İmza atamayacak durumda olanlara tebligat, muhatabın imza atacak kadar yazı bilmemesi veya fiilen imza atamaması hâlinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 24. maddesi uyarınca tanık huzurunda parmak bastırılarak yapılan özel tebliğ işlemidir. Önce sol elin başparmağı kullanılır; kanunda öngörülen yokluk hâllerinde diğer parmaklara geçilir. İki eli bulunmayan muhataba ise evrak bizzat verilir. Her durumda işlemin nasıl yapıldığı, tanığın kimliği ve imzası tebliğ mazbatasında gösterilmelidir. Bununla birlikte yalnızca okuma yazma bilmemek, kişinin imza atamayacağı anlamına gelmez; özel usulün gerekip gerekmediği somut durum üzerinden değerlendirilir.
Tebligat Kanunu m. 24 ve Yönetmelik m. 37: Hukuki dayanak
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 24. maddesi, imza atamayan kişinin evrakı teslim alabilmesini ve bu teslimin sonradan denetlenebilmesini birlikte güvenceye alır. Hüküm, parmağın bastırılmasıyla yetinmez; işlemin belirlenen bir kişinin huzurunda yapılmasını, durumun tebliğ mazbatasında açıklanmasını ve hazır bulunan kişinin de mazbatayı imzalamasını ister.
7201 sayılı Tebligat Kanunu m. 24 — hükmün özeti: İmza edecek kadar yazı bilmeyen veya imza edemeyecek durumda bulunan kişiye, komşularından birinin huzurunda sol elinin başparmağı bastırılarak tebliğ yapılır. Bu parmağı yoksa aynı elin başka bir parmağı, sol eli yoksa sağ elin başparmağı, o da yoksa diğer parmaklarından biri kullanılır. İki eli de yoksa evrak kendisine verilir. Durum mazbataya yazılır ve hazır bulunan kişiye imzalatılır. Okuryazar komşu bulunmaması veya komşunun imzadan kaçınması hâlinde muhtar, ihtiyar heyeti üyesi yahut kolluk görevlisi çağrılır.
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 37/1 — hükmün özeti: Kanundaki sırayı ayrıntılandırır. Özellikle (c) bendi, bastırılan el ve parmağın, bunun sebebinin, iki elin bulunmaması hâlinde evrakın muhataba verildiğinin ve işlemin huzurunda yapıldığı kişinin kimliğinin mazbataya yazılmasını; hazır bulunan kişinin de imzasının alınmasını düzenler.
Yönetmeliğin 37. maddesi, 25 Ocak 2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik içinde yer alır. TK m. 24’teki özel şekil, tebligatın muhataba ulaştırılması ve usulüne uygun biçimde belgelendirilmesine ilişkin genel sistemin bir parçasıdır; muhatabın bilgi edinme hakkı ile tebligatın ispatı birlikte korunur.
Özel tebligat usulü kimlere uygulanır?
TK m. 24 iki ihtimali kapsar: kişinin imza atacak kadar yazı bilmemesi ve yazı bilgisi bulunsa bile tebliğ sırasında imza atamayacak durumda olması. Örneğin elini kullanmasını engelleyen bir yaralanma, ameliyat sonrası geçici kısıtlılık veya kalıcı bedensel durum, somut olarak imza atmayı engelliyorsa özel usul gündeme gelir. Kanunda bu bakımından engelin mutlaka sürekli olacağına ilişkin bir şart yoktur.
Ancak okuryazar olmamak ile imza atamamak aynı şey değildir. Kişi metin okuyup yazamasa da kendine özgü bir imza atabiliyor olabilir. Bu durumda yalnızca okuryazarlık eksikliğinden hareketle geçerli bir imzalı tebligatın usulsüz olduğu sonucu çıkarılamaz. Yargıtay’ın ilgili kararlarında aranan ölçüt, kişinin genel eğitim durumu değil, imza atabilecek durumda olup olmadığı ve tebliğde fiilen hangi işlemin yapıldığıdır.
Görme veya işitme engelli olmak da tek başına parmak izi usulünü zorunlu kılmaz. Muhatabın imza atma imkânı, tebliğ evrakını kavrayabilmesi ve varsa farklı bir özel kanun hükmü somut olayda ayrı ayrı dikkate alınmalıdır. İşlemin amacı, kişinin fiziksel veya eğitimsel durumunu soyut biçimde sınıflandırmak değil, geçerli teslimi usulüne uygun biçimde gerçekleştirmektir.
Tebliğ memuru imza atamama durumunu nasıl belirler?
Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik m. 36, tebliğ memuruna muhatabın veya onun adına tebligatı alabilecek kişinin kimliğini ve ilgili tebellüğ koşullarını inceleme yetkisi verir. Tebliğ anında kişinin beyanı, imza atma teşebbüsü, mevcut bedensel durum ve mazbataya geçirilebilecek gözlemler bu değerlendirmenin dayanağı olabilir.
Tebliğ memurunun muhatap hakkında kendiliğinden okul veya nüfus kayıtları üzerinden genel bir okuryazarlık soruşturması yapma yükümlülüğü bulunmaz. Buna karşılık muhatap imza atamadığını açıklıyorsa, işlem hiçbir açıklama yapılmadan sıradan bir imza işlemi gibi gösterilemez. Şartlar gerçekleştiğinde TK m. 24’teki tanıklı yöntem uygulanmalı; hangi nedenle uygulandığı kayıt altına alınmalıdır.
Tebligatın muhatap yerine başka bir kişiye yapılmasında da tebellüğ eden kişinin imza atıp atamadığı önem kazanabilir. Burada önce muhatap yerine aynı konutta oturan kişiye teslimin kanuni koşulları, ardından gerçekten teslim alan kişinin imza durumu incelenir. TK m. 24, teslim almaya yetkili olmayan kişiyi sırf parmak izi bastırıldığı için yetkili hâle getirmez.
Parmak basma sırası nasıldır?
Kanun ve Yönetmelik, hangi parmağın kullanılacağını tebliğ memurunun serbest tercihine bırakmamıştır. Sıra şöyledir:
- Sol elin başparmağı: Kural olarak ilk kullanılacak parmaktır.
- Sol elin diğer bir parmağı: Sol başparmak bulunmuyorsa kullanılır.
- Sağ elin başparmağı: Sol el bulunmuyorsa bu parmağa geçilir.
- Diğer parmaklardan biri: Sağ başparmak da bulunmuyorsa kullanılır.
Bu sıralama Kanunda fiziksel yokluk hâlleri üzerinden kurulmuştur. Bu nedenle, sol başparmak mevcutken yalnız kolaylık sağlamak amacıyla sağ başparmağın kullanılması doğru değildir. Tercih edilen parmak ve kuraldan sapılmasını gerektiren somut neden, Yönetmelik m. 37/1-c uyarınca mazbatada açıklanmalıdır.
Geçici alçı veya benzeri durumlarda parmak mevcut olsa bile basma işleminin fiilen mümkün olmaması ayrıca değerlendirilmelidir. Kanunun «el veya parmağın yokluğu» için getirdiği sıranın, bütün geçici kullanım güçlüklerine otomatik olarak uygulanabileceği varsayılamaz. İşlemi yapan görevlinin somut engeli açıklaması; özel usulün güvenli biçimde tamamlanamaması hâlinde de tebliği yapılmış gibi göstermek yerine durumu mercie bildirmesi gerekir.
İki eli bulunmayan kişiye tebligat nasıl yapılır?
İki eli de bulunmayan kişinin parmak izi vermesi aranmaz. TK m. 24’ün üçüncü fıkrası ve Uygulama Yönetmeliği m. 37/1-b uyarınca tebliğ evrakı doğrudan muhataba verilir. Parmak izi alınamaması, tek başına tebligatın yapılamayacağı anlamına gelmez; kanun bu hâl için alternatif teslim biçimini açıkça düzenlemiştir.
Tanık düzeni ve belgelendirme ise ortadan kalkmaz. Mazbatada iki elin bulunmadığı, evrakın muhataba verildiği, işlemin hangi tarihte ve yerde yapıldığı, huzurda bulunan kişinin kimliği ve imzası yer almalıdır. Fiziksel yokluğun yanı sıra muhatabın hukuken tebellüğe ehil olup olmadığı konusunda ayrı bir sorun varsa yalnız bu maddeye dayanılarak işlem sonuçlandırılamaz.
Parmak izi işleminde tanık olarak kim bulunmalıdır?
İlk tercih okuryazar bir komşudur. Komşunun işlem sırasında hazır bulunması ve tebliğ mazbatasını imzalaması gerekir. Bu kişi muhatabın yerine tebliğ alan kişi değil; muhataba yapılan özel usulün gerçekleştiğini doğrulayan kişidir. Dolayısıyla komşunun evrakı sonradan görmesi veya memurun yalnızca «komşuya soruldu» kaydı düşmesi, TK m. 24’ün aradığı hazır bulunma koşulunun yerine geçmez.
Okuryazar komşu bulunamazsa veya bulunan komşu imzalamaktan kaçınırsa tebliğ memuru mahalle veya köy muhtarını, ihtiyar heyeti ya da meclisi üyesini yahut kolluk görevlisini çağırır. Bu kişiler özel usule tanıklık etmek üzere tebliğ sırasında hazır bulunur. Komşunun bulunamadığı veya imzadan kaçındığı olgusunun ve çağrılan kişinin sıfatının mazbataya yazılması, kanundaki sıranın denetlenmesini sağlar.
TK m. 24’te tanığın görevi ile TK m. 21/1’de adreste bulunmama veya tebellüğden kaçınma hâlinde yürütülen işlemler farklıdır. Birinci durumda tanık, muhatabın huzurunda yapılan tebliği doğrular; ikinci durumda kanuni koşullar gerçekleşirse evrak belirli kamu görevlilerinden birine teslim edilip kapıya ihbarname yapıştırılır. Bu iki düzen birbirinin yerine kullanılamaz.
Tebliğ mazbatasında hangi bilgiler bulunmalıdır?
Özel usulün hukuken denetlenebilmesi için TK m. 23 ve Uygulama Yönetmeliği m. 35’teki genel kayıtlara, Yönetmelik m. 37/1-c’deki özel bilgiler eklenir. Buna göre mazbatada muhatabın neden imza atamadığı, hangi elin hangi parmağının bastırıldığı ve bunun sebebi; iki el bulunmuyorsa evrakın doğrudan kendisine verildiği; tanığın açık kimliği ve imzası belirtilmelidir. Ayrıca tebliğ yeri ve tarihi ile tebliğ memurunun kimlik ve imza kayıtları da usulüne uygun olmalıdır.
Örneğin yalnızca «parmak izi alındı» açıklaması, hangi parmağın kullanıldığını ve işlemin kimin huzurunda yapıldığını göstermiyorsa özel usulün yerine getirildiği dosyadan denetlenemeyebilir. Aynı şekilde tanığın adı yazılıp imzasının alınmaması, emredici belgelendirme kuralına aykırılık oluşturur. Mazbata incelemesinde bir kayıt eksikliğinin hukuki sonuca etkisi, eksikliğin hangi zorunlu işlemin varlığını belirsiz bıraktığı üzerinden değerlendirilir.
İmza atamama hâline özgü bu kayıtlar ile tebliğ mazbatasının bütün tebligatlar için geçerli genel unsurları ve ispat gücü birbirini tamamlar. İmza veya tanık uyuşmazlığında tebliğin yapıldığı sıradaki belgeler, mazbata, gerektiğinde ilgili resmî kayıtlar ve diğer ispat araçları birlikte değerlendirilir.
İmza atamama ile kanuni temsil ve muhatap yerine teslim arasındaki fark
İmza atamama, tek başına fiil ehliyetinin veya ayırt etme gücünün bulunmadığı anlamına gelmez. Eli alçıda olan yetişkin ya da imza atacak kadar yazı bilmeyen bir kişi, ayırt etme gücüne sahip olabilir ve tebligatı şahsen alabilir. Bu kişiye vasi atanmış olduğu veya her durumda kanuni temsilcisine tebligat yapılması gerektiği varsayılamaz.
Gerçekten kanuni temsilci aracılığıyla işlem yapılması gereken hâllerde ise veli, vasi veya diğer kanuni temsilciye tebligatın koşulları ayrıca uygulanır. Muhatabın bilinç kaybı veya ayırt etme gücü bakımından ciddi tereddüt bulunuyorsa, yalnızca parmağının bastırılması hukuken geçerli tebliğ yapıldığını göstermeye yetmez; tebliği çıkaran merci muhatabın temsil durumunu ve uygulanacak yöntemi değerlendirmelidir.
Muhatap bir hastanede yatıyorsa ayrıca hastane gibi sınırlı erişime tabi yerlerde tebligata ilişkin TK m. 18 kuralları gündeme gelebilir. Hastanenin yetkili idarecisinin muhataba ulaşmayı sağlaması ile muhatabın kişisel olarak imza atamaması iki ayrı hukuki sorundur; biri diğerinin koşullarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Muhatap parmak basmayı veya evrakı almayı reddederse ne olur?
Parmak basmaktan kaçınma ile tebliğ evrakını almaktan kaçınma aynı olay değildir. TK m. 24, yalnızca parmak izi vermeme hâlinde kendiliğinden yeni bir tebliğ tarihi belirleyen özel bir hüküm içermez. Muhatap evrakı fiilen kabul etmiş ancak parmak basmak istememişse tebliğin hangi şekilde gerçekleştiği ve belgelendiği ayrıca değerlendirilmelidir; sırf parmak basmama olgusundan otomatik olarak TK m. 21 sonucuna gidilemez.
Muhatap gerçekten tebellüğden kaçınıyorsa, TK m. 21/1’in şartları çerçevesinde işlem yapılması mümkündür. Bu usulde evrak, kanunda belirtilen muhtar, ihtiyar heyeti üyesi veya kolluk görevlisine imza karşılığında teslim edilir ve gerekli ihbarname kapıya yapıştırılır. Uygun şekilde tamamlanan TK m. 21/1 işleminde tebliğ tarihi ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. TK m. 20’de geçici ayrılmaya bağlı bazı işlemler için öngörülen on beş günlük özel kural, TK m. 24’e veya TK m. 21/1’deki genel imtina hâline taşınamaz.
Komşunun tanık olarak imzadan kaçınması ise muhatabın tebellüğden kaçınmasından farklıdır: bu durumda TK m. 24 gereğince uygun resmî tanık çağrılarak aynı özel teslim yöntemine devam edilir. Tanığın imzadan kaçınması, tek başına muhatabın evrakı reddettiğini göstermez.
Somut uygulama örnekleri
Örnek 1: Sol başparmak mevcut, muhatap imza atamıyor
Okuma yazma bilgisi olsa da elindeki sağlık sorunu nedeniyle imza atamayan bir kişiye tebligat yapılırken sol başparmakla usulüne uygun parmak basma imkânı varsa, okuryazar bir komşu huzurunda bu yöntem uygulanır. Tanığın kimliği, imzası, işlemin nedeni ve kullanılan parmak mazbataya yazılır. Tebliğ tarihi, tamamlanan fiilî teslimin mazbatada gösterilen tarihidir.
Örnek 2: Sol başparmak bulunmuyor
Muhatabın sol başparmağı yoksa doğrudan sağ başparmağa geçilmez; önce sol elin başka bir parmağı kullanılır. Bu seçimin nedeni mazbatada açıkça kaydedilir. Sol el hiç yoksa sağ başparmak sırasına geçilir.
Örnek 3: Okuryazar komşu bulunamıyor
Tebliğ memuru, uygun tanığın bulunamadığını belgelendirerek muhtar, yetkili heyet/meclis üyesi veya kolluk görevlisini tebliğ mahalline davet eder. Muhatabın parmağı ancak bu kişinin huzurunda bastırılır ve hazır bulunan kişinin imzası alınır. Evrakın komşu veya muhtara bırakılması, TK m. 24’teki şahsen tebliğ yönteminin yerini tutmaz.
Örnek 4: Muhatabın iki eli bulunmuyor
Kanunun özel istisnası uyarınca parmak izi aranmaz. Muhatabın kendisine evrak verilir; iki elinin bulunmadığı ve teslimin tanık huzurunda yapıldığı mazbataya yazılır. Bu örnekte de kimlik, teslim tarihi ve tanık imzası önemini korur.
Yargıtay kararlarında TK m. 24 nasıl uygulanıyor?
Okuryazar olmamak tek başına imza atamamak değildir
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 24.05.2011 tarihli, E. 2011/12325, K. 2011/10396 sayılı kararı, bir ödeme emrinin borçlunun eşine imza karşılığı tebliğiyle ilgilidir. Borçlu, eşinin okuryazar olmadığını ileri sürmüştür. Daire, okuryazar olmayan bir kişinin yine de imza atabileceğini belirterek yalnız okuryazarlık eksikliğinden hareketle TK m. 24’e aykırılık bulunduğu kabulünü doğru görmemiştir. Bu karar, özel usulün eğitim durumuna ilişkin soyut bir karineyle değil somut imza imkânıyla bağlantılı olduğunu ortaya koyar.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 27.10.2025 tarihli, E. 2025/3038, K. 2025/3595 sayılı kararı da gerekçeli kararın tebliği ve istinaf başvurusunun süresine ilişkin uyuşmazlıkta benzer bir ayrıma dayanmıştır. Daire, tebliğ memurunun kendiliğinden okuryazarlık araştırması yapma yükümlülüğü bulunmadığını, imza atacak kadar yazı bilmemekle okuryazar olmamanın eş anlamlı tutulamayacağını açıklamış; somut olayda davalının imzasının alındığına ilişkin bir itiraz bulunmadığını da değerlendirerek usulsüz tebliğ iddiasını kabul etmemiştir. Böylece imza ile gerçekleşen teslimin her durumda parmak iziyle değiştirilmesi gerektiği yönünde bir kural benimsenmemiştir.
Eksik parmak izi ve tanık kaydı işlemi sakatlar
Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 28.04.2022 tarihli, E. 2021/10748, K. 2022/7826 sayılı kararı, kamulaştırmaya ilişkin tebligatların parmak iziyle yapıldığı, ancak hangi parmağın kullanıldığı, bunun sebebi ve işlemin huzurunda yapıldığı komşunun açık kimliği ile imzasının mazbatalarda bulunmadığı bir uyuşmazlığa ilişkindir. Daire, bu eksiklikler nedeniyle ilgili noter tebligatlarının TK m. 24’e uygun olmadığını belirlemiş ve bu hususun esas hakkında verilecek karara etkisini gözetmiştir. Karar, parmak izi izinin tek başına yeterli olmayıp kanundaki tanık ve kayıt koşullarının da aranacağını göstermektedir.
Bu içtihatların birlikte ortaya koyduğu ayrım şudur: İmza atabilen kişiden gerçekten imza alınmışsa yalnız okuryazarlık düzeyi üzerinden usulsüzlük sonucuna gidilemez; buna karşılık özel parmak izi yöntemine başvurulduğunda kanuni tanık ve mazbata şartları eksiksiz yerine getirilmelidir.
TK m. 24’e aykırı tebligatın sonucu ve başvuru yolu
Tanığın gerekli şekilde hazır bulunmaması, tanık imzasının alınmaması, hangi parmağın kullanıldığının açıklanmaması veya teslimin gerçekte yapılmaması gibi aykırılıklar, tebligatın usule uygunluğunu tartışmalı hâle getirir. İlgili merci önce mazbatayı, fiilî teslimi ve TK m. 24’ün aradığı koşulları inceler. Usulsüzlüğün belirlenmesi, her durumda işlemin hiç gerçekleşmemiş sayılacağı veya sonraki bütün yargılama işlemlerinin kendiliğinden ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
7201 sayılı Kanun m. 32 ve Uygulama Yönetmeliği m. 53 uyarınca, usule aykırı tebligat muhatabın tebliği öğrenmesi hâlinde geçerli olabilir; öğrenme tarihi, kural olarak muhatabın beyan ettiği tarihtir. Muhatap tebligatı öğrenmemişse usulsüz teslim tarihi üzerinden onun aleyhine süre işletilmesi mümkün değildir. Usulsüz tebligatın öğrenme tarihi ve sürelerin başlangıcına etkisi, tebligatın yapıldığı yargı koluna göre ayrıca değerlendirilir.
İcra takibinde tebliğ işleminin usulsüzlüğüne ilişkin şikâyetin yasal dayanağı İcra ve İflas Kanunu m. 16’dır. Kural olarak usulsüz tebligatın öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurulmalıdır. İİK m. 16/2’deki süresiz şikâyet sebepleri ve diğer istisnalar ayrı niteliktedir; sadece TK m. 24’e aykırılık iddiası şikâyeti otomatik olarak süresiz hâle getirmez. Şikâyet kabul edilirse somut işlemin niteliğine göre tebliğ tarihinin düzeltilmesi ve buna bağlı sürelerin yeniden değerlendirilmesi söz konusu olur.
Hukuk ve ceza yargılamasında gerekçeli kararın veya başka bir belgenin m. 24’e aykırı tebliği, kanun yoluna başvuru süresinin hesabını ve savunma hakkının kullanılmasını etkileyebilir. Ancak hangi sürenin başlayacağı, kime tebligat yapılmasının zorunlu olduğu, vekil veya müdafi bulunup bulunmadığı ve uygulanacak usul kanunu birlikte incelenmelidir. İdari yargıda da somut işlemin tebliğine ve davanın türüne bağlı özel süreler dikkate alınır; bütün uyuşmazlıklar için tek bir dava açma süresi bulunmaz.
Uygulamada hata şüphesi varsa ilk adım, tebliğ mazbatasının okunaklı bir örneği ile varsa teslimi gösteren diğer belgelerin edinilmesi; ardından öğrenme tarihi ve başvuru süresi geçmeden ilgili mahkeme veya mercide somut usulsüzlüğün ileri sürülmesidir. Geçersizliği ileri sürülen her tebligat için aynı başvuru yolu veya aynı süre uygulanmaz.
Sık sorulan sorular
Okuma yazma bilmeyen kişinin imzasına tebligat yapılabilir mi?
Evet; kişi imza atabiliyorsa sırf okuryazar olmaması, imzalı teslimi usulsüz kılmaz. TK m. 24’ün ölçütü, kişinin imza atacak kadar yazı bilmemesi veya fiilen imza atamamasıdır.
İmza atamayan kişinin parmak izi alınırken tanık gerekli midir?
Evet. Öncelikle okuryazar bir komşu huzurunda işlem yapılır. Böyle bir komşu bulunmaz veya imzadan kaçınırsa kanunun gösterdiği resmî kişilerden biri çağrılır.
Sol başparmak yerine sağ başparmak kullanılabilir mi?
Keyfî olarak kullanılamaz. Sol başparmak yoksa aynı eldeki başka bir parmak; sol el yoksa sağ başparmak sırasına geçilir ve hangi parmağın neden kullanıldığı mazbataya yazılır.
İki eli olmayan kişiye tebligat yapılamaz mı?
Yapılabilir. TK m. 24 uyarınca evrak kendisine verilir; durum, tanığın kimliği ve imzasıyla birlikte tebliğ mazbatasına kaydedilir.
Tanık olan komşu tebliğ mazbatasını imzalamazsa ne olur?
Komşunun imzalamaktan kaçınması, muhatabın tebellüğden kaçınması değildir. Tebliğ memuru muhtar, yetkili heyet/meclis üyesi veya kolluk görevlisini çağırarak işlemi onun huzurunda tamamlamalıdır.
«Parmak izi alındı» yazılması yeterli midir?
Hayır. Yönetmelik m. 37/1-c, kullanılan el ve parmağın, bunun sebebinin, tanığın kimliğinin ve imzasının gösterilmesini gerektirir. Eksikliklerin hukuki etkisi somut mazbata üzerinden incelenir.
İmza atamayan kişiye otomatik olarak vasi aracılığıyla mı tebligat yapılır?
Hayır. İmza atamama tek başına hukuki ehliyetsizlik veya vesayet sebebi değildir. Kanuni temsilciye tebligat gerekip gerekmediği kişinin hukuki durumuna göre ayrıca belirlenir.
Muhatap tebligat evrakını almayı reddederse on beş gün sonra mı tebliğ edilmiş sayılır?
Hayır. Tebellüğden kaçınma nedeniyle usulüne uygun TK m. 21/1 işlemi yapılırsa tebliğ tarihi ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihtir. On beş günlük kural, farklı koşullara bağlı TK m. 20’ye ilişkindir.
Usulsüz parmak izi tebligatına icra mahkemesinde ne zaman şikâyet edilir?
Kural olarak öğrenmeden itibaren yedi gün içinde. İİK m. 16’daki istisnalar somut olayda ayrıca değerlendirilir; her usulsüz tebligat şikâyeti süresiz değildir.
Sonuç
İmza atamayan kişiye tebligatta TK m. 24 ve Uygulama Yönetmeliği m. 37’nin birlikte uygulanması gerekir. Somut imza imkânının belirlenmesi, parmak seçiminin kanuni sıraya uygun yapılması, tanığın hazır bulundurulması ve bütün işlemlerin mazbataya açıkça yazılması geçerli tebliğin temel güvenceleridir. İki eli bulunmayan kişiye evrak doğrudan verilebilir; okuryazar olmama ise imza atamamanın kesin kanıtı değildir. Uyuşmazlık çıktığında şekle aykırılığın niteliği, muhatabın öğrenme tarihi ve başvurulacak usul yolu birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Yazar Avukat Fatih SEFER