Sermaye piyasası araçları üzerinde teminat sözleşmesi, hisse senedi gibi sermaye piyasası araçlarının bir kredi veya diğer bir yükümlülüğün teminatı olarak rehnedilmesini ya da mülkiyetinin teminat amacıyla devredilmesini düzenleyen, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47. maddesinde özel olarak hükme bağlanmış bir teminat türüdür. Aracı kurumların kredili işlemlerinde ve tedrici tasfiye süreçlerinde en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, yatırımcıya ait hisse senetlerinin usulüne uygun bir teminat sözleşmesi olmaksızın bankalara rehnedilmiş olmasıdır.
- Sermaye Piyasası Araçları Üzerinde Teminat Sözleşmesi Nedir?
- Hukuki Dayanağı Nedir?
- Yazılı Şekil Şartı ve Rehin Hakkının Kurulması İçin Aranan Unsurlar Nelerdir?
- Aracı Kurum Yalnızca Kendi Müşterisinin Kredisi İçin O Müşterinin Araçlarını Rehnedebilir mi?
- Mülkiyetin Devredildiği ile Teminat Verende Kaldığı Sözleşmeler Nasıl Ayrılır?
- Temerrüt Halinde Teminat Nasıl Nakde Çevrilir?
- Aracı Kurumun Tedrici Tasfiyesinde Rehinli Araçların Akıbeti Nedir?
- Görevli Mahkeme ve Dava Türleri Nelerdir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Sermaye Piyasası Araçları Üzerinde Teminat Sözleşmesi Nedir?
6362 sayılı Kanun’un 47. maddesi, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde kayden izlenen sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılmasını öngörür ve bu araçların mülkiyetinin sözleşmeye bağlı olarak teminat alana devredilebileceği gibi teminat verende de kalabileceğini düzenler. Danıştay 13. Dairesi’nin isabetle vurguladığı üzere, madde, sermaye piyasası araçlarının rehnini kolaylaştırmak ve rehin alanların haklarını korumak amacıyla, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun rehin hakkı sahibine tanıdığı yetkilerin ötesinde yetkiler tanımaktadır; maddenin gerekçesinde bu düzenlemenin UNIDROIT’nin uluslararası özel hukuka ilişkin teminat sözleşmeleri prensipleri esas alınarak, teminat verenin ve teminat alanın haklarının dengeli biçimde korunduğu bir şekilde kaleme alındığı belirtilmiştir (Danıştay 13. D., E. 2020/672, K. 2023/5306, 06.12.2023).
Hukuki Dayanağı Nedir?
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.47/1: “MKK nezdinde kayden izlenen sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmeleri yazılı şekilde yapılır. Bu teminat sözleşmelerine konu sermaye piyasası araçlarının mülkiyeti, sözleşmeye bağlı olarak teminat alana kanuni usullere göre devredilebileceği gibi teminat verende de kalabilir. Sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmaması hâlinde teminat konusu sermaye piyasası araçlarının mülkiyeti teminat alana geçmemiş sayılır.”
6362 sayılı Kanun m.47/4-b: Temerrüt hâlinde, mülkiyetin teminat verende kaldığı sözleşmelerde teminat alan; herhangi bir ihbar, süre verme veya izin/onay alma şartı olmaksızın, teminat konusu sermaye piyasası araçlarını satarak bedelinden alacağını karşılama veya sözleşmede öngörülmüş olması kaydıyla bu araçları mülkiyetine geçirerek değerini borçlunun yükümlülüklerinden mahsup etme hakkına sahiptir.
Bu hüküm, klasik Türk Medeni Kanunu rehin rejiminden önemli ölçüde ayrılır: TMK’daki rehinde alacaklının rehinli malı doğrudan mülkiyetine geçirmesi kural olarak yasakken (lex commissoria yasağı), SPK m.47/4-b bu yasağı sermaye piyasası araçları bakımından bertaraf ederek, sözleşmede öngörülmüş olmak kaydıyla teminat alana doğrudan mülkiyete geçirme imkânı tanımaktadır. Rekabet Kurulu’nun bir birleşme ve devralma kararında da bu hüküm doğrudan uygulanmış; temerrüde düşen borçlunun rehnettiği payların alacaklı tarafından mülkiyetinin devralınmasının, SPK m.47/4-b uyarınca ayrıca bir devir iradesi aranmaksızın gerçekleşebileceği, bu düzenlemenin daha yeni ve özel nitelikte olması nedeniyle uygulama alanı bulduğu kabul edilmiştir.
Yazılı Şekil Şartı ve Rehin Hakkının Kurulması İçin Aranan Unsurlar Nelerdir?
Uygulamada en sık karşılaşılan uyuşmazlık türü, teminat sözleşmesinin yazılı şekil şartına uyulmadan kurulduğu iddiasıdır. Yerleşik uygulamaya göre TMK m.939 ve 955 gereğince rehin konusunu ferden belirleyen yazılı bir rehin sözleşmesi bulunmadıkça rehin hakkı doğmaz; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi de aynı ilkeyi benimsemiştir (Yargıtay 19. HD, E. 2017/5210, K. 2018/312, 01.02.2018). Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de aracı kurumun tedrici tasfiyesine ilişkin bir dizi davada, müşterilerle banka arasında yazılı bir rehin sözleşmesi kurulmadığını ve bankanın rehin hakkına ilişkin belge sunamadığını tespit ederek, davacının zilyetliğe yönelik saldırının sona erdirilmesi talebini kabul etmiştir (Yargıtay 11. HD, E. 2022/5787, K. 2022/7993, 09.11.2022).
Buna karşılık, çerçeve sözleşmesinde açıkça aracı kuruma temsil ve rehin verme yetkisi tanınmış, MKK nezdinde Rehin Teminat Değer raporu düzenlenmiş ve yatırımcının muvafakat beyanı bulunuyorsa, mahkemeler rehin hakkının geçerli biçimde kurulduğunu kabul etmektedir.
Aracı Kurum Yalnızca Kendi Müşterisinin Kredisi İçin O Müşterinin Araçlarını Rehnedebilir mi?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihadına göre, aracı kurum ancak hangi müşteri adına kredi kullanıyorsa o müşteriye ait sermaye piyasası araçlarını rehnedebilir; bir müşterinin hesabındaki hisse senetlerinin başka bir müşteri adına kullanılan veya aracı kurumun kendi hesabına kullandığı bir kredinin teminatı olarak rehnedilmesi hukuka aykırıdır ve müşteriye iade yükümlülüğü doğurur (Yargıtay 11. HD, E. 2016/10584, K. 2018/3118, 25.04.2018). Bu ilke, aracı kurumların tedrici tasfiyesine yol açan tipik olay örgüsünün de temelini oluşturmaktadır: aracı kurum, yatırımcıların izni ve muvafakati olmaksızın hesaplarındaki hisse senetlerini kendi adına kullandığı kredilerin teminatı olarak bankalara rehnetmekte, bu durum SPK tarafından tespit edildiğinde faaliyet izninin durdurulmasına ve tedrici tasfiyeye yol açmaktadır (Yargıtay 11. HD, E. 2017/2650, K. 2019/2632, 04.04.2019; E. 2015/15181, K. 2017/717, 09.02.2017; E. 2016/10583, K. 2018/2885, 18.04.2018).
Mülkiyetin Devredildiği ile Teminat Verende Kaldığı Sözleşmeler Nasıl Ayrılır?
| Sözleşme Türü | Mülkiyetin Durumu | Temerrüt Hâlinde Teminat Alanın Hakkı |
|---|---|---|
| Mülkiyetin teminat alana devredildiği sözleşme | Sözleşmenin kurulduğu anda, kanuni usullere uygun devirle teminat alana geçer (zilyetliğin devri dâhil) | Piyasa değerinden aşağı olmamak üzere satarak alacağını karşılama veya değerini mahsup etme (m.47/4-a) |
| Mülkiyetin teminat verende kaldığı sözleşme | Teminat veren malik olarak kalır; teminat alan yalnızca rehin hakkı sahibidir | Satarak alacağını karşılama veya sözleşmede açıkça öngörülmüşse mülkiyetine geçirme (m.47/4-b) |
Sözleşmede mülkiyetin durumuna ilişkin açık bir hüküm bulunmaması hâlinde, Kanun’un 47/1. maddesi uyarınca mülkiyetin teminat alana geçmediği kabul edilir; bu nedenle sözleşme metninde hangi türün seçildiğinin açıkça belirtilmesi büyük önem taşır. Mülkiyetin teminat alana devredildiği sözleşme türüne örnek olarak, taraflar arasındaki rehin sözleşmesinde “birinci dereceden rehin tesis edilmesi” ve ardından imzalanan ayrı bir beyanla hisse senedinin zilyetliğinin teminat alana teslim edilmiş olması gösterilebilir; uygulamada bu iki unsurun (yazılı beyan + zilyetliğin devri) birlikte gerçekleşmesi devrin tamamlanması için yeterli görülmektedir.
Temerrüt Halinde Teminat Nasıl Nakde Çevrilir?
Kanun’un 47/4. maddesinin en dikkat çekici yönü, temerrüt hâlinde teminat alana tanınan “ön şartsız” satış/mülkiyete geçirme hakkıdır: herhangi bir ihbar veya ihtarda bulunma, süre verme, adli/idari merciden izin alma ya da açık artırma gibi bir ön şartın yerine getirilmesi gerekmez. Danıştay 13. Dairesi’nin incelediği bir olayda, rehin hakkı sahibi banka, alacağını tahsil edemediği için rehinli payları borsada satmak istemiş, ancak SPK’nın halka açık şirkette aldığı bir kısıtlama kararı bu satışı engellemiştir; Danıştay, SPK’nın küçük yatırımcıyı koruma amacıyla böyle bir tedbir alabileceğini, ancak bu tedbiri alırken rehin hakkı sahibinin m.47’den doğan haklarını da gözeterek ölçülü ve adil davranması gerektiğini vurgulamıştır (Danıştay 13. D., E. 2020/672, K. 2023/5306, 06.12.2023). Bu karar, m.47’nin tanıdığı güçlü icra kolaylığının dahi SPK’nın idari tedbir yetkisiyle sınırlanabileceğini, ancak bu sınırlamanın keyfi olamayacağını göstermesi bakımından önemlidir.
Aracı Kurumun Tedrici Tasfiyesinde Rehinli Araçların Akıbeti Nedir?
Aşağıdaki tablo, rehinli sermaye piyasası araçlarına ilişkin uyuşmazlıklarda mahkemelerin ulaştığı tipik sonuçları özetlemektedir.
| Somut Durum | Sonuç |
|---|---|
| Yatırımcının muvafakati olmaksızın, aracı kurumun kendi kredisi için müşteri hisseleri rehnedilmiş | Rehin hukuka aykırı kabul edilir, hisselerin aynen iadesine karar verilir (Yargıtay 11. HD, E. 2016/10584, K. 2018/3118; E. 2017/2650, K. 2019/2632) |
| Yazılı rehin sözleşmesi ve senedin teslimi ispatlanamamış | Rehin hakkının kurulmadığı kabul edilir, zilyetliğe saldırının sona erdirilmesine karar verilir (Yargıtay 11. HD, E. 2022/5787, K. 2022/7993) |
| Yargılama sürerken Yatırımcıları Koruma Fonu/Tazmin Merkezi süreciyle hisseler zaten iade edilmiş | Dava konusuz kalır, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir |
| Çerçeve sözleşmesinde temsil/rehin yetkisi açık, MKK kaydı ve muvafakat beyanı mevcut | Rehin geçerli kabul edilir, iade talebi reddedilir |
Bu tablodan çıkan pratik sonuç şudur: rehin/teminat uyuşmazlıklarında davanın kaderi büyük ölçüde iki belgenin varlığına bağlıdır — çerçeve sözleşmesinin aracı kuruma açıkça rehin/temsil yetkisi verip vermediği ve MKK nezdindeki kayıtların (Rehin Teminat Değer raporu) bu yetkiyi doğrulayıp doğrulamadığı.
Görevli Mahkeme ve Dava Türleri Nelerdir?
Bu uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde olduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür. Dava türü somut olaya göre değişebilir: hisse senetlerinin aynen iadesi istemi, zilyetliğe yapılan saldırının sona erdirilmesi (istihkak benzeri) davası, ya da bankanın rehin hakkını bertaraf etmeye yönelik itirazlara karşı bankanın açtığı muarazanın men’i davası şeklinde karşımıza çıkabilmektedir (Yargıtay 11. HD, E. 2017/2650, K. 2019/2632). Aracı kurumun tedrici tasfiyesi söz konusuysa, tasfiyeyi yürüten Yatırımcıları Koruma Fonu/Tazmin Merkezi’nin sürece dâhil olması ve bazı hâllerde hisselerin idari süreçle iade edilerek davanın konusuz kalması da sıklıkla görülen bir gelişmedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hisse senetlerim rızam olmadan bankaya rehnedilmişse ne yapmalıyım?
Öncelikle aracı kurumla imzaladığınız çerçeve sözleşmesinde rehin/temsil yetkisi verip vermediğinizi ve MKK kayıtlarındaki Rehin Teminat Değer raporunu kontrol etmeli, yazılı bir teminat sözleşmesi bulunmuyorsa hisselerin iadesi için yazılı itirazda bulunup gerekirse dava açmalısınız.
Teminat sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir mi?
Hayır; 6362 sayılı Kanun m.47/1 uyarınca MKK nezdinde kayden izlenen sermaye piyasası araçlarını konu alan teminat sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur, aksi hâlde rehin hakkı kurulmamış sayılır.
Aracı kurum, başka bir müşterinin borcu için benim hisselerimi rehnedebilir mi?
Hayır; yerleşik içtihada göre aracı kurum ancak hangi müşteri adına kredi kullanıyorsa o müşteriye ait sermaye piyasası araçlarını rehnedebilir, başka bir müşterinin veya kendi borcu için sizin hisselerinizin rehnedilmesi hukuka aykırıdır.
Mülkiyetin teminat alana devredildiği sözleşme ile rehin arasındaki fark nedir?
Mülkiyetin devredildiği sözleşmede sermaye piyasası aracının mülkiyeti sözleşme anında teminat alana geçer; rehinde ise mülkiyet teminat verende kalır, teminat alan yalnızca temerrüt hâlinde satış veya (sözleşmede öngörülmüşse) mülkiyete geçirme hakkına sahip olur.
Banka, alacağını tahsil edemezse önce bana ihtar göndermek zorunda mı?
Hayır; Kanun m.47/4 uyarınca temerrüt hâlinde teminat alan, herhangi bir ihbar, süre verme veya izin alma şartı olmaksızın teminatı satabilir veya sözleşmede öngörülmüşse mülkiyetine geçirebilir; bu Kanun’un tanıdığı önemli bir kolaylıktır.
SPK’nın aldığı bir satış kısıtlama kararı, rehin hakkı sahibinin haklarını tamamen ortadan kaldırabilir mi?
Hayır; SPK küçük yatırımcıyı korumak amacıyla satış kısıtlaması getirebilirse de bu yetkisini ölçülü ve adil biçimde kullanmak, rehin hakkı sahibinin m.47’den doğan haklarını da gözetmek zorundadır.
Aracı kurum tedrici tasfiyeye girdiyse rehinli hisselerim ne olur?
Tasfiye sürecini yürüten kurum, gerçek hak sahiplerini tespit ederek hukuka aykırı rehnedilmiş hisselerin iadesi için harekete geçebilir; bu süreçte dava açmış olsanız dahi hisseleriniz idari süreçle iade edilirse davanız konusuz kalabilir.
Zilyetliğin devri şartı ne anlama gelir?
Mülkiyetin teminat alana devredildiği sözleşmelerde, yazılı devir beyanının yanı sıra sermaye piyasası aracının (kaydi sistemde ilgili kaydın) fiilen teminat alana geçirilmesi de aranır; bu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi devrin tamamlanması için gereklidir.
Görevli mahkeme hangisidir?
Sermaye piyasası araçları üzerindeki teminat sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar ticari dava niteliğinde olduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülür.
Rehin sözleşmesinin geçerli olduğunu banka nasıl ispatlar?
Banka, çerçeve sözleşmesindeki temsil/rehin yetkisini, MKK nezdindeki Rehin Teminat Değer raporunu ve varsa yatırımcının ayrıca verdiği yazılı muvafakat beyanını sunarak rehnin geçerliliğini ispatlayabilir; bu belgelerden biri eksikse rehin hakkının kurulmadığı yönünde güçlü bir karine oluşur.
Sonuç
Sermaye piyasası araçları üzerinde teminat sözleşmesi uyuşmazlıklarında belirleyici olan, yazılı şekil şartının yerine getirilip getirilmediği, aracı kurumun rehin yetkisinin somut kredi ile örtüşüp örtüşmediği ve mülkiyetin hangi tarafta kaldığının sözleşmede açıkça düzenlenip düzenlenmediğidir. Rehnin yanında hesabınızda talimatınız dışında işlem de yapılmışsa aracı kurumun yetkisiz işlem sorumluluğu yazımız yol gösterici olacaktır. Hisseleriniz rızanız dışında rehnedildiyse, çerçeve sözleşme ve MKK kayıtlarının incelenmesi için hisse rehni iade davası avukatı desteği alabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu — Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul