Ceza yargılamasında eski hâle getirme, kusuru olmaksızın kanuni bir süreyi kaçıran kişinin, süresinde gerçekleştiremediği usul işlemini yapabilmesine imkân sağlayan hukuki yoldur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 40, 41 ve 42. maddelerinde düzenlenmiştir. Eski hâle getirme talebi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılmalı ve kaçırılan usul işlemi de aynı başvuru sırasında yerine getirilmelidir. Başvurunun kabulü için sürenin kişinin kusuru olmaksızın kaçırıldığının ortaya konulması gerekir. Kanun yoluna başvuru hakkının bildirilmemesi de kanunda açıkça kusursuzluk hâli olarak kabul edilmiştir.
Eski hâle getirme özellikle istinaf veya temyiz süresinin kaçırıldığı durumlarda önem taşır. Bununla birlikte her geç başvuru eski hâle getirme yoluyla geçerli hâle gelmez. Sürenin neden geçirildiği, engelin ne zaman ortadan kalktığı, kararın usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği ve başvurunun hangi mahkemeye yapılacağı birlikte değerlendirilmelidir.
Ceza Yargılamasında Eski Hâle Getirme Nedir?
Eski hâle getirme, ceza muhakemesinde belirli bir süre içinde gerçekleştirilmesi gereken işlemin, kişinin iradesi dışında gelişen bir engel yüzünden yapılamaması hâlinde başvurulabilen usuli bir güvencedir. Bu kurumun amacı, kişinin kendi kusurundan kaynaklanmayan bir nedenle yargısal başvuru hakkını kaybetmesini önlemektir.
CMK 40/1 hükmüne göre, kusuru olmaksızın bir süreyi geçirmiş olan kişi eski hâle getirme isteminde bulunabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişinin de kusursuz sayılacağını düzenler.
Bu düzenleme iki temel durumu kapsar:
- Kusursuz süre kaçırma: Kişinin gerekli özeni göstermesine rağmen elinde olmayan bir nedenle usul işlemini süresinde gerçekleştirememesi.
- Kanun yolu hakkının bildirilmemesi: Kararın kanun yoluna başvuru hakkı konusunda gerekli bildirimi içermemesi nedeniyle kişinin başvuru imkânını kullanamaması.
Eski hâle getirme, esas hakkında verilmiş kararın doğrudan kaldırılması anlamına gelmez. Kabul kararıyla, süresinde yapılamayan usul işleminin değerlendirilmesinin önü açılır. Örneğin süresinde yapılamayan istinaf başvurusunun incelenebilmesi mümkün hâle gelebilir. Ancak bu durum mahkûmiyetin kaldırılacağı veya istinaf incelemesinin sanık lehine sonuçlanacağı anlamına gelmez.
Eski Hâle Getirme Şartları Nelerdir?
CMK 40 ve 41 birlikte değerlendirildiğinde, eski hâle getirme talebinin kabul edilebilmesi için belirli şartların bulunması gerekir.
1. Kanuni bir süre kaçırılmış olmalıdır
Öncelikle ceza muhakemesi kapsamında belirli sürede yapılması gereken bir işlem bulunmalıdır. İstinaf veya temyiz başvurusu bunun başlıca örnekleridir.
Ancak sürenin gerçekten işlemeye başlayıp başlamadığı da araştırılmalıdır. Hukuken başlamamış bir sürenin kaçırılmasından söz edilemez. Özellikle gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi veya usulsüz tebligat yapılması durumlarında bu ayrım önemlidir.
2. Sürenin geçirilmesinde başvurucunun kusuru bulunmamalıdır
Eski hâle getirmenin temel şartı kusursuzluktur. Kişinin süresinde işlem yapmasını engelleyen nedenin, gerekli özeni göstermesine rağmen aşamadığı bir durum olması gerekir.
Değerlendirmede engelin niteliği, hangi tarihler arasında sürdüğü, başvurucunun alternatif bir yoldan işlem yapma imkânının bulunup bulunmadığı ve engelle süre kaybı arasındaki bağlantı dikkate alınır.
Yalnızca sürenin unutulması, dosyanın takip edilmemesi veya iş yoğunluğu gibi gerekçeler kural olarak yeterli değildir. Buna karşılık kişinin iradesi dışında gelişen ve işlem yapmasını fiilen engelleyen durumlar eski hâle getirme nedeni oluşturabilir.
3. Engel ile süre kaybı arasında bağlantı bulunmalıdır
Başvurucunun bir mazeretinin bulunması tek başına yeterli değildir. Bu mazeretin, süresi içinde yapılması gereken işlemi gerçekten engellemiş olması gerekir.
Örneğin hastalık ileri sürülüyorsa hastalığın yalnızca varlığı değil, başvuru yapılmasını neden engellediği de önem taşır. Sağlık raporunun kapsadığı tarihler, hastalığın ağırlığı ve kişinin işlem yapabilecek durumda olup olmadığı birlikte incelenir.
4. Başvuru süresine uyulmalı ve kaçırılan işlem yapılmalıdır
CMK 41/1 uyarınca eski hâle getirme dilekçesi, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde verilmelidir.
CMK 41/2 gereğince başvurucu, sürenin geçirilmesinde kusuru bulunmadığını açıklamalı, varsa belgelerini eklemeli ve dilekçeyi verdiği anda zamanında yapamadığı usul işlemini de yerine getirmelidir.
Dolayısıyla yalnızca eski hâle getirme talebinde bulunup kaçırılmış istinaf veya temyiz başvurusunu yapmamak, başvurunun kanuni şartlarını karşılamaması sonucunu doğurabilir.
Eski Hâle Getirme Sebepleri Nelerdir?
CMK, eski hâle getirme nedenlerini sınırlı bir liste hâlinde saymamıştır. Her olay, sürenin kaçırılmasına yol açan neden ve başvurucunun kusuru bakımından değerlendirilir.
Uygulamada değerlendirilebilecek başlıca durumlar şunlardır:
- Ağır hastalık veya hastanede tedavi: Hastalığın başvurunun yapılmasını fiilen engellediğinin tıbbi belgelerle ortaya konulması.
- Doğal afet veya olağanüstü ulaşım engeli: Deprem, sel veya benzeri olayların ilgili dönemde mahkemeye erişimi gerçekten imkânsız hâle getirmesi.
- Kanun yolu bildiriminin yapılmaması: Başvuru hakkının bildirilmemesi nedeniyle kişinin kanuni sürede başvuru yapamaması.
- Yargısal veya teknik engeller: Resmî kayıtlarla doğrulanabilen ve başvuru imkânını ortadan kaldıran durumların bulunması.
Her hastalık, teknik arıza veya ulaşım güçlüğü kendiliğinden eski hâle getirme nedeni değildir. Mahkeme, ileri sürülen olayın başvuruyu gerçekten engelleyip engellemediğini inceler.
Özellikle avukat aracılığıyla takip edilen dosyalarda, müdafiin durumu ve sanığın kanun yoluna şahsen başvurma hakkı ayrıca değerlendirilmelidir. Müdafiin başvuruda bulunmamış olması, sanığın durumunun incelenmesini her olayda gereksiz kılmaz.
Eski Hâle Getirme Süresi Kaç Gündür?
Güncel eski hâle getirme süresi, engelin kalkmasından itibaren iki haftadır. Bu süre, CMK 41/1’de düzenlenmiştir.
7499 sayılı Kanun’un 37. maddesiyle daha önce yedi gün olan süre iki haftaya çıkarılmıştır. Değişiklik, 1 Haziran 2024 tarihinde uygulamaya girmiştir.
CMK geçici 6/1-a uyarınca iki haftalık süre, 1 Haziran 2024 tarihinde ve sonrasında ortadan kalkan engeller bakımından uygulanır. Bu tarihten önce kalkan engeller yönünden önceki düzenleme geçerliliğini korur.
İki haftalık sürenin başlangıcı, kararın verildiği tarih değil, süreyi kaçırmaya neden olan engelin kalktığı tarihtir. Bu nedenle başvuru dilekçesinde engelin hangi tarihte sona erdiğinin açıkça belirtilmesi önemlidir.
İki haftalık süre nasıl hesaplanır?
CMK 39’daki süre hesaplama kuralları dikkate alınır. Hafta olarak belirlenen süre, başlangıç gününün son haftadaki isim bakımından karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son gün resmî tatile rastlarsa süre tatili izleyen güne uzar.
Elektronik ortamda yapılan işlemler yönünden CMK 38/A’daki düzenlemeler ayrıca uygulanır. Elektronik işlemlerde süre gün sonunda biter.
Bir sürenin hangi tarihte başladığı veya sona erdiği konusunda tereddüt varsa ceza muhakemesinde sürelerin hesaplanması kuralları ayrıca incelenmelidir.
Eski Hâle Getirme Dilekçesi Nasıl Verilir?
CMK 41/1’e göre eski hâle getirme dilekçesi, süresine uyulmuş olsaydı ilgili usul işleminin yapılacağı mahkemeye verilir.
Dilekçenin içeriğinde özellikle aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekir:
- Dosya bilgileri: Mahkemenin adı ile dosyanın esas ve varsa karar numarası.
- Kaçırılan işlem: Süresinde yapılamayan istinaf, temyiz veya diğer usul işleminin açıklanması.
- Engelin sebebi: Sürenin hangi nedenle geçirildiği ve bu nedenle neden işlem yapılamadığı.
- Engelin kalktığı tarih: İki haftalık başvuru süresinin hesaplanmasına esas olay ve tarih.
- Destekleyici belgeler: Sağlık raporu, hastane kaydı, tebligat evrakı, resmî yazı veya mazereti gösteren diğer belgeler.
- Talep ve usul işlemi: Eski hâle getirme istemiyle birlikte süresinde gerçekleştirilemeyen işlemin de yapılması.
Örneğin kaçırılan işlem istinaf başvurusuysa, eski hâle getirme istemiyle birlikte istinaf iradesi de açıkça ortaya konulmalıdır. İstinafın gerekçeleri ve başvuru usulü bakımından ceza davasında istinaf başvurusu hakkındaki özel hükümler dikkate alınır.
Başvurunun hazırlanmasında belirleyici nokta, yalnızca mazeretin belirtilmesi değildir. Mazeretin süre kaybına nasıl yol açtığının açıklanması ve kaçırılan usul işleminin eksiksiz yerine getirilmesi gerekir. Bu nedenle kanun yolu hakkının korunmasına yönelik ceza savunması, kararın tebliğinden başvuru belgelerinin hazırlanmasına kadar usuli şartların birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
Eski Hâle Getirme Talebi Hakkında Hangi Mahkeme Karar Verir?
CMK 42/1’e göre, süresi içerisinde usul işlemi yapılmış olsaydı işin esası hakkında hangi mahkeme hükmedecek idiyse eski hâle getirme dilekçesi hakkında da o mahkeme karar verir.
Bu nedenle dilekçenin verileceği mahkeme ile eski hâle getirme istemini inceleyip karara bağlayacak mahkeme her durumda aynı olmayabilir.
Özellikle istinaf veya temyiz süresi kaçırıldığında başvurunun hangi mahkemeye sunulacağı ve eski hâle getirme talebinin hangi mahkeme tarafından karara bağlanacağı ayrı ayrı belirlenmelidir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19.02.2025 tarihli, E. 2023/11042, K. 2025/4650 sayılı kararında, temyiz süresinin kaçırılması üzerine yapılan eski hâle getirme isteminin değerlendirilmesinde CMK 42/1’deki görev kuralı uygulanmıştır. Kararda, bölge adliye mahkemesinin eski hâle getirme talebi hakkındaki ret kararı hukuki değerden yoksun kabul edilmiş; müdafiin sunduğu sağlık raporu değerlendirilerek eski hâle getirme istemi yerinde görülmüştür.
Bu karar, temyizle bağlantılı eski hâle getirme istemlerinde görevli inceleme merciinin doğru belirlenmesinin önemini göstermektedir.
Eski Hâle Getirme Talebinin Kabulü veya Reddi Ne Sonuç Doğurur?
CMK 42/2, eski hâle getirme talebi üzerine verilen kararların kanun yolu bakımından sonuçlarını açıkça düzenler.
- Kabul kararı: Eski hâle getirme isteminin kabulüne ilişkin karar kesindir. Kaçırılan usul işleminin hukuki sonuç doğurabilmesi ve ilgili başvurunun değerlendirilmesi mümkün hâle gelir.
- Ret kararı: Eski hâle getirme isteminin reddine karşı itiraz yoluna başvurulabilir.
Ret kararına itirazda CMK 267 ve devamı maddeleri uygulanır. Kanunda ayrıca farklı bir süre öngörülmediği hâllerde CMK 268 uyarınca itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır.
İtiraz, kararı veren mercie sunulur. İtirazı inceleyecek merci ise kararı veren mahkemenin konumuna göre CMK 268 hükümleri uyarınca belirlenir.
İtirazın şekli ve inceleme usulü hakkında ceza muhakemesinde itiraz konusundaki kurallar uygulanır.
Eski Hâle Getirme Talebi Cezanın İnfazını Durdurur mu?
Hayır. Eski hâle getirme dilekçesinin verilmesi, kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurmaz.
CMK 42/3 uyarınca mahkeme, kararın yerine getirilmesini erteleyebilir. Ancak bunun için mahkeme tarafından ayrıca değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle kesinleşmiş olduğu kabul edilen bir mahkûmiyet hükmü bakımından eski hâle getirme talebinde bulunulması, tek başına infaz işlemlerinin sona ereceği veya duracağı anlamına gelmez.
İnfazın durdurulması veya ertelenmesi gerektiği ileri sürülüyorsa buna ilişkin talebin ayrıca ve açıkça ortaya konulması önemlidir. Bu değerlendirmede kararın kesinleşme durumu, tebligat işlemleri ve başvurulan kanun yolunun hukuki etkisi birlikte incelenir.
İstinaf Süresi Kaçırılırsa Eski Hâle Getirme İstenebilir mi?
İstinaf süresini kusuru olmaksızın kaçıran kişi, CMK 40 ve 41’deki şartların bulunması hâlinde eski hâle getirme talebinde bulunabilir.
CMK 274, sanığın yokluğunda aleyhine verilen hükümler bakımından ayrıca özel bir düzenleme içerir.
Bu maddeye göre:
- Sanık, yokluğunda aleyhine verilen hükme karşı eski hâle getirme isteminde bulunabilir.
- Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresi de işlemeye devam eder.
- Eski hâle getirme isteminde bulunan sanığın ayrıca istinaf isteminde bulunması gerekir.
- Bu durumda istinaf istemiyle ilgili işlemler, eski hâle getirme hakkında karar verilinceye kadar ertelenir.
Bu özel düzenleme nedeniyle, yalnızca eski hâle getirme dilekçesi verilerek istinaf başvurusunun yapılmış sayılacağı düşünülmemelidir.
İstinaf başvurusunun olağan süresi ve başlangıcı ise ilgili kararın tarihine uygulanacak kanun hükümleri dikkate alınarak ayrıca belirlenir.
Temyiz Süresi Kaçırılırsa Eski Hâle Getirme İstenebilir mi?
CMK 292, sanığın aleyhine yokluğunda verilen hükümlerde eski hâle getirmeye ilişkin olarak CMK 274 hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Buna göre temyiz süresinin kusursuz biçimde kaçırıldığı ileri sürülüyorsa eski hâle getirme istemiyle birlikte temyiz başvurusunun da yapılması gerekir.
Yalnızca temyiz süresinin kaçırılmış olması, eski hâle getirme şartlarının oluştuğunu göstermez. Başvurucunun kusursuzluğu, engelin sona erdiği tarih ve temyiz başvurusunun hukuki şartları incelenir.
Ayrıca temyiz başvurusu yapılacak kararın temyize elverişli olması gerekir. Eski hâle getirme, kanunen kapalı olan bir temyiz yolunu açmaz. Ceza davasında temyiz başvurusunun şartları bu nedenle ayrıca dikkate alınmalıdır.
Usulsüz Tebligat Varsa Eski Hâle Getirme Gerekir mi?
Usulsüz tebligat ile eski hâle getirme aynı hukuki mesele değildir.
Eski hâle getirme, kanuni sürenin kusursuz biçimde kaçırılması hâlinde gündeme gelir. Buna karşılık kararın usulüne uygun tebliğ edilmemesi durumunda, başvuru süresinin hukuken başlayıp başlamadığı öncelikle araştırılmalıdır.
Özellikle kanun yoluna başvuru süresinin gerekçeli kararın tebliğine bağlandığı durumlarda, gerekli tebligat yapılmamışsa sürenin henüz başlamadığı ileri sürülebilir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun usulsüz tebligata ilişkin 32. maddesi, usule aykırı yapılan tebligatlarda muhatabın öğrenme tarihine hukuki sonuç bağlamaktadır. Somut olayın niteliğine göre öğrenme tarihi, tebligatın geçerliliği ve CMK’daki özel hükümler birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle ceza yargılamasında usulsüz tebligatın sonuçları belirlenmeden, her geç başvurunun mutlaka eski hâle getirme yoluyla yapılması gerektiği sonucuna varılamaz.
Kanun yolu yanlış veya eksik bildirilmişse ne olur?
CMK 40/2 uyarınca kanun yoluna başvuru hakkı kendisine bildirilmeyen kişi kusursuz sayılır.
CMK 34/2 ve 232/6 hükümleri, kanun yolu imkânının ve ilgili başvuru bilgilerinin kararda açıkça gösterilmesini gerektirir. Kanun yolu bildiriminin bulunmaması veya yanlış yapılması, kişinin başvuru hakkını kullanmasını engellediyse eski hâle getirme bakımından önem taşır.
Bununla birlikte her şekli eksiklik otomatik olarak süre sınırlarını ortadan kaldırmaz. Eksiklik ile başvuru hakkının kullanılamaması arasındaki bağlantı değerlendirilmelidir.
Bu ayrımın ayrıntıları ceza mahkemesi kararlarında eksik kanun yolu bildirimi konusunda ele alınmaktadır.
Eski Hâle Getirme Hakkında Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi Kararları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu: Hastalık ve kusursuzluk şartı
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.12.2021 tarihli, E. 2020/235, K. 2021/668 sayılı kararında, eski hâle getirmenin kusursuzluk şartı incelenmiştir.
Kararda, sürenin kusursuz olarak geçirildiğini ileri süren kişinin bu durumun dayanaklarını ortaya koyması gerektiği belirtilmiştir. Sağlık raporuyla belgelenen hastalığın eski hâle getirme nedeni oluşturabileceği kabul edilmekle birlikte raporun niteliği, içeriği ve işlem yapmayı engelleyen durumun açıklığı üzerinde durulmuştur.
Bu yaklaşım, sağlık raporunun tek başına değil, süresinde işlem yapılamamasına etkisiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi: Sağlık raporuna dayalı temyiz başvurusu
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 19.02.2025 tarihli, E. 2023/11042, K. 2025/4650 sayılı kararında, müdafiin sunduğu sağlık raporu değerlendirilerek temyiz süresinin kusursuz biçimde kaçırıldığı kabul edilmiştir.
Daire, eski hâle getirme talebini yerinde görerek temyiz istemini incelemiş ve hüküm hakkında bozma kararı vermiştir.
Kararın önemi, belgelendirilmiş sağlık engelinin eski hâle getirme yönünden değerlendirilmesinin yanı sıra talep hakkında karar vermeye yetkili merciin belirlenmesinde ortaya çıkmaktadır.
Anayasa Mahkemesi: Kararın sanığa tebliğ edilmemesi
Anayasa Mahkemesinin Behiye Çağlıyan başvurusu hakkında verdiği 14.01.2025 tarihli, B. No: 2021/34076 sayılı kararda, istinaf kararının sanığa tebliğ edilmemesi ve müdafiye yapılan tebligat esas alınarak temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesi incelenmiştir.
Anayasa Mahkemesi, somut olayda mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Karar, müdafiye yapılan tebligatın varlığının, sanığın kendi kanun yolu hakkının etkin kullanılmasını her durumda sağladığı anlamına gelmeyeceğini göstermektedir. Özellikle gerekçeli karar kendisine tebliğ edilmeyen sanığın başvuru süresinin başlayıp başlamadığı ve kanun yolunu kullanma imkânı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu kararın sonucu, her tebligat eksikliğinde otomatik olarak eski hâle getirme kararı verilmesi şeklinde yorumlanmamalıdır. Öncelikle sürenin hukuken başlayıp başlamadığı incelenmelidir.
Eski Hâle Getirme Başvurusunda Nelere Dikkat Edilmelidir?
Başvurunun değerlendirilmesinde çoğu zaman mazeretin varlığından çok, mazeretin süresinde yapılması gereken işlem üzerindeki etkisi belirleyici olur.
Bu nedenle özellikle şu hususlar kontrol edilmelidir:
- Kaçırıldığı ileri sürülen sürenin hangi kanun hükmünden kaynaklandığı belirlenmelidir.
- Kararın tebliğ edilip edilmediği ve tebligatın usulüne uygunluğu incelenmelidir.
- Başvuru yapılmasını engelleyen olayın başlangıç ve bitiş tarihleri tespit edilmelidir.
- Mazereti doğrulayan belgeler mümkün olduğunca başvuruya eklenmelidir.
- Eski hâle getirme istemiyle birlikte kaçırılan usul işlemi de gerçekleştirilmelidir.
- Başvurunun sunulacağı mahkeme ile istemi karara bağlayacak merci birbirinden ayrılmalıdır.
- Gerekiyorsa kararın yerine getirilmesinin ertelenmesi ayrıca talep edilmelidir.
Eski hâle getirme talebinde yapılan usuli eksiklikler, esas yönünden değerlendirme yapılmadan talebin reddedilmesine yol açabilir. Bu nedenle başvuru süresinin hesaplanması ve dilekçenin içeriği birlikte ele alınmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Eski hâle getirme başvurusu için avukat zorunlu mu?
Eski hâle getirme istemi bakımından genel olarak yalnızca avukat aracılığıyla başvuru yapılmasını öngören bir zorunluluk bulunmamaktadır. Ancak somut dosyada zorunlu müdafilik hükümleri veya özel usul kuralları uygulanabilir. Başvurunun istinaf ya da temyizle bağlantılı olduğu durumlarda kanun yolu şartlarının doğru yerine getirilmesi önem taşır.
Eski hâle getirme talebi kaç kez yapılabilir?
CMK 40–42, eski hâle getirme başvurusu için genel bir sayısal sınır öngörmemiştir. Bununla birlikte her istemin ayrı bir süre kaybına, kanuni şartlara ve süresinde başvuru yapılmasına dayanması gerekir. Aynı mazeretin tekrarlanması, yeni bir başvuru hakkı doğurmaz.
Sağlık raporu eski hâle getirme için yeterli midir?
Her sağlık raporu yeterli değildir. Hastalığın veya tedavinin, başvuru süresinde gerekli usul işlemini yapmaya neden engel olduğu değerlendirilir. Raporun tarihi, kapsamı ve kişinin işlem yapabilme durumu önemlidir.
Eski hâle getirme kabul edilirse dava yeniden mi görülür?
Eski hâle getirme isteminin kabulü, davanın kendiliğinden yeniden görülmesi anlamına gelmez. Kabul kararı, süresinde gerçekleştirilemeyen usul işleminin hukuken değerlendirilmesini sağlar. Sonraki aşama, kaçırılan işlemin niteliğine ve başvurulan kanun yoluna bağlıdır.
Eski hâle getirme talebi reddedilirse ne yapılabilir?
CMK 42/2 uyarınca ret kararına itiraz edilebilir. Kanunda özel hüküm bulunmadığı hâllerde CMK 268’deki iki haftalık itiraz süresi uygulanır. İtirazda, ret kararının hangi hukuki veya fiilî nedenle hatalı olduğu açıklanmalıdır.
Eski hâle getirme başvurusu hükmün kesinleşmesini engeller mi?
Eski hâle getirme istemi tek başına hükmün kesinleşmesini veya kararın yerine getirilmesini otomatik olarak engellemez. CMK 42/3 uyarınca mahkeme, yerine getirmeyi erteleyebilir. Ayrıca hükmün gerçekte kesinleşip kesinleşmediği, tebligat ve kanun yolu süresinin başlangıcı yönünden ayrı olarak incelenmelidir.
Sonuç
Ceza yargılamasında eski hâle getirme, kusuru olmaksızın kanuni bir süreyi kaçıran kişinin başvuru hakkının korunmasını sağlayan önemli bir usul kurumudur. CMK 40–42 gereğince esas olan, süre kaybında kusur bulunmaması, engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde başvuru yapılması ve kaçırılan usul işleminin aynı anda yerine getirilmesidir.
Eski hâle getirme talebi değerlendirilirken öncelikle sürenin gerçekten başlayıp başlamadığı, kararın usulüne uygun bildirilip bildirilmediği ve ileri sürülen engelin başvuruyu fiilen önleyip önlemediği araştırılmalıdır. Özellikle istinaf ve temyiz başvurularında bu ayrımlar, kanun yolu hakkının kullanılabilmesi bakımından belirleyicidir.
Yazar: Avukat Fatih Sefer