Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Feshi

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi, bakım borçlusunun bakım borcuna aykırı davrandığı ya da edimler arasında önemli bir oransızlık doğduğu durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun üç ayrı hükmü üzerinden istenir: TBK m.616 (altı ay önceden bildirimle önelli fesih), TBK m.617 (önel verilmeden fesih) ve TBK m.618 (bakım borçlusunun ölümü hâlinde bir yıl içinde fesih). Kanun “fesih” dese de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bakım borcuna aykırılık nedeniyle yapılan feshi geçmişe etkili bir dönme olarak değerlendirir; bu nedenle başarılı bir fesih davası çoğu zaman bakım borçlusu adına yapılmış tapu tescilinin iptaline ve taşınmazın bakım alacaklısına iadesine varır. Bu yazıda feshin şartlarını, ispatını, tapu iptali ve tescile etkisini, hâkimin ömür boyu irat bağlama yetkisini ve bakım borçlusunun ya da bakım alacaklısının ölümü hâlinde izlenecek yolu güncel kanun metinleri ve Yargıtay kararlarıyla anlatıyorum. Sözleşmenin tanımı, şekli ve bakım borcunun kapsamı için ölünceye kadar bakma sözleşmesi yazımıza, sözleşmenin baştan geçersizliğini ileri süren yollar için ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali yazımıza bakabilirsiniz.

Fesih Yolları: TBK m.616, 617 ve 618

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya malvarlığı değerlerini ona devretmeyi üstlendiği, uzun süre devam eden bir sözleşmedir. Sözleşme kurulduktan sonra taraflar arasındaki ilişki bozulabilir; bakım yapılmaz, yetersiz yapılır ya da bakım alacaklısı ile bakım borçlusu aynı çatı altında yaşayamaz hâle gelir. Kanun bu durumlar için üç ayrı fesih yolu düzenler.

HükümNe zaman uygulanır?ÖnelSonuç
TBK m.616Edimler arasında önemli ölçüde oransızlık varsa ve fazla alan taraf bağış amacını ispat edemezseAltı ay önce bildirimSözleşme sona erer; ifa edilen edimler anapara ve faiziyle denkleştirilir
TBK m.617Borca aykırılık yüzünden devam çekilmez hâle gelirse ya da başka önemli sebepler devamı imkânsız veya aşırı güç kılarsaÖnel gerekmezKusurlu taraf aldığını geri verir ve uygun tazminat öder; hâkim ömür boyu gelir bağlayabilir
TBK m.618Bakım borçlusu ölmüşseÖlümden itibaren bir yıl içinde istemBakım alacaklısı mirasçılardan para ister

Uygulamada en çok dava, TBK m.617 uyarınca bakım borcuna aykırılığa dayanır. Bu yazı da ağırlığını oraya verecek, diğer iki yolu da kendi sınırları içinde anlatacaktır.

TBK m.616: Önel Verilerek Fesih

TBK m.616 – Önel verilerek fesih

Tarafların edimleri arasında önemli ölçüde oransızlık bulunur ve fazla alan taraf kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse diğer taraf, altı ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, sözleşmeyi her zaman feshedebilir. Bu oransızlığın tespitinde, ilgili sosyal güvenlik kurumunca, bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır. Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar geçen sürede ifa edilmiş edimler, anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilerek, denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir.

Bu madde hangi durumda işe yarar?

Madde, borca aykırılık bulunmasa bile taraflardan biri için sözleşmenin ekonomik olarak dayanılmaz hâle geldiği durumları ele alır. Örneğin bakım alacaklısı değeri çok yüksek bir taşınmazı devretmiş, bakım borçlusunun yaptığı ve yapacağı bakım ise bunun yanında çok küçük kalıyorsa ya da tersine, bakım borçlusu beklenenden çok ağır ve uzun bir bakım yükü altına girmişse, edimler arasındaki dengesizlik fesih sebebi olabilir. Burada kusur aranmaz; kanunun aradığı, edimler arasındaki oransızlığın “önemli ölçüde” olmasıdır.

Oransızlık nasıl ölçülür?

Kanun ölçütü kendisi verir: bakım borçlusuna verilenin değerine denk düşen anapara değeri ile bağlanacak irat arasındaki fark esas alınır ve bu hesap ilgili sosyal güvenlik kurumunca yapılır. Bu, bakım borçlusunun aldığı malın değerinin, karşılığında bakım alacaklısına ömür boyu bir irat ödemesi hâlinde ödemesi gereken tutarın anapara değeriyle kıyaslanması anlamına gelir. Bu fark önemli ölçüde ise oransızlık vardır.

Bağış amacı kimin ispat yüküdür?

Madde, ispat yükünü açıkça düzenler: fazla alan taraf, kendisine bağışta bulunulma amacı güdüldüğünü ispat edemezse fesih hakkı doğar. Yani fesih isteyen taraf oransızlığı göstermekle yetinir; oransızlığın bir bağış amacından doğduğunu, yani karşı tarafın fazlasını bilerek ve bağışlamak için verdiğini ispat etmek fazla alan tarafa düşer.

Bildirim ve denkleştirme

Fesih, altı ay önceden yapılan bildirimle kullanılır; kanun bildirim için özel bir şekil öngörmemiştir, ancak ispat açısından noter aracılığıyla yapılan bildirim tercih edilmelidir. Sözleşmenin sona erdirilmesi anına kadar ifa edilmiş edimler anapara ve faiziyle birlikte değerlendirilir; bu denkleştirme sonucunda alacaklı çıkan tarafa geri verilir. Böylece sözleşmeye göre yapılan bakım ve devredilen malın değeri birbirinden mahsup edilerek tasfiye yapılır.

TBK m.616 hükmü, Yargıtay uygulamasında TBK m.617 kadar sık karşımıza çıkmaz; bu bölümdeki anlatım madde metnine dayanmaktadır. İki hükmü ayırmak gerekir: m.616 kusur aramaz, oransızlığa dayanır ve altı aylık önel ister; m.617 ise borca aykırılığa ya da devamı çekilmez kılan başka önemli sebeplere dayanır ve önel gerektirmez. Bir de aşırı yararlanma (gabin) vardır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi uyuşmazlığında aşırı yararlanmanın TBK m.28 uyarınca karşılıklı edimler arasında açık orantısızlık (objektif unsur) gerektirdiğini, objektif unsur yoksa sübjektif unsurun değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2091, K. 2025/5334, T. 11.12.2025). Gabin, sözleşmenin kurulması anındaki sömürmeye dayanan bir irade bozukluğu iddiasıdır ve sözleşmenin baştan bağlayıcı olmamasını amaçlar; m.616 ise geçerli kurulmuş bir sözleşmedeki dengesizliği geleceğe yönelik sona erdirir.

TBK m.617: Önel Verilmeden Fesih

TBK m.617 – Önel verilmeksizin fesih

Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur. Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.

İki ayrı fesih sebebi

Madde iki ayrı sebebi sayar. Birincisi, sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması yüzünden sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesidir. İkincisi, borca aykırılık olmasa da başkaca önemli sebeplerin sözleşmenin devamını imkânsız kılması ya da aşırı ölçüde güçleştirmesidir. Her iki sebep de taraflardan her birine fesih hakkı verir; yani yalnızca bakım alacaklısı değil, bakım borçlusu da sözleşmeyi bu hükme dayanarak sona erdirebilir.

Bakım borcuna aykırılık

Bakım borcunun kapsamını TBK m.614 belirler: bakım alacaklısı sözleşmeyle bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur; bakım borçlusu, aldığı malların değerine ve bakım alacaklısının önceki sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri ifa eder, özellikle uygun gıda ve konut sağlar, hastalığında gerekli özenle bakar ve tedavisini yaptırır. Bu edimlerin yerine getirilmemesi, ihmal edilmesi, bakım alacaklısına kötü davranılması ya da alacaklının evden çıkmak zorunda bırakılması borca aykırılık oluşturur. Aykırılığın sözleşmenin devamını çekilmez hâle getirecek ağırlıkta olması gerekir; küçük aksaklıklar fesih için yeterli değildir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, bakım borcunun yerine getirilmediğinin sabit olduğu bir davada TBK m.617 uyarınca feshi yerinde bularak hükmü onamıştır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/722, K. 2025/153, T. 09.01.2025). Aynı yönde, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bakım borçlusunun yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde bakım alacaklısının fesih yoluna gidebileceğini ve verdiğini geri isteyebileceğini ifade etmiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/13443, K. 2019/5596, T. 31.10.2019). Buna karşılık Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bakım borcunun davalının kusuruyla yerine getirilmediğinin ispatlanamadığı bir uyuşmazlıkta davanın kabulünü yerinde bulmamıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/530, K. 2024/5433, T. 03.12.2024). Dolayısıyla kusur ve aykırılık somut olgularla gösterilmelidir.

Başkaca önemli sebepler

Taraflardan hiçbirinin açık bir kusuru bulunmasa da sözleşmenin devamını imkânsız kılan ya da aşırı güçleştiren hâller de fesih sebebidir. Bakım borçlusunun ağır hastalığı, bakım alacaklısının özel ve sürekli tıbbi bakım gerektirecek duruma gelmesi, taraflar arasındaki ilişkinin bir arada yaşamayı olanaksız kılacak ölçüde bozulması bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu hâllerde fesih haklı sayılsa da kusurlu taraf bulunmadığından “aldığını geri verme” ve tazminat sonuçlarının nasıl kurulacağı olayın özelliğine göre belirlenir; hâkim burada gerekirse TBK m.617/son hükmündeki ömür boyu irat yolunu seçebilir.

Bakım Borcuna Aykırılığın İspatı

Fesih davasının kaderini çoğu zaman ispat belirler. Bakım borcuna aykırılığı ileri süren taraf bunu somut olgularla göstermek zorundadır; “bakım yapılmadı” gibi genel bir iddia yeterli olmaz. Bakım bir hafta ya da bir ay değil yıllar boyu süren bir yaşam ilişkisi olduğundan mahkeme, tanık anlatımlarının hangi gözleme dayandığına dikkat eder.

Tanık beyanlarında görgü şartı

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, çelişkili tanık beyanlarına dayanılarak sözleşmenin iptaline karar verilmesini yetersiz bulmuş ve hükmü bozmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/5369, K. 2022/5971, T. 17.10.2022). Aynı Daire, duyuma dayalı davacı tanıklarının beyanlarını yetersiz görmüş, somut olaylara dayanan davalı tanık anlatımlarını ise daha değerli bulmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1025, K. 2024/1150, T. 27.02.2024). Daire ayrıca görgüye dayalı tanıklık aramaktadır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1749, K. 2025/236, T. 13.01.2025). Dolayısıyla “komşu duymuş” ya da “bana böyle anlattı” türünden beyanlar delil olarak zayıftır; bakım alacaklısının yaşadığı evi sık gören, ihmali doğrudan gözlemiş kişilerin dinlenmesi gerekir.

Tanık dışında hangi deliller önem taşır?

İddiaGösterilebilecek deliller
Barınma ve gıda sağlanmadıBakım alacaklısının fiilen nerede kaldığını gösteren kayıtlar, kira ya da fatura belgeleri, komşu ve mahalle tanıkları, keşif
Hastalığında bakılmadı, tedavi ettirilmediHastane ve aile hekimi kayıtları, kimin götürdüğünü gösteren belgeler, ilaç ve bakım gideri belgeleri, hekim ve bakıcı tanıklıkları
Kötü davranış, evden çıkarmaMesaj ve ses kayıtları, ihbar ve şikâyet tutanakları, görgü tanıkları
Bakımın gerçekte başkasınca yapılmasıBakımı üstlenen kişilerin tanıklığı, harcamaları kimin yaptığını gösteren ödeme kayıtları

Bakımın parasal değeri ve kapsamı uyuşmazlık konusu ise mahkeme bilirkişiden yararlanır; TBK m.614’teki ölçütler (aldığı malın değeri, bakım alacaklısının önceki sosyal durumu, hakkaniyet) bu hesabın esasını oluşturur.

Feshin Sonucu: Dönme, Tapu İptali ve Tazminat

TBK m.617’nin metni “fesih” der ve kusurlu tarafın “aldığı şeyi geri vereceğini” belirtir. Bu ifade doktrinde ve uygulamada uzun süre tartışılmıştır: sürekli borç ilişkilerinde fesih ileriye etkilidir, oysa bakım sözleşmesinde taşınmaz tek seferde devredilmiş ve bakım borcu zamana yayılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu konuyu iki kararıyla netleştirmiştir.

TBK m.125 – Seçimlik haklar

Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.

Hukuk Genel Kurulu’nun yaklaşımı

Hukuk Genel Kurulu, ölünceye kadar bakma sözleşmesini ivazlı, rızai ve sürekli borç doğuran bir sözleşme olarak nitelendirmiş, TBK m.617’deki “fesih” ifadesini TBK m.125 ile birlikte değerlendirerek geçmişe etkili dönme olarak anlamıştır. Buna göre bakım borcuna aykırılık sebebiyle sözleşme feshedildiğinde sözleşme baştan itibaren ortadan kalkar; bakım borçlusu adına yapılan tescil de hukuki dayanaktan yoksun kalır ve tapu kaydının iptali ile bakım alacaklısı adına tescil istenebilir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/860, K. 2023/1041, T. 01.11.2023, oy çokluğuyla). Hukuk Genel Kurulu aynı yönde, ivazlı, rızai ve sürekli borç ilişkisi niteliği ile fesih-dönme ayrımını bir sonraki kararında da sürdürmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2023/507, K. 2024/93, T. 14.02.2024).

Fesih sonrası talepler

Pratikte fesih davasında şu talepler birlikte ileri sürülür: sözleşmenin TBK m.617 uyarınca feshi, bakım borçlusu adına olan tapu kaydının iptali ve bakım alacaklısı adına tescil, kusur varsa uğranılan zarar için uygun tazminat. Tapu iptali ve tescil davasının usul ve esasa ilişkin genel çerçevesi için tapu iptal ve tescil davası yazımıza bakabilirsiniz.

Taşınmaz Üçüncü Kişiye Geçtiyse: TMK m.1023 ve İyiniyet

Bakım borçlusu taşınmazı üçüncü kişiye devretmiş ya da taşınmaz borçlunun borcu yüzünden satılmışsa tapu iptali, tapu sicilinin güvenilirliği ilkesiyle karşılaşır. TMK m.1023 uyarınca tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak edinen kişinin bu edinimi korunur. Dolayısıyla fesih davasının üçüncü kişiye karşı sonuç verip vermeyeceği, o kişinin iyiniyetli olup olmadığına bağlıdır.

Hukuk Genel Kurulu, önüne gelen olayda bakım borçlusunun borcu nedeniyle yürütülen icra takibinde taşınmazı ihaleyle alan ve bakım borçlusunun eşi olan davalının TMK m.1023’ün sağladığı korumadan yararlanamayacağını kabul etmiş, tapu iptali istemini yerinde bulmuştur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/860, K. 2023/1041, T. 01.11.2023). Kararda azınlıkta kalan görüş ise sözleşmelerin nisbiliği ilkesini ve ihale alıcısının iyiniyetini ön plana çıkarmıştır. Bu karar, taşınmaz kayden üçüncü kişiye geçmiş olsa da fesih davasının bitmediğini gösterir; ancak sonuç her olayda iyiniyet incelemesine bağlıdır.

Bu nedenle fesih davası açılırken taşınmazın tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep etmek önemlidir. Dava süresince taşınmazın başkasına devredilmesi, iyiniyetli üçüncü kişi savunması yüzünden davayı tazminata indirgeyebilir.

TBK m.617/son: Ömür Boyu Gelir Bağlanması

TBK m.617’nin son cümlesi, hâkime fesih yerine özel bir çözüm sunar: aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlamak. Hâkim bunu taraflardan birinin istemiyle de, kendiliğinden de yapabilir. Bu yol, sözleşmenin bütünüyle ortadan kalkması yerine bakım borçlusunun taşınmazı elinde tutmasına, buna karşılık bakım alacaklısına süresiz bir gelir ödemesine imkân verir. İrat sözleşmesinin genel çerçevesi için ömür boyu gelir sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.

Hangi durumlarda uygulanır?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bu hükmün bir arada yaşama imkânının ortadan kalktığı veya büyük ölçüde sınırlandığı hâller için düşünüldüğünü, bağlanacak iradın tarafların sosyal ve ekonomik durumuna uygun ve adil olması gerektiğini, bunun için de TBK m.614 esas alınarak bakım edimlerinin parasal değerinin bilirkişiyle hesaplanması gerektiğini belirtmiş; bu incelemeyi yapmadan karar veren mahkemenin hükmünü oy birliğiyle bozmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/819, K. 2025/5179, T. 04.12.2025). Yargıtay 1. Hukuk Dairesi de iradın tarafların özel ve ekonomik durumuna uygun ve adil olması gerektiği yönünde karar vermiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/13443, K. 2019/5596, T. 31.10.2019).

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, eşler arasında yapılan bir bakım sözleşmesinde sözleşmenin sürdürülememesindeki kusuru değerlendirmeden ve TBK m.617/son hükmünü tartışmadan verilen kararı bozmuştur (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2020/672, K. 2020/5759, T. 02.07.2020). Bu karar, irat çözümünün sözleşmeyi ayakta tutmaya çalışan bir seçenek olarak mahkemece kendiliğinden de gündeme getirilebileceğini hatırlatır.

Davacı açısından sonuç

Bakım alacaklısı için irat, taşınmazını geri almak yerine düzenli gelir elde etmek anlamına gelir; bakım borçlusu için ise mülkiyetin korunmasıdır. Taşınmazın geri alınması öncelikli amaçsa dava, asıl talep olarak feshe ve tapu iptaline dayanmalı; irat ancak mahkemenin kendiliğinden ya da taraf istemiyle başvuracağı bir yol olarak göz önünde tutulmalıdır.

TBK m.618: Bakım Borçlusunun Ölümü

TBK m.618 – Bakım borçlusunun ölümü

Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir.

TBK m.619 – Devredilemezlik, iflas ve haciz hâlinde istem (ilgili cümleler)

[…] Bakım borçlusunun iflası hâlinde bakım alacaklısı, borçlunun ödemekle yükümlü olduğu dönemsel gelirin elde edilebilmesi için ilgili sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi gereken anapara değerine eşit bir parayı, iflas masasına alacak kaydettirme hakkını elde eder. […]

Sözleşme ölümle sona ermez

Bakım borçlusunun ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez; bakım borcu mirasçılara geçer. Bakım alacaklısı için seçenek sözleşmeyi sürdürmek ya da bir yıl içinde feshi istemektir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bakım borçlusunun ölümü hâlinde bakım alacaklısının bir yıllık hak düşürücü süre içinde sözleşmenin feshini isteyebileceğini ve verdiği malı aynen geri isteyemeyeceğini, yalnızca bakım borçlusunun iflası hâlinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir parayı mirasçılardan isteyebileceğini belirtmiştir; Daire bu ilkenin 05.06.1957 tarihli ve 25/22 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına da dayandığını vurgular (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1749, K. 2025/236, T. 13.01.2025). Aynı ilke Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin (E. 2022/6029, K. 2023/6348, T. 18.12.2023) ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin (E. 2016/3635, K. 2019/458, T. 24.01.2019) kararlarında da yer alır.

Tapu iptali değil, para

Burada TBK m.617’deki sonuçtan önemli bir fark vardır: bakım borçlusunun ölümünden sonra yapılan fesihte taşınmaz geri verilmez, bakım alacaklısı para alır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, ölüm nedeniyle fesih ve para istemi kabul edilen davada tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceğini kabul etmiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/4638, K. 2020/3218, T. 29.06.2020). Aynı Daire, bir yıllık sürede fesih davası açılmadığı için taşınmaza ilişkin istemin reddi gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/3573, K. 2019/4678, T. 18.09.2019).

Para miktarı nasıl belirlenir?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ölen bakım borçlusunun mirasçılarına karşı açılan bir davada, ilk derece mahkemesinin gabin gerekçesiyle tapu iptali ve tescile hükmetmesini yerinde bulmamıştır. Daire, aşırı yararlanma için TBK m.28’deki açık orantısızlık (objektif unsur) bulunmadığını, uyuşmazlığın bakım borcunun mirasçılarca artık yerine getirilemeyeceğini gösterdiğini ve bu nedenle TBK m.618’in uygulanması gerektiğini belirtmiş; paranın bilirkişiye hesaplatılarak davacıya ödenmesine karar verilmesi için hükmü bozmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/2091, K. 2025/5334, T. 11.12.2025). Hesabın esası TBK m.619’daki ölçüttür: bakım borçlusunun ödemekle yükümlü olacağı dönemsel gelirin sosyal güvenlik kurumunca ödenmesi gereken anapara değeri.

Bakım borçlusunun mirasçıları sözleşmenin devamını isterse bakım borcunu sürdürebilir; ancak mirasçıların bakım borcunu ifa etmeyeceği anlaşılıyorsa ya da taraflar arasındaki ilişki bozulmuşsa bakım alacaklısı bir yıllık süreyi kaçırmadan fesih isteminde bulunmalıdır. Süre ölüm tarihinden başladığından, ölümü öğrenir öğrenmez dosyanın hukuki değerlendirmesi yapılmalıdır. Mirasçıların sorumluluğunun sınırı için tereke nedir yazımıza bakabilirsiniz.

Bakım Alacaklısı Öldükten Sonra Fesih

Bakım alacaklısı öldüğünde sorun tersine döner: bakım borcu sona erer, bakım borçlusu ise taşınmazın kendisine geçmesini ister. Mirasçılar bu aşamada çoğunlukla “bakım yapılmadı” savunmasına başvurur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi bu savunmayı dinlememektedir: bakım borcuna aykırılık nedeniyle fesih hakkı, bakım alacaklısının sağlığında kullanması gereken bir haktır; alacaklı ölmeden bu hakkı kullanmamışsa mirasçılar sonradan bu gerekçeye dayanamaz (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/6812, K. 2023/13, T. 09.01.2023; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/7626, K. 2023/1364, T. 07.03.2023).

Bu durumda bakım borçlusu ya da külli halefleri, bakım alacaklısının mirasçılarına karşı sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil davası açabilir; mirasçılar mülkiyeti geçirme borcuyla yükümlüdür (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/8051, K. 2022/2687, T. 11.04.2022; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2967, K. 2024/2503, T. 09.05.2024; Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/5369, K. 2022/5971, T. 17.10.2022). Bu nedenle bakım alacaklısı bakıma ilişkin şikâyetlerini sağlığında dava ile ortaya koymalıdır. Aksi hâlde mirasçıların elinde fesih değil, ancak iptal sebepleri kalır: muris muvazaası, ehliyetsizlik ve irade bozuklukları. Bu yollar için ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali yazımıza ve muvazaanın genel çerçevesi için muris muvazaası yazımıza bakabilirsiniz.

Fesih mi, İptal mi?

İki yol sıklıkla karıştırılır. Fesih, geçerli kurulmuş sözleşmenin bakım borcuna aykırılık gibi sebeplerle sona erdirilmesidir; iptal ise sözleşmenin baştan hukuken ayakta durmadığını (muvazaa, ehliyetsizlik, irade bozukluğu gibi) ileri sürer.

ÖlçütFesih (TBK m.616-618)İptal (muvazaa, ehliyetsizlik vb.)
Temel iddiaSözleşme geçerli, ancak bakım yapılmadı veya devam edilemezSözleşme baştan geçersiz, gerçek amaç farklı
DavacıBakım alacaklısı (ve bakım borçlusu); alacaklının ölümünden sonra mirasçılar bu gerekçeye dayanamazÇoğunlukla mirasçılar
SebepBorca aykırılık, oransızlık, devamı çekilmez kılan sebeplerMal kaçırma amacı, ayırt etme gücünün yokluğu, hile
Sürem.616: altı ay önce bildirim; m.618: ölümden itibaren bir yılSebebe göre değişir (muvazaada kural olarak süre yok, hilede bir yıl)
SonuçDönme: tapu iptali ve tescil, tazminat; m.618’de paraTapu iptali, mirasçılar adına tescil

Pratikte ayırıcı soru şudur: bakım borçlusu sözleşmeyi ciddi biçimde ifa etmeye başlayıp sonradan mı kötüleşti, yoksa sözleşme baştan bir mal kaçırma aracı mıydı? Birinci durumda fesih, ikincisinde iptal yolu öne çıkar. Çoğu zaman her ikisi birlikte, terditli taleplerle ileri sürülür; iptal sebeplerinin ayrıntısı için ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali yazımıza bakabilirsiniz.

Dava Stratejisi

  1. Sebebi belirleyin. Bakım yapılmadıysa TBK m.617; edimler arasındaki oransızlık varsa TBK m.616; bakım borçlusu öldüyse TBK m.618 uygulanır. Hangi hükme dayandığınız talep sonucunu belirler.
  2. Bildirimi ispatlanabilir yapın. Kanun fesih bildirimi için şekil aramaz; yine de noter ihtarnamesi, fesih iradesini ve tarihini kesinleştirir. TBK m.616’da altı aylık önelin başlangıcı için bu özellikle önemlidir.
  3. Talepleri birlikte kurun. Fesih, tapu iptali ve tescil, tazminat birlikte istenir; olayın niteliğine göre terditli taleplerle iptal sebepleri de eklenebilir.
  4. Delilleri baştan toplayın. Görgüye dayalı tanık listesi, sağlık kayıtları, mesajlar ve harcama belgeleri dava dilekçesiyle birlikte sunulmalıdır.
  5. İhtiyati tedbir isteyin. Tapu kaydına şerh konulması, taşınmazın üçüncü kişiye geçerek iyiniyet savunmasına konu olmasını önler.
  6. Zamanı kaybetmeyin. Bakım alacaklısı öldüğünde fesih hakkını mirasçılar kullanamaz; bakım borçlusu öldüğünde ise bir yıllık süre işler.

Dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Tapu iptal ve tescil taleplerinin birlikte yürütüldüğü bu dosyalarda dava dilekçesini ve talepleri baştan doğru kurmak için bakım sözleşmesi feshi ve tapu iptali davası avukatı desteği alınması, mirasçıların bulunduğu dosyalarda ise bakım sözleşmesi feshi davası avukatı ile çalışılması süreci kısaltır ve hak kaybını önler.

Sık Sorulan Sorular

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi nasıl feshedilir?

Fesih, sebebe göre TBK m.616 (oransızlık nedeniyle altı ay önce bildirimle), TBK m.617 (bakım borcuna aykırılık ya da devamı çekilmez kılan sebeplerle önel vermeden) veya TBK m.618 (bakım borçlusunun ölümü hâlinde bir yıl içinde) uyarınca yapılır. Taşınmazın geri alınması isteniyorsa fesih ile birlikte tapu iptali ve tescil davası açılır.

Bakım borcuna aykırılık nedeniyle fesih için süre var mı?

TBK m.617’de fesih hakkı için ayrı bir süre öngörülmemiştir. Ancak fesih hakkı bakım alacaklısının sağlığında kullanılması gereken bir haktır; bakım alacaklısı ölürse mirasçılar bakım borcuna aykırılık savunmasına dayanamaz. Uzun süre beklemek ise ispatı zorlaştırır.

Fesih ile dönme aynı şey midir?

Kanun “fesih” der; ancak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bakım borcuna aykırılık nedeniyle yapılan feshi TBK m.125 ile birlikte değerlendirerek geçmişe etkili dönme olarak kabul etmiştir. Bu nedenle sözleşme baştan ortadan kalkar ve bakım borçlusu adına yapılan tescil hukuki dayanaktan yoksun kalır.

Fesih davası kazanılırsa taşınmaz geri alınır mı?

Bakım borcuna aykırılık sabit olursa tapu iptali ve bakım alacaklısı adına tescil istenebilir. Taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye geçmişse TMK m.1023 koruması gündeme gelir; bu nedenle dava ile birlikte tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulması önemlidir.

Bakım borçlusu ölürse sözleşme sona erer mi?

Hayır. Bakım borcu mirasçılara geçer. Bakım alacaklısı bir yıl içinde fesih isteyebilir; bu durumda taşınmazı aynen geri alamaz, yalnızca bakım borçlusunun iflası hâlinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit parayı mirasçılardan isteyebilir (TBK m.618).

TBK m.618’deki bir yıllık süre ne zaman başlar?

Madde, bakım borçlusunun ölümü hâlinde bakım alacaklısının bir yıl içinde feshi isteyebileceğini söyler; Yargıtay bu süreyi hak düşürücü süre olarak değerlendirir. Süre bakım borçlusunun ölümünden itibaren işlediğinden, bakım alacaklısının ölümü öğrenir öğrenmez hukuki destek alması gerekir.

Bakım alacaklısı öldükten sonra mirasçılar sözleşmeyi feshedebilir mi?

Bakım borcuna aykırılığa dayanarak hayır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bu fesih hakkının bakım alacaklısının sağlığında kullanılması gereken bir hak olduğunu kabul etmektedir. Mirasçıların elinde muris muvazaası, ehliyetsizlik ve irade bozukluğu gibi iptal sebepleri kalır.

Bakım borçlusu sözleşmeyi feshedebilir mi?

Evet. TBK m.617 sözleşmenin devamının çekilmez hâle gelmesi ya da başkaca önemli sebeplerle imkânsızlaşması veya aşırı güçleşmesi hâlinde taraflardan her birine fesih hakkı tanır. TBK m.616 da edimler arasında önemli oransızlık varsa “diğer tarafa” fesih hakkı verir.

Bakım borcuna aykırılık nasıl ispatlanır?

Aykırılık somut olgularla gösterilmelidir. Yargıtay görgüye dayalı tanıklık aramaktadır; duyuma dayalı tanık beyanları yetersiz sayılır. Hastane kayıtları, mesajlar, harcama belgeleri ve bakımı gözlemlemiş kişilerin tanıklığı delil olarak öne çıkar.

TBK m.616 ile TBK m.617 arasındaki fark nedir?

TBK m.616 kusur aramaz; edimler arasında önemli oransızlık varsa ve fazla alan taraf bağış amacını ispat edemezse altı ay önceden bildirimle feshe imkân verir. TBK m.617 ise borca aykırılığa ya da devamı çekilmez kılan başka önemli sebeplere dayanır, önel gerektirmez ve kusurlu tarafa geri verme ve tazminat yükler.

Hâkim ömür boyu gelir bağlayabilir mi?

Evet. TBK m.617/son uyarınca hâkim, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir. Yargıtay iradın tarafların sosyal ve ekonomik durumuna uygun ve adil olmasını, bakım edimlerinin para değerinin bilirkişiyle hesaplanmasını arar.

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile iptali arasındaki fark nedir?

Fesih, geçerli kurulmuş sözleşmenin bakım borcuna aykırılık gibi sebeplerle sona erdirilmesidir. İptal ise muvazaa, ehliyetsizlik ya da irade bozukluğu gibi sebeplerle sözleşmenin baştan geçersiz olduğunu ileri sürer. İki yolun davacısı, süresi ve sonucu farklıdır.

Fesih davası hangi mahkemede açılır?

Tapu iptali ve tescil istemini de içeren fesih davası, asliye hukuk mahkemesinde ve kural olarak taşınmazın bulunduğu yerde görülür.

Fesih davası açarken tapuya şerh konulabilir mi?

Evet. Dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilerek tapu kaydına şerh konulması istenebilir. Bu, taşınmazın dava sürerken üçüncü kişilere devredilip iyiniyet savunmasına konu olmasını önlemek için önemlidir.

Sonuç

Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi, doğru hükme dayanıldığında ve olgular ispatlandığında taşınmazın geri alınmasına varabilen güçlü bir yoldur; ancak yanlış hükme dayanmak ya da süreyi kaçırmak hakkın kaybına yol açar. Bakım borçlusu hayattaysa TBK m.617, bakım borçlusu ölmüşse TBK m.618 uygulanır; edimler arasındaki oransızlık ayrıca TBK m.616 ile gündeme gelebilir. Bakım alacaklısının hakkını sağlığında kullanması, delilleri baştan toplaması ve taşınmaz için tedbir istemesi dosyanın en önemli üç unsurudur.

Dosyanızı birlikte değerlendirmek isterseniz, sözleşmenin feshi davası avukatı olarak büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazı Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.

Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul