Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali tek bir davayla değil, dayandığınız sebebe göre ayrılan altı farklı yolla istenir: muris muvazaası, ehliyetsizlik, hile ve diğer irade bozuklukları, tenkis, TBK m.615 uyarınca nafaka alacaklılarının iptal hakkı ve İİK m.277 vd. uyarınca borçlunun alacaklılarının tasarrufun iptali davası. Bu yolların süresi, davacısı, ispat yükü ve sonucu birbirinden farklıdır; yanlış davayı seçmek ya da süreyi kaçırmak taşınmazın kaybına yol açabilir. Bu yazıda her yolu ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü yönüyle, güncel kanun metinleri ve Yargıtay kararları ışığında anlatıyorum. Sözleşmenin tanımı, şekli ve bakım borcunun kapsamı için ölünceye kadar bakma sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Hangi Yollarla İptal Edilir?
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretmeyi üstlendiği ivazlı bir sözleşmedir (TBK m.611). Sözleşme, noterde miras sözleşmesi şeklinde düzenlenir ve tapuda devir yapılır. Sözleşme bu şekilde kurulmuş olsa bile resmî şekle uyulmuş olması onu iptal edilemez kılmaz; muvazaa, ehliyetsizlik ve irade bozukluğu gibi sebepler sözleşmenin ardındaki gerçeği tartışmaya açar. Uygulamada karşılaştığım tablo şudur: bir mirasçı, babasının ya da annesinin tüm taşınmazlarını bir çocuğuna ya da yeğenine bakım karşılığı devrettiğini öğrenir ve “bu sözleşme bozulabilir mi” diye sorar. Cevap, hangi olgulara dayanabildiğinize göre değişir.
| Yol | Kim açar? | Temel iddia | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|---|
| Muris muvazaası | Miras hakkı çiğnenen mirasçılar | Gerçek amaç bakım değil, mal kaçırmak (gizli bağış) | Kural olarak süreye bağlı değildir | Tapu iptali, miras payı oranında tescil |
| Tenkis | Saklı payı zedelenen mirasçılar | Kazandırma saklı payı aşıyor | Öğrenmeden 1 yıl, her hâlde 10 yıl (TMK m.571) | Saklı pay oranında iade |
| Ehliyetsizlik | Mirasçılar (ve bakım alacaklısı sağken) | Sözleşme anında ayırt etme gücü yoktu | Süreye bağlı değildir | Sözleşme hukuki sonuç doğurmaz, tapu terekeye döner |
| Hile, yanılma, korkutma | İrade bozukluğuna uğrayan taraf | İrade sakatlığı | Öğrenmeden/etkinin kalkmasından itibaren 1 yıl (TBK m.39) | Sözleşmeyle bağlı olmama, verilenin iadesi |
| TBK m.615 | Bakım alacaklısından nafaka alma hakkı olanlar | Sözleşme yüzünden nafaka verme imkânı kayboldu | Madde metninde ayrı süre yoktur | İptal ya da nafakanın bakım edimlerinden mahsubu |
| İİK m.277 vd. | Borçlunun alacaklıları | Borçlu malvarlığını alacaklılardan kaçırdı | Tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl (İİK m.284) | Taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi |
Bakım borcuna aykırı davranıldığı için sözleşmeyi sona erdirmek ayrı bir konudur. Önelli ve önelsiz fesih (TBK m.616-617) geçerli bir sözleşmenin sonlandırılmasıdır; burada anlattığım iptal sebepleri ise sözleşmenin baştan itibaren hukuken ayakta durmadığını ileri sürer. Fesih için hub yazımızdaki fesih bölümlerine bakabilirsiniz.
Muris Muvazaası Nedeniyle Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali
Muris muvazaasının genel çerçevesi (unsurları, ispat emareleri, dava hakkı) muris muvazaası yazımızda ayrıntılı anlatılıyor. Burada yalnızca ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü yönü ele alıyorum.
Bakım sözleşmesi neden muvazaa aracı olarak kullanılır?
Muris muvazaasında mirasbırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapu memuru önünde satış ya da ölünceye kadar bakma sözleşmesi görünümüyle devreder. Görünüşteki sözleşme geçersizdir; gizlenen bağış ise taşınmaz devrinin resmî şekline uymadığı için (TMK m.706, TBK m.237) hüküm doğurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin içtihadı birleştirme kararının doğrudan konusu olmamasına rağmen, yerleşik içtihadın bu sözleşmeyle yapılan devirlerin de muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürülebileceğini kabul ettiğini belirtmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/533, K. 2021/1189, T. 07.10.2021). Dava hakkı, 1.4.1974 tarihli 1974/1 E., 1974/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılara aittir.
Mahkeme gerçek iradeyi nasıl belirler?
Hukuk Genel Kurulu’na göre bu uyuşmazlıklarda belirleyici olan, bakım borçlusuna yapılan temlikin gerçek yönünün, yani mirasbırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasıdır. Bunun için mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, bakım borçlusu ve diğer mirasçılarla ilişkileri, yaşı, sağlık durumu ve devredilen malın tüm malvarlığına oranı gibi olgulara bakılır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/533, K. 2021/1189, T. 07.10.2021; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/865, K. 2024/293, T. 29.05.2024). İspat yükü, muvazaayı ileri süren mirasçıya aittir; mirasçılar sözleşmenin tarafı olmadıklarından üçüncü kişi konumundadır ve iddialarını tanık dahil her türlü delille kanıtlayabilirler (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/865, K. 2024/293, T. 29.05.2024).
| Olgu | Gerçek bakım iradesi yönünde | Muvazaa yönünde |
|---|---|---|
| Yaş ve sağlık | İleri yaş, ağır hastalık, tek başına yaşama; bakım ihtiyacının fiilen büyük olması | Sağlıklı, kendi işini gören ve bakıma ihtiyaç duymayan bir mirasbırakan |
| Devredilen mal | Mirasbırakanın başka taşınmazlarının kalması (mal kaçırmak isteseydi hepsini devrederdi) | Tüm malvarlığının devri; bedelin bakım ihtiyacıyla orantısız olması |
| Aile ilişkileri | Mirasbırakanın yalnızlığı, bakım borçlusuna minnet ve bağlılığı | Mirasçılarla küslük ve onları mirastan yoksun bırakma düşüncesine işaret eden olgular |
| Bakımın ifası | Aynı evde yaşama, hastane kayıtları, tedaviyle ilgilenme, tanıklar | Bakımın hiç ya da yalnızca şekli olarak yapılması, mirasbırakanın başkasınca bakılması |
Sözleşme anında bakım ihtiyacı aranır mı?
Hayır. Hukuk Genel Kurulu’na göre ölünceye kadar bakıp gözetme koşuluyla yapılan temlikin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bir bakım gereksinimi içinde bulunması zorunlu değildir; bu gereksinimin sonradan doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş olması da geçerliliği etkilemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/865, K. 2024/293, T. 29.05.2024). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakıp gözetme borcunun kapsamının ne akdin başında ne de devamı sırasında belli olmadığını, bu yönüyle sözleşmenin hizmet akdinden ayrıldığını ve TBK’nın bakım alacaklısı bakımından gerçek kişi olmaktan başka özel bir nitelik aramadığı için sözleşme anında özel bakıma muhtaçlık aramanın kanuna yorum yoluyla ekleme anlamına geleceğini vurgulamıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3004, K. 2024/4342, T. 07.10.2024). Aynı kararda Daire, mirasbırakanın malvarlığının çoğunluğunun devredilmiş olmasına dayanılarak sözleşmeyi muvazaalı sayan hükmü, bakım borçlusunun akit öncesi ve sonrası murise baktığı sabit olduğundan bozmuştur.
Bu nedenle “mirasbırakan sözleşme tarihinde sağlıklıydı” iddiası tek başına sonuç vermez. Bakım ihtiyacının yokluğu ancak diğer emarelerle birlikte mal kaçırma amacını gösteren bir olgu olarak değer kazanır.
Bakım gerçekten yapıldıysa dava kazanılır mı?
Çoğu zaman hayır. Hukuk Genel Kurulu, mirasbırakanın taşınmazı yalnızca bir görünüş yaratmak için değil, samimi olarak bakım sağlamak amacıyla devrettiği ve bakım borçlusunun karşı edimini ifa ettiği hâllerde gerçek bakım karşılığı yapılan sözleşmenin muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğundan söz edilemeyeceğini kabul etmiştir. Olayda mirasbırakan, kanser hastalığının son yedi yılında kızı tarafından bakılmış, sözleşmeden sonra kızı babasının yanına taşınmış ve ölümüne kadar bakmış; mirasbırakanın başka taşınmazları da bulunduğu için mal kaçırma amacı olsaydı onları da devredebileceği vurgulanmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/533, K. 2021/1189, T. 07.10.2021). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi de oy birliğiyle verdiği bir kararda, mirasbırakanın sözleşmeyi bakım gereksinimini karşılamak iradesiyle yaptığı ve bu gereksinimin davalı tarafından karşılandığı anlaşıldığından muris muvazaası nedeniyle iptale karar verilmesini isabetsiz bulmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/3846, K. 2025/4020, T. 03.10.2025).
Mal kaçırma amacının bulunmadığı hâllerde İçtihadı Birleştirme Kararı’nın uygulanma imkânı yoktur; bu nedenle bakımın fiilen yerine getirilmediğini, murisin sağlığında başkası tarafından bakıldığını ya da bakım borçlusunun yalnızca taşınmazı devralıp çekildiğini gösteren delillerin toplanması davanın omurgasıdır.
Tüm malvarlığının devri muvazaa sayılır mı?
Tek başına sayılmaz, ancak tartışmalıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun oy çokluğuyla verdiği bir kararda, saklı paylı mirasçısı olmayan, 76 yaşında, tekerlekli sandalyeye mahkûm ve tek başına yaşayan mirasbırakanın tüm taşınmazlarını kendisine yıllardır bakan davalıya devretmesinin makul sınırı aşmadığı kabul edilmiştir. Çoğunluk, bakım ihtiyacının ağırlığını ve devredilen taşınmazların niteliğini gözeterek muvazaa bulunmadığı sonucuna varmış; azınlık görüşü ise tüm malvarlığının devredilmesinin ve akrabalık ilişkilerinin iyi olmamasının temliklerin muvazaalı olduğunu gösterdiğini savunmuştur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/865, K. 2024/293, T. 29.05.2024). Pratikte bu, “bütün mal devredildi” argümanının tek başına yeterli olmadığı, ama bakım ihtiyacının hafif, bakım borçlusunun bakımının zayıf olduğu dosyalarda ağırlık kazandığı anlamına gelir.
Aynı kararda dikkat çeken bir nokta da, mirasbırakanın saklı paylı mirasçısı bulunmadığında Daire’nin “mal kaçırmak isteseydi bağış yoluyla da devredebilirdi” gerekçesine dayanmasıdır. Kardeş ve yeğenler gibi saklı paysız mirasçıların açtığı davalarda ispat yükü bu nedenle özellikle ağırdır.
Muvazaa davası kazanılırsa ne olur?
Bakım borçlusu adına olan tapu kaydı mirasçıların miras payları oranında iptal edilir ve davacılar adına tescil edilir. Dava, taşınmaz üzerindeki ayni hak ve tapu kaydına ilişkin olduğundan tapu iptal ve tescil davası kuralları uygulanır; ayrıntılar için tapu iptal ve tescil davası yazımıza bakabilirsiniz. Devralan taşınmazı davadan önce üçüncü kişiye devretmişse sonuç farklılaşır; bu risk nedeniyle tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasını dava ile birlikte talep etmek önemlidir.
Tenkis: Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi Saklı Payı Zedeler mi?
Tenkis davasının şartları, hesaplanması ve süreci tenkis davası yazımızda ayrıntılı anlatılıyor; saklı pay kavramı için saklı pay nedir yazımıza bakabilirsiniz. Burada ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü soruyu yanıtlıyorum.
TMK m.560 – Genel olarak
Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
TMK m.565 – Tenkise tâbi kazandırmalar (ilgili bentler)
Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir: […] 3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar, 4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
TMK m.571/1 – Hak düşürücü süreler
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
TMK m.565 yalnızca karşılıksız kazandırmaları tenkise tabi tutar. Ölünceye kadar bakma sözleşmesi ise karşılıklı borç yükleyen, ivazlı bir sözleşmedir; bu nedenle gerçek bakım karşılığı yapıldığı sürece kural olarak tenkise konu olmaz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, muvazaa iddiası kanıtlanamadığı gibi mal kaçırma kastı bulunmayan ivazlı akitlerde tenkis iddiasının da dinlenemeyeceğini kabul ederek asıl ve birleşen davanın reddini usul ve kanuna uygun bulmuştur (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/24, K. 2025/314, T. 03.02.2025). Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamında ise, ölünceye kadar bakma akitleri ivazlı olduğundan tenkise tabi olmadığı, buna karşılık aynı mirasbırakanın bağış yoluyla temlik ettiği taşınmaz bakımından saklı payı zedeleme kastının araştırılması gerektiği belirtilmiştir (bozma ilamı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2020/3205, K. 2021/1980, T. 01.04.2021 sayılı kararda aktarılmıştır).
Pratikte bu şu anlama gelir: Tenkis, bakım sözleşmesine karşı birincil değil, terditli bir taleptir. Mirasçılar önce muvazaayı kanıtlamaya çalışır; çünkü muvazaa kanıtlanırsa sözleşmenin ardındaki gizli bağış geçersiz olur ve tapu miras payı oranında iade edilir. Muvazaa kanıtlanamazsa, aynı dava içinde ya da ayrı olarak, TMK m.565/4 kapsamında saklı pay kurallarını etkisiz kılma amacının açıkça ortaya çıktığı ender hâllerde tenkis talebi gündeme gelebilir. Süre bakımından TMK m.571 uyarınca saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve mirasın açılmasından itibaren on yıl dikkate alınmalıdır; tenkis iddiası her zaman def’i yoluyla da ileri sürülebilir. Tenkise konu miktarın hesabında esas alınan net tereke için tereke nedir yazımıza bakabilirsiniz.
Ehliyetsizlik Nedeniyle Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin İptali
Ölünceye kadar bakma sözleşmesini yapan bakım alacaklısı, sözleşme tarihinde ayırt etme gücüne sahip değilse sözleşme hukuki sonuç doğurmaz. TMK m.13 uyarınca yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk veya benzeri sebeplerle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes ayırt etme gücüne sahiptir; TMK m.14-15 uyarınca ayırt etme gücü bulunmayanların fiil ehliyeti yoktur ve fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Kanunun aradığı, kısıtlama kararı değil, işlem anındaki fiilî ayırt etme gücüdür.
Dava, tapu iptali ve terekeye iade talebiyle açılır; ehliyetsizlik kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme bu iddiayı öncelikle incelemelidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, ehliyetsizlik ve muris muvazaasına birlikte dayanılan bir davada verdiği bozma ilamında, ehliyetsizlik iddiası araştırılmadan karar verilmesini eksik inceleme saymış; murise ait doktor raporları, reçeteler ve hasta müşahede kâğıtlarının temin edilip Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’ndan rapor alınmasını aramıştır (bozma ilamı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/8676, K. 2021/7551, T. 06.12.2021 sayılı kararda aktarılmıştır). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ehliyetsizlik hukuki nedenine dayalı ölünceye kadar bakım sözleşmesinin iptali isteminde mirasbırakanın sözleşme tarihinde fiil ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle verilen ret kararını eksik incelemeye dayanması nedeniyle yerinde bulmamıştır (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/2304, K. 2024/5414, T. 03.12.2024).
Dosya kapsamında rapor çelişkisi varsa, istinaf aşamasında dahi Adli Tıp Genel Kurulu’ndan rapor aldırılması gündeme gelir; Hukuk Genel Kurulu önüne gelen bir dosyada Sağlık Kurulu raporu ile Adli Tıp İhtisas Kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Genel Kurulu raporu alınmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/865, K. 2024/293, T. 29.05.2024). Ehliyetsizlik iddiasının reddedilmesi, muvazaa iddiasının ayrıca incelenmesine engel değildir; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, Adli Tıp raporuyla ehliyetsizlik yönünden davanın reddini doğru bulsa da, muris muvazaası yönünden araştırma yapılmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır (bozma ilamı, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/7347, K. 2022/2321, T. 22.03.2022 sayılı kararda aktarılmıştır).
Ehliyetsizliğe dayalı davanın tapu iptali boyutu ve işlem tarihi yönünden delil toplama yöntemi için tapu iptal ve tescil davasındaki ehliyetsizlik bölümüne bakabilirsiniz. Sözleşme aynı zamanda mirasçı atanmasını da içeriyorsa, TBK m.611/2 uyarınca miras sözleşmesi hükümleri uygulanır; ölüme bağlı tasarrufun iptal sebeplerini sayan TMK m.557 de bu durumda dikkate alınır. Bu sebeplerin genel anlatımı için vasiyetnamenin iptali davası yazımıza bakabilirsiniz.
TMK m.557 – Sebepleri
Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir: 1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa, 2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.
Hile, Yanılma ve Korkutma Nedeniyle İptal
Bakım alacaklısı sözleşmeyi hile, yanılma veya korkutma sonucunda yapmışsa iradesi sakatlanmıştır. TBK m.36 uyarınca taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Yargıtay, hileyi kişiyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya var olan hatalı kanıyı koruma yahut devamını sağlamak olarak tanımlar; hatada yanılma, hilede yanıltma söz konusudur (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/1403, K. 2021/6198, T. 01.11.2021).
TBK m.39 – İrade bozukluğunun giderilmesi
Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
Burada kritik nokta süredir: bir yıllık süre, aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin kalktığı andan işlemeye başlar. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali istemiyle açılan bir davada, öncelikle davacılara hangi irade fesadı hâllerine dayandıklarının sorulmasını ve TBK m.39 uyarınca hak düşürücü sürenin değerlendirilmesini aramış; hilenin her türlü delille ispat edilebildiğini, iptal hakkının hiçbir şekle bağlı olmadığını ve aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def’i veya dava yoluyla kullanılabildiğini vurgulayarak eksik incelemeyle verilen hükmü hatalı bulmuştur (Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/679, K. 2024/893, T. 15.02.2024). Pratikte hile iddiası, ispat zorluğu ve kısa süre nedeniyle çoğu zaman muvazaa ve ehliyetsizlikle birlikte ikincil bir sebep olarak ileri sürülür.
TBK m.615: Nafaka Alacaklılarının İptal Hakkı
Ölünceye kadar bakma sözleşmesine özgü, diğer sözleşmelerde bulunmayan bir iptal yolu TBK m.615’te düzenlenmiştir.
TBK m.615 – İptali ve tenkisi
Bakım alacaklısı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanuna göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkânını kaybediyorsa, bundan yoksun kalanlar sözleşmenin iptalini isteyebilirler.
Hâkim, sözleşmenin iptali yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere, bakım alacaklısının nafaka yükümlüsü olduğu kişilere nafaka ödemesine karar verebilir.
Mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma hakları saklıdır.
Madde, bakım alacaklısı bir yakınının nafaka yükümlüsüyse ve malvarlığını bakım karşılığı devretmekle bu yükümlülüğünü yerine getirme imkânını yitiriyorsa, nafakadan yoksun kalan kişilere iptal hakkı verir. Hangi yakınların bu kapsama girdiği, nafaka yükümlülüğünün kanuni dayanağına göre belirlenir; örneğin TMK m.364 uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Bu yolun diğerlerinden farkı, sözleşmenin gerçek ve geçerli olduğunu kabul etse bile sonuç doğurmasıdır: Bu hükme dayanan kişi, muvazaa ya da ehliyetsizlik iddiası ileri sürmek zorunda değildir.
Hâkim, ikinci fıkra uyarınca iptal yerine, bakım borçlusunun ifa edeceği edimlerden mahsup edilmek üzere nafaka ödenmesine karar verebilir. Bu, sözleşmeyi ayakta tutan, ancak nafaka alacaklısının korunmasını sağlayan orta bir yoldur. Üçüncü fıkra ise TBK m.615’in diğer iptal yollarını ortadan kaldırmadığını, mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası açma haklarının saklı kaldığını açıkça belirtir.
Alacaklıların İptal Davası: İİK m.277-284
Borçlu durumundaki bir bakım alacaklısı, malvarlığını alacaklılarının elinden çıkarmak için ölünceye kadar bakma sözleşmesine başvurabilir. Bu durumda mirasçılar değil, borçlunun alacaklıları İcra ve İflas Kanunu’nun tasarrufun iptali hükümlerine dayanır. Davayı, elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan her alacaklı ile iflas idaresi açabilir (İİK m.277). Güncel İİK m.278 metni şöyledir:
İİK m.278 – İvazsız tasarrufların butlanı (24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla değişik)
Alışılmış hediyeler dışında, geçici veya kesin aciz belgesinin ya da aciz belgesi niteliğinde olan haciz tutanağının düzenlendiği yahut iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir.
Aşağıdaki tasarruflar bağışlama sayılır: […] c) Uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça, borçlunun kendisine veya üçüncü bir kişi yararına ömür boyu gelir sözleşmesi ya da intifa hakkı tesis ettiği sözleşmeler yahut ölünceye kadar bakma sözleşmeleri.
Bu hüküm, ölünceye kadar bakma sözleşmesini doğrudan hedef alır: Sözleşme, uygun karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça bağışlama sayılır ve aciz belgesinden ya da iflastan önceki bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir. Madde metninin lafzı gereği, davacı alacaklının karşılığın uygun olmadığını kanıtlaması değil, devralan tarafın uygun karşılığı ispatlaması gerekir. Yargıtay’ın eski numaralandırmayla İİK m.278/3’e dayanarak verdiği kararlar, aynı kuralı içeren 278/2-c bendi bakımından da yol göstericidir: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, borçlunun kendisine yahut üçüncü bir şahıs menfaatine düzenlediği ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin batıl sayılması hükmünü ve borçlunun kızı ile oğluna yapılan devirlerde davalıların İİK m.280/1 uyarınca borçlunun mali durumunu ve alacaklıları zarara sokma kastını bilebilecek kişilerden olduğunu kabul ederek iptal hükmünü onamıştır (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2021/25023, K. 2024/7353, T. 09.09.2024). Ömür boyu gelir sözleşmesi yönünden benzer sonuçlar için ömür boyu gelir sözleşmesi yazımıza bakabilirsiniz.
Bir yıllık süreyi kaçırmış alacaklıların elinde İİK m.280 kalır. Bu hüküm, malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu malî durumun ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hâllerde iptal edilebileceğini öngörür; işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerekir. Borçlunun karısı veya kocası, usul ve füruu ile üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları, evlat edineni veya evlatlığı bakımından borçlunun durumunu bildiği farz olunur; bu karine ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre çürütülebilir.
İİK m.284 – Hak düşürücü müddet
İptal davası hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer.
Davanın usulü İİK m.281’de düzenlenmiştir: Mahkeme iptal davalarını basit yargılama usulüyle görür ve alacaklının talebi üzerine iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında ihtiyati haciz kararı verebilir. Dava, borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler ile mirasçıları aleyhine açılır; kötü niyetli üçüncü kişilere karşı da açılabilir, ancak iyi niyetli üçüncü kişilerin hakları saklıdır (İİK m.282). Dava kabul edilirse davacı alacaklı, konu taşınmazsa davalı üçüncü kişi üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek kalmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK m.283). Yani alacaklı için sonuç, tapunun alacaklıya geçmesi değil, taşınmaz üzerinde alacağını cebri icra yoluyla tahsil yetkisidir.
Dava Stratejisi: Hangi Talep, Hangi Sırayla?
Bu altı yolu birbirinden bağımsız seçmek yerine somut olaya göre sıralamak gerekir. Mirasçı sıfatıyla dava açacak biri için tipik sıra şöyledir:
- Önce ehliyet kontrolü. Mirasbırakanın sözleşme tarihine yakın doktor raporları, hastane kayıtları ve varsa vesayet dosyası toplanır; Adli Tıp Kurumu raporu istenebilir. Ehliyetsizlik kanıtlanırsa tapu iptali süreye bağlı olmadan, muvazaa ispatına gerek kalmadan sonuç verir.
- Ardından muris muvazaası. Bakımın gerçekten yapılıp yapılmadığı, devredilen malın tüm malvarlığına oranı ve mirasbırakanın niyeti tanık ve belgelerle ortaya konur.
- Terditli tenkis. Saklı payı zedelenen mirasçı için, muvazaa ya da ehliyetsizlik kabul edilmezse tenkis talebi aynı dilekçede terditli olarak ileri sürülür.
- Hile, yanılma ve korkutma. Süre bir yıl olduğundan, bu sebep gerçekten delillendirilebiliyorsa ayrıca ve zamanında ileri sürülmelidir.
- TBK m.615. Nafaka alacaklısı olan yakınlar bakımından ayrı bir dava veya talep olarak değerlendirilir.
- Alacaklılar için İİK m.277 vd. Aciz belgesi alınır, süre (bir yıl ve beş yıl) kontrol edilir ve ihtiyati haciz talep edilir.
Taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesini önlemek için dava ile birlikte tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep etmek, özellikle devralanın taşınmazı elden çıkarma riski bulunduğunda hayati önemdedir. Tapu iptal ve tescil davalarında yetkili ve görevli mahkeme ile süre rejiminin tamamı için tapu iptal davası avukatı desteği alınması dosyanın baştan doğru kurulması bakımından önemlidir. Miras hakkına dayanan davalarda saklı pay, tenkis ve muvazaa taleplerinin birlikte kurgulanması için tenkis davası avukatı ile çalışmak gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi iptal edilebilir mi?
Evet. Sözleşme muris muvazaası, bakım alacaklısının ehliyetsizliği, hile, yanılma veya korkutma, TBK m.615’teki nafaka alacaklılarının iptal hakkı ya da alacaklıların İİK m.277 vd. uyarınca açtığı iptal davası yoluyla ortadan kaldırılabilir; saklı payı zedeleyen kısım ise tenkis davasıyla geri alınabilir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptalini kimler isteyebilir?
Muvazaa davasını saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar açabilir; tenkis davasını saklı payı zedelenen mirasçılar açar; TBK m.615’e dayanarak bakım alacaklısından nafaka alma hakkı olanlar iptal isteyebilir; İİK m.277 uyarınca ise elinde aciz belgesi bulunan alacaklılar iptal davası açabilir.
Muris muvazaası bakım sözleşmesinde nasıl ispatlanır?
İspat yükü mirasçıdadır ve mirasçılar üçüncü kişi konumunda olduklarından tanık dahil her türlü delille ispat yapabilirler. Mahkeme mirasbırakanın yaşını, sağlığını, aile ilişkilerini, malvarlığının tümüne oranla devrin büyüklüğünü ve bakımın fiilen yapılıp yapılmadığını birlikte değerlendirir; mirasbırakanın gerçek iradesinin bakım değil, mal kaçırmak olduğu duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkmalıdır.
Mirasbırakan sözleşme anında bakıma muhtaç değilse sözleşme geçersiz mi olur?
Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre sözleşmenin geçerliliği için o tarihte özel bakım gereksinimi bulunması zorunlu değildir; gereksinim sonradan doğabilir ya da kısa sürebilir. Bakım ihtiyacının bulunmaması ancak diğer olgularla birlikte mal kaçırma amacını gösteren bir emare olarak değerlendirilir.
Bakım borçlusu bakımı yaptıysa dava kazanılır mı?
Genellikle kazanılamaz. Mirasbırakan taşınmazı samimi olarak bakım temini için devretmiş ve bakım borçlusu karşı edimini ifa etmişse, gerçek bakım karşılığı yapılan sözleşmenin muris muvazaası nedeniyle geçersiz olduğundan söz edilemez. Bu nedenle davanın merkezi, bakımın fiilen yapılıp yapılmadığı ve mirasbırakanın gerçek amacıdır.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesi tenkise tabi midir?
Kural olarak değildir. Sözleşme ivazlı olduğundan TMK m.565’teki karşılıksız kazandırmalar arasında yer almaz ve mal kaçırma kastı bulunmayan ivazlı akitlerde tenkis iddiası dinlenmez. Muvazaa kanıtlanırsa ardındaki gizli bağış geçersiz olacağı için tenkise gerek kalmaz; bu sebeple tenkis genellikle terditli bir talep olarak ileri sürülür.
Tenkis davası için süre ne kadardır?
Tenkis davası açma hakkı, saklı payın zedelendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde mirasın açılmasından itibaren on yıl geçmekle düşer (TMK m.571). Tenkis iddiası ayrıca her zaman def’i yoluyla ileri sürülebilir.
Ehliyetsizlik nedeniyle iptal için ne gerekir?
Bakım alacaklısının sözleşme tarihinde ayırt etme gücünden yoksun olduğunu kanıtlamak gerekir. Bu ispat genellikle Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu raporuyla yapılır; mahkeme mirasbırakanın o döneme ait tıbbi kayıtlarını, tanık beyanlarını ve varsa vesayet dosyasını inceler. Ehliyetsizlik kamu düzenine ilişkin olduğundan öncelikle araştırılır.
Hile nedeniyle iptal davası için süre ne zaman başlar?
TBK m.39 uyarınca süre, aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıldır. Bu süre içinde sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilmez veya verilen şey geri istenmezse sözleşme onanmış sayılır; bildirim herhangi bir şekle bağlı olmayıp dava ya da def’i yoluyla da yapılabilir.
TBK m.615 nedir?
Bakım alacaklısı ölünceye kadar bakma sözleşmesi yüzünden kanuna göre nafaka yükümlüsü olduğu kişilere karşı yükümlülüğünü yerine getirme imkânını kaybediyorsa, bundan yoksun kalanların sözleşmenin iptalini isteyebileceğini düzenler. Hâkim iptal yerine bakım borçlusunun edimlerinden mahsup edilmek üzere nafaka ödemesine karar verebilir; mirasçıların tenkis ve alacaklıların iptal davası hakları saklıdır.
Borçlunun alacaklıları ölünceye kadar bakma sözleşmesini iptal ettirebilir mi?
Evet. İİK m.278/2-c uyarınca uygun bir karşılığın sağlandığı ispatlanmadıkça borçlunun yaptığı ölünceye kadar bakma sözleşmeleri bağışlama sayılır ve aciz belgesinin düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılmışsa iptale tabidir. Bu süre geçmişse İİK m.280’deki zarar verme kastına dayalı iptal yolu kalır; her iki davada da hak düşürücü süre tasarruf tarihinden itibaren beş yıldır (İİK m.284).
İİK m.278 değişikliğiyle ne oldu?
İİK m.278, 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla değiştirilmiştir. Güncel metinde ömür boyu gelir sözleşmesi, intifa hakkı ve ölünceye kadar bakma sözleşmeleri 278/2-c bendinde, uygun karşılık ispatlanmadıkça bağışlama sayılan tasarruflar arasında sayılır; Yargıtay kararlarında bu kural eski numaralandırmayla 278/3 olarak anılmaktadır.
İptal ile fesih arasındaki fark nedir?
İptal, sözleşmenin muvazaa, ehliyetsizlik veya irade fesadı gibi sebeplerle baştan itibaren hukuken ayakta durmadığını ileri sürer. Fesih ise geçerli bir sözleşmenin, bakım borcuna aykırılık gibi nedenlerle TBK m.616-617 uyarınca sona erdirilmesidir. İki yol farklı davacılar, süreler ve sonuçlar doğurur.
İptal davası hangi mahkemede açılır?
Tapu iptali ve tescil istemleri asliye hukuk mahkemesinde, kural olarak taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülür; tenkis istemleri bakımından ise mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Alacaklıların iptal davası İİK m.281 uyarınca basit yargılama usulüyle görülür.
Sonuç
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali, tek bir sebebe değil, olayın gerçeklerine uygun bir dava kombinasyonuna dayanır. Bakım borcunun gerçekten yapılıp yapılmadığı, mirasbırakanın sözleşme anındaki ehliyeti, devredilen malın malvarlığına oranı ve sürelerin korunması dosyanın kaderini belirler. Bakım yapılmışsa muvazaa davası zorlaşır; yapılmamışsa ve mal kaçırma amacı ortaya konabiliyorsa tapu iptali ve tescil mümkündür. Süreler kaçırıldığında geri dönüş çoğu zaman imkânsız hâle gelir.
Bu konuda dosyanızı birlikte değerlendirmek isterseniz, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali davası avukatı olarak büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazı Av. Mehmet Sarıoğlu tarafından hazırlanmış; Av. Fatih Sefer tarafından incelenip yayına uygun bulunmuştur.
Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul