Patent Manevi Tazminat ve İtibar Kaybı: Şartlar ve İspat

patent manevi tazminat talebi, patent hakkına yönelik hukuka aykırı müdahalenin hak sahibinin kişilik değerlerinde veya ticari saygınlığında manevi zarar meydana getirmesi hâlinde ileri sürülebilir. Ayrıca 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m.150/2 uyarınca, patent konusu ürünün kötü üretilmesi, kullanılması veya uygun olmayan biçimde piyasaya sürülmesi sonucunda patent hakkının itibarı zarar görmüşse ayrı bir itibar tazminatı istenebilir. Ancak patent ihlalinin gerçekleşmesi, manevi tazminata veya itibar tazminatına her durumda kendiliğinden hükmedileceği anlamına gelmez. Her talebin hukuki dayanağı, zararın niteliği ve ispat koşulları ayrı değerlendirilmelidir.

Patent İhlalinde Manevi Tazminatın Hukuki Dayanağı Nedir?

Patent hakkına tecavüz nedeniyle ileri sürülebilecek taleplerin temel dayanağı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’dur. SMK m.149/1-ç, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin, tecavüzün kaldırılmasıyla birlikte maddi ve manevi zararının tazminini mahkemeden isteyebileceğini düzenler.

SMK m.150/1 ise sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişilerin hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu belirtir. Bu hükümler, patent ihlalinde tazminat talebinin özel kanuni dayanağını oluşturur.

Manevi zararın niteliği ve giderilmesi bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) genel hükümleri de önem taşır. TBK m.58 uyarınca kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören kişi, uğradığı manevi zarara karşılık uygun miktarda para ödenmesini isteyebilir.

Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde patent hakkına tecavüz, yalnızca ekonomik sonuçları bulunan bir fiil olarak görülmemelidir. Somut olayda hak sahibinin mesleki saygınlığı, ticari güvenilirliği veya diğer kişilik değerleri de zarar görebilir.

Bununla birlikte patent hakkının ihlali ile kişilik hakkının zedelenmesi aynı hukuki olgu değildir. Manevi tazminat talebinin değerlendirilmesinde patent ihlalinin yanı sıra manevi zarar iddiasını destekleyen olayların da ortaya konulması gerekir.

Manevi Tazminat, İtibar Tazminatı ve Maddi Tazminat Arasındaki Fark

Patent hakkına tecavüz nedeniyle ileri sürülebilecek üç tazminat türü aynı hukuki menfaati korumaz. Özellikle manevi zarar ile patentin itibarının zarar görmesi birbirine yakın olmakla birlikte farklı değerlendirme ölçütlerine sahiptir.

Tazminat türüHukuki dayanakİncelenen zarar
Manevi tazminatSMK m.149/1-ç ve TBK m.58Hak sahibinin kişilik değerlerinde, mesleki veya ticari saygınlığında meydana gelen manevi zarar
İtibar tazminatıSMK m.150/2Kötü üretim, kullanım veya uygunsuz piyasaya sunum nedeniyle sınai mülkiyet hakkının itibarında oluşan zarar
Maddi tazminatSMK m.150/1 ve m.151Fiili ekonomik kayıp ve yoksun kalınan kazanç

Örneğin bir patentin izinsiz kullanılması nedeniyle hak sahibinin satışlarının azalması maddi zarar değerlendirmesine konu olabilir. Aynı olayda hak sahibinin ticari güvenilirliğinin zedelendiği ileri sürülüyorsa manevi tazminat gündeme gelebilir. İhlale konu ürünün düşük kalitede üretilmesi nedeniyle patentli teknik çözümün piyasadaki itibarı zarar görmüşse SMK m.150/2 kapsamında ayrıca itibar tazminatı tartışılabilir.

Bu ayrım, aynı olaydan doğan bütün zararların farklı isimler altında tekrar tekrar tahsil edilebileceği anlamına gelmez. Her talebin dayandığı zarar ayrı somutlaştırılmalıdır.

Ekonomik kaybın hesaplanması patent hakkına tecavüzde maddi tazminat konusuna aittir. Aynı zararın birden fazla fikrî mülkiyet hakkına dayanılarak talep edilmesindeki sınırlar ise fikrî mülkiyet tazminatında mükerrer tahsil kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Patent Manevi Tazminat Talebinin Şartları Nelerdir?

Patent ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat değerlendirmesinde öncelikle geçerli ve ileri sürülebilir bir patent hakkı, bu hakka yönelik tecavüz fiili ve talepte bulunan kişinin hukuki sıfatı incelenir. Ardından manevi zararın varlığı, fiilin kusurlu niteliği ve uygun illiyet bağı gibi tazminat sorumluluğuyla ilgili unsurlar değerlendirilir.

1. Patent Hakkı ve Talep Sahibinin Sıfatı

SMK m.149, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin başvurabileceği hukuki talepleri düzenler. Bu nedenle tazminat talebinde bulunan kişinin patent üzerinde hangi hukuki sıfatla hak ileri sürdüğü belirlenmelidir.

Patent sahibi gerçek kişi olabileceği gibi şirket veya başka bir tüzel kişi de olabilir. Buluşu gerçekleştiren kişi ile patent hakkının sahibi her zaman aynı kişi değildir. Buluşçu sıfatı, tek başına başkasına ait patentten doğan bütün tazminat taleplerini ileri sürme yetkisi sağlamaz.

Patent hakkından bağımsız olarak kişinin kendi kişilik hakkına yönelik hukuka aykırı bir saldırı bulunması ise genel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir.

2. Patent Hakkına Tecavüzün Ortaya Konulması

Patent hakkına tecavüz iddiası, yalnızca ürünlerin görünüş bakımından benzemesine dayandırılamaz. Patent istemlerinin sağladığı teknik koruma ile ihlale konu ürünün veya usulün özellikleri karşılaştırılmalıdır.

SMK m.141 kapsamında patent konusu ürünün izinsiz üretilmesi, belirli koşullarda ticaret alanına çıkarılması veya patentli usulün izinsiz kullanılması gibi fiiller tecavüz oluşturabilir.

Bu fiillerin sınırları patent hakkına tecavüz sayılan fiiller konusunda ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

3. Manevi Zararın Somutlaştırılması

Manevi tazminat talebinde patent ihlalinin hak sahibinin kişilik alanına nasıl yansıdığı açıklanmalıdır. Hak sahibinin ticari çevresindeki güvenilirliğinin sarsılması, mesleki saygınlığının zarar görmesi veya işletmesiyle ilgili haksız olumsuz değerlendirmelerin ortaya çıkması bu kapsamda önem taşıyabilir.

Her ticari uyuşmazlık veya her izinsiz patent kullanımı aynı zamanda manevi zarar doğurmaz. Patent hakkının ekonomik değerinin zedelenmesi ile hak sahibinin kişilik değerlerinin zarar görmesi arasındaki fark korunmalıdır.

4. Kusur ve İlliyet Bağı

TBK m.49 ve m.50 kapsamında kusur, hukuka aykırılık, zarar ve zarar verici fiille zarar arasındaki bağlantı tazminat sorumluluğunun değerlendirilmesinde önemlidir.

Patent ihlalinde davalının davranışının niteliği; patent hakkından haberdar olup olmadığı, ihlalin sürdürülme biçimi, taraflar arasındaki ilişkiler ve dosyadaki diğer delillerle birlikte incelenebilir.

Manevi zararın doğrudan dava konusu fiilden kaynaklanıp kaynaklanmadığı da belirlenmelidir. Hak sahibinin piyasada yaşadığı her olumsuzluğun patent ihlalinin sonucu olduğu varsayılamaz.

Şirketler Patent İhlalinden Dolayı Manevi Tazminat İsteyebilir mi?

Patent sahibi bir şirketin manevi tazminat talebinde bulunması hukuken mümkündür. Ancak tüzel kişinin manevi zararı, gerçek kişilerin yaşadığı üzüntü veya elem gibi öznel duygular üzerinden değil, tüzel kişinin niteliğine uygun kişilik değerleri üzerinden değerlendirilir.

Şirketin ticari itibarı, güvenilirliği ve mesleki saygınlığı bu değerlendirmede önem taşıyabilir. Patent ihlalinin şirketi sektörde güvenilmez gösterdiği, şirketle ilişkilendirilen olumsuz değerlendirmelere neden olduğu veya ticari saygınlığı üzerinde zarar verici sonuçlar meydana getirdiği iddia ediliyorsa bu durum somut olgularla desteklenmelidir.

Dolayısıyla patent sahibi şirketin manevi tazminat talebi, tüzel kişi olması nedeniyle kendiliğinden reddedilemeyeceği gibi yalnız patent hakkının ihlal edilmiş olması nedeniyle de otomatik olarak kabul edilmez.

Patent İtibar Tazminatı Hangi Durumlarda İstenebilir?

SMK m.150/2, sınai mülkiyet hakkının itibarının zarar görmesine bağlı özel bir tazminat talebi öngörmektedir.

Bu hükme göre patent hakkına tecavüzün yanı sıra hakka konu ürün veya hizmetlerin kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarının zarar görmesi gerekir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kanunun yalnız patent sahibinin ticari itibarından değil, sınai mülkiyet hakkının itibarının zarar görmesinden söz etmesidir.

Patentli Ürünün Kötü veya Kalitesiz Üretilmesi

Patentli teknik çözümü taklit eden bir ürünün hatalı, güvenilir olmayan veya teknik özellikleri bakımından yetersiz biçimde üretilmesi, belirli koşullarda patentin itibarına zarar verebilir.

Örneğin patentli bir mekanizmanın izinsiz olarak kalitesiz malzemelerle üretilmesi sonucunda ortaya çıkan arızalar, kullanıcıların patentli teknik çözüme olan güvenini azaltabilir.

Ancak üretimin kalitesiz olduğunun ileri sürülmesi yeterli değildir. Kalite sorunu ile patent hakkının itibarındaki olumsuz etki arasında somut bir bağlantı kurulmalıdır.

Ürünün Uygun Olmayan Biçimde Piyasaya Sunulması

İhlale konu ürünlerin uygunsuz koşullarda piyasaya sürülmesi, yanıltıcı teknik açıklamalarla tanıtılması veya kullanıcılarda patentli teknolojinin güvenilirliği konusunda yanlış bir izlenim oluşturması da somut olayın özelliklerine göre itibar tazminatını gündeme getirebilir.

Örneğin patentli bir teknik sistemin izinsiz taklidi olarak üretilen cihazların sürekli arızalanması ve bu cihazların kullanıcılar tarafından patentli teknolojiyle ilişkilendirilmesi durumunda itibar zararı iddiası araştırılabilir.

Buna karşılık, patentli buluşu izinsiz kullanan ürünün piyasada bulunması tek başına SMK m.150/2’nin bütün koşullarının gerçekleştiğini göstermez. Kanunun aradığı zarar verici üretim, kullanım veya piyasaya sunum biçimi ile itibar kaybı arasındaki ilişki ayrıca incelenmelidir.

Manevi Zarar ve Patent İtibar Kaybı Nasıl İspatlanır?

Patent hakkına tecavüzün teknik olarak ispat edilmesi ile manevi zararın veya patentin itibarındaki azalmanın ispatı farklı değerlendirmelerdir.

TBK m.50 uyarınca zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Bu nedenle tazminat talebi yalnız genel nitelikteki zarar açıklamalarına değil, olayla bağlantılı delillere dayandırılmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:

  • Patent ve hak sahipliği kayıtları: Patentin koruma kapsamını ve talep sahibinin hukuki sıfatını gösteren belgeler.
  • İhlale konu ürün örnekleri: İzinsiz üretim veya kullanım iddiasını teknik açıdan incelemeye elverişli ürün, parça ve numuneler.
  • Kalite ve teknik inceleme raporları: Hatalı üretim, güvenilirlik sorunu veya teknik yetersizlik iddialarını destekleyen tespitler.
  • Müşteri şikâyetleri ve servis kayıtları: İhlale konu ürünle ilgili olumsuz deneyimlerin ve bunların patentli teknolojiyle ilişkilendirilip ilişkilendirilmediğinin belirlenmesine yarayan belgeler.
  • Ticari yazışmalar ve sektörel değerlendirmeler: Hak sahibinin saygınlığında veya patentli ürünün algısında meydana geldiği ileri sürülen değişiklikleri gösterebilecek kayıtlar.
  • Reklam, internet ve satış içerikleri: İhlale konu ürünlerin piyasada hangi açıklamalarla sunulduğunu ve kullanıcıların bunları nasıl algılayabileceğini gösteren deliller.

Özellikle itibar tazminatında, ürünün teknik olarak kötü üretilmiş olması ile patentin itibarının zedelenmesi arasında kurulan bağlantının denetlenebilir olması önemlidir.

SMK m.150/3, hak sahibine belirli koşullarda tazminat yükümlüsünün sınai mülkiyet hakkının kullanılmasıyla ilgili belgeleri mahkemeye sunmasının istenmesi imkânını tanır. Bununla birlikte bu düzenleme, manevi zarar veya itibar kaybının kendiliğinden ispat edilmiş sayılmasını sağlamaz.

Teknik delillerin korunması ve incelenmesine ilişkin özel süreçler patent ihlalinde delil tespiti ve teknik inceleme başlığında ayrıca açıklanmaktadır.

Bilirkişi İncelemesi Her Zaman Gerekli midir?

Patent hakkının ihlal edilip edilmediği çoğu uyuşmazlıkta teknik uzmanlık gerektirir. Ürün veya usulün patent istemleriyle karşılaştırılması, üretim kalitesinin incelenmesi ve teknik eksikliklerin belirlenmesi için bilirkişi incelemesine başvurulabilir.

Bununla birlikte bilirkişinin teknik ihlali tespit etmesi, manevi tazminat veya itibar tazminatı koşullarının da gerçekleştiği anlamına gelmez.

Manevi zararın hukuki niteliği, delillerin yeterliliği ve tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı mahkeme tarafından değerlendirilir. Bilirkişi raporu teknik konularda mahkemeye yardımcı olur; hukuki kararın yerini almaz.

Patent Manevi Tazminat Miktarı Nasıl Belirlenir?

Patent ihlalinden kaynaklanan manevi tazminat için kanunda her olaya uygulanacak sabit bir tutar veya belirli bir hesaplama formülü öngörülmemiştir.

TBK m.58, kişilik hakkı zedelenen kişinin manevi zararının uygun bir miktar para ile giderilmesini düzenler. Hükmedilecek tutarın belirlenmesinde somut olayın özellikleri ve hakkaniyet ilkesi önemlidir.

Bu kapsamda ihlalin niteliği, süresi, yaygınlığı, tarafların davranışları, kusurun ağırlığı ve kişilik değerlerine yönelen olumsuz etkinin derecesi birlikte değerlendirilebilir.

Manevi tazminatın amacı, ekonomik kazanç kaybını ikinci kez karşılamak veya cezalandırıcı bir ödeme oluşturmak değildir. Manevi zararın niteliğine uygun bir giderim sağlanması amaçlanır.

İtibar tazminatında da zarar verici fiilin niteliği, patentli ürünün piyasadaki algısı, olumsuz etkinin kapsamı ve illiyet bağı değerlendirilir. İtibar tazminatı yalnız patentin ekonomik değerine ilişkin soyut bir varsayımla belirlenmemelidir.

SMK m.151’de maddi zararın hesaplanması için öngörülen yöntemler, manevi tazminat tutarının doğrudan hesaplama formülü değildir.

Yargı Kararlarında Patent Manevi Tazminatı ve İtibar Kaybı

Patent ihlaline ilişkin yargı kararlarında manevi tazminat ile itibar tazminatının farklı hukuki temellerle değerlendirildiği örnekler bulunmaktadır. Kararların uygulandıkları mevzuat dönemi ve somut olayın özellikleri dikkate alınmalıdır.

İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.09.2021 Tarihli Kararı

İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 16.09.2021 tarihli, E.2013/73 ve K.2021/337 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta patent hakkına tecavüz, haksız rekabet, maddi tazminat, manevi tazminat ve itibar tazminatı talepleri birlikte değerlendirilmiştir.

Mahkeme, patent hakkına tecavüzün gerçekleştiği kanaatine varmış; davalının kusurlu davranışı ve somut olayın özelliklerini değerlendirerek manevi tazminat talebini kısmen kabul etmiştir.

Buna karşılık patentin itibarının zarara uğradığı konusunda yeterli kanaat oluşmadığı gerekçesiyle itibar tazminatı talebini reddetmiştir.

Kararın önemi, patent ihlali nedeniyle manevi tazminata hükmedilmiş olmasının itibar tazminatının da zorunlu olarak kabulünü gerektirmediğini somut biçimde göstermesidir.

Mevzuat dönemi bakımından: Uyuşmazlık 6769 sayılı Kanun öncesinde açıldığından mahkeme 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini uygulamıştır. Bu karar, SMK m.150/2’nin doğrudan uygulanmasına ilişkin bir karar olarak değerlendirilmemelidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2024 Tarihli Kararı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2024 tarihli, E.2022/6755 ve K.2024/3151 sayılı kararında patent hakkına tecavüz ve patentin hükümsüzlüğü taleplerinin birlikte bulunduğu bir uyuşmazlık incelenmiştir.

İlk derece mahkemesi, patent hakkına tecavüzün gerçekleştiğini kabul ederek maddi ve manevi tazminata hükmetmiş; itibar tazminatı talebini ise koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.

Bölge adliye mahkemesi, davalının istinaf başvurusunu esastan reddetmiş; Yargıtay da temyiz incelemesinde bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

Bu uyuşmazlıkta da 551 sayılı KHK hükümleri uygulanmıştır. Dolayısıyla kararın önemi, farklı tazminat taleplerinin somut olayda ayrı sonuçlara bağlanmış olmasıdır; karar, 6769 sayılı Kanun kapsamında her patent ihlalinde belirli bir manevi tazminat miktarına hükmedileceği şeklinde yorumlanamaz.

Manevi Tazminat ve İtibar Tazminatı Birlikte Talep Edilebilir mi?

Patent hakkına tecavüz nedeniyle manevi tazminat ve itibar tazminatı aynı dava kapsamında ileri sürülebilir. Ancak bu taleplerin birlikte ileri sürülmesi, ikisinin de kabul edileceği anlamına gelmez.

Mahkemenin her talep bakımından ayrı değerlendirme yapabilmesi için zarar iddiaları birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin hak sahibi, izinsiz patent kullanımının şirketinin ticari güvenilirliğini zedelediğini ileri sürerken aynı zamanda kötü üretilen taklit ürünlerin patentli teknik çözümün piyasadaki itibarını düşürdüğünü iddia edebilir.

Bu durumda manevi tazminat bakımından hak sahibinin kişilik alanına yönelik zarar, itibar tazminatı bakımından ise SMK m.150/2’de düzenlenen özel zarar ayrı incelenir.

İki talebin aynı olumsuz sonuca dayanması hâlinde, tazminatın giderim amacını aşacak şekilde mükerrer ödeme yapılmaması gerekir.

Bu nedenle dava dilekçesinde yalnız tazminat türlerinin adlarını sıralamak yerine, her birinin hangi olaya, hangi zarar sonucuna ve hangi delile dayandığının açıklanması önemlidir.

Patent İhlalinden Kaynaklanan Manevi Tazminat Davasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Patent hakkına tecavüz iddiasıyla açılacak davada manevi tazminat ve itibar tazminatı, tecavüzün tespiti, durdurulması veya kaldırılması gibi diğer hukuki taleplerle birlikte ileri sürülebilir. SMK m.149’un düzenlediği taleplerin hangilerinin somut olayda gerekli olduğu ayrıca belirlenir.

Manevi tazminat istemi bakımından davanın hazırlanmasında özellikle patent hakkının kapsamı, talep sahibinin sıfatı, ihlalin niteliği, kişilik değerlerine yönelik zarar ve buna ilişkin deliller önem taşır.

İtibar tazminatı yönünden ise patent konusu ürünün nasıl üretildiği veya piyasaya sunulduğu ve bunun patent hakkının itibarını nasıl etkilediği açıklanmalıdır.

SMK m.156 uyarınca patent uyuşmazlıklarına ilişkin hukuk davalarında kural olarak fikrî ve sınai haklar hukuk mahkemeleri görevlidir. Görevli ihtisas mahkemesi bulunmayan yerler bakımından kanundaki özel düzenlemeler uygulanır.

Davada görev, yetki ve zamanaşımı sorunlarının ayrıntıları patent davalarında görev, yetki ve zamanaşımı kapsamında; dava taleplerinin hazırlanması ve yargılama süreci ise patent hakkına tecavüz davası kapsamında değerlendirilir.

Ayrıca parasal tazminat taleplerinin dava şartı arabuluculuk hükümleri karşısındaki durumu, talebin niteliğine ve uyuşmazlığın kapsamına göre incelenmelidir. Bu ayrım patent tazminatı davasında arabuluculuk başlığının konusudur.

Patent Manevi Tazminat Hakkında Sık Sorulan Sorular

1. Her patent ihlalinde manevi tazminat ödenir mi?

Hayır. SMK m.149 manevi tazminat talebine imkân tanımakla birlikte talebin kabulü somut olayın özelliklerine ve ilgili tazminat koşullarına bağlıdır. Patent ihlalinin tespit edilmesi, ileri sürülen manevi zararın ayrıca değerlendirilmesi gereğini ortadan kaldırmaz.

2. Patent sahibi bir şirket manevi tazminat isteyebilir mi?

Evet. Tüzel kişiler de niteliklerine uygun kişilik değerlerinin zarar görmesi hâlinde manevi tazminat talep edebilir. Şirket bakımından ticari güvenilirliğin ve saygınlığın zedelenmesi gibi somut etkiler önem taşıyabilir.

3. İzinsiz üretilen her ürün patentin itibarını zedeler mi?

Hayır. SMK m.150/2 kapsamında itibar tazminatı için patent hakkına tecavüzün yanında kanunda belirtilen kötü üretim, kullanım veya uygunsuz piyasaya sunum sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarının zarar görmesi gerekir. Salt izinsiz üretim veya satış iddiası bu özel tazminatın bütün şartlarını kendiliğinden karşılamaz.

4. Manevi tazminat ile itibar tazminatı aynı davada istenebilir mi?

Evet. Her iki talep aynı davada ileri sürülebilir. Bununla birlikte hukuki dayanakları ve zarar iddiaları ayrı açıklanmalı; aynı zarar için mükerrer giderim sonucuna yol açılmamalıdır.

5. Patent manevi tazminat miktarı için sabit bir hesaplama yöntemi var mı?

Hayır. Manevi tazminatın belirlenmesinde olayın özellikleri, zararın niteliği ve hakkaniyet dikkate alınır. Maddi tazminat bakımından kullanılan kazanç hesaplama yöntemleri manevi tazminata doğrudan uygulanmaz.

6. İtibar kaybının ispatı için yalnız bilirkişi raporu yeterli midir?

Her zaman değil. Bilirkişi teknik üretim ve kalite sorunlarını değerlendirebilir. Ancak patent hakkının itibarındaki zarar ile ihlal fiili arasındaki bağlantı, somut olayın bütün delilleri dikkate alınarak mahkeme tarafından değerlendirilir.

Sonuç

Patent hakkına tecavüz nedeniyle manevi tazminat ile itibar tazminatı birbirine karıştırılmaması gereken iki hukuki taleptir. SMK m.149/1-ç, patent ihlalinden doğan manevi zararın tazminine imkân tanırken SMK m.150/2, kötü üretim, kullanım veya uygun olmayan piyasaya sunum nedeniyle sınai mülkiyet hakkının itibarının zarar görmesine bağlı özel bir tazminat imkânı düzenler.

Her iki talepte de patent hakkının kapsamı, tecavüz fiili, hak sahibinin sıfatı, zararın niteliği ve ileri sürülen zarar ile fiil arasındaki bağlantı somut olay bakımından incelenmelidir. Özellikle patentin teknik olarak ihlal edildiğinin ortaya konulması, manevi zararın veya patentin itibarındaki kaybın kendiliğinden ispatı anlamına gelmez.

Patent hakkının korunması, ihlalden doğan zararların değerlendirilmesi ve uygun hukuki taleplerin belirlenmesi konusunda patent hukuku alanında hukuki danışmanlık ve dava takibi kapsamında somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılabilir.

Yazar Avukat Fatih Sefer