Bir aile konutunda tahliye taahhütnamesi söz konusu olduğunda, eşin açık rızası Türk Medeni Kanunu (TMK) m.194 ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.349 uyarınca önemli bir korumadır. Ancak yalnızca konutun ailece kullanılması, kiracı eşin imzaladığı her tahliye taahhüdünü kendiliğinden geçersiz kılmaz. Eşlerin birlikte kiracı olup olmadığı, kiracı olmayan eşin kiraya verene ne zaman bildirim yaptığı, taahhüdün düzenlendiği tarih ve rızanın bulunup bulunmadığı birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtayın 2025 tarihli uyuşmazlığın giderilmesi kararı, bu zamanlama ayrımını özellikle açıklığa kavuşturmuştur.
Eşin rızası aile konutunda tahliye taahhütnamesi için gerekli midir?
Geçerli olabilir; ancak eşlerin hukuki konumu ve taahhüdün düzenlendiği tarih belirleyicidir. TBK m.352/1, kiralananın tesliminden sonra kiraya verene verilen ve belirli tahliye tarihini içeren yazılı taahhüdü bir tahliye sebebi olarak düzenler. Aile konutları için TMK m.194 ve TBK m.349, diğer eşin açık rızası olmaksızın kira sözleşmesinin feshedilmesini sınırlar. Bu kuralların birlikte uygulanmasında taahhüdün hangi tarihte, kim tarafından verildiği araştırılır.
Eşlerin baştan birlikte kiracı olması veya kiracı olmayan eşin önceden bildirim yaparak kira sözleşmesine katılması hâlinde, tahliye taahhüdünün kural olarak her iki eş tarafından verilmesi ya da diğer eşin açık rızasıyla düzenlenmesi gerekir. Buna karşılık, kiracı olmayan eşin bildiriminden önce tek kiracı tarafından usulüne uygun verilmiş bir taahhüt, sırf daha sonra yapılan bildirim nedeniyle geriye dönük olarak geçersiz olmaz. Bu son ayrım, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2025/3374 E., 2025/4997 K. sayılı kararında açıkça kabul edilmiştir.
Bu nedenle “eş imzalamadıysa tahliye taahhütnamesi kesin geçersizdir” veya “sözleşmede yalnız bir kişinin adı varsa eşin hiçbir hakkı yoktur” önermelerinin ikisi de eksiktir. Önce aile konutu niteliği, ardından kiracı sıfatı, bildirim ve taahhüt takvimi incelenmelidir. Tahliye taahhütnamesinin genel geçerlilik şartları, tahliye taahhütnamesi rehberinde ayrıca açıklanmaktadır.
Aile Konutu Nedir, Kiralanan Ev Nasıl Aile Konutu Sayılır?
Aile konutu, eşlerin evlilik birliği içinde ortak yaşamlarını sürdürdükleri ve yaşam faaliyetlerinin merkezini oluşturdukları konuttur. TMK m.186, eşlerin oturacakları konutu birlikte seçeceğini belirtir. TMK m.194 ise bu konut üzerinde aile yaşamını önemli ölçüde etkileyen belirli hukuki işlemleri diğer eşin açık rızasına bağlar. Konutun kiracıya ait olmaması aile konutu korumasını ortadan kaldırmaz; aile konutu, kiralanmış bir daire de olabilir.
Bir adresin nüfus kayıtlarında yer alması tek başına bütün uyuşmazlıkları çözmez. Eşlerin nerede ve ne kadar süredir yaşadığı, konutun fiilen ortak yaşamın merkezi olup olmadığı, geçici konaklama mı yoksa yerleşik aile düzeni mi bulunduğu önem taşır. Birlikte ikamet kayıtları, abonelik belgeleri, çocukların okul kayıtları, ortak adrese ilişkin yazışmalar ve gerektiğinde tanık anlatımları aile konutu niteliğinin ispatında değerlendirilebilir.
Tapuda aile konutu şerhi bulunmaması da kiracının oturduğu evin aile konutu olmadığı anlamına gelmez. TMK m.194’ün tapuya şerh düzenlemesi ile kiracı olmayan eşin kiraya verene bildirimde bulunması farklı kurumlardır. Kiralık bir evde tapuda şerh aramayı, kiraya verene yapılacak bildirim yerine geçirmek doğru değildir. Eşin kira ilişkisindeki diğer hakları hakkında aile konutunda kiracı eşin hakları başlıklı incelemeye başvurulabilir.
TMK 194 ve TBK 349: Eşin Açık Rızası Neden Önemlidir?
Kira sözleşmesini sona erdirme bakımından koruma
TMK m.194/1 uyarınca eşlerden biri, diğer eşin açık rızası olmaksızın aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez; aile konutunu devredemez veya üzerindeki hakları sınırlayamaz. TBK m.349/1 de aile konutu olarak kullanılan kiralanan taşınmazlarda kiracının eşinin açık rızası olmaksızın kira sözleşmesini feshedemeyeceğini düzenler. Tahliye taahhüdü, belirli tarihte kiralananı boşaltma iradesini ortaya koyduğundan aile konutunun korunmasıyla doğrudan ilgilidir.
Ancak tahliye taahhüdü, kira sözleşmesinin imzalandığı gün kendiliğinden feshedilmesiyle özdeş değildir. TBK m.352/1’deki tahliye sebebi, taahhüt edilen tarih geldiğinde kiralananın boşaltılmaması ve kiraya verenin kanuni süre içinde dava veya icra yoluna başvurmasıyla gündeme gelir. Rıza değerlendirmesinde, TMK m.194’ün koruma amacıyla birlikte bu özel tahliye mekanizması ve güncel içtihat dikkate alınmalıdır.
Açık rıza nasıl alınır ve ispatlanır?
Açık rıza, eşin hangi işlem için onay verdiğini belirgin biçimde gösteren irade açıklamasıdır. Kanunda her tahliye taahhüdü için noter onayı şartı öngörülmemiştir. Bununla birlikte yalnızca evli olmak, konutta birlikte yaşamak, taahhütten haberdar olmak ya da itiraz etmemiş olmak, tek başına açık rızanın kesin kanıtı değildir.
Uyuşmazlığı azaltmak için diğer eşin hangi taşınmaza, hangi düzenleme tarihli taahhüde ve hangi tahliye tarihine rıza verdiğinin imzalı bir metinle gösterilmesi ispat bakımından önemlidir. Eşlerin ikisinin tahliye taahhüdünü birlikte imzalaması da açık bir ispat aracıdır. Rızanın gerçekten bulunup bulunmadığı ve kapsamı somut belgeler üzerinden değerlendirilir; belge üzerinde imza bulunması dahi irade sakatlığına ilişkin ayrı iddiaları tümüyle dışlamaz.
Eş rıza vermiyorsa hâkim müdahalesi istenebilir mi?
TBK m.349/2 ve TMK m.194/2, rızanın alınamaması veya haklı sebep olmaksızın verilmemesi hâlinde hâkimin müdahalesine başvurulabilmesini düzenler. Bu yol, bir eşin tek taraflı değerlendirmesiyle rıza şartını yok sayması anlamına gelmez. Aile hukukundan kaynaklanan hâkim müdahalesi talebinde olayın özellikleri ve rızanın verilmemesinin nedenleri incelenir. Somut talebin niteliğine göre aile mahkemesinin görevi gündeme gelir.
Kiracı Olmayan Eşin Bildirimi Ne Sonuç Doğurur?
TMK m.194’ün son fıkrasına göre, aile konutu eşlerden biri tarafından kiralanmışsa sözleşmede adı bulunmayan eş, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı hâline gelir. Bu bildirimle birlikte eş, diğer kiracı eşle müteselsilen sorumlu olur. Dolayısıyla bildirim yalnızca “ev aile konutudur” bilgisini aktarmakla kalmaz; kira sözleşmesindeki taraf sıfatını ve gelecekteki sorumlulukları da etkiler.
TBK m.349/3 uyarınca kiracı olmayan eşin bildirim yoluyla sözleşmeye katılması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimini ve fesih ihtarına bağlı ödeme süresini iki eşe ayrı ayrı bildirmekle yükümlüdür. Tahliye talebinin bölünemez niteliği nedeniyle, birlikte kiracı hâline gelmiş eşler bakımından dava ve icra takibinin taraflarının da doğru belirlenmesi gerekir.
Kanun, kiracı olmayan eşin bildirimini mutlaka noterlikten göndermesini öngören genel bir şekil şartı koymaz. Ancak bildirimin gerçekten kiraya verene ulaştığı tarihin ispatı kritik olduğundan noter ihtarnamesi veya ulaştığı kanıtlanabilen başka bir yazılı bildirim tercih edilebilir. Sadece eşler arasında konuşulmuş olması, kiraya verene bildirim yapılmasıyla aynı şey değildir.
Bildirimle sözleşmeye taraf olma, geçmişe etkili sonuç doğurmaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli kararı, bildirimden önce geçerli şekilde verilmiş taahhüdün sonradan bildirimle geçersizleşmeyeceğini belirtmiştir. Bu önemli kararın tarih sırasına ve gerekçesine odaklanan ayrıntılı analiz aile konutu bildiriminin tahliye taahhüdüne sonradan etkisi başlıklı ayrı yazıda ele alınmaktadır.
Hangi Durumlarda Eşin Rızası Aranır? Karşılaştırma
| Durum | Tahliye taahhüdü açısından temel değerlendirme |
|---|---|
| Her iki eş kira sözleşmesinde kiracı | Birlikte kiracılıkta taahhüdün iki eş tarafından verilmesi veya diğer eşin açık rızasının bulunması gerekir. |
| Kiracı olmayan eş, taahhütten önce bildirim yaparak sözleşmeye katıldı | Taahhüt tarihinde birlikte kiracılık bulunduğundan tek eşin rızasız taahhüdü geçerlilik sorunu doğurur. |
| Taahhüt tek kiracı tarafından verildi, eş bildirimi daha sonra yaptı | 2025 tarihli Yargıtay 3. Hukuk Dairesi kararına göre, önceden usulüne uygun verilmiş taahhüt sırf sonraki bildirimle geçersiz olmaz. |
| Henüz konut teslim edilmeden taahhüt imzalandı | TBK m.352/1’in teslimden sonra taahhüt koşulu ayrıca incelenir; aile konutu bildirimi bunu kendiliğinden düzeltmez. |
| Taahhüdü veren eşin iradesinin sakatlandığı iddia ediliyor | Baskı, hile, imza veya belge içeriğine ilişkin ispat sorunu aile konutu meselesinden ayrıca değerlendirilir. |
Tablodaki sonuçlar, taahhüdün diğer geçerlilik şartlarının bulunduğu varsayımına dayanır. Özellikle konutun teslim tarihi, taahhüdü kimin imzaladığı, temsil yetkisi ve bir aylık başvuru süresi ayrıca araştırılmalıdır.
Tahliye Taahhütnamesi ve Aile Konutu İtirazında Süreler
TBK m.352/1’e göre kiraya veren, taahhütte yazılı tahliye tarihinden itibaren bir ay içinde icra takibine başvurabilir veya tahliye davası açabilir. Süre, belgenin imza tarihinden ya da kiracı olmayan eşin bildirimi öğrendiği tarihten değil, taahhüt edilen tahliye tarihinden hareketle değerlendirilir. Bir aylık sürenin kaçırılması, o taahhüde dayalı tahliye talebini ciddi biçimde etkileyebilir.
İİK m.272’deki taahhüde dayalı ilamsız tahliye yolunda, tahliye emri taşınmazın on beş gün içinde boşaltılmasını öngörür; kiracının tahliye emrine yönelik itirazını yedi gün içinde icra dairesine bildirmesi gerekir. Yedi günlük itiraz süresi ile on beş günlük tahliye süresi farklıdır. İtiraz ileri sürülmüşse takibin sonraki aşamaları, itirazın niteliği ve belgenin vasfına göre değişir.
Kiracı olmayan eşin aile konutu bildirimi açısından kanunda tek başına yedi veya on beş günlük genel bildirim süresi bulunmaz. Bununla birlikte taahhütten önce mi sonra mı bildirim yapıldığı belirleyicidir. Tahliye emrinin tebliği, itiraz, icra mahkemesine şikâyet ve aile mahkemesinde başlatılacak tespit süreçleri birbirine karıştırılmamalıdır. Tahliye emrine ilişkin imza ve tarih itirazları ise aile konutu bildiriminden ayrı hukuki nedenlere dayanır.
Kiracı Olmayan Eş Tahliyeye Nasıl Karşı Çıkabilir?
Kiracı olmayan eş, kiralananın aile konutu olduğunu ve TMK m.194’ten doğan hakkını somut delillerle ileri sürebilir. Ancak hangi yargısal yolun uygun olduğu, icra takibinin bulunup bulunmadığına ve eşin daha önce kira sözleşmesine katılıp katılmadığına bağlıdır. Eşin itiraz hakkını, sırf sözleşmede imzası olmadığı için peşinen yok saymak doğru olmadığı gibi her aile konutu iddiasının takibi otomatik durdurduğunu kabul etmek de doğru değildir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli, 2016/30367 E., 2018/3319 K. sayılı kararı, kiraya verene bildirim yaparak sözleşmenin tarafı hâline gelmiş eş bakımından tahliyenin bölünemezliği nedeniyle zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğunu değerlendirmiştir. Kararda eksik taraflı takip bakımından, şikâyetçinin takibe dahil edilmesi için alacaklıya süre verilmesi ve sonucuna göre karar kurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, eşin takibe taraf olmasının usule etkisini açıklar; önceki bir tahliye taahhüdünün sonraki bildirimle kendiliğinden geçersizleştiği anlamına gelmez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 27.06.2006 tarihli, 2006/11068 E., 2006/13978 K. sayılı kararı da tahliye sırasında aile konutu iddiasının niteliği araştırılmadan karar verilmemesi gerektiğine, somut olayda aile konutuna ilişkin davanın sonucunun gözetilmesine işaret etmiştir. Eski kararlar, 2025 tarihli uyuşmazlığın giderilmesi kararıyla birlikte ve farklı hukuki sorunları ele aldıkları dikkate alınarak okunmalıdır.
Aile konutu niteliğinin tespiti ve TMK m.194 kapsamında hâkim müdahalesi aile hukuku boyutuyla; tahliye davası kira hukuku boyutuyla; icra takibine yönelik itiraz ve şikâyetler ise icra hukuku boyutuyla değerlendirilir. Aynı olay birden fazla hukuki süreç doğurabilir. Aile konutunun tespitine ilişkin karar alınmasının her olayda aile konutu niteliğini kuran zorunlu bir ön koşul olduğu varsayılmamalıdır; fakat iddia tartışmalıysa tespit davası ve bekletici mesele talepleri somut olarak önem kazanabilir.
Deliller ve İspat: Hangi Belgeler İncelenir?
Tahliye taahhüdünün aile konutuna etkisi çoğu zaman belge tarihlerinin yan yana getirilmesiyle anlaşılır. Dosya hazırlanırken öncelikle kira sözleşmesinin tüm sayfaları, ek protokolleri, taşınmazın fiilî teslimine ilişkin belgeler, tahliye taahhütnamesinin aslı, eşin açık rızasına ilişkin belgeler, aile konutu bildirimleri ve tebliğ kayıtları toplanmalıdır.
Özellikle aşağıdaki soruların yazılı cevapları oluşturulmalıdır:
- Taahhüt verildiğinde taraflar evli miydi ve taşınmaz ortak yaşamın merkezi miydi?
- Kira sözleşmesinde kiracı olarak tek eş mi, yoksa iki eş birlikte mi bulunuyordu?
- Kiracı olmayan eşin bildirimi hangi tarihte kiraya verene ulaştı?
- Taahhütnamede hangi düzenleme ve tahliye tarihleri yazıyor; teslim hangi tarihte gerçekleşti?
- Diğer eşin işlemin içeriğini kapsayan açık rızası veya imzası bulunuyor mu?
- Kiraya veren hangi tarihte kime karşı icra takibi başlattı veya dava açtı?
- İcra emri, tebligat, itiraz ve varsa şikâyet başvuruları hangi tarihlerde gerçekleşti?
Aile konutuna ilişkin iddia, adres kayıtları ve birlikte yaşamaya ilişkin delillerle; bildirimin karşı tarafa ulaştığı ise tebliğ veya teslim belgeleriyle desteklenebilir. Bir belgenin boş olarak imzalanması, tarihlerin anlaşmaya aykırı doldurulması veya imzanın inkârı gibi uyuşmazlıklarda ayrıca yazılı delil ve gerektiğinde belge incelemesi önemlidir. Aile konutu savunması, bu farklı itirazların ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
Üç Örnek Olayla Hukuki Sonuç
Örnek 1: Eşler baştan birlikte kiracı
Bir konutun kira sözleşmesinde her iki eşin imzası vardır. Teslimin ardından yalnız eşlerden biri, konutu altı ay sonra boşaltacağına dair taahhüt verir; diğer eşin açık rızası bulunmaz. Birlikte kiracılık ve aile konutu koruması nedeniyle bu taahhüt ciddi bir geçerlilik sorunuyla karşılaşır. Diğer eşin bilgilendirildiğinin varsayılması açık rızanın ispatına eşdeğer değildir.
Örnek 2: Bildirim, taahhütten önce yapılmış
Sözleşmede yalnız bir eş yazılıdır. Sözleşmede bulunmayan eş, taşınmazın aile konutu olduğunu kiraya verene yazılı olarak bildirir ve bildirim teslim edilir. Daha sonra ilk kiracı eş tek başına tahliye taahhüdü düzenler. Artık eşlerin birlikte kiracı hâline gelmiş olması nedeniyle diğer eşin açık rızası ve birlikte kiracılık kuralları ön plana çıkar.
Örnek 3: Bildirim, taahhütten sonra yapılmış
Tek kiracı, konutun tesliminden sonra kanunun aradığı koşulları taşıyan bir tahliye taahhüdü verir. Kiracı olmayan eş, taahhüdün düzenlenmesinden aylar sonra aile konutu bildiriminde bulunur. Yargıtayın 2025 tarihli kararına göre bu sonraki bildirim, önceden geçerli biçimde verilmiş tahliye taahhüdünü tek başına geçmişe etkili olarak geçersiz hâle getirmez. Ancak tahliye takibinin tarafları ve sonraki bildirimin usul sonuçları ayrıca incelenir.
Bu örnekler varsayımsaldır; gerçek uyuşmazlıklarda taahhüdün düzenlenme zamanı, kiracıların sıfatı ve ispat belgeleri farklı sonuçlar doğurabilir.
Tahliye Davasında Görev ve Arabuluculuk
TBK m.352/1’e dayanan doğrudan tahliye davası, HMK m.4 uyarınca kural olarak Sulh Hukuk Mahkemesinde açılır. Buna karşılık İİK m.272 ve devamındaki ilamsız tahliye takibi icra dairesinde yürür; icra hukuk mahkemesinin görevli olacağı başvurular ayrıca belirlenir. TMK m.194 çerçevesinde aile konutunun tespiti ve hâkimin müdahalesine ilişkin talepler ise uyuşmazlığın niteliğine göre aile mahkemesinde incelenebilir.
6325 sayılı Kanun m.18/B uyarınca kira ilişkisinden doğan davalarda kural olarak dava şartı arabuluculuk bulunur. Bunun açık istisnası, kiralanan taşınmazların İİK kapsamında ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümleridir. Bu yüzden doğrudan sulh hukuk mahkemesinde açılacak tahliye davasıyla İİK’ye dayalı takip aynı arabuluculuk kategorisinde değerlendirilmemelidir. İtirazın iptali gibi ayrı bir dava açılması hâlinde davanın niteliği ve uygulanacak dava şartları ayrıca kontrol edilmelidir.
Aile konutuna dayalı itiraz, takibin gereksiz yere uzatılmasını sağlayan otomatik bir hak değildir. Başvuru süresi, işlemin kime yöneltildiği ve mevcut belgelerin doğruluğu incelenmelidir. Takibin genel aşamaları tahliye taahhüdü ile icra takibi rehberinde ele alınmaktadır.
Aile Konutunda Tahliye Taahhütnamesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
1. Eşin imzası yoksa tahliye taahhütnamesi kesin geçersiz midir?
Hayır. Eşlerin birlikte kiracı olup olmadığı ve diğer eşin taahhüt tarihinden önce kira sözleşmesine bildirim yoluyla katılıp katılmadığı belirleyicidir. Başlangıçta tek kiracının bildirim öncesinde geçerli şekilde verdiği taahhüt, sonraki bildirimle kendiliğinden hükümsüzleşmez.
