Sözlü Kira Sözleşmesi Geçerli mi?

Sözlü kira sözleşmesi, tarafların kiralanacak yer, kullanımın bırakılması ve kira bedeli üzerinde anlaşmaları hâlinde kural olarak geçerlidir. Konut veya işyeri kirasının geçerliliği için her durumda imzalı bir kira kontratı ya da noter işlemi gerekmez. Ancak sözleşmenin sözlü kurulabilmesi, uyuşmazlık çıktığında kiracılık ilişkisinin ve kararlaştırılan şartların kolayca ispatlanacağı anlamına gelmez. Özellikle kira bedeli, başlangıç tarihi, ödeme ve tahliye ihtilaflarında deliller belirleyicidir.

Sözlü kira sözleşmesi hangi şartlarda geçerlidir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m.1’e göre sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık olabileceği gibi davranışlardan da anlaşılabilir. TBK m.12 ise kanunda aksi öngörülmedikçe sözleşmelerin geçerliliğini özel bir şekle bağlamaz. TBK m.299’da kira sözleşmesinin unsurları, kiraya verenin bir şeyin kullanımını veya kullanım ve yararlanma hakkını bırakması ve kiracının bunun karşılığında kira bedeli ödemeyi üstlenmesi olarak tanımlanır.

Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde, konut veya işyerinin kiralanmasında genel bir yazılı sözleşme zorunluluğu bulunmaz. Tarafların kimin hangi taşınmazı hangi bedel karşılığında kullanacağı konusunda anlaşması, sözlü kira ilişkisi kurulmasına elverişlidir. TBK m.2 gereğince esaslı noktalarda anlaşma sağlanmışsa ikinci derecedeki bazı şartların ayrıca konuşulmamış olması tek başına sözleşmenin kurulmasını engellemez. Buna karşılık taşınmazın yalnızca karşılıksız kullanılmasına izin verilmesi, sırf kullanım bulunduğu için kira sözleşmesi oluşturmaz; bedel unsurunun varlığı incelenir.

Örneğin kiraya veren, bir dairenin aylık belirli bir bedelle kullanılmasına izin verir; kiracı anahtarı teslim alır, taşınmaza yerleşir ve her ay kararlaştırılan açıklamayla ödeme yaparsa yazılı kontrat olmasa da sözlü bir kira ilişkisinden söz edilebilir. Bununla birlikte aynı olayda kira süresinin bir yıl mı, belirsiz süreli mi olduğu veya artış oranının ne şekilde kararlaştırıldığı ayrıca tartışmalı olabilir.

Yazılı metin hazırlamak isteyen taraflar, sözleşmenin temel koşulları ve zorunlu hükümler açısından kira sözleşmesi hazırlama rehberini inceleyebilir.

Yazılı kontrat olmadan kiracı ve ev sahibi hak sahibi olur mu?

Evet. Geçerli bir sözlü kira sözleşmesi kurulduğunda taraflar, yazılı kira ilişkisinde olduğu gibi sözleşmenin niteliğine uygun kanuni hak ve borçlara tabi olur. Kiraya veren, TBK m.301 uyarınca kiralananı kararlaştırılan kullanıma elverişli biçimde teslim etmek ve sözleşme boyunca bu durumda bulundurmakla; kiracı ise TBK m.313 uyarınca kira bedelini ödemekle yükümlüdür.

Sözleşmenin yazılı olmaması, kiracının kiralananı özenle kullanma yükümlülüğünü veya kiraya verenin ayıplara ilişkin sorumluluğunu kaldırmaz. Kiracının özen borcu TBK m.316’da, ayıplı kiralanana ilişkin temel talepler ise TBK m.304 ve devamında düzenlenir. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.339 ve devamındaki koruyucu hükümler, ilişkinin kanuni kapsamına girmesi şartıyla sözlü sözleşmeler için de geçerlidir.

Öte yandan sözlü anlaşma, emredici kuralların dışına çıkma imkânı vermez. Örneğin konut ve çatılı işyeri kiralarında yenilenen dönem kira bedelinin belirlenmesinde TBK m.344’teki sınırlar; sözleşmenin sona ermesinde TBK m.347 ve devamındaki koşullar gözetilir. Tarafların sözlü olarak aksi yönde anlaştığı ileri sürülse bile kanunun kiracı aleyhine değiştirilemeyen hükümleri bertaraf edilemez (TBK m.354).

Yazılı belge olmadan sözlü kira sözleşmesi nasıl ispat edilir?

Uyuşmazlığın asıl güçlüğü çoğu zaman geçerlilikte değil, ispatta ortaya çıkar. Türk Medeni Kanunu m.6 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.190 uyarınca, kural olarak bir hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf dayandığı vakıaları kanıtlamalıdır. Bu nedenle kiracılık ilişkisinin varlığını ileri süren taraf, karşı taraf ilişkiyi inkâr ederse kira sözleşmesinin kurulduğunu usulüne uygun delillerle göstermelidir.

İspatın konusu yalnızca taşınmazda kimin oturduğu değildir. Kiranın hangi tarihte başladığı, kiraya verenin kim olduğu, bedelin ne kadar olduğu, ödeme zamanı ve özel şartlar da tartışmaya açılabilir. Sırf bir kişinin taşınmazda bulunması, her olayda onun belirli bir kişiden kiracı sıfatıyla taşınmazı kullandığını kanıtlamaz.

Banka dekontu, makbuz ve mesajlar delil olur mu?

Olabilir. Kira ödemesini gösteren banka hareketleri, kiraya verenin düzenlediği tahsilat makbuzları, tarafların yazışmaları ve gönderilen bildirimler kira ilişkisinin incelenmesinde önem taşır. HMK m.199, elektronik veriler ve yazılı veya görsel kayıtları da belge kavramı içinde düzenler. Bununla birlikte her belge doğrudan kesin delil niteliğinde değildir.

  • Banka dekontları: Gönderici, alıcı, tarih, miktar ve açıklama alanı incelenir. Düzenli kira ödemeleri ilişkinin varlığını destekleyebilir; fakat yalnızca gönderenin kendi yazdığı “kira” açıklaması her ihtilafta tek başına yeterli sayılmaz.
  • Makbuzlar: Özellikle ödemeyi alan kişinin düzenlediği ve kira bedeline ilişkin bilgileri taşıyan makbuzlar önemlidir. Belgenin kim tarafından oluşturulduğu ve neyi doğruladığı belirlenmelidir.
  • Mesaj ve e-postalar: Kira bedeli, taşınmaz, teslim veya ödeme günü hakkında karşı taraftan gelen yazışmalar delil değeri taşıyabilir. Gönderenin kimliği, bütünlük ve içerik gerektiğinde incelenir.
  • Anahtar teslimi ve taşınma belgeleri: Teslim tutanağı, abonelik kaydı ve ilgili diğer kayıtlar kullanım olgusunu destekleyebilir; ancak kira sözleşmesinin bütün şartlarını mutlaka kanıtlamaz.
  • Karşı tarafın kabul beyanları: Kiracı veya kiraya veren sıfatının açıkça kabulü, çekişmeli konuyu daraltabilir. Kabulün hangi işlemde ve hangi kapsamda yapıldığı ayrıca önemlidir.

Ödemeye ilişkin ispat sorunlarının ayrıntıları kira ödemesinin ispatı başlıklı yazıda ele alınır.

Sözlü kira sözleşmesi tanıkla ispat edilebilir mi?

Her durumda değil. Kira sözleşmesi hukuki işlem olduğundan HMK m.200’deki senetle ispat kuralı uygulanabilir. Parasal sınırın değerlendirilmesinde yıllık kira miktarı önem taşır. HMK Ek Madde 1 uyarınca senetle ispat sınırı her takvim yılı güncellenir; 4 Haziran 2025 tarihli düzenlemeyle değişen Ek Madde 1/2 gereğince HMK m.200 ve 201 bakımından hukuki işlemin yapıldığı tarihteki parasal sınır dikkate alınır. Bu nedenle yalnız davanın açıldığı yılın sınırına bakılması hatalı olabilir.

Senetle ispat zorunluluğu bulunan bir işlemde tanık anlatımı genel olarak tek başına yeterli değildir. Bununla birlikte HMK m.200/2’ye göre karşı tarafın açık muvafakati, HMK m.202’deki delil başlangıcı veya HMK m.203’te sayılan yasal istisnalar mevcutsa tanık dinlenmesi mümkün olabilir. Delil başlangıcının, ileri sürülen işlemi muhtemel gösteren ve karşı taraftan veya temsilcisinden kaynaklanan bir belge olması gerekir. Her ekran görüntüsü veya ödeme kaydı otomatik olarak bu nitelikte değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 03.07.2012 tarihli, E. 2012/6904, K. 2012/10030 sayılı kararında, sözlü kiranın şekle bağlı olmadığı belirtilmiş; senetle ispat gereken durumda tarafların tanık dinlenmesine açık muvafakatinin araştırılmaması ve uygun şartlarda yemin delilinin değerlendirilmemesi bozma nedeni sayılmıştır. Yemin, kendine özgü usul ve koşulları bulunan ayrı bir kesin delildir; her dosyada kendiliğinden uygulanmaz.

Sözlü kira ilişkisinin varlığı ve kira bedelini kim ispatlar?

Kira sözleşmesinin varlığını ve ileri sürdüğü kira bedelini iddia eden taraf ispat yükü altındadır. Kira ilişkisi ve belirli bir bedel karşı tarafça kabul edilmişse, kabul edilen borcun ödendiğini iddia eden tarafın da ödeme olgusunu kanıtlaması gerekir. Bu iki ispat yükü birbirine karıştırılmamalıdır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 06.05.2019 tarihli, E. 2017/8153, K. 2019/4133 sayılı kararında, sözlü kira ilişkisine dayalı alacak ve tahliye uyuşmazlığında kira ilişkisinin ve bedelinin ispatı ayrı ayrı incelenmiştir. Somut davada ileri sürülen ilişkinin ve bedelin usulüne uygun biçimde ispatlanamaması nedeniyle kabul kararı bozulmuştur. Bu karar, bir taşınmazın kullanıldığının gösterilmesi ile talep edilen aylık kira miktarının ispatının aynı şey olmadığını ortaya koyar.

Kiraya verenin aylık 20.000 TL, kiracının ise 15.000 TL üzerinde anlaşıldığını söylediği varsayımsal bir durumda mahkeme yalnız tarafların birbirinden farklı beyanlarına bakarak yüksek bedeli kabul etmek zorunda değildir. Geçerli deliller, tarafların kabul ettiği hususlar ve uyuşmazlığa uygulanacak ispat rejimi birlikte değerlendirilir. Sözleşmenin kurulmuş olması, iddia edilen her özel şartın kendiliğinden ispatlandığı anlamına gelmez.

Yargıtay kararlarında sözlü kira sözleşmesi nasıl değerlendiriliyor?

Yargıtay uygulamasında temel yaklaşım, şekil serbestisini kabul ederken ispat kurallarını ayrıca uygulamaktır. Kararların sonuçlarının farklı görünmesi, çoğu zaman tarafların kabul beyanları ile dosyadaki belgelerin farklı olmasından kaynaklanır.

2026 tarihli karar: Yazılı olmayan kira ilişkisi ispatlanamadığında

Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 16.02.2026 tarihli, E. 2025/3334, K. 2026/845 sayılı kararında, mirasçılar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davasında taşınmazı kullanan taraf, önceki malik olan babasıyla kira sözleşmesi bulunduğunu savunmuştur. Daire, kira sözleşmesinin sözlü veya örtülü kurulabileceğini kabul etmekle birlikte somut delillerin kira ilişkisini usulüne uygun şekilde kanıtlamadığı sonucuna vararak kararı bozmuştur. Kararda senetle ispat sınırının değerlendirilmesinde yıllık kira tutarının esas alınacağı da vurgulanmıştır. Bu karar her sözlü kiranın geçersiz olduğunu değil, ileri sürülen sözleşmenin ispatlanamadığında doğan usul sonucunu göstermektedir.

2025 tarihli karar: Kabul beyanı ve makbuzların önemi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.10.2025 tarihli, E. 2025/1580, K. 2025/4665 sayılı kararında, spor salonu içindeki bir bölümün sözlü olarak kiralanmasından kaynaklanan kiracılığın tespiti uyuşmazlığı ele alınmıştır. Dosyada kira açıklamalı ödeme makbuzları bulunmuş, ayrıca kiraya veren de davacının kiracı olduğunu kabul etmiştir. Uyuşmazlığın ağırlığı, buna ek olarak ileri sürülen hasılat payı ve tahliye iddialarının ispatına kaymıştır. Yargıtay, istinaf kararını onamıştır. Dolayısıyla bu karar da sözlü sözleşmenin yazılı olmamasından ziyade somut kabul ve delillerin etkisini gösterir.

İki karar birlikte okunduğunda, “kontrat yoksa kira yoktur” ya da “banka dekontu varsa dava kesin kazanılır” gibi ifadelerin doğru olmadığı anlaşılır. Hukuki sonucun belirlenmesi delillerin kaynağına, uyuşmazlığın türüne, ispat sınırına ve tarafların iddialarına bağlıdır.

Sözlü kira sözleşmesinde süre, yenileme ve tahliye nasıl olur?

Yazılı sözleşme bulunmaması, kiraya verene kiracıyı istediği zaman çıkarma hakkı vermez. İlk olarak kira sözleşmesinin belirli veya belirsiz süreli olduğu, ardından kiralananın konut ya da çatılı işyeri niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenir. TBK m.300 belirli ve belirsiz süreli kira ayrımını düzenler; sözlü anlaşmada sürenin ne olduğu da delil konusu olabilir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.347’nin uzama ve sona erme hükümleri uygulanır. Belirli süreli bu kiralarda kiraya veren kural olarak yalnız sözleşme süresinin bitmesine dayanarak ilişkiyi sona erdiremez. Kanuni tahliye sebeplerinin ve bildirim koşullarının oluşması gerekir. Belirsiz süreli kira için kanunda farklı bildirim rejimleri vardır; her kira türünde aynı takvim geçerli değildir. Konunun devamı için belirli ve belirsiz süreli kira sözleşmesi rehberi kullanılabilir.

Ayrıca sözlü kira anlaşmasıyla yazılı tahliye taahhüdü birbirine karıştırılmamalıdır. TBK m.352/1 uyarınca kiralananın tesliminden sonra verilen tahliye taahhüdünün yazılı olması gerekir. Bir kiracının sözlü olarak “gelecek ay çıkacağım” demesi, bu hükümdeki yazılı taahhüt şartını kendiliğinden karşılamaz. Konut ve çatılı işyerlerinde fesih bildiriminin yazılı olması da TBK m.348’in özel şartıdır. Kira sözleşmesi sözlü kurulabilirken, onu sona erdirmeye yönelik belirli işlemlerin yazılı yapılmasının zorunlu olması bir çelişki değildir.

Sözlü kira sözleşmesinde kira ödenmezse dava veya icra takibi yapılabilir mi?

Evet. Yazılı kira kontratının yokluğu, doğmuş kira alacağının talep edilmesini kategorik olarak engellemez. Ancak hangi hukuki yolun seçileceği ve sözleşmenin inkâr edilip edilmediği önemlidir. Ödenmeyen kira bedelinde TBK m.315’teki temerrüt düzenlemesi ile İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.269 ve devamındaki ilamsız icra usulü ayrı değerlendirilir.

İİK m.269 kapsamında gönderilen ihtarlı ödeme emrine karşı borçlunun kural olarak tebliğden itibaren yedi gün içinde itiraz etmesi gerekir. Borçlu, kira akdini açık ve kesin biçimde inkâr etmezse takip hukuku bakımından sözleşmeyi kabul etmiş sayılabilir. Ancak kira ilişkisini açıkça reddederse, sözlü anlaşmaya dayanan alacaklının icra mahkemesinde itirazın kaldırılmasını talep ederken İİK m.269/b’deki belge koşullarını karşılaması önem kazanır; bunlar karşılanamıyorsa genel mahkemede yargılama gerekebilir. İtiraz edilmiş olması, kiracılığın hiç doğmadığını kendiliğinden kanıtlamaz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.12.2021 tarihli, E. 2018/6-683, K. 2021/1722 sayılı kararında, sözlü kira sözleşmesinin inkârının kira sözleşmesine itiraz niteliğinde olduğu; sözleşmenin açıkça inkâr edilmemesinin ise takip hukukunda farklı sonuç doğurduğu açıklanmıştır. Kararın asıl uyuşmazlığı tahliye ve teslimin kanıtlanmasına ilişkin olduğundan bu ilke takipteki itiraz türleri bağlamında okunmalıdır.

Takip yollarının kapsamı ve nasıl seçileceği kira borcu icra takibi başlıklı makalede ayrıca incelenir.

Sözlü kira sözleşmesine dayalı uyuşmazlıkta hangi mahkeme görevlidir?

HMK m.4 gereğince kira ilişkisinden doğan davalarda, İİK’ye göre ilamsız icra yoluyla tahliyeye ilişkin özel hükümler saklı olmak üzere, kural olarak sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Sözleşmenin sözlü olması bu görev kuralını tek başına değiştirmez. Buna karşılık kira ilişkisinin varlığına dayanmayan mülkiyet veya haksız elatma uyuşmazlıklarının hukuki niteliği farklı olabilir; sadece tarafın iddiasındaki “kira” kelimesine bakılarak görev tayin edilmez.

Görevli mahkeme ile yetkili mahkeme farklı kavramlardır. HMK m.6’daki davalının yerleşim yeri ve HMK m.10’daki sözleşmenin ifa yeri kuralları, uyuşmazlığın özelliğine göre değerlendirilebilir. Sulh hukuk mahkemesindeki kira davalarında HMK m.316 ve devamındaki basit yargılama usulü uygulanır. HMK m.318 uyarınca tarafların delillerini dava ve cevap dilekçelerinde açıkça bildirmesi özellikle önemlidir.

6325 sayılı Kanun m.18/B uyarınca kira ilişkisinden doğan birçok davada dava açmadan önce arabuluculuğa başvuru dava şartıdır. Bununla birlikte kiralanan taşınmazların İİK’ye göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler bu zorunluluğun dışında tutulmuştur. Dava türü belirlenmeden bütün taleplere tek bir arabuluculuk kuralı uygulanmamalıdır.

Yazılı kira sözleşmesi yoksa taraflar hangi belgeleri saklamalı?

Sözlü kira ilişkisi kurulmuşsa anlaşma sırasında veya sonrasında düzenlenmiş belgelerin saklanması, muhtemel bir uyuşmazlıkta tarafların hangi şartlarda anlaştığını ortaya koymaya yardımcı olur. Sonradan bir yazılı metin hazırlanması mümkün olabilir; ancak bu metnin geçmişteki bir anlaşmayı mı belgelediği, yoksa yeni koşullar mı getirdiği açıkça belirlenmelidir. Taraflardan birinin tek taraflı oluşturduğu belgeyi diğer tarafın kabul ettiği varsayılmamalıdır.

  1. Kiralananın açık adresini, hangi bölümlerin kullanıma bırakıldığını ve anahtar teslim tarihini gösteren belgeleri saklayın.
  2. Banka üzerinden yapılan ödemelerde hangi aya ve hangi taşınmaza ilişkin ödeme yapıldığını açıklamada belirtin; dekontların tamamını muhafaza edin.
  3. Kiraya veren veya kiracının gönderdiği kira, ödeme, teslim ve kullanım konulu mesajları tarih ve gönderici bilgileriyle birlikte koruyun.
  4. Peşin ödenen kira, güvence bedeli veya başka bir tutar varsa bunları birbirinden ayıran makbuz ve kayıtları saklayın.
  5. İhtarname, tebligat, arabuluculuk son tutanağı ve icra ödeme emri gibi belgelerin tebliğ tarihlerini not edin.
  6. Uyuşmazlık başlamışsa delilin korunması, doğrulanması ve uygun zamanda sunulması için usul kurallarını dikkate alın.

Sözleşme metni bulunmasa bile yazışmaların içeriği, ödeme düzeni ve kabul beyanları üzerinden tarafların gerçek iradesi araştırılabilir. Bununla birlikte mahkemede hangi delilin kullanılabileceği ve ispat gücü her somut olayda ayrıca değerlendirilir. Kira ilişkisine ilişkin hukuki değerlendirmelerin kapsamı için İstanbul kira hukuku avukatı sayfasında çalışma alanlarına dair bilgi yer alır.

Sözlü Kira Sözleşmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular

Kontratsız evde oturan kişi kiracı sayılır mı?

Yazılı kontrat olmadan da kiracı olunabilir. Ancak kullanımın kira bedeli karşılığında ve kira ilişkisi kapsamında gerçekleştiğinin ortaya konması gerekir. Karşılıksız kullanım, aile ilişkisi veya başka bir hukuki sebep varsa değerlendirme değişebilir.

Sözlü kira sözleşmesi için notere gitmek zorunlu mudur?

Genel kira sözleşmesinin kurulması bakımından noter şartı bulunmaz. Noterde düzenleme veya onay, belgenin ispat gücü açısından ayrı sonuçlar doğurabilir. Özel kanuni şekil şartı olan işlemler ayrıca incelenmelidir.

Banka dekontu tek başına kiracılığı kanıtlar mı?

Her olayda değil. Dekontun kimin tarafından oluşturulduğu, açıklaması, ödemenin kimin hesabına yapıldığı ve tarafların başka bir hukuki ilişkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilir. Karşı tarafın kabulü ve başka belgeler de önemlidir.

Ev sahibi sözlü kira bedelini tek taraflı artırabilir mi?

Sözlü sözleşme tek taraflı ve sınırsız artış hakkı vermez. Konut ve çatılı işyeri kiralarında TBK m.344’ün kira bedeli belirleme kuralları ve gerektiğinde mahkeme yoluna ilişkin hükümler uygulanır.

Sözlü anlaşmada kira başlangıç tarihi nasıl belirlenir?

Tarafların kabul ettiği tarih, ilk ödeme, anahtar teslimi, yerleşme kayıtları ve güvenilir diğer deliller birlikte değerlendirilir. İlk banka ödemesinin tarihi her zaman sözleşmenin tam başlangıç tarihi olmayabilir.

Kontrat yoksa ev sahibi kiracıyı hemen çıkarabilir mi?

Hayır. Sözlü olarak kurulmuş geçerli bir kira ilişkisi de kanuni sona erme ve tahliye kurallarına tabidir. Fesih veya tahliye sebebi, kiralananın türü ve yasal bildirim süreleri incelenmelidir.

Sözlü kira sözleşmesinde tahliye taahhüdü de sözlü olabilir mi?

TBK m.352/1 anlamındaki tahliye taahhüdü yazılı olmalıdır ve kiralananın tesliminden sonra verilmelidir. Kira sözleşmesinin sözlü kurulmuş olması bu yazılılık şartını ortadan kaldırmaz.

Sözlü kira anlaşmazlığında arabuluculuk gerekli midir?

Uyuşmazlığın sözlü sözleşmeden doğması tek başına arabuluculuğu gereksiz kılmaz. Kira ilişkisinden doğan birçok dava, 6325 sayılı Kanun m.18/B kapsamında dava şartı arabuluculuğa tabidir; İİK’nin ilamsız tahliye hükümleri ise istisnadır.

Sonuç: Geçerlilik ile ispat birbirinden ayrılmalıdır

Sözlü kira sözleşmesi kural olarak geçerlidir; yazılı kontrat yokluğu tarafların kira ilişkisinden doğan bütün hak ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte kiracılığın inkârı, bedel ve başlangıç tarihinin tartışılması veya icra takibi yapılması hâlinde ispat kuralları sonuca doğrudan etki eder. Yazışma, makbuz, dekont ve kabul beyanları bu nedenle önemlidir; hiçbirinin bütün uyuşmazlıklarda aynı sonucu sağlayacağı söylenemez. Özellikle senetle ispat kuralı, istisnaları ve takipteki itirazın içeriği birlikte incelenmelidir.

Hukuki Kaynaklar

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.1, 2, 12, 26, 27, 299, 300, 301, 313, 315, 316, 339, 344, 347, 348, 352 ve 354. Mevzuat metni.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.4, 6, 10, 190, 199–203, 205, 316–318 ve Ek Madde 1. Mevzuat metni.
  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.6; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.269, 269/b ve 269/c; 6325 sayılı Kanun m.18/B.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacı taşır; somut olayın belgeleri ve uygulanacak usul ayrıca değerlendirilmelidir. Araştırma tarihi: 18.10.2026. Yazar: Av. Mehmet Sarıoğlu.