Eser Sahipliği Nasıl İspatlanır? Deliller ve Karineler

Türk hukukunda eser sahipliği nasıl ispatlanır? Bir eseri meydana getiren kişi, yaratıcı katkısını gösteren taslaklar, çalışma dosyaları, yazışmalar, dijital kayıtlar ve diğer delillerle eser sahipliğini ispatlayabilir. Ayrıca 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) m.11, belirli şartlarda eserde adı bulunan kişiyi, aksi kanıtlanıncaya kadar eser sahibi kabul eder. Ancak bir eseri ilk yayımlamak, dosyasını elinde bulundurmak veya kendi adına kayıt ettirmek her durumda gerçek eser sahibi olunduğunu göstermez. Uyuşmazlıkta belirleyici olan, kanuni karinelerle birlikte eserin kim tarafından meydana getirildiğine ilişkin delillerin değerlendirilmesidir.

Eser Sahipliğinin İspatında Hukuki Temel Nedir?

FSEK m.8 uyarınca bir eserin sahibi, onu meydana getiren kişidir. Bu hüküm, eser sahipliğinin temelini eserin yaratılmasına bağlar. Dolayısıyla bir kitabın yayımlanmasını finanse eden, fotoğrafın çekilmesi için ödeme yapan veya tasarım dosyasını teslim alan kişi, yalnızca bu nedenlerle eserin yaratıcısı sayılmaz.

Eser sahipliğinin ispatında öncelikle hangi yaratıcı ürün üzerinde hak ileri sürüldüğü belirlenmelidir. FSEK m.1/B ile m.2–6 kapsamında korunan bir eserin bulunması ve bu eserin oluşumunda ilgili kişinin yaratıcı katkısının ortaya konulması gerekir. Korunabilir bir eser bulunup bulunmadığı, telif hakkının doğumu ve eser niteliği bakımından ayrı bir inceleme konusudur.

İspat sürecinde üç farklı soru birbirine karıştırılmamalıdır:

  • Eserin varlığı: Korunması istenen ürün, FSEK anlamında eser niteliği taşıyor mu?
  • Eser sahipliği: Eseri veya uyuşmazlığa konu özgün kısmını kim meydana getirdi?
  • Hakları kullanma yetkisi: Eserden mali haklar bakımından yararlanmaya kim, hangi hukuki sebebe dayanarak yetkilidir?

Özellikle üçüncü soru, yaratıcı kişinin belirlenmesinden farklıdır. FSEK m.18 kapsamında iş ilişkisi nedeniyle mali hakları kullanma yetkisi başkasına ait olabilir. Benzer şekilde bir sözleşmeyle mali hakların devredilmesi, devralanı eseri meydana getiren kişi hâline getirmez.

FSEK Madde 11’e Göre Eser Sahipliği Karinesi Nasıl İşler?

FSEK m.11, eser sahibinin kim olduğunun belirlenmesini kolaylaştıran kanuni karineler düzenler. Kanunun öngördüğü şartlar gerçekleştiğinde, eser üzerinde adı bulunan kişinin ayrıca bütün yaratım sürecini başlangıçta ispatlaması gerekmeyebilir.

Yayımlanmış Eserde veya Güzel Sanat Eserinin Aslında Adı Bulunan Kişi

FSEK m.11/1 uyarınca yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında eser sahibi olarak kendi adını ya da bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kişi, aksi sabit oluncaya kadar eser sahibi sayılır.

Örneğin bir romanın yayımlanmış nüshasında yazar olarak belirtilen kişi veya bir resmin aslında eser sahibi olarak imzası bulunan sanatçı, ilgili hükmün şartları gerçekleşmişse bu karineden yararlanabilir.

Ancak karinenin uygulanmasında bazı ayrımlar önemlidir:

  • İsmin, eserin sahibi olarak belirtilmesi gerekir. Bir kişinin adının yalnızca eserde geçmesi aynı sonucu doğurmaz.
  • Müstear adın kanunun aradığı şekilde tanınmış olması önemlidir. Kimliği belirlenemeyen her kullanıcı adı bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Karine kesin değildir. Başka bir kişinin eseri gerçekte kendisinin meydana getirdiğini ispatlaması mümkündür.
  • Eserin hukuken yayımlanmış olup olmadığı, FSEK m.7’deki yayımlanma tanımı dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Özellikle internet ortamında, bir görselin sosyal medya hesabında paylaşılmış olmasıyla FSEK m.7 anlamında yayımlanmış eser nüshası bulunması aynı kabul edilmemelidir. İnternette adı görünen kişinin eser sahibi olduğu iddiası, m.11 karinesinin şartları gerçekleşmese bile diğer delillerle desteklenebilir.

Konferans ve Temsillerde Eser Sahibi Olarak Tanıtılma

FSEK m.11/2, umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığıyla verilen konferans ve temsiller bakımından ayrıca bir karine düzenler.

Bu faaliyetlerde mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kişi, aynı maddenin birinci fıkrasındaki karine yoluyla başka bir kişi eser sahibi sayılmadıkça, eser sahibi kabul edilir.

Burada tanıtımın olağan biçimde eser sahipliğini göstermesi gerekir. Bir etkinliğin sunucusu, organizatörü veya finansörü olarak tanıtılmak, tek başına eserin sahibi olarak tanıtılmak anlamına gelmez.

İsimsiz veya Eser Sahibi Belirlenemeyen Eserlerde Hakları Kim Kullanır?

FSEK m.12, eser sahibinin m.11’e göre belirlenemediği durumlarda eser sahibine ait hak ve yetkilerin kim tarafından kullanılabileceğini düzenler.

Yayımlanmış bir eserin sahibi m.11 uyarınca belli değilse yayımlayan kişi, o da belli değilse çoğaltan kişi, eser sahibine ait hak ve yetkileri kendi adına kullanabilir.

Kanun, m.11/2’deki karineyle eser sahibinin belirlenemediği konferans ve temsil hâllerinde de konferansı veren veya temsili icra ettiren kişiye ilgili yetkileri tanımaktadır.

Önemli ayrım: FSEK m.12, yayımlayan veya çoğaltan kişiyi otomatik olarak eserin gerçek yaratıcısı hâline getirmez. Bu madde, eser sahibinin belirlenemediği koşullarda hak ve yetkilerin kullanılmasını sağlar. Nitekim m.12’nin son fıkrası, bu kişilerle asıl hak sahipleri arasındaki ilişkiye, aksi kararlaştırılmadıkça adi vekâlet hükümlerinin uygulanacağını belirtir.

Dolayısıyla bir yayınevi veya içerik sağlayıcı, m.12 şartları altında hakları kullanma yetkisine sahip olsa da sonradan ortaya çıkan gerçek eser sahibinin yaratıcı sıfatı bundan dolayı ortadan kalkmaz.

Eser Sahipliği Karinesinin Aksi Nasıl İspatlanır?

FSEK m.11’deki karine, aksi ispat edilebilen bir karinedir. Eser üzerinde adı bulunan kişinin gerçekte eseri meydana getirmediğini ileri süren taraf, bu iddiayı somut delillerle destekleyebilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.190/2 uyarınca kanuni karineye dayanan taraf, karinenin temelini oluşturan vakıayı ispatlamakla yükümlüdür. Kanuni istisnalar dışında karşı taraf ise karinenin aksini ispat edebilir.

Örneğin yayımlanmış bir kitabın üzerinde adının yazar olarak yer aldığını ortaya koyan kişi, FSEK m.11/1 şartları mevcutsa eser sahipliği karinesinden yararlanabilir. Buna karşılık başka bir kişi, kitabın özgün metnini daha önce kendisinin yazdığını gösteren taslakları, dosyaları ve yazışmaları sunarak karinenin aksini ispatlamaya çalışabilir.

Karşı ispatın değerlendirilmesinde yalnızca dosya tarihine veya tarafların beyanlarına değil, yaratım sürecinin bütününe bakılması gerekir. Önceki taslakların içeriği, metnin gelişim aşamaları, tarafların fiili katkıları ve belgelerin güvenilirliği birlikte değerlendirilmelidir.

Bir kişinin diğerinden önce aynı ürüne erişmiş olması, onun yaratıcı kişi olduğunu her zaman göstermez. Eseri oluşturma, kopyasını edinme ve eseri kamuya sunma birbirinden farklı fiillerdir.

Eser Sahipliği Hangi Delillerle İspatlanabilir?

Eser sahipliği uyuşmazlıklarında tek bir belgeye dayanmak yerine, birbirini doğrulayan delillerin birlikte değerlendirilmesi önemlidir. HMK m.199, elektronik ortamdaki veriler de dâhil olmak üzere uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli çeşitli bilgi taşıyıcılarını belge kapsamında kabul eder.

Delilin hukuki değeri, onun hangi vakıayı gösterdiğine bağlıdır. Bir belge eserin ne zaman mevcut olduğunu gösterebilirken, başka bir belge kimin tarafından meydana getirildiğini ortaya koyabilir.

Delil Türüİspat Açısından ÖnemiDikkat Edilmesi Gereken Sınır
İlk taslaklar ve çalışma notlarıEserin oluşum aşamalarını ve yaratıcı katkıyı gösterebilir.Taslağın kimin tarafından hazırlandığı ayrıca incelenebilir.
Kaynak dosyalar ve proje geçmişiÇalışmanın aşamalarını, değişiklikleri ve üretim sürecini gösterebilir.Dosyayı elinde bulundurmak tek başına eser sahipliği değildir.
E-posta ve mesajlaşma kayıtlarıEserin hazırlanma sürecini, talimatları, gönderimleri ve tarafların beyanlarını ortaya koyabilir.Mesajın kaynağı, bütünlüğü, tarihi ve bağlamı değerlendirilmelidir.
Yayımlanmış nüshalar ve eser üzerindeki isimlerFSEK m.11 şartları varsa eser sahipliği karinesini destekler.Karinenin aksi ispatlanabilir.
Kayıt-tescil belgeleri ve zaman kayıtlarıBelirli bir tarihte yapılan beyanı veya sunulan içeriği belgeleyebilir.Yaratıcı katkının kim tarafından sağlandığını kesin olarak belirlemez.
Sözleşme, fatura ve teslim tutanaklarıTaraflar arasındaki ilişkiyi ve eserin teslimini açıklayabilir.Ödeme veya teslim tek başına yaratıcı kişiyi belirlemez.
Tanık anlatımları ve bilirkişi incelemesiYaratım sürecindeki fiili çalışmayı ve teknik özellikleri açıklayabilir.Tanık delilinin caizliği ile bilirkişi incelemesinin kapsamı usul hükümlerine bağlıdır.

İlk Taslak ve Kaynak Dosya Eser Sahipliğini Kanıtlar mı?

İlk taslaklar, eser sahipliğinin ispatında önemli deliller olabilir. Özellikle nihai ürünün oluşumuna kadar geçen süreçteki özgün seçimleri, düzeltmeleri ve geliştirmeleri gösteren çalışma kayıtları, yaratıcı katkının belirlenmesine yardımcı olur.

Örneğin bir grafik tasarım dosyasının yalnızca son hâlini bulunduran kişiyle, ilk çizimlerden başlayarak farklı tasarım kararlarını ve çalışma aşamalarını belgeleyen kişinin sunduğu deliller aynı nitelikte değildir.

Bununla birlikte kaynak dosyaların sonradan kopyalanması veya başkasına teslim edilmesi mümkündür. Bu nedenle dosyanın ilk oluşturulma tarihi, sürüm geçmişi, ilgili yazışmalar ve dosyaya erişim yetkileri birlikte incelenmelidir.

Dijital Zaman Damgası ve Üst Veriler Ne Kadar Güvenilirdir?

Elektronik dosyalarda yer alan oluşturulma tarihi, değişiklik geçmişi, üst veri ve zaman damgası gibi bilgiler, eserin belirli bir tarihte mevcut olduğuna ilişkin delil sunabilir.

Ancak bütün dijital tarih kayıtları aynı güvenilirlikte değildir. Bazı dosya özellikleri değiştirilebilir; bir dosyanın başka cihaza kopyalanması da tarih bilgilerinin yorumlanmasını etkileyebilir.

Bu nedenle teknik incelemede dosyanın özgünlüğü, zaman bilgisinin kaynağı, kayıtların birbirleriyle tutarlılığı ve değişiklik ihtimali değerlendirilmelidir.

Güvenilir bir zaman kaydı dahi tek başına dosyayı kaydeden kişinin eserin yaratıcısı olduğunu kanıtlamaz. Zaman bilgisi ile eser sahipliği arasında bağlantı kuran diğer delillerin de bulunması gerekebilir.

Sosyal Medyada İlk Paylaşımı Yapmak Eser Sahipliğini İspatlar mı?

Bir görseli, metni veya videoyu sosyal medya hesabında ilk paylaşan kişi, bu paylaşımı eser sahipliği iddiasına dayanak gösterebilir. Paylaşım tarihi ve hesabın kime ait olduğu, olayın kronolojisinin belirlenmesinde yararlı olabilir.

Ancak ilk paylaşan kişi ile eseri meydana getiren kişi aynı olmak zorunda değildir. Bir ajans, müşteri veya üçüncü kişi, eseri gerçek yaratıcısından önce kamuya sunmuş olabilir.

Ayrıca hesabın kullanıcı adı, profil bilgileri veya paylaşım açıklaması, FSEK m.11’deki karinenin her olayda kendiliğinden uygulanacağı anlamına gelmez. İlgili kanuni koşullar ile diğer yaratım delilleri ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Telif Kayıt ve Tescil Belgesi Eser Sahipliğinin Kesin Kanıtı mıdır?

Hayır. Telif hakkına ilişkin kayıt ve tescil belgesi, her durumda eser sahipliğini kesinleştiren veya hak doğuran bir belge değildir.

FSEK m.13, kayıt ve tescili hak sahipliğinin belirlenmesinde ispat kolaylığı ve hakların takibi gibi amaçlarla düzenler. Bu madde kapsamında eser sahiplerinin talebi üzerine korunan eserlerin kayıt ve tescili yapılabilir. Film ve fonogram yapımcılarına ilişkin özel kayıt yükümlülükleri ise genel bir eser sahipliği tescili zorunluluğuyla karıştırılmamalıdır.

Kanun, beyana dayalı kayıt işlemlerinde yanlış hak sahipliği bildirimlerinin hukuki ve cezai sonuçları olabileceğini de öngörür. Dolayısıyla bir kişinin kendi adına yaptırdığı kayıt, o kişinin eseri gerçekten meydana getirdiği konusundaki itirazları ortadan kaldırmaz.

Kayıt belgesi, başvuru tarihi, sunulan içerik ve başvuruda bulunan kişinin beyanı bakımından yararlı olabilir. Fakat başka bir kişinin daha önceki yaratım çalışmalarını gösteren güçlü deliller bulunuyorsa kayıt belgesinin ispat değeri bunlarla birlikte değerlendirilir.

Kayıt ve tescilin hukuki işlevi ile ilgili ayrıntılar, telif hakkı kayıt ve tescil işlemleri başlıklı incelemenin konusudur.

Eser Sahibi ile Mali Hakları Kullanan Kişi Nasıl Ayırt Edilir?

Eser sahipliği iddiasında sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, eseri hazırlayan kişi ile eseri ekonomik olarak kullanan kişinin farklı olmasıdır.

FSEK m.8’e göre eseri meydana getiren kişinin belirlenmesiyle FSEK m.18 uyarınca mali hakların kim tarafından kullanılacağının belirlenmesi farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.

Örneğin bir çalışan, işini görürken özgün bir görsel hazırlamış olabilir. Eserin yaratılmasından doğan sahiplik sıfatıyla iş ilişkisinden kaynaklanan mali hakları kullanma yetkisi birbirine karıştırılmamalıdır. İşverenin yetkisinin kapsamı, çalışanın meydana getirdiği eserde telif hakları bakımından ayrıca değerlendirilir.

Benzer şekilde bir yayınevinin, ajansın veya yapımcının eser üzerindeki mali hakları kullanması, o tüzel kişinin her durumda eserin yaratıcısı olduğu anlamına gelmez.

Bu ayrımın ispat açısından sonucu şudur: Eser sahibi olduğunu ileri süren kişi yaratıcı katkısını; mali hakları kullanmaya yetkili olduğunu ileri süren kişi ise gerektiğinde bu yetkinin dayanağını ortaya koymalıdır. Hak kullanma yetkisi bakımından iş ilişkisi, kanuni düzenleme veya geçerli sözleşme gibi farklı dayanaklar bulunabilir.

Bir Eserin Birden Fazla Sahibi Olduğu Nasıl İspatlanır?

Bir eserin hazırlanmasında birden fazla kişinin çalışmış olması, bunların tamamının eser sahibi olduğu anlamına gelmez.

FSEK m.9 ve m.10, birden fazla kişinin katkısıyla meydana getirilen eserlerde farklı hukuki durumlar düzenler. Katkıların birbirinden ayrılabilir olmasıyla eserin ayrılmaz bir bütün oluşturması aynı şekilde değerlendirilmez.

Özellikle FSEK m.10 uyarınca teknik hizmetler veya ayrıntılara ilişkin yardımlar, tek başına birlikte eser sahipliğine esas oluşturmaz.

Bu nedenle her kişinin eserin hangi kısmına, ne tür bir yaratıcı katkı sağladığı incelenmelidir. Örneğin yalnızca dosya formatını değiştiren, baskı işlemini gerçekleştiren veya idari koordinasyon sağlayan kişinin katkısı ile özgün görsel veya metinsel unsurları meydana getiren kişinin katkısı aynı değildir.

Katkıların ayrılabilirliği, eser sahiplerinin birlikte hareket etmesi ve hakların kullanılması gibi konular, birlikte eser sahipliği kapsamında ayrıca ele alınmaktadır.

FSEK Madde 76’daki İspat Düzenlemesi Eser Sahipliğini Nasıl Etkiler?

FSEK m.76, eser sahipliği karinelerinden farklı olarak, hakların kullanılmasıyla ilgili belgelerin mahkemeye sunulmasına yönelik özel bir düzenleme içerir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre mahkeme, davacının iddiasının doğruluğu hakkında kuvvetli kanaat oluşturmaya yeter miktarda delil sunması hâlinde, korunan eser veya diğer ilgili ürünleri kullananlardan gerekli izin ve yetkileri aldıklarına ilişkin belgeleri yahut yararlanılan ürünlerin listelerini sunmalarını isteyebilir.

Belirtilen belgelerin veya listelerin sunulamaması, ilgili eser ve diğer ürünlerin haksız kullanıldığına ilişkin kanuni karine doğurur.

Bu düzenleme, eser sahipliğinin ispatıyla izinsiz kullanımın ispatını birbirine dönüştürmez. FSEK m.76’da öngörülen karine, gerekli koşullarda kullanımın haksızlığıyla ilgilidir. Davacının belirli bir eseri meydana getirdiği veya hangi hakka dayanarak talepte bulunduğu sorusu ise kendi hukuki dayanakları ve delilleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.

Dolayısıyla bir kişinin izin belgesi sunamaması, karşı tarafın eserin gerçek yaratıcısı olduğunu kendiliğinden kanıtlamaz. Aynı şekilde eser sahibi olduğunu ispatlayan kişi de somut uyuşmazlıkta ileri sürdüğü diğer vakıaları, uygulanacak ispat kurallarına göre ortaya koymalıdır.

Eser Sahipliği Uyuşmazlığında Deliller Nasıl Değerlendirilir?

Varsayımsal bir olayda, bağımsız çalışan bir illüstratörün hazırladığı çizimin bir şirket tarafından kendi adıyla kullanıldığını ve şirketin çizimin yaratıcısı olduğunu ileri sürdüğünü düşünelim.

İllüstratör, çizimin başlangıç eskizlerini, farklı aşamalardaki çalışma dosyalarını, ilgili tarihli yazışmaları ve nihai dosyanın şirkete gönderildiğini gösteren kayıtları sunmaktadır. Şirket ise çizimin kendi hesabında ilk kez paylaşıldığını ve dosyayı elinde bulundurduğunu ileri sürmektedir.

Bu örnekte yalnızca şirketin ilk paylaşımı yapması veya dosyayı elinde tutması, eseri onun meydana getirdiği sonucuna ulaşmak için yeterli olmayabilir. İllüstratörün sunduğu delillerin kaynağı, tarihleri, bütünlüğü ve özgün yaratım aşamalarını gösterip göstermediği incelenmelidir.

Şirketin çizimi kullanmaya yetkili olup olmadığı da eser sahipliğinden ayrı bir sorudur. Taraflar arasında kullanım izni veya mali haklara ilişkin bir sözleşme bulunması, gerçek yaratıcı kişinin belirlenmesiyle aynı mesele değildir.

Somut uyuşmazlığın değerlendirilmesinde bu ayrım korunmadığında, dosyayı teslim alan veya eseri ilk yayımlayan kişinin yaratıcı sıfatı yanlış biçimde kabul edilebilir.

Mahkeme Delilleri Değerlendirirken Nelere Bakar?

Eser sahipliği konusunda uyuşmazlık doğduğunda mahkeme, tarafların ileri sürdüğü vakıaları ve bunlara ilişkin delilleri uygulanabilir ispat kuralları çerçevesinde değerlendirir.

HMK m.190 genel ispat yükünü ve kanuni karinelerin etkisini; m.199 elektronik veriler dâhil belge kavramını; m.198 ise kanuni istisnalar dışında delillerin hâkim tarafından serbestçe değerlendirilmesini düzenler.

Özellikle aşağıdaki hususlar belirleyici olabilir:

  • İleri sürülen ürünün FSEK kapsamında eser niteliği taşıyıp taşımadığı.
  • FSEK m.11 kapsamında eser sahipliği karinesinin şartlarının bulunup bulunmadığı.
  • İlk yaratım aşamalarını hangi tarafın güvenilir delillerle ortaya koyduğu.
  • Dosya, taslak ve yazışmaların gerçekliği ile birbirleriyle tutarlı olup olmadığı.
  • Tarafların yaratıcı katkılarının neler olduğu.
  • Eser sahipliği ile hakları kullanma yetkisine ilişkin iddiaların birbirinden ayrılıp ayrılmadığı.

Teknik inceleme gerektiğinde bilirkişi, dosya yapısı, sürüm kayıtları veya karşılaştırılan içeriklerin teknik özellikleri hakkında değerlendirme yapabilir. Bununla birlikte delillerden çıkarılacak hukuki sonuç ve eser sahipliğine ilişkin nihai değerlendirme mahkemeye aittir.

Delillerin kaybolma veya değişme ihtimali bulunduğunda başvurulabilecek koruma yöntemleri, telif uyuşmazlıklarında delil tespiti kapsamında ayrı bir konudur.

Eserin gerçek yaratıcısının kim olduğunun mahkeme kararıyla belirlenmesi ihtiyacında ise FSEK m.15/3 önem taşır. Bu hüküm, eserin kimin tarafından meydana getirildiğinin ihtilaflı olduğu veya bir kişinin eser sahibi olduğunu iddia ettiği hâllerde gerçek eser sahibinin hakkının tespitini mahkemeden isteyebilmesine imkân tanır. Bu talebin usulü ve hukuki yarar koşulları, eser sahipliğinin tespiti davası başlığında ayrıca incelenmektedir.

Eser Sahipliğinin İspatı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

1. Eserin Üzerinde Adı Yazılı Olan Kişi Kesin Olarak Eser Sahibi midir?

Hayır. FSEK m.11’in şartları gerçekleştiğinde ilgili kişi eser sahibi kabul edilir; ancak bu karinenin aksi ispatlanabilir. Gerçek yaratıcı kişi, kendi çalışmalarını ve eserin oluşum sürecini gösteren delillerle karineyi çürütmeye çalışabilir.

2. Dosyanın İlk Oluşturulma Tarihi Telif Hakkı Sahipliğini Kanıtlar mı?

İlk oluşturulma tarihi yararlı bir delil olabilir; fakat tek başına kesin kanıt değildir. Tarih bilgisinin güvenilirliği, dosyanın kaynağı ve yaratıcı katkının kime ait olduğu birlikte incelenmelidir.

3. Noter İşlemi Eser Sahipliğini Kesinleştirir mi?

Noter işleminin niteliğine bağlı olarak belirli bir tarihte sunulan belge veya yapılan işlemin ispatı kolaylaşabilir. Ancak bir eserin notere sunulması, sunan kişinin onu meydana getirdiğini kendiliğinden kanıtlamaz. Noter belgesinin neyi doğruladığı ile eser sahipliğinin ispatı birbirinden ayrılmalıdır.

4. Kaynak Dosyayı Elinde Bulunduran Kişi Eser Sahibi Sayılır mı?

Hayır. Kaynak dosyanın elde bulundurulması, dosyaya erişimi veya teslimi gösterebilir. Eser sahipliği ise yaratıcı katkıya dayanır. Dosyanın geçmişi ve diğer belgeler bu katkının belirlenmesinde kullanılabilir.

5. Kayıt veya Tescil Belgesi Olmadan Eser Sahipliği İspatlanabilir mi?

Evet. FSEK kapsamında eser sahipliğinin ispatı genel olarak kayıt belgesinin bulunmasına bağlı değildir. Kanuni karineler, özgün çalışma dosyaları, taslaklar, yazışmalar ve hukuka uygun diğer deliller kullanılabilir. Kayıt belgesi bu delillerden biri olabilir.

6. Eserin Şirket Adına Yayımlanması Şirketi Eser Sahibi Yapar mı?

Şirket adına yayım veya kullanım, tek başına şirketin eseri yaratan kişi olduğunu göstermez. FSEK m.8 uyarınca eserin kim tarafından meydana getirildiği ile m.18 kapsamında mali hakları kimin kullanabildiği ayrı değerlendirilir. Ayrıca şartları varsa FSEK m.12’nin hakların kullanılmasına ilişkin hükümleri gündeme gelebilir.

Sonuç

Eser sahipliğinin ispatında temel ölçüt, uyuşmazlığa konu eserin kim tarafından meydana getirildiğidir. FSEK m.11, belirli şartlarla adı eserde bulunan kişi lehine aksi ispatlanabilir bir karine tanırken m.12, eser sahibinin belirlenemediği durumlarda hakların kullanılmasını düzenler. FSEK m.76’daki özel karine ise yaratıcı kişinin kimliğinden ziyade haksız kullanımın değerlendirilmesiyle ilgilidir.

Somut olayda taslakların, kaynak dosyaların, zaman kayıtlarının, yazışmaların, yayımlanmış nüshaların ve diğer delillerin hangi vakıayı ortaya koyduğu ayrı ayrı belirlenmelidir. Özellikle ilk paylaşım, kayıt-tescil, dosya teslimi ve mali hakları kullanma yetkisi, gerçek eser sahipliğiyle özdeş kabul edilmemelidir.

Eser sahipliği konusunda karşıt iddiaların bulunduğu veya hak kullanımının bu uyuşmazlıktan etkilendiği durumlarda, FSEK’in karineleri ile delillerin bütünlüğünün birlikte incelenmesi önem taşır. Eser sahipliğinin ispatı ve telif hakkının korunmasıyla ilgili hukuki değerlendirme için telif hukuku avukatı desteği alınabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer