Kanuni temsilcinin vergi borcu nedeniyle şahsi mal varlığına başvurulabilir; ancak şirketin vergi borcunu ödememesi tek başına temsilciyi otomatik olarak borçlu yapmaz. Vergi ve buna bağlı alacaklarda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK) m.10 ve vergi cezaları bakımından m.333 uygulanır. Temsilcinin ilgili vergisel ödevi yerine getirmemesi, borç ile bu ihmal arasında bağlantı bulunması ve alacağın asıl mükellefin varlığından tamamen veya kısmen alınamaması gerekir. Vergi kapsamı dışındaki diğer kamu alacaklarında ise 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi uyarınca, asıl borçludan tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak temsilcinin kişisel mal varlığından takip edilebilir. Her iki rejimde de temsil yetkisinin kapsamı ve ilgili dönem somut belgelerle belirlenir.
Kanuni temsilcinin şahsi sorumluluğu ne anlama gelir?
Şahsi sorumluluk, kamu borcunun asıl yükümlüsü tüzel kişi veya temsil edilen kişi olmakla birlikte kanundaki koşullar gerçekleştiğinde idarenin temsilci adına ayrıca ödeme emri düzenleyerek onun banka hesabına, taşınırına, taşınmazına veya alacaklarına cebrî tahsil hükümleri çerçevesinde yönelebilmesidir. Sorumluluk, şirket borcunun kendiliğinden temsilciye devri değildir; bağımsız hukuki şartları bulunan ikincil bir takip imkânıdır.
6183 sayılı Kanun m.1–3 uyarınca amme alacağı kapsamına giren borçlar vergi asıllarıyla sınırlı değildir. Bu nedenle önce alacağın türü, daha sonra borçlu ve temsilci bakımından uygulanacak özel kural tespit edilir. Aynı kişi hem şirket ortağı hem müdür olsa bile ortaklık sıfatı ile temsilcilik sıfatı birbirine karıştırılamaz.
VUK m.10 ile 6183 mükerrer m.35 arasındaki fark nedir?
Vergi ve vergiye bağlı alacaklarda VUK m.10 özel hükümdür; 6183 mükerrer m.35 ise diğer kamu alacakları bakımından genel temsilci sorumluluğunu düzenler. 6183 sayılı Kanun mükerrer 35’in geniş lafzı, VUK m.10’daki ödev ihlaline bağlı özel sorumluluğu bertaraf etmez. Danıştayın vergi uyuşmazlıklarına ilişkin yaklaşımında bu ayrım belirleyicidir.
| Karşılaştırma | VUK m.10 ve m.333 | 6183 mükerrer m.35 |
|---|---|---|
| Alacak türü | Vergi, vergiye bağlı alacak ve VUK m.333 bağlantısıyla vergi cezaları | 6183 kapsamındaki diğer kamu alacakları; özel hükümler saklıdır |
| Temel sorumluluk koşulu | Kanuni vergisel ödevin yerine getirilmemesi ve bununla tahsil edilemeyen alacak arasındaki bağlantı | Asıl borçludan tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağı ve kanuni temsilcilik sıfatı |
| Hukuki nitelik | Ödev ihlaline dayalı, tali şahsi sorumluluk | Kanunda düzenlenen temsilcilik sıfatına dayalı, tali kamu alacağı sorumluluğu |
| Takip biçimi | Şartlar oluştuğunda temsilci adına 6183 usulüne göre ödeme emri | Şartlar oluştuğunda temsilci adına 6183 usulüne göre ödeme emri |
| Rücu | VUK m.10 kapsamında ödenen vergiler için asıl mükellefe rücu | 6183 mükerrer m.35 kapsamında ödenen tutarlar için asıl kamu borçlusuna rücu |
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 05.02.2025 tarihli, E.2023/393, K.2025/67 sayılı kararında aktarılan uyuşmazlıkta, vergi alacaklarının temsilciden takibinde VUK m.10’un esas alınması gerektiği vurgulanmış; temsilcilik ve tasfiye memurluğu sıfatlarının farklı hukuki sonuçları tartışılmıştır. Bu kararın asıl hükmü ise tasfiye dönemi sorumluluğuna ilişkin ısrar kararının bozulmasıdır. Dolayısıyla karar, bütün kamu borçlarına tek bir sorumluluk rejimi uygulanabileceği şeklinde okunamaz.
Şirketin vergi borcundan temsilciye gidilebilmesi için hangi şartlar gerekir?
1. Takip konusu alacak doğmuş, usulüne uygun istenebilir hâle gelmiş olmalıdır
Şirket adına yapılan tarh, tahakkuk, bildirim ve vade işlemlerinin hukuki durumu incelenir. Vadesi gelmemiş, usulüne uygun tebliğ edilmemiş ya da hukuken tahsil edilebilir hâle ulaşmamış bir alacak üzerinden temsilci takibine gidilemez. Şirket adına tebliğ edildiği ileri sürülen ihbarname ve ödeme emirlerinin tebliğ alındıları, elektronik tebligat kayıtları ve tahakkuk fişleri bu aşamada önem taşır.
2. Önce asıl borçlu şirketin tahsil imkânı somut olarak araştırılmalıdır
6183 m.3, ‘tahsil edilemeyen’ ve ‘tahsil edilemeyeceği anlaşılan’ alacakları ayrı ayrı tanımlar. İlki, mal varlığı araştırmasında haczedilebilir mal bulunmaması veya satış bedelinin borcu karşılamaması gibi fiilî tahsil yetersizliklerini; ikincisi, hacizli malın değerinin borcu karşılamayacağının veya iflas masasından tahsilin mümkün olmayacağının ortaya çıkmasını kapsar. Bu nedenle her olayda sonuçsuz bir satış zorunlu değildir; ancak soyut bir ‘şirket ödemedi’ tespiti yeterli değildir.
Danıştay 4. Dairesinin 18.01.2023 tarihli, E.2019/5750, K.2023/251 sayılı kararında, şirketin kamyonu ve banka hesaplarında kayda değer tutarlar bulunmasına rağmen alacağın şirketten tahsil edilemeyeceğinin somut biçimde gösterilememesi, temsilci takibini hukuka aykırı kılan nedenlerden biri olarak değerlendirilmiştir. Tahsil dairesi haciz araştırmasının kapsamını, sonuçlarını ve borcun karşılanamayan bölümünü belgelendirmelidir.
3. Kişinin gerçekten kanuni temsilci olduğu ortaya konulmalıdır
Şirket ortaklığı, maaşlı yöneticilik, muhasebecilik veya fiilen iş takibi tek başına kanuni temsilcilik değildir. İlgili ticaret sicili kayıtları, şirket sözleşmesi, ortaklar veya genel kurul kararları, müdür ataması, temsil ve ilzam düzeni ile yetkinin başlangıç ve sona erme tarihleri birlikte incelenir. Dışarıya karşı temsile yetkili olmayan kişinin yalnız unvanından hareketle kamu borçlusu sayılması hukuken isabetli değildir.
4. VUK kapsamındaki borç ile vergisel ödev ihlali arasında bağlantı bulunmalıdır
VUK m.10, temsilcinin yerine getirmediği ödev yüzünden asıl mükelleften alınamayan vergiyi esas alır. Beyannamenin verilmemesi, verginin süresinde ödenmemesi, gerektiğinde defter ve belgenin ibraz edilmemesi gibi yükümlülüklerde hangi kişinin hangi tarihte yetkili olduğu ayrı ayrı incelenir. Temsilci kendi görev dönemi içinde yerine getirdiği ödevlere rağmen daha sonraki yöneticinin bağımsız bir fiili yüzünden doğan sonuçtan sırf eski sıfatı nedeniyle sorumlu tutulamaz.
Danıştay VDDK’nin 03.07.2019 tarihli, E.2018/1131, K.2019/475 sayılı kararında, temsil yetkisinin bir yılın yalnız belirli bölümünde kullanılması karşısında tüm yılın borcunu tek kalemde temsilciye yüklemek yerine, temsil dönemindeki vergisel ödevlerin ve olası kısmi sorumluluğun araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Böylece borcun ait olduğu vergilendirme dönemi ile ödevin yerine getirilmesi gereken tarih arasındaki ayrım görünür hâle gelir.
Görevden ayrılan müdür eski veya sonraki dönem borçlarından sorumlu olur mu?
Görevden ayrılma geçmiş döneme ilişkin gerçekleşmiş ödev ihlalini ortadan kaldırmaz; buna karşılık sonraki temsilcinin yerine getirmediği bir ödev eski temsilciye otomatik yüklenemez. Bir vergi borcunun hangi takvim dönemine ait olduğu tek başına yeterli kıstas değildir. Verginin hangi işlemden doğduğu, beyan ve ödeme ödevlerinin hangi tarihlerde yerine getirilmesi gerektiği, tarhiyatın dayandığı fiilin ne zaman ve kim tarafından gerçekleştirildiği belirlenmelidir.
Örneğin, 2023 yılına ilişkin bir defter ibraz talebinin 2025 yılında yeni müdüre usulünce tebliğ edildiği, ibraz etmeme fiilinin de bu dönemde gerçekleştiği varsayımında, 2024’te ayrılmış eski müdürün sadece defterlerin ait olduğu dönem nedeniyle sorumlu tutulması doğru değildir. Buna karşılık eski müdürün görevdeyken doğan ve bizzat yerine getirmediği beyan veya ödeme ödevleri ayrı değerlendirilir. İspatta ticaret sicili ilanıyla birlikte atama ve istifa kararları, tebliğ belgeleri ve şirket kayıtları önemlidir.
2015 Anayasa Mahkemesi iptali neden önemlidir?
6183 mükerrer m.35’e 5766 sayılı Kanun’la 2008 yılında eklenen beşinci fıkra, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği tarihlerde farklı temsilciler varsa bunları müteselsilen sorumlu tutuyordu. Altıncı fıkra ise VUK’taki kanuni temsilci sorumluluğu hükümlerinin mükerrer 35’teki sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını söylüyordu. Anayasa Mahkemesi 19.03.2015 tarihli, E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararıyla her iki fıkrayı iptal etti (Resmî Gazete: 03.04.2015, sayı 29315).
Sonuç olarak 2008’deki genel müteselsil temsilci sorumluluğu kuralı yürürlükteymiş gibi uygulanamaz; VUK’un ödev ihlaline dayalı koruması da bu eski altıncı fıkrayla aşılamaz. AYM’nin 26.11.2025 tarihli, E.2025/55, K.2025/240 sayılı kararında (18.03.2026 tarihli Resmî Gazete) mükerrer 35’in birinci fıkrasına ilişkin iptal isteminin reddedilmesi, 2015 yılında iptal edilen farklı fıkraları yeniden yürürlüğe koymamıştır. Yeni karar vergi dışı kamu alacaklarına ilişkin somut uyuşmazlık bağlamında okunmalıdır.
Anonim şirket ile limited şirkette kimin mal varlığına gidilir?
Anonim şirkette pay sahibi olmak tek başına şirketin vergi borcundan 6183 kapsamında kişisel sorumluluk doğurmaz. Yasal temsil yetkisine sahip yönetim kurulu üyeleri veya temsil yetkisi devredilmiş kişiler yönünden temsil düzeni ayrıca araştırılır. Her yönetim kurulu üyesinin aynı tarihte aynı temsil yetkisine sahip olduğu varsayılamaz. Yönetim kurulu üyesinin ve şirket müdürünün sorumluluğunda temsilin hangi kişiye ve ne şekilde verildiği ayrı bir inceleme konusudur.
Limited şirkette ise iki farklı takip sebebi vardır. Limited şirket ortağı, 6183 m.35 gereğince şirketten alınamayan kamu alacağından sermaye hissesi oranında sorumludur. Şirket müdürü sıfatıyla kanuni temsilci olan kişi bakımından ise alacağın türüne göre VUK m.10 veya mükerrer m.35 değerlendirilir. Ortak aynı zamanda müdürse iki statünün şartları ayrı tespit edilir; aynı kamu borcu mükerrer tahsil edilemez.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 11.12.2018 tarihli, E.2013/1, K.2018/1 sayılı kararı uyarınca şirketten tahsil edilemeyen limited şirket vergi borcunda ortaktan önce kanuni temsilciyi takip etme zorunluluğu yoktur. Karar, şirketin mal varlığından tahsil şartını ortadan kaldırmaz; yalnızca temsilci ve ortak arasındaki öncelik tartışmasını sona erdirir. Ortaklık payı değiştirilmişse limited şirkette pay devrinin kamu borcuna etkisi ayrıca 6183 m.35’in ikinci ve üçüncü fıkralarına göre ele alınır.
Vergi cezalarından ve başka kamu borçlarından temsilci sorumlu mudur?
VUK m.333’e göre tüzel kişilerin vergi kanunlarına aykırı hareketleri dolayısıyla ortaya çıkan vergi cezaları kural olarak tüzel kişi adına kesilir; kanuni temsilcilere ilişkin m.10, vergi cezaları bakımından da uygulanır. Bunun anlamı cezaların temsilciye koşulsuz aktarılması değildir. Vergi ziyaı veya usulsüzlük cezasının kaynağı olan fiil, vergi ödevi ve sorumluluğun gerçekleştiği zaman saptanır. VUK m.359 kapsamındaki vergi kaçakçılığı suçlarının adli sorumluluğu ise fiili işleyen kişiler yönünden ayrıca değerlendirilir; cebrî vergi tahsil sorumluluğu ile ceza mahkûmiyeti aynı şey değildir.
Vergi dışındaki idari para cezaları, düzenleyici kurum katılma payları ve başka kamu alacakları için her birinin özel kanunu ve 6183 kapsamı incelenmelidir. Mükerrer m.35’in uygulanabilmesi, alacağın kanunen bu rejime tabi olmasına ve asıl borçludan tahsil koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır. Başka bir özel sorumluluk normu varsa o norm göz ardı edilemez.
Tasfiye, temsilcinin sorumluluğunu sona erdirir mi?
Hayır. VUK m.10 ve 6183 mükerrer m.35, tüzel kişinin tasfiyeye girmesinin veya tasfiye edilmiş olmasının, temsilcinin tasfiyeye girişten önceki sorumluluğunu kaldırmayacağını düzenler. Ancak tasfiye tarihinden sonraki işlemler bakımından tasfiye memurunun görevi ve ilgili özel kurallar ayrı araştırılır. VUK m.10’un 2018 yılında eklenen fıkraları, tasfiye edilip ticaret sicilinden silinen mükellefler hakkında yapılacak tarhiyat ve ceza kesme işlemlerinde muhatap düzenini ayrıca belirlemiştir.
6183 m.32–33 tasfiye memurlarının kamu borçlarını ödeme, tasfiyeyi bildirme ve kamu alacakları ödenmeden dağıtım yapmama yükümlülüklerini düzenler. Bu çerçevedeki sorumluluğun koşulları tasfiye memurunun vergi borcundan sorumluluğunda ayrı değerlendirilir. Aynı kişinin müdürlükten tasfiye memurluğuna geçmiş olması, iki sıfatı ve bunların sorumluluk dönemlerini tekleştirmez.
Kanuni temsilciye ödeme emri gelirse ne yapılmalıdır?
Öncelikle ödeme emrinde gösterilen borç kalemleri, dayanak madde, dönem, vade, temsilcilik sıfatı, asıl borçlu nezdindeki işlemler ve tebliğ tarihi birlikte kontrol edilir. 6183 m.55’e göre vadesinde ödenmeyen kamu alacağı için 15 gün içinde ödeme veya mal bildirimi istenir. Kanuni temsilciye düzenlenen ödeme emri, onun kişisel mal varlığına geçişi sağlayan ayrı bir takip işlemidir.
6183 m.58 kapsamında ödeme emrine karşı dava süresi, tebliği izleyen günden itibaren 15 gündür. Vergi ve buna bağlı alacaklara ilişkin ödeme emri uyuşmazlıklarında görevli mahkeme, 2576 sayılı Kanun m.6 uyarınca vergi mahkemesidir. 6183 m.58’in eski ‘itiraz komisyonu’ terminolojisi güncel yargı sistemindeki vergi mahkemesi görevini değiştirmez. Borcun bulunmadığı, kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddiaları kapsamında temsilcilik sıfatının yokluğu, görev dönemi, şirketten tahsil şartının gerçekleşmemesi, işlemin hukuki dayanağı ve usulsüz tebligat gibi hususlar somut gerekçeleriyle ileri sürülebilir.
Ödeme emrine karşı on beş günlük dava süresi ve dava sebepleri, tahsil işleminin niteliği nedeniyle genel vergi davası süresinden ayrılır. Dava açmak, İYUK m.27/4 uyarınca tahsilat işlemine ilişkin takibi kendiliğinden durdurmaz. Açık hukuka aykırılık ve telafisi güç veya imkânsız zarar koşulları birlikte oluşuyorsa yürütmenin durdurulması talep edilmelidir. Uyuşmazlık ve dava yollarının genel çerçevesi için vergi uyuşmazlıklarının idari ve yargısal çözüm yolları ayrıca incelenebilir.
Hangi belgeler savunmada belirleyicidir?
- Şirket sözleşmesi, ticaret sicili kayıtları, atama ve görevden ayrılma kararları, temsil ve ilzam yetkisini gösteren belgeler.
- Her borcun türünü, vergilendirme dönemini, beyan ve ödeme vadesini gösteren tahakkuk ve hesap dökümleri.
- Şirkete ve temsilciye yapılan ihbarname, ödeme emri ve elektronik tebligat kayıtları.
- Şirketin banka, araç, tapu, alacak ve diğer mal varlığı araştırması ile haciz, satış ve tahsilat evrakı.
- Vergisel ödevin hangi kişi tarafından ve ne zaman yerine getirilmediğini gösteren defter, belge, yazışma ve teslim kayıtları.
- Ödeme, mahsup, yapılandırma, tecil ve tahsil zamanaşımını kesen işlemlerin belgeleri.
6183 m.102’deki beş yıllık tahsil zamanaşımı, vadenin rastladığı yılı takip eden takvim yılının başından itibaren hesaplanır; m.103 kapsamındaki kesilme nedenleri ayrıca dikkate alınır. Bir şirket hakkında yapılan işlemin temsilci yönünden sonuçları, işlem tarihi ve kanuni düzenleme incelenmeden varsayılamaz. Tahsil zamanaşımının hesaplanması bakımından her alacak kalemi ayrı değerlendirilir.
Örnek: Şirketten tahsil edilemeyen borçta eski müdürün durumu
Varsayım olarak A Limited Şirketinin bir vergi ödevinin 20 Şubat 2024’te yerine getirilmesi gerektiğini, M’nin bu tarihte müdür olduğunu ve ödevin yerine getirilmediğini düşünelim. M 1 Mayıs 2024’te temsilcilikten ayrılsın. Vergi daha sonra tarh edilip tahsil aşamasına geçtiğinde şirketten tahsil mümkün değilse, M’nin 20 Şubat’taki ihlalle bağlantılı sorumluluğu sırf görevden ayrıldığı için ortadan kalkmaz. Buna karşılık yalnız yeni müdürün Eylül 2024’te kendisine tebliğ edilen bir ibraz talebini karşılamaması nedeniyle doğan sonuç, ayrıca hukuki dayanak kurulmadan M’ye yüklenemez.
Her iki durumda da idare şirket borcunu, temsil dönemini ve tahsil yetersizliğini belgelemek; uyuşmazlıkta mahkeme bu belgeler üzerinden kanuni şartları denetlemek zorundadır. Borç için teminat verilmiş olması, tahsil imkânının ve takip şartlarının değerlendirilmesinde ayrıca önem taşıyabilir.
Sık sorulan sorular
Şirket ortağı olmayan müdürden vergi borcu istenebilir mi?
Evet. Ortaklık, kanuni temsilci sorumluluğunun zorunlu şartı değildir. Vergi türünde VUK m.10 ve m.333’ün koşulları, diğer kamu alacağında uygulanabilir özel hükümler ile 6183 mükerrer m.35’in şartları varsa yalnızca müdür sıfatını taşıyan kişi de takip edilebilir.
Eski müdürün kişisel banka hesabı haczedilebilir mi?
Kanuni sorumluluk şartları gerçekleşmiş, temsilciye usulüne uygun takip yapılmış ve haciz koşulları oluşmuşsa kişisel banka hesabına haciz uygulanabilir. Sırf şirketin vergi borcu bulunması, eski müdürün hesabına hukuka uygun olarak doğrudan haciz konulabileceği anlamına gelmez.
Şirketin varlığı varken doğrudan müdüre gidilebilir mi?
Şirketin haczedilebilir varlığı alacağı karşılamaya yeterliyse temsilciye geçişin ‘asıl borçludan tahsil edilememe’ şartı karşılanmaz. Varlığın değeri borcu karşılamıyorsa yetersiz kalan kısım için koşulların oluşup oluşmadığı somut araştırmayla ortaya konulmalıdır.
Kanuni temsilci ödediği vergi borcunu şirketten geri isteyebilir mi?
Evet. VUK m.10 ve 6183 mükerrer m.35’te rücu hakkı düzenlenmiştir. Ancak rücu hakkının bulunması, idareye karşı ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz; şirketten fiilen tahsil edilebilmesi ayrı bir hukuki ve mali meseledir.
Sonuç
Kanuni temsilcinin vergi borcundan şahsi sorumluluğunun sınırı, ‘şirket borcu vardır’ tespitinden değil, uygulanacak özel kanun hükmü, temsil yetkisinin geçerli olduğu zaman, yerine getirilmeyen somut vergisel ödev ve asıl borçludan tahsilin mümkün olup olmadığı incelemesinden çıkar. VUK m.10’un ödev ihlaline bağlı yapısı, mükerrer m.35’teki genel kamu alacağı sorumluluğu ile birleştirilerek sınırsız sorumluluğa dönüştürülemez. Ödeme emri tebliğ edildiğinde on beş günlük özel dava süresi ve yürütmenin durdurulması ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir. Somut ödeme emri ve temsil dönemine ilişkin hukuki inceleme, vergi hukuku uyuşmazlığında avukatlık hizmeti kapsamında yapılabilir.
Kaynaklar
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m.8, m.10, m.333.
- 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, m.1–3, 8, 32–35, mükerrer m.35, m.55, 58, 102–103; Gelir İdaresi Başkanlığı kanun metni.
- 2576 sayılı Kanun m.6; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.7, 8, 27.
- Anayasa Mahkemesi, 19.03.2015, E.2014/144, K.2015/29, RG 03.04.2015/29315; AYM kararının resmî metni.
- Anayasa Mahkemesi, 26.11.2025, E.2025/55, K.2025/240, RG 18.03.2026/33200; AYM karar bilgi bankası.
- Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu, 11.12.2018, E.2013/1, K.2018/1; Danıştay Kararlar Dergisi, 2019/1, s.82 vd.
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 03.07.2019, E.2018/1131, K.2019/475
- Danıştay 4. Daire, 18.01.2023, E.2019/5750, K.2023/251
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 05.02.2025, E.2023/393, K.2025/67
Yazar: Av. Fatih SEFER