Ceza Davasında Tanıklık Zorunlu Mu? Disiplin Hapsi ve İtiraz

Tanıklık yapmak zorunlu mu? Ceza soruşturması veya davasında tanık olarak çağrılan kişi, kanunda tanınmış bir çekinme hakkı bulunmadıkça tanıklık yapmakla yükümlüdür. Ancak bu yükümlülük sınırsız değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), belirli kişilere tanıklıktan çekinme veya bazı soruları cevaplamama hakkı tanımıştır. Yasal bir neden olmaksızın tanıklık yapmayı ya da yemin etmeyi reddeden kişi hakkında ise CMK 60 uyarınca üç ayı geçmemek üzere disiplin hapsi uygulanabilir. Bu tedbir kendiliğinden uygulanmaz; yetkili hâkim veya mahkemenin kararı gerekir.

Tanığın duruşmaya gelmemesi ile duruşmada hazır bulunduğu hâlde ifade vermeyi reddetmesi farklı hukuki sonuçlara bağlanmıştır. Ayrıca tanığın kendisini suçlayabilecek bir beyanda bulunmaya zorlanması, anayasal güvenceye aykırı olabilir. Bu nedenle tanıklık yükümlülüğünün kapsamı, kanuni istisnalar ve disiplin hapsinin şartları birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza Davasında Tanıklık Zorunlu mudur?

Ceza muhakemesinde tanıklık, olay hakkında bilgi sahibi olan kişinin bildiklerini yetkili makam önünde açıklamasıdır. Tanık, soruşturulan veya yargılanan olayın aydınlatılmasına katkıda bulunur. Tanıklık görevi, kural olarak kişinin isteğine bırakılmış bir faaliyet değil, kanundan kaynaklanan bir yükümlülüktür.

CMK 43 ve devamındaki maddeler uyarınca tanıklık yükümlülüğü başlıca şu hususları kapsar:

  • Çağrıya uyma: Usulüne uygun olarak çağrılan tanığın belirtilen yer ve zamanda hazır bulunması gerekir.
  • Bildiğini açıklama: Tanık, yasal çekinme hakkı bulunmadığı sürece olay hakkında sahip olduğu bilgileri anlatmakla yükümlüdür.
  • Doğru beyanda bulunma: Tanık, bildiklerini gerçeğe uygun şekilde aktarmalıdır. Gerçeğe aykırı tanıklık, şartları oluştuğunda Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesindeki yalan tanıklık suçunu oluşturabilir.
  • Yemin etme: Kanunda yeminsiz dinlenmesi öngörülenler veya yemin etmekten çekinme hakkı bulunanlar dışında, tanıkların usulüne uygun olarak yemin etmesi gerekir.

Bu yükümlülük, tanığın bilmediği konularda açıklama yapmasını gerektirmez. Tanık olayın yalnızca belirli bir bölümünü görmüş veya duymuşsa bunu açıkça ifade edebilir. Bir bilgiyi hatırlamaması, olayı bizzat görmemesi ya da yalnızca başkasından duyması da tanıklık sırasında belirtilmelidir.

Tanığın hangi sırayla dinleneceği, kendisine nasıl soru yöneltileceği ve ifadesinin nasıl alınacağı konusunda ayrıntılı bilgiye ceza davasında tanık dinlenmesi başlıklı yazıdan ulaşılabilir.

Tanık Olarak Çağrılan Kişi Mahkemeye Gitmek Zorunda mı?

CMK 43/1 uyarınca tanıklar kural olarak çağrı kâğıdıyla çağrılır. Çağrı kâğıdında, gelmemenin doğuracağı sonuçların bildirilmesi gerekir.

Usulüne uygun olarak çağrıldığı hâlde mazeret bildirmeden gelmeyen tanık hakkında CMK 44 kapsamında zorla getirme kararı verilebilir. Ayrıca gelmemesi nedeniyle ortaya çıkan giderlerin kendisine ödettirilmesi mümkündür.

Ancak CMK 43/2, tanıkların telefon, telgraf, faks veya elektronik posta gibi araçlarla da çağrılabilmesine imkân tanır. Kanun, yalnızca bu yöntemlerle yapılan çağrılarda çağrı kâğıdına bağlanan sonuçların uygulanmayacağını ayrıca düzenlemiştir. Tutuklu işlerde ise CMK 43/1 kapsamında gerekçesi gösterilerek doğrudan zorla getirme kararı verilebilmesi mümkündür.

Önemli ayrım: Mahkemeye gelmeyen tanığın zorla getirilmesi CMK 44’ün; hazır bulunduğu hâlde yasal neden olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinmesi ise CMK 60’ın konusudur. Bu iki işlem aynı hukuki tedbir değildir.

Çağrıya uymamanın sonuçları ve haklı mazeretin değerlendirilmesi, tanık mahkemeye gitmezse ne olur başlıklı yazıda ayrıca ele alınmıştır.

Tanıklık Yapmak İstemeyen Kişi İfade Vermeyi Reddedebilir mi?

Bir kişinin tanıklık yapmak istememesi, tek başına tanıklıktan çekinmek için yeterli değildir. Kanuni bir çekinme sebebinin bulunması gerekir.

Buna karşılık tanıklık yükümlülüğü, kişiyi kendisini veya kanunda korunan yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlayacak şekilde uygulanamaz. Ceza Muhakemesi Kanunu, bazı kişiler bakımından tanıklıktan tamamen çekinme, bazı durumlarda ise belirli sorulara cevap vermeme hakkı tanımıştır.

1. Eş ve Akrabalık Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme

CMK 45 uyarınca şüpheli veya sanığın nişanlısı, evlilik bağı sona ermiş olsa bile eşi, kanunda gösterilen üstsoy ve altsoyu, belirli derecelerdeki kan ve kayın hısımları ile evlatlık bağı bulunan kişiler tanıklıktan çekinebilir.

Bu kişilere tanıklıktan çekinme hakları dinlenmeden önce bildirilmelidir. Kanun, dinleme sırasında da bu hakkın kullanılmasına izin vermektedir.

Hangi aile üyelerinin bu haktan yararlanabileceği ve çekinme hakkının kapsamı, eş ve akrabaların tanıklıktan çekinmesi başlıklı makalede açıklanmıştır.

2. Meslek Sırrı Nedeniyle Tanıklıktan Çekinme

CMK 46, avukatlar ve kanunda belirtilen diğer meslek mensuplarına, meslekleri veya sürekli uğraşıları sebebiyle öğrendikleri belirli bilgiler hakkında tanıklıktan çekinme hakkı tanır.

Bu hakkın kapsamı meslek grubuna, bilginin edinilme sebebine ve kanunda öngörülen koşullara göre değişir. Dolayısıyla herhangi bir mesleğin icra edilmesi, o mesleğe ilişkin bütün bilgilerin açıklanmasının reddedilebileceği anlamına gelmez.

3. Kendisini Suçlayabilecek Sorulara Cevap Vermeme

CMK 48 uyarınca tanık, kendisini veya CMK 45/1’de gösterilen yakınlarını ceza kovuşturmasına uğratabilecek nitelikteki sorulara cevap vermekten çekinebilir. Bu hakkın tanığa önceden bildirilmesi gerekir.

Burada tanıklıktan tamamen çekinme ile belirli bir soruyu cevaplamama birbirinden ayrılmalıdır. Tanık, bazı konularda açıklama yapabilecek durumda olsa bile kendisini suçlayabilecek belirli soruları cevaplamama hakkına sahip olabilir.

Bu güvence, Anayasa’nın 38/5. maddesinde düzenlenen kişinin kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayıcı beyanda bulunmaya zorlanamaması ilkesiyle de bağlantılıdır. Konunun ayrıntıları tanığın kendi aleyhine tanıklık yapmama hakkı başlıklı yazıda incelenmiştir.

Bunların dışında CMK 43/4, Cumhurbaşkanına kendi takdiriyle tanıklıktan çekinme imkânı tanımaktadır. Kanunda öngörülen bu özel düzenleme de genel tanıklık yükümlülüğünün istisnalarındandır.

Tanıklıktan Sebepsiz Kaçınmanın Cezası Nedir?

CMK 60’ın başlığı “Tanıklıktan ve yeminden sebepsiz çekinme”dir. Maddenin birinci fıkrası, yasal bir sebep olmaksızın tanıklık yapmaktan veya yemin etmekten çekinen tanık hakkında disiplin hapsi uygulanabilmesini düzenler.

Bu düzenleme uyarınca:

  • Tanığın, kanunen geçerli bir neden bulunmadığı hâlde tanıklıktan veya yeminden çekinmesi gerekir.
  • Çekinmeden kaynaklanan giderlerin tanığa yükletilmesi mümkündür; kanun bu giderlere hükmedilmesini de öngörür.
  • Tanıklığın veya yeminin gerçekleştirilmesi amacıyla disiplin hapsi kararı verilebilir.
  • Disiplin hapsi, dava hakkında hüküm verilinceye kadar uygulanabilir ve hiçbir durumda üç ayı geçemez.
  • Tanık, yükümlülüğünü yerine getirdiğinde derhâl serbest bırakılır.

Üç aylık süre, bütün tanıklık yapmayı reddetme hâllerinde uygulanacak sabit bir ceza değildir. CMK 60, disiplin hapsini zorunlu değil, başvurulabilecek bir tedbir olarak düzenlemiştir. Bu nedenle kararın kanuni koşullara dayanması, tanığın ileri sürdüğü çekinme sebebinin değerlendirilmesi ve kişi özgürlüğüne müdahalenin ölçülü olması gerekir.

Yasal çekinme hakkını kullanan bir kişinin yalnızca ifade vermeyi reddetmesi gerekçesiyle disiplin hapsine tabi tutulması hukuka aykırı olabilir.

Tanıklıktan Kaçınmada Disiplin Hapsine Kim Karar Verir?

CMK 60/2, tanıklık yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamak amacıyla uygulanacak tedbirlerde yetkili mercileri düzenlemiştir.

  • Soruşturma evresinde: Sulh ceza hâkimi disiplin hapsi kararı verebilir.
  • Kovuşturma evresinde: Davaya bakan mahkeme, kanuni koşulları değerlendirerek disiplin hapsine karar verebilir.
  • Naip hâkim ve istinabe olunan mahkeme: Kanunun tanıdığı yetki kapsamında bu tedbirleri uygulayabilir.

Cumhuriyet savcısının veya kolluk görevlisinin, CMK 60’a dayanarak tek başına disiplin hapsi kararı verme yetkisi bulunmamaktadır.

Özellikle soruşturma evresinde, tanığın çekinme sebebi bulunduğunu ileri sürdüğü durumlarda bu gerekçenin hukuki niteliği değerlendirilmeden özgürlüğü kısıtlayıcı bir tedbir uygulanmamalıdır.

Disiplin Hapsi En Fazla Kaç Gün Sürer?

CMK 60/1 uyarınca tanıklıktan veya yeminden sebepsiz çekinme nedeniyle uygulanacak disiplin hapsinin üst sınırı üç aydır. Bununla birlikte kanun, tedbirin dava hakkında hüküm verilinceye kadar uygulanabileceğini de belirtmektedir.

Disiplin hapsinin amacı, geçmişteki ret davranışını cezalandırmaktan çok tanıklık veya yemin yükümlülüğünün yerine getirilmesini sağlamaktır.

Bu nedenle tanık yükümlülüğünü yerine getirirse üç aylık sürenin dolması beklenmez; derhâl serbest bırakılması gerekir.

CMK 60/3 uyarınca, davanın görülmesi sırasında bu tedbirler uygulanmış ve kanuni süreler tamamen kullanılmışsa aynı dava veya aynı işe ilişkin başka bir davada yeniden uygulanamaz.

Bu hüküm, aynı tanıklık yükümlülüğü nedeniyle disiplin hapsinin tekrar tekrar uygulanarak süresiz bir özgürlük kısıtlamasına dönüştürülmesini önleyen bir güvencedir.

Disiplin Hapsi Adli Sicile İşlenir mi?

Disiplin hapsi, bir suçtan dolayı verilen mahkûmiyet hükmüyle aynı hukuki nitelikte değildir.

CMK 2/1-l, disiplin hapsini kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınan fiiller dolayısıyla uygulanan özel bir hapis türü olarak tanımlar.

Bu düzenlemeye göre disiplin hapsi:

  • Adli sicil kayıtlarına geçirilmez.
  • Seçenek yaptırımlara çevrilemez.
  • Ertelenemez.
  • Tekerrüre esas alınamaz.
  • Önödeme ve koşullu salıverilme hükümlerine tabi değildir.

Tanıklık yükümlülüğünü yerine getirmemek nedeniyle uygulanan disiplin hapsi ile tanığın gerçeğe aykırı beyanda bulunması nedeniyle gündeme gelebilecek yalan tanıklık suçu birbirinden ayrıdır.

Disiplin hapsinin genel hukuki niteliği, ceza muhakemesinde disiplin hapsi başlıklı yazıda ayrıca açıklanmıştır.

Tanıklık Nedeniyle Verilen Disiplin Hapsine Nasıl İtiraz Edilir?

CMK 60/4 uyarınca tanıklıktan veya yeminden sebepsiz çekinme nedeniyle verilen disiplin hapsi kararına karşı itiraz kanun yolu açıktır.

İtirazın süresi ve yöntemi, özel bir hüküm bulunmadığı sürece CMK 268’deki genel kurallara tabidir.

İtiraz süresi iki haftadır. Süre, CMK 268/1 uyarınca ilgilinin kararı öğrendiği tarihe göre hesaplanır. İtiraz, kararı veren mercie sunulan dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunularak yapılabilir.

Kararı veren hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltebilir. Yerinde görmezse en çok üç gün içinde dosyayı itirazı incelemeye yetkili mercie gönderir. İtirazı inceleyecek merci, kararı veren makamın niteliğine göre CMK 268/3 kapsamında belirlenir.

İtiraz dilekçesinde, dosyanın özelliklerine göre şu hukuki sorunların ortaya konulması önemlidir:

  • Tanığın yasal bir çekinme hakkının bulunup bulunmadığı.
  • CMK 45, 46, 48 veya 51 kapsamında bir hakkın kullanılmasının söz konusu olup olmadığı.
  • Çekinme hakkına ilişkin kanuni bilgilendirmelerin yapılıp yapılmadığı.
  • Tanığın beyanının kendisi veya yakınları aleyhine suç isnadına yol açma ihtimali.
  • Disiplin hapsi kararının somut gerekçelere dayanıp dayanmadığı.
  • Kararın süresi, gerekliliği ve ölçülülüğü.
  • Tanığın yükümlülüğünü sonradan yerine getirmesi nedeniyle serbest bırakılmasının gerekip gerekmediği.

CMK 269 uyarınca itiraz, kural olarak kararın uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz. Bununla birlikte kararı veren makam veya itirazı inceleyecek merci, kararın yerine getirilmesinin geri bırakılmasına hükmedebilir. Bu nedenle itiraz dilekçesinde şartları varsa uygulamanın geri bırakılması da ayrıca talep edilebilir.

Tanıklık yükümlülüğü ile kendini suçlamama hakkının çatıştığı durumlarda ceza muhakemesinde özgürlük kısıtlayıcı kararlara karşı hukuki başvuru, yalnızca disiplin hapsinin süresine değil, tedbirin uygulanmasını haklı kılan hukuki sebeplerin bulunup bulunmadığına da odaklanmalıdır.

Anayasa Mahkemesine Göre Tanıklık Yapmayan Kişiye Disiplin Hapsi Verilebilir mi?

Anayasa Mahkemesi, tanıklık yükümlülüğü nedeniyle uygulanan disiplin hapsinin kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmama hakkıyla çatışabileceğini değerlendirmiştir.

AYM Yakup Güneş Kararı: B. No. 2019/15907, 19.03.2024

Anayasa Mahkemesinin 19 Mart 2024 tarihli Yakup Güneş kararında, başka kişiler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenmek istenen başvurucunun durumu incelenmiştir.

Başvurucu hakkında ayrıca devam eden bir ceza yargılaması bulunmaktaydı. Tanık sıfatıyla vereceği beyanların kendi aleyhine kullanılabileceğini ileri sürerek ifade vermek istememiş, bunun üzerine hakkında otuz gün disiplin hapsi kararı verilmişti.

Anayasa Mahkemesi, tanıklık yapılmak istenen olay ile başvurucu hakkında devam eden suç isnadı arasındaki ilişkiyi değerlendirmiştir. Tanığın vereceği beyanların kendisine yöneltilen suçlamaların ispatında kullanılabilecek veya yeni suç isnatlarına yol açabilecek nitelikte olması üzerinde durmuştur.

Mahkeme, bu koşullarda başvurucunun kendisini suçlayabilecek açıklamalarda bulunmaya zorlanamayacağını; tanıklık yapmadığı için disiplin hapsine tabi tutulmasının kanuni temelinin bulunmadığını belirterek Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Kararın uygulamadaki önemi: Tanığın yasal çekinme sebebinin değerlendirilmesinde yalnızca şüpheli veya sanıkla akrabalık ilişkisine bakılması yeterli değildir. Tanık olarak vereceği beyanın kendisini suçlayabilecek nitelikte olup olmadığı da incelenmelidir.

Bununla birlikte karar, her tanığın yalnızca ifade vermek istemediğini söyleyerek tanıklıktan çekinebileceği anlamına gelmez. Çekinme hakkının somut olayda hukuki bir dayanağı bulunmalıdır.

Tanık Yemin Etmeyi Reddederse Disiplin Hapsi Uygulanabilir mi?

CMK 60, yalnızca tanıklık yapmaktan değil, yasal neden olmaksızın yemin etmekten çekinme hâlinden de söz etmektedir.

Ancak her tanık için yemin yükümlülüğü aynı değildir. CMK 50’de belirtilen kişiler yeminsiz dinlenir. Örneğin dinlenme sırasında on beş yaşını doldurmamış olanlara yemin verilmez.

Ayrıca CMK 51 kapsamında, CMK 45 uyarınca tanıklıktan çekinebilecek kişiler tanıklık yapmayı kabul etseler dahi yemin etmekten çekinebilir. Kanun bu hakkın kendilerine bildirilmesini öngörür.

Bu nedenle disiplin hapsi uygulanmadan önce tanığın yemin etmek zorunda bulunan kişilerden olup olmadığı belirlenmelidir. Kanunun yeminsiz dinlenmesini öngördüğü veya yemin etmekten çekinme hakkı tanıdığı kişiye, sırf yemin etmediği için CMK 60 kapsamında disiplin hapsi uygulanması hukuka uygun olmayacaktır.

Yemin yükümlülüğü ve istisnaları hakkında tanıkların yemin etmesi ve yeminsiz tanıklık başlıklı yazı incelenebilir.

Tanıklık Yapmamanın Sonuçları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Tanıklık yapmak istemiyorum, bunu söylemem yeterli mi?

Hayır. Tanıklık yapmak istememek, tek başına hukuken geçerli bir çekinme sebebi değildir. Tanık, kendisine kanunun tanıdığı bir hakkı kullanıyorsa bunu ilgili makama bildirebilir. Çekinme hakkı bulunmadığı hâlde tanıklığı reddetmesi durumunda CMK 60 uygulanabilir.

Tanık, mahkemeye gidip hiçbir şey bilmediğini söyleyebilir mi?

Gerçekten olay hakkında bilgi sahibi değilse veya olayı hatırlamıyorsa bunu açıklayabilir. Tanıklık yükümlülüğü, kişinin bilmediği bir olayı anlatmasını gerektirmez. Ancak gerçekte sahip olduğu bilgileri gizlemek amacıyla gerçeğe aykırı açıklama yapması farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Tanıklık yapmayan herkes üç ay hapis yatar mı?

Hayır. Üç ay, CMK 60 kapsamında öngörülen disiplin hapsinin üst sınırıdır. Yasal çekinme sebebinin bulunmaması ve tedbirin uygulanmasına ilişkin koşulların gerçekleşmesi gerekir. Ayrıca tanık yükümlülüğüne uygun davranırsa derhâl serbest bırakılır.

Tanık, kendisini suçlayabilecek soruları cevaplamak zorunda mı?

Hayır. CMK 48 ve Anayasa’nın 38/5. maddesi, tanığın kendisini veya kanunda korunan yakınlarını suçlayabilecek açıklamalarda bulunmaya zorlanmasına karşı güvence sağlar. Ancak bu hakkın kapsamı, sorunun niteliği ve somut durum dikkate alınarak değerlendirilir.

Disiplin hapsi kararı verildikten sonra tanıklık yapılırsa ne olur?

CMK 60/1 uyarınca kişi tanıklığa ilişkin yükümlülüğünü yerine getirirse derhâl serbest bırakılır. Serbest bırakılmak için üç aylık üst sınırın dolması gerekmez. Ancak tanığın çekinme hakkı bulunuyorsa, sırf serbest kalabilmek amacıyla bu hakkından vazgeçmesi gerektiği sonucuna varılamaz.

Tanıklık nedeniyle verilen disiplin hapsi kararına itiraz süresi kaç gündür?

CMK 268’deki genel itiraz süresi, özel bir düzenleme bulunmadığı sürece kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Başvuru, kararı veren mercie yapılır. İtirazın yapılmış olması tek başına kararın uygulanmasını durdurmaz; uygulamanın geri bırakılması ayrıca talep edilebilir.

Sonuç: Tanıklık Yükümlülüğünün Sınırları Nelerdir?

Ceza muhakemesinde tanıklık yapmak kural olarak zorunludur. Ancak bu zorunluluk, kanunda tanınan çekinme haklarını ve kişinin kendisini suçlayıcı beyanda bulunmama güvencesini ortadan kaldırmaz.

CMK 60 kapsamında disiplin hapsi uygulanabilmesi için tanığın yasal bir sebep olmaksızın tanıklıktan veya yeminden çekinmesi gerekir. Tedbirin süresi üç ayı geçemez; yükümlülüğün yerine getirilmesi hâlinde derhâl sona erer ve karara karşı itiraz mümkündür.

Tanıklık yapmayı reddetmenin hukuki sonucunu belirleyen temel mesele, kişinin yalnızca ifade vermemiş olması değil, ifade vermemesinin kanunen korunmuş bir hakka dayanıp dayanmadığıdır. Bu ayrım, özellikle kişi özgürlüğünü etkileyen disiplin hapsi kararlarında belirleyicidir.

Yazar: Avukat Fatih Sefer