patent davasında zamanaşımı, ileri sürülen talebin hukuki niteliğine göre belirlenir. Patent hakkına tecavüzden kaynaklanan tazminat taleplerinde kural olarak zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmesinden itibaren iki yıllık, fiilin gerçekleşmesinden itibaren ise on yıllık zamanaşımı uygulanır. Buna karşılık patent hükümsüzlüğü davaları ve Türk Patent ve Marka Kurumu kararlarına karşı açılan davalar farklı süre kurallarına tabidir. Patent uyuşmazlıklarında görevli mahkeme esas olarak fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir; davanın hangi yerde açılacağı ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 156. maddesine göre belirlenir.
Patent davalarında görev, yetki ve sürelerin doğru belirlenmesi, yalnızca usule ilişkin bir formalite değildir. Yanlış mahkemede dava açılması, yetki itirazının kabul edilmesi veya zamanaşımına uğramış bir alacağın talep edilmesi, uyuşmazlığın esasına ilişkin değerlendirmeden bağımsız hukuki sonuçlar doğurabilir.
Patent Davalarında Görev ve Yetki Arasındaki Fark Nedir?
Patent uyuşmazlıklarında görev ve yetki, birbirinden farklı iki usul hukuku meselesidir.
- Görev: Uyuşmazlığa hangi tür mahkemenin bakacağını belirler. Patentten doğan özel hukuk davalarında esas itibarıyla fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri görevlidir.
- Yetki: Görevli mahkemenin hangi yerdeki mahkeme olduğunu belirler. Örneğin bir patent davasının İstanbul’da mı, Ankara’da mı yoksa başka bir yerde mi açılacağı yetki kurallarıyla çözülür.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114. maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır. Mahkeme, HMK m.115 gereğince görev konusunu yargılamanın her aşamasında kendiliğinden inceler.
Yetki bakımından ise farklı bir ayrım vardır. Kesin yetki bulunmayan davalarda yetki itirazının süresinde ve usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi gerekir. Buna karşılık kesin yetki öngörülen hâllerde mahkeme yetkisini kendiliğinden gözetir.
Bu nedenle patent davası açılırken önce uyuşmazlığın hangi mahkeme türünün görevine girdiği, ardından yer bakımından hangi mahkemenin yetkili olduğu belirlenmelidir.
Patent Davalarında Görevli Mahkeme Hangisidir?
SMK m.156/1 uyarınca Kanun’da öngörülen davalarda görevli mahkemeler fikri ve sınai haklar hukuk mahkemeleri ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemeleridir. Patent hakkından doğan hükümsüzlük, tecavüz, tazminat ve ilgili özel hukuk uyuşmazlıkları bakımından görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir.
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Patent davaları çoğunlukla teknik inceleme gerektiren uyuşmazlıklardır. Patentin koruma kapsamının, istemlerin, ilgili teknik belgelerin ve tarafların iddialarının değerlendirilmesi özel hukuk kuralları ile teknik bilginin birlikte uygulanmasını gerektirir.
Bu nedenle patent uyuşmazlıkları için özel ihtisas mahkemeleri öngörülmüştür. Ancak ihtisas mahkemesinin görevli olması, her uyuşmazlıkta mutlaka patent tecavüzünün bulunduğu anlamına gelmez. Mahkeme, önüne gelen talebi ve somut olayın şartlarını ayrıca inceler.
İhtisas Mahkemesi Bulunmayan Yerlerde Hangi Mahkeme Görevlidir?
SMK m.156/1, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi kurulmamış yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere asliye hukuk mahkemesinin bakacağını düzenler.
Bununla birlikte ilgili asliye hukuk mahkemeleri ve yargı çevreleri, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir.
Dolayısıyla bir yerde ihtisas mahkemesinin bulunmaması, o yerdeki herhangi bir asliye hukuk mahkemesinin kendiliğinden görevli olduğu anlamına gelmez. Somut yerleşim yeri bakımından belirlenmiş mahkemenin ve yargı çevresinin dikkate alınması gerekir.
SMK m.156’da ceza mahkemelerinin de düzenlenmiş olması, salt patent hakkına tecavüz iddiasının otomatik olarak ceza davası oluşturduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Patent kaynaklı özel hukuk talepleri ile ayrıca suç teşkil edebilecek fiillere ilişkin ceza hukuku değerlendirmeleri birbirinden ayrıdır.
Patent Davası Hangi Şehirde ve Hangi Mahkemede Açılır?
Patent davalarında yer bakımından yetki, SMK m.156’nın ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında farklı dava türleri ve taraf konumları için özel olarak düzenlenmiştir.
1. Patent Sahibinin Üçüncü Kişiye Karşı Açtığı Davalar
SMK m.156/3 gereğince sınai mülkiyet hakkı sahibi tarafından üçüncü kişiler aleyhine açılacak hukuk davalarında yetkili mahkemeler şunlardır:
- Davacı hak sahibinin yerleşim yeri mahkemesi,
- Hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi,
- Hukuka aykırı fiilin etkilerinin görüldüğü yer mahkemesi.
Örneğin İstanbul’da yerleşik bir patent sahibinin, başka bir şehirde gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü patent ihlali nedeniyle dava açması hâlinde, SMK m.156/3 kapsamındaki bağlantı noktaları değerlendirilir.
Ancak hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği veya etkilerinin görüldüğü yer, yalnızca davacının soyut beyanıyla belirlenmez. Üretim, satış, dağıtım, kullanım veya diğer ilgili faaliyetlerin hangi yerlerle bağlantılı olduğu somutlaştırılmalıdır.
Patent hakkına tecavüz davasında ileri sürülebilecek taleplerin hukuki yapısı, patent hakkına tecavüz davası başlıklı ayrı makalede ele alınmaktadır.
2. Üçüncü Kişilerin Patent Sahibine Karşı Açtığı Davalar
SMK m.156/5 uyarınca üçüncü kişiler tarafından sınai mülkiyet hakkı sahibi aleyhine açılan davalarda yetkili mahkeme, davalı hak sahibinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir.
Bu kural özellikle patentin hükümsüzlüğünün istendiği davalarda önem taşır. Patent sahibi aleyhine dava açan kişinin kendi yerleşim yerinde dava açabilmesi, yalnızca bu kişinin orada bulunmasına dayanılarak kabul edilemez.
Patent sahibinin Türkiye’de yerleşim yerinin bulunmaması hâlinde SMK m.156/4’teki özel yetki düzenlemesi uygulanır.
3. Patent Sahibinin Türkiye’de Yerleşim Yeri Bulunmaması
SMK m.156/4 uyarınca ilgili hâllerde yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte sicilde kayıtlı vekilin işyerinin bulunduğu yerdeki mahkemedir. Vekillik kaydının silinmiş olması durumunda ise Kurum merkezinin bulunduğu yerdeki mahkeme yetkilidir.
SMK m.156/5, Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan hak sahibi aleyhine açılan davalarda da dördüncü fıkraya gönderme yapmaktadır.
Bu nedenle yabancı ülkede yerleşik bir patent sahibine karşı dava açılmadan önce yalnızca patent sahibinin yabancı adresi değil, Türk Patent ve Marka Kurumu sicilindeki vekil kaydı ve dava tarihindeki durumu da incelenmelidir.
4. Türk Patent ve Marka Kurumu Kararlarına Karşı Açılan Davalar
SMK m.156/2, Kurumun Kanun kapsamında aldığı kararlara karşı açılacak davalar ile Kurum kararlarından zarar gören üçüncü kişilerin Kurum aleyhine açacağı davalarda görevli ve yetkili mahkemeyi özel olarak belirlemiştir.
Bu davalarda görevli ve yetkili mahkeme Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesidir.
Dolayısıyla Kurumun nihai kararına karşı açılacak dava ile patent sahibinin bir rakibine yönelttiği tecavüz davası, yetki bakımından aynı kurala tabi değildir.
Patent Davalarında Yetkili Mahkeme Tablosu
| Dava veya Taraf Durumu | Yetkili Mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|
| Patent sahibinin üçüncü kişiye karşı açtığı hukuk davası | Davacının yerleşim yeri, fiilin gerçekleştiği veya etkilerinin görüldüğü yer | SMK m.156/3 |
| Üçüncü kişinin patent sahibine karşı açtığı dava | Davalı patent sahibinin yerleşim yeri | SMK m.156/5 |
| İlgili hak sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmaması | Kanuni gönderme uyarınca sicilde kayıtlı vekilin işyeri; vekillik kaydı silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer | SMK m.156/4-5 |
| Kurum kararına karşı açılan dava | Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi | SMK m.156/2 |
Patent Davalarında Zamanaşımı Kaç Yıldır?
Patent davalarında bütün taleplere uygulanacak tek bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır.
SMK m.157, sınai mülkiyet hakkından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun zamanaşımı hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Bu gönderme, uyuşmazlık konusu talebin hukuki niteliğinin belirlenmesini gerekli kılar. Patent hakkına tecavüz nedeniyle ileri sürülen haksız fiil tazminatı ile lisans sözleşmesinden kaynaklanan bir alacak veya patentin hükümsüzlüğü istemi aynı süre rejimine tabi olmayabilir.
1. İki Yıllık Zamanaşımı Süresi
TBK m.72 uyarınca haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemi, zarar görenin hem zararı hem de tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıl içinde zamanaşımına uğrar.
Bu sürenin başlangıcında yalnızca patent ihlalinden şüphelenilmesi ile zararın ve sorumlu kişinin öğrenilmiş olması birbirinden ayrılmalıdır.
Öğrenme tarihinin belirlenmesinde somut olayın özellikleri önemlidir. Taraflar arasındaki yazışmalar, ticari belgeler, ürünlerin satışına ilişkin kayıtlar veya daha önce yapılan tespit işlemleri bu değerlendirmede delil oluşturabilir.
Patent sahibinin ihlali hangi tarihte öğrendiği ve tazminat yükümlüsünün kimliğinin hangi tarihte belirlenebildiği, zamanaşımı itirazının incelenmesinde ayrıca değerlendirilir.
2. On Yıllık Zamanaşımı Süresi
TBK m.72, haksız fiilden doğan tazminat istemleri için fiilin işlendiği tarihten başlayan on yıllık bir süre de öngörmektedir.
İki yıllık süre öğrenmeye, on yıllık süre ise fiilin gerçekleşmesine bağlıdır. Dolayısıyla on yıllık sürenin bulunması, her durumda tazminat davası açmak için on yıl beklenebileceği veya iki yıllık sürenin önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Ayrıca TBK m.72, tazminatın ceza kanunlarının daha uzun zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması hâlinde bu daha uzun zamanaşımının uygulanacağını belirtir.
Bu istisna patent hakkına yönelik her ihlal bakımından kendiliğinden geçerli değildir. Somut fiilin ayrıca cezayı gerektiren bir haksız rekabet veya başka bir suç oluşturup oluşturmadığı ve ilgili ceza zamanaşımı şartları ayrıca incelenmelidir.
3. Patent İhlali Devam Ediyorsa Zamanaşımı Nasıl Değerlendirilir?
Devam eden patent tecavüzleri, tamamlanmış tek bir ihlal fiilinden farklı özellikler gösterir.
Patentli buluşun izinsiz kullanımının sürdüğü durumlarda tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine ilişkin talepler bakımından devam eden hukuka aykırılık dikkate alınır.
Yargı uygulamasında, devam eden tecavüz bakımından önleme ve durdurma taleplerinin zamanaşımı nedeniyle engellenemeyeceği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.
Bununla birlikte devam eden ihlalin varlığı, geçmişte doğmuş bütün parasal taleplerin herhangi bir süre sınırı olmaksızın ileri sürülebileceği anlamına gelmez. Tazminatın ilişkin olduğu fiiller, zarar dönemleri, öğrenme tarihi ve varsa süreyi etkileyen hukuki nedenler ayrı ayrı incelenmelidir.
Bir defalık üretim veya satış işlemi ile birbirini izleyen ticari faaliyetlerden oluşan sürekli kullanımın zamanaşımı bakımından aynı biçimde değerlendirilmesi doğru olmayabilir.
4. Patent Sözleşmelerinden Doğan Alacaklarda Süre
Patent lisansından veya patentle bağlantılı diğer sözleşmelerden doğan parasal taleplerin tamamı haksız fiil tazminatı niteliğinde değildir.
TBK m.146 uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça alacaklar on yıllık genel zamanaşımına tabidir. TBK m.147 ise dönemsel edimler ve maddede sayılan diğer bazı alacaklar bakımından beş yıllık zamanaşımı öngörmektedir.
Bu nedenle patent lisansından doğan bir ödeme talebinde sözleşmenin niteliği, talep edilen edim ve ilgili özel hüküm belirlenmeden otomatik olarak TBK m.72’deki iki ve on yıllık sürelerin uygulanacağı söylenemez.
Patent Hükümsüzlüğü ve Kurum Kararlarında Hangi Özel Süreler Uygulanır?
Patent hakkından doğan uyuşmazlıklarda zamanaşımı ile dava açma süresi veya hak düşürücü süre kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.
Patent Hükümsüzlüğü Davasının Açılabileceği Süre
SMK m.138/5 uyarınca patentin hükümsüzlüğü davası, patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde, sicilde patent sahibi olarak kayıtlı kişiye karşı açılabilir.
Bu düzenleme, patent tecavüzünden doğan tazminat taleplerinin tabi olduğu TBK m.72’deki sürelerden farklıdır.
Örneğin bir patentin koruma süresi sona ermişse hükümsüzlük davası bakımından SMK m.138/5’teki beş yıllık özel süre değerlendirilir. Bu süre, tecavüz tazminatına ilişkin iki yıllık öğrenme süresiyle karıştırılmamalıdır.
Patentin hükümsüzlüğü sebepleri, davacı olabilecek kişiler ve hükümsüzlük talebinin niteliği hakkında ayrıntılı açıklamalar patent hükümsüzlüğü davası makalesinde yer almaktadır.
Kurumun Nihai Kararına Karşı Dava Açma Süresi
5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun’un 15/C maddesi uyarınca Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Dairesinin kararları Kurumun nihai kararlarıdır.
Bu kararlara karşı, kararın bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde dava açılabilir.
Buradaki iki aylık dava açma süresi, patent tecavüzünden kaynaklanan tazminat istemleri için öngörülen iki yıllık zamanaşımıyla aynı değildir.
Ayrıca 5000 sayılı Kanun m.15/C, ilgili iptal ilamının kesinleşmeden icra edilemeyeceğini ve bu ilamlara ilişkin zamanaşımı süresinin kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağını düzenlemektedir.
Dolayısıyla Kurumun nihai kararının bildirildiği tarih ile mahkeme kararının kesinleştiği tarih, farklı hukuki sonuçlara bağlanan ayrı zaman noktalarıdır.
Patent Uyuşmazlıklarında Sürelerin Karşılaştırılması
| Talep veya İşlem | Süre | Başlangıç veya Ölçüt |
|---|---|---|
| Haksız fiilden doğan patent tecavüzü tazminatı | 2 yıl | Zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesi |
| Haksız fiil tazminatındaki genel üst süre | 10 yıl | Fiilin işlendiği tarih; kanuni istisnalar saklıdır |
| Patent hükümsüzlüğü davası | Koruma süresince veya sona ermeden itibaren 5 yıl | SMK m.138/5’teki özel düzenleme |
| Kurumun nihai kararına karşı iptal davası | 2 ay | Nihai kararın bildirim tarihi |
| Sözleşmeden doğan genel alacaklar | Kural olarak 10 yıl | TBK m.146 ve ilgili muacceliyet kuralları; özel hükümler saklıdır |
| TBK m.147 kapsamındaki alacaklar | 5 yıl | Alacağın türüne göre ilgili zamanaşımı başlangıcı |
Tablodaki süreler birbirinin yerine uygulanamaz. Özellikle özel dava açma süreleri, zamanaşımı ve devam eden ihlallere ilişkin talepler ayrı hukuki değerlendirme gerektirir.
Görev, Yetki ve Zamanaşımı İtirazları Nasıl Değerlendirilir?
Görev İtirazı ve Görevsizlik Kararı
HMK m.114 ve m.115 gereğince görev dava şartıdır. Görevli olmayan mahkemede dava açılması hâlinde mahkeme, görev hususunu kendiliğinden değerlendirir.
Görevsizlik kararı verilmesi durumunda dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için HMK m.20’de düzenlenen usul izlenmelidir.
Bu hüküm uyarınca kararın kesinleşme biçimine göre belirlenen başlangıçtan itibaren iki hafta içinde, kararı veren mahkemeden dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir. Süresinde gerekli talepte bulunulmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
Yetki İtirazı Ne Zaman Yapılır?
HMK m.19 uyarınca kesin yetki bulunmayan davalarda yetki itirazı cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.
Yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi, birden fazla yetkili mahkeme mevcutsa bunlardan seçtiği mahkemeyi bildirmesi gerekir. Bu gerekliliğe uyulmaması durumunda yetki itirazı dikkate alınmaz.
Kesin olmayan yetkide usulüne uygun ve süresinde itiraz ileri sürülmemesi, davanın açıldığı mahkemenin yetkili hâle gelmesi sonucunu doğurabilir.
Buna karşılık kanunun kesin yetki öngördüğü durumlarda mahkeme, yetkili olup olmadığını kendiliğinden araştırır.
Zamanaşımı Def’i Mahkeme Tarafından Kendiliğinden İncelenir mi?
TBK m.161 uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz.
Bu nedenle zamanaşımı, görev ve kesin yetki gibi dava şartlarından farklıdır. Davalının zamanaşımı savunmasını süresinde ve usulüne uygun biçimde ileri sürmesi gerekir.
Zamanaşımı def’inin değerlendirilmesinde özellikle şu hususlar önemlidir:
- Talebin haksız fiil tazminatı mı, sözleşmesel alacak mı yoksa başka bir hukuki istem mi olduğu,
- Zararın ve tazminat yükümlüsünün ne zaman öğrenildiği,
- İhlalin tek seferlik mi yoksa devam eden fiillerden mi oluştuğu,
- Zamanaşımını kesen veya durduran hukuki bir neden bulunup bulunmadığı,
- Dava veya diğer ilgili hukuki başvuruların hangi tarihlerde yapıldığı.
TBK m.154, borçlunun borcu ikrar etmesi ile alacaklının dava, def’i, icra takibi veya maddede belirtilen diğer hukuki yollara başvurması gibi zamanaşımını kesen nedenleri düzenler.
Dolayısıyla taraflar arasında ihtarname gönderilmiş olması, her durumda ve tek başına zamanaşımının kesildiği anlamına gelmez. Yapılan işlemin niteliği ve uygulanacak hüküm belirlenmelidir.
Görev, Yetki ve Zamanaşımı Bakımından Hangi Belgeler Önemlidir?
Patent uyuşmazlıklarında usule ilişkin iddiaların değerlendirilebilmesi için somut tarih ve bağlantı noktalarının ortaya konulması gerekir.
Bu kapsamda özellikle patent sicil bilgileri, hak sahibinin ve tarafların yerleşim yeri kayıtları, sicilde kayıtlı vekile ilişkin bilgiler, ticari faturalar, satış ve sevkiyat belgeleri, yazışmalar, ihtarnameler, dava ve başvuru tarihleri önem taşıyabilir.
Patent ihlalinin teknik yönden ortaya konulması ise ayrı bir ispat konusudur. Teknik inceleme, keşif ve delillerin korunması hakkında patent ihlalinde delil tespiti</a başlıklı makaleden yararlanılabilir.
Bu belgelerin amacı yalnız patent ihlalini ispatlamak değildir. Uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceği, tazminat talebine hangi dönemin dâhil olduğu ve zamanaşımının ne zaman başladığı da bu kayıtlar aracılığıyla belirlenebilir.
Yargı Kararlarında Patent Davasının Yetkisi ve Zamanaşımı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.06.2023 Tarihli Kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.06.2023 tarihli, E.2022/1576, K.2023/3954 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta patent hakkına tecavüzün men’i ve ref’i, maddi ve manevi tazminat ile patentin hükümsüzlüğü talepleri değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlıkta zamanaşımı savunması da ileri sürülmüştür. Bölge adliye mahkemesi, patent tecavüzünün haksız fiil niteliğini ve SMK m.157 üzerinden TBK m.72’nin uygulanmasını ele almıştır. Bunun yanında somut fiillerin haksız rekabet niteliğine ve cezai yaptırım bağlantısına dayanarak daha uzun zamanaşımı uygulanabileceğini değerlendirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi kararını temyiz incelemesi sonucunda onamıştır.
Kararın önemi, patent tecavüzüne ilişkin zamanaşımı değerlendirmesinde yalnızca sürelerin rakamsal olarak karşılaştırılmasının yeterli olmamasıdır. Fiilin hukuki niteliği ve daha uzun ceza zamanaşımına ilişkin şartların bulunup bulunmadığı somut olay çerçevesinde incelenmelidir.
Ancak bu karardan bütün patent tecavüzü davalarında otomatik olarak daha uzun bir ceza zamanaşımının uygulanacağı sonucu çıkarılamaz.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2024 Tarihli Kararı
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 20.11.2024 tarihli, E.2024/1520, K.2024/1777 sayılı kararı, patent hükümsüzlüğü davalarında yer bakımından yetkinin belirlenmesine ilişkindir.
Somut olayda hükümsüzlüğü istenen patentin sahibinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmamaktadır. Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinde kayıtlı patent vekilinin işyeri ise Ankara’dadır.
İlk derece mahkemesi, SMK m.156/4-5 hükümleri uyarınca yetkili mahkemenin Ankara’daki fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
Bölge adliye mahkemesi, davalının süresinde ileri sürdüğü yetki itirazını ve sicildeki vekil kaydını değerlendirerek ilk derece mahkemesinin kararını uygun bulmuş, istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Bu karar, yabancı ülkede yerleşik patent sahibine karşı açılacak hükümsüzlük davasında sicilde kayıtlı vekilin işyeri adresinin yetki bakımından belirleyici olabileceğini göstermektedir.
Patent Davası Açılmadan Önce Hangi Usul Kontrolleri Yapılmalıdır?
Patent uyuşmazlığında dava açılmadan önce yalnızca hak ihlalinin varlığına odaklanılması yeterli değildir. Dava türü, taraf konumu, mahkemenin görev ve yetkisi ile süreler birlikte değerlendirilmelidir.
- Talebin niteliği belirlenmelidir. Hükümsüzlük, tecavüzün önlenmesi, tazminat, sözleşmesel alacak veya Kurum kararının iptali farklı usul ve süre kurallarına tabi olabilir.
- Görevli mahkeme belirlenmelidir. İhtisas mahkemesi bulunmayan yerlerde görevlendirilmiş asliye hukuk mahkemesi ve yargı çevresi dikkate alınmalıdır.
- Yetki bağlantısı somutlaştırılmalıdır. Tarafların yerleşim yerleri, ihlal yerleri, fiilin etkilerinin görüldüğü yer ve gerekiyorsa sicilde kayıtlı vekil bilgileri incelenmelidir.
- Talebe uygulanacak süre belirlenmelidir. Zamanaşımı, özel dava açma süresi ve hak düşürücü süre aynı kavramlar değildir.
- Sürelerin başlangıcı belgelendirilmelidir. Öğrenme, fiilin gerçekleşmesi, bildirimin yapılması veya hakkın sona ermesi gibi olaylar talebe göre farklı sonuçlar doğurabilir.
- Dava şartları ayrıca değerlendirilmelidir. Özellikle parasal talepler bakımından dava şartı arabuluculuk bulunup bulunmadığı da incelenmelidir.
Patent tazminatına ilişkin parasal taleplerde dava şartı arabuluculuk ve diğer taleplerle ilişkisi, patent davasında arabuluculuk</a başlıklı ayrı makalenin konusudur.
Patent Davalarında Görev, Yetki ve Zamanaşımı Hakkında Sık Sorulan Sorular
1. Patent davası mutlaka Ankara’da mı açılır?
Hayır. Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin özel görev ve yetkisi, SMK m.156/2 kapsamında Kurum kararlarına karşı açılan davalarda söz konusudur. Patent sahibinin üçüncü kişilere karşı açtığı özel hukuk davalarında ve üçüncü kişilerin patent sahibine karşı açtığı davalarda SMK m.156’nın ilgili diğer fıkraları uygulanır. Bu kuralların uygulanması sonucunda Ankara da yetkili olabilir; ancak bütün patent davaları için tek yetkili şehir değildir.
2. Patent tecavüzünde tazminat davası açma süresi iki yıl mıdır?
Haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde TBK m.72 uyarınca zarar ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıllık süre uygulanır. Ayrıca fiilin işlendiği tarihten başlayan on yıllık süre ve cezayı gerektiren fiillere ilişkin kanuni istisna dikkate alınmalıdır. Somut uyuşmazlıktaki başlangıç ve kesilme nedenleri ayrıca belirlenmelidir.
3. Patent ihlali devam ediyorsa dava açma hakkı kaybedilir mi?
Devam eden patent tecavüzünde hukuka aykırılığın durdurulmasına ve önlenmesine yönelik talepler, devam eden fiil dikkate alınarak değerlendirilir. Ancak geçmiş dönemlere ilişkin tazminat alacaklarının zamanaşımı bakımından ayrıca incelenmesi gerekir. Devam eden ihlal, bütün parasal talepleri kendiliğinden süresiz hâle getirmez.
4. Patent hükümsüzlüğü davası için de iki yıllık zamanaşımı uygulanır mı?
Hayır. SMK m.138/5 uyarınca patent hükümsüzlüğü davası, patentin koruma süresince veya hakkın sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabilir. Bu özel düzenleme, patent tecavüzünden kaynaklanan haksız fiil tazminatının zamanaşımından farklıdır.
5. Patent davası yetkisiz mahkemede açılırsa ne olur?
Yetki itirazının dikkate alınabilmesi, yetki kuralının niteliğine ve HMK’daki usule bağlıdır. Kesin olmayan yetkide usulüne uygun ve süresinde itiraz yapılması gerekir. Yetkisizlik kararı verilirse HMK m.20’de öngörülen süre ve işlem şartlarına uyularak dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesi talep edilmelidir. Aksi hâlde davanın açılmamış sayılması sonucu doğabilir.
6. Patent sahibinin yurt dışında olması yetkili mahkemeyi değiştirir mi?
Evet, değiştirebilir. SMK m.156/4-5 kapsamında Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan hak sahipleriyle ilgili uyuşmazlıklarda sicilde kayıtlı vekilin işyeri, vekillik kaydının silinmiş olması hâlinde ise Kurum merkezinin bulunduğu yer yetkinin belirlenmesinde önem taşır. Dava tarihindeki sicil kayıtları esas alınarak değerlendirme yapılmalıdır.
Sonuç
Patent davalarında görev, yetki ve zamanaşımı, uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre ayrı ayrı belirlenmesi gereken konulardır. SMK m.156, görevli mahkemeyi ve tarafların konumuna göre yetki kurallarını düzenlerken SMK m.157, özel hukuk taleplerinin zamanaşımı bakımından Türk Borçlar Kanunu’na gönderme yapmaktadır.
Patent hakkına tecavüzden doğan haksız fiil tazminatında kural olarak iki ve on yıllık süreler önem taşır. Buna karşılık patent hükümsüzlüğünde SMK m.138/5’teki özel dava süresi, Kurumun nihai kararına karşı açılacak davada ise 5000 sayılı Kanun m.15/C’deki iki aylık süre dikkate alınır. Sürelerin başlangıcı, istisnaları ve zamanaşımı savunmasının sonuçları talebin niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Patent uyuşmazlığında yanlış mahkemenin seçilmesi veya uygulanacak sürenin hatalı belirlenmesi, maddi hukuk bakımından haklı olabilecek bir talebin usul yönünden olumsuz sonuçlarla karşılaşmasına neden olabilir. Bu nedenle dava açılmadan veya davaya cevap verilmeden önce patentin sicil durumu, tarafların konumları, yetki bağlantıları, talep türleri ve ilgili tarihler birlikte incelenmelidir.
Patent haklarının korunması, uyuşmazlığın hukuki değerlendirilmesi ve dava süreçlerine ilişkin profesyonel hukuki destek hakkında patent hukuku alanında avukatlık hizmetleri sayfasından bilgi alınabilir.
Yazar Avukat Fatih Sefer