Yabancı memlekette tebligat usulü, Türkiye’deki yetkili bir merci tarafından yabancı ülkede bulunan gerçek veya tüzel kişiye gönderilecek resmî evrakın, uygulanabilir uluslararası sözleşme ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak muhataba bildirilmesidir. Tebligat Kanunu’nun 25. maddesine göre genel kural, tebliğin yabancı devletin yetkili makamı aracılığıyla yapılmasıdır. Bununla birlikte kullanılacak gönderim kanalı; muhatabın bulunduğu ülkeye, vatandaşlığına, taraf devletler arasındaki sözleşmelere ve ilgili devletin kabul ettiği tebligat yöntemlerine göre belirlenir. Yabancı ülkedeki Türk vatandaşları için ayrıca konsolosluk yolu, resmî görevli Türk memurları ve askerî kişiler için ise özel hükümler bulunmaktadır.
Yurt dışı tebligatında yalnızca evrakın gönderilmiş olması yeterli değildir. Tebliğin hukuken hangi tarihte gerçekleştiğinin ve muhataba hangi yöntemle ulaştırıldığının belirlenmesi gerekir. Bu tespit, dava dilekçesine cevap verilmesinden mahkeme kararına karşı kanun yoluna başvurmaya kadar birçok usul işleminin geçerliliğini etkiler. Özellikle yanlış ülke prosedürünün seçilmesi, eksik tercüme, tebliğ belgesi alınmadan işlem yapılması ve yeterli araştırma olmaksızın ilanen tebligata geçilmesi hukuki dinlenilme hakkı bakımından önemli sorunlar doğurabilir.
Yabancı Memlekette Tebligatın Hukuki Dayanağı
Yurt dışı tebligatın temel iç hukuk dayanağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 25. maddesidir. Bu hükmün uygulanmasına ilişkin ayrıntılar Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 38–42. maddelerinde düzenlenmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 25 — Yabancı memlekette tebligat usulü
Maddeye göre yabancı ülkede tebliğ, o ülkenin yetkili makamı aracılığıyla yapılır. Anlaşma hükümleri veya yabancı ülke hukuku elverişliyse Türkiye’nin o ülkedeki siyasi memuru yahut konsolosu, tebligatın yapılmasını yetkili makamdan isteyebilir.
Madde, tebliğ evrakının ilgili bakanlık ve Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla dış temsilciliğe gönderilmesine ilişkin genel düzenlemeyi de içerir. Dışişleri Bakanlığının aracılığına gerek görülmeyen durumlarda evrakın ilgili bakanlık tarafından doğrudan büyükelçiliğe veya başkonsolosluğa gönderilebilmesi ayrıca öngörülmüştür.
Kanun’un 25. maddesi tek başına, bütün yabancı ülkeler için değişmez bir gönderim zinciri oluşturmaz. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve ikili anlaşmalar, yabancı ülkedeki tebliğin uygulanma şeklini belirleyebilir. Örneğin 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi, belirli koşullarda yetkili makamlar arasında doğrudan belge gönderimine imkân tanır.
Dolayısıyla iki ayrı hukuki mesele değerlendirilmelidir: Türkiye’deki merciin tebligatı hangi kanala göndermeye yetkili olduğu ve yabancı ülkedeki tebliğin hangi kurallarla gerçekleştirileceği. Bu ayrım, tebligat hukukunun bildirim ve belgelendirmeye ilişkin genel ilkelerinin milletlerarası tebligatta nasıl uygulandığını da açıklar.
Hangi Ülkeye Hangi Tebligat Usulü Uygulanır?
Türkiye’den yabancı bir devlete tebligat gönderilmeden önce hedef ülkenin hangi uluslararası düzenlemelere taraf olduğu belirlenmelidir. Ülkenin sözleşmeye taraf olması tek başına yeterli olmayabilir; sözleşmenin ilgili devlet bakımından yürürlüğe girmiş olması, uygulanabilir maddelere ilişkin itiraz ve beyanlar ile talep edilen tebliğin sözleşmenin kapsamına girip girmediği de incelenmelidir.
1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesine taraf ülkeler
15 Kasım 1965 tarihli Hukukî ve Ticarî Konularda Adlî ve Gayriadlî Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Sözleşme, taraf devletlerin belirledikleri merkezî makamlar aracılığıyla tebligat yapılmasını sağlayan bir sistem kurmuştur. Sözleşme, hukukî ve ticarî nitelikteki belgeler bakımından uygulanır; ceza muhakemesine ilişkin her türlü tebligatı kendiliğinden kapsamaz.
Sözleşme uyarınca tebligatın yapılacağı devletin merkezî makamına başvurulması temel yöntemdir. Bunun yanında sözleşmenin izin verdiği ve ilgili devletin itiraz etmediği alternatif yöntemler de bulunabilir. Bu yöntemlerin kapsamı, Lahey Tebligat Sözleşmesi’nin merkezî makam ve alternatif tebliğ kanallarına ilişkin hükümleri çerçevesinde belirlenir.
Taraf devletlerin güncel durumları ve beyanları, Lahey Uluslararası Özel Hukuk Konferansının resmî taraf devlet tablosu üzerinden kontrol edilmelidir. Bir devletin sözleşmeye katılmış olması ile belirli bir alternatif tebligat yöntemini kabul etmesi aynı şey değildir.
İkili adli yardımlaşma anlaşması bulunan ülkeler
Türkiye ile muhatabın bulunduğu devlet arasında hukukî veya ticarî konularda tebligatı düzenleyen ikili bir anlaşma mevcutsa bu anlaşmanın tebliğ yöntemi, yetkili makam, belge dili ve iade usulüne ilişkin hükümleri değerlendirilir. Birden fazla uluslararası düzenlemenin uygulanabileceği durumlarda sözleşmelerin birbirleriyle ilişkisi ayrıca incelenmelidir.
Uluslararası sözleşme bulunmayan ülkeler
İlgili ülkeyle uygulanabilir bir ikili veya çok taraflı sözleşme bulunmuyorsa Tebligat Kanunu m. 25, Uygulama Yönetmeliği m. 38–42 ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde hareket edilir. Bu kapsamda, yabancı devletin yetkili makamına ulaşmak için diplomatik veya konsüler kanalların kullanılması gerekebilir.
Sözleşme bulunmaması, yabancı ülkede tebligatın yapılamayacağı anlamına gelmez. Ancak yabancı devletin hukuk düzeninin kabul etmediği bir yöntemle yapılan gönderimin geçerli tebligat olarak değerlendirilmesi mümkün olmayabilir.
Yurt Dışı Tebligatın Gönderim Aşamaları
Yurt dışına çıkarılacak tebligatın hazırlanmasında Uygulama Yönetmeliği m. 38–42 ve Adalet Bakanlığının 63/3 sayılı Hukukî Alanda Uluslararası Adli Tebligat İşlemleri Genelgesi önem taşır. Genelgeye ve ülke uygulamalarına ilişkin açıklamalar, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün resmî genelge sayfasında yer almaktadır.
Birinci aşama: Muhatabın tespiti ve doğru adresin belirlenmesi
Öncelikle tebliğ yapılacak kişinin kimliği, vatandaşlığı veya tüzel kişilik bilgileri ve yabancı ülkedeki tebligata elverişli açık adresi belirlenir. Muhatabın Türkiye’de kayıtlı bir adresinin bulunması, dosyadan yurt dışında yaşadığının anlaşılması hâlinde, yabancı adresin ve uygulanacak tebligat yolunun araştırılması ihtiyacını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Adresin yalnız ülke veya şehir adıyla belirtilmesi çoğu durumda yeterli değildir. Sokak, bina, daire, posta kodu ve ülkenin adres sisteminin gerektirdiği diğer bilgiler açıklığa kavuşturulmalıdır.
İkinci aşama: Uluslararası tebliğ kanalının seçilmesi
Muhatabın bulunduğu devlet ve uygulanacak sözleşme belirlendikten sonra tebligatın merkezî makama, yetkili yabancı merciye, dış temsilciliğe veya hukuken izin verilen başka bir kanala gönderilmesine karar verilir.
TK m. 25 ve Yönetmelik m. 38’de bakanlıklar ile dış temsilcilikler üzerinden işleyen yöntem düzenlenmiş olsa da uygulanabilir uluslararası sözleşmeler ve güncel idari kurallar kapsamında doğrudan yetkili yabancı makama gönderim mümkün olabilir. Bu nedenle her dış tebligatın mutlaka Dışişleri Bakanlığından geçeceği kabul edilmemelidir.
Üçüncü aşama: Evrakın hazırlanması ve gönderilmesi
Tebligatı çıkaran merci; tebliğ edilecek belgeyi, gerekli talepname veya sözleşme formunu, tercümeleri ve masraf belgelerini hazırlatır. Belgelerin sayısı, dili, tasdiki ve gönderileceği makam bakımından ülkeye özgü kurallar uygulanır.
Uygulama Yönetmeliği m. 41 gereğince belirli bir günü içeren tebliğ evrakının, belirlenen günden en az üç ay önce ilgili bakanlığa gönderilmesi öngörülmüştür. Ancak bu düzenleme, her yabancı ülke tebligatının üç ay içinde sonuçlanacağını ifade etmez. Somut gönderim yolunda uygulanacak sözleşme ve usul hükümleri ayrıca dikkate alınmalıdır.
Dördüncü aşama: Tebliğ sonucunun belgelenmesi
Yabancı yetkili makamın tebliği yerine getirmesinden sonra düzenlenen belge, tebliğin hangi tarihte, kime, hangi yöntemle ve hangi sıfatla yapıldığını göstermelidir. Evrakın yalnızca yabancı makama ulaşmış olması, muhataba tebliğ edildiğinin ispatı değildir.
Adli tebligat ile yurt dışında delil toplanmasına yönelik istinabe işlemleri birbirinden farklı hukuki işlemlerdir. Gönderim giderleri ve ödeme belgeleri de seçilen yönteme göre değiştiğinden yurt dışı tebligat ve istinabe masraflarına ilişkin yıllık düzenleme ayrıca dikkate alınmalıdır.
Yurt Dışına Doğrudan Posta Yoluyla Tebligat Yapılabilir mi?
Doğrudan posta yoluyla tebligat, bütün ülkeler için mutlak biçimde yasak değildir. Ancak posta yolunun kullanılabilmesi için geçerli uluslararası hukuki dayanak, varış devletinin tutumu ve tebligatı çıkaran devletin usul kuralları birlikte değerlendirilmelidir.
1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi’nin 10/a maddesi, varış devletinin itiraz etmemiş olması şartıyla posta yolundan yararlanılabilmesine imkân tanır. Türkiye bu maddedeki yöntemlere itiraz etmiştir. Bu itiraz, özellikle yabancı bir ülkeden Türkiye’deki muhataba 10/a maddesi kapsamında doğrudan posta yoluyla belge gönderilmesi bakımından belirleyicidir.
Buna karşılık Türkiye’nin itirazı, Türkiye’den başka bir devlete gönderilecek her tebligatın doğrudan posta yoluyla yapılmasını kendiliğinden yasaklayan bir sonuç doğurmaz. Burada özellikle tebligatın yapılacağı devletin 10/a maddesine itiraz edip etmediği ve Türk hukukunda ilgili gönderime izin verilip verilmediği araştırılır.
Adalet Bakanlığının 63/3 sayılı Genelgesinde, 1965 tarihli Sözleşme’nin 10/a maddesine göre doğrudan tebligat yapılabilen devletlere ilişkin ayrı uygulama bilgileri bulunmaktadır. Bu nedenle yabancı ülke yetkili makamına doğrudan evrak göndermek ile tebliğ evrakını doğrudan muhatabın posta adresine göndermek birbirine karıştırılmamalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun doğrudan posta tebligatına yaklaşımı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.12.2019 tarihli, E. 2017/130, K. 2019/1394 sayılı kararı, Almanya’da verilmiş bir mahkeme kararının Türkiye’de tenfizine ilişkindir. Uyuşmazlıkta, Türkiye’deki muhataba yabancı mahkeme kararının doğrudan posta yoluyla tebliğ edilmesinin geçerliliği ve kararın bu tebligata dayanılarak kesinleşmiş sayılıp sayılamayacağı incelenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, Almanya ve Türkiye’nin 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi’nin 10. maddesine itirazlarını dikkate alarak, somut olayda doğrudan posta yoluyla yapılan karar tebligatının geçerli kabul edilemeyeceği ve bu tebliğe dayanılarak yabancı mahkeme kararının kesinleştiğinin söylenemeyeceği sonucuna ulaşmıştır. Kararda savunma hakkının ihlali de değerlendirilmiştir.
Bu içtihadın önemli sınırı, uyuşmazlığın Almanya’dan Türkiye’deki muhataba yapılan tebligat hakkında olmasıdır. Karardaki değerlendirme, doğrudan posta yöntemini kabul eden başka bir devlete Türkiye’den yapılacak gönderimler açısından ülkeye özgü şartlar araştırılmaksızın genel bir yasak şeklinde uygulanamaz.
Tebliğ Evrakı, Tercüme ve Adres Bilgileri
Yurt dışı tebligatının kabul edilmesi ve yerine getirilebilmesi için evrakın hem biçimsel hem de dil bakımından ilgili düzenlemelere uygun hazırlanması gerekir.
Tebliğ evrakında bulunması gereken bilgiler
Uygulama Yönetmeliği m. 39, yabancı ülkelere gönderilecek tebliğ evrakının anlaşma hükümleri ve karşılıklılık esasına göre düzenlenmesini öngörür. Muhatabın adı, soyadı, açık adresi ve uyruğu evrak üzerinde gösterilir. Tüzel kişiler bakımından unvan, merkez adresi ve gerektiğinde sicil bilgileri önem taşır.
Somut işlem ve ülke bakımından gerekli olan talepname, sözleşme formu, tebliğ belgesi ve tercüme nüshaları eksiksiz hazırlanmalıdır. Yanlış ülke için düzenlenmiş bir form veya başka bir muhataba ait adres bilgilerinin kullanılması, yabancı makamın talebi işleme almamasına neden olabilir.
Tercüme hangi dile yapılır?
Uygulama Yönetmeliği m. 40 — Tebliğ evrakının tercüme ettirilmesi
Yönetmeliğe göre tebliğ evrakı ve tebliğ mazbatalı kapalı zarf, muhatabın bulunduğu ülkenin diline veya uygulanabilir anlaşmayla belirlenen dile tercüme ettirilir. Tercümenin kim tarafından ve hangi yöntemle yaptırılacağı, evrakın ilgili tarafından sunulmasına veya tebligatı çıkaran merci tarafından resen düzenlenmesine göre farklılaşır.
1965 tarihli Lahey Sözleşmesi uyarınca yapılacak tebligatta da talepte bulunulan devletin bildirdiği dil şartları değerlendirilir. Örneğin Sözleşme’nin 5. maddesi kapsamındaki usullerde, talepte bulunulan makam belirli durumlarda belgenin kendi resmî dilinde düzenlenmesini veya bu dile çevrilmesini isteyebilir.
Dolayısıyla her ülke için tek bir tercüme dili veya bütün yöntemleri kapsayan istisnasız bir tercüme kuralı öngörülemez. Belge dili, gönderim yöntemi ve varış devletinin beyanları birlikte incelenir.
Tercüme eksikliği hukuki sonucu nasıl etkiler?
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.02.2019 tarihli, E. 2019/149, K. 2019/1406 sayılı kararında, yabancı ülke vatandaşı olan davalının Türk vatandaşı gibi değerlendirilmesi, gerekli yabancı dil tercümesi ve usulüne uygun dış tebligatın yapılmaması, ardından ilanen tebligata geçilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Kararda, tebligatın usulüne uygun gerçekleştirilmemesinin taraf teşkilini engellediği belirtilerek hüküm bozulmuştur. Buradaki hukuki sorun yalnız tercümenin eksikliği değil; vatandaşlık durumunun, doğru tebliğ yönteminin ve savunma hakkının birlikte yanlış değerlendirilmesidir.
Yurt Dışındaki Türk Vatandaşlarına Tebligat
Yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşlarına tebligat bakımından TK m. 25’teki genel yöntem ile TK m. 25/a’da düzenlenen özel konsolosluk usulü birbirinden ayrılmalıdır.
TK m. 25/a, yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşına Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla tebligat yapılmasına imkân tanır. Bu düzenlemede, muhataba gönderilen bildirimin ilgili ülke hukukuna göre tebliğ edildiğinin belgelenmesi ve otuz günlük başvuru süresine ilişkin özel şartlar bulunmaktadır.
Dolayısıyla Türk vatandaşına siyasi temsilcilik aracılığıyla yapılan tebligatın otuz günlük bildirim ve belgelendirme şartları, yabancı yetkili makam aracılığıyla uygulanan genel yöntemle aynı değildir.
Konsolosluk bildirimi sonuçsuz kalırsa ne yapılır?
TK m. 25/a uyarınca gönderilen bildirimin muhataba usulüne uygun şekilde ulaştırılamaması, otuz günlük sürenin kendiliğinden işlemeye başlamasına neden olmaz. Böyle bir durumda bildirimin neden sonuçsuz kaldığı araştırılmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 28.12.2012 tarihli, E. 2012/15524, K. 2012/17657 sayılı kararında, yurt dışında yaşayan davalıya TK m. 25/a kapsamında gönderilen bildirimin tebliğ edilememesi üzerine doğrudan ilanen tebligata gidilmesi usulsüz bulunmuştur. Kararda, TK m. 25 uyarınca yabancı ülke makamı aracılığıyla tebligat yapılması imkânı değerlendirilmeden bu yola başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Bu nedenle, m. 25/a kapsamında başarısız bir girişimden sonra muhatabın yabancı ülkedeki adresi belirlenebiliyorsa m. 25 uyarınca tebligat seçeneği somut olay ve uygulanabilir sözleşme hükümleri çerçevesinde ele alınmalıdır.
Daha önce yurt dışındaki adresine tebligat yapılan Türk vatandaşının adresini değiştirmesine ilişkin özel sonuçlar ise TK m. 35’in son fıkrasına bağlıdır. Bu hükmün uygulanabilmesi için adres değişikliğinin bildirilmemesi ve önceki tebligata ilişkin kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca belirlenir.
Yabancı Şirketlere ve Tüzel Kişilere Tebligat
Yabancı ülkede bulunan şirketlere ve diğer tüzel kişilere yapılacak tebligatın yöntemi belirlenirken öncelikle muhatap tüzel kişinin kimliği, hukuki merkezi, tebligat adresi ve temsil durumu incelenir.
TK m. 25/a, yabancı ülkedeki Türk vatandaşlarına yönelik bir düzenleme olduğundan yabancı şirketlere sırf ortaklarının veya yöneticilerinin Türk vatandaşı olması nedeniyle uygulanamaz. Şirketin ortak veya temsilcisinin vatandaşlığı ile tüzel kişinin ayrı hukuki varlığı birbirine karıştırılmamalıdır.
Yabancı şirketin Türkiye’de temsilciliği veya şubesi bulunuyorsa bu birimin somut işlem bakımından tebligatı almaya yetkili olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Yalnızca Türkiye’de bir şube veya ticari ilişki bulunması, yurt dışındaki tüzel kişiye ait bütün evrakın o birime geçerli biçimde tebliğ edilebileceği anlamına gelmez.
Şirketin yabancı ülkedeki merkezine tebliğ gerektiğinde uygulanabilir ikili veya çok taraflı anlaşma, yabancı devletin yetkili makamı ve tüzel kişilere ilişkin yerel tebliğ usulleri belirleyici olur. Belgenin şirket adına yetkili kişiye ulaştırılması ve bunun belgelenmesi gerekir.
Bu değerlendirmede yabancı şirket adına dava açılması, Türk mahkemelerinin yetkisi, tüzel kişinin temsil edilmesi ve yabancı ülkede usulüne uygun tebligat yapılıp yapılmadığı farklı hukuki sorulardır. Tebligatın doğru adrese gönderilmiş olması, şirketin davada usulüne uygun şekilde temsil edildiğinin tek başına kanıtı değildir.
Yurt Dışında Resmî Görevli Türk Memurlarına Tebligat
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 27. maddesi, yabancı ülkede resmî bir görevle bulunan Türk memurlarına yapılacak tebligat için özel düzenleme içermektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 27/1
“Yabancı bir memlekette resmi bir vazife ile bulunan Türk memurlarına tebligat, Dışişleri Bakanlığı vasıtasiyle yapılır.”
Uygulama Yönetmeliği m. 46
“Resmî görevle yabancı ülkede bulunan Türk memurlarına 38 inci maddenin birinci fıkrası veya 43 üncü madde hükümlerine göre tebliğ yapılır.”
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, yurt dışında resmî görevli Türk memurlarına yapılacak tebligatta ilgili personelin resmî görevi, görevlendirildiği ülke ve uygun tebliğ kanalı belirlenmelidir. Yönetmelik m. 46’nın yaptığı atıf nedeniyle yalnızca tek bir fiilî tebligat yöntemi bulunduğu söylenemez.
Resmî görevli memura hangi yöntemle tebligat yapılır?
Yönetmelik m. 46, resmî görevle yabancı ülkede bulunan Türk memurlarına Yönetmelik m. 38/1 veya m. 43 hükümleri çerçevesinde tebligat yapılabileceğini düzenler.
Yönetmelik m. 38/1, tebliğ evrakının ilgili bakanlık aracılığıyla Dışişleri Bakanlığına ve oradan dış temsilciliğe gönderilmesine ilişkin genel düzenlemedir. Yönetmelik m. 43 ise Türk vatandaşına siyasi temsilcilik aracılığıyla yapılabilecek özel tebligat yöntemini içerir.
Kanun’un 27. maddesindeki Dışişleri Bakanlığı aracılığı ilkesi ile Yönetmeliğin ilgili atıfları birlikte uygulanır. Somut olayda kullanılan yöntemin geçerliliği, görevli makamın yetkisi ve seçilen tebliğ usulünün bütün şartları yönünden incelenmelidir.
Hangi kamu görevlileri bu kapsamdadır?
TK m. 27/1 bakımından belirleyici husus, muhatabın yalnızca Türk vatandaşı veya kamu görevlisi olması değil, yabancı ülkede resmî bir görevle bulunmasıdır. Örneğin dış temsilcilik personeli ile resmî görevlendirmeyle yabancı ülkede bulunan bir kamu görevlisi bu kapsamda değerlendirilebilir.
Buna karşılık bir kamu görevlisinin yıllık izin, kişisel seyahat veya özel nedenlerle yurt dışında bulunması, her durumda m. 27/1’in uygulanmasını gerektirmez. Tebligatı çıkaran merci, kişinin yurt dışındaki bulunma sebebini ve görevlendirme statüsünü araştırmalıdır.
Memurun görev yeri değişmişse ne yapılır?
Resmî görevli memurun başka bir ülkeye, temsilciliğe veya kuruma atanmış olması durumunda tebligatın eski görev yeri üzerinden tamamlandığı varsayılamaz. İlgili kamu idaresinden güncel görevlendirme ve adres bilgileri temin edilerek evrakın yetkili kanaldan iletilmesi gerekir.
Özellikle görev yerinin değiştiğine ilişkin bilginin tebligatı çıkaran merciye ulaşmış olduğu durumlarda eski adrese çıkarılmış evrakın tebliğ sonucu dikkatle değerlendirilmelidir.
Yurt Dışındaki Türk Askerî Şahıslarına Tebligat
Yurt dışında bulunan Türk askerî kişilerine yapılacak tebligat, 7201 sayılı Kanun m. 27/2 ve Uygulama Yönetmeliği m. 47’de ayrıca düzenlenmiştir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 27/2
“Yabancı memleketlerde bulunan askeri şahıslara yapılacak tebligat bağlı bulundukları Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Kumandanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasiyle yapılır.”
Uygulama Yönetmeliği m. 47
Yönetmelik, bu tebligatın ilgili kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı aracılığıyla yapılmasını; evrakın yabancı ülkedeki birlik veya kurum komutanına yahut amirine iletilmesini ve tebliğin en yakın üst tarafından gerçekleştirilmesini düzenler. Üçüncü fıkrada belirtilen durumlar dışında yurt dışında bulunan asker kişilere Yönetmelik m. 46 hükümlerinin uygulanacağı ayrıca belirtilmiştir.
Yurt dışındaki askerî birlikte tebligat nasıl yapılır?
İlgili komutanlık tebliğ evrakını, askerî kişinin yabancı ülkede bulunduğu birlik veya kurumun komutanına yahut amirine gönderir. Tebligat, kıta komutanı veya kurum amiri gibi en yakın üst tarafından yapılır. Bir kıta veya kurum bulunmuyorsa en yakın amir aracılığıyla tebliğ gerçekleştirilir.
Burada askerî birlik üzerinden yapılan resmî işlemin tamamlanması ile yalnızca evrakın komutanlığa ulaşması birbirinden ayrılır. Tebligatın hangi tarihte ve nasıl yerine getirildiği belgelendirilmelidir.
Yurt dışında birlik veya kurum bulunmuyorsa ne olur?
Yönetmelik m. 47/4, üçüncü fıkrada gösterilen durumlar dışındaki yurt dışı askerî personel tebligatlarında m. 46’ya yönlendirmektedir. Dolayısıyla ilgili personelin yurt dışında bulunması, her koşulda komutanlık üzerinden aynı yöntemle tebligat yapılacağı anlamına gelmez.
Bu noktada personelin görev statüsü, bağlı bulunduğu komutanlık, yurt dışındaki görev yeri ve varsa resmî görevlendirme belgeleri esas alınır.
Türkiye’deki askerî personele tebligattan farkı nedir?
Türkiye sınırları içinde bulunan askerî birlik ve personel bakımından TK m. 14–15 ve Uygulama Yönetmeliği m. 22–24 önem taşır. Buna karşılık Türkiye’deki askerî şahısların birlik içindeki statüsü, komutan ve nöbetçi amiri aracılığıyla tebligat şartları, yurt dışında görev yapan personele TK m. 27 kapsamında uygulanacak özel gönderim kanalının yerine geçirilemez.
Yurt Dışı Tebligatta Tebliğ Tarihi Nasıl Belirlenir?
TK m. 25 kapsamında yabancı ülkenin yetkili makamı aracılığıyla yapılan tebligatta, tebliğ tarihi kural olarak uygulanan hukuka uygun şekilde gerçekleşmiş ve belgelendirilmiş tebliğ işlemine göre belirlenir. Evrakın Türkiye’den gönderildiği tarih, yabancı makama ulaştığı tarih ve muhataba tebliğ edildiği tarih aynı değildir.
Uygulanabilir yabancı hukukta teslim dışında tebliğ edilmiş sayılma sonucunu doğuran bir yöntem varsa bu yöntemin şartlarının ve tarihinin ayrıca belirlenmesi gerekir. Bu nedenle yurt dışı tebligatta her olay için yalnız fiilî elden teslim tarihinin geçerli olacağı yönünde mutlak bir kural kurulamaz.
Yabancı makamın tebliğ belgesi neden önemlidir?
Yabancı makam tarafından düzenlenen tebliğ belgesi, tebliğin hangi tarihte ve hangi hukuki usulle gerçekleştiğini ortaya koyar. Bu belgenin bulunmadığı veya içeriğinin yeterince açık olmadığı durumda yargısal sürelerin doğru hesaplanması güçleşir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.06.2024 tarihli, E. 2023/3029, K. 2024/1938 sayılı kararında, yurt dışına gönderilen ödeme emriyle ilgili belgelerden tebliğin hangi tarihte yapılmış sayıldığının açıkça anlaşılamadığı değerlendirilmiştir. Daire, gerektiğinde ilgili büyükelçilikten bilgi alınarak tebliğ tarihinin belirlenmesi ve eksikliklerin giderilmesi için dosyanın geri çevrilmesine karar vermiştir.
Bu karar, tebliğ tarihi hakkındaki belirsizliğin yalnızca şekli bir mesele olmadığını göstermektedir. İcra takibinin kesinleşmesi veya kanun yolu süresinin geçip geçmediği gibi sonuçlar, tebligatın hukuken gerçekleştiği tarihe bağlıdır.
TK m. 25 ile TK m. 25/a’nın tebliğ tarihi aynı mı?
Hayır. TK m. 25/a, bildirimin ilgili ülke hukukuna göre tebliğ edildiğinin belgelenmesi ve muhatabın otuz gün içinde temsilciliğe başvurmaması hâlinde özel bir tebliğ edilmiş sayılma kuralı içerir.
TK m. 25’te ise aynı otuz günlük kural yer almaz. Genel yöntemde tebliğ tarihi, yabancı devlet makamının gerçekleştirdiği işlemin tabi olduğu hükümler ve buna ilişkin resmî belgeye göre belirlenir.
Tebligat İade Edilirse veya Yabancı Makamdan Cevap Gelmezse Ne Olur?
Yurt dışına gönderilen evrakın iade edilmesi, başlı başına tebligatın geçerli veya geçersiz olduğu sonucunu doğurmaz. Öncelikle iade sebebi incelenmelidir.
Adres bulunamadığı için iade
Yabancı makam, muhatabın verilen adreste bulunamadığını veya adresin yetersiz olduğunu bildiriyorsa güncel adres araştırması yapılması gerekir. Türkiye’deki resmî kayıtlar, dosyadaki belgeler, önceki tebligat sonuçları ve gerektiğinde ilgili dış temsilciliklerden temin edilebilen bilgiler birlikte değerlendirilir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 25.01.2021 tarihli, E. 2017/2312, K. 2021/260 sayılı kararında, ABD’de bulunduğu anlaşılan davalıya ilişkin konsolosluk işleminden tebligatın yerine getirilemediği sonucunun çıkması üzerine yabancı adresin araştırılması ve tespit edilecek adrese TK m. 25 uyarınca tebligat yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Dolayısıyla muhatabın yurt dışında bulunduğu ve ulaşılabilir bir adresinin araştırılabileceği hâllerde yalnızca Türkiye’deki önceki adres üzerinden tebliğ işleminin tamamlandığı varsayılamaz.
Yabancı makam tebligatı reddederse
Ret cevabının gerekçesi önemlidir. Eksik tercüme, yanlış form, yetersiz adres veya ödenmemiş gider nedeniyle verilen bir ret kararı, eksikliğin giderilip tebligatın yeniden talep edilmesini gerektirebilir.
Yabancı devletin kamu düzeni, egemenlik yetkisi veya ilgili sözleşmeden kaynaklanan nedenlerle talebi yerine getirmemesi durumunda ise kullanılabilecek başka hukuki kanallar bulunup bulunmadığı incelenir. Ret cevabı, tek başına muhatabın adresinin meçhul olduğunu göstermez.
Yabancı makamdan uzun süre cevap gelmezse
Gönderimin akıbeti araştırılmalı ve uygun resmî kanaldan bilgi istenmelidir. Tebliğ belgesi bulunmayan dosyada, sırf makul görülen bir süre geçtiği için muhatabın evrakı tebellüğ ettiği varsayılamaz.
Bununla birlikte uygulanabilir uluslararası sözleşmelerin özel hükümleri saklıdır. Özellikle 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi’nin 15. maddesi, muhatabın duruşmaya gelmemesi ve tebliğ belgesinin bulunmaması durumunda hüküm kurulabilmesi bakımından belirli güvenceler ve koşullar öngörür. Türkiye’nin Sözleşme m. 15/2 kapsamında yaptığı beyan da somut olayda göz önünde tutulmalıdır.
Bu nedenle yabancı makamdan cevap alınamamasının her durumda yargılamayı süresiz durduracağı veya her durumda hüküm verilmesine izin vereceği söylenemez.
Yurt Dışındaki Kişiye İlanen Tebligatın Şartları
Yurt dışında yaşayan bir kişinin adresine gönderilen tebligatın sonuçsuz kalması, doğrudan ilanen tebligat yapılmasına yeterli değildir. TK m. 28 ve Uygulama Yönetmeliği m. 48 uyarınca ilan, adresin gerekli araştırmalara rağmen tespit edilememesi veya uygulanabilir tebliğ yollarının kullanılamaması çerçevesinde başvurulabilecek son çaredir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin E. 2012/15524, K. 2012/17657 sayılı kararında, yurt dışında yaşayan tarafların adresleri yeterince araştırılmadan dava dilekçesi ve duruşma gününün ilanen tebliğ edilmesi usulsüz bulunmuştur.
Bu nedenle, yabancı ülkedeki bilinen adrese tebligat yapılması mümkünken doğrudan ilana başvurulması hukuki dinlenilme hakkını ihlal edebilir. İlanen tebligatın adres araştırması ve son çare olma şartları, yabancı ülkede yaşayan muhatap bakımından da önem taşır.
Yurt dışındaki bilinen adrese ayrıca iadeli taahhütlü mektup gönderilir mi?
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 28, son fıkra
“Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar.”
Bu hüküm, yurt dışında oturanlara ilanen tebligat yapılması gereken durumlar için özel bir ek bildirim yükümlülüğü getirir. Muhatabın yabancı ülkede bilinen bir adresi bulunuyorsa ilanla birlikte gönderilmesi gereken evrakın bu adrese iadeli taahhütlü mektupla iletilmesi ve posta makbuzunun dosyada bulundurulması gerekir.
Ancak bu düzenleme ile TK m. 25 kapsamında olağan yurt dışı tebligatın doğrudan posta yoluyla yapılıp yapılamayacağı sorunu aynı değildir. TK m. 28’in son fıkrasındaki iadeli taahhütlü gönderim, ilanen tebligatın tamamlayıcı işlemidir; yabancı devletin yetkili makamı aracılığıyla yapılması gereken normal tebligatın yerine geçen genel bir alternatif değildir.
Usulsüz Yurt Dışı Tebligatın Hukuki Sonuçları
Yurt dışına yapılan bir tebligatın usule aykırı olması, tebligatın türüne, uygulanan uluslararası düzenlemeye ve muhatabın işlemi öğrenip öğrenmediğine göre farklı sonuçlar doğurabilir.
Taraf teşkili ve hukuki dinlenilme hakkı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesi, hukuki dinlenilme hakkını güvence altına alır. Yurt dışında yaşayan tarafın dava dilekçesinden, duruşmadan veya mahkeme kararından hukuken geçerli şekilde haberdar edilmemesi, bu hakkın kullanılmasını engelleyebilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.02.2019 tarihli, E. 2019/149, K. 2019/1406 sayılı kararında yabancı uyruklu davalıya usulüne uygun tebligat sağlanmadan ve ardından hukuka aykırı şekilde ilana başvurularak hüküm kurulması, taraf teşkilinin sağlanmaması nedeniyle bozma sebebi sayılmıştır.
Ancak her tebligat eksikliğinin bütün uyuşmazlıklarda aynı kanun yolu sonucunu doğuracağı söylenemez. İşlemin niteliği, yargılama aşaması ve ilgili usul kanununun hükümleri ayrıca değerlendirilir.
Usulsüz tebligat muhatabın öğrenmesiyle geçerli olabilir mi?
7201 sayılı Kanun m. 32, usulüne aykırı yapılmış tebligatın muhatap tarafından öğrenilmesine hukuki sonuç bağlar. Buna göre usulsüz tebliğin muhatapça öğrenilmesi hâlinde tebligat geçerli sayılabilir ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi esas alınır.
Milletlerarası tebligatlarda ise uygulanabilir uluslararası sözleşmenin emredici hükümleri, tebligatın gerçekten yapılıp yapılmadığı, yabancı devlet makamının yetkisi ve muhatabın savunma hakkı birlikte incelenmelidir. Bu nedenle uluslararası gönderimdeki her noksanlığın kendiliğinden m. 32 kapsamında giderilmiş olduğu varsayılamaz.
Somut olayda usulsüz bir tebligatın öğrenme tarihi ve sonraki işlemlere etkisi, Tebligat Kanunu m. 32 kapsamında usulsüz tebligatın sonuçlarına ilişkin kurallarla birlikte değerlendirilir.
Yurt dışı tebligat hatası yabancı mahkeme kararının tenfizini etkiler mi?
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizinde, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50 ve 54. maddeleri önem taşır. Kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması, tenfizin ön şartları arasındadır.
MÖHUK m. 54/1-(ç) kapsamında, hükmü veren yabancı mahkemeye usulüne uygun çağrılmama veya ilgili ülke hukukuna aykırı şekilde gıyapta hüküm verilmesi, bu duruma dayanan tarafın itirazı üzerine tenfiz engeli oluşturabilir. Kamu düzenine açık aykırılık ise m. 54/1-(c) kapsamında ayrı değerlendirilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2017/130, K. 2019/1394 sayılı kararı, yabancı ülkeden Türkiye’ye yapılan usulsüz karar tebligatının yabancı ilamın kesinleşmesi ve tenfizi üzerindeki etkisine somut örnektir. Bununla birlikte bir Türk mahkemesi kararının başka ülkede tanınması veya tenfizi, ilgili yabancı devletin milletlerarası özel hukuk ve usul kurallarına bağlıdır. Türkiye’deki her tebligat aykırılığının yabancı ülkede otomatik tenfiz reddi doğuracağı şeklinde genel bir hüküm kurulamaz.
Yurt Dışı Tebligat Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Yabancı ülkede yaşayan yabancı uyruklu davalı
Türkiye’deki bir mahkemede dava açılmış ve davalının yabancı ülke vatandaşı olarak yurt dışında yaşadığı anlaşılmıştır. Önce tebligata elverişli yabancı adres tespit edilir. Ardından o ülkeyle Türkiye arasında uygulanabilir sözleşme ve yetkili tebliğ makamı belirlenir. Belgeler gerekli dilde hazırlanarak uygun kanaldan gönderilir.
Muhatap yabancı uyruklu olduğundan TK m. 25/a kapsamındaki Türk vatandaşına özgü konsolosluk usulü uygulanmaz. Tebliğ sonucu resmî belgeler üzerinden değerlendirilir.
Örnek 2: Türk vatandaşına konsolosluk bildirimi ulaşmaması
Yurt dışındaki Türk vatandaşına TK m. 25/a kapsamında bildirim gönderilmiş, ancak bildirim usulüne uygun tebliğ edilememiştir. Bu durumda otuz günlük süreyi işlemiş kabul etmek doğru değildir. Adres yeniden araştırılır ve gerekli şartlar varsa TK m. 25 kapsamında yabancı makam aracılığıyla tebligat yapılması değerlendirilir.
Örnek 3: Resmî görevle yurt dışında bulunan Türk memuru
Bir kamu görevlisinin Türkiye tarafından resmî görevle yabancı ülkede görevlendirildiği tespit edilmiştir. Tebligatı çıkaran merci, TK m. 27 ve Yönetmelik m. 46 kapsamında ilgili görev durumunu ve kullanılacak resmî tebliğ kanalını belirler. Personelin yurt dışında özel seyahatte bulunması ile resmî görevle bulunması aynı şekilde değerlendirilmez.
Örnek 4: Yabancı ülkedeki askerî birlik personeli
Yurt dışında askerî birlik bünyesinde görevli bir personele tebliğ yapılması gerekmektedir. TK m. 27/2 ve Yönetmelik m. 47 çerçevesinde ilgili komutanlık üzerinden birlik veya kurum amirine evrak gönderilir; tebliğ en yakın üst tarafından yerine getirilir. İşlemin hukuken tamamlandığı tarih ayrıca belgelenir.
Örnek 5: Yabancı makamdan tebliğ sonucu gelmemesi
Mahkeme evrakı yetkili yabancı makama göndermiş, ancak dosyada tebliğin yapıldığını gösteren belge bulunmamaktadır. Mahkeme gönderimin akıbetini araştırır. Uygulanabilir uluslararası sözleşmenin tebliğ belgesi olmadan karar verilebilmesine ilişkin istisnai hükümleri varsa bunların şartları ayrıca değerlendirilir. Salt evrakın gönderilmiş olması, tebligatın tamamlandığını göstermez.
Sıkça Sorulan Sorular
Yurt dışında yaşayan birine Türkiye’den tebligat nasıl yapılır?
Genel kural, TK m. 25 kapsamında yabancı ülkenin yetkili makamı aracılığıyla tebligat yapılmasıdır. İlgili ülke, uygulanabilir uluslararası sözleşme ve muhatabın hukuki statüsüne göre gönderim yöntemi belirlenir.
Türkiye’den yabancı ülkeye doğrudan posta yoluyla tebligat geçerli midir?
Belirli şartlarla geçerli olabilir. Özellikle 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi m. 10/a kapsamında varış devletinin itirazı, Türk usul hukuku ve uygulanabilir uluslararası kurallar kontrol edilmelidir. Bütün ülkeler için geçerli tek bir sonuç yoktur.
Türkiye’nin Lahey Sözleşmesi’ne koyduğu itiraz ne anlama gelir?
Türkiye, 1965 tarihli Sözleşme’nin 10. maddesindeki tebliğ yöntemlerine itiraz etmiştir. Bu itiraz özellikle Türkiye’deki muhataba yabancı ülkeden doğrudan posta yoluyla tebligat yapılması bakımından önemlidir; başka bir ülkeye yapılacak gönderimde varış devletinin tutumu ayrıca incelenir.
Yabancı ülkeye gönderilecek tebligatın tercümesi zorunlu mudur?
Uygulama Yönetmeliği m. 40 yabancı ülkeye gönderilecek tebliğ evrakı için tercüme düzenlemesi içerir. Uygulanacak dil ve belge şartları, ilgili anlaşma ve gönderim yöntemiyle birlikte belirlenir.
Yabancı ülkede yaşayan Türk vatandaşına mutlaka konsolosluk yoluyla mı tebligat yapılır?
Hayır. TK m. 25/a Türk vatandaşları için özel bir tebliğ imkânı sağlar. TK m. 25 kapsamındaki genel tebligat yöntemi de hukuken değerlendirmeye açıktır.
Yurt dışındaki şirkete Türk ortakları üzerinden tebligat yapılabilir mi?
Türk ortak veya yönetici bulunması tek başına böyle bir tebligatı geçerli kılmaz. Şirketin ayrı tüzel kişiliği, merkezi ve temsil yetkisi incelenmeli; tebligat şirket adına yetkili ve hukuken uygun kanaldan yapılmalıdır.
Yurt dışında resmî görevli Türk memuruna tebligat nasıl yapılır?
TK m. 27/1 ve Uygulama Yönetmeliği m. 46 uygulanır. Yönetmelik, m. 38/1 veya m. 43 hükümlerine atıf yapmaktadır. Muhatabın resmî görev statüsü ve uygun tebliğ yöntemi belirlenir.
Yurt dışındaki Türk askerî personeline tebligat nasıl yapılır?
TK m. 27/2 ve Uygulama Yönetmeliği m. 47 kapsamında ilgili komutanlık aracılığıyla tebligat yapılır. Birlik veya kurum komutanı yahut en yakın amir tarafından tebliğ gerçekleştirilmesi ve işlemin belgelenmesi gerekir. Yönetmelik m. 47/4’teki istisna da saklıdır.
Yurt dışına gönderilen tebligat ne zaman yapılmış sayılır?
TK m. 25 kapsamında tebliğ, uygulanabilir hukuk uyarınca gerçekleştirilen ve belgelenen işlem tarihinde yapılmış sayılır. Evrakın gönderildiği tarih tek başına tebliğ tarihi değildir. TK m. 25/a ise ayrı bir otuz günlük tebliğ edilmiş sayılma kuralı içerir.
Yabancı makam tebligatı yapamazsa doğrudan ilanen tebligata geçilebilir mi?
Hayır. Önce başarısızlığın nedeni, muhatabın güncel adresi ve uygulanabilecek tebliğ yolları değerlendirilmelidir. İlanen tebligat, TK m. 28 ve Uygulama Yönetmeliği m. 48’de öngörülen şartlara bağlı son çaredir.
Yurt dışındaki kişiye yapılan usulsüz tebligat dava süresini başlatır mı?
Usulsüz tebligata dayanılarak bir sürenin başladığı kendiliğinden kabul edilemez. TK m. 32, ilgili usul kanunu ve uygulanabilir uluslararası hükümler birlikte incelenerek tebliğin geçerliliği ve öğrenme tarihi belirlenmelidir.
Yurt dışı tebligat ne kadar sürede tamamlanır?
Bütün ülkeler ve yöntemler için geçerli sabit bir tamamlanma süresi yoktur. Uygulanan uluslararası sözleşme, yabancı makamın işlem süresi, adresin doğruluğu, tercüme ve masraf şartları sonucu etkiler. Belirli bir duruşma günü için yapılacak gönderimlerde Uygulama Yönetmeliği m. 41 ve uygulanabilir özel hükümler dikkate alınmalıdır.
Sonuç
Yabancı memlekette tebligatın geçerliliği, yalnızca tebliğ evrakının hazırlanmasına veya Türkiye’den gönderilmesine bağlı değildir. Öncelikle muhatabın bulunduğu devlet, uygulanabilir uluslararası sözleşme ve tebligatın gönderileceği yetkili makam belirlenmelidir. Ardından evrakın dil ve biçim şartlarına uygun hazırlanması, tebliğin ilgili ülke hukukuna uygun gerçekleştirilmesi ve bunun resmî belgelerle ortaya konulması gerekir.
TK m. 25 yabancı ülkenin yetkili makamı aracılığıyla yapılan genel yöntemin temelini oluştururken, m. 25/a Türk vatandaşları için özel konsolosluk usulünü, m. 27 ise yurt dışında bulunan Türk memur ve askerî kişilere ilişkin özel düzenlemeleri içerir. Bu hükümler birbirinin yerine gelişigüzel uygulanamaz. Yabancı şirkete, Türk vatandaşına, resmî görevli memura ve askerî personele yapılacak tebligatlarda muhatabın hukuki statüsü doğrudan önem taşır.
Yurt dışı tebligatının sonuçsuz kalması durumunda adres ve gönderim kanalları araştırılmadan ilanen tebligata başvurulması, tebliğin gerçekleştiği tarih belirlenmeden kanun yolu süresinin geçtiğinin kabul edilmesi veya devletlerin Lahey Sözleşmesi’ne ilişkin itirazlarının göz ardı edilmesi hukuki dinlenilme hakkını zedeleyebilir. Bu nedenle yurt dışı tebligatında doğru yöntem kadar, tebligatın tamamlandığını gösteren belgenin ve hukuken esas alınacak tarihin tespiti de belirleyicidir.
Yazar Avukat Fatih SEFER