Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, TCK m. 104’te düzenlenir ve cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişkide bulunulmasını cezalandırır. Temel hâlde ceza iki yıldan beş yıla kadar hapistir ve suç şikâyete bağlıdır. Suçun mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından ya da evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise şikâyet aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Bu makalede reşit olmayanla cinsel ilişki suçu; maddi unsurları, rızanın hukuki değeri, TCK 103 ile arasındaki sınır, nitelikli hâlleri, şikâyet usulü, yaş yanılgısı savunması, ispat kuralları, zamanaşımı ve infaz rejimi bakımından madde metni ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihadı ışığında ele alınmaktadır. Uygulamada belirleyici olan iki eşik öne çıkıyor: suçun maddi unsurunun dar yorumlanması ve on beş yaş öncesinde başlayıp sonrasında süren ilişkilerde iki ayrı suçun oluşması.
Kanun Metni
Reşit olmayanla cinsel ilişki — TCK Madde 104
(1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K: 2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde, şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu Nedir?
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, TCK m. 104/1 kapsamında on beş yaşını bitirmiş ancak on sekiz yaşını doldurmamış çocukla, cebir, tehdit veya hile olmaksızın rızaya dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel ilişkiyi suç olarak tanımlar. Suçla korunan hukuki değer, çocukların cinsel gelişimlerinin sağlıklı biçimde tamamlanması ve erken cinsel deneyimlere karşı korunmasıdır.
Anayasa Mahkemesi, 2013/3262 başvurusunda 11.05.2016 tarihli kararında TCK 104’ün, Türk Medeni Kanunu’nun 124-128. maddelerinde düzenlenen evlenme yaşına ilişkin sınırların cezai müeyyidesi olarak işlev gördüğünü ifade etmiştir. Bu bağlam, suçun çocuk yaşta evliliklerle olan doğrudan bağlantısını açıklamaktadır.
TCK 103’ten temel farkı şudur: çocukların cinsel istismarı suçunda mağdurun on beş yaşından küçük olması veya on beş-on sekiz yaş arasında olup cebir, tehdit ya da hile kullanılmış olması gerekirken, TCK 104’te mağdur on beş yaşını tamamlamış ve ilişkiye rızasıyla girmiştir.
Suçun Maddi Unsurları
Suçun oluşabilmesi için şu unsurların bir arada gerçekleşmesi zorunludur: mağdurun suç tarihinde on beş yaşını bitirmiş ancak on sekiz yaşını doldurmamış olması; failin cebir, tehdit veya hile kullanmamış olması; ve eylemin anal ya da vajinal yoldan organ ithali biçiminde gerçekleşmesi.
Bu son unsur son derece dar yorumlanmaktadır ve savunma bakımından en güçlü argümanlardan birini oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/303 E., 2023/151 K., 15.03.2023; 2022/46 E., 2023/303 K., 24.05.2023 ve 2022/360 E., 2025/158 K., 09.04.2025 sayılı kararlarında bu ilkeyi yerleşik içtihat hâline getirmiştir: TCK 104 kapsamında cinsel ilişki sayılabilmesi için anal veya vajinal yoldan organ ithali zorunludur. Oral yoldan organ ithali, cisim sokma ya da organ sokulmadan sürtünme suretiyle gerçekleştirilen eylemler bu suçun maddi unsurunu karşılamaz.
Bu eylemler suçsuz kalmaz; niteliklerine göre TCK 103 kapsamında cinsel istismar ya da temas yoksa TCK 105 kapsamında cinsel taciz suçu olarak değerlendirilir. Nitelendirmenin değişmesi hem ceza miktarını hem şikâyet rejimini kökten değiştirdiğinden, dosyanın ilk aşamasında bu tespitin yapılması gerekir.
Mağdurun yaşının suç tarihinde kesin olarak belirlenmesi de zorunludur. Yaş tespitinde nüfus kayıt örnekleri birincil kaynaktır; kayıt yoksa hastane kayıtları ile Adli Tıp Kurumu ya da üniversite hastanelerinden alınan kemik grafileri ve radyolojik yaş raporları kullanılır. Eylem tarihindeki belirsizlikler sanık lehine değerlendirilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/303 E., 2023/151 K.).
Rızanın Hukuki Değeri
TCK 104’te rıza, suçun hem varlığını hem nitelendirilmesini doğrudan etkileyen unsurdur. On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş çocuğun rızası, cinsel ilişki eylemi bakımından suçu ortadan kaldırmaz; ancak eylemin TCK 103 kapsamında mı yoksa TCK 104 kapsamında mı değerlendirileceğini belirler.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2007/253 E., 2008/52 K., 11.03.2008 sayılı kararında ve Anayasa Mahkemesi’nin 11.05.2016 tarihli kararında bu ilke açıkça hükme bağlanmıştır: on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış çocuklara karşı işlenen fiillerde rıza, cinsel ilişki eylemi bakımından bir hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz ve suçun oluşumunu engellemez.
Bununla birlikte geçerli rızanın diğer suçlar bakımından sonucu farklıdır. On beş yaşını tamamlamış mağdurun rızası, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) gibi suçlar yönünden hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmektedir. Bu ayrım, fail ile mağdurun birlikte başka bir yere gittiği ve mağdurun özgür iradesiyle katıldığı durumlarda TCK 109’dan beraat sonucunu doğurabilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16666 E., 2024/7959 K., 30.09.2024; 2021/18837 E., 2023/5724 K., 28.09.2023).
Mağdurun ilişkiye cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle sürüklenmesi durumunda ise eylem TCK 104’ten çıkar ve TCK 103 kapsamına döner. Bu dönüşümün en belirgin örneği, dini duyguların istismar edildiği yapılanmalarda uygulanan baskı veya manipülasyon yoluyla mağdurun iradesinin fesada uğratıldığı davalardır; Yargıtay 9. Ceza Dairesi bu tür görünüşte rızayı geçersiz saymış ve eylemi TCK 103 kapsamında değerlendirmiştir.
Suçun Cezası Nedir?
| Suç Şekli | Madde | Ceza | Takip | Görevli Mahkeme |
|---|---|---|---|---|
| Temel hâl | 104/1 | 2–5 yıl hapis | Şikâyete bağlı | Asliye Ceza |
| Evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi | 104/2 | 10–15 yıl hapis | Şikâyet aranmaz | Ağır Ceza |
| Evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisi | 104/3 | 10–15 yıl hapis (ikinci fıkraya göre) | Şikâyet aranmaz | Ağır Ceza |
Dikkat edilmesi gereken teknik bir nokta vardır: TCK 104/2 bir ceza artırımı değil, bağımsız bir ceza aralığıdır. Kanun temel cezanın belirli bir oranda artırılmasını değil, doğrudan on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunmasını öngörmektedir. Üçüncü fıkra da ikinci fıkraya yollama yaptığından aynı aralık uygulanır. Bu yapı, temel hâl ile nitelikli hâller arasında beş kata varan bir ceza farkı yaratmaktadır.
Ceza tayininde hâkim TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulayabilir; sanığın sabıkasızlığı gerekçesiyle indirim uygulanan örnekler bulunmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/2928 E., 2023/8960 K., 27.12.2023). TCK m. 53 kapsamındaki hak yoksunluklarına da hükmedilir.
Nitelikli Hâller (TCK 104/2-3)
Evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi (104/2). Evlenme yasağı kapsamındaki kişiler Türk Medeni Kanunu’na göre belirlenir: üstsoy ve altsoy (anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuk, torun), kardeşler, amca, dayı, hala, teyze ve yeğenler ile evlat edinen ve evlatlık ilişkisi içinde bulunanlar.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13487 E., 2023/80 K., 11.01.2023 ve 2021/22918 E., 2022/9622 K., 27.10.2022 sayılı kararlarında öz ağabey ile girilen ilişkiyi; 2023/13515 E., 2023/8508 K., 14.12.2023 sayılı kararında ise öz dayı ile girilen ilişkiyi evlenme yasağı kapsamında nitelikli hâl olarak değerlendirmiştir.
Evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisi (104/3). Evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen ya da koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde ikinci fıkradaki cezaya hükmolunur.
Her iki nitelikli hâlde de kovuşturma şikâyet aranmaksızın yürütülür; mağdurun şikâyetçi olmaması veya şikâyetinden vazgeçmesi davayı düşürmez.
