Cinsel Taciz Suçu ve Cezası (TCK 105)

Cinsel taciz suçu, TCK m. 105’te düzenlenir ve failin mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etmeksizin, cinsel amaçlı söz, yazı, işaret veya davranışla mağduru rahatsız etmesidir. Temel hâlde ceza üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır; fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis öngörülmüştür. Nitelikli hâllerde ceza yarı oranında artırılır ve suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar. Suçu cinsel saldırıdan ayıran mutlak ölçüt fiziksel temasın bulunmamasıdır.

Bu makalede cinsel taciz suçu ve cezası; unsurları, nitelikli hâlleri, cinsel saldırı ve ısrarlı takip suçlarıyla arasındaki sınır, şikâyet rejimi, koruma tedbirleri, ispat standartları ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması bakımından madde metni ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı ışığında ele alınmaktadır. Uygulamada en çok karıştırılan iki ayrım öne çıkıyor: elle temas edilen olaylarda eylemin taciz sanılması ve cinsel içerik taşımayan ısrarlı takip eylemlerinin cinsel taciz olarak nitelendirilmesi.

Kanun Metni

Cinsel taciz — TCK Madde 105

(1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında, mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) (Değişik: 18/6/2014-6545/61 md.) Suçun; a) Kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin ya da aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından, c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle, e) Teşhir suretiyle, işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Cinsel Taciz Suçu Nedir?

Cinsel taciz suçu, kişinin vücut dokunulmazlığının ihlali niteliği taşımayan cinsel davranışlarla, cinsel yönden ahlak temizliğine aykırı olarak mağdurun rahatsız edilmesidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu tanımı 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024 sayılı kararında somutlaştırmıştır.

Suçla korunan hukuki değer kişinin cinsel dokunulmazlığı ve cinsel huzurudur. Suçun oluşabilmesi için iki koşul birlikte aranır: eylemin cinsel amaç taşıması ve belirli bir kişi veya kişilere yöneltilmiş olması (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/244 E., 2018/601 K., 04.12.2018). Belirsiz bir kalabalığa yönelik cinsel içerikli davranışlar cinsel taciz değil, hayasızca hareketler suçunu (TCK m. 225) oluşturabilir. Cinsel amaçlı hareketler doğrudan mağduru hedef alarak gerçekleştirilmişse cinsel taciz, mağduru hedef almadan alenen gerçekleştirilmişse hayasızca hareketler suçu oluşur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/11292 E., 2023/4267 K., 14.06.2023).

Suçun Unsurları

Fail Kimdir?

Kanun failde özel bir sıfat aramaz; herkes bu suçun faili olabilir. Fail ile mağdurun aynı veya farklı cinsiyette olması suçun oluşumunu etkilemez. Failin kamu görevlisi, işveren, eğitici, vasi veya aile üyesi konumunda bulunması ise TCK m. 105/2 kapsamında nitelikli hâl doğurur.

Mağdur Kimdir?

Mağdur da herkes olabilir; yaş, cinsiyet veya statü bakımından sınırlama yoktur. Mağdurun on sekiz yaşından küçük olması, bağımsız bir ağırlaştırıcı neden olarak TCK m. 105/1’in devamında ayrıca düzenlenmiştir.

Fiil Nedir?

Cinsel taciz serbest hareketli bir suçtur; söz, yazı, işaret veya davranış yoluyla işlenebilir. Eylem ani ya da devamlı nitelikte gerçekleşebilir; tek bir hareket dahi suçu oluşturmaya yeter (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/63 E., 2020/258 K.). Eylemin mağdurun vücuduna temas içermemesi, suçun cinsel saldırı ve cinsel istismardan ayrıldığı temel çizgidir.

Manevi Unsur Nedir?

Suçun manevi unsuru kasttır; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Genel kast yeterli değildir: failin cinsel arzu ve isteklerini tatmin maksadıyla hareket etmesi aranır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/460 E., 2023/597 K., 14.11.2023; 2014/669 E., 2015/68 K., 24.03.2015). Bu nedenle cinsel amaç, uygulamada suç vasfını belirleyen tek başına en kritik unsurdur.

Failin iç dünyasındaki saikin tespiti beyanla değil objektif ölçütlerle yapılır. Eylemin cinsel amaçla işlenip işlenmediği belirlenirken sosyal hayatın gerekleri, tarafların konumları ve aralarındaki ilişki gözetilmelidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/244 E., 2018/601 K.). Cinsel amacın kesin ve inandırıcı delille ortaya konulamadığı hâllerde şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanır ve eylem cinsel taciz olarak nitelendirilemez (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/17643 E., 2023/5000 K., 11.09.2023).

Elle Taciz Hangi Suçu Oluşturur?

Halk arasında “elle taciz” denilen, mağdurun vücuduna elle dokunulan eylemler cinsel taciz suçunu değil, cinsel saldırı veya cinsel istismar suçunu oluşturur. Cinsel tacizi bu suçlardan ayıran mutlak ölçüt fiziksel temastır: mağdurun vücuduna temas yoksa eylem cinsel taciz; cinsel arzuların tatmini amacıyla temasta bulunulmuşsa mağdurun yaşına göre cinsel saldırı (TCK m. 102) veya çocukların cinsel istismarı (TCK m. 103) suçu oluşur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/342 E., 2017/476 K., 14.11.2017).

Bu ayrımın pratik sonucu ağırdır. Cinsel tacizde ceza üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyken, aynı eylem temas içerdiğinde sarkıntılık düzeyinde iki yıldan beş yıla, basit cinsel saldırı düzeyinde beş yıldan on yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Ayrıntılı karşılaştırma için cinsel saldırı suçu ve cezası başlıklı çalışmamıza bakılabilir.

Cinsel taciz olarak kabul edilen temassız eylemlere Yargıtay kararlarından örnekler: mağdura cinsel organ fotoğrafı gösterip cinsel içerikli söz söylemek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/18498 E., 2024/8099 K., 02.10.2024); bedensel temas olmaksızın cinsel içerikli sözler sarf etmek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16095 E., 2024/8005 K., 01.10.2024); araçta alıkoyarak öpüşmeye zorlamaya çalışan sözler söylemek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/6773 E., 2023/5482 K., 21.09.2023); işyerinde mağdureden hoşlandığını ve öpmek istediğini söyleyip herhangi bir fiziksel temasta bulunmamak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8979 E., 2024/3580 K.).

Buna karşın temas içerdiği için sarkıntılık veya cinsel saldırı sayılan eylemler: mağdureye sarılarak kalçasına dokunmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/18361 E., 2023/1579 K., 22.03.2023); yolda yürüyen kişinin kalçasını sıkmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/14489 E., 2023/1900 K., 03.04.2023); mağdurun kolunu tutarak kendine çekmek (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/342 E., 2017/476 K.).

Uygulamada sık rastlanan bir hata, yerel mahkemelerin çocuk mağdurlara yönelik temassız eylemleri hatalı biçimde çocuğun cinsel istismarı (sarkıntılık) olarak vasıflandırması ve Yargıtay’ın bu hükümleri suç vasfında yanılgı gerekçesiyle cinsel taciz olarak bozmasıdır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/4637 E., 2020/5268 K., 25.11.2020). Çocuk mağdurlara ilişkin ayrıntılar için çocukların cinsel istismarı suçu başlıklı çalışmamız incelenebilir.

Somut Eylem Türleri

Sözlü taciz: Cinsel ilişki teklif etmek, cinsel içerikli laf atmak, ıslık çalmak ve cinsel çağrışım taşıyan sesler çıkarmak, belirli bir kişiye yöneltildiğinin tespiti hâlinde suç oluşturur.

Teşhir suretiyle taciz: Metroda cinsel organ göstermek (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/7273 E., 2020/5852 K., 15.12.2020); fiziksel temas olmaksızın cinsel organını gösterip ellemesini istemek (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/13285 E., 2024/6285 K., 25.06.2024); sokakta çocuklara cinsel organ göstermek (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/11428 E., 2023/19391 K., 05.06.2023); köşeye sıkıştırıp cinsel organ çıkarmak (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8132 E., 2023/1255 K., 08.03.2023). Bunların tümü TCK m. 105/2-e kapsamında nitelikli teşhir suretiyle cinsel taciz olarak hükme bağlanmıştır.

Dijital ortamda taciz: İnternet üzerinden mağdureyi soyunmaya zorlayarak fotoğraf çekmek (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2015/9564 E., 2016/1894 K., 29.02.2016) ve internet sitesi mesajları yoluyla taciz (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, 2017/838 E., 2017/786 K.) bu kapsamdadır. Müstehcen görüntüleri yalnızca depolamak müstehcenlik suçunu (TCK m. 226) oluştururken, mağduru sanal ortamda soyunmaya zorlamak cinsel taciz suçunu oluşturmaktadır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/6467 E., 2012/2656 K., 06.03.2012).

Cinsel Taciz Suçunun Cezası Nedir?

Suç ŞekliMaddeCezaTakip
Temel hâl105/13 ay – 2 yıl hapis veya adli para cezasıŞikâyete bağlı
Çocuğa karşı işlenmesi105/16 ay – 3 yıl hapis (adli para cezası seçeneği yok)Re’sen
Nitelikli hâller (a–e bentleri)105/2Yukarıdaki cezalar yarı oranında artırılırRe’sen
Mağdurun işi, okulu veya ailesini bırakmak zorunda kalması105/2 son cümleVerilecek ceza 1 yıldan az olamazRe’sen

Temel hâlde hapis ve adli para cezası seçimlik yaptırım olarak öngörülmüştür; hâkim ikisi arasında tercih yapar. Buna karşılık fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde kanun yalnızca hapis cezası öngörmüş, adli para cezası seçeneğini kapatmıştır.

Nitelikli Hâller (TCK 105/2)

TCK m. 105/2 beş bent hâlinde nitelikli hâlleri düzenler ve bu hâllerin varlığında temel cezanın yarı oranında artırılmasını öngörür. Nitelikli hâllerin gerçekleşmesi durumunda suç şikâyete bağlı olmaktan çıkar.

(a) Kamu görevinin, hizmet ilişkisinin veya aile içi ilişkinin sağladığı kolaylıktan faydalanma. Bu bendin lafzına dikkat edilmelidir: kanun “nüfuzun kötüye kullanılması” değil, “kolaylıktan faydalanmak” demektedir. Aradaki fark savunma bakımından belirleyicidir. Nüfuzun kötüye kullanılması, fail ile mağdur arasında hiyerarşik, idari veya ekonomik bir bağımlılık ilişkisinin bulunmasını ve failin bu gücü baskı aracı olarak kullanmasını gerektirir. Kolaylıktan faydalanma ise daha geniştir; failin görevinin, hizmet ilişkisinin veya ailevi bağın kendisine sunduğu erişim imkânından yararlanmış olması yeterlidir. Aile içi ilişki bakımından mutlaka bir hiyerarşi aranmaz; aynı çatı altında yaşamanın veya akrabalık hukukunun sağladığı denetimsiz ortamın kullanılması bu bendi harekete geçirir. Kan bağı da şart değildir; kayın hısımlığı ve evlatlık ilişkisi de kapsama girer.

(b) Vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından işlenmesi. Öğretmenin öğrenciye kitap okutma bahanesiyle ön sıraya oturtup bacaklarına bakması, eğitici konumundan kaynaklanan konumun kötüye kullanılması sayılarak bu bent kapsamında değerlendirilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024).

(c) Aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanma. İşyerinde cinsel içerikli mektup bırakma eylemi bu bent kapsamında değerlendirilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8958 E., 2023/95 K., 11.01.2023). Aynı okulda öğretmen olarak çalışan bir failin meslektaşına yönelik tacizinin de bu bent kapsamına girdiği ve şikâyete tabi olmadığı hükme bağlanmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/5119 E., 2022/12080 K.).

(d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanma. Telefon, WhatsApp, SMS, e-posta, sosyal medya ve diğer dijital iletişim araçları yoluyla gerçekleştirilen tacizler bu bent kapsamındadır. Günümüzde en sık uygulanan nitelikli hâl budur.

(e) Teşhir suretiyle işlenmesi. Cinsel organın mağdura gösterilmesi yoluyla gerçekleştirilen tacizlerde uygulanır; somut karar örnekleri yukarıda verilmiştir.

Mağdurun İşi Bırakmak Zorunda Kalması

TCK m. 105/2’nin son cümlesi özel bir alt sınır getirmektedir: cinsel taciz fiili nedeniyle mağdur işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

Hükmün kanundaki konumu tartışmaya açıktır. Cümle ikinci fıkranın bentlerinden sonra ve o fıkranın içinde yer aldığından, lafzî yorum bu alt sınırın nitelikli hâllerle birlikte uygulanacağını göstermektedir. Buna karşılık doktrinde, hükmün suçun neticesine bağlandığı ve failin eyleminin mağdurun hayatı üzerindeki yıkıcı etkisini cezalandırmayı amaçladığı gerekçesiyle temel hâlde de uygulanabileceği savunulmaktadır. Somut dosyada hangi yorumun benimseneceği, cezanın alt sınırını olduğu kadar suçun şikâyete tabi olup olmadığını da etkilediğinden savunmanın ilk değerlendirmesi bu nokta üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Hangi yorum benimsenirse benimsensin, hükmün uygulanabilmesi için nedensellik bağının kesin biçimde kurulması gerekir: mağdurun işi bırakması veya okuldan ya da ailesinden ayrılması, doğrudan cinsel taciz eyleminin sonucu olmalıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K., 26.11.2019; Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/4669 E., 2020/8524 K., 02.07.2020). İspat bakımından mağdurun işten ayrılma tarihinin taciz eylemleriyle örtüşmesi, istifa dilekçesi veya okul nakil belgesi, ayrılma kararını açıklayan tanık beyanları ve psikolojik destek başvuru kayıtları kullanılmaktadır.

Cinsel Taciz mi, Huzur ve Sükûnu Bozma mı?

Uygulamada en sık hatalı nitelendirilen sınır, cinsel taciz (TCK m. 105) ile kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçu (TCK m. 123) arasındaki çizgidir. Ayırt edici ölçüt, sözün veya davranışın açıkça cinsel içerik taşıyıp taşımadığıdır. Israrlı olmak tek başına yeterli değildir; ısrar cinsel amaçla birleşmediği sürece TCK 123 gündeme gelir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/429 E., 2015/34 K., 10.03.2015 sayılı kararında bu ayrımı belirleyici ölçüt olarak benimsemiş; cinsel taciz suçunda cinsel amaç güdülmesinin, kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunda ise sırf huzur bozma maksadının arandığını hükme bağlamıştır.

Sınırın TCK 123 lehine çizildiği örnekler: katılana “gözlerin, kaşların çok güzel, sen çok güzelsin” demek ve telefon numarası istemek, cinsel içerik taşımadığından huzur ve sükûnu bozma suçu sayılmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16065 E., 2023/449 K.). Aracına davet edip “araca gel, nereye gideceksen götüreyim” demek de aynı gerekçeyle değerlendirilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/15181 E., 2023/1499 K.). Sadece tanışma ve arkadaşlık teklifinde bulunmak, reddedilir reddedilmez ısrar edilmediği sürece cinsel taciz oluşturmaz (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/8076 E., 2023/7133 K.).

Buna karşın cinsel içerik açıkça mevcutsa, tek bir telefon konuşmasında söylenen söz dahi cinsel taciz suçunu oluşturur (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/248 E., 2020/2094 K.). Aradaki fark üsluptaki kabalık veya ısrarın derecesi değil, ifadenin cinsel arzuyu açıkça hedeflemesidir.

Cinsel Taciz ile Israrlı Takip (TCK 123/A) Farkı

Israrlı takip, 7406 sayılı Kanun’la 12.05.2022 tarihinde TCK m. 123/A olarak müstakil bir suç tipi hâline getirilmiştir. Bu düzenlemeden sonra, cinsel amaç taşımayan ancak süreklilik arz eden takip ve temas kurma eylemleri artık yalnızca huzur bozma suçu kapsamında değil, ısrarlı takip suçu kapsamında da değerlendirilmektedir.

Israrlı takip — TCK Madde 123/A (Ek: 12/5/2022-7406/8 md.)

(1) Israrlı bir şekilde; fiziken takip etmek ya da haberleşme ve iletişim araçlarını, bilişim sistemlerini veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak suretiyle bir kimse üzerinde ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olan faile altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Suçun; a) Çocuğa ya da ayrılık kararı verilen veya boşandığı eşe karşı işlenmesi, b) Mağdurun okulunu, iş yerini, konutunu değiştirmesine ya da okulunu veya işini bırakmasına neden olması, c) Hakkında uzaklaştırma ya da konuta, okula veya iş yerine yaklaşmama tedbirine karar verilen fail tarafından işlenmesi, hâlinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

(3) Bu maddede düzenlenen suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

Ayrımın ölçütü yine cinsel amaçtır. Failin takibi, mesajları veya aramaları cinsel içerik taşımıyorsa eylem cinsel taciz değil, huzur bozma veya ısrarlı takip suçunu oluşturur. Cinsel taciz içerikli herhangi bir söz veya eylem bulunmadığı hâlde devamlılık ve ısrar içeren eylemler için cinsel tacizden hüküm kurulması, suç vasfında yanılgı sayılarak bozulmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/18343 E., 2023/381 K., 26.01.2023; 2021/13236 E., 2023/1208 K., 07.03.2023).

Somut örnekler bu sınırı netleştirmektedir. Cinsel içerikli söz söylemeksizin araçla mağdureyi teselsül teşkil edecek şekilde takip etme eyleminde cinsel taciz suçunun unsurlarının oluşmadığına karar verilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/17198 E., 2023/874 K., 23.02.2023). Araba ile takip edip “Gel gel” ve “Tanışalım” şeklinde sözler söylemekten cinsel kastın anlaşılamadığı belirlenmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/26675 E., 2025/2229 K., 18.03.2025). İki gün üst üste ısrarla takip etme eylemi de huzur bozma kapsamında değerlendirilmiştir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/5385 E., 2022/6358 K., 21.06.2022). Eylemin takip ve izleme boyutunda kalması ve cinsel tatmin amacına dair delil bulunmaması hâlinde suç vasfının TCK 123 olarak belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2024/4040 E., 2025/2520 K., 10.03.2025).

ÖlçütCinsel Taciz (105)Huzur ve Sükûnu Bozma (123)Israrlı Takip (123/A)
Failin amacıCinsel arzuyu tatminSırf huzur bozmaCinsel amaç aranmaz
Israr şartıAranmaz, tek eylem yeterAranırAranır
Netice şartıAranmazAranmazCiddi huzursuzluk ya da güvenlik endişesi
Temel ceza3 ay – 2 yıl hapis veya adli para3 ay – 1 yıl hapis6 ay – 2 yıl hapis
Nitelikli hâldeYarı oranında artırımDüzenlenmemiş1 – 3 yıl hapis (ayrı aralık)
ŞikâyetTemel hâlde bağlı, nitelikli hâlde re’senŞikâyete bağlıHer hâlde şikâyete bağlı

Tablonun son satırı iki suç arasındaki en çarpıcı farkı göstermektedir. Cinsel tacizde nitelikli hâl varsa suç re’sen takip edilir ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez; ısrarlı takipte ise üçüncü fıkra maddenin tamamını şikâyete bağladığından, nitelikli hâllerde dahi şikâyet aranır ve geçerli bir vazgeçme davayı düşürür.

İkinci fıkranın (b) bendi ayrıca dikkat çekicidir: kanun koyucu, mağdurun okulunu, iş yerini veya konutunu değiştirmesi ya da okulunu veya işini bırakması olgusunu ısrarlı takipte ayrı bir ceza aralığına, cinsel tacizde ise bir yıllık alt sınıra bağlamıştır. Aynı olgu iki maddede farklı tekniklerle düzenlenmiştir.

Israrlı takip suçunun yürürlüğe girmesinden önce işlenen fiillerde lehe kanun değerlendirmesi yapılması zorunludur. Cinsel içerikli söz söylemeden mağdureyi kovalama eyleminin huzur bozma suçunu oluşturduğu, ancak 7406 sayılı Kanun’la eklenen ısrarlı takip suçunun da değerlendirilerek lehe kanunun belirlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/12556 E., 2022/12283 K., 29.12.2022).

6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma Tedbirleri

Cinsel taciz ve ısrarlı takip mağdurları, ceza soruşturmasının sonucunu beklemeden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında korunabilir. Bu kanun, tacize ve ısrarlı takibe maruz kalan kişiyi şiddet mağduru kabul ederek acil koruma mekanizmalarını devreye sokar.

6284 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca şiddet uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişi hakkında; mağdura yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürme içeren söz ve davranışlarda bulunmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, mağdurun konutuna, okuluna veya iş yerine yaklaşmaması gibi önleyici tedbirlere karar verilebilir.

Bu kanunun en koruyucu yönü ispat standardındadır. Koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz; önleyici tedbir kararları da gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde delil aranmaksızın verilebilir. Mağdurun beyanı tedbir kararı için yeterli kabul edilir. Bu, ispatı zaman alan taciz ve takip vakalarında mağdurun derhal korunmasını sağlar.

Tedbir kararının ihlali hâlinde fail hakkında zorlama hapsi uygulanır; bu, ceza yargılamasından bağımsız ve hızlı sonuç veren bir yaptırımdır. Ayrıca kritik bir bağlantı vardır: hakkında uzaklaştırma ya da yaklaşmama tedbirine karar verilen fail, buna rağmen ısrarlı takibi sürdürürse TCK m. 123/A/2-c uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşır. Yani tedbir kararı hem koruma sağlar hem de sonraki eylemin cezasını ağırlaştırır.

Dijital Ortamda Cinsel Taciz

TCK m. 105/2-d kapsamındaki elektronik haberleşme araçlarıyla işlenen cinsel taciz, günümüzde en yaygın taciz biçimidir.

Tekrarlanan mesajlarda zincirleme suç uygulaması bakımından belirleyici ilke şudur: telefon, WhatsApp veya SMS yoluyla farklı zamanlarda gönderilen cinsel içerikli mesajlar, tek bir suç işleme kararı kapsamındaysa TCK m. 105 ve TCK m. 43 birlikte uygulanarak zincirleme cinsel taciz suçu oluşur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/16033 E., 2023/4588 K., 03.07.2023). Mesaj yoluyla gerçekleştirilen nitelikli cinsel tacizin şikâyete tabi olmadığı ve mağdurun şikâyetinden vazgeçmesinin davayı düşürmeyeceği ayrıca vurgulanmıştır (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/1394 E., 2024/1128 K.).

Dijital delillerin değeri bakımından mesaj kayıtları, HTS kayıtları ve mesaj tespit tutanakları güçlü delil olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K.). Sosyal medya tacizinde ise nitelikli hâlin uygulanabilmesi için eylemin doğrudan belirli bir kişiye yöneltilmiş olması gerekir; genel bir paylaşım veya yorum bu nitelikli hâli oluşturmayabilir.

İşyerinde Cinsel Taciz

İşyerinde cinsel taciz, TCK m. 105’in en sık uygulama alanı bulan biçimlerinden biridir ve iki farklı nitelikli hâli birlikte gündeme getirebilir: hizmet ilişkisinin sağladığı kolaylıktan faydalanma (105/2-a) ve aynı işyerinde çalışmanın sağladığı kolaylıktan faydalanma (105/2-c).

Üst-ast ilişkisinde gerçekleştirilen tacizde her iki bendin birlikte uygulanabileceği; ispatta ise mağdur beyanının tutarlılığı, iftira atmayı gerektirecek bir husumetin bulunup bulunmadığı, mesaj kayıtları, tanık anlatımları ve mağdurun taciz sonrası sergilediği psikolojik tepkilerin esas alındığı hükme bağlanmıştır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K., 26.11.2019).

Eğitici sıfatıyla gerçekleştirilen tacizlerde TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanmaması hukuka uygun bulunmuştur; failin eğitici sıfatıyla eylemini gerçekleştirmesinin kamu vicdanını rencide edici niteliği bu kararın gerekçesidir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2023/2243 E., 2023/956 K., 27.03.2023).

Rıza Cinsel Taciz Suçunu Ortadan Kaldırır mı?

Evet, belirli koşullarda kaldırır. Cinsel taciz eylemlerinin suç sayılabilmesi için mağdurun rızası hilafına gerçekleştirilmiş olması zorunludur. Rıza açıklama ehliyetine sahip bir kişinin TCK m. 26 kapsamında göstereceği rıza ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedenidir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/63 E., 2020/258 K.).

Çocuk mağdurlar bakımından bu ilke ikili bir ayrıma tabidir. On beş yaşını doldurmamış çocukların rızası cinsel taciz suçu bakımından hukuka uygunluk nedeni sayılamaz. Buna karşın on beş yaşını bitirmiş olup on sekiz yaşını tamamlamamış çocukların, fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yetenekleri gelişmiş olmak kaydıyla göstereceği rıza TCK m. 26/2 anlamında hukuka uygunluk nedeni oluşturabilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/544 E., 2024/38 K.). Bu ayrımın gerekçesi, TCK’nın cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölümünde on beş yaş sınırını esas alan sistematiğidir.

Rızanın varlığı her olayda somut koşullara göre değerlendirilir; tarafların ilişkisi, iletişimin karşılıklı olup olmadığı ve mağdurun tepkisi bu değerlendirmede belirleyicidir.

Zincirleme Suç, Teşebbüs ve İştirak

Zincirleme suç. Aynı mağdura karşı, tek bir suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirilen cinsel taciz eylemleri TCK m. 43 uyarınca zincirleme suç oluşturur ve faile her eylem için ayrı ceza verilmesi yerine temel ceza artırılır. Eylemlerin bütün hâlinde zincirleme cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden, aynı eylemlerden hem cinsel taciz hem huzur ve sükûnu bozma suçundan ayrı ayrı mahkûmiyet kararı verilmesi bozma nedenidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/13932 E., 2023/3086 K., 15.05.2023).

Buna karşılık ısrarın suçun kurucu unsuru olduğu TCK 123 ve 123/A bakımından, çok sayıdaki eylem nedeniyle ayrıca TCK 43 uyarınca artırım yapılması mükerrer değerlendirme sonucunu doğurabilir. Bu suçlarda eylemler kural olarak bütün hâlinde tek suç sayılır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/7175 E., 2019/11827 K., 21.10.2019).

Teşebbüs. Cinsel taciz çoğunlukla anlık bir hareketle tamamlandığından teşebbüs uygulamada nadiren gündeme gelir. Ancak eylemin icra hareketlerine bölünebildiği ve failin elinde olmayan bir nedenle eylemini tamamlayamadığı istisnai durumlarda TCK m. 35 hükümleri uygulanabilir.

İştirak. Suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenebilir. Failler arasında suçun işlenişine yönelik anlaşma ve icra hareketleriyle katılım varsa TCK m. 37 uyarınca müşterek faillik, yalnızca azmettirme veya yardım söz konusuysa TCK m. 38-39 uyarınca şerik sorumluluğu gündeme gelir. Birden fazla failin irade birliği içinde gerçekleştirdiği eylemlerin cinsel taciz suçunu oluşturduğu gözetilmeden huzur bozma suçundan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmıştır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/11452 E., 2020/8649 K., 03.07.2020).

Diğer Suçlarla İçtima

Hakaret (TCK m. 125) ile birlikte: Tek bir fiille hem cinsel taciz hem hakaret suçu oluşmuşsa fikri içtima (TCK m. 44) uygulanarak en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 2021/30181 E., 2021/25812 K., 01.11.2021; Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/45 E., 2015/10201 K., 04.11.2015). Ancak cinsel içerikli mesajların yanı sıra ayrıca hakaret içeren ifadeler de bulunuyorsa her iki suçtan ayrı ayrı hüküm kurulması gerekir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16451 E., 2023/4001 K., 07.06.2023). Cinsel taciz ve hakaret içerikli mesajların yanı sıra farklı zamanlarda çok sayıda arama ve mesaj gönderilmesi hâlinde suç kastının yoğunluğunun temel cezanın belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği de vurgulanmıştır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/19712 E., 2023/4236 K., 13.06.2023).

Çocuğun cinsel istismarı ile birlikte: İki suç arasında geçitli suç ilişkisi yoktur. Çocuğun cinsel istismarı suçunun hemen öncesinde, sırasında veya sonrasında ayrıca cinsel taciz niteliğinde sözler sarf edilmişse ve bu eylemler farklı zamanlarda gerçekleşmişse, zincirleme cinsel taciz ile zincirleme çocuğun cinsel istismarı suçları ayrı ayrı oluşur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K.).

Şikâyet Şartı ve Uzlaşma

TCK m. 105/1 kapsamındaki temel hâl şikâyete tabidir. Şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Şikâyetten vazgeçilmesi hâlinde davanın düşmesine karar verilmesi zorunludur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/11292 E., 2023/4267 K., 14.06.2023).

Nitelikli hâller bakımından ise durum tamamen farklıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2023/563 E., 2025/8 K., 08.01.2025 sayılı kararında ilkeyi açık biçimde ortaya koymuştur: bir suçun basit hâlinin soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete tabi olması, nitelikli hâllerinin de şikâyete tabi olduğu şeklinde yorumlanamaz; şikâyete tabi suç türleri kanun maddelerinde açıkça belirtildiğinde, bu kapsamın dışında kalanların kamu adına soruşturulacağının kabulü zorunludur. Aynı kararda TCK m. 105/2’de düzenlenen nitelikli hâllerin gerçekleştiği durumlarda soruşturma ve kovuşturma yapılmasının mağdurun şikâyetine bağlı olmadığı tespit edilmiştir. Bu ilke Ceza Genel Kurulu’nun 2024/58 E., 2024/81 K. ve 2023/479 E., 2023/674 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Bunun pratik sonucu şudur: işyerinde, dijital ortamda, eğitici sıfatıyla veya teşhir suretiyle işlenen cinsel tacizde mağdur şikâyetinden vazgeçse dahi dava düşmez. Bu kural, özellikle mağdurun işyerinde baskı altında kalarak şikâyetinden vazgeçmesi ihtimaline karşı koruyucu işlev görür.

Uzlaştırma bakımından kural nettir: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır. TCK 105 şikâyete bağlı bir suç olsa dahi uzlaştırmaya gidilemez; suçun uzlaşma kapsamına giren başka bir suçla birlikte işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanamaz. TCK 105 için etkin pişmanlık hükmü de öngörülmemiştir.

Tutuklama Yasağı ve Basit Yargılama Usulü

CMK m. 100/4 uyarınca, sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.

Cinsel tacizin temel hâlinde ceza üst sınırı iki yıldır ve suç tanımı gereği eylem mağdurun vücut dokunulmazlığını ihlal etmez. Bu iki olgu bir araya geldiğinde, TCK m. 105/1 kapsamında kalan cinsel taciz bakımından tutuklama yasağının bulunduğu sonucuna varılır. Buna karşılık fiilin çocuğa karşı işlenmesi veya TCK m. 105/2 kapsamındaki nitelikli hâllerden birinin gerçekleşmesi hâlinde üst sınır iki yılı aştığından bu yasak ortadan kalkar. Tutuklama yasağının bulunduğu hâllerde adli kontrol tedbirleri uygulanabilir.

Aynı ceza sınırı basit yargılama usulünü de gündeme getirir. CMK m. 251 uyarınca üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulü uygulanabilir; bu usulde duruşma yapılmaksızın karar verilebilmekte ve hükmedilen ceza dörtte bir oranında indirilmektedir. Cinsel tacizin temel hâli bu kapsama girerken, çocuğa karşı işlenen ve nitelikli hâllerdeki taciz bu usulün dışında kalır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Cinsel taciz suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza Mahkemesi’dir. 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesini, 11. maddesi diğer suçlarda asliye ceza mahkemesini görevlendirmiştir. Aynı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görevin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin suçun cezasının üst sınırı esas alınır. TCK m. 105’in hiçbir görünümünde üst sınır bu eşiğe yaklaşmadığından görev her zaman Asliye Ceza Mahkemesi’ndedir. Failin çocuk olması hâlinde görev Çocuk Mahkemesi’ne aittir.

Yetkili mahkeme CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Sözlü veya fiziksel eylemlerde olay yeri, dijital ortamda işlenen tacizlerde ise mesajın gönderildiği veya mağdurun aldığı yer esas alınır. Failin ikametgâhı yetki bakımından belirleyici değildir.

Dava ve Ceza Zamanaşımı

Cinsel taciz suçunun asli dava zamanaşımı süresi TCK m. 66 uyarınca sekiz yıldır; zamanaşımını kesen bir işlemin varlığı hâlinde uygulanacak kesintili süre on iki yıldır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024).

Şikâyetçi bu süre içinde her zaman şikâyet hakkını kullanabilir; ancak temel hâlde ayrıca altı aylık şikâyet süresi de gözetilmelidir. Zincirleme suç niteliğindeki eylemlerde şikâyet süresinin son eylemden itibaren işlemeye başladığı kabul edilir.

Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmünün infazına ilişkin ceza zamanaşımı ise TCK m. 68 çerçevesinde, hükmedilen cezanın türü ve miktarına göre ayrıca hesaplanır.

İspat ve Delil Standartları

Cinsel taciz suçlarında ispat ölçütü her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil standardıdır. Mağdurun aşamalardaki çelişkili beyanlarının başka delillerle desteklenmemesi hâlinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat veya bozma kararı verilmesi gerekir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/4637 E., 2020/5268 K., 25.11.2020; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/11901 E., 2024/168 K., 10.01.2024).

Buna karşın mağdurun aşamalarda değişmeyen, samimi ve istikrarlı beyanları tanık anlatımıyla doğrulandığında sübut kabul edilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/13932 E., 2023/3086 K., 15.05.2023; 2021/8132 E., 2023/1255 K.).

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/208 E., 2019/666 K. sayılı kararında ispat ölçütlerini şöyle sıralamıştır: mağdurun beyanlarının tutarlılığı, samimiyeti ve zamanlaması; mağdur ile sanık arasında iftira atmayı gerektirecek bir husumetin bulunup bulunmadığı; mesaj kayıtları, HTS kayıtları ve mesaj tespit tutanakları; tanık anlatımları ve mağdurun taciz sonrası sergilediği psikolojik tepkiler.

Adli Para Cezası, HAGB ve Müsadere

Güncel durum (Ağustos 2026): CMK m. 231’in hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 5 ilâ 14. fıkraları, 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle tamamen yeniden yazılmış ve 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Değişiklik için ayrı bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Aşağıdaki açıklamalar yeni metne göredir.

Adli para cezası. TCK m. 105/1’de hapis ve adli para cezası seçimlik yaptırım olarak öngörülmüştür; hâkim suçun işleniş biçimini ve sanığın kişiliğini dikkate alarak doğrudan adli para cezasını tercih edebilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/9763 E., 2023/678 K., 15.02.2023). Adli para cezası TCK m. 52 uyarınca gün sayısı belirlenip bu sayının bir gün karşılığı takdir edilen miktarla çarpılması suretiyle hesaplanır.

Cinsel tacizde adli para cezası ne kadardır? Hesap iki değişkene dayanır. Gün sayısı bakımından TCK m. 61/9 belirleyicidir: adli para cezasının seçimlik ceza olarak öngörüldüğü suçlarda gün biriminin alt sınırı, o suç tanımındaki hapis cezasının alt sınırından az; üst sınırı da hapis cezasının üst sınırından fazla olamaz. TCK m. 105/1’de hapis cezası üç aydan iki yıla kadar olduğuna göre gün sayısı 90 gün ile 730 gün arasında belirlenir. Gün karşılığı miktar ise TCK m. 52/2 uyarınca en az yüz, en fazla beş yüz Türk Lirasıdır ve kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

Buna göre cinsel tacizin temel hâlinde hükmedilebilecek adli para cezası, alt uçta 90 × 100 = 9.000 TL, üst uçta 730 × 500 = 365.000 TL olarak hesaplanır. Kararda gün sayısı ile bir gün karşılığı miktarın ayrı ayrı gösterilmesi zorunludur (TCK m. 52/3). Nitelikli hâllerdeki yarı oranındaki artırım da doğrudan meblağa değil, TCK m. 61/8 uyarınca gün sayısı üzerinden uygulanır.

Hâkim, kişinin ekonomik ve şahsi hâllerini göz önünde bulundurarak hükmün kesinleşmesinden itibaren bir yılı aşmamak üzere ödeme mehli verebilir veya cezanın taksitle ödenmesine karar verebilir; taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit sayısı dörtten az olamaz (TCK m. 52/4). Taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde kalan kısmın tamamı tahsil edilir ve ödenmeyen adli para cezası hapse çevrilir.

Kritik bir kural mevcuttur: TCK m. 50/2 uyarınca suç tanımında hapis ve adli para cezası seçenek olarak sunulmuş ve hâkim hapis cezasını tercih etmişse, bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2014/5385 E., 2015/9927 K., 28.10.2015; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/15397 E., 2023/1310 K., 09.03.2023). Fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ise kanun adli para cezası seçeneğini baştan kapatmıştır.

HAGB. Ölçüt suçun kanundaki üst sınırı değil, yargılama sonunda hükmolunan cezadır. CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise HAGB kararı verilebilir. Bu nedenle HAGB, cinsel tacizin yalnızca temel hâlinde değil, çocuğa karşı işlenen veya nitelikli hâl taşıyan olaylarda da hükmolunan ceza iki yılın altında kaldığı sürece gündeme gelebilir. Hâkimin doğrudan adli para cezasına hükmettiği hâllerde de HAGB mümkündür.

HAGB için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözetilerek yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi aranır (CMK m. 231/6). Zararını derhal gideremeyen sanık bakımından, denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da HAGB kararı verilebilir (CMK m. 231/9).

Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m. 231/7). Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde dava zamanaşımı durur (CMK m. 231/8). Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar; ancak yeni düzenlemeyle mahkemeye, cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurma imkânı tanınmıştır (CMK m. 231/11).

Sanığın geçmişi ve yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmaması durumunda HAGB uygulanmaması hukuka uygun bulunmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/15399 E., 2023/1705 K., 27.03.2023; 2021/16338 E., 2023/4355 K., 15.06.2023). Buna karşılık mağduriyetin devam etmesi veya müştekinin şikâyetinin sürmesi gibi gerekçelerle HAGB’nin reddedilmesi yasal olmayan gerekçe sayılarak bozma nedeni yapılmaktadır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/7273 E., 2020/5852 K.).

Müsadere. CMK m. 231/5’in yeni metni, HAGB’nin müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiğini belirtmektedir. Bunun dijital taciz dosyalarındaki karşılığı şudur: HAGB kararı verilse dahi el konulan telefon veya bilgisayar bakımından müsadere uygulanabilir. TCK m. 54 uyarınca müsaderede ölçülülük gözetilir; cihazın suçun işlenişindeki rolü ile değeri arasında fahiş oransızlık varsa, cihazın tamamen müsaderesi yerine içindeki verilerin kopyalanıp cihazın iadesi yoluna gidilmesi gerekir. Dijital materyallerde arama ve elkoyma işlemleri CMK m. 134 uyarınca hâkim kararına dayanmalıdır; usulsüz elde edilen dijital deliller hükme esas alınamaz.

Çocuğa Karşı Cinsel Taciz

Fiilin çocuğa karşı işlenmesi, TCK m. 105/1’de bağımsız bir yaptırım öngören ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenmiştir. Mağdurun on sekiz yaşından küçük olması hâlinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapis olarak belirlenir ve adli para cezası seçeneği kapanır. Bu hâlde ayrıca TCK m. 105/2 nitelikli hâllerinden biri de varsa ceza yarı oranında artırılır (Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2019/8781 E., 2020/4573 K., 18.02.2020).

Çocuk mağdurlar bakımından CMK m. 234/2 uyarınca zorunlu vekil tayin edilmemesi bozma nedenidir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/6467 E., 2012/2656 K., 06.03.2012). Suça sürüklenen çocuk hakkında sosyal inceleme raporu alınmaması da usul hatası sayılmaktadır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/7273 E., 2020/5852 K.).

Haksız Cinsel Taciz Suçlamasına Karşı Savunma

Cinsel taciz isnadı, ispatlanamasa dahi kişinin mesleki ve sosyal itibarı üzerinde ağır sonuçlar bırakabilmektedir. Savunmanın ilk işi, isnat edilen eylemin cinsel amaç taşıdığının kesin delille ortaya konulup konulmadığını denetlemektir; cinsel amaç ispatlanamıyorsa eylem cinsel taciz olarak nitelendirilemez ve gerektiğinde TCK 123 veya 123/A kapsamında değerlendirilir.

Savunmanın ikinci ekseni husumet ve iftira ihtimalidir. Mağdur ile sanık arasında iftira atmayı gerektirecek bir husumetin bulunup bulunmadığı, Yargıtay’ın ispat ölçütleri arasında açıkça sayılmıştır. Beyanların soyut ve çelişkili olması, dijital kayıtların iddiayı doğrulamaması ve husumetin varlığı bir araya geldiğinde şüpheden sanık yararlanır ilkesi devreye girer.

İsnadın asılsız olduğunun anlaşılması hâlinde TCK m. 267’de düzenlenen iftira suçu gündeme gelebilir. Ancak iftira suçunun manevi unsuru özel kasttır: failin isnat ettiği fiilin gerçek olmadığını bilmesi ve buna rağmen hakkında soruşturma başlatılmasını amaçlaması gerekir. Şikâyetin ispatlanamamış olması veya sanığın beraat etmesi, tek başına şikâyetçinin iftira suçunu işlediği anlamına gelmez; anayasal şikâyet hakkının dürüstlük kuralı çerçevesinde kullanılması korunur.

Memuriyete Etkisi Var mıdır?

Cinsel taciz suçu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun memuriyete engel suçları sayan hükmünde ismen zikredilmemiştir. Ancak kasten işlenen bir suç olduğundan, aynı Kanun’un 48/A-5 maddesi uyarınca bu suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olunması memuriyete engel teşkil eder.

Buna karşılık HAGB kararı verilmesi hâlinde, CMK m. 231/5 uyarınca kurulan hüküm sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığından bu engel kural olarak doğmaz; HAGB kayıtları adli sicile değil, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir ve ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak istenmesi hâlinde kullanılabilir (CMK m. 231/13). Hâlihazırda memur olan bir kişi bakımından ise disiplin hukuku, ceza yargılamasından bağımsız olarak ayrıca işletilebilir.

Yargılama Süreci Nasıl İşler?

Süreç şikâyet veya ihbarla başlar. Temel hâlde şikâyet zorunludur; nitelikli hâllerde savcılık re’sen harekete geçer. Soruşturma evresinde mağdurun beyanı alınır, dijital kayıtlar ve HTS verileri toplanır, gerekirse tanıklar dinlenir ve şüphelinin ifadesine başvurulur. Bu evrede mağdur, 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbiri talep edebilir.

Soruşturma sonunda yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir ve Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açılır. Temel hâlde basit yargılama usulünün uygulanması mümkündür; bu usulde duruşma yapılmaksızın karar verilebilir ve karara itiraz edilmesi hâlinde genel hükümlere göre duruşmalı yargılamaya geçilir.

Yargılamanın süresi dosyanın delil yapısına göre büyük ölçüde değişir. Dijital delillerin bilirkişi incelemesine gönderilmesi, HTS kayıtlarının operatörlerden temini, tanık sayısı ve istinaf aşamasının kullanılması süreyi belirleyen başlıca etkenlerdir. Delillerin soruşturmanın ilk gününde eksiksiz toplanması, sürecin hem kısalmasını hem de sonucun sağlıklı olmasını sağlar.

Sık Sorulan Sorular

Cinsel taciz suçunun cezası ne kadardır?

Temel hâlde üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmüştür. Fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde ceza altı aydan üç yıla kadar hapistir ve adli para cezası seçeneği bulunmaz. Nitelikli hâllerde bu cezalar yarı oranında artırılır.

Elle taciz cinsel taciz suçu mudur?

Hayır. Mağdurun vücuduna elle dokunulan eylemler fiziksel temas içerdiğinden cinsel taciz değil, mağdurun yaşına göre cinsel saldırı veya çocukların cinsel istismarı suçunu oluşturur ve çok daha ağır cezayı gerektirir.

Basit cinsel taciz nedir?

Uygulamada basit cinsel taciz denilen şey, suçun TCK m. 105/1’de düzenlenen temel hâlidir. Nitelikli hâllerden hiçbirinin bulunmadığı, cinsel amaçlı söz veya davranışla mağdurun rahatsız edilmesi hâlini ifade eder ve şikâyete tabidir.

WhatsApp’tan cinsel içerikli mesaj atmak suç mudur?

Evet. TCK m. 105/2-d kapsamında elektronik haberleşme araçlarıyla işlenen cinsel taciz nitelikli hâldir ve temel ceza yarı oranında artırılır. Birden fazla mesaj gönderilmişse zincirleme suç hükümleri uygulanır ve suç re’sen kovuşturulur.

Cinsel taciz ile ısrarlı takip arasındaki fark nedir?

Ayırt edici ölçüt cinsel amaçtır. Failin takibi, mesajları veya aramaları cinsel içerik taşıyorsa cinsel taciz; cinsel içerik taşımıyor ancak ısrarlı biçimde sürdürülüp mağdurda ciddi huzursuzluk veya güvenlik endişesi yaratıyorsa TCK m. 123/A kapsamında ısrarlı takip suçu oluşur.

Israrlı takipte şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?

Evet. TCK m. 123/A’nın üçüncü fıkrası maddenin tamamını şikâyete bağladığından, nitelikli hâllerde dahi geçerli bir vazgeçme davanın düşmesini gerektirir. Bu yönüyle cinsel tacizden ayrılır.

Cinsel tacizde şikâyet süresi ne kadardır?

Temel hâlde şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Zincirleme nitelikteki eylemlerde bu süre son eylemden itibaren işler. Nitelikli hâllerde ise şikâyet aranmadığından süre şartı da uygulanmaz.

Cinsel taciz şikâyetten vazgeçince dava düşer mi?

Yalnızca temel hâlde düşer. Çocuğa karşı işlenme veya TCK m. 105/2’deki nitelikli hâllerden birinin varlığında suç re’sen kovuşturulur ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Cinsel tacizden tutuklama kararı verilebilir mi?

Temel hâlde ceza üst sınırı iki yıl olduğundan ve eylem vücut dokunulmazlığını ihlal etmediğinden CMK m. 100/4 kapsamında tutuklama yasağı bulunmaktadır. Çocuğa karşı işlenme veya nitelikli hâllerde üst sınır iki yılı aştığından bu yasak ortadan kalkar.

Cinsel tacizde hâkim hapis yerine para cezasına hükmedebilir mi?

Temel hâlde hapis ve adli para cezası seçimliktir; hâkim doğrudan adli para cezasına hükmedebilir. Ancak hapis cezasını seçerse artık bunu adli para cezasına çeviremez. Fiil çocuğa karşı işlenmişse adli para cezası seçeneği bulunmaz.

Cinsel tacizin para cezası ne kadardır?

Gün sayısı TCK m. 61/9 uyarınca hapis cezasının alt ve üst sınırına bağlıdır; temel hâlde 90 ile 730 gün arasında belirlenir. Bir gün karşılığı miktar TCK m. 52/2 uyarınca 100 ile 500 TL arasındadır. Buna göre ceza alt uçta 9.000 TL, üst uçta 365.000 TL olarak hesaplanır. Hâkim ödeme mehli verebilir veya taksitle ödenmesine karar verebilir.

Cinsel taciz suçunda HAGB uygulanır mı?

Ölçüt suçun üst sınırı değil, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasıdır. Bu nedenle nitelikli hâllerde de hükmolunan ceza bu sınırın altında kaldığı sürece HAGB gündeme gelebilir. Sanığın sabıkasız olması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması ve zararın giderilmesi aranır.

HAGB kararı verilirse telefonum iade edilir mi?

Zorunlu değildir. CMK m. 231/5 uyarınca HAGB, müsadereye ilişkin hükümler hariç olmak üzere hükmün hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder; yani HAGB kararına rağmen müsadere uygulanabilir. Ölçülülük gereği cihazın değeri ile suçun ağırlığı arasında fahiş oransızlık varsa verilerin kopyalanıp cihazın iadesi talep edilebilir.

Cinsel taciz mağduru koruma kararı alabilir mi?

Evet. 6284 sayılı Kanun kapsamında yaklaşmama, iletişim kurmama ve rahatsız etmeme yönünde önleyici tedbir kararı istenebilir. Bu kararlar için şiddetin uygulandığına dair delil veya belge aranmaz; mağdurun beyanı yeterlidir.

Taciz nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalan mağdur için ceza artıyor mu?

TCK m. 105/2’nin son cümlesi uyarınca cinsel taciz fiili nedeniyle mağdur işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmışsa verilecek ceza bir yıldan az olamaz. Bu hükmün uygulanabilmesi için ayrılma kararı ile taciz eylemi arasındaki nedensellik bağının ispatı gerekir.

Cinsel taciz suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Asliye Ceza Mahkemesi’dir. Suçun hiçbir görünümünde ceza üst sınırı ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez. Failin çocuk olması hâlinde görev Çocuk Mahkemesi’ne aittir.

Cinsel taciz suçunda delil olarak ne kullanılır?

WhatsApp ve SMS mesaj kayıtları, HTS kayıtları, mesaj tespit tutanakları, ekran görüntüleri, kamera kayıtları, tanık ifadeleri ve mağdurun psikolojik durumunu belgeleyen raporlar başlıca delil türleridir. Dijital delillerin usulüne uygun ve zamanında toplanması davanın seyrini doğrudan etkiler.

Sonuç

Cinsel taciz suçu ve cezası, dar bir madde metnine karşılık geniş bir uygulama alanı bulunan, dijitalleşmeyle birlikte kapsamı hızla genişleyen bir suç tipidir. Fiziksel temas ölçütü, cinsel amaç şartı, TCK 123 ve 123/A ile çizilen ince sınırlar, nitelikli hâllerde şikâyet aranmaması, seçimlik yaptırım rejiminin yarattığı tercih zorunluluğu ve 7589 sayılı Kanun’la yeniden yazılan HAGB düzeni, bu alanı teknik bir zemine taşımaktadır.

Uygulamada en çok hataya düşülen iki nokta bellidir: temas içeren eylemlerin taciz sanılması ve cinsel içerik taşımayan ısrarlı davranışların cinsel taciz olarak nitelendirilmesi. Her iki hata da suç vasfında yanılgı sayılmakta ve hükmün bozulmasına yol açmaktadır.

Hem mağdur hem sanık konumundaki kişiler bakımından suçun doğru nitelendirilmesi, şikâyet sürelerinin yönetilmesi, dijital delillerin zamanında toplanması ve koruma tedbirlerinin işletilmesi belirleyicidir. Bu süreçte deneyimli bir cinsel suç avukatı ile çalışmak, telafisi güç hak kayıplarını önlemenin en güvenli yoludur. Ceza yargılamasının diğer alanlarına ilişkin çalışmalarımıza ceza hukuku alanındaki hizmetlerimiz sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.

Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul