Hareket hâlindeki bir gemide, uçuş sırasındaki bir hava aracında ya da seyir hâlindeki bir trende işlenen suçlarda yetkili mahkeme nasıl belirlenir? Bu soru, klasik “suçun işlendiği yer” ilkesinin yetersiz kaldığı durumlarda pratik bir yanıt gerektirmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 15. maddesi, deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlar vasıtasıyla işlenen suçlar için özel yetki kuralları öngörerek bu boşluğu doldurmaktadır. Söz konusu kuralları doğru uygulamak, hem adil yargılanma güvencesi hem de yargılamanın sürüncemede kalmaması açısından kritik önem taşımaktadır. Bu nedenle İstanbul ceza avukatı olarak görev yapan hukukçuların CMK m. 15’i ve bu alandaki Yargıtay içtihadını yakından bilmesi gerekmektedir.
CMK Madde 15 Deniz, Hava ve Demiryolu Taşıtlarında veya Bu Taşıtlarla İşlenen Suçlarda Yetki Madde Metni
Madde 15 – (1) Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir.
(2) Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
(3) Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir.
(4) Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye’de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
CMK Madde 15’in Amacı ve Sistematik Yeri
CMK m. 15, yetki kurallarının genel çerçevesini çizen m. 12-14 hükümlerinin tamamlayıcısı niteliğindedir. Maddenin temel amacı, ulaşım araçlarının hareketli yapısından kaynaklanan suç yeri belirsizliğini gidermek ve soruşturma ile kovuşturmanın belirli bir mahkeme önünde derhal başlatılabilmesini sağlamaktır.
Öğretide bu düzenlemenin iki ayrı işlevi olduğu vurgulanmaktadır. Birincisi, taşıtın içinde işlenen suçlarda (örneğin yolcular arasındaki bir kavgada) yargı yetkisini belirlemek; ikincisi ise taşıtın bizzat suçun işlenme aracı olarak kullanıldığı durumlarda (örneğin gemiyle kaçakçılık yapılması) yetkili mahkemeyi göstermektir. Her iki hâlde de CMK m. 15, yetki boşluğunu kapatan bir “bağlama kuralı” işlevi görmekte; ancak başlı başına bir yargı yetkisi yaratmamaktadır. Yargı yetkisinin varlığı, TCK m. 8 ve devamı hükümleri ile uluslararası sözleşmeler çerçevesinde ayrıca değerlendirilmek durumundadır.
Genel yetki kuralları ile CMK m. 15 arasındaki ilişki için CMK Madde 12 ve CMK Madde 13 makalelerimiz birlikte değerlendirilmelidir.
Deniz Taşıtlarında İşlenen Suçlarda Yetki (CMK m. 15/1)
CMK m. 15/1, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip gemilerde işlenen suçlara uygulanmaktadır. Bu düzenlemenin temelinde uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerinden biri olan bayrak devleti ilkesi yatmaktadır. Bu ilkeye göre bir devletin bayrağını taşıyan gemi, o devletin “farazi ülkesi” sayılmakta ve açık denizde dahi o devletin yargı yetkisi içinde kalmaktadır.
Öğretide geminin Türk karasularında ya da dışında bulunmasının yer bakımından yetki açısından bir önemi olmadığı vurgulanmaktadır. Zira kanun metninde “veya” bağlacı kullanılmış; böylece geminin konumundan bağımsız olarak Türk bayrağını taşıma yetkisinin varlığı yeterli koşul olarak öngörülmüştür.
Yetkili mahkemenin belirlenmesinde iki temel kriter öne çıkmaktadır: geminin ilk uğradığı Türk limanı veya bağlama limanı mahkemesi. Bu iki kriterden hangisinin öncelikli olduğu somut olayın koşullarına göre değişmektedir. Uygulamada ilk uğranılan Türk limanının bulunduğu yer mahkemesi genellikle öncelik kazanmaktadır.
Deniz yetki alanları bakımından ise önemli bir ayrım söz konusudur: Türk karasularında yabancı bir ticaret gemisinde işlenen suçlarda kural olarak yargı yetkisi bayrak devletine aittir; ancak suçun kıyı devletini (Türkiye’yi) etkilediği istisnai durumlarda Türk mahkemelerinin yetkisi doğabilmektedir. Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesi ve kıta sahanlığındaki sabit platformlarda işlenen suçlar ise TCK m. 8 uyarınca Türkiye’de işlenmiş sayılmaktadır.
Yargıtay 10. CD, 18.12.2023, E. 2022/13960, K. 2023/11221: Lazkiye’nin 30-35 mil açığında, uluslararası sularda seyreden bir balıkçı teknesinde uyuşturucu ticareti yapılması olayında Yargıtay, suçun Türk karasuları veya münhasır ekonomik bölgesi dışında kalıp kalmadığının koordinat bazlı uzman bilirkişi incelemesiyle kesin olarak belirlenmesini zorunlu kılmıştır. Koordinatların saptanmadan verilen yetki kararı bozma nedeni sayılmıştır. Bu karar, deniz taşıtları söz konusu olduğunda teknik bilirkişi desteğinin ne denli belirleyici olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Hava Taşıtlarında İşlenen Suçlarda Yetki (CMK m. 15/2)
CMK m. 15/2, Türk tescilli hava araçlarında işlenen suçlara uygulanmakta ve deniz taşıtlarına benzer bir mantık izlemektedir. Türk tescilli sivil bir hava aracında yabancı ülke hava sahasında suç işlenmesi hâlinde, bayrak ilkesine dayanılarak Türk yargı yetkisi doğmaktadır. Yetkili mahkeme ise hava aracının ilk indiği havalimanının bulunduğu yer ya da bağlama limanı mahkemesidir.
Türk hava sahası, kara ülkesi, iç sular ve karasuları üzerindeki alan olarak tanımlanmaktadır. Bu sahada işlenen suçlar zaten TCK m. 8 kapsamında Türkiye’de işlenmiş sayılmakta; CMK m. 15/2 ise Türk hava sahası dışında seyreden Türk tescilli uçaklardaki suçlarda yetkili mahkemeyi gösterme işlevi üstlenmektedir.
Uluslararası boyutta Tokyo Sözleşmesi, hava aracının tescilli olduğu devletin yargı yetkisine sahip olduğunu kabul etmekte; suçun etkilerinin başka bir devlette görülmesi hâlinde ise istisnai yetki kuralları devreye girebilmektedir. Aynı sözleşme, uçuş güvenliğini tehdit eden kişiler üzerinde kaptan pilota özel yetkiler tanımakta; Lahey ve Montreal sözleşmeleri ise taraf devletlere “iade et veya yargıla” yükümlülüğü getirmektedir.
Yargıtay 11. CD, 26.05.2025, E. 2024/6129, K. 2025/6518: İstanbul’dan kalkıp İtalya’ya inen özel bir uçakta gerçekleşen dolandırıcılık eyleminde savcılık, suçun iniş yapılan İtalya’da işlendiği gerekçesiyle takipsizlik kararı vermiştir. Yargıtay ise mağdurun yerleşim yerinin Türkiye olması ve suçun etkilerinin Türkiye’de doğması nedeniyle (TCK m. 8) Türk mahkemelerinin yetkili olduğuna hükmetmiştir. Bu karar, hava aracındaki suçlarda yargı yetkisinin salt iniş noktasına göre değil; suçun etki alanına ve mağdurun durumuna göre de değerlendirilebileceğini ortaya koyması bakımından emsal niteliği taşımaktadır.
Demiryolu Taşıtlarında İşlenen Suçlarda Yetki (CMK m. 15/2)
CMK m. 15/2, demiryolu taşıtlarını deniz ve hava araçlarıyla aynı hukuki statüde değerlendirmektedir. Türk bayrağını taşıma hakkına sahip demiryolu taşıtlarında işlenen suçlarda da “ilk uğranılan yer” veya “bağlama yeri/istasyonu” mahkemesi yetkili kılınmaktadır. Uyuşturucu ticareti gibi suçlarda demiryolu taşıtlarının kullanılması hâlinde aracın ilk ulaştığı istasyonun bulunduğu yer mahkemesi yetkili olmaktadır. Sınır ötesi demiryolu taşımacılığında ise Türkiye sınırından itibaren ilk ulaşılan istasyon belirleyici kriter olarak öne çıkmaktadır.
Yurt İçinde Taşıtlarda İşlenen Suçlarda Yetki (CMK m. 15/3)
CMK m. 15/3, yurt içinde seyir hâlindeki taşıtlarda işlenen suçlar için özel ve alternatif bir yetki kuralı getirmektedir. Suçun işlendiği tam coğrafi nokta belirlenemiyor ya da araç seyir hâlindeyse bu fıkra devreye girer.
Bu hükmün pratik karşılığı şudur: Araç seyir hâlindeyken suç işlenmişse ve tam konum tespit edilemiyorsa, aracın o güzergâhta ilk ulaştığı yer mahkemesi yetkili sayılmaktadır. Bu kural; uzun güzergahlı otobüslerde, karayolu araçlarında ve seyir hâlindeki raylı sistemlerde işlenen suçlarda belirleyici olmaktadır.
CMK m. 15/3, CMK m. 13/3’teki “ilk usul işleminin yapıldığı yer” kuralından farklıdır: Birincisi araçla bağlantılı hareketli suç hâllerini kapsar ve aracın ilk durduğu yeri esas alırken; ikincisi genel yetki kurallarının tüketilmesi sonrası başvurulan son çare niteliğindedir.
Çevreyi Kirletme Suçlarında Özel Yetki Kuralı (CMK m. 15/4)
CMK m. 15/4, yabancı bayraklı gemilerden kaynaklanan çevre suçları için ayrı bir yetki düzenlemesi içermektedir. Bu hüküm, deniz kirliliğine ilişkin uluslararası yükümlülüklerin iç hukuka yansımasını temsil etmekte ve UNCLOS çerçevesiyle uyumlu bir yapı sergilemektedir.
Yabancı bayraklı bir gemi, Türk karasuları dışında çevreyi kirletici bir eylem gerçekleştirdiğinde yetkili mahkeme iki alternatif kriterden biri üzerinden belirlenmektedir: suç yerine en yakın limanın bulunduğu yer mahkemesi ya da geminin Türkiye’de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi. Bu iki seçenekten hangisinin uygulanacağı somut duruma ve soruşturmanın başladığı ana göre belirlenmektedir.
Yargıtay 18. CD, 02.10.2017, E. 2015/38647, K. 2017/9978: Aliağa Gemi Söküm bölgesindeki bir gemiden denize yağ ve yakıt boşaltılması suretiyle çevrenin kasten kirletilmesi (TCK m. 181) suçunda Yargıtay, teknik bilirkişi raporu alınmamasını bozma nedeni saymıştır. Bu karar, çevre suçlarında uzman bilirkişi incelemesinin zorunluluğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ticari denizcilik uygulamasında yabancı bayraklı gemilerde yabancı mahkemelerin yetkili kılınabileceği kabul edilmektedir. Oysa ceza yargılamasında suçun Türkiye ile irtibatı (mağdur, suçun etkisi, çevre zararı) ve kamu düzeni, Türk mahkemelerinin yetkisini tesis etmede belirleyici kriter olmaya devam etmektedir.
