SPKn m.86/8 ve Yatırımcıların Tazmini ile Tedrici Tasfiye Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 30. maddesi uyarınca gerçek kişiler hakkında iflas kararı verilebilmesi için tasfiyenin kapatılması ve aracı kurumun aktiflerinin hak sahiplerinin alacaklarını, tazmin kapsamında yapılan ödemeleri ve tasfiye giderlerini karşılamaya yetmemesi gerektiğini belirtmiştir. Kesin hesap yapılmadığından YTM’nin İİK m.177 kapsamında davalılar bakımından henüz alacaklı sıfatını kazanmadığı ve eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle ilk derece kararı kaldırılmış, dosya yeniden karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmiştir.

Bu iki yol arasında çelişki yoktur; talep edenin sıfatı, hukuki dayanağı ve ispat ağırlığı farklıdır. Kurul m.98 yoluyla, sorumluluğun tespitine dayanarak şahsi iflası ister; YTM ise tasfiyenin kapanış şartlarını ve aktif yetersizliğini göstermek durumundadır. Savunmada hangi yoldan dava açıldığı ilk incelenecek noktadır. Aşağıdaki tablo iki yolu karşılaştırır.

ÖlçütKurul’un istemi (m.98)YTM’nin istemi (m.86/8)
Talep edenSermaye Piyasası KuruluYTM (Kurul’un uygun görüşüyle)
Temel şartKurumun tedrici tasfiyeye girmesi veya iflası; m.97 uyarınca sorumluluğun tespitiTedrici tasfiyenin kapatılması ve aktiflerin hak sahiplerinin alacaklarını, tazmin ödemelerini ve tasfiye giderlerini karşılamaması
Tasfiyenin bitmesiAranmaz (BAM 17. HD, 2025/547; Yargıtay 6. HD, 2025/3146)Aranır (BAM 17. HD, 2020/1057)
Kimlere karşım.98’de sayılan ortak, yönetim kurulu üyesi, imzaya yetkili yönetici vb.Kanunda “ilgililer” olarak anılır; uygulamada m.98’deki kişilerle birlikte dava edilmiştir

Sorumluluğun tespiti nasıl yapılır?

Kanun, sorumluluğun hangi organ ve usulle tespit edileceğini ayrıntılandırmaz. İncelenen kararlarda mahkemeler sorumluluğu bilirkişi raporlarıyla değerlendirmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli kararında müşteri varlıklarının müşteri bilgisi dışında yöneticilerin hesaplarında kullanılması ve gerçeğe aykırı mali tabloların kabulü sorumluluğun dayanağı olmuştur. Savunma açısından kusurun ve nedenselliğin kişi bazında ayrıştırılması önemlidir; örneğin Yargıtay 6. Hukuk Dairesi dosyasında davalılardan biri cevabında yönetim kurulu üyeliğinin sembolik olduğunu, yalnızca anonim şirket kuruluşu için gereken ortak sayısını tamamlamak üzere kendisine yüzde bir pay verildiğini ileri sürmüştür. Kararın onanmasından, bu itirazın sonuç vermediği anlaşılmaktadır.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2013/429, K. 2013/704, T. 11.02.2013 sayılı kararı mülga 2499 sayılı Kanun dönemine ilişkindir; ancak Kurul’un tedrici tasfiye kararının yerindeliğinin şahsi iflas davasında yargılama konusu olmadığı yönündeki ilk derece gerekçesi onanmıştır. Tedrici tasfiye kararı Kurul’un idari işlemidir; bu işleme karşı idari yargı yolu için SPK kararlarına karşı yargı yolu yazısına bakılabilir.

Şahsi İflas Kararının Sonuçları Nelerdir ve İflas Kaldırılabilir mi?

Şahsi iflas kararı verilen kişi bakımından İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanır. İİK m.184’e göre iflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları, nerede bulunursa bulunsun bir masa oluşturur ve alacakların ödenmesine tahsis edilir; iflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar da masaya girer. Borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerindeki her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür (İİK m.191/1). Bu sonuçlar, aracı kurumun tedrici tasfiyesinden bağımsız olarak yönetici veya ortağın kendi malvarlığına ve kendi borçlarına uygulanır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2022/1729, K. 2022/1683, T. 02.11.2022 sayılı kararı bu noktada kritiktir. Yönetim kurulu üyesi olarak şahsi iflası karara bağlanan davacılar, Kurul’un tedrici tasfiyeyi kaldırdığını ve aracı kurumun borçlarının ödendiğini ileri sürerek iflasın kaldırılmasını istemişlerdir. İlk derece mahkemesi, İİK m.182 uyarınca iflasın kaldırılması için tüm alacakların itfa edildiğine dair belge gösterilmesi gerektiğini, tasfiyenin sona ermesinin ve aracı kurum borçlarının ödenmesinin iflasın kaldırılması sebebi olamayacağını kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Kararda iflasın doğrudan doğruya davacı gerçek kişiler hakkında ve onların bütün borçları için açılmış olması, yöneticisi bulundukları şirketin borçlarının sona ermesinin kendi borçlarının da sona ermesi sonucunu doğurmaması gerekçe yapılmıştır.

İİK m.182’ye göre iflasın kaldırılması; borçlunun bütün alacaklıların taleplerini geri aldıklarına dair bir beyanname veya tekmil alacakların itfa edildiğine dair bir vesika göstermesi ya da konkordato tasdik edilmesi hâlinde mümkündür. Kaldırma kararı, alacak taleplerinin kaydı için belirlenen sürenin bitiminden iflasın kapanmasına kadar verilebilir ve karara karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bu nedenle şahsi iflas kararı verilen yönetici için aracı kurumun borcunun karşılanması tek başına yeterli kabul edilmemekte, kişinin tüm alacaklılarına karşı durumunun ortaya konulması gerekmektedir.

YTM Yöneticilerin Malvarlığına Karşı Hangi Tedbirleri Alabilir?

SPKn m.86/7, tedrici tasfiye kararıyla birlikte devreye giren bir tedbir paketi öngörür. YTM, gecikmeksizin, kurumun yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak elinde bulunduran ortaklarından ve tüzel kişi ortakların sermayesinin yüzde beşinden fazlasına sahip gerçek kişi pay sahiplerinden; kendilerinin, eşlerinin ve velayet altındaki çocuklarının taşınmaz, iştirak, taşınır, hak, alacak, menkul kıymet ve gelirlerini gösteren mal beyannamesi isteyebilir. Beyanname, tedrici tasfiye kararının ilanından önceki iki yıl içinde ivazlı veya ivazsız olarak edinilen veya devredilen malvarlığı unsurlarını da kapsar ve en geç yedi gün içinde verilmelidir.

Aynı fıkra, YTM’ye yönetim ve denetimi elinde bulunduran ortakların malvarlıkları üzerine teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları ile ilgililerin yurt dışına çıkış yasağı dâhil olmak üzere alacaklıların menfaati için zorunlu her türlü muhafaza tedbirinin alınmasını mahkemeden isteme yetkisi verir. Bu tedbir ve haciz kararlarından itibaren altı ay içinde dava açılmaması veya icra ya da iflas takibinde bulunulmaması hâlinde kararlar kendiliğinden ortadan kalkar. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2019/2764, K. 2020/1057 sayılı kararında anlatıldığı üzere, YTM yönetim kurulu 08.01.2016 tarihli kararıyla mal beyannamesi istenmesine, malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konmasına ve ortak yöneticiler hakkında yurt dışına çıkış yasağına karar vermiş; ihtiyati tedbir İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/42 D.İş sayılı dosyasında teminatsız olarak kabul edilmiştir.

İptal davası: mal kaçırma işlemleri

SPKn m.86/10, YTM’ye İİK m.278, m.279 ve m.280’de belirtilen hâllerin varlığında, aciz vesikası ibrazına gerek olmaksızın iptal davası açma yetkisi verir. İİK m.278 uyarınca iflasın açıldığı veya aciz belgesinin düzenlendiği tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir; altsoy, üstsoy, üçüncü dereceye kadar kan hısımları, eş ve üçüncü dereceye kadar kayın hısımları arasındaki tasarruflar gerçek değerine uygun ivazlı olduğu ispatlanmadıkça bağışlama sayılır. İİK m.279’a göre acizden önceki bir yıl içinde yapılan, mevcut borcu temin için rehinler, para veya mutat ödeme vasıtaları dışındaki ödemeler ve vadesi gelmemiş borç ödemeleri batıldır. İİK m.280 ise malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılara zarar verme kastıyla yaptığı işlemleri, diğer tarafın bildiği veya bilmesi gereken hâllerde iptale tabi kılar; ancak işlemden itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takip yapılmış olması gerekir. YTM’nin dava hakkı genel zamanaşımı süresine tabidir (m.86/10).

Tedrici Tasfiye ile İflas Arasındaki Fark Nedir?

ÖlçütTedrici tasfiyeİflas (İİK)
Karar merciiSermaye Piyasası KuruluMahkeme
Tasfiyeyi yürütenYTM; kuruluşun kanuni organlarının yetkilerini kullanırİflas idaresi
Uygulanan kurallarSPKn m.86 ve yönetmelik; TTK ve İİK’nın tasfiye hükümleri uygulanmazİcra ve İflas Kanunu
ÖncelikMüşteri alacakları önce ödenirSıra cetveli
TakiplerİİK ve 6183 kapsamında takip yapılmaz, mevcutlar dururMasa dışında cebri icra durur
Yöneticiler bakımındanSorumluluğu tespit edilenlerin şahsi iflası istenebilir (m.98)Genel hükümler

Tedrici Tasfiyede Süreler Nelerdir?

SüreKonuDayanak
En çok 3 ayMali yapının güçlendirilmesi için verilecek süreSPKn m.97/1
3 ayTespitten itibaren tazmin kararı alma süresiSPKn m.82/1
1 yılTazmin talebinin zamanaşımı (kararın ilanından itibaren)SPKn m.85/1
3 ay + 3 ayYTM’nin tazmin ödemelerini yapma süresi ve zorunlu hâl uzatmasıSPKn m.85/2
7 günMal beyannamesinin YTM’ye verilmesiSPKn m.86/7
6 ayTedbir ve hacizden sonra dava veya takip yapılmazsa kararların kendiliğinden kalkmasıSPKn m.86/7
2 yılGeçici kapalılık süresinin üst sınırı; mal beyanında geriye dönük inceleme dönemiSPKn m.97/4, m.86/7
2 haftaİflasın kaldırılması kararına karşı istinaf süresiİİK m.182/2
1 yıl / 5 yılİptal davalarında geriye dönük süreler (m.278 ve m.279: bir yıl; m.280: beş yıl)İİK m.278-280

Tedrici Tasfiye ve Şahsi İflas Davasında Savunma Nasıl Yapılır?

Tedrici tasfiye kararının kendisi Kurul’un idari işlemidir; hukuka aykırılık iddiaları idari yargıda ileri sürülür. Şahsi iflas davası ise ticaret mahkemesinde görülür ve sorumluluğun tespiti burada tartışılır. Savunmada aşağıdaki noktalar öne çıkar:

  • Talep eden ve hukuki dayanak: Dava Kurul’un m.98 istemine mi, YTM’nin m.86/8 istemine mi dayanıyor? İkinci hâlde tasfiyenin kapatılması ve aktif yetersizliği ispat edilmelidir (BAM 17. HD, 2020/1057).
  • Kişinin sıfatı ve dönemi: Davalının yüzde ondan fazla pay sahipliği, yönetim kurulu üyeliği veya imza yetkisi olup olmadığı ve görev döneminin sorumluluk iddia edilen işlemlere denk gelip gelmediği.
  • Sorumluluğun tespiti: Bilirkişi raporunun kişi bazında kusur ve nedensellik analizi yapıp yapmadığı; aktiflerin (halka açık olmayan paylar, yetkiler vb.) değerlenip değerlenmediği ve tasfiye açığının kesinleşip kesinleşmediği.
  • Müşteri borçlarının karşılanması: Müşteri alacaklarının ödenmiş olması şahsi iflasın kaldırılması için tek başına yeterli sayılmasa da (Ankara BAM 23. HD, 2022/1683), iflas davasında konusuzluk ve ölçülülük bakımından ileri sürülebilecek önemli bir olgudur.
  • Ceza yargılamasıyla ilişki: Aynı olaydan açılan ceza davası şahsi iflas davasını doğrudan sona erdirmez; Yargıtay 6. HD dosyasında ceza davasının bekletici mesele yapılması talebi sonuç vermemiştir. Güveni kötüye kullanma ve diğer suç tiplerinin genel çerçevesi için sermaye piyasası suçları rehberine bakılabilir.
  • Malvarlığı tedbirleri: Mal beyannamesinin yedi gün içinde verilmesi, tedbirlerin teminatsız konulabilmesi ve altı ay içinde dava açılmazsa kendiliğinden kalkması.

Hakkında SPKn m.86/7 kapsamında mal beyanı istenen veya tedbir uygulanan kişilerin bu işlemlere karşı süresinde itiraz etmesi ve iflas davasında deliller ile savunmayı eş zamanlı yürütmesi gerekir. Kurul işlemlerine karşı yargı yolu ve süreler ayrı bir yazıda anlatılmıştır; şahsi iflas davasındaki savunma ise genel hukuk yargılamasının delil ve süre kurallarına tabidir.

Sık Sorulan Sorular

Aracı kurum tedrici tasfiyeye girerse müşterinin parası kaybolur mu?

Hayır, kaybolmaz ancak alacağın tamamı ödenemeyebilir. SPKn m.86/5 uyarınca tasfiye kapsamındaki aktiflerden öncelikle müşteri alacakları ödenir; yeterli aktif yoksa garameten ödeme yapılır. Ayrıca yatırımcı adına saklanan sermaye piyasası araçları hak sahiplerine öncelikle dağıtılır (m.85/3) ve tazmin kapsamında YTM yatırımcıya kanundaki azami tutara kadar ödeme yapar.

Tedrici tasfiye kararını kim verir?

Karar Sermaye Piyasası Kurulu’nca verilir. SPKn m.86/1 uyarınca Kurul, yatırımcıları tazmin kararı verdiği kuruluşlar hakkında, bankalar hariç olmak üzere, tazmin sürecinin kapanmasına ilişkin kararı ile birlikte tedrici tasfiye kararı da verebilir; tasfiye işlemlerini YTM yürütür.

Tedrici tasfiye başladıktan sonra aracı kurum hakkında icra takibi yapılabilir mi?

Hayır. SPKn m.86/4 uyarınca tedrici tasfiye kararı verilenler hakkında 2004 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takip yapılmaz, önceden başlamış takipler durur ve takip muamelesiyle kesilebilen zamanaşımı ve hak düşürücü süreler işlemez. Ayrıca bu tasfiyenin kapatılması kararına kadar iflas kararı verilemez.

YTM yatırımcıya en fazla ne kadar öder?

Kanunda hak sahibi her bir yatırımcı için azami tutar yüz bin TL olup her yıl yeniden değerleme oranında artırılır; Kurul teklifiyle toplam tutar beş katına kadar yükseltilebilir (SPKn m.84/5). YTM’nin internet sitesinde 2026 yılı için 2.065.145 TL ilan edilmiştir. Bu tutar aynı kuruluştaki tüm hesapları kapsar.

Yatırımcı tazmin talebi için ne kadar süresi vardır?

Tazmin talebinde bulunma hakkı, tazmin kararının ilanından itibaren bir yıl sonra zamanaşımına uğrar (SPKn m.85/1). Talep YTM’ye yazılı olarak yapılır. YTM, hak sahiplerini ve tutarları belirledikten sonra üç ay içinde ödemeleri yapmakla yükümlüdür; zorunlu hâllerde Kurul onayıyla bu süre en çok üç ay daha uzatılabilir.

Aracı kurum yöneticisinin şahsi iflasını kim isteyebilir?

Kurul, SPKn m.98 uyarınca sorumlulukları tespit edilmiş yönetici ve ortakların şahsen iflasını isteyebilir; YTM ise Kurul’un uygun görüşüyle ve tasfiyenin kapatılması şartıyla SPKn m.86/8 uyarınca ilgililerin iflasını isteyebilir. İstem ticaret mahkemesine yöneltilir.

Şahsi iflas istenebilecek kişiler kimlerdir?

SPKn m.98 uyarınca doğrudan veya dolaylı yüzde onundan fazla paya sahip ortaklar, görevden ayrılmış olan veya görevde bulunan yönetim kurulu üyeleri, imzaya yetkili yöneticiler, portföy yönetim şirketi yöneticileri ile konut finansmanı fonları ve varlık finansmanı fonlarının fon kurulu üyeleri. Bu kişilerin SPKn m.97 uyarınca sorumluluklarının tespit edilmiş olması şarttır.

Şahsi iflas için tedrici tasfiyenin bitmesi gerekir mi?

Kurul’un SPKn m.98’e dayanan istemlerinde gerekmez. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/1, K. 2025/547 ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/2006, K. 2025/3146 sayılı kararlarda tedrici tasfiyenin sona ermesinin aranmadığı kabul edilmiştir. YTM’nin SPKn m.86/8’e dayanan istemlerinde ise tasfiyenin kapatılması ve aktiflerin yetersizliği aranır (İstanbul BAM 17. HD, E. 2019/2764, K. 2020/1057).

Aracı kurumun borcu ödenirse şahsi iflas kalkar mı?

Kendiliğinden kalkmaz. Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi, E. 2022/1729, K. 2022/1683 sayılı kararında aracı kurumun borçlarının ödenmesi ve tedrici tasfiyenin sona ermesi, yöneticilerin şahsi iflasının kaldırılması sebebi sayılmamıştır. İİK m.182 uyarınca iflasın kaldırılması için bütün alacaklıların taleplerini geri aldığı, tekmil alacakların itfa edildiği veya konkordato tasdik edildiği gösterilmelidir.

YTM yöneticilerden mal beyanı isteyebilir mi?

Evet. SPKn m.86/7 uyarınca YTM, aracı kurumun yönetim ve denetimini elinde bulunduran ortaklarından ve sermayenin yüzde beşinden fazlasına sahip gerçek kişi pay sahiplerinden kendilerine, eşlerine ve velayet altındaki çocuklarına ait malvarlığını gösteren mal beyannamesi isteyebilir. Beyanname en geç yedi gün içinde verilmelidir.

Tedrici tasfiye sırasında yurt dışına çıkış yasağı konulabilir mi?

Evet. SPKn m.86/7 uyarınca YTM, yönetim ve denetimi elinde bulunduran ortaklar bakımından teminat aranmaksızın ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz ile yurt dışına çıkış yasağı dâhil alacaklıların menfaati için zorunlu her türlü muhafaza tedbirinin alınmasını ilgili mahkemeden isteyebilir. Bu tedbirler altı ay içinde dava açılmazsa kendiliğinden ortadan kalkar.

Sonuç

Aracı kurumun tedrici tasfiyesi, müşteri varlıklarını önceleyen ve genel iflas hükümlerinden ayrışan bir kanun rejimidir; yöneticiler ve ortaklar açısından ise tasfiye, SPKn m.97 ve m.98 uyarınca şahsi iflasa kadar uzanabilen bir sorumluluk riski doğurur. Kurul’un m.98’e dayanan istemlerinde Yargıtay’ın onadığı çizgi tasfiyenin bitmesini aramazken, YTM’nin m.86/8 istemlerinde kapatma ve aktif yetersizliği aranmaktadır. Şahsi iflas kararı verildikten sonra aracı kurumun borçlarının ödenmesi tek başına iflasın kalkmasına yetmez; bu nedenle sürecin erken aşamasında Kurul işlemleri, mal beyanı ve tedbirler ile sorumluluk tespitine karşı delil ve savunma planı oluşturulmalıdır. Tasfiye sürecinin hem müşteri hem yönetici tarafı için bir sermaye piyasası avukatı ile birlikte yürütülmesi, sürelerin kaçırılmaması bakımından belirleyicidir. Genel çerçeve için sermaye piyasası hukuku rehberine de bakılabilir.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu — Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul