Ticaret sicili adresine tebligat, tüzel kişinin resmî sicilinde kayıtlı bulunan adresine yöneltilen bildirimdir. Şirket fiilen bu adresten taşınmış ve yeni adresini ticaret siciline tescil ettirmemişse, belirli şartlarla 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin dördüncü fıkrasına göre tebligat yapılabilir. Ancak ticaret sicilinde bir adres bulunması, o adrese doğrudan kapıya asma yoluyla tebligat yapılabileceği anlamına gelmez. Kural olarak önce şirketin elektronik tebligat yükümlülüğü değerlendirilir; fizikî tebligat yapılabilecek bir durum varsa güncel sicil adresine olağan usulde tebligat çıkarılır. Bu tebligat adres değişikliği nedeniyle sonuçsuz kalırsa TK m. 35/4 uygulanabilir.
Bu ayrım özellikle şirketlere karşı açılan davalarda, icra takiplerinde, ödeme emirlerinde, gerekçeli kararların bildirilmesinde ve ticaret sicilinde kayıtlı adresinden ayrılmış şirketlere gönderilen evrak bakımından önem taşır. Yanlış adrese veya yanlış usulle yapılan tebligat, şirketin savunma ve kanun yoluna başvurma imkânlarını etkileyebileceği gibi işlemlerin yeniden yapılmasını da gerektirebilir.
Ticaret Sicili Adresine Tebligatın Hukuki Dayanağı
Şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine tebligat yapılmasında temel hükümler 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10, 12, 13 ve 35. maddeleri ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 20, 21 ve 57. maddeleridir. Sicil adresinin belirlenmesinde ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticaret siciline ilişkin hükümleri uygulanır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 35/4:
“Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.”
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 57/4:
“Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından ana statü, sicil, tüzük ve kuruluş senedi gibi resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır.”
TK m. 35/4, tüzel kişiler yönünden özel bir düzenlemedir. Gerçek kişilerde adres değişikliğinin bildirilmemesine bağlı tebligat rejiminde önem taşıyan önceki usulüne uygun tebliğ şartı, tüzel kişilerin resmî kayıt adresleri bakımından aynı şekilde uygulanmaz.
Bununla birlikte hüküm, ilk tebligatın doğrudan TK m. 35 yöntemiyle çıkarılmasına sınırsız yetki vermez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2020/621, K. 2023/736 sayılı kararında, daha önce normal usulle tebligat çıkarılıp iade edilmemiş bir sicil adresine doğrudan TK m. 35 uyarınca yapılan işlemi usulsüz bulmuştur.
Dolayısıyla bir yandan gerçek kişilerde adres değişikliğinin bildirilmesine ilişkin şartlar, diğer yandan tüzel kişinin resmî sicil adresine özgü istisna birbirinden ayrılmalıdır. Bu hükümler, tebligat hukukunun bilgilendirme, belgelendirme ve hukuki güvenlik ilkeleri içerisinde değerlendirilir.
Şirketin Resmî Tebligat Adresi Nasıl Belirlenir?
Anonim ve limited şirketlerde resmî merkez adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğünde tescil edilmiş güncel şirket adresidir. Şirketin ticaret unvanı, sicil numarası, merkez adresi ve bunlara ilişkin değişiklikler ticaret sicili kayıtları üzerinden belirlenir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 31. maddesi, tescil edilmiş hususlarda meydana gelen değişikliklerin de tescil edilmesini öngörür. Aynı Kanun’un 35. maddesi ticaret sicilinin aleniyetini; 36. maddesi ise tescil ve ilanın üçüncü kişiler bakımından sonuçlarını düzenler.
Şirketin merkez adresi belirlenirken yalnızca eski bir ticaret sicili gazetesi ilanına dayanılması yeterli değildir. Sonraki tarihlerde adres değişikliği gerçekleşmiş olabileceğinden tebligat bakımından ilgili tarihteki güncel kayıt incelenmelidir.
Hangi belgeler esas alınmalıdır?
Adresin doğrulanmasında ilgili ticaret sicili müdürlüğünün güncel kayıtları, ticaret sicili tasdiknamesi, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ndeki adres değişikliği ilanları ve gerektiğinde MERSİS kayıtları birlikte değerlendirilebilir. Kayıtlar arasında çelişki varsa tebligatın çıkarıldığı tarih ile tebliğ işleminin yapıldığı tarihteki hukuki durum ayrıca incelenmelidir.
Burada MERSİS ile MERNİS birbirine karıştırılmamalıdır. MERSİS, ticaret sicili işlemleri ve şirket kayıtlarıyla ilgili sistemdir; MERNİS ise gerçek kişilerin adres kayıt sistemiyle bağlantılıdır. Tüzel kişinin ticaret sicili adresine uygulanan TK m. 35/4 hükmü, gerçek kişilerin adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılan tebligat ile aynı yöntem değildir.
Ticaret Sicili Adresi ile Fiilî Faaliyet Adresi Farklıysa Hangisi Esas Alınır?
Şirketin fiilen başka bir yerde faaliyet göstermesi, tek başına ticaret sicilindeki adresin hukuki önemini ortadan kaldırmaz. Şirketin merkezini taşımasına rağmen adres değişikliğini usulüne uygun şekilde tescil ettirmemesi hâlinde, ticaret sicilinde kayıtlı adres belirli koşullarla tebligata esas alınabilir.
Ancak iki durum ayrılmalıdır:
- Adres değişikliği sicile tescil ve ilan edilmişse: Yeni adres kaydı ve bunun üçüncü kişilere etkisi esas alınır. Eski adresin artık güncel sicil adresi olmadığı bir durumda, sırf geçmişte şirket merkezi olduğu gerekçesiyle TK m. 35/4 uygulanamaz.
- Şirket fiilen taşınmış fakat değişikliği sicile bildirmemişse: Eski sicil adresi resmî kayıtlardaki adres olmaya devam eder. Elektronik tebligat önceliği ve olağan tebligat aşaması gözetildikten sonra TK m. 35/4 gündeme gelebilir.
Şirket tarafından mahkemeye veya icra dairesine ayrıca bildirilmiş yeni bir adres bulunması da önemlidir. Böyle bir bildirim mevcutsa tebligat merciinin bu bilgiyi görmezden gelerek eski adrese işlem yapması, TK m. 10’daki bilinen adres kuralı ve somut olayın koşulları bakımından hukuka aykırılık oluşturabilir.
Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.01.2016 tarihli, E. 2014/187, K. 2016/14 sayılı kararında, şirketin adres değişikliğinin ticaret sicili gazetesinde yayımlanmış olmasının tebligat adresinin değerlendirilmesindeki önemi vurgulanmıştır. Güncel adresin tespit edilebilir olmasına rağmen eski kayıtlara göre yapılan işlemin usulüne uygun olduğu peşinen kabul edilemez.
Şirketlere Tebligatta Önce UETS Adresi mi Kullanılır?
Evet. 7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 7/a uyarınca kanunla kurulanlar dâhil tüm özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Anonim ve limited şirketler de bu kapsamdadır.
Bu nedenle şirketin ticaret sicilinde fizikî adresinin bulunması, elektronik tebligat yükümlülüğünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde Kanun’daki diğer tebligat usullerine başvurulabilir. Bu istisnanın somut olayda gerçekten mevcut olup olmadığı ayrıca belirlenmelidir.
Örneğin şirketin tebligata elverişli UETS adresine işlem yapılması mümkünken yalnız sicil adresine fizikî tebligat çıkarılması, TK m. 7/a’ya aykırılık oluşturur. Buna karşılık elektronik tebligatın kanunun öngördüğü zorunlu sebeple yapılamadığı bir olayda fizikî tebligat rejimi devreye girebilir.
Şirketlerin elektronik tebligat adresi kullanma yükümlülüğü, elektronik bildirimin alınması, erişim yetkileri ve şirket içi sorumlulukları bakımından ayrıca değerlendirilir. Sicil adresinin TK m. 35/4 kapsamında kullanılabilmesi bu elektronik yükümlülükten bağımsız bir alternatif değildir.
Sicil Adresine Önce Olağan Tebligat Yapılması Gerekir mi?
Fizikî tebligatın hukuken mümkün olduğu durumlarda, şirketin sicil adresine kural olarak önce olağan tebligat çıkarılmalıdır. TK m. 35/4, olağan yöntemin yerine baştan tercih edilebilecek bir kolaylık değil, resmî kayıt adresine ilişkin özel bir tebligat yoludur.
Olağan fizikî tebligatta 7201 sayılı Kanun m. 12 ve 13 uygulanır. TK m. 12’ye göre tüzel kişilere tebligat yetkili temsilcilerine, birden fazla yetkili bulunması hâlinde bunlardan birine yapılır.
TK m. 13’e göre yetkili temsilcinin mutat iş saatlerinde işyerinde bulunmaması veya evrakı bizzat alamayacak durumda olması hâlinde, belirlenen şartlarla şirket çalışanına tebligat yapılabilir. Uygulama Yönetmeliği m. 20 ve 21, temsilci ile çalışan arasındaki teslim sırasını ayrıntılandırır.
Bu sebeple, sicil adresinde şirketin faaliyetine devam ettiği ve yetkili temsilcisine yahut mevzuatta belirtilen çalışana tebligat yapılabildiği durumda TK m. 35’e geçilmez. Tüzel kişilerin yetkili temsilcilerine ve çalışanlarına olağan tebligat ile sicil adresine kapıya asma yoluyla yapılan tebligat farklı geçerlilik şartlarına sahiptir.
Yetkili temsilcinin adreste bulunmaması da her durumda şirketin adresini terk ettiği anlamına gelmez. Şirket faaliyetine devam ederken temsilcinin geçici yokluğu, TK m. 13 ve şartları varsa diğer olağan hükümler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
TK m. 35/4 Hangi Şartlarda Uygulanır?
Tüzel kişinin ticaret sicili adresine TK m. 35/4 uyarınca tebligat yapılabilmesi için resmî adresin, daha önceki tebligat işlemlerinin ve kullanılacak tebligat yönteminin birlikte incelenmesi gerekir.
1. Muhatabın tüzel kişi olması
Hükmün dördüncü fıkrası tüzel kişilere özgüdür. Ticaret şirketleri yanında kanunen tüzel kişiliği bulunan ve resmî adres kayıtları tutulan diğer kuruluşlar da hükmün kapsamına girebilir. Ancak bu makale bakımından temel uygulama alanı ticaret siciline kayıtlı şirketlerdir.
2. Tebligatın yapılacağı adresin güncel resmî sicil adresi olması
TK m. 35/4 uygulanacak adres, tebligat tarihinde şirketin resmî kayıtlarında esas alınması gereken adres olmalıdır. Şirketin eski merkez adresi, ortağının ikametgâhı veya ticari faaliyetin yürütüldüğü herhangi bir depo, yalnız bu özellikleri nedeniyle sicil adresi sayılamaz.
3. Elektronik tebligatın önceliğinin gözetilmesi
Şirket için elektronik tebligat zorunluluğu mevcutken fizikî tebligata geçilebilmesinin kanuni koşulları oluşmalıdır. Sicil adresinin bulunması tek başına bu koşulu sağlamaz.
4. Sicil adresine olağan tebligatın sonuçsuz kalması
Fizikî yöntem uygulanabilecekse, normal usulle çıkarılan tebligatın sicil adresine yöneltilmesi ve şirketin adresten ayrılması gibi bir nedenle tebliğ edilemeden iade edilmesi önem taşır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 tarihli, E. 2020/621, K. 2023/736 sayılı kararında, sicil adresine normal usulde tebligat çıkarılıp iade edilmeden doğrudan TK m. 35’in uygulanması usulsüz bulunmuştur.
5. Kapıya asma işleminin kanuna uygun biçimde tamamlanması
TK m. 35/2’nin öngördüğü kapıya asma işlemi fiilen gerçekleştirilmelidir. Adresin eksik olması, binanın veya bağımsız bölümün tespit edilememesi ya da kapıya asma işleminin gerçekleştirilememesi durumunda yalnızca evrakın üzerinde TK m. 35 ibaresi bulunması geçerli tebligat yapıldığı anlamına gelmez.
Bu şartların her biri tebligat evrakı, iade şerhi, ticaret sicili kaydı ve tebliğ işlemini belgeleyen kayıtlar üzerinden denetlenmelidir.
Şirkete Daha Önce Tebligat Yapılmış Olması Gerekir mi?
TK m. 35/4 kapsamında şirkete geçmişte başarılı bir tebligat yapılmış olması şart değildir. Ancak bu durum, ilk tebligat girişiminin hiçbir araştırma veya olağan teslim işlemi yapılmadan doğrudan kapıya asma yöntemiyle gerçekleştirilebileceği anlamına gelmez.
Kanundaki istisnanın amacı, adres değişikliğini resmî siciline bildirmeyen tüzel kişinin yalnızca önceki bir tebligatın yokluğu nedeniyle tebligat işlemlerini sürekli sonuçsuz bırakmasını önlemektir.
Bu nedenle iki farklı kavram birbirinden ayrılmalıdır:
- Önceden başarılı tebligat yapılmış olması: Tüzel kişinin resmî sicil adresi bakımından TK m. 35/4’ün aramadığı ön koşuldur.
- Güncel sicil adresine olağan tebligatın denenmesi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun özellikle 2023 tarihli kararında vurguladığı uygulama aşamasıdır.
Örneğin bir limited şirkete karşı ilk kez dava açıldığını düşünelim. Şirketin elektronik tebligat adresine tebliğin zorunlu sebeple yapılamadığı ve fizikî tebligata geçilebildiği durumda, şirketin güncel ticaret sicili adresine normal tebligat çıkarılır. Evrak şirketin taşındığı gerekçesiyle iade edilirse, yeni adresin sicile tescil edilmemiş olması ve diğer şartların gerçekleşmesi hâlinde TK m. 35/4 uygulanabilir.
Buna karşılık normal tebligat hiç denenmeden doğrudan kapıya asma yöntemiyle sonuç alınması, aynı Hukuk Genel Kurulu kararında usulsüz bulunmuştur.
TK m. 35’e Göre Kapıya Asma İşlemi Nasıl Yapılır ve Tebliğ Tarihi Nedir?
7201 sayılı Kanun m. 35/2 uyarınca tebliğ edilecek evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır. Kapıya asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Uygulama Yönetmeliği m. 57/2, bu işlem için ek-1’deki (6) numaralı örneğe göre düzenlenecek tebliğ evrakını öngörür.
Bu işlemde önemli olan, tebliğ memurunun sicil adresine gerçekten gitmesi, adresin belirlenebilmesi ve Kanun’un öngördüğü kapıya asma işlemini yerine getirmesidir. İşlemin nerede ve hangi tarihte gerçekleştirildiği usulüne uygun biçimde belgelendirilmelidir.
Kapıya asma tarihi ile tebliğ tarihi aynı mıdır?
TK m. 35/2 kapsamında usulüne uygun yapılan ilk kapıya asma işleminde evet. Evrakın kapıya asıldığı tarih tebliğ tarihi kabul edilir. Tebligatın şirketteki bir yetkili tarafından fiilen okunmuş olması ayrıca aranmaz.
Ancak bu sonuç yalnızca geçerli bir TK m. 35 işlemi bakımından doğar. Yanlış adrese çıkarılmış, kapıya asma işlemi gerçekleştirilememiş veya zorunlu önceki aşamaları eksik bırakılmış bir tebligatta, şeklen yazılan tarih kendiliğinden geçerli tebliğ tarihi hâline gelmez.
Binada gösterilen numara bulunmuyorsa ne olur?
Adresin varlığı ve tebligata elverişliliği araştırılmalıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.05.2025 tarihli, E. 2024/2255, K. 2025/2085 sayılı kararında, şirketin sicil adresindeki bağımsız bölüm numarasının bulunmadığı gerekçesiyle TK m. 35 işleminin gerçekleştirilememesi değerlendirilmiştir.
Daire, sicil adresinin doğruluğunun ve tebligata elverişliliğinin araştırılması, güncel adresin belirlenmesi ve gerekli tebligat işlemlerinin bu belirlemeye göre tamamlanması gerektiğini ifade etmiştir.
Dolayısıyla kapıya asma işlemi fiilen yapılamamışsa, daha sonra şirketin sicil adresi olmayan başka bir adrese TK m. 35 yazılarak tebligat çıkarılması eksikliği gidermeye yetmez.
Şirket Adres Değişikliğini Ticaret Siciline Bildirmezse Ne Olur?
6102 sayılı TTK m. 31 uyarınca tescil edilmiş hususlardaki değişikliklerin de tescil edilmesi gerekir. Şirketin merkez adresinin değişmesi, resmî sicil kayıtlarının güncellenmesini gerektiren bir olaydır.
Şirket merkezini fiilen başka bir yere taşıdığı hâlde bu değişikliği ticaret siciline tescil ettirmezse, resmî kayıt ile fiilî durum arasında farklılık doğar. TTK m. 36’daki sicil hükümleri, tescil ve ilanın üçüncü kişiler bakımından hukuki sonuçlarını düzenler.
Bu durumda şirketin yalnızca taşınmış olduğunu söylemesi, sicil adresine kanunun aradığı şekilde yapılan tebligatı geçersiz kılmak için yeterli değildir. Tebliğ tarihinde sicilde hangi adresin bulunduğu ve TK m. 35’in diğer şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği birlikte incelenir.
Öte yandan adres değişikliğinin tescil edilmemesi, her türlü tebligat eksikliğinin şirket aleyhine sonuç doğuracağı anlamına gelmez. Tebligatı çıkaran merci ve tebliğ memuru da kanuni usul kurallarına uymak zorundadır.
Yeni adres mahkemeye bildirilmiş fakat ticaret siciline tescil edilmemişse
Somut dosyada mahkemeye, icra dairesine veya ilgili mercie bildirilen yeni adresin bulunması hâlinde TK m. 10’daki bilinen adres kuralı göz ardı edilmemelidir. Yeni adresin tebligata elverişli olup olmadığı, bildirimin ne zaman yapıldığı ve hangi işlemle ilgili olduğu önem taşır.
Bu nedenle şirketin sicil kayıtlarını güncellememesi ile tebligatı çıkaran merciin dosyadaki güncel adres bilgisini değerlendirme yükümlülüğü birbirinden bağımsız olarak incelenmelidir.
Şube, Şahıs İşletmesi ve Tasfiye Halindeki Şirkete Tebligat
Şirketin şube adresine tebligat yapılabilir mi?
Şirket merkezinin ticaret sicilindeki adresi ile şube adresi aynı kavram değildir. TTK m. 40/3 uyarınca şubeler de ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ancak bir şubenin sicilde kayıtlı bulunması, şirket merkezine çıkarılması gereken her türlü tebligatın doğrudan şubeye yöneltilebileceği anlamına gelmez.
Tebligatın konusu, şubenin işlemle bağlantısı, tebliğ yapılacak kişinin temsil yetkisi ve TK m. 12’deki ticari temsilciye tebliğ hükmü değerlendirilmelidir. TK m. 35/4 bakımından esas alınacak resmî kayıt adresinin belirlenmesi bu ayrımdan bağımsız değildir.
Şahıs işletmelerinde ticaret sicili adresi TK m. 35/4 için yeterli midir?
Hayır. Gerçek kişi tacir ile ticaret şirketi hukuken aynı statüde değildir. Gerçek kişi tacirin işletmesini ticaret siciline tescil ettirmiş olması, kendisini TK m. 35/4 anlamında tüzel kişiye dönüştürmez.
Bu nedenle gerçek kişi tacir hakkında tebligat yapılırken tüzel kişilere özgü istisna otomatik olarak uygulanamaz. Muhatabın gerçek kişi olması nedeniyle genel adres kuralları ve somut olayda uygulanabilecek özel hükümler incelenmelidir.
Tasfiye halindeki şirketin sicil adresine tebligat yapılır mı?
Tasfiye hâlindeki şirketin tüzel kişiliği, temsil yetkisi ve sicilde kayıtlı adresi birlikte değerlendirilmelidir. Tasfiye memurunun temsil yetkisi ile şirketin adres kaydı farklı hukuki meselelerdir.
Özellikle şirketin sicilden terkin edilmesi, tasfiye memurlarının yetkileri veya tüzel kişiliğin yeniden kazanılması gereken durumlarda, tasfiye halindeki şirkete tebligatın muhatabı ve temsil şartları ayrıca belirlenmelidir. Sicilden terkin edilmiş bir şirketin hâlen mevcut bir tüzel kişi olduğu varsayımıyla TK m. 35/4 uygulanamaz.
Yargıtay Kararlarında Ticaret Sicili Adresine Tebligat
Ticaret sicili adresine tebligat konusunda Yargıtay kararları üç temel soruna odaklanmaktadır: Sicil adresinin tebliğ tarihindeki güncelliği, TK m. 35’e geçilmeden önce izlenmesi gereken aşamalar ve elektronik tebligatın önceliği.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.09.2020 — E. 2017/271, K. 2020/694
Karara konu uyuşmazlık, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen bir icra takibinde şirket borçluya kıymet takdir raporu ve satış ilanının hangi adrese tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkindir.
Somut olayda şirketin daha önce kullanılan adresine yapılan işlemlerden sonra, ticaret sicilinde kayıtlı adres tespit edilmiş; bu adrese çıkarılan olağan tebligat iade edilince TK m. 35 hükümlerine göre yeniden tebligat yapılmıştır.
Hukuk Genel Kurulu, şirketin ticaret sicilindeki güncel adresine yöneltilen ve olağan tebligatın sonuçsuz kalmasının ardından gerçekleştirilen TK m. 35 işlemini usulüne uygun değerlendirmiştir.
Kararın önemi: Daha önce başka bir adrese tebligat yapılmış olması, şirketin güncel ticaret sicili adresinin TK m. 35/4 bakımından önemini ortadan kaldırmaz. Ancak uygulama sırası ve sicil adresinin doğruluğu korunmalıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 05.07.2023 — E. 2020/621, K. 2023/736
Bu karar, TK m. 35/4’ün başlangıç aşamasına ilişkin önemli bir ayrım ortaya koymuştur.
Mahkeme tarafından şirketin sicil adresine daha önce normal usulle tebligat çıkarılıp iade edilmemesine rağmen, gerekçeli karar ve temyiz dilekçesi doğrudan TK m. 35’e göre gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu, bu işlemleri usulsüz bularak dosyanın tebligat işlemlerinin tamamlanması amacıyla geri çevrilmesine karar vermiştir. Kararda, elektronik tebligat adresi bulunmaması durumunda sicil adresine öncelikle olağan usulde tebligat çıkarılması ve bunun iade edilmesi hâlinde TK m. 35’e başvurulması gerektiği açıklanmıştır.
Kararın önemi: Tüzel kişiler için önceki başarılı tebligat şartının bulunmaması, sicil adresine yapılacak ilk fizikî tebligatta normal usulün atlanmasını haklı kılmaz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 14.09.2023 — E. 2022/13033, K. 2023/4979
Kararda, aktif UETS adresi bulunan borçlu şirkete ödeme emrinin elektronik yolla değil, TK m. 35 hükümlerine göre tebliğ edilmesi tartışılmıştır.
Şirketin aktif elektronik tebligat adresinin bulunduğu belirlenmiş; elektronik yöntem kullanılmadan yapılan fizikî tebliğ işleminin hukuka aykırılığı esas alınmıştır. Yargıtay, bu değerlendirmeyi benimseyen bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.
Kararın önemi: Ticaret sicili adresi rejimi ile şirketin UETS yükümlülüğü birbirinin yerine kullanılamaz. Elektronik yöntemin zorunlu olduğu durumda fizikî tebliğe geçmenin hukuki şartı ayrıca bulunmalıdır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 20.05.2025 — E. 2024/2255, K. 2025/2085
Kararda, şirketin ticaret sicili adresine çıkarılan tebligatın, belirtilen bağımsız bölüm numarasının bulunmaması nedeniyle TK m. 35 kapsamında tamamlanamaması incelenmiştir.
Daire, mevcut adresin tebligata elverişliliğinin araştırılmasını, güncel sicil adresinin kesin olarak belirlenmesini ve tebligatın buna uygun şekilde yapılmasını istemiştir.
Kararın önemi: TK m. 35’e göre geçerli tebligat yapıldığının kabul edilebilmesi için işlemin Kanun’daki şekle uygun olarak gerçekleştirilmesi gerekir. Sicil adresinin fizikî olarak tespit edilememesi, gelişigüzel başka bir adrese yönelmeyi haklı kılmaz.
Ticaret Sicili Adresine Yapılan Tebligatın Geçerliliği Nasıl Denetlenir?
Şirketin sicil adresine yapılan bir tebligatın geçerliliği değerlendirilirken yalnız tebliğ zarfına değil, işlemin bütününe bakılmalıdır.
Öncelikle tebligatın çıkarıldığı tarihte ve tebliğ işleminin gerçekleştirildiği tarihte şirketin ticaret sicilindeki güncel adresi belirlenmelidir. Şirket unvanındaki değişiklikler, adres nakilleri ve varsa tüzel kişiliğin sona ermesine ilişkin kayıtlar da önem taşır.
Ardından şu hususlar dosya üzerinden denetlenir:
- Şirketin tebligata elverişli elektronik adresinin bulunup bulunmadığı ve fizikî tebligata geçişin kanuni sebebi.
- Tebligatın şirketin doğru ticaret unvanına çıkarılıp çıkarılmadığı.
- Fizikî tebligat adresinin güncel sicil adresi olup olmadığı.
- Olağan tebligatın bu adrese çıkarılıp çıkarılmadığı ve hangi gerekçeyle iade edildiği.
- TK m. 35’e göre yeniden işlem yapılmasının şartlarının oluşup oluşmadığı.
- Kapıya asma işleminin gerçekten gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve tarihinin usulüne uygun belgelendirilip belgelendirilmediği.
Özellikle şirketin başka bir adrese taşındığına ilişkin posta şerhi ile ticaret sicilindeki güncel adresin uyuşup uyuşmadığı incelenmelidir. Tebligatın farklı bir adrese çıkarılması, doğru sicil adresine yapılmış bir işlemin yerine geçmez.
Şirketin işlemi hangi tarihte öğrendiği de ayrı bir olgudur. Tebliğ tarihinin usulsüz işlem nedeniyle düzeltilmesinin gerekip gerekmediği, TK m. 32 ve ilgili yargılama usulü çerçevesinde değerlendirilir.
Ticaret Sicili Adresine Usulsüz Tebligat Yapılırsa Ne Olur?
Şirketin yanlış adresine, eksik işlemlerle veya kanunda öngörülmeyen bir yöntemle tebligat yapılması, tebliğ işleminin usulsüzlüğüne yol açabilir. Ancak tebligat usulsüzlüğünün sonucu her olayda aynı değildir.
7201 sayılı Kanun m. 32’ye göre usulüne aykırı tebligat, muhatabın tebliği öğrenmesi hâlinde geçerlilik kazanabilir ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Bununla birlikte elektronik tebligat zorunluluğuna aykırılık gibi özel durumlarda işlemin niteliği ve TK m. 32’nin uygulanabilirliği ayrıca yargısal değerlendirmeyi gerektirir.
Bu sebeple TK m. 35 kapsamında gerçekleştirilen her hatalı işlem için doğrudan ve ayrım yapılmaksızın yokluk sonucuna varılması doğru değildir. Usulsüz tebligatın öğrenme tarihi ve hukuki sonuçları, işlemin türü, ilgili kanun hükümleri ve somut olaydaki bilgi edinme durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir.
İcra takibinde şirketin sicil adresine usulsüz ödeme emri tebliğ edilirse
İcra takiplerinde ödeme emrinin tebliğ tarihi, itiraz ve diğer başvuru sürelerinin başlangıcı bakımından belirleyicidir. Ticaret sicili adresine TK m. 35 uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu ileri sürülüyorsa tebligatın niteliği, öğrenme tarihi ve başvurulacak yol birlikte incelenmelidir.
Ödeme emrinin tebliği, takibin kesinleşmesi ve buna bağlı icra işlemleri yönünden icra takibindeki tebligatın geçerlilik şartları ayrıca önem taşır. İcra hukukundaki şikâyet ve itiraz süreleri, ilgili işlem ve talebe göre değerlendirilir.
Gerekçeli karar yanlış sicil adresine tebliğ edilirse
Şirketin güncel sicil adresi belirlenmeden eski adrese yapılan gerekçeli karar tebligatı, kanun yolu süresinin başlangıcını etkileyebilir. Böyle bir durumda mahkeme, eksik tebligat işlemlerinin tamamlanmasını ve gerekli sürenin geçmesini sağlamadan dosyayı kanun yolu incelemesine gönderemeyebilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023 tarihli kararı ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararı, usulsüz sicil adresi tebligatlarının kanun yolu incelemesi öncesinde tamamlanması gereken işlemler doğurabileceğini somut biçimde göstermektedir.
Ticaret Sicili Adresine Tebligatta Somut Uygulama Örnekleri
Örnek 1: Şirket taşınmış, yeni adresini sicile bildirmemiş
Bir limited şirketin ticaret sicilinde Ankara’daki merkez adresi kayıtlıdır. Şirket fiilen başka bir adrese taşınmıştır ancak bu değişikliği ticaret siciline tescil ettirmemiştir.
Elektronik tebligatın zorunlu sebeple yapılamadığı durumda şirketin sicil adresine normal tebligat çıkarılmış ve evrak taşınma nedeniyle iade edilmiştir. Sicil adresi hâlen aynıysa ve diğer kanuni şartlar sağlanıyorsa bu adrese TK m. 35/4 kapsamında yeniden tebligat çıkarılması mümkündür.
Örnek 2: Şirketin yeni adresi ticaret sicilinde ilan edilmiş
Bir anonim şirket merkez adresini değiştirmiş ve yeni adres ilgili sicilde tescil edilerek ilan edilmiştir. Buna rağmen mahkeme, yıllar önceki sicil adresine doğrudan TK m. 35 yöntemiyle tebligat yaptırmıştır.
Eski adres artık tebliğ tarihi itibarıyla şirketin resmî sicil adresi değilse, TK m. 35/4’ün resmî kayıt adresine ilişkin koşulu karşılanmaz. İşlemin geçerliliği güncel tescil ve ilan kayıtları esas alınarak değerlendirilmelidir.
Örnek 3: Şirketin aktif UETS adresi varken ödeme emri fizikî adrese gönderilmiş
Bir ticaret şirketinin aktif ve tebligata elverişli elektronik adresi vardır. Elektronik tebligatın yapılamamasını gerektiren zorunlu sebep bulunmadığı hâlde ödeme emri şirketin ticaret sicili adresine posta yoluyla gönderilmiştir.
Bu durumda fizikî adresin doğru olması, TK m. 7/a kapsamındaki elektronik tebligat yükümlülüğüne aykırılığı gidermez. İşlem ve hukuki sonuçları ayrıca incelenmelidir.
Örnek 4: Ticaret sicilindeki bina numarası hatalı
Şirketin sicil adresinde yazılan bağımsız bölüm mevcut değildir. Tebliğ memuru kapıya asma işlemini gerçekleştiremediğini belirterek evrakı iade etmiştir.
TK m. 35’e göre tebliğ tamamlanmış sayılamaz. Güncel sicil adresinin doğruluğu, fizikî adresin belirlenebilirliği ve gerekli düzeltme işlemleri araştırılmalıdır.
Ticaret Sicili Adresine Tebligat Hakkında Sık Sorulan Sorular
Şirketin ticaret sicilindeki adresine doğrudan TK m. 35 tebligatı yapılabilir mi?
Kural olarak hayır. Elektronik tebligatın önceliği değerlendirildikten sonra, fizikî tebligat yapılabilecek bir durum varsa güncel sicil adresine olağan tebligat çıkarılması ve bunun sonuçsuz kalması hâlinde TK m. 35/4’e geçilmesi gerekir. Yargıtay HGK’nin 05.07.2023 tarihli kararı bu ayrımı açıkça ortaya koymaktadır.
Şirkete daha önce hiç tebligat yapılmamışsa TK m. 35/4 uygulanabilir mi?
Evet. TK m. 35/4, tüzel kişilere daha önce başarılı bir tebligat yapılmış olmasını şart koşmaz. Ancak bu istisna, sicil adresine normal tebligat çıkarılması gereken aşamanın atlanabileceği anlamına gelmez.
Şirket ticaret sicilindeki adresinden taşınırsa yapılan tebligat geçerli olur mu?
Şirketin taşınması tek başına tebligatı geçersiz kılmaz. Adres değişikliği sicile tescil edilmemişse ve TK m. 35/4’ün diğer şartları gerçekleşmişse, eski sicil adresindeki tebligat geçerli olabilir.
Şirketin ortağının ev adresine tebligat yapılabilir mi?
Ortağın ikametgâhı sırf ortaklık sıfatı nedeniyle şirketin resmî tebligat adresi değildir. Muhatabın şirket olması, temsil yetkisi ve uygulanacak özel hükümler birlikte incelenmelidir.
Şirketin MERSİS kaydındaki adres ile ticaret sicili gazetesindeki adres farklıysa ne yapılır?
İlgili ticaret sicili müdürlüğünden güncel kayıtlar alınarak adres değişikliğinin tescil ve ilan durumu belirlenmelidir. Yalnız tarih bakımından eski bir kayıt esas alınarak tebligat çıkarılması usulsüzlüğe yol açabilir.
TK m. 35’e göre şirkete yapılan tebligatta hangi tarih esas alınır?
Usulüne uygun gerçekleştirilen TK m. 35/2 işleminde tebliğ evrakının eski adrese ait binanın kapısına asıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. İşlem usulsüzse tebliğ tarihi ayrıca değerlendirilir.
Şirketin UETS adresi varsa yine ticaret sicili adresine tebligat yapılabilir mi?
Elektronik tebligatın zorunlu olduğu hâllerde esas yöntem UETS’dir. Kanunun aradığı zorunlu bir sebeple elektronik tebligat yapılamıyorsa diğer usullere başvurulabilir. Sicil adresinin bulunması tek başına böyle bir zorunlu sebep değildir.
Ticaret sicili adresine yapılan usulsüz tebligat şirket aleyhine süre başlatır mı?
Usulsüz tebligatın süre başlangıcına etkisi TK m. 32, ilgili özel kanun ve işlemin hukuki niteliğine göre belirlenir. Özellikle elektronik tebligat zorunluluğuna aykırılıkta, sıradan usulsüz tebligat değerlendirmesinin yeterli olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
Sonuç
Ticaret sicili adresine tebligatta temel kural, şirketin güncel resmî adresinin doğru belirlenmesi ve ilgili tebligat yönteminin kanuni sırasına uyulmasıdır. TK m. 35/4, adres değişikliğini sicile bildirmeyen tüzel kişiler yönünden önemli bir istisna getirmekle birlikte, elektronik tebligat yükümlülüğünü veya fizikî tebligatın zorunlu aşamalarını ortadan kaldırmaz.
Bu nedenle sicilde kayıtlı adresin mevcut olması tek başına TK m. 35’e göre geçerli tebligat yapıldığını göstermez. Şirketin tüzel kişiliği ve temsil durumu, elektronik tebligat imkânı, sicil adresinin güncelliği, önceki tebligatın iade sebebi ve kapıya asma işleminin gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği birlikte incelenmelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020 ve 2023 tarihli kararları ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2025 tarihli kararı bu denetimin önemini ortaya koymaktadır. Kanundaki şekil şartlarına uyulmaması, özellikle dava ve icra süreçlerinde tebliğ tarihinin, kesinleşmenin ve kanun yolu sürelerinin yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Yazar Avukat Fatih SEFER