Suçüstü hali, bir suçun işlenmekte olduğu sırada, henüz işlenmesinin hemen ardından veya fiilin pek az önce işlendiğini gösteren delillerle failin yakalandığı durumları ifade eder. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 2/1-j maddesinde düzenlenen suçüstü hâli, belirli şartlarda hâkim kararı olmadan yakalama yapılabilmesine ve bazı özel ceza muhakemesi usullerinin uygulanmasına imkân tanır. Ancak suçüstü hâlinin bulunması, kişinin suçlu olduğunun kesinleştiği, mutlaka gözaltına alınacağı veya tutuklanacağı anlamına gelmez.
Suçüstü Hâli Nedir? CMK 2/1-j Maddesine Göre Tanımı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2/1-j maddesi, suçüstü kavramını üç ayrı durum üzerinden tanımlamaktadır:
- İşlenmekte olan suç: Suç teşkil eden fiilin icrası devam ederken olayın tespit edilmesidir.
- Henüz işlenmiş suç veya hemen ardından takip edilerek yakalama: Suçun yeni işlenmiş olması ya da fiilin işlenmesinden hemen sonra kişinin kolluk, suçtan zarar gören veya başkaları tarafından takip edilerek yakalanmasıdır.
- Suçun pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanma: Kişinin, suçun kısa süre önce işlendiğini gösteren eşya veya delillerle yakalanmasıdır.
Bu üç durumun ortak özelliği, suç teşkil ettiği ileri sürülen fiille tespit veya yakalama arasında doğrudan ve yakın bir bağlantının bulunmasıdır.
Suçüstü hâlinin belirlenmesinde yalnızca olayın ne zaman gerçekleştiği değil, fiilin devam edip etmediği, yakalamaya kadar geçen süre, takibin niteliği ve elde edilen deliller de önemlidir. Suçun daha önce işlenmiş olduğuna ilişkin genel bir şüphe, tek başına suçüstü hâli oluşturmaz.
Suçüstü Hâlinin Üç Türü Arasındaki Farklar Nelerdir?
1. Suç İşlenirken Yakalanma
CMK 2/1-j maddesinin birinci alt bendinde, suçun işlendiği sırada tespit edilmesi düzenlenmiştir.
Hırsızlık amacıyla eşyanın alındığının doğrudan görülmesi veya bir kişiye yönelik saldırının devam ettiği sırada failin tespit edilmesi, gerekli suç unsurlarının da bulunması koşuluyla bu kapsamda değerlendirilebilir.
Burada önemli olan, kişinin yalnızca şüpheli davranışlarda bulunması değil, suç teşkil eden fiilin icrasının gerçekleşiyor olmasıdır.
2. Suçun Hemen Ardından Yakalanma
CMK 2/1-j maddesinin ikinci alt bendi, henüz işlenmiş fiili ve fiilin işlenmesinden hemen sonra takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suçu kapsar.
Bu düzenleme bakımından özellikle fiilin hemen ardından başlayan takibin olayla bağlantısı önem taşır. Takibin hangi aşamada başladığı, kesintiye uğrayıp uğramadığı ve yakalanan kişinin takip edilen kişi olduğunun nasıl belirlendiği incelenmelidir.
Suçun üzerinden uzun zaman geçtikten sonra kişinin bulunması, yalnızca daha önce hakkında şüphe oluştuğu gerekçesiyle suçüstü olarak nitelendirilemez.
3. Suça İlişkin Eşya veya Delille Yakalanma
CMK 2/1-j maddesinin üçüncü alt bendinde, fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kişinin işlediği suç da suçüstü kapsamında değerlendirilmiştir.
Burada eşyanın veya delilin varlığı kadar, bu delilin suçla ilişkisi ve fiilin kısa süre önce gerçekleştiğini göstermesi de önemlidir.
Bir kişide herhangi bir eşyanın bulunması, o eşyanın suçla bağlantısı ortaya konulmadan suçüstü hâlinin kabulü için yeterli değildir. Eşyanın niteliği, bulunduğu koşullar, olayın zamanı ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Suçüstü Hâlinde Hâkim Kararı Olmadan Yakalama Yapılabilir mi?
Evet. Anayasa’nın 19. maddesi, hâkim kararı olmadan yakalamanın suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak yapılabileceğini düzenlemektedir.
Ancak suçüstü hâlinin varlığı, herkesin her koşulda kişiyi yakalayabileceği anlamına gelmez. Yakalama yetkisinin kim tarafından ve hangi koşullarda kullanılacağı CMK 90. maddesinde ayrıca belirlenmiştir.
Vatandaşın Suçüstü Hâlinde Yakalama Yetkisi
CMK 90/1 maddesine göre herkes aşağıdaki hâllerde geçici yakalama yapabilir:
- Kişiye suçu işlerken rastlanması.
- Suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya kimliğinin hemen belirlenememesi.
Bu yetki, yalnızca kolluk görevlilerine değil, şartları gerçekleştiğinde diğer kişilere de tanınmıştır. Ancak vatandaşın yakalama yetkisi geçici ve sınırlıdır.
Geçici yakalama yapan kişi, yakalananı gecikmeksizin kolluğa teslim etmelidir. Bu yetki, yakalanan kişiyi cezalandırma, sorgulama, keyfî biçimde alıkoyma veya üzerinde genel bir adli arama gerçekleştirme hakkı vermez.
Önemli bir ayrım da şudur: CMK 2. maddesindeki suçüstü tanımına giren her durum, kendiliğinden CMK 90/1 kapsamında vatandaşın yakalama yapabileceği anlamına gelmez. Yakalama için 90. maddede öngörülen özel şartlar ayrıca gerçekleşmelidir.
Yetkinin kapsamı, sınırları ve hukuka aykırı müdahalenin sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi için suçüstü hâlinde vatandaşın yakalama yetkisi konulu yazı incelenebilir.
Polisin Suçüstü Hâlinde Yakalama Yetkisi
Kolluk görevlileri, CMK 90/1 maddesindeki koşullar gerçekleştiğinde yakalama yapabilir. Bunun yanında CMK 90/2 maddesi, kolluğun belirli şartlarda ayrıca yakalama yapabilmesini düzenler.
Buna göre tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına veya amirlere derhâl başvurma imkânı yoksa kolluk görevlileri yakalama yetkisini kullanabilir.
Dolayısıyla kolluğun yakalama yetkisi yalnızca suçüstü hâliyle sınırlı değildir. Buna karşılık suçüstü iddiası da sınırsız bir müdahale yetkisi oluşturmaz.
Yakalama tedbirinin diğer hukuki koşulları ve yakalanan kişinin hakları yakalama şartları ve yakalanan kişinin hakları başlıklı yazıda ayrıca açıklanmaktadır.
Şikâyete Bağlı Suçlarda Suçüstü Yakalama Yapılabilir mi?
Şikâyete bağlı suçlarda yakalama bakımından CMK 90/3 maddesi özel bir düzenleme içermektedir.
Bu hükme göre soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile;
- Çocuklara karşı,
- Beden veya akıl hastalığı nedeniyle kendisini idare edemeyenlere karşı,
- Malullük veya güçsüzlük nedeniyle kendisini idare etmekten aciz bulunanlara karşı
işlenen suçüstü hâllerinde kişinin yakalanması için önceden şikâyet bulunması aranmaz.
Bu istisnanın kapsamı dikkatle değerlendirilmelidir. Kanun, bütün şikâyete bağlı suçlarda şikâyet şartını kaldırmamaktadır. Özel düzenleme, belirtilen kişilere karşı işlenen suçüstü hâllerinde yakalama işleminin şikâyete bağlı olmamasına ilişkindir.
CMK 96. madde gereğince, bu kapsamda şikâyetten önce yakalama yapılmışsa yakalama, şikâyete yetkili olan kişiye; birden fazla yetkili varsa bunlardan en az birine bildirilir.
Şikâyete bağlı suçlarda soruşturmanın ve kovuşturmanın devamı için gerekli şikâyet koşulu ise ilgili suçun özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Suçüstü Hâlinde Yakalanan Kişiye Hangi İşlemler Uygulanır?
Suçüstü nedeniyle gerçekleştirilen yakalama sonrasında kolluk, CMK 90/4 ve 90/5 maddelerindeki yükümlülükleri yerine getirmelidir.
Bu kapsamda;
- Yakalanan kişinin kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önlemek için gerekli ve ölçülü tedbirler alınır.
- Yakalanan kişiye kanuni hakları derhâl bildirilir.
- Yakalanan kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilir.
- Cumhuriyet savcısının talimatına göre gerekli işlemler gerçekleştirilir.
- Yakalama işlemi, CMK 97. maddesine uygun olarak tutanağa bağlanır.
Yakalama tutanağında yakalananın hangi suç nedeniyle, nerede, ne zaman ve hangi koşullarda yakalandığı, yakalamayı gerçekleştiren kişiler ve haklarının tam olarak anlatıldığı açıkça gösterilmelidir.
Yakalamanın gerçekleştiği anın ve fiilî koşullarının doğru kaydedilmesi, işlemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi açısından önemlidir.
Suçüstünde Yakalanan Kişinin Hakları Nelerdir?
Suçüstü nedeniyle yakalanan kişi de diğer şüpheliler gibi kanuni güvencelerden yararlanır. Suçüstü hâli, savunma hakkının ortadan kalkmasına neden olmaz.
CMK 90, 95, 147 ve ilgili hükümler çerçevesinde yakalanan kişinin başlıca hakları şunlardır:
- Yakalama sebebini ve kendisine yöneltilen suç isnadını öğrenme.
- Müdafi seçme ve avukatın hukuki yardımından yararlanma.
- İfade veya sorgu sırasında susma hakkını kullanma.
- Lehine olan delillerin toplanmasını isteme.
- Kanuni koşullarla bir yakınına veya belirlediği kişiye yakalandığının bildirilmesini sağlama.
- Yakalama ve gözaltı işleminin hukuka uygunluğunu yetkili yargı merciine taşıma.
Özellikle ifade alma aşamasında suçüstü iddiasının hangi somut olgulara dayandırıldığı önemlidir. Bu nedenle suçüstü yakalamasında müdafi yardımı ve savunma haklarının kullanılması, yakalama tutanağının ve diğer soruşturma işlemlerinin hukuki açıdan değerlendirilmesine katkı sağlar.
Suçüstü Hâlinde Gözaltı Süresi Kaç Saattir?
Suçüstü nedeniyle yakalanmak, kişinin kendiliğinden gözaltına alınacağı anlamına gelmez.
CMK 91/1 ve 91/2 maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından serbest bırakılmayan kişinin gözaltına alınabilmesi, tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olmasına ve kişinin suç işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunmasına bağlıdır.
Genel kurala göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Sevk için zorunlu süre ise 12 saatten fazla olamaz. Bu ek sevk süresi, her olayda kendiliğinden kullanılabilecek bir süre değildir.
Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere toplam üç gün uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.
Ayrıca CMK 91/4 maddesinde, yalnızca kanunda sayılan suçüstü hâlleri bakımından, mülki amirlerce belirlenen kolluk amirlerine belirli sürelerle gözaltı kararı verme yetkisi tanınmıştır. Bu özel yetki bütün suçüstü olayları için geçerli değildir.
Gözaltı süresi, uzatma şartları ve karara karşı başvuru hakkında ayrıntılı bilgi için gözaltı süresi, şartları ve itiraz başlıklı yazıya başvurulabilir.
Suçüstü Hâlinde Gece Araması Yapılabilir mi?
Suçüstü hâli, adli aramanın zamanına ilişkin bazı istisnalar doğurabilir.
CMK 118/1 maddesine göre konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde kural olarak gece vakti arama yapılamaz. Ancak aynı maddenin ikinci fıkrası, suçüstü ve gecikmesinde sakınca bulunan hâlleri bu yasağın istisnaları arasında düzenlemektedir.
Bununla birlikte suçüstü hâlinin bulunması, arama kararı veya yazılı emir alınmasına ilişkin kanuni şartları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
CMK 119. madde uyarınca konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda adli arama, hâkim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle gerçekleştirilebilir.
Dolayısıyla suçüstü hâli, gece arama yasağı bakımından istisna oluşturabilse de aramanın yetkili makam, hukuki dayanak ve usul şartlarına uygun yapılması gerekir.
Konut ve işyerindeki arama işlemlerinin koşulları konut ve işyerinde adli arama başlıklı yazıda ayrıca incelenmektedir.
Suçüstü Hâlinde Yakalanan Kişi Tutuklanır mı?
Suçüstü hâlinin tespit edilmesi, tutuklama kararı verilmesi için tek başına yeterli değildir.
Yakalama ile tutuklama birbirinden farklı koruma tedbirleridir. Suçüstü hâlinde kişi kanuni koşullarla yakalanabilir; ancak tutuklama için CMK 100 ve devamı maddelerinde öngörülen koşulların ayrıca gerçekleşmesi gerekir.
CMK 100. madde uyarınca tutuklama bakımından;
- Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması,
- Kanunda öngörülen bir tutuklama nedeninin mevcut olması,
- Tutuklama tedbirinin işin önemi ve beklenen yaptırımla ölçülü olması
gerekir. Ayrıca kanundaki tutuklama yasakları ve diğer sınırlamalar da dikkate alınır.
Suçüstü yakalamasından sonra Cumhuriyet savcısının talebi üzerine tutuklama değerlendirmesi yapılması gerekiyorsa buna soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi karar verir.
Bu nedenle suçüstü yakalama, gözaltı ve tutuklama kavramlarının aynı işlem olarak değerlendirilmesi hukuken yanlıştır. Tutuklamanın koşulları hakkında tutuklama şartları ve tutuklama nedenleri başlıklı yazıdan bilgi edinilebilir.
Suçüstü Hâli Suçun Kesin Olarak İspatlandığı Anlamına Gelir mi?
Hayır. Suçüstü hâli, suçun işlendiği koşulların tespiti ve belirli koruma tedbirlerinin uygulanması bakımından önem taşıyan bir ceza muhakemesi kavramıdır. Kişinin suçlu olduğunun kesin biçimde ispatlandığı anlamına gelmez.
Suçüstü hâlinin bulunduğu ileri sürülen bir olayda da suçun kanuni unsurları, failin kimliği, kast veya taksir durumu, hukuka uygunluk nedenleri ve ilgili bütün deliller ayrıca değerlendirilir.
CMK 217. madde uyarınca hâkim, kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır. Suçun, hukuka uygun şekilde elde edilmiş delillerle ispatlanması gerekir.
Bu kapsamda özellikle şu hususlar önem taşıyabilir:
- Olayı doğrudan gören tanıkların anlatımları.
- Varsa kamera görüntüleri ve diğer elektronik kayıtlar.
- Yakalama tutanağının içeriği ve düzenlenme zamanı.
- Olay yeri incelemesi sonucunda elde edilen bulgular.
- Suçla bağlantılı olduğu ileri sürülen eşyanın niteliği ve elde edilme koşulları.
- Takibin başlangıç zamanı ve kesintisiz gerçekleşip gerçekleşmediği.
- Şüpheli veya sanığın lehine olan deliller ve açıklamalar.
Suçüstü hâlinin varlığı, delillerin hukuka uygun elde edilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ceza muhakemesindeki değeri ayrıca incelenmelidir. Bu konuda hukuka aykırı delillerin hükme etkisi başlıklı yazı önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesine Göre Suçüstü ve Yakalama Nasıl Değerlendirilir?
Anayasa Mahkemesinin Mehmet Baydan başvurusuna ilişkin 12/04/2018 tarihli, 2014/16308 başvuru numaralı Genel Kurul kararı, yakalama tedbirinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı bakımından değerlendirilmesinde önem taşımaktadır.
Anayasa Mahkemesinin yaklaşımına göre suç isnadına bağlı yakalamanın kanuni bir temelinin, meşru bir amacının bulunması ve ölçülülük ilkesine uygun olması gerekir. Yakalama yapılabilmesi için aranan şüphe derecesi tutuklamadakinden farklı olsa da kişi özgürlüğüne müdahale somut olayın şartlarıyla haklılaştırılmalıdır.
Bu yaklaşım, suçüstü hâlinde yakalama yetkisinin sınırsız olmadığını göstermektedir. Yakalamanın hukuka uygunluğu değerlendirilirken yalnızca olayın suçüstü olarak adlandırılması yeterli değildir; müdahalenin dayanağı, amacı ve gerekliliği de incelenmelidir.
Hukuka Aykırı Suçüstü Yakalamasına Karşı Ne Yapılabilir?
Suçüstü koşullarının gerçekte bulunmadığı veya kanuni yakalama şartlarına uyulmadığı ileri sürülüyorsa, işlemin hukuka uygunluğu yargısal denetime konu olabilir.
CMK 91/5 maddesi uyarınca yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı;
- Yakalanan kişi,
- Müdafii veya kanuni temsilcisi,
- Eşi,
- Birinci veya ikinci derece kan hısımları
hemen serbest bırakılmayı sağlamak amacıyla sulh ceza hâkimine başvurabilir.
Sulh ceza hâkimi başvuruyu evrak üzerinde inceleyerek derhâl ve en geç 24 saat dolmadan sonuçlandırır.
İşlemin hukuka aykırılığı nedeniyle zarar meydana gelmişse CMK 141 ve devamındaki tazminat hükümlerinin uygulanma koşulları da ayrıca değerlendirilebilir.
Bu konudaki başvuru ve tazminat ayrıntıları için haksız ve hukuka aykırı yakalama hâlleri başlıklı yazı incelenebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Suçüstü Hâli Ne Kadar Süre Devam Eder?
CMK 2/1-j maddesi suçüstü hâli için saat veya dakika cinsinden sabit bir süre belirlememiştir. Suçun işlenmesiyle tespit veya yakalama arasındaki zaman ve olay bağlantısı değerlendirilir. Kanundaki “hemen sonra” ve “pek az önce” ifadeleri, suçüstü kavramının zamansal sınırlarını göstermektedir.
Suçüstü Hâli Sadece Ağır Suçlarda mı Geçerlidir?
Hayır. CMK 2/1-j maddesindeki suçüstü tanımı, yalnızca ağır cezalık suçlarla sınırlı değildir. Ancak yakalama ve diğer koruma tedbirlerinin uygulanabilmesi için ilgili tedbire özgü kanuni şartların ayrıca bulunması gerekir.
Suçüstü Hâlinde Yakalama Emri Gerekir mi?
CMK 90. maddesindeki şartlar gerçekleşmişse önceden düzenlenmiş bir yakalama emri bulunmadan yakalama yapılabilir. Bununla birlikte suçüstü hâli bulunmayan durumlarda da kanundaki diğer koşullara göre yakalama emri düzenlenmesi veya kolluğun belirli şartlarda yakalama yetkisini kullanması mümkündür.
Suçüstü Hâlinde Şüpheli Serbest Bırakılabilir mi?
Evet. Suçüstü nedeniyle yakalanan kişinin gözaltına alınması zorunlu değildir. Gözaltı koşulları gerçekleşmiyorsa veya kişinin tutulmasını gerektiren neden ortadan kalkmışsa kanuna uygun şekilde serbest bırakılması mümkündür.
Suçüstü Hâlinde Kelepçe Takılması Zorunlu mudur?
Hayır. CMK 93. maddesi uyarınca nakledilen yakalanmış veya tutuklu kişilere, kaçacaklarına ya da kendilerinin veya başkalarının hayatı ve beden bütünlüğü bakımından tehlike oluşturduklarına ilişkin belirtilerin varlığı hâlinde kelepçe takılabilir. Yakalanan kişinin her durumda kelepçelenmesi gerektiğine ilişkin genel bir kural yoktur.
Suçüstü Tespit Edildikten Günler Sonra da Suçüstü Yakalama Yapılabilir mi?
Bir suçun günler önce işlendiğinin öğrenilmesi, tek başına suçüstü hâli oluşturmaz. Suçüstü değerlendirmesinde suçun devam etmesi, fiilin henüz işlenmiş olması veya kanunda belirtilen yakın zaman ve delil bağlantısının bulunması gerekir. Bu koşullar yoksa yakalama işleminin başka bir kanuni dayanağının bulunup bulunmadığı değerlendirilir.
Sonuç: Suçüstü Hâlinin Hukuki Önemi
Suçüstü hâli, CMK 2/1-j maddesinde üç farklı görünümüyle tanımlanan ve özellikle yakalama tedbiri bakımından hukuki sonuç doğuran bir durumdur. Bu kapsamda CMK 90. maddesi, belirli şartlarda vatandaşların ve kolluk görevlilerinin geçici yakalama yapabilmesine imkân tanımaktadır.
Bununla birlikte suçüstü hâli, sınırsız yakalama veya arama yetkisi vermediği gibi gözaltı ve tutuklama koşullarını da kendiliğinden gerçekleştirmez. İşlemin hukuka uygunluğu, suçüstü tanımının gerçekleşip gerçekleşmediği, ilgili koruma tedbirinin şartları, müdahalenin ölçülülüğü ve delillerin elde edilme biçimi birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Yazar: Avukat Fatih Sefer