Çocukların cinsel istismarı suçu ve cezası, Türk Ceza Kanunu’nun 103. maddesinde düzenlenen ve çocukların cinsel dokunulmazlığı ile cinsel gelişimlerini koruma altına alan en ağır suç tiplerinden biridir. TCK 103, yetişkinlere yönelik cinsel saldırıyı düzenleyen TCK 102’den bağımsız olarak çocuklara özgü kapsamlı bir koruma rejimi kurmaktadır. Suçun ceza miktarları, ispat kuralları ve yargılama usulü bakımından son derece teknik bir yapı taşıyan TCK 103, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yüzlerce içtihadıyla şekillendirilmiş olup İstanbul ceza avukatı uygulamasında en hassas davalar arasında yer almaktadır.
1. Çocukların Cinsel İstismarı Suçu Nedir?
Çocukların cinsel istismarı suçu ve cezası, TCK md. 103/1’de iki ayrı eylem biçimi üzerinden tanımlanmaktadır. Birinci biçim; on beş yaşını tamamlamamış çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranıştır. Bu yaş grubunda mağdurun rızası hukuken hiçbir değer taşımaz. İkinci biçim ise on beş yaşını tamamlamış olmakla birlikte on sekiz yaşını doldurmamış çocuklara karşı cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedenle gerçekleştirilen cinsel davranışlardır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/678 E., 2015/267 K., 30.06.2015 tarihli ve 2020/174 E., 2022/602 K., 04.10.2022 tarihli kararlarında bu tanımı istikrarlı biçimde uygulamıştır. Suçla korunan hukuki değer çocukların cinsel dokunulmazlığı ve sağlıklı cinsel gelişimidir. TCK 103’ün temel farkı TCK 102’den şudur: yetişkinlerde rıza suçu ortadan kaldırırken, on beş yaşından küçük çocuklarda rıza mutlak biçimde geçersizdir.
2. Yaş Sınırları ve Kademeli Koruma Sistemi
Kanun koyucu, çocukları üç yaş kademesinde koruma altına almıştır. Her kademe farklı bir koruma yoğunluğu içermektedir.
On iki yaşından küçük çocuklar en güçlü korumadan yararlanmaktadır. Bu yaş grubunda cinsel istismar suçunda verilecek ceza on yıldan, sarkıntılık durumunda beş yıldan az olamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2021/109 E., 2023/301 K., 24.05.2023 tarihli kararında bu alt sınırları teyit etmiştir.
On beş yaşından küçük çocuklar bakımından her türlü cinsel davranış suçu oluşturur. Çocuğun rızası, teşvik edici davranışı veya “ben istedim” beyanı suçu ortadan kaldırmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4653 E., 2023/6269 K. sayılı kararında bu ilkeyi açıkça belirlemiştir.
On beş ile on sekiz yaş arasındaki çocuklar ise cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleşen rızalı ilişkilerde TCK 103 değil, TCK 104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) kapsamında korunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, 2016/2470 başvurusunda ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/216 E., 2023/591 K., 08.11.2023 tarihli kararında bu ayrımı teyit etmiştir.
Özel bir durum olarak; on beş yaşını tamamlamış ancak fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar — hafif mental retardasyon, sınır zekâ gibi durumlar — on beş yaş altı çocuklar gibi mutlak koruma altındadır. Bu belirleme psikiyatri ve pedagoji alanında uzman raporuyla yapılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/173 E., 2018/556 K., 22.11.2018 tarihli kararı ile Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/7493 E., 2023/6204 K., 11.10.2023 tarihli kararı bu ilkeyi pekiştirmektedir.
3. Rıza Meselesi – Çocuklarda Özel Kurallar
Çocukların cinsel istismarı suçunda rıza meselesi, yetişkin suçlarından temelden farklı bir hukuki rejime tabidir. On beş yaşından küçük çocukların cinsel dokunulmazlıkları üzerinde mutlak surette tasarruf edebilecekleri bir hakları bulunmamaktadır. Bu nedenle rızaları hukuken yok hükmündedir ve fiilin hukuka uygun hâle gelmesini sağlamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2013/551 E., 2014/311 K., 10.06.2014 ve 2014/678 E., 2015/267 K., 30.06.2015 tarihli kararlarında bu ilkeyi kesin dille hükme bağlamıştır.
Anayasa Mahkemesi de 2015/17914 başvurusunda, 10.10.2019 tarihinde aynı ilkeyi Anayasa güvencesi altında teyit etmiştir.
Özellikle dikkat çekici bir içtihat; dini duyguların istismar edildiği tarikat yapılanmalarında mağdurun on beş yaşından büyük olmasına karşın iradesinin fesada uğratılması durumunda ortaya çıkmaktadır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13166 E., 2024/3654 K., 25.04.2024 ve 2022/1965 E., 2022/10232 K., 10.11.2022 tarihli kararlarında, bu tür manipülasyon yoluyla alınan rızanın “görünüşte rıza” niteliğinde geçersiz sayıldığını ve eylemin nitelikli cinsel istismar kapsamında değerlendirildiğini belirlemiştir. Benzer biçimde on beş yaş üstü mağdurun sessiz kalması, pasif durması veya faile engel olmaması zımni rıza olarak kabul edilemez; rızanın açık, somut ve bilinçli olması şarttır (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2019/5092 E., 2021/2392 K.).
4. Sarkıntılık ile Cinsel İstismar Arasındaki Fark
Çocukların cinsel istismarı suçunda sarkıntılık, daha hafif cezayı gerektiren nitelikli bir hâl olarak düzenlenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2021/109 E., 2023/301 K., 24.05.2023 tarihli kararında sarkıntılığı şöyle tanımlamıştır: cinsel istismar yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen, ani ve kesintili davranışlar.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/12508 E., 2024/129 K., 10.01.2024 tarihli kararında sarkıntılık kapsamında değerlendirilen somut eylemler şunlardır: kalçaya dokunup kaçma, yanağı öpme, kısa süreli ve ani temaslar.
Buna karşın eylemin süreklilik göstermesi durumunda sarkıntılık sınırı aşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2021/109 E., 2023/301 K. sayılı kararında şu eylemler basit cinsel istismar suçu olarak nitelendirilmiştir: arkadan sarılma, birden fazla kez yüzden öpme, dakikalarca süren şehevi eylemler, vücudu okşayarak cinsel organ sürtme. Yargıtay 9. Ceza Dairesi de 2021/26913 E., 2022/3786 K., 21.04.2022 tarihli kararında bu ölçütü uygulamıştır.
Anayasa Mahkemesi, 2018/151 E., 2019/36 K., 15.05.2019 tarihli norm denetimi kararında sarkıntılık düzeyinin fiziksel temas ve ani hareket içeren cinsel tacizden ayrıldığını, kanun koyucunun bu eylemler için kademeli bir ceza öngördüğünü belirlemiştir.
5. Çocukların Cinsel İstismarı Suçunun Cezası
| Suç Şekli | TCK Maddesi | Ceza | 12 Yaş Altında |
|---|---|---|---|
| Sarkıntılık | 103/1 (2. cümle) | 3–8 yıl hapis | 5 yıldan az olamaz |
| Basit cinsel istismar | 103/1 (1. cümle) | 8–15 yıl hapis | 10 yıldan az olamaz |
| Vücuda organ/cisim sokma | 103/2 | 16 yıldan az olmamak üzere hapis | 18 yıldan az olamaz |
| Nitelikli haller (103/3) | 103/3 | Yukarıdaki cezalar + ½ artırım | — |
| Ruh sağlığının bozulması | 103/6 | Ayrıca 3 yıldan az olmamak üzere hapis | — |
| Bitkisel hayat / ölüm | 103/7 | Ağırlaştırılmış müebbet hapis | — |
6. Cezayı Artıran Nitelikli Haller (TCK 103/3)
TCK md. 103/3, beş nitelikli hâl düzenlemekte ve varlığı hâlinde temel cezanın yarı oranında artırılmasını öngörmektedir.
Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde her failin bizzat eylemde bulunması gerekmez; suça iştirak eden herkes bu artırımdan etkilenir.
Toplu yaşam ortamları bakımından yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu, kışla ve hastane bu kapsama girer. Belirleyici ölçüt “zorunlu bir arada yaşama” hâlidir.
Kan veya kayın hısımlığı ile üvey ebeveyn ilişkisi bakımından Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/588 E., 2022/262 K., 12.04.2022 tarihli kararında üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığının bu nitelikli hâli oluşturduğunu teyit etmiştir.
Kamu görevi veya eğitici/öğretici nüfuzun kötüye kullanılması bakımından Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/5460 E., 2023/6273 K., 12.10.2023 tarihli kararında, öğretmen, antrenör, bakıcı ve korucu gibi çocuk üzerinde doğrudan otorite kuran kişilerin bu bent kapsamında değerlendirildiğini belirlemiştir.
Silahla işlenmesi hâlinde saldırı amacıyla üretilmemiş olsa bile yaralayıcı nitelik taşıyan nesneler TCK md. 6 kapsamında silah sayılmaktadır.
7. Vücuda Organ veya Cisim Sokulması (TCK 103/2)
TCK md. 103/2, suçun vücuda organ veya sair cisim sokulması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenlemekte ve cezayı 16 yıldan az olmamak üzere belirlemektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/257 E., 2022/652 K., 20.10.2022 tarihli kararında kritik bir ilke belirlemiştir: bu nitelikli hâlin oluşabilmesi için eylemin cinsel tatmin amacına yönelik olması şart değildir. Failin kastı organ sokmaya yönelikse ancak eylem tamamlanamamışsa, suç organ sokmak suretiyle cinsel istismara teşebbüs olarak nitelendirilir (Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/1688 E., 2012/1460 K., 13.02.2012).
Önemli bir ayrım olarak; failin mağdur çocuğa kendi vücuduna organ veya cisim sokturması hâlinde TCK md. 103/2’deki nitelikli hâl değil, suçun temel şekli oluşmaktadır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/12511 E., 2023/2389 K., 24.04.2023 tarihli kararında bu ayrımı açıkça belirlemiştir.
On beş yaş altı mağdurun ağzına organ sokulması eylemi ise TCK md. 103/2 kapsamında nitelikli istismar olarak değerlendirilmektedir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/10468 E., 2023/6901 K., 30.10.2023).
8. Ağır Neticeler – Ruh Sağlığının Bozulması ve Ölüm
TCK md. 103/6 uyarınca suç sonucunda mağdurun ruh sağlığının bozulması durumunda ayrıca 3 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmedilir. Bu nitelikli hâlin uygulanabilmesi için özel usul şartları aranmaktadır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/2476 E., 2020/1717 K., 03.03.2020 tarihli kararında bu şartları belirlemiştir: suç tarihinden itibaren en az altı ay geçtikten sonra, içinde en az bir adli tıp uzmanı ve konunun uzmanı hekimin bulunduğu en az beş kişilik bir heyetten rapor alınması zorunludur. Bu usule uyulmadan kurulan mahkûmiyet kararları bozulmaktadır.
Failin de suça sürüklenen çocuk olduğu davalarda ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/174 E., 2022/602 K., 04.10.2022 tarihli kararında önemli bir istisna belirlemiştir: çocuk failler mağdurun ruh sağlığının bozulacağını öngöremedikleri gerekçesiyle bu artırım uygulanmayabilir.
TCK md. 103/7 uyarınca suç sonucunda mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü hâlinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.
9. Suçun İspatı ve Mağdur Beyanının Delil Değeri
Çocukların cinsel istismarı suçunda ispat usulü, ceza yargılamasının genel ilkelerinden önemli farklılıklar taşımaktadır. Suçun büyük çoğunlukla kapalı ortamlarda işlenmesi, görgü tanığı bulunmaması ve fiziksel bulgunun her zaman mevcut olmaması bu farklılığın temel nedenidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2015/678 E., 2016/144 K., 22.03.2016 tarihli kararında mahkûmiyet kararı için “şüpheye mahal bırakmayacak kesin delil” standardını belirlemiştir. Mağdur beyanının hükme esas alınabilmesi için tüm evrelerde istikrarlı, tutarlı, ayrıntılı, samimi ve hayatın olağan akışına uygun olması gerekmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/257 E., 2022/652 K., 20.10.2022).
Vücuda organ sokulması iddiasının ispatında tıbbi deliller — anal sfinkter tonusu, mukoza yırtığı, himen muayenesi, DNA eşleşmesi — büyük önem taşımaktadır. Tıbbi delil yokluğunda ve mağdur beyanlarının çelişkili olduğu durumlarda şüphe sanık lehine yorumlanmakta; eylem nitelikli halden çıkarılarak basit istismar veya sarkıntılık olarak kabul edilmektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2025/52 E., 2025/108 K., 05.03.2025 tarihli en güncel kararı bu ilkeyi teyit etmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/409 E., 2022/479 K., 23.06.2022 tarihli kararında mağdurun belirsiz ve çelişkili soyut beyanı dışında kesin delil bulunmaması hâlinde beraat kararı verilmesi gerektiğini açıkça belirtmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2022/76 E., 2022/715 K., 15.11.2022 tarihli kararında ise tanık beyanları ve bilirkişi raporlarındaki yetersizlikler nedeniyle şüphe karinesi ön plana çıkarılarak beraat onanmıştır.
10. Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) ve Beyanın Alınma Usulü
Çocuk mağdurun beyanının nasıl alındığı, TCK 103 davalarında mahkûmiyet veya bozma kararını doğrudan etkileyen kritik usul meselesidir. CMK md. 236/3 uyarınca mağdur çocukların tanık olarak dinlenmesi sırasında psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişinin bulundurulması zorunludur.
TCK 103/2 kapsamındaki nitelikli cinsel istismar suçlarında ise soruşturma evresindeki beyanlar Çocuk İzlem Merkezleri’nde (ÇİM), Cumhuriyet savcısı nezaretinde uzmanlar aracılığıyla alınır ve görüntülü kayda alınır (CMK md. 236/5). Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2023/12581 E., 2023/9044 K., 28.12.2023 tarihli kararında uzman bulundurulmasının ve görüntü/ses kaydı alınmasının zorunlu olduğunu vurgulamıştır.
Beyanın tekrarlanmaması ilkesi de bu davalarda belirleyici önem taşımaktadır. CMK md. 236/2 uyarınca işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk soruşturma veya kovuşturmada kural olarak bir defa dinlenebilir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2020/83 E., 2020/3437 K., 09.09.2020 tarihli kararında maddi gerçeğin aydınlatılması için zorunluluk varsa mahkemenin mağduru tekrar dinleyebileceğini, aksi hâlde soruşturma evresindeki görüntülü beyanların duruşmada izlenmesi gerektiğini belirlemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/108 E., 2025/10 K., 08.01.2025 tarihli en güncel kararında kritik bir bozma sebebi belirlemiştir: ÇİM’de alınan ifadenin yalnızca okunmasıyla yetinilip mağdurun duruşmada dinlenmemesi veya görüntülü beyanının izlenmemesi “eksik araştırma” ve “yüz yüzelik ilkesine aykırılık” teşkil eder. Benzer şekilde Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4084 E., 2023/5572 K., 26.09.2023 tarihli kararında tek tanık olan mağdurun zorunluluk hâlinde tekrar dinlenmemesini bozma nedeni saymıştır.
11. Failin de Çocuk Olduğu Davalar
Cinsel istismar suçlarında failin de çocuk — suça sürüklenen çocuk (SSÇ) — olması durumu ceza sorumluluğunu ve uygulanacak usulü köklü biçimde değiştirir.
On iki yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu bulunmamaktadır; yalnızca güvenlik tedbiri uygulanabilir. On iki ile on beş yaş arasındaki SSÇ’lerde fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği araştırılır; yetenek varsa ceza yarı oranında indirilir (TCK md. 31/2). Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/23421 E., 2025/3602 K., 30.04.2025 tarihli kararında bu yaş grubundaki SSÇ’ler için suç tarihindeki algılama yeteneğine ilişkin rapor alınmasının zorunlu olduğunu belirlemiştir. On beş ile on sekiz yaş arasındaki SSÇ’lerde ise ceza üçte bir oranında indirilir (TCK md. 31/3).
Görevli mahkeme bakımından TCK 103 kapsamındaki suçlar ağır cezalık işler olduğundan, fail çocuksa Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi görevlidir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/13345 E., 2023/4984 K., 11.09.2023).
SSÇ’nin sanık olduğu davalarda ruh sağlığının bozulması nitelikli hâlinin uygulanması da sorgulanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/174 E., 2022/602 K., 04.10.2022 tarihli kararında çocuk faillerin mağdurun ruh sağlığının bozulacağını öngöremedikleri gerekçesiyle bu artırımın uygulanmayabileceğini belirlemiştir.
Zamanaşımı açısından ise Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/174 E., 2022/602 K. sayılı kararında 12–15 yaş grubundaki failler için TCK md. 66/1-d ve 66/2 uyarınca daha kısa zamanaşımı sürelerinin (7 yıl 6 ay olağan zamanaşımı) uygulandığını belirlemiştir.
12. Dijital Ortamda Cinsel İstismar ve TCK 226
Sosyal medya, uygulama veya video görüşmesi üzerinden gerçekleştirilen eylemler, içeriklerine göre farklı suç tiplerini oluşturmaktadır. Fiziksel temas olmaksızın çocuğa yönelik cinsel içerikli söylemler TCK md. 105/2-d kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte, eylemin TCK 103’teki istismar boyutuna ulaşması hâlinde cinsel istismar maddesinin uygulanacağı açıktır.
Müstehcenlik (TCK md. 226/3) bakımından önemli bir içtima kuralı belirlenmiştir: fail çocuğu cinsel istismara uğratırken bu anları kayda alırsa, hem TCK 103 hem de TCK 226/3 (müstehcen ürün üretiminde çocukların kullanılması — 5 ila 10 yıl hapis) suçlarından ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2024/147 E., 2024/2845 K., 28.03.2024 tarihli kararında bu çift mahkûmiyeti onamıştır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2011/9495 E., 2013/6547 K., 27.05.2013 tarihli kararında mağdura pornografik film izletilmesinin müstehcenlik suçu kapsamında ayrıca cezalandırıldığını belirlemiştir.
13. Yaş Yanılgısı Savunması
Failin mağdurun yaşını bilmediği ya da yaşını daha büyük zannettiği yönündeki savunma, TCK md. 30 (hata) kapsamında değerlendirilmektedir. Bu savunmanın kabul görebilmesi için yanılgının kaçınılmaz nitelikte olması gerekmektedir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/14107 E., 2023/2680 K., 03.05.2023 tarihli kararında failin mağdurun yaşını bilmemesi ve bu konuda hataya düşmesi durumunda TCK md. 30 hükümlerinin uygulanabileceğini belirtmiştir. Bu durumda eylem TCK 103 yerine TCK 104 kapsamında değerlendirilebilir; şikâyet yokluğu veya zamanaşımı hâlinde davanın düşmesi gündeme gelebilir (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2022/15386 E., 2023/1047 K., 01.03.2023).
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2012/14879 E., 2013/10478 K., 10.10.2013 tarihli kararında mağdurun fiziksel görünümünün yaşından büyük göstermesi ve failin mağdurun yaşını on yedi olarak bilmesi nedeniyle TCK md. 30/1 uyarınca suçun maddi unsurlarında hataya düşüldüğü kabul edilerek beraat kararı verilmesi gerektiği içtihat edilmiştir. Sosyal medya ve uygulama üzerinden tanışılan vakalarda ise bu savunmanın kabulü çok daha güçtür; dijital ortamda beyan edilen yaşın doğrulanmaması failin aleyhine yorumlanmaktadır.
14. Zamanaşımı ve HAGB
Zamanaşımının başlangıcı bakımından genel kural, zamanaşımının suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlamasıdır. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/17403 E., 2023/6938 K., 31.10.2023 tarihli kararında zamanaşımının mağdurun reşit olduğu tarihten değil suç tarihinden itibaren işlediğini teyit etmiştir.
Önemli bir istisna olarak TCK md. 66/6, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımının çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlayacağını düzenlemektedir. Bu istisna aile içi istismar davalarında belirleyici önem taşımaktadır.
HAGB ve erteleme bakımından TCK 103 kapsamındaki suçlarda ceza miktarları genel olarak HAGB ve erteleme sınırlarının çok üzerindedir. Yalnızca sarkıntılık düzeyinde kalan veya teşebbüs aşamasındaki suçlarda yaş indiriminin de uygulanmasıyla bu kurumlar istisnai olarak gündeme gelebilir.
15. Uzlaşma ve Etkin Pişmanlık
Cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar CMK md. 253/3 kapsamında uzlaşma yoluna tabi değildir. TCK 103 suçlarında etkin pişmanlık hükümleri de uygulanmaz. Bu suçların re’sen kovuşturulması ilkesi gereğince şikâyetten vazgeçme de kovuşturmayı durdurmaz.
16. Sık Sorulan Sorular
On beş yaşından küçük çocuk “ben istedim” dese suç oluşmaz mı?
Oluşur. TCK md. 103/1-a uyarınca on beş yaşından küçük çocukların rızası mutlak biçimde geçersizdir. Çocuğun “ben istedim” beyanı fiilin suç niteliğini ortadan kaldırmaz. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2021/4653 E. ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2014/467 E., 2016/420 K. sayılı kararları bu ilkeyi kesin dille hükme bağlamıştır.
On beş ile on sekiz yaş arasındaki çocukla rızalı ilişki suç mudur?
TCK 103 kapsamında değildir. Cebir, tehdit veya hile olmaksızın gerçekleşen bu ilişki TCK md. 104 (reşit olmayanla cinsel ilişki) kapsamına girer ve soruşturulması şikâyete bağlıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2019/216 E., 2023/591 K. sayılı kararı bu ayrımı teyit etmektedir.
Cinsel istismar davalarında çocuğun beyanı her zaman yeterli midir?
Hayır. Yargıtay, mağdur beyanının tüm evrelerde istikrarlı, tutarlı ve ayrıntılı olmasını aramaktadır. Belirsiz ve çelişkili beyanlar tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir; tıbbi bulgular, psikolojik rapor veya diğer destekleyici delillerle güçlendirilmesi gerekmektedir.
ÇİM’de alınan ifade mahkemede tekrar okunabilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2022/108 E., 2025/10 K. sayılı en güncel kararında ÇİM’de alınan ifadenin yalnızca okunmasıyla yetinilemeyeceğini, görüntülü beyanın duruşmada izlenmesi gerektiğini belirlemiştir. Bu usule uyulmaması bozma nedenidir.
Fail on dört yaşındaysa cinsel istismar suçundan ceza alır mı?
On iki ile on beş yaş arasındaki failde önce algılama yeteneği araştırılır. Yetenek varsa TCK md. 31/2 uyarınca ceza yarı oranında indirilir. Görevli mahkeme Çocuk Ağır Ceza Mahkemesidir.
Sosyal medya üzerinden cinsel içerikli mesaj atmak cinsel istismar suçu mudur?
Fiziksel temas olmaksızın on sekiz yaşından küçüğe yönelik cinsel içerikli mesajlar genel olarak TCK md. 105/2-d kapsamında cinsel taciz suçunu oluşturmaktadır. Bununla birlikte eylemin kapsamı ve içeriği istismar boyutuna ulaşıyorsa TCK 103 uygulanabilir. Her olay kendi koşullarında değerlendirilmektedir.
Sonuç
Çocukların cinsel istismarı suçu ve cezası, Türk ceza hukukunun en ağır yaptırımlara yer verdiği ve usul kurallarının en titizlikle uygulandığı suç tipidir. On iki yaş, on beş yaş ve on sekiz yaş sınırlarına dayanan kademeli koruma sistemi; rızanın mutlak geçersizliği kuralı; ÇİM beyan usulü; beyanın tekrarlanmaması ilkesi ve nitelikli hallerin geniş kapsamı bu suçu hem sanık hem mağdur açısından son derece teknik bir zemine taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2025 yılına kadar uzanan güncel içtihadı, ispat standardından zamanaşımı başlangıcına, failin çocuk olduğu davalara ve dijital istismar meselesine kadar her konuyu ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.
Bu davalarda hem sanık hem de mağdur konumundaki kişilerin; usul kurallarına uyumun sağlanması, delil stratejisinin kurulması ve yasal hakların eksiksiz kullanılması için alanında uzman bir ceza avukatından destek alması zorunludur.
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır. Hukuki danışmanlık niteliği taşımaz.