Suç Yeri Tespitinde Teknik Bilirkişinin Rolü
CMK m. 15 kapsamındaki davalarda en kritik pratik sorun, suç yerinin kesin olarak saptanabilmesidir. Özellikle deniz taşıtlarında suçun uluslararası sularda mı, karasularında mı yoksa münhasır ekonomik bölgede mi işlendiği sorusu hem yargı yetkisini hem de yetkili mahkemeyi doğrudan belirlemektedir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin yerleşik tutumuna göre bu ayrımın koordinat bazlı uzman bilirkişi incelemesiyle şüpheye yer bırakmaksızın ortaya konması zorunludur. Salt mahkemenin takdirine ya da tarafların beyanına dayalı bir yetki değerlendirmesi bozma nedeni oluşturmaktadır. Benzer biçimde Yargıtay 18. Ceza Dairesi de çevre suçlarında mevzuata uygun teknik bilirkişi raporu alınmamasını bozma nedeni olarak kabul etmektedir.
Bu içtihatlar, taşıtlarda işlenen suçlarda savunma stratejisi açısından önemli bir araç sunmaktadır: Yetki kararının teknik bilirkişi desteği olmaksızın verilmesi ya da koordinatların yanlış tespit edilmesi, istinaf veya temyiz aşamasında bozma gerekçesi olarak ileri sürülebilir.
Savunma Stratejisi Açısından Değerlendirme
CMK m. 15, savunma hukukçuları için birden fazla itiraz zemini sunmaktadır. Deniz taşıtlarında işlenen suçlarda öncelikle suçun gerçekleştiği koordinatların bilirkişi raporuyla kesin biçimde belirlenmesi talep edilmelidir; koordinatsız yetki kararları bozmaya açıktır. Hava araçlarında salt iniş noktasına göre kurulan yargı yetkisi, mağdurun konumu ve suçun etki alanı araştırılmadan verilemez. Yurt içi taşıt suçlarında aracın ilk ulaştığı yer ölçütü yanlış uygulandığında yetki itirazı zamanında ve gerekçeli biçimde ileri sürülmelidir. Tüm bu süreçleri doğru yönetmek için deneyimli bir Bakırköy ceza avukatı desteği büyük önem taşımaktadır.
Yetki uyuşmazlıklarının çözüm mekanizmaları bakımından da CMK m. 15 bağlamında Yargıtay’ın merci tayini kararlarının kesin ve bağlayıcı olduğu unutulmamalıdır. Bu konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için CMK Madde 14 makalemize bakılabilir.
Sonuç
CMK m. 15, hareket hâlindeki taşıtlarda işlenen suçlarda yargı yetkisinin boşlukta kalmaması için hayati bir düzenlemedir. Deniz taşıtlarında bayrak devleti ilkesi ve liman kriterleri, hava taşıtlarında tescil ve etki alanı ölçütleri, demiryolu araçlarında ilk ulaşılan istasyon kriteri ve çevre suçlarında ise en yakın ya da ilk uğranılan liman kuralı birlikte bir bütün oluşturmaktadır. Tüm bu hâllerde suç yerinin teknik olarak kesin biçimde saptanması hem yargı yetkisinin hem de yetkili mahkemenin doğru tespiti açısından ön koşul niteliğindedir. Bu değerlendirmeyi sağlıklı biçimde yapabilmek için alanında uzman bir ceza avukatı desteği almak büyük önem taşımaktadır.
İletişim & Danışma
Deniz, hava ya da kara taşıtlarında işlenen suçlar nedeniyle yargılama süreciyle karşı karşıyaysanız, yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi ve teknik bilirkişi süreçlerinin etkin yönetimi savunmanızı doğrudan etkiler. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK m. 15 kapsamındaki taşıt suçlarında yetki tespiti ve savunma süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Deniz, hava ya da kara taşıtlarında işlenen suçlara ilişkin yetki tespitinin teknik boyutlarını doğru analiz etmek için ağır ceza avukatı Fatih Sefer gibi deneyimli bir hukukçudan destek almanız kritik önem taşır. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.