2. Aile konutu olması için tapuda şerh şart mı?
Hayır. Kiralanan konutun aile konutu niteliği fiilî kullanım ve aile yaşamıyla ilgilidir. Tapu şerhi ile kiracı olmayan eşin kiraya verene bildirim yaparak sözleşmeye taraf olması farklı hukuki işlemlerdir.
3. Kiracı olmayan eşin bildirimi noterden yapılmalı mı?
TMK m.194’te sözleşmeye katılma bildirimine ilişkin genel bir noter şartı öngörülmez. Yine de içeriği ve kiraya verene ulaştığı tarih ispatlanabilecek yazılı bir bildirim uygulamada önemlidir.
4. Diğer eş sözlü olarak izin verdiyse yeterli olur mu?
Kanunun aradığı husus açık rızadır. Sözlü bir beyanın varlığı, hangi taahhüde yönelik olduğu ve ispatı uyuşmazlık yaratabilir. Özellikle iki eşin birlikte kiracı olduğu durumlarda rızayı işlem ve tarihle ilişkilendiren imzalı belge daha güvenli bir ispat aracıdır.
5. Eş sonradan aile konutu bildirimi yaparsa eski taahhüt iptal olur mu?
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 20.10.2025 tarihli, 2025/3374 E., 2025/4997 K. sayılı kararına göre, sonradan bildirim daha önce usulüne uygun verilmiş taahhüdü tek başına geriye etkili olarak geçersiz kılmaz.
6. Kiracı olmayan eş de icra takibine dahil edilmeli midir?
Bildirimle kira sözleşmesinin tarafı olmuş eş yönünden tahliyenin bölünmezliği ve zorunlu takip arkadaşlığı önemlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 18.04.2018 tarihli kararı, somut olayda eşin takibe dahil edilmesi için imkân tanınması gerektiğini belirtmiştir.
7. Aile konutu itirazı yapılınca tahliye otomatik olarak durur mu?
Hayır. İtirazın hangi işlemi hedeflediği, süresinde yapılıp yapılmadığı ve dayandığı belgeler değerlendirilir. Gerekirse aile mahkemesindeki uyuşmazlık ile icra hukukundaki başvuru ayrı ayrı yürütülür; kendiliğinden durma sonucu varsayılmamalıdır.
Sonuç: Önce Taahhüt ve Bildirim Tarihleri Karşılaştırılmalıdır
Aile konutunda tahliye taahhüdünün değerlendirilmesinde önce aile konutu niteliği ve kira sözleşmesinin tarafları, ardından eşin açık rızası, kiraya verene bildirim tarihi ve taahhüdün düzenlenme tarihi saptanmalıdır. Birlikte kiracılık varsa rıza ve taraf teşkili temel sorunlardır; tek kiracının önceden verdiği geçerli bir taahhüt bakımından ise sonraki bildirimin geriye etkili sonuç doğurmayacağına ilişkin 2025 tarihli Yargıtay kararı dikkate alınmalıdır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosunun kira uyuşmazlıklarındaki çalışma kapsamı ve iletişim bilgileri için İstanbul kira hukuku avukatı sayfası incelenebilir. Somut dosyanın değerlendirilmesinde kira sözleşmesi, taahhüt aslı, tebligat ve aile konutu bildirimleri birlikte ele alınmalıdır.
Hukuki Kaynaklar
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m.186 ve 194.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.349, 352/1 ve 353.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, m.4.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m.272 ve devamı.
- 7445 sayılı Kanun, m.37 ile 6325 sayılı Kanun’a eklenen m.18/B.
- Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 20.10.2025, 2025/3374 E., 2025/4997 K. (bildirimden önceki taahhüdün geçerliliği).
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 18.04.2018, 2016/30367 E., 2018/3319 K. (zorunlu takip arkadaşlığı; De Jure karar kaydı).
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 27.06.2006, 2006/11068 E., 2006/13978 K. (aile konutu iddiasının araştırılması; De Jure karar kaydı).
Bilgilendirme: Bu metin genel hukuki değerlendirme niteliğindedir; somut olayda sözleşme, bildirimler, dava ve takip tarihleri ile güncel mevzuat ve içtihat birlikte incelenmelidir.