Ceza yargılamasında hangi mahkemenin davaya bakacağının belirsiz kaldığı durumlarda yargılama ya tıkanır ya da birden fazla mahkeme aynı dosya üzerinde hak iddia eder. İşte bu çarpıcı ikilemin hukuki çözümünü düzenleyen norm, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 17. maddesidir. CMK madde 17, birkaç hâkim veya mahkeme arasında ortaya çıkan olumlu ya da olumsuz yetki uyuşmazlığında ortak yüksek görevli mahkemenin yetkili hâkim veya mahkemeyi belirleyeceğini hükme bağlamaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi başta olmak üzere pek çok mahkemenin kararında bu maddeye doğrudan atıfta bulunulmuş, hükmün sistematik konumuna ilişkin kapsamlı içtihat geliştirilmiştir.
CMK Madde 17 Yetkide Olumlu veya Olumsuz Uyuşmazlık Kanun Metni
Madde 17 – (1) Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler.
CMK Madde 17’nin Sistematik Konumu
CMK m. 17, yargılama yetkisinin mahkemeler arasında tartışmalı hale gelmesini önlemeye yönelik bir “merci tayini” mekanizması olarak işlev görmektedir. Kanun, “Birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı çıkarsa, ortak yüksek görevli mahkeme, yetkili hâkim veya mahkemeyi belirler” hükmünü içermektedir. Bu düzenleme, CMK madde 12‘de kurulan yer yönünden yetki kurallarıyla, CMK madde 3‘te düzenlenen görev kurallarıyla ve CMK madde 16‘daki bağlantılı suçlarda yetki hükümleriyle organik bir bütünlük oluşturmaktadır.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2024/10318 E. sayılı kararında bu maddenin sistematik konumu gereği uyuşmazlığın çözümünde “ortak yüksek görevli mahkeme”nin belirleyici rol oynadığı vurgulanmıştır. Söz konusu mahkemenin tespiti, uyuşmazlık yaşayan mahkemelerin yargı çevresi konumuna göre değişmektedir.
Görev ile yetki kavramlarını birbirinden ayırt etmek bu noktada büyük önem taşır. CMK madde 5‘te düzenlenen görev; bir mahkemenin hangi tür davalara bakacağını belirler ve kamu düzenine ilişkindir, her aşamada re’sen gözetilir. Buna karşın yer yönünden yetki kuralları kamu düzeninden sayılmamakta ve her aşamada re’sen uygulanmamaktadır. CMK madde 4 uyarınca re’sen görev kararı verilebilmesi ise bu ayrımı daha da pekiştirmektedir. CMK m. 48 uyarınca görev uyuşmazlıklarında da benzer çözüm usulü benimsenmekte olup her iki kurum zaman zaman iç içe geçmektedir.
Olumlu Yetki Uyuşmazlığı: Birden Fazla Mahkemenin Yetkisini İlan Etmesi
Olumlu yetki uyuşmazlığı, birden fazla mahkemenin aynı dava üzerinde yetkili olduğunu iddia etmesi ve davaya bakmakta ısrar etmesiyle ortaya çıkar. Bu tür uyuşmazlık uygulamada görece nadir olmakla birlikte teorik açıdan ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Özellikle suç yerinin tartışmalı olduğu ya da suçun temadi ettiği durumlarda birden fazla mahkeme iddianameyi kabul ederek kendisini yetkili sayabilmektedir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2017/4474 E., 2017/3305 K. sayılı kararında CMK m. 17 metni doğrudan alıntılanarak “birkaç hâkim veya mahkeme arasında olumlu veya olumsuz yetki uyuşmazlığı” ibaresinin kapsamı belirlenmiş; mahkemeler arasındaki yetki karmaşasını gidermenin yargılamanın seyrindeki hayati önemi bir kez daha teyit edilmiştir. Kanun koyucunun “birkaç hâkim veya mahkeme” ifadesiyle uyuşmazlığın yalnızca iki mahkemeyle sınırlı tutulmadığını, zincirleme yetkisizlik kararlarıyla ikiden fazla mahkemenin sürece dahil olabileceğini öngördüğü anlaşılmaktadır.
Olumsuz Yetki Uyuşmazlığı: Mahkemelerin Davadan Kaçınması
Olumsuz yetki uyuşmazlığı, birden fazla mahkemenin aynı dava veya iş hakkında kendisini yetkisiz ya da görevsiz görmesi durumunda söz konusu olur. Bu hal uygulamada çok daha sık karşılaşılan ve davaları fiilen askıya alan bir sorundur.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında, iki ayrı ilçedeki İlçe Asliye Ceza Mahkemeleri’nin karşılıklı olarak dosyayı birbirlerine göndermesi ve kendilerini yetkisiz görmeleri, tipik bir olumsuz yetki uyuşmazlığı örneği olarak değerlendirilmiştir. Benzer şekilde, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2014/25356 E. sayılı kararında Yalova ve Eskişehir mahkemelerinin karşılıklı yetkisizlik kararları bu duruma örnek gösterilmiştir.
Olumsuz yetki uyuşmazlığının doğabilmesi için mahkemeler arasında karşılıklı kararların varlığı şarttır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 2017/964 E. sayılı kararında “bir diğerini yetkili kılan iki görevsizlik veya yetkisizlik kararının olması gerektiği” ifade edilmiştir. Bir mahkemenin yetkisizlik kararı vermesine rağmen gönderilen diğer mahkemenin henüz bir karar vermediği durumda uyuşmazlığın doğmadığı ve dosyanın incelenmeksizin iade edileceği aynı kararda hükme bağlanmıştır.
Olumsuz yetki uyuşmazlığına yol açan başlıca durumlar şunlardır:
- Suç yeri ihtilafı: Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2016/10664 E. sayılı kararında, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet suçunda suç yerinin tayini konusundaki anlaşmazlık nedeniyle iki Asliye Ceza Mahkemesi’nin karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verdiği görülmüştür.
- Soruşturma aşamasındaki zincirleme uyuşmazlıklar: Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2013/14164 E. sayılı kararında, savcılıklar arasındaki yetkisizlik kararları sonrası dosyanın gönderildiği mahkemenin de yetkisizlik vermesiyle oluşan zincirleme uyuşmazlıklar ele alınmış; CMK 16-17 kapsamında değerlendirme yapılmıştır.
Uyuşmazlığın Doğması İçin Gerekli Koşullar
Yetki uyuşmazlığının hukuken varlık kazanabilmesi için karşılıklı verilen kararların kesinleşmiş olması ya da itiraz sürecinin tamamlanmış olması aranmaktadır. Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2008/17667 E. sayılı kararında mahkemeler arasında yaşanan ihtilaf “olumsuz yetki/görev ihtilafı” olarak nitelendirilmiş; çözüm mercii bakımından Yargıtay ilgili ceza dairesinin belirleyici olduğu saptanmıştır.
CMK m. 17 metninde yer alan “hâkim veya mahkeme” ifadesi, yalnızca mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkları değil, sulh ceza hâkimlikleri ile mahkemeler ya da bireysel hâkimler arasındaki uyuşmazlıkları da kapsayacak şekilde yorumlanmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında ise bu ibare hem aynı yargı çevresindeki mahkemeleri hem de farklı yargı çevrelerindeki mahkemeleri kapsayacak biçimde geniş yorumlanmıştır.
Ortak Yüksek Görevli Mahkeme ve Yetkinin Belirlenmesi
CMK m. 17 uyarınca uyuşmazlığı çözecek mercii “ortak yüksek görevli mahkeme”dir. Bu merciin tespiti, uyuşmazlık yaşayan mahkemelerin konumuna göre üç ayrı ihtimale göre şekillenmektedir:
- Aynı ağır ceza yargı çevresi içinde: Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. ve 2024/10318 E. sayılı kararlarında, aynı ağır ceza mahkemesi yargı çevresindeki asliye ceza mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın o yargı çevresindeki Ağır Ceza Mahkemesi tarafından çözülmesi gerektiği belirtilmiştir.
- Farklı ağır ceza, aynı BAM çevresi: Farklı ağır ceza mahkemesi çevresinde bulunan ancak aynı Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) yargı çevresinde yer alan mahkemeler arasındaki uyuşmazlıkları ilgili BAM Ceza Daireleri Kurulu çözmektedir.
- Farklı BAM çevreleri: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi’nin 2020/542 E. sayılı kararında, farklı BAM yargı çevrelerinde bulunan mahkemeler arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin Yargıtay olduğu ifade edilmiştir. Aynı kararda BAM ceza dairelerinin görevinin kendi yargı çevresi içindeki mahkemeler arasındaki uyuşmazlıklarla sınırlı olduğu vurgulanmıştır.
Uygulamada karşılaşılan önemli bir sorun, ortak yüksek görevli mahkemenin yanlış belirlenmesidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında, yerel Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendisini yetkili görmesi gerekirken uyuşmazlığı BAM’ın çözmesi gerektiği gerekçesiyle karar vermekten kaçınması, uygulamada sıkça yapılan bir hata olarak öne çıkmaktadır.
Yetki Uyuşmazlığının Çözüm Usulü
Uyuşmazlık durumunda dosya, mahkemelerce re’sen veya talep üzerine ortak yüksek görevli mahkemeye gönderilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/3885 E. sayılı kararında dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesiyle daireye gönderildiği görülmektedir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi incelemeyi dosya içeriği, iddianame ve suçun niteliğine göre yaparak yetkili mahkemeyi belirler (2018/14040 E.). Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2014/25356 E. sayılı kararında ise uyuşmazlık yaşayan mahkemenin dosyayı ortak yüksek görevli mahkemeye göndermesi gerekirken davaya devam etmesinin hukuka aykırı bulunduğu görülmektedir; bu durum, çözümün yerel mahkemece tek taraflı değil üst merci tarafından yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Cumhuriyet savcısı da süreçte etkin bir rol üstlenebilmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2023/12478 E. sayılı kararında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hukuka aykırı yetkisizlik çözümü kararına karşı “kanun yararına bozma” isteminde bulunduğu ve bu yolla uyuşmazlığın çözüm sürecine müdahil olduğu görülmektedir. Savcılıklar arasındaki yetki uyuşmazlıkları ise CMK m. 16-17 hükümleriyle özel olarak düzenlenmekte; yetkisizlik kararıyla gelen bir soruşturmada Cumhuriyet savcısının da kendisini yetkisiz görmesi halinde dosyanın yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesine gönderilmesi öngörülmektedir.
Yetki Uyuşmazlığı Kararının Hukuki Sonuçları
Ortak yüksek görevli mahkemenin verdiği yetki kararı kesindir ve uyulması zorunludur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2021/3885 E. ve 2022/962 E. sayılı kararlarında, 10.06.1942 tarihli ve 26/16 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca yetki uyuşmazlığı üzerine verilen kararların kesin ve uyulmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Ortak yüksek görevli mahkeme, inceleme sonucunda hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirlemiş ve dosyayı o mahkemeye göndermiştir (Yargıtay 5. CD, 2022/962 E.).
Yargıtay tarafından yetkili kılınan merciin kesinleşmiş karara rağmen yeniden yetkisizlik kararı vermesi durumu ise son derece ağır hukuki yaptırımlara yol açmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2022/2906 E. sayılı kararında, Yargıtay’ın kesin yetki kararına rağmen yerel makamların yeniden yetkisizlik kararı vererek süreci uzatması “hukuken geçersiz ve yok hükmünde” sayılmıştır. Bu içtihat, yetki hususunun kesinleştikten sonra bir daha değerlendirme konusu yapılamayacağını tartışmasız biçimde ortaya koymaktadır.
Belirlenen yetkili mahkeme söz konusu karara uymak zorunda olup bu husus temyiz aşamasında bozma nedeni yapılamaz. Ayrıca yetki uyuşmazlığı süreci içinde yetkisiz hâkim veya mahkemece gerçekleştirilen işlemlerin geçerliliği de tartışma konusudur; yer yönünden yetkisiz hâkimin yaptığı işlemlerin yalnızca yetkisizlik gerekçesiyle geçersiz sayılamayacağı, bu süreçte alınan tutuklama gibi koruma tedbirlerinin geçerliliğini koruyacağı kabul edilmektedir.
Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar ve Yargıtay İçtihadı
Yargı kararları incelendiğinde CMK m. 17 kapsamındaki yetki uyuşmazlıklarının çözümünde hiyerarşik bir sistemin (Ağır Ceza Mahkemesi → BAM → Yargıtay) benimsendiği görülmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan sorunlar şu şekilde özetlenebilir:
- Ortak yüksek görevli mahkemenin yanlış tespiti: Ağır Ceza Mahkemesi çevresindeki uyuşmazlıkların hatalı biçimde BAM’a taşınması ya da tam tersi durumlar.
- Kesin karara rağmen uyuşmazlık çıkarılması: Yargıtay’ın kesin yetki kararına rağmen yerel makamların yeniden yetkisizlik kararı vererek dosyayı askıya alması (Yargıtay 5. CD, 2022/2906 E.).
- Soruşturma evresi karışıklığı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2013/14164 E. sayılı kararında savcılık yetkisizlikleri ile mahkeme yetkisizliklerinin karıştırıldığı ve çözüm merciinin (en yakın Ağır Ceza Mahkemesi) belirlenmesinde sorunlar yaşandığı tespit edilmiştir.
- Yetkisizlik itirazının uyuşmazlık süreciyle karıştırılması: CMK madde 5 kapsamındaki yetkisizlik kararına itiraz yolu ile CMK m. 17 kapsamındaki yetki uyuşmazlığı çözüm yolu zaman zaman birbiriyle karıştırılmaktadır. Bu iki kurumun ayrı mekanizmalar olduğu ve itiraz yoluyla yetki uyuşmazlığı çözümünün özdeşleştirilmemesi gerektiği özellikle vurgulanmaktadır.
Yargıtay uygulamalarında, görev hususunun yetkiden önce değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır. Bu hiyerarşi, CMK madde 3, CMK madde 4 ve CMK madde 6‘nın birlikte okunmasıyla anlam kazanmaktadır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi kararlarının büyük çoğunluğunun bu normlar bütününü bir arada ele aldığı görülmektedir.
CMK Madde 17 ve Adil Yargılanma Hakkı
Yetki uyuşmazlığının çözüme kavuşturulması yalnızca usul ekonomisi açısından değil; anayasal güvence altındaki tabii hâkim ilkesi ve adil yargılanma hakkı açısından da kritik öneme sahiptir. Kanuni hâkim ilkesi, bir suçun işlenmesinden önce yargı yetkisinin hangi mahkemeye ait olduğunun belirlenmiş olmasını zorunlu kılar. CMK m. 17, bu ilkeye işlerlik kazandıran temel düzenlemedir; zira yetki uyuşmazlığı çözülmeksizin yetkili hâkimin belirlenmesi ve yargılamanın hukuken geçerli biçimde sürdürülmesi mümkün değildir.
Yer yönünden yetki kurallarının kamu düzeninden sayılıp sayılmadığı doktrinde tartışmalı olmaya devam etse de uyuşmazlığın kesin bir kararla çözülmesi ve bu kararın bağlayıcı olması hukuki güvenlik açısından zorunludur. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 1942 tarihli kararı da bu gerekliliği teyit etmekte; yetki uyuşmazlığı üzerine verilen kararları kesin ve bağlayıcı kılmaktadır.
Bir İstanbul ceza avukatı olarak yürütülen savunma pratiğinde, yetki uyuşmazlığının doğru tespit edilmesi ve zamanında çözüme kavuşturulması; sanığın uzun süre belirsizlik içinde kalmasını, tutukluluk sürelerinin gereksiz yere uzamasını ve dosyanın mahkemeler arasında sürüncemede kalmasını önlemektedir. Bu nedenle CMK m. 17 kapsamındaki usul güvencelerinin etkin biçimde kullanılması, savunma hakkının ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.
Sonuç
CMK madde 17, ceza yargılamasında hangi mahkemenin yetkili olduğuna ilişkin tartışmaları kesin biçimde sonlandıran ve bu sayede yargılama güvencesini koruyan temel bir düzenlemedir. Olumlu yetki uyuşmazlığında birden fazla mahkeme yetkisini ilan ederken, olumsuz uyuşmazlıkta hiçbir mahkeme davayı sahiplenmemektedir. Her iki halde de çözüm, Ağır Ceza Mahkemesi, BAM ya da Yargıtay’dan oluşan hiyerarşik sistemdeki ortak yüksek görevli mahkemenin belirleyici kararına bırakılmıştır. Bu karar kesindir; yeniden yetkisizlik kararı verilmesi “yok hükmünde” sayılmakta ve mahkemeler söz konusu karara uymakla yükümlü bulunmaktadır.
CMK’nın tam metnine ulaşarak diğer yetki ve görev kurallarını inceleyebilir, CMK madde 13 ve CMK madde 14‘teki suç yeri belirsizliğine ilişkin özel hükümleri bu maddeyle birlikte değerlendirebilirsiniz. Yetki uyuşmazlığının doğduğu ya da yanlış çözümlendiği davalarda usul hatalarını tespit edip gidermek için bir Bakırköy ceza avukatı ya da ceza avukatı desteğinden yararlanmanız hak kaybını önlemek açısından büyük önem taşımaktadır.
İletişim & Danışma
Davanızda yetki uyuşmazlığı yaşandığını düşünüyor ya da mahkemeler arasındaki dosya trafiğinin sonucunuzu etkilediğinden endişe ediyorsanız, bu süreci yakından takip etmek kritik önem taşımaktadır. Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu olarak CMK m. 17 kapsamındaki yetki uyuşmazlıklarında ortak yüksek görevli mahkemenin belirlenmesi, usul itirazlarının zamanında ileri sürülmesi ve kanun yararına bozma başvuruları konularında müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunuyoruz. Yetki uyuşmazlığının çözüm sürecinde haklarınızın korunması ve sürecin gereksiz uzamaması için ağır ceza avukatı Fatih Sefer desteğiyle süreci aktif biçimde takip etmeniz önemlidir. Dosyanızı gizlilik çerçevesinde değerlendirmek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Adres: Osmaniye, İsmail Erez Blv No: 9/2, 34146 Bakırköy/İstanbul
📞 Telefon: 0539 676 32 75
📧 E-posta: bilgi@sarioglusefer.com
🌐 Web: www.sarioglusefer.com
Bu makale, Sarıoğlu & Sefer Hukuk Bürosu adına Av. Fatih SEFER tarafından hazırlanmıştır.