İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık kararından sonra velayet kendisine bırakılmayan ana ya da babanın, ortak çocuğun bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında yaptığı katkıdır. Bu nafaka eşin değil, çocuğun hakkıdır. Bu yüzden ebeveynlerin kusur durumundan tamamen bağımsızdır, kamu düzenine ilişkindir ve hâkim tarafından talep olmasa dahi re’sen hükmedilir. Kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.
Uygulamada iştirak nafakası, tedbir nafakası ve yardım nafakası ile sürekli karıştırılır. Oysa üçünün dayanağı, başlangıç anı, davacısı ve sona erme koşulları farklıdır. Aşağıda iştirak nafakasının hukuki niteliğini, miktarın nasıl belirlendiğini, ortak velayet ve erginlik gibi özel durumları, artırım ve kaldırma davalarını, ödenmemesi hâlindeki icra ve ceza sonuçlarını Yargıtay kararları ışığında ele alıyoruz.
İştirak nafakası nedir?
İştirak nafakası, boşanma, ayrılık veya evlenmenin butlanına karar verildikten sonra velayet hakkı kendisine bırakılmayan eşin, velayet hakkı verilen eşe, çocuğun bakımı ve eğitim giderleri için mali gücü oranında yaptığı katkıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu tanımı birebir bu şekilde yapmıştır (HGK, E. 2018/124, K. 2021/1490, T. 23.11.2021).
Buradaki en kritik ayrım şudur: iştirak nafakası eşlerin birbirine karşı bir borcu değil, ebeveynin çocuğuna karşı bakım yükümlülüğüdür. Nafakanın alacaklısı çocuktur; velayet sahibi ebeveyn yalnızca çocuk adına tahsil eder. Bu nitelendirme, aşağıda göreceğiniz neredeyse tüm sonuçların kaynağıdır: kusurun etkisiz olması, hâkimin re’sen hükmetmesi, feragatin geçersizliği ve icra hukukundaki ayrıcalıklı konum hep buradan doğar.
Kanun metni: TMK m. 182, 327-330
TMK m. 182/3 (Hâkimin takdir yetkisi)
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
TMK m. 327/1 (Kapsam)
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.
TMK m. 328 (Süre)
Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.
Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.
TMK m. 329 (Dava hakkı)
Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açabilir.
TMK m. 330 (Nafaka miktarının takdiri)
Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri de göz önünde bulundurulur.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
İştirak nafakası neleri kapsar?
Kapsam, çocuğun yalnızca hayatta kalmasını değil sosyal gelişimini de içerecek biçimde geniş yorumlanır. Yargıtay, iştirak nafakasının niteliği itibarıyla ortak çocuğun bakım ve eğitim giderlerini kapsadığını belirtirken bu giderleri tek tek saymıştır: yiyecek, giyecek, barınma, sağlık, dinlenme, eğitim öğretim, harçlık ve ulaşım giderleri (2. HD, E. 2023/7488, K. 2023/4599, T. 10.10.2023).
Yani harçlık ve dinlenme gibi kalemler de nafakanın kapsamındadır; nafaka asgari geçim değil, çocuğun evlilik sürseydi sahip olacağı yaşam standardına yaklaşan bir bakım ölçüsüdür.
Tedbir, iştirak ve yardım nafakası arasındaki farklar
| Ölçüt | Tedbir nafakası | İştirak nafakası | Yardım nafakası |
|---|---|---|---|
| Dönem | Dava süresince, karar kesinleşinceye kadar | Kesinleşmeden sonra, erginliğe kadar | Erginlikten sonra |
| Dayanak | TMK m. 169 | TMK m. 182, 327-330 | TMK m. 364-365 |
| Davacı | Eş (çocuk için de istenir) | Fiilen bakan ana veya baba, çocuk adına | Bizzat ergin çocuk |
| Re’sen hükmedilir mi? | Evet | Evet | Hayır, taleple bağlılık geçerli |
| Harç | Asıl davanın eki | Asıl dava ile istenirse eki | Bağımsız dava, nispi harç |
Uygulamada mahkemeler bu geçişi tek cümlede kurar: dava süresince çocuk için tedbir nafakasına hükmedilir, kararın kesinleşmesiyle bu nafakanın iştirak nafakası olarak devamına karar verilir. Yargıtay bu formülü onaylamıştır (2. HD, E. 2023/8078, K. 2023/5613, T. 23.11.2023).
Yardım nafakasıyla arasındaki ayrım çizgisi ise erginliktir. İştirak nafakası velayetin uzantısıyken, yardım nafakası TMK m. 364’teki aile bireylerinin birbirine yardım yükümlülüğünden doğar. Bu ayrımın önemli bir sonucu, yardım nafakasında mirasçılıktaki sıranın gözetilmesidir: önce iştirak nafakası yükümlüsü babadan talep edilir, babanın sosyal ve ekonomik durumu elverişli değilse ancak o zaman mirasçılık sırası gözetilerek dede gibi diğer yükümlülere başvurulabilir (3. HD, E. 2018/7231, K. 2019/742, T. 06.02.2019).
İştirak nafakası kamu düzenine ilişkindir: hâkim re’sen hükmeder
Medeni usul hukukundaki taleple bağlılık ilkesinin en önemli istisnalarından biri iştirak nafakasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bunu açıkça belirtmiştir: iştirak nafakası çocuğun korunmasına yönelik olup kamu düzenine ilişkindir; bu nedenle hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden iştirak nafakasına hükmetmelidir (HGK, E. 2020/95, K. 2022/1550, T. 17.11.2022).
Mahkeme velayeti bir tarafa bırakırken nafakaya hükmetmezse bu bozma sebebidir. Yargıtay, velayeti anneye bırakılan ortak çocuk için uygun miktarda iştirak nafakası takdiri gerekirken bu konuda karar verilmemesini, çocuğun üstün yararının ve konunun kamu düzenine ilişkin olmasının gözetilmemesi gerekçesiyle bozmuştur (2. HD, E. 2024/9117, K. 2025/5261, T. 26.05.2025).
Bunun ikinci bir sonucu daha vardır: iştirak nafakası yargılamanın her aşamasında istenebilir. Aynı kararda belirtildiği üzere, iştirak ve tedbir nafakalarına mahkemece re’sen hükmedilebileceği gibi yargılama aşamasında da her zaman istenebilir; sonradan istenmesi iddia ve savunmanın genişletilmesi niteliğinde değildir. Yani başlangıçta nafaka istemediğini beyan eden taraf bile sonradan talepte bulunabilir.
Kusurun iştirak nafakasına etkisi yoktur
Boşanmada kusur, yoksulluk nafakası ve tazminat bakımından belirleyicidir; iştirak nafakası bakımından ise tamamen etkisizdir. Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tam kusurlu olan eşin de, hiç kusuru olmayan eşin de nafaka yükümlülüğü aynıdır. Sadakatsizlik, şiddet veya başka bir kusurlu davranış, çocuğa karşı mali sorumluluğu hafifletmez.
Yargıtay bu yükümlülüğü TMK m. 182 çerçevesinde şöyle ifade etmiştir: velayet kendisine verilmeyen taraf, ekonomik imkânları ölçüsünde ortak çocukların giderlerine katılmakla yükümlüdür (2. HD, E. 2023/8078, K. 2023/5613, T. 23.11.2023). Yükümlülüğün kaynağı kusur değil, ebeveynlik bağı ve ekonomik imkândır.
Aynı şekilde, velayeti alan tarafın gelirinin yüksek olması da nafakayı ortadan kaldırmaz. Yargıtay, davacının sosyal ve ekonomik durumunun iyi olmasının, davalının ödeme gücüne oranla iştirak nafakası ödemesine engel olmadığını belirtmiştir (3. HD, E. 2015/18575, K. 2016/2837, T. 29.02.2016). Çocuk, her iki ebeveynin de imkânlarından yararlanma hakkına sahiptir.
İştirak nafakası kime ödenir?
Nafakanın alacaklısı çocuktur; ancak ödeme, çocuğa fiilen bakan ve onu temsil eden ebeveyne yapılır. TMK m. 329/1 uyarınca küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı çocuk adına nafaka davası açar. Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde dava kayyım veya vasi tarafından da açılabilir; ayırt etme gücüne sahip küçük de bizzat dava açabilir.
Dikkat edilmesi gereken nokta, davanın “çocuk adına” açılmasıdır. Velayet sahibi ebeveyn kendi adına değil, çocuğun temsilcisi olarak hareket eder. Bu, feragat ve erginlik bölümlerinde göreceğiniz sonuçların temelidir.
İştirak nafakası ne zaman başlar?
İştirak nafakası, boşanma veya ayrılık kararının kesinleşmesinden sonra hüküm ifade etmeye başlar. Dava süresince çocuğun ihtiyaçları tedbir nafakasıyla karşılanır.
Bağımsız olarak açılan nafaka davalarında ise nafaka dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bu, 28.11.1956 tarih ve 15/E-15/K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına dayanır: nafaka ve nafakanın artırılması davaları kanundan doğan bir alacağın tespiti ve tahsili niteliğinde olup davanın açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder (3. HD, E. 2014/15254, K. 2015/1393, T. 26.01.2015). Yani yargılama uzasa bile alacak dava tarihinden itibaren birikir.
Nafaka miktarı nasıl belirlenir?
TMK m. 330 üç ölçüt koyar: çocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri. Yargıtay bu üçlü sacayağının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurgular (3. HD, E. 2016/16394, K. 2017/5185, T. 13.04.2017). Ayrıca aynı maddeye göre çocuğun kendi gelirleri de göz önünde bulundurulur.
Çocuğun ihtiyaçları yaşa, eğitim düzeyine, sağlık durumuna ve sosyal çevreye göre değişir. Özel eğitim gereksinimi veya kronik rahatsızlığı bulunan çocuk için takdir edilecek nafaka daha yüksek olmalıdır. Yargıtay, engelli küçüğün eğitim, sağlık ve barınma giderlerinin artmış bulunmasını ve TÜFE’deki artış oranlarını birlikte değerlendirerek hükmedilen nafakayı az bulmuştur (3. HD, E. 2010/7928, K. 2010/12667, T. 12.07.2010).
Ödeme gücü, yalnızca maaştan ibaret değildir; taşınmazlar, kira gelirleri, harcama düzeyi ve sosyal statü bir bütün olarak değerlendirilir. Yükümlünün bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin varlığı da dikkate alınır; ancak bu, ortak çocuğun nafaka hakkını ortadan kaldıran değil, miktarın hakkaniyetle paylaştırılmasında rol oynayan bir unsurdur.
Yargıtay’ın miktar takdirinde kullandığı formül şudur: iştirak nafakasının çocuğun yaşı, eğitim durumu, günün ekonomik koşullarındaki paranın alım gücü ile genel ihtiyaçlarına uygun olarak ana babanın mali durumları da gözetilerek takdiri gerekir (3. HD, E. 2016/16394, K. 2017/5185). Bu denge kurulurken, velayet sahibi ebeveynin de çocuğun bakımına emeğiyle katıldığı unutulmamalıdır. Nihai ölçüt TMK m. 4’teki hakkaniyet ilkesidir (2. HD, E. 2023/3143, K. 2023/2356, T. 11.05.2023).
Kayıt dışı gelirde ödeme gücü nasıl tespit edilir?
Uygulamadaki en yaygın sorun, yükümlünün gelirini düşük göstermesi veya sigortasız çalışmasıdır. Bu durumda Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) araştırması davanın en kritik delili hâline gelir.
Mahkeme kolluk marifetiyle tarafların oturduğu konutun niteliğini, üzerlerine kayıtlı araçları, banka ve kredi kartı hareketlerini ve yaşam standardını araştırır. Beyan edilen gelir ile fiili yaşam düzeyi arasında açık bir uyumsuzluk varsa, hayatın olağan akışı gereği gerçek gelirin beyan edilenden yüksek olduğu kabul edilir. Tanık beyanları, mesleki kıdem ve piyasa koşullarında o işi yapan birinin kazanabileceği ortalama gelir de bu tespitte kullanılır.
Belgelenemeyen giderler bakımından Yargıtay somut bir yöntem göstermiştir: eğitim giderleri konusunda gerekirse uzman bilirkişiden rapor alınarak çocuğun yaşı ve eğitim dönemi dikkate alınıp yıllık eğitim giderlerinin ortalama olarak belirlenmesi, ardından çocuğun yaşı ve değişen ihtiyaçları ile diğer masrafların da birlikte düşünülerek eğitim giderlerini de kapsar şekilde nafakaya hükmedilmesi gerekir (2. HD, E. 2024/1044, K. 2024/2256, T. 01.04.2024).
Gelecek yıllara ilişkin artış oranı
İştirak nafakası uzun süreli bir yükümlülüktür ve karar tarihindeki miktar enflasyon karşısında hızla erir. Bu nedenle TMK m. 330/3 ve m. 182/4, hâkime önemli bir imkân tanır: hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Uygulamada bu, kararda ÜFE veya TÜFE oranında otomatik artış hükmü konulması biçiminde gerçekleşir. Bunun pratik önemi büyüktür: artış oranı karara konulmazsa, nafaka alacaklısı her yıl değişen şartları yeniden kanıtlayarak artırım davası açmak zorunda kalır.
Dikkat: Kanun bu imkânı “istem hâlinde” tanımıştır. Yani hâkim otomatik artış hükmünü re’sen koyamaz; dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi gerekir. İştirak nafakasının kendisine re’sen hükmedilmesi, artış oranının da re’sen belirleneceği anlamına gelmez.
Ortak velayette iştirak nafakası
Ortak velayet, iştirak nafakası yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Ortak velayette ebeveynler çocukla ilgili kararları birlikte alır; ancak bu, çocuğun günlük bakımının ve masraflarının fiilen nasıl paylaşıldığını değiştirmez.
Miktar belirlenirken iki unsur esas alınır: çocuğun fiilen kimin yanında ne kadar süre kaldığı ve ebeveynlerin gelirleri arasındaki fark. Çocuk zamanının büyük çoğunluğunu bir ebeveynin yanında geçiriyorsa, diğerinin nafaka yükümlülüğü devam eder. Gelirler arasında belirgin fark varsa, geliri yüksek olan tarafın çocuğun yaşam standardını korumak üzere nafaka ödemesi hakkaniyet gereğidir.
Taraflar giderleri fiilen paylaşıyorsa ve gelirleri birbirine yakınsa nafakaya hükmedilmeyebilir. Ancak ortak velayet, mali gücü yüksek olan tarafın bakım borcunu sınırlayan bir kalkan olarak kullanılamaz.
Fiili bakım el değiştirirse ne olur?
Bu, makalenin en pratik bölümlerinden biridir. Yargıtay şu ilkeyi kurmuştur: iştirak nafakası velayetin fiilen (eylemli olarak) kullanılmasına bağlı bir haktır. Velayetin kendisine bırakıldığı eş çocuğa bakmayıp karşı taraf çocuğa bakıyorsa, çocuğa bakan taraf velayetin değiştirilmesi davası açmak zorunda olmadan doğrudan iştirak nafakası talebinde bulunabilir. Velayet değiştirilmeden çocuğa bakan taraf iştirak nafakası davası açıp nafakaya hükmolunduktan sonra çocuk velayetinde bulunduğu tarafın yanına giderse, bu taraf nafakanın kaldırılmasını her zaman isteyebilir ve nafaka kaldırılır (3. HD, E. 2016/16717, K. 2017/5748, T. 19.04.2017).
Aynı kararın çok önemli bir usul sonucu daha vardır: çocuğun yargılama sırasında karşı tarafın yanına geçmesi, davayı geçmişe dönük olarak konusuz bırakmaz. Somut olayda çocuk dava tarihinde annenin yanındayken sonradan babanın yanına geçmiş; Yargıtay, dava tarihi ile çocuğun babanın yanına geçtiği tarih arasındaki dönem için anne yararına hakkaniyete uygun miktarda iştirak nafakasına hükmedilmesi gerektiğini belirterek “karar verilmesine yer olmadığına” hükmünü bozmuştur.
Kişisel ilişki engellenirse nafaka ödenmeyebilir mi?
Hayır. Velayet sahibi ebeveynin çocuğu göstermemesi, kişisel ilişkiyi engellemesi, nafaka yükümlüsüne ödemeyi durdurma hakkı vermez. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır; ebeveynler arasındaki uyuşmazlığın karşılığı olarak askıya alınamaz. Çocuğun gösterilmemesi, çocuğun bakım ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Bu durum, yukarıdaki bölümde anlatılan fiili bakımın el değiştirmesi hâliyle karıştırılmamalıdır. Orada nafakanın kalkmasının sebebi çocuğun artık nafaka yükümlüsünün yanında yaşıyor olmasıdır; kişisel ilişkinin engellenmesi değil.
Kişisel ilişkinin engellenmesi hâlinde başvurulacak yollar farklıdır. TMK m. 324/2 uyarınca ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür; bu yükümlülüğe aykırı davranılırsa kişisel ilişki hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. Daha önemlisi, TMK m. 324/3 uyarınca velayet kendisine bırakılan taraf kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmezse, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayet değiştirilebilir ve bu husus kişisel ilişki kararında taraflara ihtar edilir. Ayrıca icra yoluyla teslim ve İcra ve İflas Kanunu kapsamındaki şikâyet yolları da açıktır.
Kısacası: nafakayı kesmek değil, mahkemeye başvurmak gerekir. Tek taraflı olarak ödemeyi durdurmak, yükümlüyü icra takibi ve tazyik hapsi riskiyle karşı karşıya bırakır.
Velayetin değişmesi hâlinde nafaka
Velayet mahkeme kararıyla diğer ebeveyne geçerse, nafaka yükümlülüğü de yön değiştirir. İştirak nafakası velayetin fiilen kullanılmasına bağlı olduğundan, artık çocuğa fiilen bakan taraf alacaklı, diğer taraf yükümlü hâline gelir.
Ancak mevcut nafaka hükmü kendiliğinden ortadan kalkmaz. Nafaka ödemeye devam eden tarafın, nafakanın kaldırılması için mahkemeye başvurması gerekir. Yukarıda anılan karar bu imkânı açıkça tanımaktadır: çocuk velayetinde bulunduğu tarafın yanına giderse, o taraf nafakanın kaldırılmasını her zaman isteyebilir (3. HD, E. 2016/16717, K. 2017/5748).
Çocuk ergin olunca nafaka biter mi?
Evet. TMK m. 328/1 uyarınca ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Erginlik on sekiz yaşın doldurulması, evlenme veya mahkeme kararıyla ergin kılınma (kazai rüşt) hâllerinde gerçekleşir.
İştirak nafakası, velayetin bir sonucu olduğundan, erginlik anında başkaca bir mahkeme kararına gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer. Bu andan sonra velayet sahibi ebeveynin çocuk adına nafaka tahsil etme yetkisi hukuken ortadan kalkar. Yargıtay, bakım borcunun çocuğun ergin olmasına kadar devam edeceğini teyit etmiştir (2. HD, E. 2024/1805, K. 2024/2930, T. 29.04.2024).
Devam eden bir davada çocuk erginleşirse, erginlik tarihinden sonrası için iştirak nafakasına hükmedilemez; o tarihe kadar birikmiş alacaklar ise geçerliliğini korur.
Eğitimi devam eden ergin çocuk: yardım nafakasına geçiş
TMK m. 328/2 önemli bir istisna getirir: çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.
Bu aşamada ödenen nafaka artık iştirak nafakası değil, yardım nafakası niteliğindedir. Bu yalnızca bir isim değişikliği değildir; hukuki dayanak ve usul kuralları da değişir:
- Davacı artık velayet sahibi ebeveyn değil, bizzat ergin çocuğun kendisidir.
- Yardım nafakası kamu düzenine ilişkin bir dava türü olmadığından hâkim re’sen hükmedemez; taleple bağlılık ilkesi (HMK m. 26) sıkı biçimde uygulanır.
- Çocuğun kendi imkânları (burs, yarı zamanlı çalışma geliri) daha sıkı incelemeye tabi tutulur.
- Bağımsız bir dava olduğundan nispi harca ve vekalet ücretine tabidir.
Eğitimin kapsamı lisansla sınırlı değildir; yüksek lisans, doktora veya mesleki eğitim süreçleri de somut olayın özelliklerine göre değerlendirilebilir. Ölçüt, eğitimin çocuğun mesleki geleceği için gerekli olup olmadığı ve ebeveynlerin bu yükü kaldırabilecek durumda bulunup bulunmadığıdır.
İştirak nafakasından feragat edilebilir mi?
Hayır. İştirak nafakası çocuğun hakkıdır ve kamu düzenine ilişkindir; ebeveynler çocuk adına bu haktan geçerli biçimde feragat edemez. Anlaşmalı boşanma protokolünde nafaka istenmediğinin belirtilmesi veya miktarın çok düşük tutulması, gelecekte nafaka davası açılmasına engel oluşturmaz.
Bu, boşanmadaki maddi ve manevi tazminattan en keskin ayrıldığı noktadır: protokolde tazminattan feragat kesin hüküm sonucu doğururken, iştirak nafakasında böyle bir sonuç doğmaz. Çünkü tazminat eşin kendi hakkıdır; iştirak nafakası ise çocuğun hakkıdır ve ebeveyn onun üzerinde serbestçe tasarruf edemez.
Protokolde nafaka kararlaştırılmamışsa, velayet sahibi ebeveyn her zaman iştirak nafakası davası açabilir. Protokoldeki miktar zamanla yetersiz kalmışsa artırım davası açılabilir. Boşanma anında tarafların mali durumları denk olduğu için nafakaya hükmedilmemiş olsa bile, sonradan taraflardan birinin mali gücünün artması veya çocuğun giderlerinin çoğalması hâlinde nafaka talebi gündeme gelebilir. Ayrıntılar için anlaşmalı boşanma davası içeriğimize bakabilirsiniz.
Nafakanın artırılması, azaltılması ve kaldırılması
TMK m. 331 uyarınca durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır. Nafaka kararları, verildikleri andaki şartlara göre tesis edilir ve şartlar esaslı biçimde değiştiğinde güncellenir.
Artırım sebepleri: paranın alım gücündeki düşüş, enflasyon, çocuğun yaşının büyümesiyle artan eğitim ve sosyal giderleri, okula başlama, bakıcı ihtiyacının doğması, yükümlünün mali durumundaki esaslı iyileşme.
Azaltma veya kaldırma sebepleri: yükümlünün işsiz kalması, ağır hastalık, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin artması, çocuğun fiilen yükümlünün yanına geçmesi.
Artırım davası için kanunda bir bekleme süresi öngörülmemiştir. Yargıtay bunu açıkça belirtmiştir: nafakanın yeniden belirlenmesi için yasada kesin bir zaman diliminin geçmesi aranmamıştır; artırım şartları oluşmuşsa her zaman nafakanın artırılması istenebilir (3. HD, E. 2013/10569, K. 2013/13120, T. 23.09.2013). Aynı kararda mahkemenin çocuğun bakıcı giderini dikkate alarak hakkaniyete uygun bir artırıma karar vermesi gerektiği de vurgulanmıştır.
Artırım davasında uyuşmazlığın özü, mevcut nafakanın günün şartlarında yetersiz kalıp kalmadığıdır (2. HD, E. 2024/3340, K. 2024/5512, T. 10.09.2024). Değerlendirmede nafaka takdirinden itibaren geçen süre, çocuğun yaşının büyümesiyle artan ihtiyaçları, tarafların ekonomik durumları ve hakkaniyet ilkesi birlikte gözetilir (2. HD, E. 2023/5705, K. 2023/4112, T. 21.09.2023).
Artırım davasında da taleple bağlılık ilkesi geçerlidir; hâkim talep edilenin üzerine çıkamaz, ancak altında bir miktara hükmedebilir. Bununla birlikte talebin doğru okunması gerekir: Yargıtay, kadının talebinin öncelikle tedbiren belirli bir miktar, davanın kabulüyle birlikte daha yüksek bir miktara yükseltilmesi biçiminde olduğu bir olayda, mahkemenin dava tarihinden karar kesinleşene kadar yalnızca düşük miktara hükmetmesini taleple bağlılığın hatalı yorumu sayarak bozmuştur (2. HD, E. 2024/3340, K. 2024/5512).
Nafaka yükümlüsünün ölümü
Nafaka yükümlüsünün ölümüyle nafaka yükümlülüğü sona erer ve mirasçılara geçmez. Yargıtay bu ilkeyi net biçimde ifade etmiştir: tahakkuk etmiş ve muacceliyet kazanmış bir nafaka bulunmadıkça nafaka yükümlüsünün ölümü ile nafaka mükellefiyeti sona erer; babanın ergin olmayan çocuğuna bakım borcunun sonucu olan nafaka yükümlülüğü mirasçılarına intikal etmez ve davalının vefat ettiği tarihte çocuk yararına hükmedilen nafaka kendiliğinden sona erer (2. HD, E. 2023/3195, K. 2023/2616, T. 23.05.2023).
Buna karşılık ölüm tarihine kadar birikmiş nafaka borçları terekeye dahildir. Yargıtay, borç ilama bağlandıktan sonra borçlunun ölüm tarihine kadar gerçekleşen nafaka borcunun on yıl süreyle zamanaşımına uğramayacağını, mirasçılar mirası reddetmedikleri takdirde bu borçtan miras payları oranında sorumlu olacaklarını belirtmiştir. Aynı kararda nafaka borcunun ilam hükmü gereği ilamın kesinleştiği tarihten başlayarak murisin ölüm tarihine kadar devam edeceği vurgulanmış; ayrıca alacaklı aynı zamanda mirasçı ise kendi miras payı düşüldükten sonra kalan miktardan diğer mirasçıların sorumlu olduğu belirtilmiştir (8. HD, E. 2015/7448, K. 2017/9168, T. 15.06.2017).
Aynı mantık başka bir olayda da uygulanmıştır: yargılama sırasında ölen yükümlünün mirasçısı, olsa olsa ölüm tarihine kadar murisin sorumlu tutulabileceği bir nafaka varsa ondan mirasçı sıfatıyla sorumlu olur (3. HD, E. 2018/7231, K. 2019/742).
Çocuğun evlat edinilmesi
Çocuk bir başkası tarafından evlat edinilirse, öz ebeveynin iştirak nafakası yükümlülüğü sona erer. Yargıtay bunu doğrudan hükme bağlamıştır: evlat edinme ile soybağı kurulur ve ana-babaya ait olan haklar ile yükümlülükler evlat edinene geçer (TMK m. 314/1). Somut olayda üniversite öğrencisi davacının TMK m. 328/2 kapsamındaki eğitim gideri talebi öz babasına yöneltilmiş; Yargıtay, bu yükümlülüğün ana ve babaya ait yükümlülüklerden olduğunu ve evlat edinene geçtiğini belirterek öz baba aleyhine kurulan hükmü bozmuştur (3. HD, E. 2009/21161, K. 2010/1032, T. 28.01.2010).
Buradaki nüans önemlidir: evlat edinme mali yükümlülüğü aktarır, ancak genetik ana ve baba ile çocuk arasındaki doğal soybağı ilişkisini tümüyle ortadan kaldırmaz. Bir kararda, evlat edinmeyle ana ve babaya ait hak ve yükümlülüklerin evlat edinene geçtiği, ancak çocuğun genetik ana ve babası arasında var olan soybağı ilişkisi sona ermediğinden kişisel ilişki kurma hakkının devam ettiği ve evlatlığın kendi ailesindeki mirasçılığının da sürdüğü belirtilmiştir (18. HD, E. 2014/18203, K. 2015/625, T. 19.01.2015 — oyçokluğuyla, karşı oy vardır).
Ödenmeyen nafakanın tahsili ve tazyik hapsi
İştirak nafakası, icra hukukunda ayrıcalıklı bir konuma sahiptir.
Kesinleşmeden icra edilebilir. İİK m. 36 uyarınca nafaka hükümlerinin icrası için kararın kesinleşmesi beklenmez. Bu, çocuğun bakım giderlerinin kesintiye uğramamasını sağlayan hayati bir güvencedir.
Alacaklılar sırasında birinci sıradadır. İİK m. 206 uyarınca nafaka alacakları imtiyazlı alacaklar arasında ilk sırada yer alır; borçlunun malvarlığı üzerinde birden fazla haciz varsa satıştan elde edilen para öncelikle nafaka borcuna tahsis edilir.
Maaş haczinde ayrıcalıklıdır. Adi alacaklarda maaşın ancak dörtte biri haczedilebilirken, nafaka alacağı için yapılan haciz bu dörtte bir sınırına ve haciz sırasına tabi değildir. Buna karşılık borçlunun ve ailesinin geçinmesi için gerekli miktarın ayrılması kuralı tümüyle ortadan kalkmaz; icra müdürlüğü bu dengeyi gözetir.
Tazyik hapsi. İİK m. 344 uyarınca nafaka ödeme kararına uymayan borçlu, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılır. Bu klasik bir hapis cezası değil, borçluyu ödemeye zorlayan bir araçtır; borçlu borcu öderse derhal tahliye edilir. Şikâyet, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde ihlal tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır. Yalnızca ödenmeyen aylar için ve icra emrinin tebliğinden sonra muaccel olan nafakalar bakımından uygulanır; borçlunun nafakayı ödeyememesi veya nafakanın kaldırılması/azaltılması istemiyle dava açmış olması savunma olarak değerlendirilir.
Gelecekteki nafaka için güvence (TMK m. 334)
TMK m. 334, uygulamada az bilinen ancak çok işlevsel bir imkân tanır: ana ve baba nafaka yükümlülüklerini sürekli olarak ve ısrarla yerine getirmezlerse ya da kaçma hazırlığı içinde bulundukları, mallarını gelişigüzel harcadıkları veya heba ettikleri kabul edilebilirse, hâkim gelecekteki nafaka yükümlülüklerine ilişkin olarak uygun bir güvencenin sağlanmasına veya gerektiğinde diğer önlemlerin alınmasına karar verebilir.
Güvence; taşınmaz üzerine ipotek konulması, banka hesabına bloke konulması veya kefil gösterilmesi biçiminde olabilir. Bu, nafakanın yalnızca geçmiş borçlar için değil, çocuğun erginliğine kadar olan tüm süreci kapsayan bir koruma olduğunu gösterir. Malvarlığını elden çıkaran veya yurt dışına çıkma hazırlığı yapan yükümlülere karşı en etkili önleyici araçtır.
Nafakaya faiz işletilir mi?
Evet, ancak faiz başlangıcı sıkça yanlış bilinir. Yargıtay ilkeyi açıkça koymuştur: nafaka alacaklarına mahkeme hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz yürütülür. Somut olayda mahkeme birikmiş nafakaya karar tarihinden, işleyecek nafakalara tahakkuk tarihlerinden faiz işletilmesine karar vermiş; Yargıtay bunu doğru bulmayarak hükmü “hükmolunan nafakalara kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine” biçiminde düzelterek onamıştır (3. HD, E. 2013/2104, K. 2013/4234, T. 13.03.2013).
Karıştırılmaması gereken iki ayrı soru: Nafakanın kendisi, 1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca dava tarihinden itibaren hüküm ifade eder ve o tarihten itibaren birikir. Buna karşılık birikmiş nafakaya faiz, ancak hükmün kesinleşmesinden itibaren işler. Birinci soru alacağın doğumuna, ikincisi temerrüde ilişkindir.
Görevli ve yetkili mahkeme, harç ve vekalet ücreti
Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında re’sen gözetilir.
Yetki bakımından TMK m. 177 özel bir kural getirir: boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Bu, genel yetki kuralına getirilmiş bir istisnadır ve nafaka alacaklısını korur; çocuğa bakan ebeveynin başka bir şehirde dava takip etme zorunluluğunu ortadan kaldırır. Ayrıca TMK m. 326 uyarınca kişisel ilişkiye dair düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Harç ve vekalet ücreti bakımından iki durum ayrılır. Nafaka talebi boşanma veya babalık gibi bir asıl davanın eki olarak ileri sürülmüşse ayrıca harca tabi değildir ve bu talep yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmez. Yargıtay bunu açıkça belirtmiştir: babalığın hükmen tespiti davası ile birlikte açılan ve babalığın fer’î niteliğinde olan talepler ile TMK m. 182’de yazılı çocuk için nafaka istekleri ayrıca harca tabi olmadığı gibi, kabul veya reddi hâlinde bu talepler yönünden ayrıca vekalet ücretine hükmedilmez (2. HD, E. 2023/1487, K. 2023/2373, T. 11.05.2023). Buna karşılık boşanmadan sonra açılan bağımsız nafaka ve nafaka artırım davaları nispi harca tabidir ve kabul edilen miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilir.
İstinaf ve temyiz
Nafaka kararlarına karşı kanun yolu başvuruları HMK’daki parasal sınırlara tabidir ve iştirak nafakası bu sınırların hesabında yıllık toplam tutar üzerinden değerlendirilir. Hükmedilen yıllık nafaka miktarı karar tarihindeki istinaf sınırının altında kalıyorsa karar ilk derece mahkemesinde kesinleşir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz edilebilmesi için de yıllık tutarın temyiz sınırını aşması gerekir.
Yargıtay, miktar takdirindeki hatanın yeniden yargılamayı gerektirmediği hâllerde hükmü düzelterek onayabilir; bu, yargılamanın uzamasını önleyerek çocuğun hakkaniyete uygun nafakaya bir an önce kavuşmasını sağlar (3. HD, E. 2010/7928, K. 2010/12667, T. 12.07.2010).
Sıkça sorulan sorular
İştirak nafakası talep etmezsem mahkeme yine de hükmeder mi?
Evet. İştirak nafakası kamu düzenine ilişkin olduğundan hâkim talep bulunmasa dahi kendiliğinden hükmetmekle yükümlüdür.
Boşanmada tam kusurlu olan taraf da iştirak nafakası öder mi?
Evet. Kusur iştirak nafakasında etkili değildir; yükümlülüğün kaynağı ebeveynlik bağı ve ekonomik imkândır.
Velayeti alan taraf zenginse yine de nafaka ödenir mi?
Evet. Velayeti alan tarafın ekonomik durumunun iyi olması, diğer tarafın ödeme gücü oranında nafaka ödemesine engel değildir.
Nafaka miktarı neye göre belirlenir?
Çocuğun ihtiyaçları, ana ve babanın hayat koşulları ile ödeme güçleri ve çocuğun kendi gelirleri birlikte değerlendirilir. Sabit bir tarife yoktur.
Nafakanın her yıl artması için ne yapmam gerekir?
Dava dilekçesinde gelecek yıllara ilişkin artış oranının belirlenmesini açıkça talep etmelisiniz. Hâkim bunu ancak istem hâlinde karara bağlayabilir.
Ortak velayet varsa nafaka ödenmez mi?
Ortak velayet nafaka yükümlülüğünü kendiliğinden kaldırmaz. Çocuğun fiilen kimin yanında kaldığı ve gelirler arasındaki fark belirleyicidir.
Eski eşim çocuğu göstermiyor, nafakayı kesebilir miyim?
Hayır. Kişisel ilişkinin engellenmesi nafaka ödememe hakkı vermez. Bu durumda velayetin değiştirilmesi istenebilir ve icra yoluyla teslim ile şikâyet yollarına başvurulabilir.
Çocuk benim yanıma taşındı, nafaka devam eder mi?
Hayır. Çocuk fiilen nafaka yükümlüsünün yanına geçmişse, nafakanın kaldırılması her zaman istenebilir. Ancak kaldırma için mahkemeye başvurmak gerekir; ödemeyi tek taraflı kesmek riskli olur.
Çocuk 18 yaşını doldurdu, nafaka otomatik olarak biter mi?
Evet, iştirak nafakası erginlikle kendiliğinden sona erer. Eğitimi devam ediyorsa çocuk bizzat kendi adına yardım nafakası davası açabilir.
Üniversite okuyan çocuğa nafaka ödenir mi?
Ödenebilir, ancak bu artık yardım nafakasıdır. Ergin çocuğun bizzat dava açması gerekir ve hâkim re’sen hükmedemez.
Anlaşmalı boşanmada nafaka istemedim, sonradan isteyebilir miyim?
Evet. İştirak nafakası çocuğun hakkı olduğundan ebeveyn çocuk adına geçerli biçimde feragat edemez; her zaman dava açılabilir.
Nafaka artırım davası açmak için belli bir süre beklemek gerekir mi?
Hayır. Kanunda bekleme süresi öngörülmemiştir; artırım şartları oluşmuşsa her zaman dava açılabilir.
Nafaka yükümlüsü ölürse mirasçıları ödemeye devam eder mi?
Hayır. Nafaka yükümlülüğü ölümle sona erer ve mirasçılara geçmez. Yalnızca ölüm tarihine kadar birikmiş nafaka borçları terekeye dahildir ve mirasçılar miras payları oranında bundan sorumludur.
Çocuk evlat edinilirse öz ebeveynin nafaka borcu biter mi?
Evet. Evlat edinmeyle ana ve babaya ait haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer; bakım borcu da bu kapsamdadır.
Nafaka ödenmezse hapis cezası var mı?
İİK m. 344 uyarınca üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabilir. Bu bir ceza değil, ödemeye zorlama aracıdır; borç ödenirse borçlu tahliye edilir.
Nafakaya faiz işler mi?
Evet, hükmün kesinleşme tarihinden itibaren yasal faiz yürütülür.
Nafaka davası hangi mahkemede açılır?
Aile mahkemesinde. Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Sonuç
İştirak nafakası, boşanmanın diğer mali sonuçlarından temelde farklı bir yerde durur: alacaklısı eş değil çocuktur. Bu tek cümle, kusurun etkisiz olmasından hâkimin re’sen hükmetmesine, feragatin geçersizliğinden icra hukukundaki ayrıcalıklı konuma kadar bütün sonuçları açıklar.
Uygulamada en çok karşılaşılan hatalar da bu niteliğin gözden kaçırılmasından doğar: anlaşmalı boşanma protokolünde nafakadan vazgeçildiği sanılması, artış oranının talep edilmemesi nedeniyle nafakanın enflasyon karşısında erimesi, çocuk gösterilmediği gerekçesiyle ödemenin tek taraflı kesilmesi ve erginlikten sonra yanlış davacıyla dava açılması. Bunların hepsi önlenebilir hatalardır.
Boşanma sürecinin bütününe ilişkin daha geniş bir çerçeve için boşanma davalarında hukuki destek sayfamızı, boşanmanın diğer mali sonuçları için boşanmada maddi ve manevi tazminat ve boşanmada mal paylaşımı içeriklerimizi, tarafların anlaşarak boşanması hâlinde protokolün kapsamı için anlaşmalı boşanma başlığımızı inceleyebilirsiniz.
Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul