Muhatabın Geçici Olarak Ayrılması Halinde Tebligat TK m. 20

Muhatabın geçici olarak ayrılması halinde tebligat, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca, tebligatı almaya kanunen yetkili kişinin muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiğini bildirmesi üzerine uygulanan özel bir tebliğ usulüdür. Beyanda bulunan yetkili kişi evrakı kabul ederse tebligat teslim tarihinde; beyanını imzalamaktan veya evrakı kabul etmekten kaçınır ve kanunda öngörülen işlemler tamamlanarak ihbarname kapıya yapıştırılırsa yapıştırma tarihinden on beş gün sonra yapılmış sayılır.

Bu düzenlemenin uygulanabilmesi için muhatabın yalnızca tebliğ anında adreste bulunmaması yeterli değildir. Geçici ayrılma bilgisini veren kişinin TK m. 20’de sayılan tebellüğe yetkili kişiler arasında bulunması, ayrılma sebebinin ve beyan sahibinin kimlik ve sıfat bilgilerinin tebliğ mazbatasına geçirilmesi, kabul veya imzadan kaçınma durumuna uygun işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekir. Özellikle komşunun geçici ayrılma beyanı, aynı konutta oturan kişinin evrakı teslim alması ve muhtara bırakılan tebligatın tarihi birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurabilir.

Tebligat Kanunu m. 20 ve Yönetmelik m. 29

Muhatabın geçici olarak başka bir yere gitmesi, Tebligat Kanunu’nda bağımsız ve her durumda uygulanabilecek bir tebligat yöntemi olarak değil, belirli kişilerin muhatap yerine tebligatı almaya yetkili olduğu durumlar için tamamlayıcı bir hüküm olarak düzenlenmiştir.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 20 — Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi

13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır.

Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.

Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 29 — Muhatabın geçici olarak başka yere gitmesi

(1) 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişiler, tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini belirtirlerse, tebliğ memuru, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazar. Tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattırır ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana verir. Bu kişiler, tebliğ evrakını kabule mecburdurlar.

(2) Bu kişilerin beyanlarını imzadan kaçınmaları ve tebliğ evrakını kabul etmemeleri durumunda, tebliğ memuru bu hususu tutanağa yazar, imzalar ve tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinden birine ya da kolluk amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve teslim ettiği kişinin adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresin kapısına yapıştırır.

(3) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 21, 22, 23, 25, 26 ve 27 nci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır.

Kanun’un 20. maddesinin son cümlesi, 19.03.2003 tarihli ve 4829 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle değiştirilmiştir. Değişiklik, 27.03.2003 tarihli ve 25061 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Bu değişiklik özellikle önemlidir; çünkü on beş günlük özel tebliğ tarihi, yetkili kişiye yapılan her teslim için değil, m. 20 kapsamında ihbarnamenin kapıya yapıştırılmasıyla sonuçlanan işlem için öngörülmüştür.

Dolayısıyla TK m. 20’nin yorumunda, aynı maddenin son cümlesindeki iki ayrı tebliğ tarihi ihtimalinin birlikte değerlendirilmesi zorunludur. Yönetmelik m. 29/3 de bu ayrımı açıkça tekrar etmektedir.

Muhatabın Geçici Olarak Ayrılması Ne Demektir?

Geçici ayrılma, muhatabın tebligat adresiyle olan yerleşim veya çalışma bağlantısını sürdürmesine rağmen belirli bir süre başka bir yerde bulunmasıdır. Bu durum, tebliğ memurunun adrese geldiği anda muhatabın kısa süreliğine dışarı çıkmasından veya adresinden sürekli olarak taşınmasından farklıdır.

TK m. 20 ve Uygulama Yönetmeliği m. 29, geçici ayrılma için kesin bir gün veya saat sınırı belirlememiştir. Ayrım, muhatabın ne kadar süre adreste bulunmayacağına ve ayrılmanın niteliğine göre yapılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2018 tarihli, 2017/2299 E., 2018/1853 K. sayılı kararında; birkaç gün, hafta veya ay devam edebilen tatil, hastanede bulunma ve başka bir şehirde geçici çalışma gibi durumların TK m. 20 kapsamında değerlendirilebileceği açıklanmıştır. Buna karşılık muhatabın yalnızca dağıtım saatinde bulunmaması veya aynı gün adrese dönmesinin beklendiği durumlarda m. 21’e ilişkin koşullar ayrıca değerlendirilir.

Bu nedenle her şehir dışına çıkışın kendiliğinden TK m. 20’yi gerektirdiği söylenemez. Örneğin muhatabın başka bir ilçede çalışıp akşam konutuna dönmesi ile iki hafta boyunca başka bir şehirde kalacak olması aynı değildir.

Esas olan, muhatabın adresten geçici fakat tebliğ işlemine etkili bir süre için ayrılıp ayrılmadığının ve bu durumun kim tarafından bildirildiğinin somut olarak belirlenmesidir.

TK m. 20’nin Uygulanma Şartları

TK m. 20’nin uygulanabilmesi için geçici ayrılma olgusunun yanında, tebligatın kanunda öngörülen kişilere ve usule uygun şekilde yöneltilmesi gerekir.

  1. Muhatap tebliğ anında adreste bulunmamalıdır. Muhatabın bizzat tebellüğünün mümkün olduğu durumda, kural olarak tebliğ öncelikle kendisine yapılır.
  2. Adreste kanunen tebellüğe yetkili bir kişi bulunmalıdır. TK m. 20, yalnızca atıf yaptığı 13, 14, 16, 17 ve 18. maddelerdeki kişilerle bağlantılı uygulanır.
  3. Yetkili kişi muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiğini bildirmelidir. Salt adreste bulunmama kaydı, m. 20’nin bütün koşullarını karşılamaz.
  4. Beyanın içeriği ve beyan sahibinin bilgileri kaydedilmelidir. Yönetmelik m. 29 gereğince ayrılma sebebi, beyan sahibinin adı, soyadı ve sıfatı tutanağa geçirilir.
  5. Kabul veya kaçınma durumuna uygun işlem yapılmalıdır. Evrakın yetkili kişiye verilmesi ile m. 21’e göre muhtara veya kolluğa teslim edilmesi farklı usullerdir.
  6. Tebliğ tarihi doğru belirlenmelidir. Yetkili kişiye teslimde teslim tarihi, m. 20 kapsamında kapıya ihbarname yapıştırılmasında on beş gün sonrası esas alınır.

Bu koşullar değerlendirilirken başlangıçta tebligatın hangi adrese çıkarılması gerektiği de önemlidir. TK m. 20, bilinen son adresin belirlenmesine ilişkin kuralların yerine geçmez. Yanlış adrese çıkarılmış bir tebligat, yalnızca o adreste geçici ayrılma beyanı alınmış olması nedeniyle usulüne uygun hale gelmez.

Geçici Ayrılma Beyanını Kimler Verebilir?

TK m. 20 kapsamındaki beyan, kanunun muhatap yerine tebligat almaya yetkili gördüğü kişiler tarafından verilmelidir. Komşu, kapıcı veya yönetici sıfatını taşımak tek başına bu yetkiyi doğurmaz.

Kanun hükmüTebellüğe yetkili kişi veya kişiler
TK m. 13Tüzel kişinin yetkili temsilcisinin bulunmaması veya evrakı alamaması durumunda, kanuni sıraya göre işyerindeki memur veya çalışan.
TK m. 14Askerî kişilere yönelik özel usulde, ilgili statüye göre yetkili üst veya nöbetçi amiri ya da subayı.
TK m. 16Muhatapla aynı konutta oturan kişi veya kanunda belirtilen hizmetçi.
TK m. 17Meslek veya sanatın sürekli icra edildiği yerdeki daimi memur veya çalışan; kanuni koşullara göre konuttaki diğer yetkili kişiler.
TK m. 18Otel, hastane, fabrika ve okul gibi yerlerde, o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri.

Bu kişilerin tebellüğe yetkili olup olmadığı, ilgili özel maddenin koşullarına göre belirlenir. Örneğin konutta bulunan herkesin muhatapla aynı konutta oturduğu kabul edilemez; işyerindeki her ziyaretçi veya geçici görevli de daimi çalışan sayılamaz.

Özellikle aynı konutta oturma ve tebellüğ ehliyeti, muhatabın geçici olarak başka yerde bulunmasından ayrı bir inceleme gerektirir. Tebliği alan kişinin gerçekten aynı konutta oturmaması durumunda, m. 20’ye uygun bir geçici ayrılma beyanı verilmiş olması bu yetki eksikliğini ortadan kaldırmaz.

Aynı Konutta Oturana Tebligat ile Geçici Ayrılma Farkı

TK m. 16, muhatabın adreste bulunmaması halinde aynı konutta oturan kişiye tebliği; TK m. 20 ise yetkili kişinin muhatabın geçici olarak başka yere gittiğini bildirmesi halinde izlenecek özel işlemi düzenler. Her iki hüküm birbiriyle bağlantılıdır ancak aynı uygulama koşullarına sahip değildir.

TK m. 16 kapsamında tebliğ memuru, muhatabın adreste bulunmadığını ve evrakın muhatapla aynı konutta oturan tebellüğe ehil kişiye verildiğini usulünce belgelendirir. Bu durumda muhatabın neden dışarıda bulunduğunu her olayda ayrıca araştırmak zorunda değildir.

Buna karşılık aynı konuttaki kişi, muhatabın bir süreliğine başka şehirde bulunduğunu veya geçici olarak başka yere gittiğini açıkça belirtirse, TK m. 20 ile Yönetmelik m. 29’un özel kayıt ve işlem şartları gündeme gelir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 Tarihli Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 tarihli, 2021/60 E., 2023/270 K. sayılı kararında, ödeme emrinin muhatabın adreste bulunmaması nedeniyle aynı çatı altında oturduğu belirtilen kişiye teslim edildiği bir olay incelenmiştir.

Kararda, TK m. 16 ile TK m. 20’nin farklı koşullarına dikkat çekilmiş; muhatabın geçici ayrılmasının ve bu konudaki beyanın belirlenmesi bakımından tebliğ mazbatasının içeriğinin taşıdığı önem üzerinde durulmuştur. Kurul çoğunluğu, somut olayda muhatabın bulunmama sebebi ve geçici ayrılma durumunun usulünce tespit edilmemiş olması yönünden direnme kararını uygun bulmuştur.

Karşı oyda ise TK m. 16 kapsamında, muhatabın adreste bulunmadığının belirtilmesinin yeterli olduğu ve ayrıca bulunmama sebebinin araştırılmasının gerekmediği görüşü savunulmuştur.

Bu karar, m. 16’ya göre gerçekleştirilen her tebligatta otomatik olarak m. 20 işlemlerinin aranacağı şeklinde yorumlanmamalıdır. Hangi hükmün uygulanacağı, mazbatadaki beyana ve muhatap yerine tebligatı alan kişinin hukuki sıfatına göre belirlenmelidir.

Tebligat Hangi Tarihte Yapılmış Sayılır?

TK m. 20’nin en önemli hukuki sonucu, tebliğ tarihinin evrakın kabul edilip edilmemesine göre değişmesidir. Kanun’un son cümlesi ile Yönetmelik m. 29/3 iki ihtimali açıkça düzenler.

1. Yetkili Kişi Tebliğ Evrakını Kabul Ederse

Muhatabın geçici ayrıldığını bildiren yetkili kişi beyanını imzalar ve tebliğ evrakını teslim alırsa, tebligat evrakın bu kişiye verildiği tarihte yapılmış sayılır.

Örneğin aynı konutta oturan ve tebellüğe ehil kişi, muhatabın bir haftalığına başka şehirde bulunduğunu bildirerek evrakı 1 Ekim tarihinde imza karşılığında teslim almışsa, diğer şartların da bulunması kaydıyla tebliğ tarihi 1 Ekim’dir.

Bu durumda muhatabın gerçekten bir hafta sonra dönmesi veya evrakı daha sonraki bir tarihte okuması, usulüne uygun yapılmış tebligatın tarihini kendiliğinden değiştirmez.

2. Beyan İmzalanmaz veya Evrak Kabul Edilmezse

Muhatabın geçici ayrıldığını bildiren yetkili kişi beyanını imzalamaktan veya tebliğ evrakını kabul etmekten kaçınırsa, tebliğ memuru bu durumu tutanağa geçirip imzalar. Ardından TK m. 20’nin m. 21’e yaptığı gönderme uyarınca evrakı yetkili muhtar, ihtiyar heyeti üyesi veya kolluk görevlisine imza karşılığında teslim eder ve gerekli ihbarnameyi adresteki kapıya yapıştırır.

Bu özel durumda tebliğ, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihten on beş gün sonra yapılmış sayılır.

Örneğin usulüne uygun işlemler sonucunda ihbarname 1 Ekim tarihinde kapıya yapıştırılmışsa, TK m. 20 kapsamında tebliğ tarihi 16 Ekim olur. On beş günlük süre, muhatabın cevap vermesi için tanınmış ayrı bir yargılama süresi değil, tebligatın yapılmış sayılacağı tarihin belirlenmesine ilişkin özel bir süredir.

Tebliğ tarihi karşılaştırması

İşlemTebliğ tarihi
TK m. 20 kapsamında yetkili kişinin evrakı kabul etmesiEvrakın teslim edildiği gün
TK m. 20 kapsamında imza veya kabulden kaçınma üzerine kapıya ihbarname yapıştırılmasıYapıştırma tarihinden 15 gün sonra
Bağımsız olarak TK m. 21/1’e göre usulüne uygun işlem yapılmasıİhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı gün

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.10.2023 Tarihli Kararı

Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 24.10.2023 tarihli, 2023/12888 E., 2023/23051 K. sayılı kararında, sanığa ait kararın aynı konutta yaşayan yakınına 27.04.2022 tarihinde imza karşılığı teslim edilmesi değerlendirilmiştir.

Daire, TK m. 16 ve m. 20 ile Yönetmelik m. 29 hükümlerini birlikte inceleyerek, yetkili kişinin evrakı imza karşılığı kabul etmesi halinde tebliğin teslim tarihinde gerçekleşeceğini; on beş günlük özel sonucun ise kabulden veya imzadan kaçınma üzerine ihbarname yapıştırılması durumuyla ilgili olduğunu kabul etmiştir.

Dolayısıyla TK m. 20’nin uygulanması, her olayda tebliğ tarihinin on beş gün ertelenmesi anlamına gelmez.

Tebliğ tarihi belirlendikten sonra başlayacak itiraz, cevap veya kanun yolu süresinin nasıl hesaplanacağı ise ilgili usul kanununa göre belirlenir. Bu ikinci aşama, tebligata bağlı hukuki sürelerin hesaplanması kurallarıyla ilgilidir. Tebliğ tarihinin tatil gününe rastlaması ile bir başvuru süresinin son gününün tatile rastlaması da aynı hukuki mesele değildir.

TK m. 20 ile m. 21 Arasındaki İlişki

TK m. 20 ve m. 21, birbirleri yerine sınırsız biçimde uygulanabilecek hükümler değildir. Her iki düzenlemenin başlangıç koşulları ve tebliğ tarihi sonuçları farklıdır.

TK m. 20’de yetkili kişinin geçici ayrılma beyanı esas alınır. Bu kişinin imzadan veya kabulden kaçınması halinde m. 21’deki teslim ve ihbarname işlemlerine geçilir. Buna karşılık TK m. 21/1, genel olarak muhatabın ve onun adına tebellüğe yetkili kişilerin adreste bulunmaması veya tebellüğden kaçınması durumunu düzenler.

Örneğin tebliğ memuru adrese geldiğinde kapı kapalıysa ve adreste tebligatı almaya yetkili başka bir kişi de yoksa, yalnız komşunun muhatabın şehir dışında bulunduğunu söylemesi TK m. 20’ye göre doğrudan komşuya tebliğ yapılmasına imkân vermez. Komşu, sırf bu sıfatıyla m. 20’deki tebellüğe yetkili kişilerden değildir.

Bu durumda TK m. 21/1 kapsamında adreste bulunmama ve tebellüğden kaçınma şartlarının ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Bir komşudan bilgi alınması ile bir komşuya tebligat yapılması birbirinden farklı işlemlerdir.

Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2018 Tarihli Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.12.2018 tarihli, 2017/2299 E., 2018/1853 K. sayılı kararında, boşanma davasına ilişkin dilekçenin tebliği sırasında muhatabın tatile gittiğinin komşusu tarafından bildirilmesi ve evrakın muhtara bırakılması incelenmiştir.

Kurul, TK m. 20 kapsamında geçici ayrılma beyanının kanunun saydığı yetkili kişilerden gelmesi gerektiğini; komşunun bu kişiler arasında bulunmadığını belirterek somut tebligatı usulsüz değerlendirmiştir. Bununla birlikte davalının mahkeme dosyasından daha önce haberdar olduğunu ortaya koyan dilekçesi nedeniyle öğrenme tarihi esas alınmış ve yetki itirazının süresinde olduğu kabul edilmiştir.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.09.2024 Tarihli Kararı

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.09.2024 tarihli, 2024/1667 E., 2024/6913 K. sayılı kararında ise komşunun muhatabın geçici olarak şehir dışına gittiğini bildirdiği bir ödeme emri tebligatı farklı somut koşullarla incelenmiştir.

Daire çoğunluğu, sadece şehir dışına çıkıldığının bildirilmesinden muhatabın dağıtım günü adrese dönmeyeceği sonucunun zorunlu olarak çıkarılamayacağını değerlendirmiş; haber bırakılan komşunun adresinin mazbatada ayrıca yazılmasının kanuni bir zorunluluk olmadığına dayanarak usulsüzlük şikâyetinin reddi gerektiğine karar vermiştir.

Karşı oyda ise muhatabın geçici olarak şehir dışında olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle TK m. 21 usulünün uygulanamayacağı ve yapılan işlemin usulsüz olduğu savunulmuştur.

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, komşunun şehir dışında bulunma beyanından hareketle tebligatı her durumda geçerli veya her durumda usulsüz saymak isabetli değildir. Muhatabın adrese dönme durumu, adreste yetkili başka bir kişinin bulunup bulunmadığı, beyanda bulunanın sıfatı ve mazbatada belgelenen işlemler birlikte incelenmelidir.

Beyanın ve İmzadan Kaçınmanın Belgelendirilmesi

TK m. 20 kapsamında tebligatın geçerliliği yalnızca evrakın bir kişiye bırakılmasına bağlı değildir. Geçici ayrılmanın ve tebliğ işlemlerinin usulüne uygun olarak belgelendirilmesi gerekir.

Uygulama Yönetmeliği m. 29/1 uyarınca tebliğ memuru, muhatabın hangi nedenle geçici olarak adresten ayrıldığını, beyanda bulunan kişinin adı ve soyadı ile sıfatını tutanağa yazar.

Örneğin muhatap yerine evrakı alan kişinin kimliği belirtilmiş ancak aynı konutta oturduğu, işyerinin daimi çalışanı olduğu veya ilgili kurumun yetkili amiri sıfatını taşıdığı açıklanmamışsa, tebellüğ yetkisinin denetlenmesinde sorun ortaya çıkabilir.

Tebliğ mazbatasının zorunlu unsurları ve ispat gücü bakımından TK m. 23 ile Yönetmelik m. 35 de gözetilmelidir. Tebliğ işleminin kime, nerede, ne zaman ve hangi sıfatla yapıldığı, doğrudan belge üzerinden anlaşılabilmelidir.

Beyan Sahibinin İmzadan Kaçınması

Geçici ayrılma beyanında bulunan kişi, beyanının altını imzalamaktan kaçınırsa tebliğ memuru bu durumu mazbataya yazıp kendisi imzalar. TK m. 20, bu halde m. 21’e göre işlem yapılmasını öngörmektedir.

Bununla birlikte Yönetmelik m. 29/2’nin kullandığı bağlaç, beyanı imzalamaktan ve evrakı kabul etmekten birlikte kaçınma ihtimalini ifade etmektedir. Kanun metni ise beyanın imzalanmasından kaçınma ile evrakın kabulünden kaçınmayı ayrı ayrı m. 21’e geçiş sebebi olarak düzenler.

Burada kanun ile yönetmelik arasındaki normlar hiyerarşisi belirleyicidir. Yönetmelikteki ifade, TK m. 20’nin açıkça düzenlediği imzadan kaçınma halini hükümsüz bırakacak veya kanuna yeni bir şart ekleyecek biçimde yorumlanamaz. Bununla birlikte somut olayda kişinin gerçekten neyi imzalamaktan kaçındığı, evrakı teslim alıp almadığı ve tebliğ memurunun hangi işlemleri yaptığı ayrı ayrı tespit edilmelidir.

Yalnızca mazbataya genel bir imtina ibaresi yazılması, tamamlandığı ileri sürülen bütün işlemlerin kanıtlandığı anlamına gelmez. M. 21 usulüne geçilmişse muhtar veya kolluğa teslim ve kapıya ihbarname yapıştırılması da usulüne uygun olarak belgelenmelidir.

Muhatabın Ne Zaman Döneceği Araştırılmalı mı?

Muhatabın adrese ne zaman döneceği, TK m. 20 ile m. 21 arasındaki ayrımın doğru yapılabilmesi için önemlidir. Bununla birlikte Kanun m. 20’de bütün olaylar için bağımsız ve açıkça belirlenmiş bir dönüş tarihi yazma şartı bulunmamaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2023 tarihli, 2023/222 E., 2023/392 K. sayılı kararında, geçici ayrılma durumunda tebliğ memurunun muhatabın ne zaman döneceğini de sorması gerektiği açıklanmıştır. Kararda, TK m. 20 ile m. 21 arasındaki ayrımın belirlenmesinde geçici ayrılmanın süresi ve niteliğine dikkat çekilmiştir.

Somut olayda muhataba ait karar, aynı konutta oturduğu bildirilen çalışana teslim edilmiş; ancak muhatabın gerçekten yurt dışında bulunup bulunmadığı, bu durumun geçici mi kalıcı mı olduğu ve evrakı alan kişinin tebellüğe yetkili sıfat taşıyıp taşımadığı yeterince araştırılmamıştır. Ceza Genel Kurulu, bu maddi olguların araştırılması gerektiğine karar vermiştir.

Dolayısıyla tebliğ memurunun muhatabın dönüş tarihine ilişkin bilgi edinmesi, işlemin doğru hukuki hükme dayandırılmasına hizmet eder. Özellikle uzun süreli tatil, hastanede yatış veya şehir dışı görevlendirme gibi olgularda bu bilginin bulunmaması usulün denetlenmesini güçleştirebilir.

Ancak dönüş tarihinin mazbatada açıkça yer almaması ile kanunun zorunlu tuttuğu beyan, kimlik, sıfat veya teslim bilgilerinin hiç bulunmaması aynı eksiklik değildir. Usulsüzlük değerlendirmesi, işlemin dayandığı maddeye ve mevcut belgelere göre yapılmalıdır.

İşyerinde ve Diğer Özel Yerlerde Geçici Ayrılma

İşyerinde Çalışanın Geçici Ayrılma Beyanı

Meslek veya sanatın devamlı olarak icra edildiği işyerinde muhatap bulunmazsa TK m. 17 kapsamında daimi çalışana tebligat yapılabilmesi mümkündür. Çalışanın muhatabın geçici olarak başka bir yerde bulunduğunu bildirmesi halinde TK m. 20’nin koşulları da gündeme gelir.

Örneğin işyerinde sürekli çalışan bir personelin, muhatabın birkaç günlüğüne başka bir ilde görevlendirildiğini açıklaması, sırf muhatabın o anda işyerinde bulunmadığının belirtilmesinden farklıdır.

Bu durumda işyerindeki daimi çalışanın tebellüğ yetkisi belirlendikten sonra geçici ayrılma beyanı, evrakın kabulü ve tebliğ tarihi ayrıca değerlendirilmelidir. İşyerinde karşılaşılan herhangi bir kişinin açıklaması, onun tebligatı kabul etmeye yetkili olduğunu göstermez.

Tüzel Kişilerde Çalışanın Beyanı

TK m. 13, tüzel kişi adına tebligatı almaya yetkili kişinin mutat iş saatlerinde bulunmaması veya evrakı alamaması halinde belirli çalışanlara tebliğe imkân verir. TK m. 20 kapsamında bir beyan söz konusu olduğunda, çalışanın yetkili sıfatı ve tebligatın tüzel kişi adına hangi sırayla gerçekleştirildiği belgelenmelidir.

Şirket temsilcisinin toplantıda bulunması ile birkaç günlüğüne başka bir yerde görev yapması farklı olgulardır. Ayrıca bir tebligatın şirketin elektronik tebligat adresine yapılmasının zorunlu olduğu durumlarda, fizikî tebligata ilişkin m. 13 ve m. 20 kuralları tek başına elektronik tebligat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Askerî Birlikler ile Otel, Hastane ve Fabrikalarda Tebligat

TK m. 14 ve m. 18 kapsamında tebligatın belirli askerî veya idari görevliler aracılığıyla gerçekleştirilmesi öngörülmüştür. Bu kişiler muhatabın geçici olarak başka yerde bulunduğunu bildirirse TK m. 20’nin ortak hükmü de uygulanabilir.

Ancak muhatabın gerçekten ilgili birlik veya kurumla bağlantılı olması ve beyanı veren kişinin kanunun aradığı yetkiyi taşıması gerekir. Bir otelin resepsiyonunda, fabrikanın girişinde veya askerî birliğin kapısında bulunan herhangi bir kişiden alınan bilgi, tek başına m. 20’ye göre geçerli tebligat sonucunu doğurmaz.

Ceza infaz kurumunda bulunan tutuklu veya hükümlü bakımından ise TK m. 19 ve Yönetmelik m. 28’de özel kurallar bulunduğundan, bu kişilere yapılacak tebligatta kurum müdürü veya yetkili memur aracılığıyla işleyen ceza infaz kurumu tebligat usulü esas alınmalıdır.

Geçici Ayrılma Beyanı Gerçeğe Aykırıysa Ne Olur?

Geçici ayrılma beyanının gerçeğe aykırı olması, tebligatın geçerliliğinin ve tebliğ tarihinin ayrıca incelenmesini gerektirebilir. Bunun için yalnızca muhatabın beyanda bulunan kişiyi tanımadığını veya tebligatı kendisinin almadığını söylemesi yeterli görülmeyebilir; olayın özelliğine göre tebligat mazbatası ve karşı deliller incelenir.

Örneğin muhatap geçici olarak şehir dışında bulunduğu belirtilmesine rağmen tebliğ tarihinde sürekli başka bir ülkede yaşıyor olabilir. Benzer şekilde evrakı alan kişinin aynı konutta oturduğu yazılmış olsa da nüfus, yerleşim yeri veya diğer kayıtlarla bunun aksinin ortaya konulması mümkündür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2023 tarihli, 2021/60 E., 2023/270 K. sayılı kararında, tebliğ mazbatasında belirtilen hususların aksinin ispatlanabileceği ve bu iddianın somut delillerle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Ancak burada iki ayrı mesele birbirine karıştırılmamalıdır:

  • Şekli eksiklik: Geçici ayrılma beyanının, beyanda bulunan kişinin sıfatının veya kanunen zorunlu başka bir unsurun mazbatada bulunmaması.
  • Maddi gerçeğe aykırılık: Mazbatada belirtilen geçici ayrılma, birlikte oturma veya çalışma olgusunun gerçekte gerçekleşmemiş olması.

Şekli eksiklik doğrudan mazbata üzerinden tespit edilebilirken, maddi gerçeğe aykırılık iddiasında belgenin içeriğiyle çelişen delillerin değerlendirilmesi gerekir. Her iki halde de ulaşılan sonucun tebligatın geçerliliğine etkisi, ilgili kanun hükümlerine göre belirlenir.

Usulsüz Tebligat ve Öğrenme Tarihi

TK m. 20’deki zorunlu işlemlerin yerine getirilmemesi veya tebligatın yetkisiz kişiye teslim edilmesi, usulsüz tebligat sorununu gündeme getirebilir. Bununla birlikte usulsüzlüğün tespit edilmesi, tebligatın her durumda süresiz ve kesin olarak sonuçsuz kalacağı anlamına gelmez.

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 32 uyarınca, usulüne aykırı yapılmış bir tebligat muhatap tarafından öğrenilmişse geçerli kabul edilir ve muhatabın öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi sayılır.

Dolayısıyla geçici ayrılma beyanı yanlış değerlendirilerek tebligat yapılmışsa, öncelikle hangi işlem şartlarının ihlal edildiği belirlenmeli; ardından muhatabın evrakı öğrenip öğrenmediği ve öğrenme tarihini gösteren dosya işlemleri incelenmelidir.

Örneğin geçici olarak tatile giden kişiye yalnız komşu beyanıyla m. 21’e göre tebligat yapılmış olması, somut olayın şartlarına göre usulsüzlük oluşturabilir. Muhatap daha sonra mahkeme dosyasını inceleyip evrakın içeriğini öğrendiğinde ise TK m. 32 kapsamında farklı bir tebliğ tarihi gündeme gelebilir.

Usulsüz tebligatın öğrenme tarihiyle geçerlilik kazanması, geçici ayrılmanın şartlarından bağımsız olarak değerlendirilmesi gereken genel bir tebligat hukuku meselesidir. Özellikle icra takibinde, dava dilekçesinde ve karar tebliğinde usulsüzlüğün ileri sürülme şekli ve başvuru süreleri ilgili yargılama veya takip hükümlerine göre değişebilir.

Bu nedenle tebligat mazbatasında hangi maddenin uygulandığı, evrakın kime verildiği, ihbarnamenin kapıya yapıştırılıp yapıştırılmadığı ve muhatabın gerçekte ne zaman öğrendiği birlikte incelenmelidir. Sadece tebligatın üzerine yazılmış tarih, bu incelemenin yerini tutmaz.

Sık Sorulan Sorular

Muhatabın geçici olarak ayrılması halinde tebligat kime yapılır?

TK m. 20 kapsamında, Kanun’un 13, 14, 16, 17 ve 18. maddelerinde sayılan tebellüğe yetkili kişilere yapılabilir. Beyanda bulunan kişinin yalnızca muhatabı tanıması veya onun geçici olarak nerede olduğunu bilmesi yeterli değildir.

Muhatap şehir dışındaysa tebligat her durumda geçerli midir?

Hayır. Muhatabın şehir dışında olması tek başına tebligatı geçerli veya usulsüz yapmaz. Geçici ayrılmanın niteliği, adreste bulunan kişilerin tebellüğ yetkisi, uygulanan usul ve mazbatadaki kayıtlar birlikte incelenir.

Muhatabın yerine evrakı alan kişi imzalarsa tebliğ tarihi nedir?

TK m. 20 kapsamında tebellüğe yetkili kişi evrakı imza karşılığı kabul etmişse tebliğ tarihi teslim tarihidir. Bu durumda on beş günlük ilave bekleme süresi uygulanmaz.

Muhatabın geçici ayrıldığını bildiren kişi evrakı kabul etmezse ne olur?

Kanunun m. 20’de öngördüğü koşullarla m. 21 usulüne geçilir. Yetkili muhtar veya kolluğa teslim ve kapıya ihbarname yapıştırma işlemleri tamamlanırsa, tebliğ ihbarnamenin yapıştırılmasından on beş gün sonra yapılmış sayılır.

Komşunun muhatabın tatilde olduğunu söylemesi TK m. 20 için yeterli midir?

Hayır. Komşu, sırf komşu olması nedeniyle TK m. 20’de sayılan tebellüğe yetkili kişiler arasında yer almaz. Ancak komşunun beyanı, TK m. 21 kapsamında yapılan adres tahkikatının bir unsuru olabilir. Hangi hükmün uygulanacağı somut koşullara göre belirlenir.

Tebliğ memuru muhatabın ne zaman döneceğini sormalı mıdır?

Geçici ayrılmanın niteliğini ve uygulanacak tebliğ usulünü belirlemek için dönüş zamanına ilişkin bilgi edinilmesi önemlidir. Bununla birlikte yalnızca dönüş tarihinin yazılmamış olmasından hareketle, diğer şartlar incelenmeden her tebligatın usulsüz olduğu sonucuna varılamaz.

Beyan sahibinin adı veya sıfatı mazbatada bulunmuyorsa ne olur?

Yönetmelik m. 29/1, geçici ayrılma beyanında bulunan kişinin adı, soyadı ve sıfatının kaydedilmesini öngörür. Bu bilgilerin bulunmaması, geçici ayrılma işleminin ve tebellüğ yetkisinin denetlenmesini engelleyerek tebligatın usulsüzlüğüne yol açabilir.

TK m. 20’deki on beş gün, cevap veya itiraz süresi midir?

Hayır. On beş gün, m. 20 kapsamında ihbarnamenin kapıya yapıştırılmasıyla gerçekleşen tebliğin yapılmış sayılacağı tarihe ilişkindir. Bundan sonra başlayan cevap, itiraz veya kanun yolu süreleri ilgili usul kanununa göre ayrıca hesaplanır.

Geçici ayrılma nedeniyle tebligat usulsüzse muhatap ne yapmalıdır?

Muhatap, tebliğ mazbatasındaki eksikliği, öğrenme tarihini ve ilgili dosyadaki işlemleri inceleyerek usulsüzlüğü görevli merci önünde süresinde ileri sürmelidir. Başvurunun türü ve süresi, tebligatın icra takibi, hukuk davası, ceza yargılaması veya idari işlemle bağlantılı olmasına göre değişir.

Sonuç

7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 20, muhatabın geçici olarak başka bir yere gitmesi halinde tebligatın yapılamamasını önleyen, ancak uygulanması belirli kişilerin yetkisine ve sıkı belgelendirme şartlarına bağlanmış özel bir hükümdür.

Bu hükmün uygulanmasında en önemli ayrım, yetkili kişinin evrakı teslim alması halinde tebliğ tarihinin teslim günü; imza veya kabulden kaçınma üzerine usulüne uygun biçimde kapıya ihbarname yapıştırılması halinde ise on beş gün sonrası olmasıdır. Genel TK m. 21/1 tebliğindeki yapıştırma tarihi kuralı, bu özel sonuçla karıştırılmamalıdır.

Somut olayda muhatabın geçici mi yoksa sürekli mi ayrıldığı, beyan sahibinin gerçekten tebellüğe yetkili olup olmadığı, mazbatanın düzenlenme şekli ve izlenen işlemler bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu ayrımlar, tebligat hukukunun genel ilkeleri ve özel tebliğ usulleri içinde hukuki dinlenilme hakkının korunmasına ve başvuru sürelerinin doğru belirlenmesine hizmet eder.

Geçici ayrılma nedeniyle gerçekleştirilen tebligatın hukuka uygunluğu, yalnız tebliğ memurunun kullandığı madde numarası veya genel bir açıklama üzerinden değil, kanunun aradığı bütün koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenerek belirlenmelidir.

Yazar Avukat Fatih SEFER