☎ 0507 551 87 38 WhatsApp: 0507 551 87 38

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu ve Cezası (TCK 104)

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ve cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 104. maddesinde düzenlenen ve on beş ile on sekiz yaş arasındaki çocuklarla cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleştirilen rızalı cinsel ilişkiyi suç olarak tanımlayan bir suç tipidir. TCK 104, çocukların cinsel istismarını düzenleyen TCK 103’ten temel olarak iki noktada ayrılmaktadır: mağdurun yaşı (15–18 arası) ve rızanın varlığı. Bu nedenle uygulamada sıklıkla “TCK 103 mü, TCK 104 mü?” sorusu gündeme gelmekte; Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu sınırı belirleyen önemli içtihatlar geliştirmektedir. İstanbul ceza avukatı uygulamasında bu davaların usul ve esas boyutuyla titizlikle takip edilmesi gerekmektedir.

1. Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Nedir?

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ve cezası, TCK md. 104/1 kapsamında on beş yaşını tamamlamış ancak on sekiz yaşını doldurmamış çocukla, cebir, tehdit veya hile olmaksızın rızaya dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel ilişkiyi suç olarak tanımlamaktadır. Suçla korunan hukuki değer çocukların cinsel gelişimlerinin sağlıklı biçimde tamamlanması ve erken cinsel deneyimlere karşı korunmasıdır.

Anayasa Mahkemesi, 2013/3262 başvurusunda 11.05.2016 tarihli kararında TCK 104’ün 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 124–128. maddelerinde düzenlenen on yedi yaş altı evlenme yasağının cezai müeyyidesi olarak işlev gördüğünü ifade etmiştir. Bu bağlam, suçun koruduğu hukuki değeri ve çocuk yaşta evliliklerle olan bağlantısını açıklamaktadır.

TCK 103’ten temel farkı şudur: TCK 103’te mağdurun on beş yaşından küçük olması veya on beş–on sekiz yaş arasında olup cebir, tehdit ya da hile kullanılmış olması gerekirken, TCK 104’te mağdur on beş yaşını tamamlamış ve ilişkiye rızasıyla girmiştir.

2. Suçun Maddi Unsurları

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun oluşabilmesi için şu maddi unsurların bir arada gerçekleşmesi zorunludur: mağdurun suç tarihinde on beş yaşını tamamlamış ancak on sekiz yaşını doldurmamış olması; failin cebir, tehdit veya hile kullanmamış olması; ve eylemin anal ya da vajinal yoldan organ ithali (sokulması) biçiminde gerçekleşmesi.

Bu son unsur son derece önemlidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/303 E., 2023/151 K., 15.03.2023; 2022/46 E., 2023/303 K., 24.05.2023 ve 2022/360 E., 2025/158 K., 09.04.2025 tarihli kararlarında bu ilkeyi yerleşik içtihat hâline getirmiştir: TCK 104 kapsamında “cinsel ilişki” sayılabilmesi için anal veya vajinal yoldan organ ithali zorunludur. Oral yoldan organ ithali, cisim sokma veya organ sokulmadan sürtünme suretiyle gerçekleştirilen eylemler bu suçun maddi unsurunu karşılamamaktadır. Bu tür eylemler ya TCK 103 kapsamında cinsel istismar ya da TCK 105 kapsamında cinsel taciz olarak nitelendirilebilir.

Mağdurun yaşının suç tarihinde kesin olarak tespiti zorunludur. Yaş tespitinde nüfus kayıt örnekleri birincil kaynak olmakla birlikte, kayıt yoksa hastane kayıtları (doğum bildirme fişi, hasta tabelası) ve Adli Tıp Kurumu ya da üniversite hastanelerinden alınan kemik grafileri ile radyolojik yaş raporları kullanılmaktadır. Eylem tarihindeki belirsizlikler sanık lehine değerlendirilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/303 E., 2023/151 K.).

3. Rıza – Geçerliliği ve Sınırları

TCK 104’te rıza, suçun hem varlığını hem de nitelendirilmesini doğrudan etkileyen belirleyici unsurdur. On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuğun rızası, TCK 104 kapsamındaki cinsel ilişki eylemi için suçu ortadan kaldırmaz; ancak suçun TCK 103 kapsamında işlenip işlenmediğinin belirlenmesinde kritik rol oynar.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2007/253 E., 2008/52 K., 11.03.2008 tarihli kararında ve Anayasa Mahkemesi’nin 11.05.2016 tarihli kararında bu ilke açıkça hükme bağlanmıştır: on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış çocuklara karşı işlenen fillerde rıza, cinsel ilişki eylemi bakımından bir hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz ve suçun oluşumunu engellemez.

Bununla birlikte, on beş yaşını tamamlamış mağdurun geçerli rızası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK md. 109) gibi diğer suçlar yönünden hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu önemli ayrım, örneğin fail ile mağdurun birlikte başka bir yere gittiği, mağdurun özgür iradesiyle katıldığı durumlarda TCK 109’dan beraat sonucunu doğurabilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16666 E., 2024/7959 K., 30.09.2024; 2021/18837 E., 2023/5724 K., 28.09.2023).

15–18 yaş grubundaki mağdurun ilişkiye cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle sürüklenmesi durumunda ise eylem TCK 104’ten çıkar ve TCK 103 kapsamında çocuğun cinsel istismarı suçuna dönüşür. Bu dönüşümün en kritik örneği; dini duyguların istismar edildiği, tarikat yapılanmalarında uygulanan baskı veya manipülasyon yoluyla mağdurun iradesinin fesada uğratıldığı davalardır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu tür “görünüşte rızayı” geçersiz saymış ve eylemi TCK 103 kapsamında değerlendirmiştir.

4. Suçun Cezası

Suç ŞekliTCK MaddesiCezaKovuşturma Biçimi
Temel hâl104/12–5 yıl hapisŞikâyete bağlı
Evlenme yasağı bulunan kişi (nitelikli hâl)104/2Artırımlı (104/1 + artırım)Re’sen kovuşturma
Koruyucu aile / evlat edinme öncesi bakım ilişkisi104/3ArtırımlıRe’sen kovuşturma

Ceza belirlenmesinde hâkimin TCK md. 62 uyarınca takdiri indirim uygulayabildiği görülmektedir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/2928 E., 2023/8960 K., 27.12.2023 tarihli kararında sanığın sabıkasızlığı gerekçesiyle 1/6 oranında indirim uygulandığı bir davayı onaylamıştır. TCK md. 53 kapsamındaki hak yoksunluklarına da hükmedilmektedir.

5. Nitelikli Haller (TCK 104/2–3)

TCK md. 104/2 uyarınca suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişiler tarafından işlenmesi nitelikli hâl teşkil eder. Evlenme yasağı kapsamındaki kişiler Türk Medeni Kanunu’na göre şunlardır: üstsoy ve altsoy (anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuk, torun), kardeşler, amca, dayı, hala, teyze ve yeğenler.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13487 E., 2023/80 K., 11.01.2023 tarihli kararında öz ağabey ile girilen ilişkiyi; 2021/22918 E., 2022/9622 K., 27.10.2022 tarihli kararında yine öz ağabey ilişkisini; 2023/13515 E., 2023/8508 K., 14.12.2023 tarihli kararında ise öz dayı ile girilen ilişkiyi evlenme yasağı kapsamında nitelikli hâl olarak değerlendirmiştir.

TCK md. 104/3 ise evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisini nitelikli hâl olarak düzenlemektedir. Bu nitelikli hâllerin varlığı durumunda kovuşturma şikâyet aranmaksızın re’sen yürütülür.

6. Beş Yaş Farkı Nitelikli Hali – İptal Edilen Düzenleme

Maddenin eski metninde yer alan “fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise” şeklindeki nitelikli hâl ve buna bağlı ceza artırımı ile re’sen kovuşturma şartı, Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2005 tarihli, 2005/103 E., 2005/89 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.

Bu iptal kararının sonuçları son derece önemlidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2006/3211 E., 2010/2076 K., 15.03.2010 tarihli kararında bu iptal sonrasında fail ile mağdur arasındaki yaş farkının artık nitelikli hâl teşkil etmediğini ve eylemin TCK 104/1 kapsamında şikâyete tabi hâle geldiğini hükme bağlamıştır. Güncel hukukta yaş farkına dayalı bir artırım veya re’sen kovuşturma usulü bulunmamaktadır. Dolayısıyla yaş farkı ile evlenme yasağının birlikte uygulanması da söz konusu değildir.

Bu tarihi düzenlemeyi bilmek önemlidir; zira 5560 sayılı Kanun değişikliğinden önce işlenen suçlarda lehe kanun ilkesi gereği farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.

7. TCK 103 ile TCK 104 Arasındaki Sınır

Uygulamada en çok tartışılan mesele, aynı mağdura yönelik eylemlerin zaman içinde hem TCK 103 hem de TCK 104 kapsamına girebilmesidir. Bu durum özellikle mağdurun on beş yaşını tamamlamadan önce başlayıp on beş yaşından sonra devam eden ilişkilerde ortaya çıkmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu konuda net bir ilke belirlemiştir. 2022/303 E., 2023/151 K., 15.03.2023 ve 2022/360 E., 2025/158 K., 09.04.2025 tarihli kararlarında şu hükmü tesis etmiştir: TCK md. 103 ve md. 104 suçları maddi unsurları, muhakeme şartları ve cezaları bakımından farklı niteliktedir; bu suçlar birbirlerinin nitelikli şekilleri olarak kabul edilemez. Bu nedenle mağdurun on beş yaşını tamamlamasından önce gerçekleştirilen eylemler için TCK 103/2, on beş yaşından sonra rızaya dayalı sürdürülen eylemler için ise TCK 104/1 kapsamında gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı cezalandırma yapılması zorunludur.

Bazı muhalif görüşlerde ise on beş yaşından küçükken başlayan nitelikli cinsel istismarın on beş yaşından sonra rızalı olarak devam etmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, ayrı ceza verilmesinin çifte cezalandırma yarattığı savunulmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/6497 E., 2023/2845 K.). Ancak CGK çoğunluk görüşü ayrı cezalandırma yönündedir.

Öte yandan yalnızca on beş–on sekiz yaş aralığında gerçekleşen birden fazla rızalı ilişki eylemi kendi içinde zincirleme suç (TCK md. 43/1) oluşturur ve ceza artırımına gidilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13487 E., 2023/80 K.).

TCK 103’ten TCK 104’e geçişi gösteren pratik bir örnek: mağdurun zorla ilişkiye girildiği yönündeki iddiaları sosyal medya mesajları (“aşkım” hitabı, “seni çok seviyorum” ifadeleri), telefon görüşmesi kayıtları, fotoğraflar, evlenme isteği ve cep telefonunda tehdit videosu bulunmaması gibi delillerle çürütüldüğünde eylem TCK 103’ten çıkar ve rızaya dayalı TCK 104 olarak nitelendirilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/1449 E., 2023/7611 K., 22.11.2023; 2022/6497 E., 2023/2845 K., 08.05.2023).

8. Şikâyet Şartı ve Usulü

TCK md. 104/1 kapsamındaki temel suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı, TCK md. 73/1 uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde kullanılmalıdır. Bu sürenin geçirilmesi veya şikâyette bulunulmaması hâlinde CMK md. 223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/16248 E., 2023/2026 K.; Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2013/1208 E., 2013/5870 K.).

Şikâyet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır. On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş mağdurlar bu hakkı bizzat kullanabilirler; kanuni temsilcilerinin iznine gerek yoktur. Ebeveyn ile çocuğun iradeleri çatıştığında çocuğun iradesine üstünlük tanınmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2005/18695 E., 2006/361 K., 30.01.2006 tarihli kararında bu ilkeyi belirlemiş; Yargıtay 9. Ceza Dairesi ise 2021/8390 E., 2024/3268 K., 16.04.2024 ve 2022/11011 E., 2023/991 K., 28.02.2023 tarihli kararlarında teyit etmiştir.

Şikâyetten vazgeçme meselesinde TCK md. 73/6’nın uygulanması zorunludur: kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4085 E., 2023/3364 K., 22.05.2023 tarihli kararında şikâyetin geri alınması üzerine sanığın kabulünün alınmadan düşme kararı verilmesinin hukuka aykırı olacağını belirlemiştir. Davanın düşmesi için sanığın vazgeçmeyi açıkça kabul etmesi şarttır.

9. HAGB, Erteleme ve Uzlaşma

TCK 104/1 kapsamındaki suçlarda netice ceza miktarının 2 yıl veya daha az olması durumunda HAGB (hükmün açıklanmasının geri bırakılması) kararı verilebilir. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4085 E., 2023/3364 K., 22.05.2023 tarihli kararında sanıkların geçmişleri ve bir daha suç işlemeyecekleri kanaatiyle HAGB uygulanmasını onamıştır. Ancak caydırıcılık ihtiyacı ve pişmanlık yokluğu hâllerinde HAGB verilmemektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/2928 E., 2023/8960 K.).

Uzlaşma bakımından ise kural nettir: cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar CMK md. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. TCK 104 şikâyete bağlı bir suç olsa dahi uzlaştırmaya gidilemez. Bu suçun uzlaşma kapsamına giren başka bir suçla birlikte işlenmesi durumunda da uzlaşma hükümleri uygulanamaz. Yalnızca 5560 sayılı Kanun değişikliğinden önce işlenen suçlarda lehe kanun ilkesi gereği uzlaşmanın uygulanabileceği istisnai bir durum mevcuttur (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/4979 E., 2012/4453 K.; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2008/13425 E., 2011/1943 K.).

10. Yaş Yanılgısı Savunması (TCK 30)

Reşit olmayanla cinsel ilişki davalarında failin en sık başvurduğu savunmalardan biri yaş yanılgısıdır. TCK md. 30/1 uyarınca suçun maddi unsurlarında kaçınılmaz hataya düşen fail cezalandırılamaz ya da daha hafif cezalı suç hükümleri uygulanır.

Yanılgının kabul gördüğü durumlar: Mağdurun Facebook profilinde yaşının büyük göstermesi, fiziksel olgunluğu ve tarafların kısa süreli tanışıklığı gibi durumlar, sanığın yaş konusundaki hatasını esaslı ve kabul edilebilir kılabilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/1483 E., 2023/5158 K., 13.09.2023). Mağdurun kendisini on altı yaşında olarak tanıtması, failin bu beyana inanmasını makul kılan fiziksel görünümün varlığı hâlinde beraat kararı verilebilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/16358 E., 2023/2799 K., 04.05.2023; 2021/25439 E., 2025/1503 K., 25.02.2025).

Yanılgının reddedildiği durumlar: Kemik yaşı raporunun nüfus kaydıyla uyumlu biçimde on beş yaş altını göstermesi hâlinde hata hükümleri uygulanmaz (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/13188 E., 2025/1393 K., 24.02.2025). Fail ile mağdur arasında uzun süreli tanışıklık veya ailevi yakınlık varsa yanılgının kaçınılmaz olmadığı değerlendirilerek bu savunma reddedilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/812 E., 2014/130 K., 11.03.2014).

Yaş yanılgısı savunmasının başarıyla uygulanması hâlinde eylem TCK 103 yerine TCK 104 kapsamında değerlendirilebilir; şikâyet yokluğu veya zamanaşımı hâlinde davanın düşmesi gündeme gelebilir. Sosyal medya ve uygulama üzerinden tanışılan vakalarda dijital ortamda yaş teyidinin yapılmaması failin aleyhine yorumlanmaktadır.

11. Duygusal İlişkinin Savunmaya Etkisi

Fail ile mağdur arasındaki önceden kurulmuş duygusal ilişki – flört, sevgili, nişanlılık – TCK 104 davalarında ikili bir etki yaratmaktadır.

Fail açısından olumlu etki: Uzun süreli duygusal ilişkinin varlığı, eylemin cebir, tehdit veya hile olmaksızın rızaya dayalı gerçekleştiğini gösteren en güçlü savunma argümanıdır. Bu durum, suçun TCK 103 yerine TCK 104 kapsamında değerlendirilmesini sağlar. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/19645 E., 2023/3551 K., 29.05.2023 tarihli kararında sevgili ilişkisinin rızanın varlığını desteklediğini kabul etmiştir.

Fail açısından olumsuz etki: Uzun süreli tanışıklık, tarafların birbirlerinin yaşını bilmesi gerektiği yönünde aleyhe bir karine oluşturmakta ve yaş yanılgısı savunmasını zayıflatmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/812 E., 2014/130 K. sayılı kararında bu ilkeyi belirlemiştir. Fail ile mağdur çok önce tanışmış ve ilişkileri gelişmişse, failin mağdurun yaşını bilmediği savunması inandırıcılığını kaybeder.

12. Failin de Çocuk Olduğu Davalar

Her iki tarafın da on beş–on sekiz yaş arasında olduğu rızalı ilişkilerde ceza sorumluluğunun nasıl belirleneceği pratikte önemli bir sorudur. Yargı pratiğinde cinsel eylemi gerçekleştiren taraf “suça sürüklenen çocuk” (SSÇ) olarak fail kabul edilmekte, rıza gösteren taraf ise mağdur olarak nitelendirilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/19645 E., 2023/3551 K.).

Failin on beş–on sekiz yaş arasında SSÇ olması durumunda TCK md. 31/3 uyarınca ceza üçte bir oranında indirilir. Görevli mahkeme ise TCK 104 kapsamındaki suçlar bakımından fail çocuk olduğunda Çocuk Mahkemesidir.

13. İspat ve Delil Değerlendirmesi

TCK 104 davalarında ispat meselesi, soyut iddialar üzerinden değil somut deliller üzerinden yürütülür. Mağdurun çelişkili beyanları, günlüğünde olaya yer vermemesi ve sosyal hizmet uzmanının yönlendirme tespitleri rızanın varlığına veya suç vasfının TCK 104 olduğuna işaret edebilir.

Delil türleri bakımından DNA raporları özellikle gebelik oluşan davalarda ceninin biyolojik babasını tespitte belirleyici niteliktedir. Bunun yanı sıra düğün fotoğrafları, WhatsApp ve sosyal medya yazışmaları, telefon görüşmesi kayıtları ve adli tıp raporları delil olarak kullanılmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/2928 E., 2023/8960 K.; 2022/16248 E., 2023/2026 K.).

Mağdurun ruh sağlığının bozulması nedeniyle TCK md. 103/6 uyarınca ceza artırımı yapılabilmesi için bu bozulmanın doğrudan sanığın eyleminden kaynaklandığının kesin olarak tespiti gerekmektedir. Erken yaşta yaşanan cinsel deneyim veya başka kişilerle yaşanan ilişkilerden kaynaklanma ihtimali varsa ya da sanığın taksir derecesinde dahi kusuru yoksa bu artırım uygulanamaz (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/2636 E., 2020/1678 K.; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16666 E., 2024/7959 K.).

14. Zamanaşımı

TCK md. 104 kapsamındaki suç, TCK md. 66/1-e bendi uyarınca 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı, son eylemden veya zamanaşımını kesen son işlemden (mahkûmiyet hükmü veya sorgu gibi) itibaren hesaplanır; sürenin dolması hâlinde dava düşürülür (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/3039 E., 2023/7302 K., 07.11.2023; 2021/15590 E., 2024/914 K., 07.02.2024).

15. Sık Sorulan Sorular

On altı yaşındaki biriyle rızalı ilişki suç mudur?

Evet, TCK md. 104/1 kapsamında suç teşkil eder. On beş–on sekiz yaş arasındaki kişiyle rızalı cinsel ilişki şikâyete tabi bir suçtur ve 2–5 yıl hapis cezası öngörülmektedir. Mağdurun rızası suçun oluşumunu engellemez; yalnızca TCK 103 yerine TCK 104’ün uygulanmasını sağlar.

TCK 104 ile TCK 103 arasındaki temel fark nedir?

TCK 103’te mağdur ya on beş yaşından küçüktür ya da on beş–on sekiz arası olup cebir, tehdit veya hileyle sürüklenmiştir. TCK 104’te ise mağdur on beş yaşını tamamlamış ve ilişkiye rızasıyla girmiştir. Ceza rejimi ve kovuşturma usulü de farklıdır: TCK 103 re’sen kovuşturulurken TCK 104/1 şikâyete bağlıdır.

Mağdurun şikâyetçi olmaması davayı düşürür mü?

TCK 104/1 kapsamındaki temel suç için evet. Mağdur şikâyet hakkını fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 6 ay içinde kullanmazsa ya da şikâyetinden vazgeçerse dava düşer. Ancak TCK 104/2–3 kapsamındaki nitelikli hâllerde kovuşturma re’sendir, şikâyet gerekmez.

Beş yaş farkı suçu nitelikli hâl yapar mı?

Hayır. Beş yaş farkına dayalı nitelikli hâl Anayasa Mahkemesi tarafından 2005 yılında iptal edilmiştir. Güncel hukukta yaş farkı tek başına cezayı artırmaz ve re’sen kovuşturma gerektirmez.

TCK 104 suçunda uzlaşma mümkün müdür?

Hayır. Cinsel dokunulmazlığa karşı tüm suçlar CMK md. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır. TCK 104 şikâyete bağlı olsa dahi uzlaştırmaya gidilemez. Bu suçun başka bir suçla birlikte işlenmesi hâlinde de uzlaşma uygulanamaz.

Mağdurun yaşını yanlış söylemesi failin cezasını etkiler mi?

Evet, etkileyebilir. Mağdurun kendisini on beş yaşından büyük olarak tanıtması ve failin bu beyana duyduğu güvenin makul sayılabilmesi hâlinde TCK md. 30/1 uyarınca yaş yanılgısı savunması gündeme gelebilir. Ancak uzun süreli tanışıklık varsa ya da kemik yaşı raporu on beş yaş altını gösteriyorsa bu savunma reddedilmektedir.

Sonuç

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu ve cezası, görünürde basit bir suç tipi olmasına karşın uygulamada son derece teknik meseleler doğurmaktadır. Maddi unsur olarak anal ya da vajinal yoldan organ ithalinin zorunlu olması; on beş yaşın altında başlayıp üstünde devam eden ilişkilerde TCK 103 ile TCK 104’ün gerçek içtimaya tabi tutulması; beş yaş farkı nitelikli hâlinin iptal edilmiş olması; yaş yanılgısı savunmasının kabul ve red ölçütleri; şikâyet hakkının mağdur tarafından bizzat kullanılması ve sanığın vazgeçmeyi kabul zorunluluğu — tüm bu meseleler Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun kapsamlı içtihadıyla şekillendirilmiştir.

Bu davaların hem sanık hem mağdur açısından doğru yönetilmesi için alanında uzman bir ceza avukatından destek alınması, telafisi güç hak kayıplarını önlemenin en güvenli yoludur.

Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.