Ceza Davasında Adli Tıp Raporuna İtiraz: Süre ve Usul

Adli tıp raporuna itiraz, ceza soruşturması veya kovuşturmasında düzenlenen adli tıp raporunun eksik, hatalı, çelişkili ya da bilimsel açıdan yetersiz olduğu gerekçesiyle yeniden değerlendirilmesinin istenmesidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 67. maddesi uyarınca rapora yönelik itirazlar ileri sürülebilir; ek rapor alınması, yeni bilirkişi incelemesi yapılması veya başka bir uzman kuruldan görüş istenmesi talep edilebilir. İtiraz, soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcılığına, kovuşturma aşamasında davaya bakan mahkemeye sunulur. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporlar mahkemeyi kesin olarak bağlamaz.

Adli tıp raporu; yaralanmanın ağırlığı, ölüm nedeni, kemik kırığının etkisi, yüzde sabit iz, organ veya duyu işlev kaybı, kişinin ceza sorumluluğunu etkileyen ruhsal durumu ve diğer tıbbi konularda ceza yargılamasının sonucunu etkileyebilir. Bu nedenle rapora itiraz edilirken yalnızca sonuca katılmadığının belirtilmesi yeterli değildir. Tıbbi bulgular, eksik incelemeler ve çelişkiler somut biçimde açıklanmalı, hangi araştırmanın yapılması gerektiği gösterilmelidir.

Adli Tıp Kurumu Raporuna İtiraz Edilebilir mi?

Evet. Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporlara itiraz edilebilir. CMK’nın 67. maddesi, bilirkişi raporuna ilişkin görüşlerin bildirilmesine ve gerekli görüldüğünde yeni bilirkişi incelemesi istenmesine imkân tanır. Adli Tıp Kurumu, belirli tıbbi konularda resmî bilirkişilik görevi yürütmekle birlikte, hazırladığı raporun mahkeme tarafından tartışılmaksızın kabul edilmesi zorunlu değildir.

Adli tıp raporuna itiraz edilmesinin temel amacı, raporun mutlaka değiştirilmesini sağlamak değil, yargılamanın sonucunu etkileyebilecek tıbbi hususların bilimsel olarak açıklığa kavuşturulmasıdır.

İtiraz kapsamında şu talepler ileri sürülebilir:

  • Mevcut rapordaki eksikliklerin giderilmesi için ek rapor alınması.
  • Rapora dayanak oluşturan tıbbi belgelerin yeniden incelenmesi.
  • İlgili uzmanlık alanından yeni bilirkişi veya bilirkişi heyeti görevlendirilmesi.
  • Koşulları bulunduğunda dosyanın Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kuruluna veya üst kuruluna gönderilmesi.
  • Bilirkişinin duruşmada dinlenerek rapordaki belirsizlikleri açıklaması.
  • Üniversite hastanesi veya başka bir uzmanlık kuruluşundan bilimsel değerlendirme alınması.
  • Tarafça sunulan uzman mütalaasının diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi.

Bu taleplerin kabulü otomatik değildir. Cumhuriyet savcısı veya mahkeme, dosyadaki mevcut delilleri ve istenen incelemenin uyuşmazlığın çözümüne sağlayacağı katkıyı değerlendirir.

Adli Tıp Raporuna İtirazın Hukuki Dayanağı Nedir?

Adli tıp raporuna itiraz bakımından temel düzenleme CMK m. 67’dir. Bunun yanında bilirkişinin görevlendirilmesine ve incelemenin yürütülmesine ilişkin CMK m. 63–66, bilirkişinin duruşmada dinlenmesine ilişkin CMK m. 68 ve delillerin değerlendirilmesine ilişkin CMK m. 217 hükümleri önem taşır.

CMK 67/5: Rapora itiraz ve yeni inceleme talebi

CMK m. 67/5 uyarınca bilirkişi incelemesi tamamlandığında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine ya da kanuni temsilciye, yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını istemeleri veya itirazlarını bildirmeleri için süre verilir.

Aynı hükme göre bu kişilerin istemleri reddedildiğinde, üç gün içinde gerekçeli karar verilmesi gerekir. Buradaki üç günlük süre, ilgililerin rapora itiraz etmeleri için öngörülmüş genel bir süre değildir; talebin reddi üzerine gerekçeli karar verilmesine ilişkindir.

CMK 67/6: Uzmanından bilimsel mütalaa alma hakkı

CMK m. 67/6, Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine ve kanuni temsilciye, yargılama konusu olay veya bilirkişi raporu hakkında uzmanından bilimsel mütalaa alma imkânı tanır.

Bu hak, Adli Tıp Kurumu raporunun bilimsel yöntem, tıbbi veri veya ulaşılan sonuç yönünden tartışılmasını mümkün kılar. Ancak kanun, yalnızca uzman mütalaası alınacağı gerekçesiyle ayrıca süre istenemeyeceğini de düzenlemiştir.

CMK 68: Bilirkişinin duruşmada dinlenmesi

Mahkeme, raporu hazırlayan bilirkişinin duruşmada açıklama yapmasına karar verebilir. İlgililer de bilirkişinin duruşmaya çağrılmasını isteyebilir. Böylece yazılı raporda açıklanmayan tıbbi değerlendirmeler, kullanılan yöntemler ve raporlar arasındaki farklılıklar duruşmada tartışılabilir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Süresi Kaç Gündür?

CMK m. 67/5’te adli tıp raporuna itiraz için bütün dosyalarda geçerli, sabit bir yedi veya on beş günlük süre öngörülmemiştir. Kanun, bilirkişi incelemesi tamamlandığında ilgililere itirazlarını bildirmeleri veya yeni inceleme istemeleri için süre verilmesini düzenler.

Bu nedenle somut dosyada Cumhuriyet savcılığı veya mahkeme tarafından verilen süreye dikkat edilmelidir. Raporun ne zaman öğrenildiği, örneğinin ne zaman verildiği, süre belirlenip belirlenmediği ve duruşmanın hangi aşamada bulunduğu değerlendirilmelidir.

Özellikle raporun duruşmada okunması veya dosyaya yeni girmesi durumunda, raporu incelemek ve teknik itirazları hazırlamak için uygun süre verilmesi talep edilebilir. Bununla birlikte uzman mütalaası alınacak olması, tek başına ayrıca süre verilmesini gerektirmez.

Rapora itiraz hakkı ile mahkemenin nihai hükmüne karşı istinaf veya temyiz başvurusu birbirinden farklıdır. Bilirkişi raporunun kendisi bir mahkeme hükmü olmadığı için rapora karşı doğrudan istinaf veya temyiz yoluna başvurulmaz.

Adli Tıp Raporuna Hangi Nedenlerle İtiraz Edilebilir?

Adli tıp raporuna yönelik itirazın güçlü bir hukuki ve teknik temele dayanması gerekir. Her rapor farklı bir tıbbi soruyu cevapladığından itiraz nedenleri de olayın özelliklerine göre değişir.

1. Raporun eksik tıbbi belgelere dayanması

Adli tıp değerlendirmesinin sağlıklı yapılabilmesi için gerekli tıbbi kayıtların incelenmiş olması önemlidir. İlk müdahale kayıtları, acil servis belgeleri, ameliyat notları, radyolojik görüntüler, epikrizler, laboratuvar sonuçları veya diğer uzman raporlarının değerlendirme dışında bırakılması, raporun sonucunu etkileyebilir.

Özellikle kemik kırığı, kalıcı fonksiyon kaybı veya ölüm nedeni araştırılan dosyalarda mevcut görüntüleme ve tedavi belgeleriyle raporda esas alınan bulgular karşılaştırılmalıdır.

2. Raporda tıbbi çelişki bulunması

Aynı yaralanma hakkında hazırlanan raporlardan birinde basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek bir yaralanma bulunduğu, diğerinde ise yaralanmanın daha ağır nitelikte olduğu belirtilmiş olabilir.

Bu farklılığın raporların düzenlenme zamanından, yeni tıbbi bulgulardan veya kullanılan inceleme yöntemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Çelişki gerçek ve uyuşmazlığın sonucunu etkileyecek nitelikteyse giderilmeden hüküm kurulması eksik inceleme sorununa yol açabilir.

3. Raporun yeterli bilimsel gerekçe içermemesi

Bilirkişi raporunda yalnızca sonuç bildirilmesi, her durumda yeterli bir tıbbi değerlendirme yapıldığını göstermez. Ulaşılan sonucun hangi muayene bulgularına, belgelere, bilimsel ölçütlere ve değerlendirme yöntemine dayandığının anlaşılabilmesi gerekir.

Örneğin yaralanmanın yaşamı tehlikeye soktuğu belirtiliyorsa, bu sonucun hangi somut tıbbi bulgulara dayandırıldığı önemlidir. Aynı şekilde organ işlev kaybı veya yüzde sabit iz değerlendirmelerinde de uygulanan tıbbi ölçütlerin açıklanması gerekir.

4. Yaralanmanın niteliğinin yanlış değerlendirilmesi

Kasten yaralama dosyalarında adli tıp raporu, Türk Ceza Kanunu’nun 86 ve 87. maddelerinin uygulanmasını doğrudan etkileyebilir. Yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte olup olmadığı, kemik kırığının yaşam fonksiyonlarına etkisi, yüzde sabit iz veya organ işlev kaybı gibi sonuçlar suçun hukuki niteliği bakımından önem taşır.

Bu nedenle kasten yaralama suçunun hukuki değerlendirmesinde raporda kullanılan tıbbi kavramlarla kanunda düzenlenen ağırlaşmış neticelerin birbirinden ayrılması gerekir. Rapor tıbbi tespiti ortaya koyar; hangi ceza hükmünün uygulanacağını ise mahkeme belirler.

5. Tıbbi olayla sonuç arasındaki nedensellik bağının yeterince incelenmemesi

Bir yaralanmanın, kalıcı sağlık sorununun veya ölümün soruşturma konusu fiilden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ayrıca değerlendirilmelidir. Olaydan önce mevcut hastalıklar, sonradan gelişen komplikasyonlar ve alternatif tıbbi nedenler sonuç üzerinde etkili olabilir.

Özellikle tıbbi uygulama hatası veya ölümle sonuçlanan olaylarda, olumsuz tıbbi sonucun gerçekleşmiş olması tek başına bir kişinin ceza sorumluluğunu kanıtlamaz. Fiil, nedensellik bağı ve ceza sorumluluğunun diğer koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

6. Gerekli uzmanlık alanının değerlendirmeye katılmaması

İncelenen sorun özel uzmanlık gerektirebilir. Nörolojik hasar, ortopedik yaralanma, ruhsal hastalık, toksikoloji veya kardiyolojik değerlendirme gibi konularda raporu hazırlayan uzmanların niteliği ve incelemenin kapsamı önem taşır.

Somut sorunun ilgili uzmanlık alanındaki teknik bilgi olmaksızın yeterince açıklanamadığı düşünülüyorsa, bu eksiklik gösterilerek uygun uzmanlık alanından ek görüş alınması istenebilir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Nasıl Yapılır?

Adli tıp raporuna itiraz, dosyanın bulunduğu aşamaya göre ilgili adli makama sunulacak dilekçeyle yapılır. Dilekçenin konusu yalnızca raporun sonucuna karşı çıkmak değil, hangi tıbbi veya usuli eksiklik nedeniyle yeniden inceleme gerektiğini açıklamak olmalıdır.

Soruşturma aşamasında itiraz

Henüz iddianame kabul edilmemişse soruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığına başvurulur. Şüpheli ve müdafii, rapordaki eksikliklerin giderilmesini, yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını veya ilgili tıbbi kayıtların dosyaya kazandırılmasını talep edebilir.

Suçtan zarar gören kişi de soruşturma makamına rapor hakkındaki itirazlarını ve delil taleplerini iletebilir. Başvuru hakkının kapsamı, kişinin muhakemedeki sıfatı ve ilgili CMK hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Cumhuriyet savcısı, CMK m. 160 uyarınca maddi gerçeği araştırmak, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamak ve haklarını korumakla yükümlüdür. Bu nedenle rapordaki eksikliklerin soruşturmanın sonucunu etkileyebileceği hususu gerekçeli biçimde ortaya konmalıdır.

Kovuşturma aşamasında itiraz

İddianamenin kabulünden sonra rapora itiraz, davaya bakan ceza mahkemesine yöneltilir. Mahkemeden eksikliklerin giderilmesi, raporu hazırlayan bilirkişinin dinlenmesi veya yeni inceleme yaptırılması istenebilir.

Rapora yöneltilen itirazların özellikle suç vasfı, cezayı etkileyen ağırlaşmış neticeler veya sanığın ceza sorumluluğu açısından belirleyici olduğu hâllerde, adli tıp delillerinin değerlendirilmesine yönelik savunma, teknik ve hukuki itirazların birlikte hazırlanmasını gerektirebilir.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?

İtiraz dilekçesi, dosyadaki raporun yeniden incelenmesini gerektiren somut nedenleri ortaya koymalıdır. Başvurunun denetlenebilir olması için aşağıdaki hususlara yer verilmesi yararlıdır:

  1. Dosya bilgileri: Başvurunun yapıldığı Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkeme, soruşturma ya da esas numarası ve başvuranın sıfatı.
  2. İtiraz edilen rapor: Raporun tarihi, varsa sayısı, raporu düzenleyen birim ve raporun değerlendirdiği konu.
  3. Uyuşmazlık konusu tespit: Raporun hangi tıbbi sonucuna veya değerlendirmesine itiraz edildiği.
  4. İtirazın gerekçesi: Eksik belge, çelişkili bulgu, yetersiz gerekçe, inceleme yöntemi veya uzmanlıkla ilgili somut açıklamalar.
  5. Destekleyici belgeler: Önceki sağlık raporları, hastane kayıtları, görüntüleme sonuçları, uzman görüşleri ve ilgili diğer deliller.
  6. Talep edilen işlem: Ek rapor, yeni bilirkişi heyeti, ilgili ihtisas kurulunun incelemesi, uygun koşullarda üst kurul değerlendirmesi veya bilirkişinin dinlenmesi.
  7. Cevaplandırılması istenen sorular: Hangi tıbbi hususun açıklığa kavuşturulması gerektiğinin açıkça belirtilmesi.

Özellikle aynı olaya ilişkin birden fazla rapor varsa, çelişen tespitlerin tarihleri ve dayanakları belirtilmelidir. Raporların yalnızca sonuçlarının farklı olması değil, bu farklılığın hangi hukuki değerlendirmeyi etkilediği de açıklanmalıdır.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Edilince Yeniden Rapor Alınır mı?

İtiraz üzerine yeniden rapor alınması mümkündür; ancak her itiraz yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını zorunlu kılmaz.

Mevcut raporda giderilebilir bir açıklama eksikliği varsa aynı bilirkişiden ek rapor alınması uygun görülebilir. Sorun, önceki incelemenin güvenilirliğini veya bilimsel yeterliliğini etkiliyorsa başka bir bilirkişi veya uzman kurul görevlendirilmesi gündeme gelebilir.

Raporlar arasında maddi uyuşmazlığın sonucunu etkileyen bir çelişki bulunması hâlinde mahkemenin bu çelişkiyi gerekçeli biçimde değerlendirmesi gerekir. Gerekli araştırmalar yapılmadan bir raporun diğerine tercih edilmesi, somut olayın özelliklerine göre eksik inceleme olarak değerlendirilebilir.

Genel bilirkişi raporlarına itiraz usulü ve ek rapor talepleri hakkında daha kapsamlı açıklama için ceza davasında bilirkişi raporuna itiraz konusuna bakılabilir.

Adli Tıp Üst Kuruluna İtiraz Nasıl Yapılır?

Adli Tıp Kurumu bünyesinde ihtisas kurulları ve üst kurullar bulunmaktadır. Üst kurulların görevleri, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 16. maddesinde düzenlenmiştir.

Bu düzenlemeye göre üst kurullar; belirli adli tıp ihtisas kurulu veya ihtisas dairesi raporlarının yeterince kanaat verici bulunmadığı ve gerekçesi belirtilerek adli mercilerce bildirildiği işleri, ilgili ihtisas raporları arasındaki çelişkileri ve düzenlemede belirtilen diğer uyuşmazlıkları inceleyebilir.

Ancak Adli Tıp Üst Kuruluna başvuru, tarafların doğrudan kullandığı ve her dosyada zorunlu olan bağımsız bir kanun yolu değildir. Ceza dosyasındaki taraf, üst kurul incelemesini gerekli kılan somut nedenleri soruşturmayı veya kovuşturmayı yürüten adli makama sunar.

Başvuruda hangi raporların çeliştiği, hangi tıbbi sorunun cevapsız kaldığı veya mevcut raporun neden yeterli olmadığı açıklanmalıdır. İlgili adli merci, incelemenin gerekliliğini değerlendirerek dosyanın uygun uzmanlık birimine gönderilmesi konusunda karar verir.

Adli Tıp Üst Kurulunun kurum içindeki teknik inceleme yetkisi, ceza mahkemesinin delilleri değerlendirme ve hüküm verme yetkisini ortadan kaldırmaz.

Adli Tıp Kurumu Raporuna Karşı Özel Uzman Görüşü Alınabilir mi?

Evet. CMK m. 67/6 kapsamında uzmanından bilimsel mütalaa alınabilir. Bu mütalaa, mevcut adli tıp raporunda kullanılan yöntemi, değerlendirilen tıbbi verileri ve ulaşılan sonuçların bilimsel dayanaklarını tartışabilir.

Uzman mütalaası hazırlanırken raporda ele alınan tıbbi sorunla uyumlu uzmanlık alanından görüş alınması önemlidir. Ayrıca değerlendirmenin dosyadaki gerçek tıbbi belgelere dayanması gerekir.

Uzman mütalaasının sunulması, Adli Tıp Kurumu raporunu kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Bununla birlikte bilimsel gerekçelerle desteklenen karşı görüş, mevcut raporun yeniden değerlendirilmesi veya başka bir inceleme yapılması talebini destekleyebilir.

Tarafların bilimsel görüş sunma hakkının kapsamı ve bunun resmî bilirkişi incelemesinden farkları ceza davasında uzman mütalaası başlıklı yazıda ayrıca incelenmektedir.

Adli Tıp Kurumu Raporu Mahkemeyi Bağlar mı?

Adli Tıp Kurumu raporu mahkemeyi bağlayıcı kesin delil niteliğinde değildir. CMK m. 217 uyarınca hâkim, kararını duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırır. Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye aittir.

Adli Tıp Kurumu raporlarının teknik niteliği, mahkemenin tıbbi bilgiye ihtiyaç duyduğu konularda önemli bir bilimsel dayanak sağlar. Bununla birlikte raporun bilimsel yeterliliği, dayandığı veriler, dosyadaki diğer delillerle uyumu ve açıklama gücü değerlendirilmelidir.

Mahkemenin teknik raporu yeterli gerekçe bulunmadan reddetmesi de rapordaki ciddi eksiklikleri tartışmadan kabul etmesi de yargılamanın doğruluğunu etkileyebilir.

Bilirkişi raporlarının ceza yargılamasındaki genel ispat değeri ve hâkimin delil takdir yetkisi konusunda bilirkişi raporu hâkimi bağlar mı başlıklı inceleme ayrıca önem taşır.

Yargıtay Kararlarında Adli Tıp Raporları Arasındaki Çelişkiler Nasıl Değerlendiriliyor?

Yargıtay kararlarında, özellikle yaralanmanın niteliğini etkileyen adli tıp raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve maddi gerçeğin yeterli araştırmayla ortaya çıkarılması üzerinde durulmaktadır.

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.12.2025 tarihli kararı

Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.12.2025 tarihli, 2025/6314 Esas ve 2025/9248 Karar sayılı kararında, üniversite hastanesi adli tıp anabilim dalı raporu ile Adli Tıp Şube Müdürlüğü raporu arasında yüzde sabit iz bakımından farklı değerlendirmeler bulunması incelenmiştir.

Kararda, mağdurun tedavi belgeleri ve önceki raporlarıyla birlikte Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas biriminden yeniden değerlendirme alınması gerektiği belirtilmiştir. Yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir olup olmadığı ve yüzde sabit iz oluşturup oluşturmadığı konularındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulması eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.

Bu karar, suçun hukuki niteliğini etkileyebilecek tıbbi farklılıkların somut biçimde araştırılması gerektiğini göstermektedir.

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarihli kararı

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23.03.2021 tarihli, 2020/3551 Esas ve 2021/5703 Karar sayılı kararında da aynı yaralanma hakkında düzenlenen raporlar arasındaki farklılık değerlendirilmiştir.

Bir raporda yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyeceği, diğerinde ise giderilebileceği belirtilmesine rağmen bu çelişki giderilmeden suçun hukuki niteliğinin belirlenmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Her iki kararın ortak önemi, farklı tıbbi görüşlerin bulunduğu her durumda belirli bir raporun otomatik olarak üstün tutulması değil, hükmü etkileyen belirsizliğin yeterli bilimsel incelemeyle açıklığa kavuşturulması gereğidir.

Otopsi Raporuna İtiraz ile Diğer Adli Tıp Raporlarına İtiraz Aynı mı?

Otopsi sonucunda düzenlenen rapor da adli tıp incelemesi niteliğinde olabilir. Ancak otopsi işleminin gerçekleştirilmesi, cesedin incelenmesi, ölüm nedeninin belirlenmesi ve gerekli örneklerin alınması bakımından CMK m. 86–89 özel hükümler içerir.

Otopsi raporunun eksik veya çelişkili olduğu ileri sürüldüğünde toksikoloji, patoloji ve diğer tıbbi incelemelerin tamamlanması ya da ölüm nedeninin yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir. Otopsi işleminin usule uygunluğu ise raporun bilimsel sonucundan ayrı bir hukuki sorundur.

Bu nedenle otopsinin yapılma şartları ve ölü muayenesine ilişkin özel usul, ceza soruşturmasında ölü muayenesi ve otopsi başlıklı yazının konusudur.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Reddedilirse Ne Yapılabilir?

Adli tıp raporuna yönelik ek inceleme veya yeni bilirkişi talebi reddedildiğinde, ret kararının gerekçesi ve dosyanın bulunduğu aşama değerlendirilmelidir.

CMK m. 67/5 uyarınca ilgili istemin reddi hâlinde üç gün içinde gerekçeli karar verilmesi gerekir. Ancak bu düzenleme, her ret kararına karşı ayrıca ve doğrudan itiraz kanun yolunun açık olduğu anlamına gelmez.

CMK m. 267 uyarınca hâkim kararlarına ve kanunun gösterdiği hâllerde mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna başvurulabilir. Bu nedenle yeni bilirkişi incelemesi talebini reddeden kararın bağımsız itiraza elverişli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Talebin reddi üzerine yargılama devam ediyorsa, rapordaki somut eksiklikler ve gerektiğinde yeni ortaya çıkan tıbbi belgeler mahkemenin dikkatine sunulabilir. Nihai hüküm verilmişse eksik inceleme, gerekçe yetersizliği veya delillerin hatalı değerlendirilmesi iddiaları, hükme karşı açık olan kanun yolu kapsamında ileri sürülebilir.

İstinaf veya temyiz başvurusunda, yalnızca adli tıp raporuna itiraz edilmiş olması değil, karşılanmayan itirazın hükmü hangi yönden etkileyebileceği açıklanmalıdır.

Adli Tıp Raporuna İtiraz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Adli tıp raporu kesin rapor olarak düzenlenmişse itiraz edilebilir mi?

Evet. Raporda kesin değerlendirme yapıldığının belirtilmesi, raporun yargılama içinde tartışılmasını engellemez. Bilimsel veya usuli eksiklikler gösterilerek ek inceleme ya da yeni rapor alınması istenebilir. Ancak her itirazın kabul edilmesi zorunlu değildir.

Adli tıp raporu hatalıysa özel hastaneden alınan rapor geçerli olur mu?

Özel sağlık kuruluşundan alınan tıbbi belgeler dosyaya sunulabilir. Ancak bu belgelerin niteliği, hazırlanma yöntemi ve inceleme konusu değerlendirilmelidir. Özel sağlık kuruluşunun görüşü, yargı makamınca görevlendirilen resmî bilirkişi raporunun kendiliğinden yerine geçmez. Gerekirse ilgili uzmanlık alanından yeni inceleme yapılması talep edilebilir.

Adli tıp raporuna itiraz etmek davayı uzatır mı?

Ek rapor veya yeni bilirkişi incelemesi yapılması, incelemenin kapsamına göre yargılama süresini etkileyebilir. Bununla birlikte hükmün sonucunu belirleyen tıbbi belirsizliğin giderilmesi, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından gerekli olabilir. Mahkeme, incelemenin gerekliliğini ve yargılamanın makul sürede yürütülmesini birlikte değerlendirmelidir.

Adli Tıp Kurumu Üst Kurul raporundan sonra yeniden rapor alınabilir mi?

Üst kurul değerlendirmesi, kurum içi teknik inceleme bakımından özel bir niteliğe sahiptir. Bununla birlikte ceza mahkemesinin delilleri değerlendirme yetkisini ortadan kaldırmaz. Yeni delillerin ortaya çıkması veya önemli bir tıbbi hususun yeterince açıklığa kavuşturulamaması durumunda gerekli araştırmaların yapılması gündeme gelebilir. Ancak tarafların her talebinde yeni rapor alınması zorunlu değildir.

Sanık ve mağdur aynı adli tıp raporuna itiraz edebilir mi?

Şüpheli veya sanık ile müdafii, rapora ilişkin itiraz ve inceleme taleplerini ileri sürebilir. Suçtan zarar gören kişinin hakları ise soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki sıfatına göre değerlendirilir. Katılan ve vekili, CMK m. 67 kapsamında rapora yönelik taleplerde bulunabilir. Birden fazla kişinin aynı rapora farklı gerekçelerle karşı çıkması mümkündür.

Adli tıp raporuna itiraz edilmesi raporun geçerliliğini ortadan kaldırır mı?

Hayır. İtiraz edilmesi mevcut raporu kendiliğinden geçersiz hâle getirmez. Rapor, diğer delillerle birlikte değerlendirilir. İtiraz sonucunda yapılan inceleme raporun doğrulanmasına, tamamlanmasına veya önceki tıbbi sonucun değiştirilmesine yol açabilir.

Sonuç: Adli Tıp Raporuna İtirazda Nelere Dikkat Edilmelidir?

Adli tıp raporuna itiraz, ceza yargılamasında teknik delillerin denetlenmesine imkân sağlayan önemli bir usuli taleptir. Özellikle yaralanmanın niteliği, kalıcı bedensel sonuçlar, ölüm nedeni, nedensellik bağı veya ceza sorumluluğunu etkileyen tıbbi durumlar hakkında düzenlenen raporların eksiksiz ve bilimsel olarak denetlenebilir olması gerekir.

İtirazın değerlendirilmesinde raporun hangi nedenle yetersiz olduğu, eksikliğin hangi belgelerle gösterilebildiği ve istenen yeni incelemenin hangi soruyu cevaplayacağı belirleyicidir. CMK m. 67 çerçevesinde verilen sürelerin takip edilmesi, gerekli tıbbi belgelerin dosyaya sunulması ve raporlar arasındaki önemli çelişkilerin somut biçimde ortaya konulması, başvurunun hukuki temelini oluşturur.

Adli Tıp Kurumu raporları önemli bilimsel deliller olmakla birlikte, mahkemenin delilleri serbestçe değerlendirme ve gerekçeli karar verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Yazar: Avukat Fatih Sefer