Beş Yaş Farkı Nitelikli Hâli — İptal Edilen Düzenleme
Maddenin eski metninde yer alan “fail mağdurdan beş yaştan daha büyük ise” şeklindeki nitelikli hâl ve buna bağlı ceza artırımı ile re’sen kovuşturma şartı, Anayasa Mahkemesi’nin 23.11.2005 tarihli, 2005/103 E., 2005/89 K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
İptalin sonucu açıktır: fail ile mağdur arasındaki yaş farkı artık nitelikli hâl teşkil etmez ve eylem TCK 104/1 kapsamında şikâyete tabidir (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2006/3211 E., 2010/2076 K., 15.03.2010). Güncel hukukta yaş farkına dayalı bir artırım veya re’sen kovuşturma usulü bulunmamaktadır; dolayısıyla yaş farkı ile evlenme yasağının birlikte uygulanması da söz konusu değildir.
Bu tarihi düzenlemeyi bilmek önemlidir; 5560 sayılı Kanun değişikliğinden önce işlenen suçlarda lehe kanun ilkesi gereği farklı değerlendirmeler yapılabilmektedir.
TCK 103 ile TCK 104 Arasındaki Sınır
Uygulamada en çok tartışılan mesele, aynı mağdura yönelik eylemlerin zaman içinde hem TCK 103 hem TCK 104 kapsamına girebilmesidir. Bu durum özellikle mağdurun on beş yaşını tamamlamadan önce başlayıp sonrasında devam eden ilişkilerde ortaya çıkar.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/303 E., 2023/151 K., 15.03.2023 ve 2022/360 E., 2025/158 K., 09.04.2025 sayılı kararlarında net bir ilke tesis etmiştir: TCK 103 ve TCK 104 suçları maddi unsurları, muhakeme şartları ve cezaları bakımından farklı niteliktedir ve birbirlerinin nitelikli şekilleri olarak kabul edilemez. Bu nedenle mağdurun on beş yaşını tamamlamasından önce gerçekleştirilen eylemler için TCK 103/2, on beş yaşından sonra rızaya dayalı sürdürülen eylemler için ise TCK 104/1 kapsamında gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı cezalandırma yapılması zorunludur.
Muhalif görüşlerde, on beş yaşından küçükken başlayan nitelikli cinsel istismarın sonrasında rızalı olarak devam etmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği, ayrı ceza verilmesinin çifte cezalandırma yarattığı savunulmuştur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/6497 E., 2023/2845 K.). Ancak Ceza Genel Kurulu çoğunluk görüşü ayrı cezalandırma yönündedir.
Öte yandan yalnızca on beş-on sekiz yaş aralığında gerçekleşen birden fazla rızalı ilişki eylemi kendi içinde zincirleme suç (TCK m. 43/1) oluşturur ve ceza artırımına gidilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13487 E., 2023/80 K.).
TCK 103’ten TCK 104’e geçişi gösteren pratik bir örnek: mağdurun zorla ilişkiye girildiği yönündeki iddiaları sosyal medya mesajları, telefon görüşmesi kayıtları, fotoğraflar, evlenme isteği ve tehdit içeren bir kayıt bulunmaması gibi delillerle çürütüldüğünde eylem TCK 103’ten çıkar ve rızaya dayalı TCK 104 olarak nitelendirilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/1449 E., 2023/7611 K., 22.11.2023; 2022/6497 E., 2023/2845 K., 08.05.2023).
Şikâyet Şartı ve Usulü
TCK m. 104/1 kapsamındaki temel suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Şikâyet hakkı TCK m. 73/1 uyarınca fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı aylık süre içinde kullanılmalıdır. Sürenin geçirilmesi veya şikâyette bulunulmaması hâlinde CMK m. 223/8 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/16248 E., 2023/2026 K.; Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2013/1208 E., 2013/5870 K.).
Şikâyet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardandır ve bu suçta belirleyici bir sonuç doğurur. On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş mağdurlar bu hakkı bizzat kullanabilir; kanuni temsilcilerinin iznine gerek yoktur. Ebeveyn ile çocuğun iradeleri çatıştığında çocuğun iradesine üstünlük tanınmaktadır (Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2005/18695 E., 2006/361 K., 30.01.2006; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/8390 E., 2024/3268 K., 16.04.2024; 2022/11011 E., 2023/991 K., 28.02.2023). Uygulamada ailenin şikâyetçi olduğu ancak çocuğun şikâyetçi olmadığı dosyalarda bu ilke doğrudan düşme sonucunu doğurmaktadır.
Şikâyetten vazgeçmede TCK m. 73/6’nın uygulanması zorunludur: kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Şikâyetin geri alınması üzerine sanığın kabulü alınmadan düşme kararı verilmesi hukuka aykırıdır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4085 E., 2023/3364 K., 22.05.2023).
TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise kanun metni açıkça şikâyet aranmayacağını belirtmiştir; bu hâllerde kovuşturma re’sen yürütülür.
Uzlaşma ve Etkin Pişmanlık
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır. TCK 104 şikâyete bağlı bir suç olsa dahi uzlaştırmaya gidilemez; suçun uzlaşma kapsamına giren başka bir suçla birlikte işlenmesi hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanamaz. Yalnızca 5560 sayılı Kanun değişikliğinden önce işlenen suçlarda lehe kanun ilkesi gereği uzlaşmanın uygulanabileceğine ilişkin istisnai bir durum mevcuttur (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/4979 E., 2012/4453 K.; Yargıtay 5. Ceza Dairesi, 2008/13425 E., 2011/1943 K.). TCK 104 için etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir.
Yaş Yanılgısı Savunması (TCK 30)
Bu davalarda failin en sık başvurduğu savunmalardan biri yaş yanılgısıdır. TCK m. 30/1 uyarınca suçun maddi unsurlarında kaçınılmaz hataya düşen fail cezalandırılamaz ya da daha hafif cezalı suç hükümleri uygulanır.
Yanılgının kabul gördüğü durumlar. Mağdurun sosyal medya profilinde yaşının büyük görünmesi, fiziksel olgunluğu ve tarafların kısa süreli tanışıklığı, sanığın yaş konusundaki hatasını esaslı ve kabul edilebilir kılabilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/1483 E., 2023/5158 K., 13.09.2023). Mağdurun kendisini on altı yaşında olarak tanıtması ve failin bu beyana inanmasını makul kılan fiziksel görünümün varlığı hâlinde beraat kararı verilebilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/16358 E., 2023/2799 K., 04.05.2023; 2021/25439 E., 2025/1503 K., 25.02.2025).
Yanılgının reddedildiği durumlar. Kemik yaşı raporunun nüfus kaydıyla uyumlu biçimde on beş yaş altını göstermesi hâlinde hata hükümleri uygulanmaz (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/13188 E., 2025/1393 K., 24.02.2025). Fail ile mağdur arasında uzun süreli tanışıklık veya ailevi yakınlık varsa yanılgının kaçınılmaz olmadığı değerlendirilerek savunma reddedilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/812 E., 2014/130 K., 11.03.2014).
Savunmanın başarıyla uygulanması hâlinde eylem TCK 103 yerine TCK 104 kapsamında değerlendirilebilir; şikâyet yokluğu veya zamanaşımı hâlinde davanın düşmesi gündeme gelir. Sosyal medya ve uygulama üzerinden tanışılan vakalarda ise dijital ortamda yaş teyidinin yapılmaması failin aleyhine yorumlanmaktadır.
Duygusal İlişkinin Savunmaya Etkisi
Fail ile mağdur arasında önceden kurulmuş duygusal ilişki — flört, sevgililik, nişanlılık — bu davalarda ikili bir etki yaratır ve savunma stratejisi kurulurken bu ikilik gözetilmelidir.
Olumlu etkisi: Uzun süreli duygusal ilişkinin varlığı, eylemin cebir, tehdit veya hile olmaksızın rızaya dayalı gerçekleştiğini gösteren en güçlü argümandır ve suçun TCK 103 yerine TCK 104 kapsamında değerlendirilmesini sağlar (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/19645 E., 2023/3551 K., 29.05.2023).
Olumsuz etkisi: Aynı uzun süreli tanışıklık, tarafların birbirlerinin yaşını bilmesi gerektiği yönünde aleyhe bir karine oluşturur ve yaş yanılgısı savunmasını zayıflatır (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/812 E., 2014/130 K.). Fail ile mağdur çok önce tanışmış ve ilişkileri gelişmişse, failin mağdurun yaşını bilmediği savunması inandırıcılığını kaybeder.
Bu nedenle iki savunma hattı aynı anda kurulamaz; dosyanın delil yapısına göre birinin tercih edilmesi gerekir.
Failin de Çocuk Olduğu Davalar
Her iki tarafın da on beş-on sekiz yaş arasında olduğu rızalı ilişkilerde ceza sorumluluğunun nasıl belirleneceği pratikte sık karşılaşılan bir sorudur. Yargı pratiğinde cinsel eylemi gerçekleştiren taraf suça sürüklenen çocuk olarak fail kabul edilmekte, rıza gösteren taraf ise mağdur olarak nitelendirilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/19645 E., 2023/3551 K.).
Failin on beş-on sekiz yaş arasında olması hâlinde TCK m. 31/3 uyarınca ceza üçte bir oranında indirilir. On iki-on beş yaş grubunda ise önce fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği araştırılır; yetenek varsa TCK m. 31/2 uyarınca ceza yarı oranında indirilir.
Görevli mahkeme, failin çocuk olduğu hâllerde suçun ağırlığına göre belirlenir: TCK 104/1 kapsamındaki suçlarda Çocuk Mahkemesi, 104/2 ve 104/3 kapsamındaki suçlarda Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir.
İspat ve Delil Değerlendirmesi
TCK 104 davalarında ispat soyut iddialar üzerinden değil somut deliller üzerinden yürütülür. Mağdurun çelişkili beyanları, olayı günlüğüne veya yazışmalarına yansıtmamış olması ve sosyal hizmet uzmanının yönlendirme tespitleri, rızanın varlığına veya suç vasfının TCK 104 olduğuna işaret edebilir.
Delil türleri bakımından DNA raporları özellikle gebelik oluşan davalarda ceninin biyolojik babasını tespitte belirleyicidir. Bunun yanı sıra düğün fotoğrafları, WhatsApp ve sosyal medya yazışmaları, telefon görüşmesi kayıtları ve adli tıp raporları delil olarak kullanılmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/2928 E., 2023/8960 K.; 2022/16248 E., 2023/2026 K.).
Mağdurun ruhsal durumuna ilişkin raporlar bakımından önemli bir hatırlatma gerekir: beden veya ruh sağlığının bozulması, 6545 sayılı Kanun’la 2014 yılında hem TCK 102’den hem TCK 103’ten çıkarılmıştır ve artık ayrı bir netice sebebiyle ağırlaşmış hâl değildir. Bu nedenle söz konusu raporlar bugün ceza artırımının değil, TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinin ve manevi tazminat talebinin dayanağını oluşturur. Ruhsal bozukluğun erken yaşta yaşanan başka deneyimlerden ya da üçüncü kişilerle yaşanan ilişkilerden kaynaklanma ihtimali bulunuyorsa, bu durum failin aleyhine değerlendirilemez (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/2636 E., 2020/1678 K.; Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/16666 E., 2024/7959 K.).
Mağdur Çocuğun Beyanı ve Usul Güvenceleri
Mağdur on sekiz yaşından küçük olduğundan çocuklara özgü usul güvenceleri bu davalarda da uygulanır.
CMK m. 236/3 uyarınca mağdur çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulması zorunludur. CMK m. 236/2 uyarınca işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk, soruşturma veya kovuşturmada kural olarak bir defa dinlenebilir.
CMK m. 234/2 uyarınca on sekiz yaşından küçük mağdurlara vekil görevlendirilmesi zorunludur; bu güvencenin sağlanmaması tek başına bozma sebebidir. Sanık bakımından ise CMK m. 150 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilir; TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki suçlar bu kapsamdadır, temel hâl ise değildir.
HAGB ve Erteleme
Güncel durum (Ağustos 2026): CMK m. 231’in hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını düzenleyen 5 ilâ 14. fıkraları, 7589 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle tamamen yeniden yazılmış ve 31.07.2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Değişiklik için ayrı bir geçiş hükmü öngörülmemiştir. Aşağıdaki açıklamalar yeni metne göredir.
CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise HAGB kararı verilebilir. Ölçüt suçun kanundaki üst sınırı değil, yargılama sonunda hükmolunan cezadır.
TCK 104/1 kapsamındaki temel hâlde ceza iki yıldan beş yıla kadar olduğundan, takdiri indirim ve failin yaş küçüklüğü indirimi gibi nedenlerle netice ceza iki yıl veya altına düşebilir; bu hâllerde HAGB gündeme gelir. Sanıkların geçmişleri ve bir daha suç işlemeyecekleri kanaatiyle HAGB uygulanmasının onandığı örnekler bulunmaktadır (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4085 E., 2023/3364 K., 22.05.2023). Buna karşılık caydırıcılık ihtiyacı ve pişmanlık yokluğu hâllerinde HAGB verilmemektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/2928 E., 2023/8960 K.). TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki suçlarda ise ceza miktarları bu eşiğin çok üzerinde kaldığından HAGB fiilen uygulanamaz.
Yeni metinle gelen hususlar şunlardır: HAGB için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi aranır (m. 231/6); zararını derhal gideremeyen sanık bakımından denetim süresince aylık taksitlerle ödeme koşuluyla da karar verilebilir (m. 231/9). Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümdeki hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olsa dahi seçenek yaptırımlara çevrilemez (m. 231/7). Denetim süresi beş yıldır ve bu süre içinde dava zamanaşımı durur (m. 231/8). Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi hâlinde mahkeme hükmü açıklar; ancak mahkemeye cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulları varsa erteleme veya seçenek yaptırıma çevirmeye karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurma imkânı tanınmıştır (m. 231/11).
Erteleme bakımından TCK m. 51 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezaları ertelenebilir; bu kurum da temel hâlde, netice cezanın bu sınırın altında kaldığı dosyalarda gündeme gelir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
5235 sayılı Kanun’un 12. maddesi on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ağır ceza mahkemesini, 11. maddesi diğer suçlarda asliye ceza mahkemesini görevlendirmiştir. Aynı Kanun’un 14. maddesi uyarınca görevin belirlenmesinde ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı esas alınır.
Buna göre TCK 104/1 kapsamındaki temel hâl (2–5 yıl) Asliye Ceza Mahkemesi’nde, TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki nitelikli hâller (10–15 yıl) ise Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13487 E., 2023/80 K.). Failin çocuk olduğu hâllerde görev aynı ölçüte göre Çocuk Mahkemesi veya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ne aittir.
Yetkili mahkeme CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Failin veya mağdurun ikametgâhı yetki bakımından belirleyici değildir.
Zamanaşımı
TCK 104/1 kapsamındaki temel hâl, cezasının üst sınırı beş yıl olduğundan TCK m. 66/1-e bendi uyarınca sekiz yıllık olağan dava zamanaşımına tabidir. Zamanaşımı, son eylemden veya zamanaşımını kesen son işlemden itibaren hesaplanır; sürenin dolması hâlinde dava düşürülür (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/3039 E., 2023/7302 K., 07.11.2023; 2021/15590 E., 2024/914 K., 07.02.2024).
TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ceza on yıldan on beş yıla kadar olduğundan, cezanın yukarı sınırı on beş yıldır. TCK m. 66/1-d uyarınca beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı on beş yıldır.
Sürelerin belirlenmesinde TCK m. 66/4 uyarınca cezanın yukarı sınırı esas alınır; TCK m. 66/3 uyarınca ise dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. Bu nedenle temel hâlden yargılanan bir dosyada evlenme yasağı iddiası tartışılıyorsa, zamanaşımı hesabı sekiz yıl değil on beş yıl üzerinden yapılır.
Suça sürüklenen çocuk failler bakımından TCK m. 66/2 uyarınca bu sürelerin yarısı (on iki-on beş yaş) veya üçte ikisi (on beş-on sekiz yaş) uygulanır. Zamanaşımı TCK m. 67/2’de sayılan işlemlerle kesilir ve kesilme hâlinde süre, TCK m. 67/4 uyarınca kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.
Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda TCK m. 66/6 uyarınca zamanaşımının çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlayacağı kuralı, 104/2 kapsamındaki dosyalar bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
İnfaz ve Koşullu Salıverme
Cinsel suçlarda infaz rejimi genel suçlardan daha ağırdır ve suç tipine göre kademelidir.
TCK 104/1 kapsamındaki temel hâlde oran üçte ikidir. Dayanağı 5275 sayılı Kanun’un 107/2. maddesinin (d) bendidir; bu bent reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu ikinci ve üçüncü fıkraları hariç tutarak sayar.
TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise oran dörtte üçtür. Bu oranın dayanağı koşullu salıverilmeyi düzenleyen 107. madde değil, mükerrirlere ve bazı suç faillerine özgü infaz rejimini düzenleyen 108. maddenin dokuzuncu fıkrasıdır. Anılan fıkra TCK 104/2-3 suçlarından mahkûm olanları — mükerrir olmasalar dahi — mükerrirlere özgü rejime tabi tutmakta ve süreli hapis cezaları bakımından oranı dörtte üç olarak belirlemektedir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2023/6485 E., 2023/8298 K., 21.12.2023).
Aynı fıkra uyarınca infaz hâkimi, cezanın infazı sırasında ve denetim süresi içinde uygulanmak üzere tıbbi tedaviye tabi tutulmak, tedavi amaçlı programlara katılmak, mağdurun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak, mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak ve çocuklarla bir arada olmayı gerektiren işlerde çalışmaktan yasaklanmak tedbirlerinden bir veya birkaçına karar verebilir.
Denetimli serbestlik bakımından 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uygulanır: açık ceza infaz kurumunda bulunan ve koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin cezalarının kalan kısmı, talepleri hâlinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak infaz edilebilir. 2025 yılında eklenen şarta göre hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar kurumda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini (beş günden az olmamak üzere) kurumda geçirmiş olması gerekir. Bu suçlar bakımından denetimli serbestliğe ilişkin ayrı bir yasak bulunmamakta; sürenin uzaması koşullu salıverilme oranından kaynaklanmaktadır (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2025/419 E., 2025/3304 K.).
Failin çocuk olması hâlinde ağırlaştırılmış infaz rejimi ve tedavi yükümlülükleri uygulanmaz; 5275 m.107/2-e uyarınca cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olan çocuklarda oran ayrım yapılmaksızın üçte ikidir (Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2024/6498 E., 2025/1076 K.).
Sık Sorulan Sorular
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun cezası ne kadardır?
Temel hâlde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Suçun mağdurla arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından ya da evlat edinme öncesi bakım veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde işlenmesi hâlinde ceza on yıldan on beş yıla kadar hapistir.
On altı yaşındaki biriyle rızalı ilişki suç mudur?
Evet, TCK m. 104/1 kapsamında suç teşkil eder ve iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası gerektirir. Mağdurun rızası suçun oluşumunu engellemez; yalnızca TCK 103 yerine TCK 104’ün uygulanmasını ve suçun şikâyete tabi olmasını sağlar.
TCK 104 ile TCK 103 arasındaki temel fark nedir?
TCK 103’te mağdur ya on beş yaşından küçüktür ya da on beş-on sekiz yaş arası olup cebir, tehdit veya hileyle sürüklenmiştir. TCK 104’te ise mağdur on beş yaşını tamamlamış ve ilişkiye rızasıyla girmiştir. Ceza rejimi ve kovuşturma usulü de farklıdır: TCK 103 re’sen kovuşturulurken TCK 104/1 şikâyete bağlıdır.
Hangi eylemler bu suçu oluşturur?
Suçun maddi unsuru dar yorumlanır; anal veya vajinal yoldan organ ithali zorunludur. Oral yoldan organ ithali, cisim sokma veya sürtünme suretiyle gerçekleşen eylemler bu suçu oluşturmaz; bu eylemler niteliklerine göre cinsel istismar veya cinsel taciz kapsamında değerlendirilir.
Mağdurun şikâyetçi olmaması davayı düşürür mü?
Temel hâlde evet. Mağdur şikâyet hakkını fiilin ve failin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde kullanmazsa ya da şikâyetinden vazgeçerse dava düşer. Nitelikli hâllerde ise kanun açıkça şikâyet aranmayacağını belirtmiştir.
Şikâyet hakkını çocuk mu yoksa ailesi mi kullanır?
Şikâyet hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlıdır. On beş yaşını tamamlamış ve algılama yeteneği gelişmiş mağdur bu hakkı bizzat kullanabilir; kanuni temsilcisinin iznine gerek yoktur. Ebeveyn ile çocuğun iradeleri çatıştığında çocuğun iradesine üstünlük tanınır.
Beş yaş farkı suçu nitelikli hâl yapar mı?
Hayır. Beş yaş farkına dayalı nitelikli hâl Anayasa Mahkemesi tarafından 2005 yılında iptal edilmiştir. Güncel hukukta yaş farkı tek başına cezayı artırmaz ve re’sen kovuşturma gerektirmez.
On beş yaşından önce başlayıp sonra devam eden ilişkide ne olur?
Ceza Genel Kurulu içtihadına göre TCK 103 ve TCK 104 birbirinin nitelikli şekli değildir. Bu nedenle on beş yaş öncesindeki eylemler için TCK 103, sonrasındaki rızalı eylemler için TCK 104 kapsamında gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı cezalandırma yapılır.
Mağdurun yaşını yanlış söylemesi failin cezasını etkiler mi?
Evet, etkileyebilir. Mağdurun kendisini büyük tanıtması ve failin bu beyana duyduğu güvenin makul sayılabilmesi hâlinde TCK m. 30/1 uyarınca yaş yanılgısı savunması gündeme gelir. Ancak uzun süreli tanışıklık varsa ya da kemik yaşı raporu on beş yaş altını gösteriyorsa bu savunma reddedilir.
Her iki taraf da çocuksa kim fail sayılır?
Yargı pratiğinde cinsel eylemi gerçekleştiren taraf suça sürüklenen çocuk olarak fail, rıza gösteren taraf ise mağdur kabul edilmektedir. Failin on beş-on sekiz yaş arasında olması hâlinde TCK m. 31/3 uyarınca ceza üçte bir oranında indirilir.
TCK 104 suçunda uzlaşma mümkün müdür?
Hayır. Cinsel dokunulmazlığa karşı tüm suçlar CMK m. 253/3 uyarınca uzlaştırma kapsamı dışındadır. TCK 104 şikâyete bağlı olsa dahi uzlaştırmaya gidilemez ve etkin pişmanlık hükmü de bulunmamaktadır.
Bu suçta HAGB uygulanır mı?
Ölçüt hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az olmasıdır. Temel hâlde indirimler sonucu ceza bu sınırın altına düşebildiğinden HAGB gündeme gelebilir. Nitelikli hâllerde ise ceza miktarları eşiğin çok üzerinde olduğundan uygulanamaz.
Görevli mahkeme hangisidir?
Temel hâl Asliye Ceza Mahkemesi’nde, evlenme yasağı ve koruyucu aile ilişkisi kapsamındaki nitelikli hâller Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülür. Failin çocuk olduğu hâllerde görev aynı ölçüte göre Çocuk Mahkemesi veya Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’ndedir.
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
Temel hâlde cezanın yukarı sınırı beş yıl olduğundan TCK m. 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise yukarı sınır on beş yıl olduğundan TCK m. 66/1-d uyarınca süre on beş yıla çıkar.
Mahkûm olan kişi cezasının ne kadarını yatar?
Temel hâlde koşullu salıverilme oranı 5275 sayılı Kanun m.107/2-d uyarınca üçte ikidir. TCK 104/2 ve 104/3 kapsamındaki nitelikli hâllerde ise oran, aynı Kanun’un 108/9. maddesi gereği dörtte üçtür; bu hüküm anılan suçları mükerrirlere özgü infaz rejimine tabi tutar. Fail çocuksa oran her hâlde üçte ikidir.
Sonuç
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, görünürde basit bir suç tipi olmasına karşın uygulamada son derece teknik meseleler doğurmaktadır. Maddi unsur olarak anal ya da vajinal yoldan organ ithalinin zorunlu olması; on beş yaşın altında başlayıp üstünde devam eden ilişkilerde TCK 103 ile TCK 104’ün gerçek içtimaya tabi tutulması; beş yaş farkı nitelikli hâlinin iptal edilmiş olması; nitelikli hâllerin bir artırım değil bağımsız bir ceza aralığı öngörmesi; şikâyet hakkının mağdur çocuk tarafından bizzat kullanılması ve sanığın vazgeçmeyi kabul zorunluluğu — tüm bu meseleler Ceza Genel Kurulu’nun kapsamlı içtihadıyla şekillendirilmiştir.
Temel hâl ile nitelikli hâller arasındaki beş kata varan ceza farkı, dosyanın hangi fıkra kapsamında değerlendirildiğini hayati hâle getirmektedir. Aynı şekilde şikâyet hakkının kime ait olduğu ve süresinde kullanılıp kullanılmadığı, çoğu dosyada esasa girilmeden sonucu belirlemektedir.
Bu davaların hem sanık hem mağdur açısından doğru yönetilmesi için erken ve doğru hukuki destek belirleyicidir. Deneyimli bir cinsel suç avukatı ile çalışmak, özellikle yaş tespiti ve şikâyet usulü bakımından telafisi güç hak kayıplarını önler. Ceza yargılamasının diğer alanlarına ilişkin çalışmalarımıza ceza hukuku alanındaki hizmetlerimiz sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.
Osmaniye Mah., İsmail Erez Bulvarı No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul