Kasten Yaralama Suçu ve Cezası

Kasten yaralama suçu ve cezası, TCK madde 86 ve 87’de düzenlenmiş olup temel halinde 1 yıl 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası öngörür; yaralanmanın basit bir tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ağırlıkta olması, silahla işlenmesi, aile bireylerine karşı gerçekleştirilmesi veya kalıcı sonuçlar (organ kaybı, kemik kırığı, ölüm) doğurması halinde ceza yarı orandan başlayarak on sekiz yıla kadar çıkabilmektedir. Suçun hangi fıkra kapsamında değerlendirileceği, şikayete tabi olup olmadığı ve uzlaşmaya konu edilip edilemeyeceği; mağdurun yaralanma derecesine, kullanılan araca ve failin mağdurla ilişkisine göre değişir. Bu yazıda TCK 86, 87 ve 88. maddelerin tüm fıkraları, ceza miktarları, ispat kuralları ve uygulamada sık karşılaşılan hatalar güncel Yargıtay içtihatlarıyla birlikte ele alınmaktadır. Yazının kapsamı, suçun temel ve basit hâllerinden başlayarak nitelikli haller, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, ihmali davranışla işlenme, teşebbüs, meşru müdafaa, haksız tahrik, içtima-iştirak kuralları, ispat/delil rejimi, şikâyet-uzlaşma-zamanaşımı süreleri ile görevli mahkemenin belirlenmesine kadar uzanmaktadır; her bölümde, uygulamada sıkça karşılaşılan somut olaylara ve bu olaylarda Yargıtay’ın nasıl bir sonuca vardığına yer verilmiştir.

1. Kasten Yaralama Suçu Nedir? (TCK Madde 86)

Kasten yaralama suçu, bir kişinin başka bir kişinin vücuduna kasten acı vermesi, sağlığını bozması veya algılama yeteneğini bozmasıyla oluşan, vücut dokunulmazlığına karşı işlenen bir suçtur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun İkinci Kitap, İkinci Kısım, İkinci Bölümünde “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir.

TCK Madde 86 – Kasten Yaralama

(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan bir yıl altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz.

(3) Kasten yaralama suçunun; a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Silahla, f) Canavarca hisle, işlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Güncel durum notu: TCK 86/1 ve 86/2’deki alt sınırlar 7550 sayılı Kanun’un 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren değişikliğiyle güncellenmiştir (86/1: 1 yıl 6 ay – 3 yıl; 86/2: 6 ay – 1 yıl 6 ay). Kadına karşı işlenen basit yaralamada 9 aylık alt sınır ise 7406 sayılı Kanun’la (12.05.2022, yürürlük tarihi) getirilmiştir. İnternette dolaşan birçok kaynak hâlâ eski rakamları (1 yıl – 3 yıl / 4 ay – 1 yıl) esas almaktadır; güncel yargılamalarda yukarıdaki rakamlar uygulanır.

2. Suçun Unsurları: Maddi ve Manevi Unsur

Kasten yaralama suçunun oluşabilmesi için maddi unsur ve manevi unsur bir arada gerçekleşmelidir.

Maddi unsur, failin mağdurun vücuduna acı veren, sağlığını veya algılama yeteneğini bozan bir fiili gerçekleştirmesi ve bu fiil ile netice arasında illiyet bağının bulunmasıdır. Suç, özgü bir suç değildir; fail de mağdur da herhangi bir kişi olabilir.

Manevi unsur ise kasttır. Uygulamada en çok tartışılan konu, kasten yaralama ile kasten öldürmeye teşebbüs arasındaki sınırın nasıl çizileceğidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017/179 E., 2019/60 K. sayılı kararı ile 1. Ceza Dairesi’nin 2024/6662 E. sayılı kararında, kastın yaralamaya mı yoksa öldürmeye mi yönelik olduğunun tespitinde; fail ile mağdur arasındaki husumetin derecesi, kullanılan aletin niteliği ve öldürmeye elverişliliği, darbe sayısı ve şiddeti, isabet alınan bölgenin hayati önemi, failin hedef seçme imkânının bulunup bulunmadığı ve failin olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışları esas alınmaktadır. Ceza Genel Kurulu, sanığın mağduru batın ve göğüs bölgesinden beş kez bıçaklaması olayında bu ölçütlerle kastın öldürmeye yönelik olduğunu kabul etmiştir. Buna karşılık failin eylemine kendiliğinden son vermesi, tek darbe ile yetinmesi veya hayati olmayan bir bölgeyi hedeflemesi genellikle yaralama kastının göstergesi sayılmaktadır (1. CD, 2024/3591 E., 2025/6010 K.; 1. CD, 2022/11118 E., 2024/544 K.).

Failin aynı suç işleme kastıyla kısa bir zaman aralığında art arda gerçekleştirdiği birden fazla hareket (örneğin önce yumrukla sonra bir cisimle vurma), tek bir kasten yaralama suçu olarak değerlendirilir; eylemler bölünerek ayrı ayrı cezalandırılmaz (4. CD, 2017/21633 E.; 1. CD, 2021/10152 E.). Olası kastla hareket edildiğinin kabul edildiği durumlarda ise nitelikli haller üzerinden ceza tayin edilip TCK m. 21/2 uyarınca indirim uygulanması gerektiği içtihat edilmiştir.

Maddi unsur bakımından fiilin şekli önemli değildir; darbe, kesme, yakma, zehirleme, itme gibi doğrudan temas gerektiren hareketler kadar, mağduru bilerek tehlikeli bir duruma sokmak (örneğin hareket halindeki bir araçtan itmek) de kasten yaralama kapsamına girebilir. Netice olarak aranan üç alternatif hâlden herhangi birinin gerçekleşmesi yeterlidir: vücutta acı duyulması, sağlığın bozulması veya algılama yeteneğinin (idrak) bozulması. Bu son alternatif, fiziksel temas olmasa dahi -örneğin bir kişiye bilerek zararlı madde içirilmesi veya algısını bozacak bir kimyasalın solutulması gibi durumlarda- suçun oluşabileceğini göstermektedir. İlliyet bağı bakımından, mağdurun önceden var olan bir rahatsızlığının failin hareketiyle birleşerek ağırlaşmış bir netice doğurması hâlinde dahi, fail bu ağırlaşmış sonuçtan -en az taksir derecesinde kusurlu olması şartıyla- sorumlu tutulabilir.

3. Basit Yaralama ile Nitelikli Yaralama Ayrımı

TCK 86/2’de düzenlenen basit yaralama, mağdurdaki etkinin basit bir tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek ölçüde hafif olması halidir. Bu tespit salt failin veya mağdurun beyanına değil, Adli Tıp raporuna dayanır; Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2012/6341 E. ve 2017/4017 E. sayılı kararlarında, adli raporlardaki belirsizliklerin giderilmeden hüküm kurulmasının eksik inceleme sayılarak bozma nedeni yapıldığı görülmektedir.

Silahla işlenen yaralamalarda “silah” kavramı geniş yorumlanır. TCK 6/1-f uyarınca fiilen saldırı ve savunmaya elverişli her türlü araç silah sayılır. Yargıtay içtihatlarında taş (3. CD, 2009/24453 E.), orak ve sopa (3. CD, 2016/9062 E.), kül tablası (18. CD, 2019/1500 E.), şişe ve soda şişesi (3. CD, 2019/1890 E.; 1. CD, 2010/5382 E.), ayakkabı (3. CD, 2015/3839 E.) ve çapa (Sakarya BAM 6. CD, 2019/2341 E.) gibi nesneler TCK 86/3-e kapsamında silah kabul edilerek artırım uygulanmıştır. Silah artırımının unutulması, uygulamada en sık rastlanan bozma nedenlerinden biridir (3. CD, 2018/10422 E., 2019/9767 K.).

4. Nitelikli Haller (TCK 86/3)

TCK 86/3’te sayılan nitelikli hallerin varlığı halinde suç şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur ve ceza yarı oranında artırılır (canavarca his hariç). Nitelikli hallerin ispatı, şüpheden uzak ve kesin delillerle yapılmalıdır:

  • Üstsoy, altsoy, eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı işlenme (a bendi): Akrabalık ilişkisinin nüfus kaydıyla sabit olması yeterlidir; kardeşin kardeşe yumruk atması dahi bu bent kapsamında nitelikli sayılmıştır (1. CD, 2022/10269 E., 2023/2869 K.).
  • Savunmasız kişiye karşı işlenme (b bendi): Mağdurun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olması aranır; bu durumun somut olayda tıbbi veya fiili verilerle desteklenmesi gerekir.
  • Kamu görevi nedeniyle / kamu görevlisi nüfuzunun kötüye kullanılması (c-d bentleri): Failin kamu görevlisi sıfatı ile eylem arasında bağ kurulması şarttır. (c) bendinde mağdur kamu görevlisidir ve yaralama, onun görevini yerine getirmesi nedeniyle gerçekleştirilmiştir (örneğin bir infaz koruma memuruna görevi nedeniyle saldırılması); (d) bendinde ise failin kendisi kamu görevlisidir ve sahip olduğu nüfuzu -görevin verdiği baskı, yetki veya güven ilişkisini- kötüye kullanarak yaralama fiilini işlemiş veya kolaylaştırmıştır.
  • Silahla işlenme (e bendi): Yukarıda açıklandığı üzere geniş yorumlanır; bir nesnenin silah sayılıp sayılmayacağı, o nesnenin soyut niteliğinden değil, somut olayda saldırı ve savunmaya elverişli biçimde fiilen kullanılıp kullanılmadığından hareketle belirlenir.

Bu nitelikli hallerin birden fazlasının aynı olayda bir arada bulunması (örneğin hem eşe karşı hem de silahla işlenme) mümkündür; bu durumda tek bir yarı oranı artırım uygulanır, ancak temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılması gerektiği kabul edilir, zira birden fazla ağırlaştırıcı unsurun bir arada gerçekleşmesi kusurun ağırlığını artıran bir veridir (3. CD, 2015/18433 E.).

5. Canavarca Hisle Yaralama

TCK 86/3-f’de düzenlenen canavarca hisle işlenme hali, diğer nitelikli hallerden farklı olarak cezayı yarı oranında değil, bir kat artırır. Canavarca his, failin sırf yaralamış olmak için, mağdurun acı çekmesinden zevk duymak için veya eylemin etkisini gözlemlemek amacıyla, içgüdüsel bir tatmin saikiyle hareket etmesini ifade eder; ahlaken onaylanmayan, vahşi ve amaçsız bir motivasyonun varlığını gerektirir. Yargıtay, sanığın mağdurun yüzüne kezzap (nitrik asit gibi yakıcı bir madde) atarak yüzünde sabit iz ve gözünde körlük oluşturması olayında bu nitelikli halin uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.

Buna karşılık, eylemin ağırlığı tek başına canavarca his göstergesi sayılmaz. Bir kararda sanığın mağduru 53 bıçak darbesiyle hayati tehlike geçirecek şekilde yaralaması olayında, olayın çıkış nedeninin kıskançlık tartışması olması nedeniyle canavarca his kavramının uygulama yeri bulunmadığına hükmedilmiştir; zira bu nitelikli hal, failin salt kötülük yapma düşüncesiyle, amaçsız ve sebepsiz hareket etmesini gerektirir. Somut bir husumet veya tartışma nedeniyle gerçekleştirilen -ne denli şiddetli olursa olsun- eylemler bu kapsamda değerlendirilmez.

6. Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK Madde 87)

TCK Madde 87 – Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (özet)

(1) Yaralama; a) organ/duyu işlevinin sürekli zayıflamasına, b) konuşmada sürekli zorluğa, c) yüzde sabit ize, d) yaşamı tehlikeye sokan bir duruma, e) gebe kadına işlenip erken doğuma neden olmuşsa, ceza bir kat artırılır; ancak verilecek ceza, temel hâlde (86/1) 4 yıldan, nitelikli hâlde (86/3) 6 yıldan az olamaz.

(2) Yaralama; a) iyileşme olanağı bulunmayan hastalık/bitkisel hayata, b) organ/duyu işlevinin yitirilmesine, c) konuşma/çocuk yapma yeteneğinin kaybına, d) yüzün sürekli değişikliğine, e) gebe kadına işlenip düşüğe neden olmuşsa, ceza iki kat artırılır; ancak verilecek ceza, temel hâlde 6 yıldan, nitelikli hâlde 9 yıldan az olamaz.

(3) Kemik kırılması veya çıkığına neden olunmuşsa, ceza kırık/çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar artırılır.

(4) Ölüm meydana gelmişse, temel hâlde 10 yıldan 14 yıla, nitelikli hâlde 14 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

87/1 ve 87/2 Arasındaki Kademe Farkı Nasıl Belirlenir?

Uygulamada en çok karıştırılan nokta, 87/1-a’daki “işlevin sürekli zayıflaması” ile 87/2-b’deki “işlevin yitirilmesi” arasındaki sınırdır. Aradaki fark bir derece meselesidir: işlevin tamamen ortadan kalkması 87/2-b kapsamında (iki kat artırım, en az 6-9 yıl), işlevin kısmen ve kalıcı biçimde azalması ise 87/1-a kapsamında (bir kat artırım, en az 4-6 yıl) değerlendirilir. Bu ayrımın tespiti tamamen Adli Tıp raporlarına dayanır; raporda hangi organ veya duyunun etkilendiği, fonksiyon kaybının derecesi (örneğin “hayat fonksiyonlarını 4. derecede etkilediği” şeklinde) ve bu kaybın süreklilik arz edip etmediği açıkça belirtilmelidir. Yargıtay, mahkemelerin bu iki maddeyi karıştırarak hatalı uygulama maddesi göstermesini tekrarlanan bir bozma nedeni olarak işaretlemiştir; raporun “zayıflama” mı “yitirilme” mi ifade ettiği net değilse dosyanın kesin rapor için Adli Tıp Kurumu’na sevki gerekir.

Benzer bir kademelendirme 87/1-c (“yüzde sabit iz”) ile 87/2-d (“yüzün sürekli değişikliği”) arasında da vardır. Sabit iz, basit tıbbi müdahale ile giderilemeyen, genellikle belirgin bir yara izi/skar niteliğindeki kalıcı göstergeyi ifade eder; uygulamada bu tespit için olay tarihinden itibaren makul bir süre (örnekte altı ay civarı) geçmesi beklenmektedir. Yüzün sürekli değişikliği ise daha kapsamlı bir kavramdır ve izin ötesinde doku kaybı, şekil bozukluğu veya kemik kırığına bağlı deformasyon gibi yüzün genel görünümünü ve simetrisini kalıcı olarak bozan durumları da içerir. Bir yaralanma aynı anda her iki unsuru da taşıyabilir; bu durumda mahkeme hangi kriterin daha ağır bastığını Adli Tıp raporuna dayanarak belirler.

87/1-d: Yaşamını Tehlikeye Sokan Durum

“Yaşamını tehlikeye sokan durum” un tespiti kritik önem taşır çünkü bu tespitin varlığı veya yokluğu, yaralamanın basit mi yoksa ağırlaşmış mı sayılacağını doğrudan belirler. Uygulamada hastanelerin düzenlediği geçici raporlar ile Adli Tıp Kurumu’nun kesin raporları arasında çelişki çıkması sık rastlanan bir durumdur. Böyle bir çelişki halinde mağdura ait tüm film, grafi ve tedavi evraklarının Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’ne gönderilerek duraksamaya yer bırakmayan kesin bir rapor alınması zorunludur; bu yapılmadan kurulan hüküm eksik inceleme nedeniyle bozulur. Özellikle kemik kırıklarında, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi (hafif, orta, ağır) raporda açıkça gösterilmelidir.

87/3: Kemik Kırığı veya Çıkığı

Kemik kırığı veya çıkığına neden olan yaralamalarda ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre yarısına kadar (kademeli olarak) artırılır. Yargıtay, ikinci derece kemik kırığı oluşan olaylarda suçun TCK 86/1 ve 87/3 kapsamında kaldığını ve bu hâlin uzlaşma dışı bırakıldığını teyit etmiştir (1. CD, 2021/849 E.; 3. CD, 2014/26867 E.). Diş kırılması ise genel eğilimde TCK 87/3 kapsamında değil, yaralanmanın niteliğine göre TCK 86/1’in temel cezasının belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma nedeni olarak dikkate alınmaktadır.

87/4: Yaralama Sonucu Ölüm

Kasten yaralama fiili sonucunda ölüm meydana gelmesi, uygulamada en çok kasten öldürme suçuyla karıştırılan haldir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun istikrarlı içtihadına göre (2020/445 E., 2021/299 K.; 2019/197 E., 2024/33 K.), TCK 87/4’ün uygulanabilmesi için dört şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir: (i) failin öldürme değil yaralama kastıyla hareket etmesi, (ii) mağdurun TCK 86/1 veya 86/3 kapsamında yaralanmış olması (BTM düzeyinde kalan bir yaralama sonucu ölüm gerçekleşse dahi bu madde uygulanmaz; eylem taksirle öldürme olarak nitelendirilir), (iii) fail ile ölüm neticesi arasında illiyet bağının Adli Tıp raporlarıyla somutlaşması, (iv) failin ölüm neticesi bakımından en az taksir derecesinde kusurlu bulunması.

Kastın öldürmeye mi yaralamaya mı yönelik olduğu ayrımında Yargıtay şu örnekleri esas almıştır: kalın bir kalasla mağdurun başına şiddetle vurup kafatasında çoklu kırık ve beyin kanamasına yol açmak öldürme kastı sayılmış (CGK, 2020/445 E.), buna karşılık tek bir sopa darbesiyle beyin zarı kanamasına neden olmak (1. CD, 2020/1557 E.), kaçan bir kişiyi durdurmak için ateş edip kalça bölgesine isabet ettirmek (CGK, 2011/840 E.) ve mermi kalmasına rağmen ateşe devam etmemek yaralama kastı olarak değerlendirilmiştir. Birden fazla failin bulunduğu olaylarda, faillerden birinin aniden öldürme kastıyla hareket etmesi diğer faillerin sorumluluğunu genişletmez; diğerlerinin eylemi yaralama kastıyla sınırlı kalır ve TCK 87/4 üzerinden değerlendirilir (1. CD, 2009/2810 E.).

Bu bölümde özetlenen kararların tam metinleri ve TCK 86-87-88 maddelerine ilişkin daha geniş içtihat derlemesi için TCK 86-87-88 madde şerhi sayfamızı inceleyebilirsiniz.

7. Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi (TCK Madde 88)

TCK Madde 88

(1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.

TCK 88, doktrinde “gerçek olmayan ihmali suç” olarak adlandırılan bir yapıya sahiptir; failin sorumlu tutulabilmesi için neticeyi önleme yönünde hukuki bir yükümlülüğünün (garantörlük) bulunması şarttır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na göre (2020/382 E., 2022/345 K.) garantörlük üç kaynaktan doğabilir: kanuni düzenleme, sözleşme veya önceden gerçekleştirilen ve başkalarının hayatı/sağlığı için tehlike yaratan öncü bir davranış.

TCK 88 ile TCK 83 (ihmali davranışla kasten öldürme) arasındaki temel ayrım meydana gelen neticedir. Yargıtay’ın yerleşik eğilimi, ölüm gerçekleşmediği sürece eylemin TCK 83 kapsamında “öldürmeye teşebbüs” değil, TCK 88 kapsamında “ihmali davranışla kasten yaralama” olarak nitelendirilmesi yönündedir. Örnek olarak, altı yaşındaki bir çocuğun kış mevsiminde ıssız ormanlık bir alanda annesinin cesedi yanında terk edilmesi olayında, ölüm gerçekleşmediğinden eylem TCK 88 kapsamında değerlendirilmiştir. Aile içi garantörlük yükümlülüğünün sınırlarına ilişkin bir başka kararda ise, üzerine sıcak su dökülen çocuğun hastaneye götürülmeyip evde tedavi edilmeye çalışılması olayında, ebeveyn-çocuk ilişkisi gözetilerek yardım yükümlülüğünün ihlal edilmediği kabul edilmiştir (4. CD, 2015/27008 E.).

TCK 88, vücut üzerindeki etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki hafif yaralamalarda uygulanamaz; failin ihmali, ancak nitelikli veya ağırlaşmış düzeyde bir netice doğurduğunda bu madde kapsamında değerlendirilebilir.

8. Ceza Tablosu

HâlYasal DayanakCeza Aralığı
Temel hâlTCK 86/11 yıl 6 ay – 3 yıl hapis
Basit yaralama (BTM)TCK 86/26 ay – 1 yıl 6 ay hapis veya adli para (kadına karşı: en az 9 ay)
Nitelikli hâl (a-e bentleri, yarı artış)TCK 86/386/1 tabanlı: 2 yıl 3 ay – 4 yıl 6 ay / 86/2 tabanlı: 9 ay – 2 yıl 3 ay
Canavarca hisle (bir kat artış)TCK 86/3-f86/1 tabanlı: 3 – 6 yıl / 86/2 tabanlı: 1 – 3 yıl
Organ/duyu işlevinin sürekli zayıflaması, sabit iz, yaşamı tehlikeye sokma vb.TCK 87/1Temel tabanlı: en az 4 – 6 yıl / Nitelikli tabanlı: en az 6 – 9 yıl
Organ/duyu işlevinin yitirilmesi, yüzün sürekli değişikliği vb.TCK 87/2Temel tabanlı: en az 6 – 9 yıl / Nitelikli tabanlı: en az 9 – 13 yıl 6 ay
Kemik kırığı/çıkığıTCK 87/3Mevcut cezanın yarısına kadar ek artış
Ölüm neticesiTCK 87/4Temel tabanlı: 10 – 14 yıl / Nitelikli tabanlı: 14 – 18 yıl
İhmali davranışla işlenmeTCK 88İlgili cezadan 2/3’e kadar indirim

9. İspat ve Delil: Adli Tıp Raporunun Rolü

Kasten yaralama davalarında en belirleyici delil Adli Tıp Kurumu veya adli tabiplik raporlarıdır. Bu raporlar; yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilip giderilemeyeceğini, yaşamı tehlikeye sokup sokmadığını, organ/duyu işlevinde zayıflama mı yoksa tam kayıp mı bulunduğunu, yüzde sabit iz mi yoksa sürekli değişiklik mi oluştuğunu ve kemik kırığının hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesini ortaya koyar. Raporlar arasında çelişki bulunması halinde -örneğin ilk müdahaleyi yapan hastanenin geçici raporu ile Adli Tıp Kurumu’nun kesin raporu farklı sonuçlara varmışsa- mağdura ait tüm film, grafi ve tedavi evrakları ilgili İhtisas Dairesi’ne gönderilerek duraksamaya yer bırakmayan kesin bir rapor alınması zorunludur. Yetersiz veya çelişkili bir rapora dayanarak kurulan hüküm, Yargıtay tarafından istikrarlı biçimde eksik inceleme gerekçesiyle bozulmaktadır.

Adli Tıp raporu tek başına yeterli olmayabilir; olayın oluş şeklinin ve kastın tespiti bakımından tanık beyanları, olay yeri incelemesi, güvenlik kamerası kayıtları ve varsa dijital iletişim kayıtları (mesajlaşma, sesli veya görüntülü kayıtlar) birlikte değerlendirilir. Özellikle önceden süregelen bir husumetin ispatı için taraflar arasındaki yazışmalar önem taşıyabilir; bu materyallerin usulüne uygun elde edilip edilmediği ve delil olarak kabul edilebilirliği ayrı bir inceleme konusudur. Mağdurun beyanı da tek başına delil olarak kabul edilebilir, ancak sanığın savunmasıyla çelişen noktalarda diğer delillerle desteklenmesi beklenir.

10. Teşebbüs, Meşru Müdafaa ve Haksız Tahrik

Teşebbüs

Kasten yaralama suçunda teşebbüs (TCK 35) hükümlerinin uygulanabilmesi için failin icra hareketlerine başlamış olması, ancak elinde olmayan nedenlerle (mağdurun kaçması, üçüncü bir kişinin engel olması vb.) fiili tamamlayamamış olması gerekir. Uygulamada asıl tartışma, teşebbüs aşamasında kalan eylemin “kasten öldürmeye teşebbüs” mü yoksa “kasten yaralama” mı sayılacağıdır; bu ayrımda yukarıda açıklanan kast kriterleri (darbe sayısı, hedef bölge, eylemin kendiliğinden sonlandırılması, tehdit ifadeleri vb.) esas alınır. Failin eylemini ciddi bir engel olmaksızın kendiliğinden sonlandırması ve isabet yerinin hayati olmaması, kastın yaralamaya yönelik olduğunun kabulünde önemli bir ölçüttür (1. CD, 2024/3591 E., 2025/6010 K.).

Buna karşılık darbe sayısının fazla olması, hayati bölgenin ısrarla hedeflenmesi ya da failin sözlü olarak öldürme iradesini açıkça ortaya koyması (örneğin “seni öldüreceğim” diyerek darbelerine devam etmesi) hâlinde eylem kasten öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilir; Yargıtay bir kararında sekiz bıçak darbesi, hedef alınan bölge ve failin bu yöndeki sözlü beyanını birlikte değerlendirerek eylemi öldürmeye teşebbüs kabul etmiştir (1. CD, 2022/11907 E., 2024/3007 K.). Bu ayrımın önemi yalnızca ceza miktarında değil, aynı zamanda görevli mahkemenin belirlenmesindedir; kastın öldürmeye yönelik olabileceği şüphesi doğduğunda dosyanın değerlendirme için Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi gerekir.

Meşru Müdafaa

TCK 25 kapsamında meşru müdafaanın kabul edilebilmesi için saldırı ile savunma arasında orantı bulunması ve savunmanın saldırıyı defetmeye yönelik olması gerekir. Yargıtay, cinsel saldırı ve hakarete maruz kalan bir sanığın elindeki bira bardağını fırlatarak karşı tarafı yaralaması eylemini meşru müdafaa kapsamında değerlendirmiştir (14. CD, 2016/10916 E., 2021/1393 K.). Benzer şekilde sopayla kovalanan bir sanığın ateş ederek saldırıyı defetmesi de meşru müdafaa sayılarak beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmedilmiştir (8. CD, 2017/25544 E., 2020/11043 K.).

Haksız Tahrik

TCK 29 uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanabilmesi için ilk haksız hareketin kimden geldiğinin tespiti gerekir. Karşılıklı yaralama olaylarında olayı başlatan tarafın tespit edilememesi halinde, her iki tarafın da asgari oranda (1/4) haksız tahrik indiriminden yararlandırılması gerektiği içtihat edilmiştir (3. CD, 2020/8544 E., 2020/11012 K.). Haksız tahrik indiriminin doğru uygulanabilmesi için taraflar arasındaki önceki husumetlere ilişkin soruşturma dosyalarının da incelenmesi gerekir; bu incelemenin eksik bırakılması bozma nedenidir.

11. İçtima ve İştirak Kuralları

Kasten yaralama suçunda zincirleme suç hükümleri (TCK 43/3) uygulanmaz; aynı mağdura karşı farklı zamanlarda işlenen ayrı eylemler gerçek içtima kuralı gereği ayrı ayrı cezalandırılır. Buna karşılık tek bir fiille birden fazla suçun veya birden fazla nitelikli halin oluştuğu durumlarda fikri içtima (TCK 44) devreye girer ve en ağır cezayı gerektiren haldan hüküm kurulur. Örneğin sanığın mağdurun gözüne vurarak hem yaralanmaya hem de gözlüğün kırılmasına (mala zarar verme) neden olduğu olayda, iki suçtan ayrı ayrı değil, TCK 44 uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir (18. CD, 2015/30328 E., 2016/8736 K.). Aynı şekilde tek fiille hem hayati tehlike hem kemik kırığı gibi birden fazla nitelikli hâlin oluşması durumunda, yalnızca en ağır sonucu doğuran fıkradan hüküm kurulmalı, ayrıca diğer fıkradan da artırım yapılmamalıdır (1. CD, 2014/318 E., 2014/1415 K.).

İştirak hükümlerinin (TCK 37, 39) uygulanabilmesi için sanıkların eyleme ne şekilde katıldığının şüpheden uzak ve denetime elverişli delillerle ortaya konması gerekir. Yardım eden sıfatıyla iştirakin somut olarak gösterilememesi halinde, sanığın yalnızca kendi eyleminden (genellikle basit yaralamadan) sorumlu tutulması gerektiği kabul edilmiştir (3. CD, 2019/10943 E.). Birden fazla failin aynı mağduru yaralayıp ölüme neden olduğu olaylarda, faillerin irade ve eylem birliği içinde hareket ettiklerinin tespiti halinde TCK 37/1 delaletiyle müşterek fail olarak TCK 87/4’ten sorumlu tutulurlar; ancak faillerden birinin aniden öldürme kastına geçmesi diğerlerinin sorumluluğunu genişletmez.

Azmettirme (TCK 38) bakımından, bir başkasını kasten yaralama fiiline azmettiren kişi işlenen suçun cezası ile cezalandırılır; azmettirenin doğrudan eyleme katılmamış olması bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Yardım etme (TCK 39) kapsamında ise, suçun işlenmesine yardım eden kişiye (örneğin silah temin eden, gözcülük yapan veya mağduru tutan) işlenen suçun cezasından belirli bir indirim uygulanır; ancak bu sorumluluğun kurulabilmesi için yardım fiilinin -gözcülük, araç temini, mağduru hareketsiz bırakma gibi- somut ve denetime elverişli şekilde ispatlanması gerekir; aksi hâlde sanık yalnızca kendi bağımsız fiilinden sorumlu tutulur.

12. Özel Görünümler

Sağlık personelinin sorumluluğu: Hekimin bilinçli bir tercihi sonucunda hastaya zarar vermesi, bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir hatadan farklı olarak manevi unsurun kasta dayandığı şeklinde değerlendirilebilir. Konu, doktorların cezai sorumluluğu başlığı altında ayrıca ele alınmaktadır.

Kolluk görevlisinin silah kullanımı: Kaçan bir şüpheliye ateş eden kolluk görevlisinin eylemi, somut olayın özelliklerine göre TCK 87/4 yerine görevin ifası sırasında sınırın taksirle aşılması olarak da değerlendirilebilmektedir (CGK, 2023/360 E., 2024/157 K.).

Aracın silah gibi kullanılması: Failin bir aracı, husumetli olduğu kişiye çarpmak amacıyla üzerine sürmesi olayında, yaralanmanın niteliğine göre eylemin kasten yaralama mı yoksa kasten öldürmeye teşebbüs mü olduğunun değerlendirilmesi üst dereceli mahkemenin (Ağır Ceza Mahkemesi) görevine girer.

Aile içi yaralama: Eşe veya diğer aile bireylerine karşı işlenen yaralama, hem TCK 86/3-a kapsamında nitelikli hâl oluşturur hem de somut olayda 87. madde kapsamında ağırlaşmış sonuçlarla birleşebilir; Yargıtay, eşe karşı silahla işlenen ve kemik kırığına yol açan bir eylemi neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak onamıştır (1. CD, 2023/8211 K.). Aile içi şiddet olaylarında ceza yargılaması, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu ve önleyici tedbirlerden (uzaklaştırma, elektronik kelepçe vb.) bağımsız yürütülür; mağdur, ceza sürecine paralel olarak aile mahkemesinden tedbir talep edebilir.

Grup halinde/kavga sırasında yaralama: Birden fazla kişinin karıştığı kavgalarda, her sanığın kendi eyleminin ve kastının ayrıca tespit edilmesi gerekir; kim tarafından hangi darbenin vurulduğu netleştirilemiyorsa, iştirak iradesinin somut delillerle ortaya konulamadığı durumlarda sanıkların yalnızca kendi fiillerinden sorumlu tutulması, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin bir sonucudur.

Okul, işyeri ve kamuya açık alanlarda yaralama: Mağdurun küçük olduğu okul ortamındaki olaylarda gözetim yükümlülüğü bulunan öğretmen veya idarecilerin ihmali, ayrıca TCK 88 kapsamında değerlendirilebilir. İşyerinde işveren-işçi ilişkisinden doğan yaralama olaylarında ise disiplin sürecinden bağımsız olarak ceza soruşturması yürütülür.

13. Benzer Suçlarla Karşılaştırma

Kasten yaralama suçu, kast unsurunun bulunmaması nedeniyle taksirle yaralama (TCK 89) suçundan ayrılır; taksirle yaralamada fail, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışıyla istemeden bir kişiyi yaralar ve ceza çok daha hafiftir. Kasten yaralama ile kasten öldürme arasındaki ayrım ise tamamen kastın yönelimine bağlıdır: failin iradesi ölüm neticesine yönelikse ve bu netice gerçekleşmişse TCK 81 uygulanır; iradesi yaralamaya yönelik olup ölüm bu yaralamanın nedensel bir sonucu olarak ortaya çıkmışsa TCK 87/4 devreye girer. Failin sözlü tehdit içeren ifadeler kullanması (“seni öldüreceğim” gibi) kastın tespitinde bir gösterge olarak değerlendirilebilir; tehdidin ayrı bir suç olarak da değerlendirilip değerlendirilemeyeceği için tehdit suçu başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.

Kasten yaralama ile eziyet suçu (TCK 96) arasındaki ayrım ise süreklilik unsuruna dayanır: kasten yaralama tek bir eylemle veya kısa süreli bir olayla tamamlanabilirken, eziyet suçu bir kişiye karşı sistematik biçimde, süreklilik arz eden ve bedensel veya ruhsal olarak eziyet çektirme amacı taşıyan davranışları kapsar. Aynı şekilde, yaralama eylemine cinsel amaç eşlik ediyorsa olay cinsel saldırı suçuyla; yaralama bir tehdit veya zorlama aracı olarak kullanılıyorsa şantaj ya da hürriyeti tehdit gibi başka suçlarla iç içe geçebilir. Bu tür durumlarda somut olayın niteliğine göre suçlar arasında fikri içtima veya gerçek içtima kurallarının doğru uygulanması, doğru suç vasfının belirlenmesi açısından belirleyicidir.

14. Şikayet, Uzlaşma ve Zamanaşımı

TCK 86/1 ve 86/2 kapsamındaki basit kasten yaralama şikâyete tabidir ve CMK 253-254 uyarınca uzlaştırma prosedürünün uygulanması zorunludur; bu prosedürün işletilmemesi tek başına bozma nedenidir. Kovuşturma aşamasında suç vasfının nitelikli hâlden basit yaralamaya dönüşmesi halinde dahi uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekir. Şikayetten vazgeçme halinde TCK 73/4 uyarınca sanıktan vazgeçmeyi kabul edip etmediğinin sorulması zorunludur.

Buna karşılık TCK 86/3’teki nitelikli hâller ile TCK 87’deki neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur ve uzlaşma kapsamı dışındadır; mağdur şikâyetinden vazgeçse dahi uzlaştırma hükümleri uygulanamaz. TCK 88 (ihmali davranışla işlenme) ise uzlaşma kapsamındadır.

Dava zamanaşımı süresi (TCK 66), kanunda öngörülen cezanın üst sınırına göre belirlenir; ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler bu hesaplamada dikkate alınmaz. Temel ve BTM düzeyindeki yaralamalarda üst sınırın 5 yılı aşmaması nedeniyle 8 yıllık zamanaşımı süresi uygulanırken, ağırlaşmış hâllerde (87. madde) üst sınırın 5 yılı aşması nedeniyle 15 yıllık zamanaşımı süresi söz konusu olur.

Şikâyet süresi bakımından, mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 aylık hak düşürücü süre içinde şikâyette bulunması gerekir (TCK 73/2); bu süre geçirildikten sonra yapılan şikâyet üzerine kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Uzlaştırma süreci CMK 253 vd. hükümleri çerçevesinde bağımsız bir uzlaştırmacı aracılığıyla yürütülür; taraflardan biri uzlaşmayı kabul etmezse veya edimin yerine getirilmemesi hâlinde soruşturma ya da kovuşturmaya kaldığı yerden devam edilir. Uzlaşmanın sağlanması, sanığın suçu kabul ettiği anlamına gelmez ve sabıka kaydına mahkûmiyet olarak işlenmez.

15. HAGB, Erteleme ve Görevli Mahkeme

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB, CMK 231), sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve hükmedilen hapis cezasının 2 yıl veya daha az olması şartıyla mümkündür; bu nedenle temel ve basit yaralama hâllerinde uygulama alanı bulur. Cezanın 2 yılı aşan ağırlaşmış hâllerinde (87. madde) HAGB kural olarak mümkün değildir. Nitekim çok ağır sonuçlar doğuran suçlarda dahi HAGB kararı verilmesinin caydırıcılıktan yoksun bulunarak hak ihlali sayıldığı örnekler mevcuttur (AYM, 2017/7592). Aynı koşullarla cezanın ertelenmesi de mümkündür.

Görevli mahkemenin belirlenmesinde 5235 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, somut olaydaki ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler değil, kanunda öngörülen cezanın üst sınırı esas alınır. Uygulamada kemik kırığına neden olan yaralamaların (TCK 87/3) yargılama görevinin Asliye Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu, buna karşılık olayın TCK 87/4 kapsamında kasten yaralama sonucu ölüme mi yoksa kasten öldürmeye mi vücut verdiğinin takdiri gerektiği durumlarda görevsizlik kararı verilerek dosyanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Bu konudaki genel esaslar için Asliye Ceza Mahkemesi ve Ağır Ceza Mahkemesi yazılarımıza bakabilirsiniz.

16. Mağdurun/Katılanın Hakları ve Tazminat

Kasten yaralama suçunun mağduru, soruşturma aşamasından itibaren avukat yardımından yararlanabilir ve kovuşturma aşamasında CMK 237 uyarınca kamu davasına katılan sıfatıyla iştirak edebilir. Katılan sıfatı, mağdura dosyayı inceleme, delil sunma, tanık dinletme ve kanun yollarına başvurma hakkı tanır. Maddi ve manevi zararın tazmini için mağdur, ceza yargılamasından bağımsız olarak hukuk mahkemesinde tazminat davası açabileceği gibi, uzlaşma sürecinde de tazminat talebini uzlaşma bedeli üzerinden çözebilir. Whatsapp yazışmaları veya ses kayıtları gibi dijital deliller de mağdurun iddialarını destekleyen unsurlar olarak değerlendirilebilir; bu konuda WhatsApp mesajlarının delil niteliği ve ses kayıtlarının delil olarak kullanılması yazılarımız yol gösterici olabilir.

Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde mağdurun yaşadığı acı ve elem, olayın gerçekleşme şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumu gibi ölçütler dikkate alınır; maddi tazminat kapsamında ise tedavi giderleri, iş gücü kaybı, geçici veya sürekli maluliyet oranına göre hesaplanan kazanç kaybı talep edilebilir. Mağdurun olay nedeniyle tedavi masraflarının bir kısmı, ilgili suçun niteliğine göre Sosyal Güvenlik Kurumu veya suç mağdurlarına yönelik devlet destek mekanizmaları üzerinden de karşılanabilmektedir. Katılan vekiline hükmedilecek vekalet ücreti ise, dosyanın sonucuna göre sanıktan tahsil edilir.

17. Ceza Tayininde Sık Yapılan Hatalar

Ceza tayininde TCK 61’deki ölçütler (suçun işleniş biçimi, kusurun ağırlığı, meydana gelen zararın büyüklüğü) ve TCK 3’teki orantılılık ilkesi esas alınır. Yargıtay’ın istikrarlı içtihadına göre, ağır sonuçlu yaralamalarda temel cezanın asgari haddten belirlenmesi, somut ve yeterli gerekçe gösterilmedikçe bozma nedenidir; birden fazla nitelikli halin (örneğin hem eşe karşı hem silahla işlenme) birleşmesi durumunda temel cezanın asgari hadden uzaklaştırılması zorunludur.

Uygulamada tekrarlanan diğer hatalar şunlardır: (i) tek fiille birden fazla ağırlaştırıcı nedenin oluştuğu durumlarda her ikisinden ayrı ayrı artırım yapılması (doğrusu yalnızca en ağır sonuçtan hüküm kurulmasıdır); (ii) TCK 87/1-son fıkrasındaki asgari ceza kuralının (4 veya 6 yıldan az olamaz) gözden kaçırılması; (iii) indirimlerin yanlış sırayla uygulanması sonucu nihai cezanın hatalı hesaplanması; (iv) silahla işlenen yaralamalarda TCK 86/3-e artırımının unutulması; (v) 87/1-a ile 87/2-b, ya da 87/1-c ile 87/2-d maddelerinin birbirine karıştırılması; (vi) uzlaştırma prosedürünün nitelikli/ağırlaşmış hâle geçiş ya da basit hâle dönüş durumlarında yeniden değerlendirilmemesi.

Bu tür teknik hatalar, savunma açısından temyiz/istinaf aşamasında önemli bir bozma imkânı doğurabildiği gibi, iddia makamı ve mağdur açısından da eksik cezalandırmanın düzeltilmesi talebine konu olabilir. Bu nedenle gerek sanık gerekse mağdur/katılan tarafın, ilk derece yargılaması sırasında Adli Tıp raporunun içeriğini, uygulanan madde ve fıkraları, artırım/indirim sıralamasını ve nihai ceza hesaplamasını dikkatle takip etmesi, gerektiğinde bir ceza avukatı aracılığıyla itiraz ve gerekçe sunması tavsiye edilir.

18. Sık Sorulan Sorular

Kasten yaralama suçu şikayete bağlı mıdır?

Yalnızca TCK 86/1 ve 86/2 kapsamındaki temel ve basit yaralama şikâyete tabidir; TCK 86/3’teki nitelikli hâller ile TCK 87’deki ağırlaşmış hâller şikâyet aranmaksızın re’sen soruşturulur.

Basit yaralamada (BTM) dava kaç yılda zamanaşımına uğrar?

Temel ve basit yaralama hâllerinde kanunda öngörülen üst sınır 5 yılı aşmadığından dava zamanaşımı süresi 8 yıldır; ağırlaşmış hâllerde bu süre 15 yıla çıkar.

Kasten yaralama suçunda uzlaşma sağlanırsa ne olur?

Uzlaşma sağlanması halinde soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma aşamasında ise düşme kararı verilir; ancak bu imkân yalnızca temel ve basit yaralama ile ihmali davranışla işlenen hâller için geçerlidir, nitelikli ve ağırlaşmış hâller uzlaşma kapsamı dışındadır.

Silahla yaralama suçunda ceza ne kadar artar?

Silahla işlenme TCK 86/3-e kapsamında nitelikli hâl sayılır ve ceza yarı oranında artırılır; taş, sopa, şişe, ayakkabı gibi fiilen saldırıya elverişli her nesne bu kapsamda silah sayılabilir.

Eşe veya aile bireylerine karşı yaralamada ceza nasıl belirlenir?

Eşe, boşandığı eşe, üstsoy, altsoy veya kardeşe karşı işlenen yaralama TCK 86/3-a kapsamında nitelikli hâl oluşturur, şikâyet aranmaksızın soruşturulur ve ceza yarı oranında artırılır; ağır bir netice de doğmuşsa ayrıca TCK 87 hükümleri uygulanır.

Kemik kırığı olması davanın gidişatını nasıl etkiler?

Kemik kırığı TCK 87/3 kapsamında ceza artırımı gerektirir, uzlaşma kapsamı dışına çıkar ve genellikle Asliye Ceza Mahkemesi’nin görev alanında değerlendirilir; kırığın hayat fonksiyonlarına etkisinin derecesi Adli Tıp raporuyla belirlenir.

Yaralama sonucu ölüm meydana gelirse ne olur, kasten öldürmeden farkı nedir?

Failin yaralama kastıyla hareket etmesi ve ölümün bu yaralamanın nedensel bir sonucu olarak gerçekleşmesi halinde TCK 87/4 uygulanır (10-18 yıl arası hapis); failin iradesi doğrudan ölüme yönelikse TCK 81 (kasten öldürme) uygulanır ve ceza çok daha ağırdır.

Kasten yaralamaya teşebbüs mümkün müdür?

Evet, failin icra hareketlerine başlayıp elinde olmayan nedenlerle fiili tamamlayamaması halinde teşebbüs hükümleri uygulanır; bu durumda asıl tartışma genellikle eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı sayılacağı üzerinde yoğunlaşır.

Meşru müdafaa savunması ne zaman kabul edilir?

Saldırı ile savunma arasında orantı bulunması ve savunma hareketinin saldırıyı defetmeye yönelik olması halinde meşru müdafaa kabul edilir; somut olayın koşulları (saldırının niteliği, kullanılan araç, orantılılık) her davada ayrıca değerlendirilir.

Haksız tahrik indirimi nasıl uygulanır?

İlk haksız hareketin kimden geldiği tespit edilebiliyorsa tahrike uğrayan tarafa daha yüksek oranda indirim uygulanır; olayı başlatan taraf tespit edilemiyorsa karşılıklı yaralamada her iki tarafa da asgari oranda (1/4) indirim uygulanabilir.

Kasten yaralama suçunda hapis cezası ertelenebilir mi, HAGB uygulanır mı?

Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması ve hükmedilen cezanın 2 yıl veya altında olması şartıyla erteleme ve HAGB mümkündür; bu imkân genellikle temel ve basit yaralama hâllerinde, ağırlaşmış hâllerde ise cezanın üst sınırı nedeniyle sınırlı biçimde uygulanabilir.

Görevli mahkeme nasıl belirlenir, Asliye Ceza mı Ağır Ceza mı?

Kural olarak kanunda öngörülen cezanın üst sınırı esas alınır; kemik kırığı gibi hâller Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülürken, olayın kasten yaralama sonucu ölüm veya kasten öldürmeye teşebbüs olup olmadığının değerlendirilmesi gereken durumlarda dosya görevsizlik kararıyla Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilir.

Mağdur ceza davasına katılabilir mi, tazminat talep edebilir mi?

Mağdur, kovuşturma aşamasında katılan sıfatıyla davaya katılabilir, delil sunabilir ve kanun yollarına başvurabilir; maddi ve manevi tazminat için ayrıca hukuk mahkemesinde dava açabilir veya uzlaşma sürecinde tazminat talebini çözebilir.

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi ne demektir?

Kanundan, sözleşmeden veya önceki tehlikeli bir davranıştan doğan koruma yükümlülüğü (garantörlük) altında bulunan kişinin bu yükümlülüğü yerine getirmemesi sonucu bir başkasının yaralanmasına neden olmasıdır; ceza üçte ikisine kadar indirilebilir.

Canavarca hisle yaralama nedir, hangi eylemler bu kapsama girer?

Failin sırf yaralamış olmak için veya mağdurun acı çekmesinden zevk alarak, amaçsız ve salt kötülük yapma saikiyle hareket etmesi hâlidir; kezzap gibi yakıcı maddelerle yaralama buna örnek gösterilirken, somut bir husumet veya tartışma sonucu gerçekleşen -ne kadar şiddetli olursa olsun- eylemler bu kapsamda değerlendirilmez.

Kasten yaralama sabıka kaydına işler mi?

Mahkûmiyet kararı kesinleştiğinde adli sicil kaydına işlenir; ancak HAGB kararı verilmesi halinde kayıt, ayrı bir sistemde (adli sicil arşiv kaydı niteliğinde) tutulur ve denetim süresi boyunca yeni bir suç işlenmezse düşer.

19. Sonuç

Kasten yaralama suçunda ceza miktarı, yaralanmanın niteliğine, failin mağdurla ilişkisine ve kullanılan araca göre 6 aydan başlayıp 18 yıla kadar çıkabilen geniş bir yelpazeye yayılmaktadır. Uygulamada davanın seyrini belirleyen en kritik unsur, çoğu zaman hukuki tartışmadan çok Adli Tıp raporlarının içeriğidir; basit-nitelikli ayrımı, organ işlevinde zayıflama-yitirilme ayrımı ve yaşamı tehlikeye sokan durumun tespiti bu raporlara dayanır. Ayrıca kastın yaralamaya mı yoksa öldürmeye mi yönelik olduğunun belirlenmesi, hem suçun vasfını hem de görevli mahkemeyi doğrudan etkileyen bir husustur.

Gerek şüpheli/sanık gerekse mağdur/katılan sıfatıyla bu tür bir sürece taraf olan kişilerin, soruşturmanın en erken aşamasından itibaren delillerin doğru toplanmasını takip etmesi, Adli Tıp raporlarına süresi içinde itiraz etmesi ve uzlaşma ile yargılama seçenekleri arasındaki farkları net biçimde değerlendirmesi büyük önem taşır. Somut olayınıza özgü doğru stratejinin belirlenmesi için İstanbul ceza avukatı ekibimizden hukuki destek alabilirsiniz.


Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul