Borsa kottan çıkarma kararının iptali, Borsa İstanbul’un veya ilgili piyasa işleticisinin, payları borsa kotunda bulunan bir şirketi kottan çıkarma ya da işlem görmesini durdurma yönünde aldığı kararın, mevzuatta öngörülen şartların gerçekleşmediği ya da usule uyulmadığı gerekçesiyle mahkeme yoluyla ortadan kaldırılmasının talep edilmesidir. Payları borsada işlem gören bir şirket kottan çıkarıldığında hem şirketin kendisi hem de elindeki payları alıp satamaz hâle gelen yatırımcılar için ayrı ayrı hukuki yollar gündeme gelir.
- Borsada İşlem Durdurma ve Kottan Çıkarma Nedir?
- Hukuki Dayanağı ve Görevli Mahkeme Nedir?
- Kottan Çıkarma Kararına Karşı Şirket Hangi Şartlarda Dava Kazanır?
- İhtiyati Tedbir ve Yeniden Kota Alınma Talep Edilebilir mi?
- Kottan Çıkarma Nedeniyle Zarar Gören Yatırımcı Tazminat Alabilir mi?
- Şirket TMSF Yönetimindeyse Husumet Kime Yöneltilir?
- Zamanaşımı Süresi Nedir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Sonuç
Borsada İşlem Durdurma ve Kottan Çıkarma Nedir?
Borsa kotunda bulunan bir sermaye piyasası aracının işlem görmesinin geçici olarak durdurulması ile kottan tamamen çıkarılması, uygulamada birbirini izleyen iki aşamadır: önce ilgili payın işlem sırası kapatılır (çoğu zaman finansal tabloların süresinde yayımlanmaması veya mali durumun bozulması nedeniyle), ardından şartlar düzelmezse kottan çıkarma kararı verilir. Bu kararlar Borsa İstanbul’un kendi Kotasyon Yönergesi’nde sayılan somut sebeplere dayanır; uygulamada en sık karşılaşılan sebepler ara dönem finansal tabloların süresinde kamuya açıklanmaması (Kotasyon Yönergesi m.25/1-e) ve şirketin faaliyetlerini sürdüremeyecek ölçüde mali durumunun bozulmasıdır (Kotasyon Yönergesi m.23/1-d).
Hukuki Dayanağı ve Görevli Mahkeme Nedir?
6362 sayılı SPK m.69/1: “Borsa veya piyasa işleticisi, kendi düzenlemelerinde öngörülen şartların oluşması hâlinde, ilgili sermaye piyasası aracının işlem görmesini durdurabileceği gibi kottan da çıkarabilir. Bu durum derhâl Kurula bildirilir ve kamuya açıklanır. Kurulun, sermaye piyasası araçlarının borsada işlem görmesini durdurma ve borsa kotundan çıkarma yetkisi saklıdır.”
6362 sayılı SPK m.65/11: “Borsalara karşı açılacak davalar adli yargıda görülür.”
Bu iki hüküm birlikte okunduğunda net bir görev ayrımı ortaya çıkar: borsanın kendi kotasyon yönergesine dayanarak aldığı kottan çıkarma/işlem durdurma kararlarına karşı açılacak davalar, borsa özel hukuk tüzel kişisi olduğundan adli yargıda (Asliye Ticaret Mahkemesi) görülür; bu davalar yerleşik biçimde asliye ticaret mahkemelerinde, istinaf aşamasında ise bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinde incelenmektedir (İBAM 45. HD, E. 2021/1292, K. 2021/984, 13.10.2021; İBAM 13. HD, E. 2018/517, K. 2019/237, 20.02.2019). Buna karşılık, m.69’un son cümlesinde saklı tutulan ve SPK’nın m.96 kapsamında resen aldığı tedbir niteliğindeki kararlar idari işlem sayılabileceğinden, bu tür kararlara karşı açılan davalar idari yargıda görülebilmektedir (Ankara BİM 8. İDD, E. 2020/1057, K. 2020/1078, 30.09.2020).
Kottan Çıkarma Kararına Karşı Şirket Hangi Şartlarda Dava Kazanır?
Mahkemeler bu davalarda esas itibarıyla bir yerindelik denetimi değil, borsanın kendi yönergesinde öngördüğü şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği ve usule uyulup uyulmadığı denetimini yapmaktadır. Uygulamada, davacı şirketin iki ara dönem mali tablosunu süresinde yayımlayamadığı, önceden uyarıldığı ve kottan çıkarma yetkisinin borsa yönetim kurulunca genel müdüre usulüne uygun devredildiği tespit edilen bir olayda dava reddedilmiştir. Aynı doğrultuda, Covid-19 döneminde sürelerin durduğu iddiası da o dönemde borsa faaliyetlerinin ve işlem hacminin normal şekilde sürdüğü gerekçesiyle kabul görmemiş, kottan çıkarma kararı mevzuata uygun bulunmuştur.
Şirketlerin bu davalarda başarılı olma ihtimali, esas olarak borsanın usule (önceden uyarı, süre verilmesi, yetkili organın karar alması) uyup uymadığına ve dayanılan şartın karar tarihinde gerçekten oluşup oluşmadığına bağlıdır. Nitekim kottan çıkarma kararının dayandığı “faaliyetlerini sürdüremeyecek ölçüde mali durumun bozulması” şartının karar tarihinde henüz gerçekleşmediği iddiası, bu davalarda hükümsüzlük/iptal talebinin tipik dayanağıdır (İBAM 45. HD, E. 2021/1292, K. 2021/984, 13.10.2021).
Bu içtihat çizgisinin kökleri eskiye dayanmaktadır: Danıştay 13. Dairesi de 2005 yılında verdiği bir kararda, borsa kotundan çıkarmayı gerektiren hâllerin dönemin Kotasyon Yönetmeliği’nin 24. maddesinde on dört bent hâlinde tek tek sayıldığını ve denetimin bu sebeplerden hangisinin somut olayda gerçekleştiğinin tespitine dayanması gerektiğini vurgulamıştır (Danıştay 13. D., E. 2005/6618, K. 2005/4905, 07.10.2005). Yıllar içinde düzenleyici çerçeve SPK’ya ve borsanın kendi Kotasyon Yönergesi’ne devredilmiş olsa da, denetimin niteliği — sayılan sebeplerden birinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti — değişmemiştir.
İhtiyati Tedbir ve Yeniden Kota Alınma Talep Edilebilir mi?
Uygulamada davacı şirketler, esas talep olan iptal davasının yanında paylarının ihtiyati tedbir yoluyla yeniden kota alınmasını ve kottan çıkarılmadan önceki fiyat üzerinden işlem görmeye devam etmesini de talep etmektedir (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, E. 2018/517, K. 2019/237, 20.02.2019; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/1690, K. 2019/8223, 16.12.2019). Bu davalarda borsa tarafı, aldığı kararların yerindelik denetimine değil hukuka uygunluk denetimine tabi olduğunu, kararların piyasada şeffaflığı sağlama ve yatırımcı menfaatlerini koruma amacı taşıdığını savunmaktadır (İBAM 13. HD, E. 2018/517, K. 2019/237). Talep aynı zamanda “muarazanın men’i” biçiminde de ileri sürülebilmekte; bu, borsanın kararının hukuka aykırı olduğunun tespitiyle birlikte fiilen eski duruma dönülmesini sağlamaya yöneliktir.
Kottan Çıkarma Nedeniyle Zarar Gören Yatırımcı Tazminat Alabilir mi?
Şirketin kendisi dışında, elindeki paylar işlem göremez hâle gelen yatırımcılar da zaman zaman borsaya karşı tazminat davası açmaktadır. Ancak mahkeme uygulaması bu davalarda yatırımcı aleyhine sonuçlanmaya oldukça eğilimlidir.
| Somut Durum | Mahkeme Değerlendirmesi | Sonuç |
|---|---|---|
| İhraççı şirket finansal tablolarını yayımlamadığı için işlem sırası kapatılmış, yatırımcı zarar iddia etmiş | Borsa, kanun ve yönetmeliklerin tanıdığı yetki kapsamında hareket etmiştir; zararla borsa arasında illiyet bağı yoktur | Dava reddedilir |
| İşlem sırasının kapatılması nedeniyle elindeki hisseleri satamayan yatırımcı, işlem sırasının açılmasını, olmazsa tazminat talep etmiş | Kararın hukuka uygunluğu esas alınır | Asıl talep (işlem sırasının açılması) öncelikle değerlendirilir (İBAM 14. HD, E. 2018/2093, K. 2018/1445, 04.12.2018) |
| Şirket TMSF yönetimine geçmeden önce işlem sırası kapatılmış, sonradan sürekli men kararı verilmiş | Zarar ile husumet gösterilen tarafın (TMSF/borsa) eylemleri arasındaki illiyet bağı ve zamanaşımı ayrıca incelenir | Husumet ve zamanaşımı itirazları belirleyici olur (İBAM 14. HD, E. 2022/842, K. 2022/852, 16.06.2022) |
Bu tablodan çıkan sonuç şudur: borsanın mevzuata ve kendi yönergesine uygun hareket ettiği tespit edildiğinde, kottan çıkarmadan kaynaklanan değer kaybı yatırımcı açısından borsanın değil, esas itibarıyla ihraççı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmemesinin bir sonucu olarak değerlendirilmekte ve tazminat talepleri illiyet bağı yokluğu nedeniyle reddedilmektedir.
Şirket TMSF Yönetimindeyse Husumet Kime Yöneltilir?
Bazı olaylarda, işlem sırası kapatılan şirketin yönetim ve denetimi sonradan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) geçmektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi’nin incelediği bir olayda, işlem sırasının geçici olarak kapatılması TMSF yönetiminden önceki bir tarihte gerçekleşmiş, sürekli men kararı ise TMSF yönetiminin devraldığı döneme yakın bir tarihte verilmiştir; mahkeme bu durumda zarar ile TMSF’nin fiilleri arasındaki illiyet bağının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca davalı tarafın zamanaşımı def’inin de incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır (İBAM 14. HD, E. 2022/842, K. 2022/852, 16.06.2022). Bu nedenle sürecin hangi aşamasının kimin yönetimi altındayken gerçekleştiğinin doğru tespiti, davanın doğru hasma yöneltilmesi bakımından belirleyicidir.
Zamanaşımı Süresi Nedir?
Borsanın kotasyon kararına karşı açılan iptal/muarazanın men’i davalarında, kararın öğrenilmesinden itibaren makul sürede dava açılması beklenir; zarar tazminine yönelik taleplerde ise TBK’nın haksız fiil zamanaşımı hükümleri (zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıl) gündeme gelmekte ve mahkemeler bu def’i ayrıca incelemektedir (İBAM 14. HD, E. 2022/842, K. 2022/852).
Sıkça Sorulan Sorular
Şirketim borsa kotundan çıkarıldı, hangi mahkemede dava açmalıyım?
Borsa özel hukuk tüzel kişisi olduğundan, kottan çıkarma kararına karşı açılacak dava SPK m.65/11 uyarınca adli yargıda, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülür.
Kottan çıkarma kararına karşı dava açarsam mahkeme kararın yerindeliğini mi denetler?
Hayır; mahkeme, borsanın kendi yönergesinde öngördüğü şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini ve usule (uyarı, süre verilmesi, yetkili organca karar alınması) uyulup uyulmadığını denetler, borsanın takdir yetkisinin yerindeliğine karışmaz.
İhtiyati tedbir yoluyla paylarımın yeniden kota alınmasını isteyebilir miyim?
Evet, uygulamada davacı şirketler iptal talebiyle birlikte payların ihtiyati tedbiren yeniden kota alınmasını da talep edebilmektedir; kabul edilip edilmeyeceği somut olayın koşullarına bağlıdır.
Yatırımcı olarak, kottan çıkarma nedeniyle uğradığım zararı borsadan tazmin edebilir miyim?
Borsanın mevzuata ve kendi yönergesine uygun hareket ettiği tespit edilirse bu genellikle mümkün olmaz; mahkemeler bu durumda zarar ile borsanın eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığına hükmetmektedir.
Covid-19 gibi olağanüstü bir dönemde verilen kottan çıkarma kararı geçersiz sayılır mı?
Otomatik olarak sayılmaz; mahkemeler, o dönemde borsa faaliyetlerinin fiilen sürüp sürmediğini somut olarak inceleyip karar vermektedir.
Kottan çıkarma yetkisini borsa yönetim kurulu genel müdüre devredebilir mi?
Evet; mahkemeler, yönetim kurulunca usulüne uygun yapılmış bir yetki devri bulunması hâlinde, bu devre dayanılarak alınan kottan çıkarma kararını geçerli kabul etmektedir.
Şirketimin işlem sırası kapatıldıktan sonra yönetimi TMSF’ye geçtiyse davayı kime karşı açmalıyım?
İşlem sırasının kapatılması ile sürekli men kararının hangi tarihlerde ve kimin yönetimi altında verildiğinin tespit edilmesi gerekir; husumet, zarara asıl sebep olan iradeyi taşıyan tarafa yöneltilmelidir.
Muarazanın men’i davası ile iptal davası arasındaki fark nedir?
İptal davası doğrudan kararın ortadan kaldırılmasını hedeflerken, muarazanın men’i davası borsanın kararının hukuka aykırılığının tespiti ile birlikte fiilen eski duruma (kotta kalma, önceki fiyattan işlem görme) dönülmesini sağlamaya yöneliktir; uygulamada iki talep birlikte ileri sürülebilmektedir.
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
Tazminat talepli davalarda TBK’nın haksız fiil zamanaşımı hükümleri uygulanır: zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 yıl.
SPK’nın resen aldığı bir işlem durdurma kararına karşı hangi yargı yolu işletilir?
Borsanın kendi kotasyon kararlarından farklı olarak, SPK’nın resen aldığı tedbir niteliğindeki kararlar idari işlem sayılabileceğinden, bu kararlara karşı idari yargı yolu işletilebilmektedir.
Sonuç
Borsa kottan çıkarma kararının iptali davalarında belirleyici olan, borsanın kendi yönergesindeki şartlara ve usule uyup uymadığıdır; yatırımcıların doğrudan tazminat talebi ise borsanın kusursuz davrandığı hâllerde genellikle başarısız kalmaktadır. Kottan çıkarma veya işlem durdurma kararıyla karşılaşan şirketlerin, kararın dayandığı yönerge hükmünü ve borsanın usul adımlarını hızla incelettirmesi, ihtiyati tedbir talebinin başarısı bakımından belirleyicidir; bu süreçte kottan çıkarma iptal davası avukatı desteği alabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu — Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul